http://www.taraf.com.tr/yazilar/murat-utkucu/nolacak-bu-dindarlarin-hali/29124/
Bugün, AKP’nin 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarından kurtulmak için yasa ve kurumları hallaç pamuğu gibi atabilecek cesareti “meşruiyetini”
bu yapıdan almaktadır. Çünkü, seküler ya da Sünni fark etmez, egemen
sınıf ve sermaye bloku bu ahlaksızlığa bir şekilde bulaşmış görünüyor!
Demirören’in tapelerden süzülen gözyaşları, herhalde bunun için akmakta!
Ama aynı kültür, sokağa ve Sünni yurttaşın aklına da egemen! Türkiye
toplumunun birinci kuralı kuralsızlıktır. Yeter ki bu bir lütufla
gelmesin. Hak ve hukuka saygı, Türk ve Kürtlerin kitabında yazmaz.
İyilik, lütuf ve rica hukuku, yazılı hukuku ikame eden sosyal
kurumlardır. Kırmızı ışıkta geçen, yayanın; ters yöne giren, karşıdan
gelenin hakkını gasp ettiğini düşünmez bile. Ama biri rica ettiyse yeşil
ışığa rağmen üç şeritli trafiği tıkamaktan imtina etmez. Çünkü iyilik
yapmanın keyfini sürmek güzeldir. En basit trafik kuralına uymayı ise
şahsına hakaret olarak kabul eder. Trafikte yaşanan bu kadar kural
ihlali ve işlenen cinayetlerin sebebini burada aramak gerek. Bu nedenle
yoksulluk kaderdir. Bütün iyi niyetine rağmen Osmanlı’dan gelen Fukaraperver Cemiyeti’nin
adındaki tuhaflığın sebebi de herhalde budur. Bu kültürde siyaset,
yönetişim değil yardım sandığı lütuf ve ihsan makamı olarak kabul
görmektedir. AKP’nin seçim sloganı “Hizmet”tir. Gülen Cemaati’nin legal adı da “Hizmet Hareketi”dir.
Hizmet; iyilik- sevap, lütuf- ihsan dairesinde bir kavramdır. Siyaset
böylece eşitler arası ilişki olarak değil, yardım eden- yardıma muhtaç
olan ikiliği üzerinden okunmaktadır. Siyasi aidiyet minnet duygusuyla
inşa edilir. Herkes için herkesin çıkarına hukuk sistemi yerine hizmet-
minnet- ihsan üzerine inşa edilen Makyavelist omurgasız bir muhafazakâr ahlak-sızlık topluma egemen olur. Ülkenin tamamına egemen olan bir ahlak düşkünlüğünden söz ediyoruz.