Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, tarım
arazilerinin parçalanmasını önleyecek kanun tasarısının
gecikmiş bir düzenleme olduğunu ifade ederek, "Gelecekte
bizi çok olumsuz etkilemesi muhtemel bir sorun. Dünyanın
hiçbir gelişmiş ülkesinde böyle bir uygulama yok. Herkes
bunun tedbirini almış. Osmanlı'da da bunun tedbiri vardı.
Arazinin bölünmesi söz konusu değildi" dedi.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda, Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nda
değişiklik öngören kanun tasarısı ile CHP Trabzon
Milletvekili Volkan Canalioğlu'nun Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu'nda değişiklik içeren kanun teklifinin
birleştirilerek, tasarı üzerinden görüşülmeye başlandı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker, görüşmede yaptığı
sunumda, tasarının ülkenin ve tarım sektörünün geleceği
için çok önemli olduğunu düşündüklerini vurgulayarak,
çiftçilerin artık sadece kendileri için değil, bölgesel ve
küresel pazarlar için üretim yaptıklarını söyledi. Gıda ve
tarım ticaretinin giderek geliştiğini, arttığını
vurgulayan Eker, "Dünyadaki bütün ülkelerde durum ne,
nasıl bizi ilgilendiriyor. Çünkü rakip. Ne kadar maliyeti
düşürür, verimli üretim yaparsak uluslararası piyasalarda
rekabet gücümüz artar. Kendi üreticimizi, çiftçimizi de,
kendi pazarlarımızı da kendi tüketicimizi de o oranda
korumuş oluruz" diye konuştu.
Türkiye'nin tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmeye
konu olması sebebiyle son 90 yıl içinde giderek küçülerek
5.9 hektara yani 59 dönüme düştüğünü ifade eden Eker,
İngiltere'de ise ortalama bir tarım işletmesinin
büyüklüğünün 538 dönüm, Fransa'da 521 dönüm, Almanya'da
457 dönüm, İspanya'da 238 dönüm, İtalya'da 76 dönüm, AB
üyesi 27 ülkesinin ortalamasının 126 dönüm, ABD'de ise bu
rakamın bin 818 dönüm olduğuna dikkati çekti.
Bu rakamların Türkiye'nin durumunu gösterdiğini belirten
Eker, "Gelecekte bizi, Türkiye'yi hangi tehlikenin
beklediğini göstermesi açısından çok önemli" dedi.
Eker, Türkiye'de bölünmeden ötürü 9 milyon hektarın çiftçi
kayıt sistemine girmediğine işaret ederek, bunun bir
anlamda üretimin kayıt içinde olmaması, bu çiftçilerin
desteklerden istifade etmemesi ve üretimde verimliliğin
düşmesine yol açtığını kaydetti. Eker, bunlarında milli
ekonomiye olumsuz etkisi bakımından son derece önemi
olduğunu vurguladı.
Eker, 3 milyon tarım işletmesi bulunduğunu, bunun 30
milyon tarım parselinden oluştuğunu ve 30 milyonun malik
sayısının da 40 milyon olduğunu ifade etti. Eker, "Bu 3
milyon işletmenin yüzde 65'i 50 dekarın altında. Biz bu
geçen zaman içinde bölüne bölüne bu hale geldik. Şimdi
buna dur dememiz lazım. Aksi takdirde 21. yüzyılda
Türkiye'de üretim yapılabilecek bir arazi kalmayacak" diye
konuştu.
Tarım arazilerinin parçalanmanın sebep olduğu ekonomik
kaybın yılda 17 milyar lira olduğunu bildiren Eker, "Kayıp
var, zarar var, milli ekonomiye, tarım sektörüne verdiği
büyük zarar var" ifadesini kullandı.
Tasarının içeriğini anlatan Eker, "(Bugüne kadar
neredeydiniz?) diye sorabilirsiniz. 2006 yılından itibaren
bu konu üzerinde çalışıyorum. Bakanlar Kurulu'na 3 defa
bunun sunumunu yaptım. Bu tasarı Türkiye'nin geleceği için
tarihi ve önemli bir adım. 2006'dan itibaren
üniversiteler, kamu kurumlar, STK'lar ile bunun üzerinde
çalışmaya başladık. Bu sorun sosyal anlamda çözülebilir
bir öneriyle gelirse anlamlı olur. Tek başına sorunu tarif
etmek meseleyi çözmüyor. Bunu toplumun geniş kesimleri
tarafından kabul edilebilir bir formül ile çözülmesi
gerekiyor. Biz bunun ayrıntılı çalışmalarını yaptık. En
son 50 bin çiftçi ve muhtar ile anket yapıldı" dedi.
Bu sorunun geçmişte 90 yıllık süreç içinde oluşmuş bir
sorun olduğunu belirten Eker, şöyle devam etti:
"Kanun tasarısı bize göre bu çok gecikmiş bir kanun. Ama
muhakkak suretle Türkiye'nin bunu yapması lazım. Ben
şahsım üzerinde de bunun vebalini hissediyorum. İnanıyorum
ki herkes bunu bu şekilde hissediyor. 80, 90 yıllık
devraldığımız bir sorun. Gelecekte bizi çok olumsuz
etkilemesi muhtemel bir sorun. Dünyanın hiçbir gelişmiş
ülkesinde böyle bir uygulama yok. Herkes bunun tedbirini
almış. Osmanlı'da da bunun tedbiri vardı. Arazinin
bölünmesi söz konusu değildi. Bir bütünün parçalanmasına
izin verilmiyordu. Biz bu sorunla karşılaştık. Bunu
çözmenin vakti geldi, geçti, eğer gıda güvenliğimizi
sağlayacaksak, sağlamaya devam edeceksek. Bunu bizim
mutlaka durdurmamız lazım."
Eker, daha sonra milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Eker, tasarının içeriğinin tek bir siyasi partiyi değil,
tüm milleti ilgilendirdiğini söyledi.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün kapatılmasının
toplulaştırma hizmetlerine olumsuz etkisinin olmadığını
ifade eden Eker, şunları kaydetti:
"Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. Hangi dönemde
kim yapmış olursa olsun. Köy hizmetlerinin de muhakkak
suretle çok kıymetli çalışmaları oldu. Ama 1961 yılından
2002 yılına kadar ki 41 yılda 450 bin hektar toplam
yapılan toplulaştırma var. Bu yılda 10 bin küsur hektara
tekabül ediyor. 2003 tarihinden sonra Türkiye'de
halihazırda bizim başlattığımız ve bitirdiğimiz
toplulaştırma alanı 4 milyon hektar. 2.5 milyon hektar
alanda şu anda çalışma yapılıyor. Toplam 6.5 milyon
hektar. Türkiye'nin toplam toplulaştırılacak alanı 14
milyon hektar. Biz şu anda yılda 1 milyon hektar yapmayı
planlıyoruz."
Eker, toplulaştırmayı bir başka sosyal sorun meydana
getirmeden hassas davranarak yaptıklarını ifade etti.
Eker, 5403 Sayıı Toprak Koruma Kanunu çıktıktan sonra
araziyi tarım arazisi dışına çıkarmak için müracaat eden
ancak izin alınamayan arazi miktarının 500 bin hektarın
üzerinde olduğuna dikkati çekerek, "Eğer bu kanun
çıkmasaydı biz 500 bin hektar arazi daha kaybetmiş
olacaktık. Bu kanunda çok doğru bir şey yaptık" dedi.
Tarım arazilerinin toplulaştırılmasını sağlamaya, tarımsal
üretim ve kalkınmayı artırmaya yönelik Toprak Koruma ve
Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanun'nda değişiklik
öngören kanun tasarısı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonu'nda kabul edildi.
Tasarı, toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım
arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve
yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi
ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter
gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir
kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını
sağlayacak usul ve esasları belirlemeyi amaçlıyor.
Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin
toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri
gözetilerek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
tarafından belirlenecek. Belirlenen asgari büyüklüğe
erişmiş tarımsal araziler, bölünemez eşya niteliği
kazanacak.
Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri,
marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2
hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı
tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük
belirlenemeyecek.
Bakanlık, asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün
koşullarına göre arttırabilecek. Tarım arazileri
Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz
edilemeyecek ve hisselendirilemeyecek. Hazine
taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve
paydaş adedi arttırılamayacak. Ancak, tarım dışı kullanım
izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel
iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiştiği
alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari
tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin
oluşması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüşü
ile daha küçük parseller oluşturulabilecek.
Tarımsal araziler, bölge farklılıkları gözönünde
bulundurularak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle
belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerin
altında ifraz edilemeyecek, bölünemeyecek. Tarımsal
arazilerin bu niteliği şerh konulmak üzere Bakanlık
tarafından ilgili tapu sicil müdürlüğüne bildirilecek.
Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin
hesaplanmasında, aynı kişiye ait ve bakanlıkça aralarında
ekonomik bütünlük bulunduğu tespit edilen tarım arazileri
birlikte değerlendirilecek. Yeter gelirli tarımsal
arazilerin ekonomik bütünlüğe sahip olmayan kısımları
Bakanlığın izni ile satılabilecek. Bilimsel gelişmeler ve
günün koşullarına göre Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar
Kurulu kararı ile değişiklik yapılabilecek.
Mirasa konu tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal
arazilerde mülkiyetin devri esas olacak. Mirasçılar
arasında anlaşma sağlanması halinde, mülkiyeti devir
işlemleri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içerisinde
tamamlanacak.
Mirasçılar, miras bırakanın ölümünden sonra terekede
bulunan tarımsal arazi ve işletmenin mülkiyeti hakkında;
"bir mirasçıya veya yeter gelirli tarımsal arazi
büyüklüklerini karşılaması durumunda birden fazla
mirasçıya", "Türk Medeni Kanunu'na göre kuracakları aile
malları ortaklığına veya kazanç paylı aile malları
ortaklığına", "mirasçılarının tamamının miras payı
oranında hissedarı oldukları Türk Ticaret Kanunu
hükümlerine göre kuracakları bir limited şirkete",
"mülkiyetin üçüncü kişilere" devrine karar verebilecek.
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde,
mirasçılardan her biri yetkili sulh hukuk mahkemesi
nezdinde dava açabilecek. Bu durumda sulh hukuk hakimi,
tarımsal arazi veya işletmenin mülkiyetinin; kişisel
yetenek ve durumları gözönünde tutulmak suretiyle tespit
edilen ehil mirasçıya tarımsal gelir değeri üzerinden
devrine, birden çok ehil mirasçının bulunması halinde,
öncelikle asgari geçimini bu işletmeden sağlayan
mirasçıya, bunun bulunmaması halinde bu mirasçılar
arasından en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya devrine,
ehil mirasçı olmaması halinde, mirasçılar arasından en
yüksek bedeli teklif eden mirasçıya devrine karar
verebilecek.
Birden fazla ehil mirasçı olması ve bu mirasçıların miras
dışı tarımsal arazilere sahip olması durumunda, bu
mirasçıların mevcut arazilerini yeter gelirli büyüklüğüne
ulaştırmak veya bu arazilerin ekonomik olarak
işletilmesine katkı sağlamak amacıyla, hakim tarım
arazilerinin yeter gelir büyüklüğü aranmaksızın bu
mirasçılara devrine karar verebilecek.
Mirasa konu tarımsal işletmenin kendisine devrini talep
eden mirasçı bulunmadığı takdirde, hakim satışına karar
verebilecek. Bu suretle yapılacak satış sonucu elde edilen
gelir, mirasçılara payları oranında paylaştırılacak.
Tarımsal işletme birden çok asgari tarımsal işletme
büyüklüğüne bölünebiliyorsa, sulh hukuk hakimi bunlardan
her birinin mülkiyeti, yukarıda belirtilen hükümler
çerçevesinde mirasçılara ayrı ayrı devredilebilecek. Ehil
mirasçıya ait nitelikler, Bakanlık tarafından yönetmelikle
belirlenecek.
Tarımsal işletme mülkiyetinin mirasçılardan birine
devredilmesinden itibaren 20 yıl içerisinde bu işletmeye
ait arazilerden tamamının veya bir kısmının tarım dışı
kullanım nedeniyle değerinde artış meydana gelmesi
durumunda; devir tarihindeki arazinin parasal değeri tarım
dışı kullanım izni verilen tarihe göre yeniden
hesaplanacak. Bulunan değer ile arazinin yeni değeri
arasındaki fark diğer mirasçılara payları oranında
arazinin mülkiyetini devir alan mirasçı tarafından
ödenecek.
Kamu kurum ve kuruluşları ile finans kurumları, tarımsal
işletme mülkiyetinin belirtilen sürede devredilmediğini,
Bakanlığa bildirecek. Bakanlık mirasçılara 3 aylık süre
verecek. Verilen süre sonunda devir olmaması halinde,
Bakanlık resen veya bildirim üzerine bu yerlerin istemde
bulunan ehil mirasçıya, ehil mirasçı olmaması durumunda en
fazla teklifi veren istekli mirasçıya devri, aksi halde
üçüncü kişilere satılması için ilgili sulh hukuk
mahkemesine dava açabilecek.
Sulh hukuk mahkemeleri nezdinde mirasçılar veya Bakanlıkça
açılacak davalar, her türlü resim ve harçtan muaf olacak.
Sulh hukuk hakimi, mülkiyetin devrini uygun bulduğu
mirasçıya, diğer mirasçıların miras paylarının bedelini
mahkeme veznesine depo etmek üzere 6 aya kadar süre
verecek. Mirasçı tarafından talep edilmesi halinde 6 aylık
ek süre tanınabilecek. Belirlenen süreler içerisinde
bedelin depo edilmemesi ve devir hususunda istekli başka
mirasçı bulunmaması durumunda, sulh hukuk hakimi, tarımsal
arazinin veya tarımsal işletmenin, açık artırmayla
satılmasına karar verebilecek.
Tarımsal işletme mülkiyetinin kendisine devredilmesini
isteyen ve buna ehil tek mirasçı olduğu anlaşılan
mirasçının bu konudaki istem hakkı, ölüme bağlı tasarrufla
ortadan kaldırılamayacak. Mirastan çıkarma, mirastan
yoksunluk ve mirastan feragat halleri saklı olacak. Birden
çok mirasçıda devir koşullarının bulunması halinde,
kendisine devir yapılacak mirasçı ölüme bağlı tasarrufla
belirlenebilecek. Belirlenen bu mirasçıya itiraz edilmesi
durumunda, ehil mirasçı sulh hukuk hakimi tarafından
tespit edilecek. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük
mirasçı bulunması halinde, hakim tarımsal işletmenin
yönetimini dava sonuçlanana kadar ehil gördüğü
mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye tedbiren
verebilecek. Bu takdirde, elde edilen tarımsal gelir,
işletme masrafları düşüldükten sonra mirasçılar arasında
payları oranında dağıtılacak.
Tarımsal işletmeye sıkı şekilde bağlı bir yan sınai
işletme bulunursa, yan sınai işletme ile tarımsal
işletmenin mülkiyeti bir bütün olarak istemde bulunan ve
ehil görülen mirasçıya gerçek değeri üzerinden
devredilecek. Mirasçılardan birinin itiraz etmesi veya
birden çok mirasçının kendisine devir istemesi halinde
sulh hukuk hakimi, her yeter gelirli tarımsal arazi ve yan
sinai işletmenin ekonomik gelir ve bütünlüğünü sürdürme
imkanını ve mirasçıların kişisel durumlarını gözönünde
bulundurarak yan sınai işletmenin birlikte veya ayrı
olarak devrine ya da satışına karar verecek.
Mirasçılar arasında limited şirket kurulması halinde,
tarımsal işletmeye sıkı şekilde bağlı olan yan sınai
işletme de şirketin mal varlığına dahil edilecek.
Tarımsal arazilerin satılması halinde, sınırdaş tarımsal
arazi malikleri de önalım hakkına sahip olacak. Tarımsal
arazi sınırdaş maliklerden birine satıldığı takdirde,
diğer sınırdaş malikler önalım haklarını kullanamayacak.
Önalım hakkına sahip birden fazla sınırdaş tarımsal arazi
malikinin bulunması halinde, hakim tarımsal bütünlük arz
eden sınırdaş arazi malikine önalıma konu tarımsal
arazinin mülkiyetinin devrine karar verecek. Önalım
hakkının kullanılmasında Türk Medeni Kanunu hükümleri
uygulanacak.
Aile malları ortaklığı, kazanç paylı aile malları
ortaklığı veya limited şirketin; herhangi bir nedenle sona
ermesi halinde tasfiye olması, bu ortaklıklara veya
limited şirketlere ait tarımsal arazilerin yeter gelirli
tarımsal arazi büyüklüklerin altında kalacak şekilde
bölünemeyecek.
Bakanlık, gerekli hallerde asgari tarımsal arazi
büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri
toplulaştırabilecek veya bu düzenleme kapsamında
kamulaştırabilecek. Toplulaştırma uygulamalarında,
tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün
altındaki arazilerle birleştirilerek yeter gelirli
tarımsal arazi büyüklüğünde yeni tarımsal araziler
oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler;
öncelikle toplulaştırma veya kamulaştırma konusu olan
arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde,
asgari büyüklükte tarım arazisi bulunmayan yöre
çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden, Maliye Bakanlığı'nca
ilgili mevzuatına göre doğrudan satılacak.
Bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz
paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri,
daha önceki kanun hükümlerine göre tamamlanacak.
Bu maddenin yayımı tarihinden önce tarımsal arazilerin
paylaşımına ilişkin açılan ve halen devam eden davalarda
da önceki kanun hükümleri uygulanacak.
Tasarının yasalaştığı tarihten itibaren 2 yıl içinde
yapılacak devir işlemleri, harçlardan müstesna olacak. Bu
süre, Bakanlar Kurulu tarafından 2 yıl uzatılabilecek.
Tasarıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na 351'i
taşrada olmak üzere toplam 489 kadro da ihdas ediliyor.
Tasarının gerekçesinde, Türk Medeni Kanununu'nda "tarımsal
işletmeye ait tarım arazilerinin mirasçılardan birine
özgülenmesi" sistemi yerine "tarımsal işletmeye ait tarım
arazilerinin mülkiyetinin tek bir mirasçıya devredilmesi"
sistemine geçilmesinin uygun olacağı düşünülerek tasarının
hazırlandığı belirtildi.
|