Ne filmdi ama...
Açıkçası,şimdiye dek izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Belki bir Sean Connery hayranı olmamdan kaynaklı, belki de bu kez aradığımı istediğimi ve beklediğimi bulmamdan kaynaklı ya da her ikiside...
Yaşam enerjisinin yeniden keşfi..
Ego savaşları...
Korkularla yüzleşme...
Bir çok konu bir arada işlenmiş..
Tüm bu eğitimlerde öğrendiğim en önemli şey şudur ki; Üstün yetenekli bir bireyle asla egonuzla konuşmayın. Gerçekten iyi bir eğitmen olmak istiyorsanız, önce kendinizi revize etmeniz gereklidir.
Gizli tutkusu yazmak olan 16 yaşında yetenekli bir basketbol oyuncusu olan Jamal'ın, Pulitzer ödüllü çekingen ve kendini herkesten gizleyen içe dönük yazar William Forrester ile tesadüfi tanışması...
Gizli bir yeteneğin ortaya çıkması bazen kendini herkesten gizleyen biri tarafından gerçekleşebilirmiş. Yazma becerisini geliştirmeye yardımcı olan birine belki de verilebilecek en büyük hediye hayatın ne kadar değerli olduğunu yeniden hatırlatmaktır...
Jamal 16 yaşında olmasına rağmen üstün yetenekli bir bireyde rastlayabileceğimiz bir çok özelliği taşıyor. Her şeyden önce, olgun, kendini iyi ifade eden, yaşamla barışık ve tek istediği yapmak istediği şeyi en iyi şekilde yapmak olan genç bir adam...
Forrester ise tüm başarılarına rağmen kendini sakınan, gizleyen, korkularıyla yüzleşemeyen dış dünyaya yalnızca bir merceğin ardından bakarak eşlik eden, sert mizaçlı orta yaşın üstünde bir kenara çekilmiş ölümü bekleyen orta yaşın üstünde bir adam...
Yaşama sert bakış açısını tüm deneyimlerini ve birikimlerini paylaşabileceği bu genç adamla yumuşatan bu adam son günlerinde yeni bir yetenek keşfederek kendinden son bir parçayı belki de onunla bırakıyor.
Duyguluydu hatta ne yalan söyleyeyim filmin sonunda gözyaşlarımı tutamadım.
Öğrenme ve yetkinlik tek taraflı olmazmış bence tüm özet bu :)))
Saygılar
--
Süheyla Görgülü