Re: [mulkiyeistanbul] Re: Nihat Genç yazısı (nerde kendini bilmez çocuklar bir gece ansızın çekip gittiler. yankısı bize kaldı)

14 views
Skip to first unread message

Murat Utkucu

unread,
Jan 30, 2013, 8:12:34 AM1/30/13
to mülkiyeizmir, utku...@googlegroups.com


30 Ocak 2013 09:35 tarihinde Murat Utkucu <utku...@gmail.com> yazdı:
"Hepimiz siyasal ve sosyal eşitlikler için yazar olmadık mı, nedir dinler arası mezhepler arası etnik aidiyetler arası ‘eşit mi değil mi?’ soruları.. Mantığı var mı, siyasi literatürde yeri var mı?"

İlk sozum kendime: Ruhunu fasizmle kirletmis olanlara yazsan ne olur yazmasan ne! Su koca postada ne hikmetse tek bir Kurdun ben Kurdum kardesim diye neden cikmadigini kendine sormaktan aciz Mulkiyelilerin oldugu bir yerde konusmak da yazmak da aptalca. Sadece aptallik degil. Mesela Ben Tarık Ziya Ekinci'ye Cas dedigim icin bana ofkelenen bir Mulkiyeli Kurt agabeyimiz vardi. Onun sesi neden cikmaz. Biliyorum bir Kurdun hayat tecrubesi Turkten cok farklidir. Bir Kurt nerede konusulacagini Turkten cok daha iyi bilir ve nerede susulacagini. Cunku sonunda o konusan Turk'ten once kendisi okkanin altina gider. Bunu tarihten bilir.

Fakat yazmadan edemiyor insan iste. Burada Akepeliler de yok anlasilan. Aslinda herhalde cogunluk Akepeli. Ancak onlar ya voliyi coktan vurduklari icin ya da yesinler birbirlerini dediklerinden seslerini cikarmiyorlar. Nasil olsa polisiyle ordusuyla imamiyla cemaatiyle ve kabarik hesap cuzdanlariyla iktidarlar. Cenneti de elhamdulillah hak etmisler coktan. Velhasil onlar da susmayi tercih ediyorlar.

Peki ermeni Mulkiyeliler. Onlara sozum yok. Yasli ermeni kadinlarini makasla dogramak gibi manyakliklara yelken acmis Turk Milliyetciliginin mevcut oldugu bir ulkede Etyen Mahcupyan disinda Ermeni halkina soz soylemek bize yakismaz.

Ya Aleviler... Dersimde katledilen aleviler. Yavuzun kestigi Marasta ulkucu sunni fasistlerin Amerikan elcisinin direktorlugunde olduruldugu aleviler. Onlar neden konusmaz. Yavuz Sultan Selim adindaki psikopat katil osmanlidan bu yana suren nasil bir korkudur bu.

Nihat Genc ulkucu bir fasist gecmisten geliyor. Hizini alamadi nasyanal sol fasist oldu. Allah ıslah etsin. Bu fasist arkadaslar kendilerin cok akilli saniyorlar. En buyuk akillari ise sol enternasyonal kavramlari alip fasizmlerini guzellemek. Ama olmuyor iste. Cikip bir eskiden solcu oldugunu beyan eden yeninin nasyonal solcusu ustelik Mulkiyeli bir milletveklli fikrini zikrediyor eskaza. Turkler Kurtler esit olamaz cunku Kurtler henuz insanlik asamasinda  yeteri kadar ilerlemediler diyor. Bu profesor elbette Aborjinleri de Turklerden geri gorecek .Eee o halde neden İngiliz somugercilere kiziyoruz. O da ayni masali okuyup uygarlik goturmek icin aborjin cocuklarini ailelerinden kacirmadilar mi? Ama uzulmeyin islamci Bulent Arinc da kurtlerin dilini asagiliyor. Tipki İngilizler tipki kemalistler gibi Kurtcenin medeniyet dili olmadgini o yuzden egitim verilemeyecegini ilan ediyor.Yani yuz yil bir halkin canina okuyun kesin yakin yikin Kurtce konusanin kafasina sikin sonra da medeniyet dili degil bunlar daha milliyet degil. Ben bunlarla esit olamam deyin. "Eee iste adamlar isyan etmis. Ne kiziyorsun o zaman milliyetten millet asamasina gecmek istiyorlar kotu mu?" derse birisi o zaman ne diyeceksiniz.  O zaman da bu Kurtler emperyalizmin ajani oluyor. Yani kendileri savasinca kahraman oteki savasinca ajan. Bu ne  kanli ne kirli ne asagilik bir hikayedir boyle. Kara vicdanlarin hikayesi...

Nihat Genc ne diyor? Biz siyasal ve sosyal estiligi savunuyorduk yoksa etnik esitligi degil. Brrraavooo Siddetli alkislar. Bizim mulkiyeli nasyonaller de uzerine atliyorlar bu akıl fukaraliginin. Demek ki bir halkin baska bir halkin nasyonalitesi altinda yok edilmesine bir mezhebin bir baskasinin tahakkkumu altinda ezilmesine sesinizi cikarmayip ustelik o mezheplerin ve o ezen ulusun akliyla siyaset yaparsaniz siz esitlikci oluyorsunuz.  Ama Sosyalizm hic de oyle demiyor. Marks'ı Lenin'i gectik. Stalin milliyetler meselesini bir halklar hapishanesi olan Rusya'da nasil cozdu dersiniz. Peki "Bir ulkede Ezilen ulus varoldukca ezen ulusun isci sinifi kurtulamaz" sozu Sosyalizmin alfabesinde yer almiyor mu? Siz hangi soldan bahsediyorsunuz. Ben biliyorum. Nasyonal soldan. yani nazizmden yani faşizmden.

Nihat Genc sahtekarlik ediyor. Uckaada yatiyor. Yalan soyluyor. birlesmis milletler evrensel beyannnamesini de mi okumamis. Orada insanlarin din dil irk ve sahip olduklari aidiyetler icin asagilanamayacagini ve kendini ozgurce gelistirme olanaklarinin taninmasi gerektigini yazmiyor mu? Bir insan soyut olarak mi yasar? Bir insan aidiyetleriyle tanimlanmaz mi? Ki bu aidiyetler degisebilir ama aidiyetleri yuzunden hakir goruluyor asagilaniyorsa o zaman siyasal ve sosyal estilikten soz etmek mumkun mu? Turk ulus devletinde siyasal ve sosyal esitlik tam olarak nasil olur? Nihat Genc bu devletin tarihini bilmiyor mu? Nihat Genc sadece alevi olduklari icin zulme gadre ugrayan soyu sopu kurutulan bir inanca karsi mevcut Akepe iktidarinin hala asimilasyon politikasi uyguladiginin gormuyor mu_ Siyaseten esit bir Ezidi TC yurttasi Basbakan Erdogan'in o aşağılayıcı sozleri karsisinda ne der? Biz zaten esit miyiz. Basbakan Erdogan'in Ezidi inancina ettigi saygisiz sozler ile Guler'in Kurt halkina yaptiği saygisizlik ve asagilama ayni sey degil mi?

Kurt halkinin halk olarak haklarini gormezden gelip onu kulturel folklorik gibi TSK akliyla sinirlandirmak isteyen Nihat Genc bir dilin yasamasi icin yazili olarak varolmasi ve ana dilde bu egitim hakkinin taninmasi gerektigini bilmiyor mu? Bir halkin dili folklor mudur?Ana dilini ogrenmek sira gecesine katilmakla es deger mi? İngilizler Turk halkina ayni muameleyi reva gorselerdi Nihat Genc ne diyecekti.

Aslinda diyorlar. Batiya donup asagilik emperyalistler diye sovuyorlar sonra doguya donup kendileri emperyalistlesiyorlar. beyaz adam irkciligi yapiyorlar.

Nihat Genc, ic savasla tehdit ediyor hak talep edenleri. Taha Akyol da iki  gun once ayni seyleri Osmanli rumelisi uzerinden soyluyordu. Goruyor musunuz iki eski ülkücü biri neo akepeli digeri neo nasyonal sosyalist nasil da ayni noktada bulusuyorlar. Vicdanin dilini konusmak yerine ic savasla tehdit ediyorlar alevileri ve kurtleri. Yillar once bir fasist dergi de Kurtlere ermeni soykirimini hatirlatiyordu. Onlarin hali hep aklinizda olsun diyordu.

Ortadodoguda hangi halklarin nerede yasadigindan bihaber ya da salaga yatarak unutan bu kesim  Kurtlerin dört büyük ülke sinirlari icinde yasayan kadim halk oldugunu siliyor. Sildikleri takdirde Kurt meselesini sadece Turkiye icinde halledebileceklerini dusunuyorlar. Kurt meselesi artik ortadogunun en hararetli sorunudur. Ve tek bir ulkede cozulemez. Ama bu sorunu adil ve hak ve insanligin vicdani hukukuna uygun cozen ulke ortadoguda soz sahibi olur.

Bu nazi akillari ile sol gosterip gamali hac vurmakla ne bu mesele yoluna girer ne basinizi kana gommekle hak ve adalet unutulur gider.

Biraz akil biraz siyaset biraz izan biraz edep

Utkucu

utkucu

 

29 Ocak 2013 21:11 tarihinde Sukran Cakir <suc...@yahoo.com> yazdı:
 

Özgür Bey, bu değerlerin yükselişini hepimiz izledik, izliyoruz, bu sürece ilişkin tam da gönlümden geçenleri yazmış Nihat Genç.
Bütün insanları sevmek, haksızlığa, eşitsizliğe karşı durmak ruhumuzda var. Aynı yollardan geçtiğimiz, aynı acıları hissettiğimiz arkadaşlarımızla, yeni tanıdığımız, çok sayıda ortak paydaya sahip olduğumuzu gördüğümüz, özellikle yazarın dediği gibi 35-45 yaş kuşağındaki arkadaşlarımızın bu moda kavramları eksen alıp hayata, ülkemize bakışlarını gördükçe duyduğumuz acı kesinlikle onların bizi dinozor, ırkçı, düşman bellemelerinden kaynaklanan acıdan daha fazla oluyor. 
Bu dönemler de geçecek, umuyorum sağduyu galip gelecek ve emperyalistlerin oyunu yine bu ülkenin insanları tarafından bozulacak.
Teşekkürler paylaşımınız için..


From: Ozgur Gemici <gemic...@yahoo.com>
To: "mulkiye...@yahoogroups.com" <mulkiye...@yahoogroups.com>
Sent: Tuesday, 29 January 2013, 20:06
Subject: [mulkiyeistanbul] Birgul Ayman Guler fasizmle dans eden parti cehepe

 
 
 
Bugün CHP’li vekil Birgül Ayman Güler’in sözleri üzerine saldırıya geçenleri okuyunca ülkemizde özgürlük, demokrasi, eşitlik, insan hakları gibi moda kavramların siyasi gerçeklik üzerinden değil kişisel bir zevk ve estetik değeri olarak kullanıldığına inancım keskinleşti.
Kardeşlerim, insan hakları ve peşinden gelen evrensel değerlere kimse karşı çıkamaz, çıkıyorsa yazar aydın olamaz.. Ancak sorun insan haklarını nerede nasıl kullandığımızla alakalı. Mesela ben insan haklarının ‘insanla’ alakalı olduğunu düşünüyorum, bir insanın hukuki siyasi özgürlükleri olarak görüyor, bir insanın sosyal sigortalarından fırsat eşitliğine hiçbir şekilde ayrım gayrım yapılmadan yaşadığı toplumdaki eşitlikler olarak değerlendiriyorum.
Ama insan hakları kavramının emperyalist bir dili var, diyelim İngiliz sömürgeciler Hindistan’da idareyi ele aldıklarında, insan hakları ‘hindu’ hakları ‘müslüman’ hakları vs. gibi kategorileşti, hikayeyi biliyorsunuz, ‘müslümanlar’ın büyük çoğunluğu Pakistan diye ayrıldı, Balkanlar ve Ortadoğu örnekleriyle uzun kanlı utanç dolu bir macera girmeyelim..
12 Eylül sonrası ülkemizde çokça konuşulan insan hakları kavramı otuz yılı aşkın ‘etnik ve dini’ haklar çerçevesinde konuşuldu, her etnik grup her dini grup hatta cemaatler dahi insan hakları değerlerini cemaatleri, mezhepleri, dinleri ya da etnik aidiyetleri için talep etti..
Bugüne kadar ülkemizde seslendirilen insan hakları talepleri de böyle olmuştur, kısaca özetleyelim, insan hakları, tek tek insanlar, bireyler için değil, etnik ve dini yapılar için konuşulup tartışıldı ve bugüne gelindi..
Yani bir insanın diğer insanla eşitliğini konuşmadık, bir etnik aidiyetin diğer etnik aidiyetiyle eşitliği konuşuluyor.. Bu sinsi oyuna ülkemizde solcusundan dincisine gelmeyen kalmadı..
Bu da uzun hikaye girmeyelim, Birgül Ayman Güler’in söyledikleri siyaset bilimi ve ülkemiz anayasası ve CHP parti programı açısından hiçbir eksiği yanlışı hatası yok, tamı tamına doğru, belki kürsüde ifade ediş sakatlıkları olabilir, daha ayrıntılı söylenebilirdi, bu başka..
Ülkemizde insan için değil etnik bir aidiyet için insan hakları talep ettiğiniz zaman sizin için bir zorluk başlıyor, ilk zorluk, karşınıza bir rakip çıkartmak, ilk zorluk öncelikle karşınızdakini de ‘etnik’ bir sıfat ve anlam yüklemek, otuz yıldır etnik milliyetçi ve sözcülerinin de yaptığı ve başardığı budur..
Bulgarlar da Türk Macarlar da Türk’tür, bu topraklarda Türk nedir kime denir üzerine Atatürk’ten anayasasına binlerce bilim adamına kadar kabul görmüş ‘Türk’ tanımı vardır, bu Türk tanımı, anayasasından okul kitaplarına kadar ısrarla tekrarla bir kavme bir ırka karşılık olmadığı, tıpkı Fransa’da Fransız Amerika’da Amerikalı denildiği gibi ‘yurttaşlık’ üzerinden ve ‘geneli’ kuşattığı tarif ettiği milyonlarca kez yazılıp çizildi..
Birgül Ayman’ın da kendi anayasası, parti tüzüğü ve bilimsel metinleri dikkate alarak söylediği bu sözlerde asla bir eksik gedik yoktur, sorun, iki ayrı etnik yapıyı ‘eşitlemek’ gibi derdi niyeti ideolojisi ve projesi olanlarda yatıyor..
Türkler Araplar Kürtler Ermeniler Rumlar’ın eşitliğini bu çağda tartışmak vahşetin dangalaklığın ta kendisidir, bu yüzden hepsinin ‘eşit yurttaş’lığını başımız üstüne koyup tartışmalıyız, etnik aidiyetleri değil.. Tekrar ediyorum hikaye uzundur, ayrıntıda boğulmayalım kısa geçiyorum, şu kadarı yetsin, insanların kültürel folklorik hakları talepleri başkadır ve haklıdır, etnik aidiyetlerin ‘siyasi talepleri’ bambaşkadır ve insan haklarını değil yeni bir siyasi harita ya da iç savaş hazırlamakla alakaladır..
Ve bugün onlarca köşe yazarı CHP’li Birgül Ayman’ın üzerine ‘ırkçı, faşist’ naralarıyla saldırıya geçti, pes doğrusu. Saldırıya geçenlerin insan hakları, etnik, din, ırk, faşizm vs. konularında kendilerini bilgice geliştirmediği ve ülkemiz gazetelerinde ‘sıkılanlarla’ kendilerine bir dünya görüşü edindiklerine inancım artık tamdır..
Ama bu cehaletin asıl hikayesi şöyle sanırım..
Birgün çiçekçi önünde gözüm kır çiçeklerine daldı. Saksılardaki en ucuz çiçekti. Ama en güzeliydi.. Allahım dedim, en güzeli en ucuz nasıl oluyor? Bu çok ciddi bir piyasa tüketim estetik değer sorusudur?
Kuaföründen yeni çıktığı belli yapılmış başı ve uzun ve havalı kürküyle bir hanım çiçekçinin önüne yanaştı. Saksılara şöyle kısa bir göz attıktan sonra, ince uzun orkide türü bir çiçek beğendi.. Beğendiği çiçek de güzeldi ama vitrinin en pahalı çiçeğiydi..
Sonra çantasından cüzdanını çıkardı, kredi kartlarını karıştırdı ve içlerinden birini uzattı.. Kadının çiçek beğenisi ‘kredi kartının’ gücüne ayarlıydı.. Çiçeğin kendisi değil pahalı oluşu ve bu pahalı alışveriş anının kendi hayat stiline uygun bir gösteriye çok ihtiyacı olmalıydı.
Zevkleri kavramsal bir tutarlılık içine alamayız, İsyan Pazarlanıyor kitabı yazarları işte etraflıca bunu anlatıyor.. İnce zevk’in kendisi konumsal bir mal’dır.. Bir insan ancak başkaları ona sahip değilse o şeye sahip olabilir..
Özel bir yat kulübüne üyelik, gibi..
Şimdi size bir soru kır çiçekleriyle orkideler eşit midir?
Ya da böyle saçma soru olur mu?
Niçin ülkemizde yaşları 35-45 genç aydınlar eşitliğin yanlış bir yerine odaklandı.
Hepimiz siyasal ve sosyal eşitlikler için yazar olmadık mı, nedir dinler arası mezhepler arası etnik aidiyetler arası ‘eşit mi değil mi?’ soruları.. Mantığı var mı, siyasi literatürde yeri var mı?
Ülkemizde bir yığın genç aydın tıpkı o kürklü kadın gibi ‘statü peşinde’ koşarken ‘fikirler edindi’.. Fikirleri kredi kartları ve özentisinde oldukları sosyal konumların referanslarıyla gelişti.. Bu orta yaş yazarlara statü sağlayanlar otuz yıldır onların Ermeni, Kıbrıs, AB, Kürt, vs. her konuda ‘özgür düşüncelerini’ belirledi, yani bunların fikirlerini siyaset bilimi siyasi gerçeklikler değil medya piyasası belirledi..
Söyledikleri şeylerin siyasi gerçeklik siyaset bilimiyle hiçbir ilişkisi yok, ama söyledikleri şeylerin bir moda olarak ‘tarzı’ var..
Havalı fiyakalı bir özgürlük, bir sosyal yaşam kalitesi ve konumu olarak, konuştukları yer’e gizli zincirlerle bağlanmış üfürükçü bir özgürlük..
Karşılığı olmayan realitesi olmayan üstelik bir tarafı ortaçağın yüzyıl savaşlarına diğer tarafı balkan soykırımlarından kalma bir ‘özgürlük’..
Ama işte, çantası güzel, güneş gözlüğü, şık ayakkabılar, pırıltılı ekranlar olunca, bu ‘iç savaş özgürlüğü’ cici moda şık gösterişli bir özgürlük oluveriyor..
Bu moda özgürlüğün genç aydınlar üzerinde fazlasıyla heyecan ve istek uyandırmasının sebebi, sosyal sitelerde Radikal gibi gazetelerde fazlasıyla gözde revaçta yükseklerde geziyor olması insan haklarıyla alakalı değil ‘sosyal konum yarışıyla’ ilişkili..
Aynı yazarların son otuz yılda yazdıklarına bir daha bakın, bireylerin yani insanların, yani emekçilerin, işçilerin, işsizlerin, emeklilikleri, işsizlikleri, sigortaları, fırsat eşitlikleri, özelleştirilmeler, kendi patronlarının banka soygunları, vs. vs. vs. yani gerçek insanların ‘haklarıyla’ ilgili kaç tane yazı yazmışlar? Hiç derecesinde..
Ama ‘etnik ırkçı milliyetçilik’in özgürlükleri üzerine işte görüyorsunuz, sadece Birgül hanımın değil, bilimin, kavramların, anayasanın, tüzüklerin üstüne nasıl vahşice saldırıya geçiyorlar..
Çünkü sorun ‘statü’ sorunu, onlara o yazdıkları köşeler, en temel insani değerler ve kavramlar üzerine ‘parazit’ oluştursun diye verildi, hazırlanmakta olan niyet harita projeleri için kaç sosyal elekten nasıl geçtiler, bilmeyen mi var?
Kendi tarzlarından vazgeçemedikleri ya da özendikleri sosyal konumlar için önlerine pişirilip koyulan etnik milliyetçi tezlere cumburlop atladılar. İnsan olmanın, yalnız olmanın, sahipsiz olmanın, yoksul olmanın, kimsesiz olmanın ‘değerleriyle’ bir hayat kursaydılar, siyaset bilimine bu kadar dangalakça saldırıya geçemezdiler.
Yani, iç savaş kavramlarını meşrulaştırıp üstüne moda yapanlar artık aramızda en iyi marka güneş gözlüğü en şık ayakkabıları giyenler.. Kusura bakmayın, gözlüğünüz kaliteli maaşınız güzel diye söylediklerinizin doğru gerçek bilimsel olduğuna inanmak zorunda değiliz..
Üstelik bu hem vahşi hem absürd saldırıyı düzenledikleri aynı gün deniz kuvvetlerinden ikibine yakın subayın ‘casusluk’ davası gündeme düştü.. İkibin casus..
Yani bir ordu topyekün ‘casus’ diye alınıyor.
Bu ne demek, hadi işgal değil hadi tasfiye değil, bu nedir?
Size o hayat tarzını sağlayanlar işte bunun ne olduğunu ne anlama geldiğini size asla söyletmeyecek şekilde zevk, arzu ve isteklerinizi kodlayıp belirledi..
Makalemizi şöyle bitirebilir miyiz, o subaylar, özenti içinde sosyal konumlara sizler gibi zekice bir önseziyle önceden atlayıverselerdi ‘casuslukla’ suçlanıp içeri alınırlar mıydı?
Nihat Genç
Nihat-GENC.com
odatv

 
Kimden: Murat Utkucu <utku...@gmail.com>
Kime: mulkiyeistanbul <mulkiye...@yahoogroups.com>
Gönderildiği Tarih: 28 Ocak 2013 13:16 Pazartesi
Konu: [mulkiyeistanbul] Birgul Ayman Guler fasizmle dans eden parti cehepe
 
Birgül Ayman Guler adındaki milletvekili Kürtlerin Türklerden daha aşağı sosyolojik dolayısıyla insani seviyede olduğunu beyan etmiş oldu.

Böylece açıkça faşist olduğunu ilan etti. Etmekle kalmadı her faşist gibi  sözlerinin aslında bilimsel olduğunu beyan etti. Unutmayın Hitler döneminde televiyonlarda bazı ırkların neden üstün olduğunu anlatan programlar yayımlanırdı.

Bu sözüm ona kendini solcu gören faşist aslında geniş bir kitlenin de düşüncelerine tercüman oldu.

Ne tuhaf ki referandumda hayır diyen bu kesim düpedüz FAŞİST oldukları halde hala kendilerin demokrat sanmak gibi bir absürdlük icinde sağa sola demokrasi dersi verirken bu ülkenin bütün katliamlarına  bu devletin bütün ırkçılığına sahip çıkmaya devam ediyorlar..

Ve aciktir ki bu faşistlerin açık bıraktığı kapılardan "yeşil orducu" Akepe sürekli olarak Cehepeye dolayısyla ülkenin biricik solumsu muhalif partisine gol atmaya devam etmektedir.

Cehepe ya bu faşistlerden kurtulmali ya da kendini faşistlerin ellerine teslim etmelidir.

Bu faşizmle hemhal olmuş cehepe yerine siyaseten ilkeli demokrat bir partinin mevcudiyeti herhalde daha iyidir.

Utkucu

 


__._,_.___
Reply via web post Reply to sender Reply to group Start a New Topic Messages in this topic (3)
Recent Activity:
.

__,_._,___


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages