ShareThis
|
Who is Mevlana - Hz. Mevlana Hayatı
26.03.2006
CAN AKIN |
|
|
| Okunma Sayısı : |
101533 |
|
|
| Oy Sayısı : |
1111 |
|
|
| Değerlendirme : |
4,89 |
|
|
| Popülarite : |
14,9 |
|
|
| Verdiğiniz Puan : |
|
|
|
|
|
|
Views : 75.000 OKUNMA SAYISI ÜSTÜNDE OLAN SAYFALARA NAZAR BONCUĞU KONMUŞTUR....

 Hz. Mevlana ( Hayatı )
Hayatı - Sözleri -
Eserleri
Mevlana'nın
asıl adı Muhammed Celaleddin'dir. Mevlana ve Rumi de, kendisine
sonradan verilen isimlerdendir. Efendimiz manasına gelen Mevlana ismi
O'na daha pek genç iken Konya'da ders okutmaya başladığı tarihlerde
verilir. Bu ismi, Şemseddin-i Tebrizi ve Sultan Veled'den itibaren
Mevlana'yı sevenler kullanmış, adeta adı yerine sembol olmuştur. Rumi,
Anadolu demektir. Mevlana'nın, Rumi diye tanınması, geçmiş yüzyıllarda
Diyar-ı Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya'da uzun müddet
oturması, ömrünün büyük bir kısmının orada geçmesi ve nihayet
türbesinin orada olmasındandır.
Doğum Yeri ve Yılı
Mevlana'nın
doğum yeri, bugünkü Afganistan'da bulunan, eski büyük Türk Kültür
merkezi Belh'tir. Mevlana'nın doğum tarihi ise 30 Eylül 1207 (6
Rebiu'l-evvel, 604) dir.
Nesebi (Soyu)
Asil bir aileye mensup olan Mevlana'nın annesi, Belh Emiri Rükneddin'in
kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmşahlar (1157 Doğu Türk Hakanlığı)
hanedanından Türk prensesi, Melike-i Cihan Emetullah Sultan'dır. Babası,
Sultanü'l-Ulema (Alimlerin Sultanı) ünvanı ile tanınmış, Muhammed
Bahaeddin Veled; büyükbabası, Ahmet Hatibi oğlu Hüseyin Hatibi'dir.
Eflaki'ye göre Hüseyin Hatibi, ilmi deniz gibi engin ve geniş olan bir
alim idi. Din ilminin üstadı ve alimlerin büyüklerinden sayılan, güzel
şiirler söyleyen Nişaburlu Raziyüddin gibi bir zat da talebelerindendi.
Kaynaklar ve Mevlana'nın sevgi yolunda gidenler eserlerinde
Sultanü'l-Ulema Bahaeddin Veled'in nesebinin, anne cihetiyle ondördüncü
göbekte Hazret-i Muhammed'in torunu Hazret-i Hüseyin'e, baba cihetiyle
de onuncu göbekte Hazret-i Muhammed'in seçilmiş dört dostundan ilki
Hazret-i Ebu Bekir Sıddık'a ulaştığını kaydediyorlar.
Babası Bahaeddin Veled Hazretleri'nin Şahsiyeti
Bahaeddin Veled, 1150'de Belh'de doğmuş, babası ve dedesinin manevi
ilimleriyle yetişmiş; ayrıca Necmeddin-i Kübra (? – 1221)'dan feyz
almıştır. Bahaeddin Veled bütün ilimlerde eşi olmayan, olgun mana
sultanı idi. İlahi hakikatler ve Rabbani ilimlerden meydana gelen uçsuz
bucaksız bir deniz gibi olan Bahaeddin Veled, Horasan Diyarının, en güç
fetvaları halletmede, tek üstadı idi ve vakıftan hiçbir şey almazdı;
devlet hazinesinden kendisine tahsis edilen maaşla geçinirdi.
Kaynakların ittifakla rivayetine göre, devrinin alimleri ve ulu
müftüleri, Hazreti Muhammed'in manevi işaretiyle, Baheddin Veled'e
Sultanü'l- Ulema ünvanını vermişlerdir. Bundan sonra da Bahaeddin Veled
bu ünvanla yad edilmiştir. Bu ünvanın verilişi Türklerin adetiyle de
izah edilebilir. Türkler, yüksek kabiliyet ve fazilet sahiplerinin
tanınmadan kaybolup gitmesine, unutulmasına razı olmazlardı. Onları
halkın gözünde belirtmek, halkı ilim ve irfana yöneltmek için o gibi
büyüklere layık oldukları birer unvan verilirdi. Bu anane, Türklerin
ilme, fazilete karşı saygı duygularını gösteren parlak bir delildir.
Hatta anane gereğince imzaların üstünde bu ünvanları kullanmaya
mecburdurlar onlar kazandıkları bu ünvanları kendileri için manevi bir
rütbe yayarlar, nefisleri için bundan asla gurur duymazlardı. Alimler
gibi giyinen Bahaeddin Veled, adeti üzere, sabah namazından sonra, halka
ders okutur; öğle namazından sonra dostlarına sohbette bulunur;
pazartesi günleri de bütün halka va'z ederdi. Va'zı esnasında
umumiyetle, Yunan filozoflarının fikirlerini benimseyenlerin görüşlerini
reddeder ve "Semavi (Allah'dan olan ilahi) kitapları arkalarına atıp,
filozofların silik sözlerini önlerine alıp itibar edenlerin nasıl
kurtulma ümidi olur" derdi. Bu arada Yunan felsefesini okutan ve savunan
Fahreddin-i Razi'ye ve ona uyan Harezmşah'ın aleyhinde bulunur; onları
bidat ehli (dinde, peygamber zamanında olmayan, yeniden beğenilmeyen
şeyleri çıkaranlar) olarak görür ve şöyle derdi: "Muhammed Mustafa'nın
yürüyüşünden dahi iyi yürüyüş, yolundan daha doğru bir yol görmedim"
Hazret-i Mevlana'nın Babası ile Belh'ten Çıkışları ve Konya'ya Gelişleri
Esasen tasavvuf ehline iyi gözle bakmayan ve bunların Harezmşah katında
saygı görmelerini çekemeyen Fahreddin-i Razi, Bahaeddin Veled'in açıkça
kendi aleyhine tavır almasına da çok içerlediğinden onu Harezmşah'a
gammazladı. Bahaeddin Veled'in de gönlü Harezmşah'tan incindi ve Belh'i
terk etti. Ancak araştırıcılar, Bahaeddin Veled'in Belh'ten göç etmesine
sebep olarak, Moğol istilasını gösterirler. Sultanü'l-Ulema, aile
fertleri ve dostlarıyla Belh şehrini 1212-1213 tarihlerinde terk
ettikten sonra Hacca gitmeye niyet etmişti. Nişabur'a uğradı. Göç
kervanıyla Bağdat'a yaklaştığında, kendisine hangi kavimden olduklarını
ve nereden gelip nereye gittiklerini soran muhafızlara Sultanü'l-Ulema
Şeyh Bahaeddin Veled şu manidar cevabı verir: "Allah'dan geldik, Allah'a
gidiyoruz. Allah'dan başka kimsede kuvvet ve kudret yoktur." Bu söz
Şeyh Şehabeddin-i Sühreverdi (1145-1235)'ye ulaştığında: "Bu sözü Belhli
Bahaeddin Veled"den başkası söyleyemez" dedi, samimiyetle ve muhabbetle
karşılamaya koştu. Birbirleriyle karşılaşınca Seyh Sühreverdi,
katırından inip nezaketle Bahaeddin Veled'in dizini öptü, gönülden
hürmetlerini sundu. Bahaeddin Veled, Bağdat'ta üç günden fazla kalmadı
ve Kufe yolundan Kabe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten
sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Bahaeddin Veled, yanında biricik oğlu
Mevlana olduğu halde, göç kervanıyla Şam'dan Malatya'ya, oradan
Erzincan'a, oradan Karaman'a uğradılar. Karaman'da bir müddet kaldıktan
sonra, nihayet Konya'yı seçip oraya yerleştiler.
Göç Yolunda Hazret-i Mevlana'ya Teveccühte Bulunan Mutasavvıflar
Şeyh Attar Hazretleri: Belh'i terk ettikten sonra Bağdat'a doğru yola
çıkan Bahaeddin Veled, Nişabur'a vardığında ziyaretine gelen Şeyh
Feridüddin-i Attar (1119-1221;1230) ile görüşüp sohbet eder. Sohbet
esnasında Şeyh Attar, Mevlana'nın nasiyesindeki (alnındaki) kemali görür
ve ona Esrar-name adlı eserini hediye eder ve babasına da; "Çok
geçmeyecek ki, bu senin oğlun alemin yüreği yanıklarının yüreklerine
ateşler salacaktır." der.
Şeyh-i Ekber
Hazretleri: Sultanü'l-Ulema, Hac farizasını yerine getirdikten sonra
dönüşte Şam'a uğradı. Orada Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabi
(1165-1240) ile görüştü. Şeyh-i Ekber, Sultaü'l-Ulema'nın arkasında
yürüyen Mevlana'ya bakarak: "Sübhanallah! Bir okyanus bir denizin
arkasında gidiyor" demiştir.
Hazret-i Mevlana'nın Evlenmesi
Karaman'da bulundukları 1225 tarihinde Mevlana, babasının buyruğu ile
itibarlı, asil bir zat olan Semerkantlı Hoca Şerafeddin Lala'nın, huyu
güzel, yüzü güzel kızı Gevher Banu ile evlendi. Mevlana dünya evine
girdiğinde onsekiz yaşındadır.
Hazret-i Mevlana'nın, Konya'ya
Yerleşmeleriyle İlgili Yorumu: "Hak Teala'nın Anadolu halkı hıkkında
büyük inayeti vardır ve Sıddik-ı Ekber Hazretlerinin duasıyla da bu halk
bütün ümmetin en merhamete layık olanıdır. En iyi ülke Anadolu
ülkesidir; fakat bu ülkenin insanları mülk sahibi Allah'ın aşk aleminden
ve deruni zevkten çok habersizlerdir. Sebeplerin hakiki yaratıcısı
Allah, hoş bir lutufta bulundu, sebepsizlik aleminden bir sebep
yaratarak bizi Horasan ülkesinden Anadolu vilayetine çekip getirdi.
Haleflerimize de bu temiz toprakta konacak yer verdi ki, ledünni (Allah
bilgisine ve sırlarına ait) iksirimizden (altın yapma hassamızdan)
onların bakır gibi vücutlarına saçalım da onlar tamamıyla kimya
(bakışıyla, baktığı kimseyi manen yücelten olgun insan); irfan aleminin
mahremi ve dünya ariflerinin hemdemi (canciğer arkadaşı) olsunlar."

Hazret-i Mevlana'yı Yetiştiren Mutasavvıflar
Sultanü'l-Ulema Şeyh Bahaeddin Veled Hazretleri
Önceki
bahislerde şahsiyetini belirtmeye çalıştığımız Bahaeddin Veled,
Mevlana'nın ilk mürşididir. Yani Mevlana'ya Allah yolunu öğretip,
tasavvuf usulunce hakikatleri ve sırları gösteren tarikat şeyhidir.
Bütün İslam aleminde yüksek itibar ve şöhrete sahip olan Bahaeddin
Veled, Selçukluluların Sultanı Alaaddin Keykubat'tan yakın alaka ve
sonsuz hürmet görür. Bahaeddin Veled, 3 Mayıs 1228 tarihinde
Selçukluların baş şehri Konya'yı şereflendirip yerleştikden kısa bir
süre sonra, son derece samimi dindar olan Sultan Alaaddin Keykubat
(saltanat müddesi 1219-1236), sarayında Bahaeddin Veled'in şerefine
büyük bir toplantı tertip etti ve bütün ileri gelenleriyle birlikte onun
manevi terbiyesi altına girdi. Sultaü'l-Ulemaya gönülden bağlı olan
Sultan Alaaddin onu hayranlıkla şöyle över; "Heybetinden gönlüm tir tir
titriyor, yüzüne bakmaktan korkuyorum. Bu eri ördüke, gerçekliğim, dinim
artıyor. Bu alem, bendem korkup titrerken ben, bu adamdan korkuyorum,
ya Rabbi, bu ne hal? İyice inandım ki o, cihanda nadir bulunan ve eşi
benzeri olmayan bir Allah dostudur." Dünya sultanına hükmeden, eşsiz
Allah dostu mana ve gönül sultanı Bahaeddin Veled, 24 Şubat, 1231
tarihinde Cuma günü kuşluk vaktinde ebedi alemde göçtü. Geriye Muhammed
Celaleddin gibi bir hayırlı oğul ile Maarif gibi bir eser bıraktı.
Sultanü'l-Ulema, sadece duygu ve düşüncelerini açıkladı şöhret peşinde
koşmadı. Etrafındakilerini yetiştirdi ve onları daima aydınlattı.
Seyyid Burhaneddin Hazretleri
Bahaeddin Veled'in irtihalinde Mevlana yirmidört yaşında idi. Babasının
vasiyeti, dostlarının ve bütün halkın yalvarmaları ile babasının
makamına geçti, oturdu. Mevlana, babasından sonra, Seyid Burhaneddin'i
buluncaya kadar bir yıl mürşidsiz kaldı. 1232 tarihinde babasının
değerli halifesi Seyyid Burhneddin-i Muhakkık-ı Tirmizi, Konya'ya geldi.
Mevlana onun manevi terbiyesi altına girdi.
Seyyid
Burhaneddin, mertebesi çok yüksek bir kamil mürşid idi. Maarif adlı
eseri irfanının delilidir. Kendisine, daima kalblerde bulunan sırları
bilmesinden dolayı, Seyyid Sırdan denirdi. Seyyid Burhaneddin, ta
çocukluk yıllarında bir lala gibi omuzlarda taşıyıp dolaştırdığı
Mevlana'ya dedi ki: "Bilginde eşin yok, seçkinsin. Ama baban hal (manevi
makam) sahibiydi, sen de onu ara, kalden (sözden) geç. Onun sözlerini
iki eline kavramışsın; fakat benim gibi onun haliyle de sarhoş ol.
Böylece de ona tam mirasçı kesil; cihana ışık saçmada güneşe benze. Sen
zahiren babanın mirasçısısın; ama özü ben almışım; bu dosta bak, bana
uy." Mevlana babasının halifesinden bu sözleri duyunca samimiyetle onun
terbiyesine teslim oldu. Mevlana candan, samimiyetle, Seyyid
Burhaneddin'i babasının yerine koydu ve gerçek bir mürşid bilerek
gönülden, tam dokuz yıl ona hizmet etti. Bu zaman zarfında, o kamil
mürşidin kılavuzluğu ile mücahede (nefsi yenmek için gayret sarfederek)
ve riyazetle o kamil arifin feyizli sohbet ve nefesleriyle pişti,
olgunlaştı, baştan ayağa nur oldu; kendinden kurtuldu, mana sultanı
oldu. Nitekim, Mesnevi'sindeki şu iki beyit, piştiğinin, kamil insan
mertebesine ulaştığının ifadesidir; "Piş, ol da bozulmaktan kurtul…
Yürü, Burhan-ı Muhakkık gibi nur ol. Kendinden kurtuldun mu, tamamiyle
Burhan olursun. Kul olup yok oldun mu sultan kesilirsin."
Hazret-i Mevlana'nın Konya Dışına Seyahati
Halep ve Şam'a Gidişi: Mevlana, yüksek ilimlerde daha çok derinleşmek
için, Seyyid Burhaneddin'in izniyle Haleb'e gitti. Halaviyye
Medresesi'nde, fıkıh, tefsir ve usul ilimlerinde üstün bir alim olan
Adim oğlu Kemaleddin'den ders aldı. Mevlana, Halep'teki tahsilini
bitirdikten sonra Şam'a geçti. Burada, ilmi incelemeler yapmak için dört
yıl kaldı. Bu zaman zarfında Şam'daki alimlerle tanışıp, onlarla sohbet
etti.
Şam'da Şems-i Tebrizi Hazretleri ile Bir Anlık Görüşme
Eflaki'ye göre Mevlana, Şam'da Şemseddin-i Tebrizi ile görüşmüştür;
fakat bu görüşme kısa bir müddettir ve şöyle cereyan etmiştir.
Şemseddin-i Tebrizi, bir gün halkın arasında, Mevlana'nın elini
yakalayıp öper ve ona "Dünyanın sarrafı beni anla!" diye hitap eder ve
kaybolur. İşte bu sohbet veya bir anlık görüşme tarihinden takriben
sekiz sene sonra Şems, Konya'ya gelecek ve Mevlana ile içli dışlı sohbet
edecektir.
Hazret-i Mevlana Kamil Bir Mürşid
Yedi yıl süren Halep ve Şam seyahatinden sonra Konya'ya dönen Mevlana,
Seyyid Burhaneddin'in arzusu üzerine birbiri arkasına, candan istekle ve
samimiyetle, üç çile çıkardı. Yani üç defa kırkar gün (yüzyirmi gün) az
yemek, az içmek, az uyumak ve vaktinin tamamını ibadetle geçirmek
suretiyle nefsini arıttı. Üçüncü çilenin sonunda Seyyid Burhaneddin,
Mevlana'yı kucaklayıp öptü; takdir ve tebrikle, "Bütün ilimlerde eşi
benzeri olmayan bir insan, nebilerin ve velilerin parmakla gösterdiği
bir kişi olmuşsun… Bismillah de yürü, insanların ruhunu taze bir hayat
ve ölçülemiyecek bir rahmete boğ; bu suret aleminin ölülerini kendi mana
ve aşkınla dirilt." Dedi ve onu irşad ile görevlendirdi. Seyyid
Burhaneddin, daha sonra, Mevlana'dan izin alıp Kayseri'ye gitmiş ve
orada ebedi aleme göçmüştür (1241-1242). Türbesi Kayseri'dedir. Mevlana
Seyyid Burhaneddin'in Konya'dan ayrılışından sonra, irşad (Allah Yolunu
gösterme) ve tedris (öğretim) makamına geçti. Babasının ve dedelerinin
usullerine uyarak beş yıl bu vazifeyi başarı ile yaptı. Rivayete göre
dini ilimleri tahsil eden dört yüz talebesi ve on binden çok müridi
vardı.

Hazret-i Mevlana'nın Dostları, Halifeleri; Kendisine ilham Kaynağı Olan Mutasavvıflar
Şems-i Tebrizi Hazretleri
Bu zatın adı, Şemseddin Muhammed olup doğumu 1186 dır. Tebrizli
Melekdad oğlu Ali'nin oğlu olan Şems, tahsilini bitirdikten sonra,
zamanının yegane şeyhi olarak gördüğü Tekbirzi Şeyh Ebu Bekir Sellebaf'a
(sele ve sepet örücüsüne) intisap etti ve onun terbiye ve irşadıyla
yetişip olgunlaştı. Şems, ulaştığı manevi makama kanaat etmediğinden
daha olgun mürşidler bulmak arzusuyla seyehate çıktı. Senelerce takati
tükenircesine bir çok bir çok yerler dolaştı, zamanının arifleriyle
görüştü. Bu arifleri, mana alemindeki uçuşunda kinaye olarak Şems'e,
Şems-i Perende (Uçan Güneş) adını vermişlerdir. Şems, ta çocukluğundan
itibaren fikren ve ruhen hür bir derviş, kendinden geçercesine ilahi
aşka dalarak yaşayan bir şahsiyetti. Şems, kendisini ruhen tatmin edecek
seviyede bir Hak dostu bulamayan ve hep kendi mertebesinde bir sohbet
arkadaşı arayan bir kamil velidir. Yana yakıla, kendisine muhatap
olabilecek, sohbetine dayanabilecek bir dost arayan Şems'in bir gece
kararı elden gitti, heyecan içinde idi. Allah'ın tecellilerine gömülüp
mest olmuş bir halde münacatında "Ey Allah'ım! Kendi, örtülü olan
sevgililerinden birini bana göstermeni istiyorum" diye yalvardı. Allah
tarafından, istediğinin, Anadolu ülkesinde bulunan, Belhli
Sultanü'l-Ulema'nın oğlu Muhammed Celaleddin olduğu ilham edildi. Bu
ilham ile Şems, 29 Kasım 1244 yılı Cumartesi sabahı Konya'ya geldi.
Hazret-i Mevlana ile Hazret-i Şems'in Buluşmaları
Mevlana ile şems, bu iki kabiliyet, bu iki nur, bu iki ruh, nihayet
buluştular, görüştüler. Bu tarihte Şems, altmış, Mevlana, otuz sekiz
yaşında idi. Bu iki ilahi aşık, bir müddet yalnızca bir köşeye çekilerek
kendilerini tamamiyle Hakk'a verdiler ve gönüllerine gelen ilahi
ilhamlarla sohbetlere koyuldular. Sultan Veled der ki: "Ansızın Şems
gelip ona ulaştı; ona maşukluk (sevilen, sevgili olmanın) hallerini
anlattı, açıkladı. Böylece de sırrı yücelerden yüceye vardı. Şems,
Mevlana'yı şaşılacak bir aleme çağırdı, öyle bir aleme ki, ne Türk gördü
o alemi ne Arap."
Hazret-i Mevlana'nın
Maşukluk Mertebesine Erişmesi: Bu hususu Sultan Veled şöyle açıklar,
"Alemdeki erenlerin derecelerinden üstün bir derece vardır ki o,
maşukluk durağıdır. Aleme bu maşukluk durağına dair haber gelmemiş, bu
durakta bulunanların ahvalini hiçbir kulak işitmemişti. Tebrizli
Şemseddin zuhur edip, Mevlana Celaleddin'i aşıklık ve erenlik
mertebesinden, bu zamana kadar duyulmaması olan, maşukluk mertebesine
eriştirmiştir. Esasen Mevlana, ezelde, maşukluk denizinin incisiydi, her
şey döner, aslına varır." Kim, kimi aradı? Hatırlara gelebilecek,
"Şems mi Mevlana'yı aradı, Mevlana mı Şems'i" sorusuna şöyle cevap
verebiliriz: Şems, Mevlana'yı, Mevlana'da Şems'i aramıştır. Şems
Mevlana'ya aşık ve taliptir, Mevlana'da Şems'e aşık ve taliptir. Çünkü
aşık, aynı zamanda maşuk, maşuk aynı zamanda aşıktır. Mevlana der ki:
"Dilberler (gönlü alıp götürenler, manevi güzeller), aşıkları, canla
başla ararlar. Bütün maşuklar, aşıklara avlanmışlardır. Kimi aşık
görürsen bil ki maşuktur. Çünkü o, aşık olmakla beraber maşuk tarafından
sevildiği cihetle maşuktur da. Susuzlar alemde su ararlar, fakat su da
cihanda suzusları arar."
Hazret-i Mevlana'nın Manevi Yolculuğundaki Safhaları
Mevlana,
manevi yolculuğunu, olgunluğa ermesini, şu sözünde toplamıştır.
"hamdım, piştim, yandım." Mevlana'nın pişmesi, babası Sultanü'l-Ulema
Bahaeddin Veled ve Seyyid Burhaneddin'in feyizli nefesleriyle, yanması
da Şems'in nurlu aynasında gördüğü kendi güzelliğinin aşk ateşiyledir.
Hazret-i Mevlana ile Şems Hakkında
Mevlana, Şems ile Konya'da buluştuğu zaman tamamiyle kemale ermiş bir
şahsiyetti. Şems, Mevlana'ya ayna oldu. Mevlana, Şems'in aynasında
gördüğü kendi eşsiz güzelliğine aşık oldu. Diğer bir ifadeyle Mevlana,
gönlündeki Allah aşkını Şems'te yaşattı. Mevlana'nın Şems'e karşı olan
sevgisi, Allah'a olan aşkının miyarıdır (ölçüsüdür). Çünkü Mevlana,
Şems'te Allah cemalinin parlak tecellilerini görüyordu. Mevlana açılmak
üzere bir güldü. Şems ona bir nesim oldu. Mevlana bir aşk şarabı idi,
Şems ona bir kadeh oldu. Mevlana zaten büyüktü, Şems onda bir gidiş, bir
neşve değişikliği yaptı. Şems ile Mevlana üzerine söz tükenmez. Son söz
olarak şöyle söyleyelim, Şems, Mevlana'yı ateşledi, ama karşısında öyle
bir volkan tutuştu ki, alevleri içinde kendi de yandı.
Şems-i Tebrizi Hazretleri'nin Konya'dan Ayrılışı
Şems ile buluşan Mevlana, artık vartini Şems'in sohbetine hasretmiş,
Şems'in nurlarına gömülüp gitmiş, bambaşka bir aleme girmişi. Şems'in
cazibesinde yana yana dönüyor, ilahi aşkla kendinden geçercesine Sema
ediyordu. Bu iki ilahi dostun sohbetlerindeki mukaddes sırrı idrakten
aciz olanlar, ileri geri konuşmaya başladılar. Neticede Şems, incindi ve
Mevlana'nın yalvarmalarına rağmen, Konya'dan Şam'a gitti (14 Mart, 1246
Perşembe).
Hazret-i Şems'in Konya'ya Dönüşü
Şems'in ayrıldığında derin bir ızdıraba düşen Mevlana, manzum olarak
yazdığı güzel bir mektubu, Sultan Veled'in başkanlığındaki kafileyle
Şam'a, Şems'e gönderdi. Sultan Veled, kafilesiyle Şam'a vardı, Şems'i
buldu ve babasının davet mektubunu, hediyelerle birlikte, saygıyla
Şems'e sundu. Şems, "Muhammedi tavırlı ve ahlaklı Mevlana'nın arzusu
kafidir. Onun sözünden ve işaretinden nasıl çıkabilir."diyerek,
Mevlana'nın davetine icabet etti ve 1247 'de, Sultan Veled'in
kafilesiyle, Konya'ya döndü.

Hazret-i Şems'in Kayboluşu
Şems'in Konya'ya geri gelmesine herkes sevindi. Mevlana da hasretin
sıkıntılarından kurtuldu. Artık Şems'in şerefine ziyafetler verildi,
Sema meclisleri tertip edildi. Fakat huzurla, muhabbetle, dostluk içinde
geçen günler pek çok sürmedi, dedikodular ve can sıkısı durumlar
yeniden başladı. Şems, o bahtsız dedikoducu topluluğun yine kinle
dolduğunu, gönüllerinden sevginin uçup gittiğini, akıllarının
nefislerine esir olduğunu anladı ve kendisini ortadan kaldırmaya
uğraştıklarını bildi, Sultan Veled'e dedi ki: Gördün ya azgınlıkta yine
birleştiler. Doğru yolu göstermekte, bilginlikte eşi olmayan Mevlana'nın
huzurundan beni ayırmak, uzaklaştırma, sonra da sevinmek istiyorlar. Bu
sefer öylesine bir gideceğim ki, hiç kimse benim nerede olduğumu
bilmeyecek. Aramaktan herkes acze düşecek, kimse benden bir nişan bile
bulamayacak. Böylece bir çok yıllar geçecek de yine kimse izimin tozunu
bile göremeyecek." İşte Sultan Veled'e böyle yakınan Şems, 1247-1248
tarihinde Konya'dan ansızın gidip kayboldu. Şems'in kayboluşundan sonra
Mevlana, herkesten onun haberini soruyordu. Kim onun hakkında aslı esası
olmayan bir haber bile verse ve Şems'i falan yerde gördüm dese, bu
müjde için sarığını ve hırkasını vererek şükranelerde bulunuyordu. Bir
gün bir adam, Şems'i Şam'da gördüm diye haber verdi. Mevlana buna, tarif
edilemeyecek şekilde sevindi ve o adama, üstünde nesi varsa bağışladı.
Dostlarından birisi, bu adamın verdiği haber yalandır, o Şems'i
görmemiştir, dediğinde Mevlana şu cevabı vermiştir. "Evet, onun verdiği
bu yalan haber içinde üstümde neyim varsa verdim. Eğer, doğru haber
verseydi, canımı verirdim."
Hazret-i Mevlana'nın, Şems-i Tebrizi Hazretleri'ni Aramak İçin Şam'a Gidişi
Mevlana, Şems'i çok aradı. Onun ayrılığıyla, gönülleri yakan, sızlatan,
nice şiirler söyledi. Onu aramak için iki kere Şam'a gitti. Yine Şems'i
bulamadı. Bu son iki seyahatin tarihleri kesin olarak bilinmemekle
beraber, büyük bir ihtimalle 1248-1250 yılları arasında olduğu
söylenebilir. Sultan Veled'in ifadesiyle Mevlana, Şam'da suret
bakımından Tebrizli Şems'i bulamadı ama, mana yönünden onu, kendisinde
buldu. Ay gibi kendi varlığında beliren Şems'i, kendinde gördü ve dedi
ki: "Beden bakımından ondan ayrıyım ama, bedensiz ve cansız ikimiz de
bir nuruz. Ey arayan kişi! İster onu gör, ister beni. Ben O'yum O da
ben."
Konya'lı Kuyumcu Şeyh Selahaddin Hazretleri
Yağıbasan'ın
oğlu Konyalı Zerkub (kuyumcu) diye tanınan Şeyh Selahaddin Feridun,
Konya civarındaki bir gölün kenarında balıkçılıkla geçinen bir
ailedendir. Ummi olarak bilinen Şeyh Selahaddin, gençliğinde Seyyid
Burhaneddin'in terbiyesine girmiş, onun sohbetlerinde pişmiş, onun
feyziyle olgunlaşmış, kamil bir insandır. Ayrıca Şems'in sohbetlerinde
de bulunmuş, ondan da feyz almıştır. Mevlana ile Şems buluşmalarında,
altı ay Şeyh Selahaddin'in hücresinde sohbet etmişlerdir. Onlara hizmet
edebilme şerefine ve sohbetlerinde bulunabilme bahtiyarlığına eren zat,
Şeyh Selahaddin'dir. Şeyh Selahddin, kuyumcu dükkanında altın varak
yaparak, helalinden para kazanmak ve manevi halini kuvvetlendirmekle
uğraşırdı.
Hazret-i Mevlana'nın Vecd ile Sema'ı
Şeyh Selahaddin'in, Mevlana ile tanışması ta Seyyid Burhaneddin'in
manevi terbiyesi altına girdiği tarihte başlar, fakat bütün sevgilerden
tamamen vaz geçip Mevlana'ya manen bağlanmasına ve vakitlerini onun
sohbetlerine hasretmesine sebep şu hadisedir. Mevlana bir gün Şeyh
Selahaddin'in Kuyumcular çarşısındaki dükkanının önünden geçmektedir.
İçeride varak yapmak için çekiçle altın dövmekte olan Kuyumcu Şeyh
Selahaddin ve çıraklarının çekiç darbelerinden çıkan sesleri duyan
Mevlana, o hoş seslerin ahengi ile cezbelenir. (Allah tarafından manen
çekilerek iradesi elden gider) ve vecd ile (kendinden geçip ilahi aşka
dalarak) Sema etmeye başlar. Dışarıda Mevlana'nın Sema ettiğini gören
Şeyh Selahaddin onun, çekiç darbelerinin ahengine, ritmine uyarak Sema
ettiğini anlayınca, altının zayi olmasını düşünmez ve çıraklarına, çekiç
darbelerine devam etmelerini emrederek kendisi de dışarı fırlar ve
Mevlana'nın ayaklarına kapanır.
Hazret-i Mevlana'nın, Şeyh Selahaddin Hazretleri'ni Kendisine Hemden ve Halife Seçmesi
Mevlana, son Şam seyahatinde, mana yönünden Şems'i ay gibi kendinde
gördükten sonra, onu aramaktan vaz geçti ve kendisine Şeyh Selahaddin'i
dost ve hemden olarak seçti. Mevlana, Şems'e duyduğu muhabbet ve gönül
bağlılığının aynısını Şeyh Selahaddin'e de gösterdi ve bu zat ile sükun
buldu. Mevlana, Allah'ın cemal tecellileri içinde ruhen manevi bir
alemde yaşadığından, müridlerinin irşadıyla bizzat uğraşamamış ve
onların irşad ve terbiyesine, en seçkin, en ehil dostlarından birbirini
tayin etmiştir. İşte Şeyh Selahaddin, bu vazifeye ilk olarak tayin
ettiği dostudur. Mevlana, Şeyh Selahaddin'e yalnız manevi bir bağ ve
içten gelen muhabbetiyle kalmadı, onun kızı hakkında, "Benim sağ gözüm"
diyerek iltifatta bulunduğu Fatma Hatun'u oğlu Slutan Veled'e almak
suretiyle aralarında bir akrabalık bağı da kurdu.
Şeyh Selahaddin Hazretlerinin Olgunluğu
Mevlana'nın,
Şems ile dostluğunu çekemeyenler bu sefer de Mevlana'nın Şeyh
Selahaddin'e gösterdiği yakınlığa haset etmeye başladılar. Şeyh
Selahaddin'i, ümmidir diye, yüksek irşad makamına layık görmüyorlardı.
Şems'e yaptıkları gibi küstahlığa kalkıştılar. Kendisine kötü düşünce
ile bakan bahtsız, zavallılara Şeyh Selahaddin, "Mevlana, beni yalnızca
herkesten üstün tuttu da bu yüzden inciniyorsunuz. Bilmiyorsunuz ki
benim apaçık bir görüşüm yok, ben bir aynayım. Mevlana, ben de kendi
yüzünü görüyor; ne diye kendini seçmesin? O kendi güzelim yüzüne aşık,
bundan başka fikre düşmek kötü bir şey" diyerek, kemal ve mahviyyetini
(ileri derecede alçak gönüllüğünü) göstermiştir.

Şeyh Selahaddin Hazretleri'nin Ebedi Aleme Göçüşü
Mevlana ile Seyh Selahaddin, on yıl birbiriyle adeta mest olarak
görüşüp sohbet ettiler, ayrılık mahmurluğunu tadmadan, visal aleminde
safalar sürdüler. Nihayet Şeyh Selahaddin hastalandı ve ebedi alemde
göçtü (1259).
Çelebi Hüsameddin Hazretleri
Çelebi Hüsameddin, vaktiyle Konya'ya göçmüş bir soylu ailedendir ve
doğum yeri Konya'dır. (1225) Çelebi lakabını kendisine veren
Mevlana'dır. Gençliğinin ilk yıllarında, Ahilerin şeyhi olan babasını
kaybeden Çelebi Hüsameddin, zamanının bütün ulu kişileri ve şeyhlerinden
yakın alaka ve himaye gördüğü halde, bütün hizmetkarları ve
arkadaşlarıyla, Mevlana'nın hizmetini seçmiştir. Böylece Mevlana'nın
terbiyesinde yetişip olgunlaşmış, kamil insan olmuştur.
Hazret-i Mevlana'nın Çelebi Hüsameddin'i Kendisine Hemdem ve Halife Seçmesi
Mevlana, Şeyh Selahaddin'den sonra kendisine hemdem ve halife olarak
Çelebi Hüsameddin'i seçti ve dostlarına şöyle dedi; "Ona baş eğin,
önünde acizcesine kanatlarınızı yere gerin! Bütün buyruklarını yerine
getirin, sevgisini canınızın ta içine ekin. O rahmet madenidir, Allah
nurudur." Mevlana'nın bu buyruğu üzerine, bütün dostlar ona itaat
ettiler. Sultan Veled'in diliyle, "Bütün dostlar, onun lutuf suyuna
testi kesildiler, Şems'e ve Şeyh Selahaddin'e yapmış oldukları aşağılık
hareketlerden kurtulmuşlar, edeplenmişlerdi. Haset etmeden Çelebi
Hüsameddin'e itaat ettiler." Çelebi Hüsameddin on beş sene Mevlana'nın
şerefli sohbetinde bulundu. Mevlana'dan sonra da dokuz sene irşad
makamında, Mevlana postunda oturdu.
Çelebi Hüsameddin Hazretleri'nin Değeri
Mevlana, ancak Çelebi Hüsameddin'in bulunduğu meclis rahat bulur, huzur
duyar, coşup manalar saçar, hakikat ilminden bahisler açardı.
Mevlana'ya göre, hakikatler memesinden manalar sütünü emip çıkaran
Çelebi Hüsameddin'dir. Mesnevi'sinde bu manaya işaretle şöyle der; "Bu
söz, can memesininde süttür. Emen olmadıkça güzelce akmıyor. Dinleyen
susuz ve arayıcı olursa, va'zeden ölü bile olsa söyler. Dinleyen yeni
gelmiş ve usanmamış olursa dilsiz bile sözde bülbül kesilir. Kapımdan
içeri, na-mahrem girince, harem halkı, perde arkasına girer, gizlenir.
Zararsız ve mahrem birisi gelince de o kendilerini gizleyen mahremler,
yüzlerindeki peçeyi açarlar. Bütün güzel, hoş ve yaraşan şeyler, gören
göz için yapılır. Çengin zir (en ince) ve bam (en kalın) nağmeleri,
nasıl olur da sağır kular için terennüm edilir? Allah, miski beyhude
yere güzel kokulu yapmadı. Koku duyan için yarattı; koku almayan için
değil." İşte İslami Tasavvuf edebiyatının en büyük didaktik şaheseri
olan Mesnevi'yi Çelebi Hüsameddin, Mevlana'nın tükenmez bir hazineye
benzeyen ruhundan çekip çıkartmıştır.
Çelebi Hüsameddin Hakkında
Mevlana'nın kırk yıl samimiyetle hizmetinde, sohbetinde bulunan
Sipehsalar, Risale'sinde, Çelebi Hüsameddin'in değerini şu cümlelerle
belirtiyor; "Hakikatte Hüdavendigar Hazretlemizin tam mazhari Çelebi
Hüsameddin idi ve bütün Mesnev-i Şerif onun ricası ile yazılmıştır.
Bütün tevhid ve aşk ehli, kendilerine bahşedilen Mesnevi'nin yalnızca
yazılması hususunda, kıyamete kadar Çelebi Hüsameddin'e teşekkür
etseler, yine şükran borçlarını ödeyemezler."

Mesnevi'nin Yazılışı
Eflaki,
Mesnevi'nin yazılıp tamamlanmasını anlattığı bahiste diyor ki: "Mevlana
Hazretleri, asil kişilerin sultanı Çelebi Hüsameddin'in cazibesi ile
heyecanlar içerisinde Sema ederken, hamamda otururken, ayakta, sükunet
ve hareket halinde daima Mesnevi'yi söylemeye devam etti. Bazen öyle
olurdu ki, akşamdan başlıyarak gün ağarıncaya kadar birbiri arkasından
söyler, yazdırırdı. Çelebi Hüsameddin de bunu sür'atle yazar ve
yazdıktan sonra hepsini yüksek sesle Mevlana'ya okurdu. Cilt
tamamlanınca Çelebi Hüsameddin, beyitleri yeniden gözden geçirerek
gereken düzeltmeleri yapıp tekrar okurdu." Bu şekilde dikkatlice
1259-1261 yılları arasında yazılmaya başlanılan Mesnevi, 1264-1268
yılları arasında sona erdi.
Hazret-i Mevlana'nın Baki Aleme Göçüşü
Mevlana, Çelebi Hüsameddin ile tam onbeş sene güzel demler, hoş safalar
sürdü. Bu müddet zarfından bahtsızların fitne ve hücumundan uzak, huzur
ve sürur içinde yaşadı. Dostları onun cemalinin nuruna pervane
olmuşlardı. Mevlana, artık son anlarını yaşadığını, özlediği ebedi cemal
alemine kavuşacağını anlamıştı. Ansızın hastalanıp yatağa düştü.
Mevlana'nın hastalık haberi Konya'da yayıldığı zaman ahali, şifalar
dilemeye, gönlünü, duasını almaya geliyorlardı.
Şeyh Sadreddin (? – 1274) de talebeleriyle birlikte Mevlana'ya geçmiş
olsun demeye geldi ve çok üzüldüğünü beyan edip, "Allah yakın zamanda
şifalar versin. Hastalık ahirette derecenizin yükselmesine sebeptir. Siz
alemin canısınız, inşaallah yakın zamanda tam bir sıhhate kavuşursunuz"
diye temennide bulundu. Bu nun üzerine Mevlana: "Bundan sonra Allah
sizlere şifa versin. Aşıkın maşukuna kavuşmasını ve nurun nura
ulaşmasını istemiyor musun?" dedi. Şeyh Sadreddin, yanındakilerle
birlikte ağlayarak kalkıp gitti.
Mevlana,
dostlarına ve aile efradına, bu dünyadan göçeceğine üzülmemelerini
söylüyordu, fakat onlar, benden de olsa, bu ayrılığı kabullenemiyorlar,
ağlayıp inliyorlardı. Mevlana'nın hanımı, Mevlana'ya hitaben; "Ey alemin
nuru, ey ademin canı! Bizi bırakıp nereye gideceksin?" diyerek ağlıyor
ve ilave ediyordu. "Hudavendigar Hazretlerinin dünyayı hakikat ve
manalarla doldurması için üçyüz veya dörtyüz yıllık ömrünün olması
lazımdı." Mevlana cevaben, "Niçin? Niçin? Biz ne Firavun ve ne de
Nemrud'uz, bizim toprak alemiyle ne işimiz var, bize bu toprak aleminde
huzur ve karar nasıl olur? Ben insanlara faydam dokunsun diye dünya
zindanında kılmışım, yoksa hapishane nerede ben nerede? Kimin malını
çalmışım? Yakında Allah'ın sevgili dostunun, Hazret-i Muhammed'in yanına
döneceğimiz umulur"
Hazret-i Mevlana'nın Vasiyeti
"Ben
size, gizli ve aleni, Allah'dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı,
az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya
devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına
dayanmanızı avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem
sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. Hayırlısı,
insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır.
Hamd, yalnız tek olan Allah'a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun."
Şeb-i Arus
İrfan ve sevgi güneşi Mevlana, 5 Cemaziye'l-ahir, 672 (17 Aralık 1273)
Pazar günü gurup vakti, bütün parlaklığı ile, bütün güzellikleriyle
gülerek ebediyet aleminin asumanına doğdu. Mevleviler, o geceye Şeb-i
Arus derler.
Hazret-i Mevlana'nın Cenaze Merasimi
Müslüman olan, müslüman olmayan, küçük büyük ne kadar Konyalı varsa
hepsi, Mevlana'nın cenaze merasimine katıldı. Müslümanlar, müslüman
olmayanları sopa ve kılışla savmaya çalışarak onlar: "Bu merasimin
sizinle ne ilgisi vardır? Bu din sultanı Mevlana bizimdir, bizim
imamımızdır" diyorlardı. Onlar da şu cevabı veriyorlardı. "Biz Musa'nın
ve bütün peygamberlerin hakikatini onun sözlerinden anlayıp öğrendik.
Kendi kitaplarımızda okuduğumuz olgun peygamberlerin huy ve
hareketlerini onda gördük. Sizler nasıl onun muhibbi ve müridi iseniz,
biz de onun muhibbiyiz. Mevlana Hazretleri'nin zatı, insanlar üzerinde
parlayan ve onlara iyilikte, cömertlikte bulunan hakikatler güneşidir.
Güneşi bütün dünya sever. Bütün evler onun nuruyla aydınlanır. Mevlana
ekmek gibidir. Hiç kimse ekmeğe ihtiyaç duymamazlık edemez. Ekmekten
kaçan hiçbir aç gördünüz mü?
Hazret-i Mevlana'nın Cenaze Namazı
Mevlana'nın vasiyeti üzerine Şeyh Sadreddin, Mevlana'nın namazını
kıldırmak üzere niyetlendiğinde dayanamayıp baygınlık geçirdi. Bunun
üzerine namaza Kadı Siraceddin imamlık etti.

Hazret-i Mevlana'ya Yeşil Kubbe
Mevlana'ya
Yeşil Kubbe denilen türbe, Sultan Veled ile Alameddin Kayser'in gayreti
ve Emir Pervane'nin eşi (Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in kızı) Gürcü
Hatun'un yardımıyla Çelebi Hüsameddin zamanında yapıldı. Türbenin
mimarı Tebrizli Bedreddin'dir. Selimoğlu Abdülvahid adlı bir sanatkar da
Mevlana'nın kabri üzerine, Selçuklu oymacılığının şaheseri olarak kabul
edilen, büyük bir ceviz sanduka yaptırmıştır. Bu sanduka bu gün,
Sultan"ül-Ulema Bahaeddin Veled'in kabri üzerindedir.
Hazret-i Mevlana'nın Ölüme ve Mezara Bakışı
"Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı
var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma; bu çeşit şüpheye düşme,
bana ağlama, yazık yazık deme. Şeytanın tuzağına düşersem işte
hayıflanmanın sırası o zamandır. Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O
vakit benim buluşma ve görüşme zamanımdır. Beni kabre indirip
bırakınca, sakın elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluğunun
perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan
ne ziyan geliyor ki? Sana batmak görünür, ama o, doğmaktır. Mezar hapis
gibi görünür, ama o, canın kurtuluşudur. Hangi tohum yere ekildi de
bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun? Hangi kova kuyuya
salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf'u ne diye kuyuda feryad etsin?Bu
tarafta ağzını yumdun mu o tarafta aç. Zira senin hayuhuyun,
mekansızlık aleminin fezasındadır."
Hazret-i Mevlana'nın Ziyaretçilerine Seslenişi
"Kardeş,
mezarıma defsiz gelme; çünkü Allah meclisinde gamlı durmak yaraşmaz.
Hak Teala beni aşk şarabından yaratmıştır. Ölsem, çürüsem bile, ben yine
o aşkım." "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız? Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir."

Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği
sözde duruyor mu? Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi
yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu
istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden,
saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.
Şöhret
âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa
yakışmaz. Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten
kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret,
gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet
uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca
gündüz olur.
Haydi, şu benlikten kurtul,
herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin,
bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir
madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ
bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat
hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar
birleşirler, bir su hâlinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar
da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan,
can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri
söyler.
Sende bulunan beş duygu ışığını,
gönül nuruyla aydınlat. Duyguları beş vakit namaz gibi bil. Gönlünse
yedi âyetten ibâret olan Fatiha Sûresi'ne benzer. Her sabah göklerden
bir ses gelir, gönlünden dünya sevgisini atabilirsen o sesi duyar,
hakikat yolunun izini bulur, yol alır gidersin.
Gel,
gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek?
Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz
Hakk'ın nuruyuz, Hakk'ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle,
birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan
neden böyle kaçıyor? Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde
olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle
şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler,
yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol
elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne
demek, uğursuz.
Mânâların aşk burakı,
aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü."Nereye götürdü?" diye den bana sor.
Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben
öyle bir revâka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm,
ne de gök. Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan
çıkar, dünyalığını kaybeder. . Mutlu
olmanın sırrını Peygamber Efendimiz'den öğren de, Allah sana ne verirse
ona razı ol. Başına gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o
anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam elçisi sana gelirse,
tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla. Zaten o sana yabancı
değildir, onunla aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın
suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba, hoş geldin de. Onu güler
yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen
çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.
Ey
benim canım, şu toprak perdesinin ötesinde, gizli bir zevk, gizli bir
mutlu yalayış vardır. Her şeyi gizleyen bu örtünün altında, yüzlerce
güzel Yusuflar vardır. Bu ten, bu görünen beden ortadan gidince, asıl
varlığın olan ruhun kalkar. Ey sonsuz olan ruh, ey fani olan ten! Bu
halin nasıl olduğunu anlamak istersen, her gece kendine bak. Uykuya
dalınca tenin ölmüş gibidir. Ruhunsa cennet bahçelerine kanat
çırpmaktadır.
Pişman olmayı kendine âdet
edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha
ziyade pişman olursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da
pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terk et de, daha
iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!
Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve
yerlerse de, sofra yine o sofradır, hoş geldin de. Onu güler yüzle,
tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen
çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.
Pişman
olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu
pişmanlığa da daha ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla
geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu
pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi
bir iş ara!
Ezel sofrası üzerinde her ne
kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır,
ondan hiçbir şey eksilmez. O olduğu gibi durur. Bir kuşu bir dağın
üstüne konsa, sonra uçup gitse, dağda bir fazlalık veya bir eksiklik
görünür mü?
Şu tenimiz ruhumuzun bir
köşküdür. Orası bir tepe, bit yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik
dostumuz, yârimizdir. O, bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu,
korkunç bir çölden geçer. Yürekli bir er, Rüstem gibi bir yiğit olmayan
oraya nasıl varabilir? Oraya varacak kişi, bir pehlivan gibi hasmını
yere vuran, çeşitli gıdalarla bedenini besleyen, kuvvetli, güçlü kişi
değildir. Oraya varacak kişi, nefsini yenen, kendi benliğini yıkıp alt
eden, dünya âşığı değil, Allah âşığı olan kişidir. Böyle bir kişinin
bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce, o bedenden tohum
nasıl baş verir yücelirse, tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş
ağacı yükselir, boy atar. Nurlu bir gönül erinden başka, o nura âşık
olan kimdir? Aşk mumu, pervanenin gönlünden başka neyi yakar?
Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ'at olur, ibâdet
sayılır. Onun yemesi, içmesi, uyuması, Hakk'ın emrini tutması, yerine
getirmesi içindir. Sakın Hak'tan başkasını dost edinme!

MEVLANADAN BİRKAÇ NASİHAT
Allah'ın her an bizi gözetlediğini aklından çıkarma! O, senin her halini bilir. Seni dilediği yerde, dilediği şekilde var ya da yok kılar!
Dilin daima Allah'ı ansın! Sabah ve akşam şükür ve dualarına devam et!
Allah için sev ve iyilik et, imanın en sağlam kulpu budur!
Bir çift güzel sözle de olsa iyiliği mükâfatlandır!
İnsanlara karşı alçakgönüllü, güler yüzlü, tatlı sözlü ol!
İyiliğe yönel, kötülükten sakın! Her işinde sabrı kuşan!
Yiyip içtiklerinin temiz ve helâl olmasına dikkat et! Allah ancak iyi kimselerin çağrısına karşılık verir.
Yalnızca iyi kimselere melekleri vasıtasıyla yardım eder.
Kulağını boş söz, ayıplama, kınama, insanları incitme ve hoşlanmadıkları şeyleri onlara duyurma amacı güden sözlerden koru!
Gözlerini haramdan sakındır! İnsanların ayıplarını arama! Gözlerin insanlara kıskançlıkla bakmasın!
Allah' başkalarına verdiği şeyler için insanlara kıskançlıkla bakma! Bu, Allah'ın sana verdiği nimetleri küçümsemekten seni alı kor! Daha büyük işler başarmak için senden daha şevkle çalışanların çalışmalarını incele Senden iyilerle yarış!
Seven bir kalp ve temiz duygular ve aşk olmaksızın Allah'ın rızasını almadan sevdiğine kavuşamaz ve mutluluğu bulamazsın!
Hesabını iyi yap! Nefsine hâkim ol! Evinde ve çevrende nasıl temizlik yapıyorsan belirli aralıklarla nefsini de
temizle, haramdan ve günahlardan arındır!
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
17 ARALIK 2009 KONYA MEVLANA Şeb-i Arûs 1-2 BÖLÜM - CAN AKIN
17 ARALIK 2009 KONYA MEVLANA Şeb i Arûs
1...
17 ARALIK 2009 KONYA MEVLANA Şeb i Arûs 2...
WHO'S MEVLANA?
'Come, come again, whoever you are, come! Heathen, fire worshipper or
idolatrous, come! Come even if you broke your penitence a hundred times,
ours is the portal of hope, come as you are." Mevlana who is also known
as Rumi, was a philosopher and mystic of Islam, but not a Muslim of the
orthodox type. His doctrine advocates unlimited tolerance, positive
reasoning, goodness, charity and awareness through love. To him and to
his disciples all religions are more or less truth. Looking with the
same eye on Muslim, Jew and Christian alike, his peaceful and tolerant
teaching has appealed to men of all sects and creeds.
Mevlana was born on 30 September 1207 in Balkh in present day
Afghanistan. He died on 17 December 1273 in Konya in present day Turkey.
He was laid to rest beside his father and over his remains a splendid
shrine was erected. The 13th century Mevlana Mausoleum with its mosque,
dance hall, dervish living quarters, school and tombs of some leaders of
the Mevlevi Order continues to this day to draw pilgrims from all parts
of the Muslim and non-Muslim world.
Today man who has powerful desires and self seeker feelings can't take a
lesson from the thoughts of Mevlana. Mevlana says the origin of
existence will be appeared by the universal love. Sufism is to become a
united whole with God. Death is separation of soul from body and meeting
with divine body. Your ways will become luminous by the words of
Mevlana. Mevlana has regarded love of humanity, he also adviced to be
tolerant, merciful, kind and patient.
In
addition Mevlana adviced not to be the slaves of harsness and anger. In
his couplet 'If you don't love, you'll be dead. When you love, you'll
remain alive. According to the brief of Mevlana a man burns twice; at
first by mother, at the second by his own body. The true birth is the
second one. 'The body of a man as the beehive, The honeycomb and the
honey of this hive is love. When youn take love away from this hive it
will be an empty hive only.
Today in the
ceremonies of Mevlevi people who turn in groups named
'Sema'; explains the love of God. Turning starts slowly
continues with a great excitement. Mevlevi dervish who
performs the sema wears a private dress named 'Tennure. In
ceremonies there is a president of Mevlevi Group named
'Post-Nisin'. Mevlana dervishes turns their right hands to the top
and their left hands to the ground. It means that palms are open to
the God for the gifts which they come from God spread to the
society. The music group is named 'Muhrip' musicians who play
nay named 'Neyzen'singers are named' Ayinhan'and 'Naathan'. In
the opposite of music group there's the skin of an animal with
it's hair. At the end of the skin there's a holly line it's named
'The shortest way'.
The "dance" of the
Whirling Dervishes is called "Sema". Sema is a part of the inspiration
of Mevlana as well as part of the Turkish custom, history, beliefs and
culture. Sema represents a mystical journey of man's spiritual ascent
through mind and love to "Perfect." Turning towards the truth, his
growth through love, desert his ego, find the truth and arrive to the
"Perfect" then he return from this spiritual journey as a man who
reached maturity and a greater perfection, so as to love and to be of
service to the whole of creation, to all creatures without
discrimination of believes, races, es and nations. In reality people all
over the world need love. In the couplets Mevlana says that humanity is
able to walk in the way of happiness by seeing all of beautiness which
God bestows.
Son of Mevlana Sultan Veled,
his son and Selahaddin Zerkubi who was trained by Mevlana have
establish the Mevlevi Tariqat. After Mevlana had said the couplets
Celebi the Husamettn wrote them. Mevlana has been presenting the joy of
living by his words for 700 years.
He has
been telling to the humanity crucible of morals, virtue, honesty,
goodness and helping for years. Life will be more valuable and death has
beauty also it means meeting God. According to Mevlana death is a
wedding night. He never divide men into groups and he calls out's
comrade! we were comrades with love, we come into existence with you.
'Mevlana says if somebody commits a sin he shouldn't loose his hope. The
door of wowing will be opened up to the last breath. He also says' All
over the world at every place there's only God, everything is a lie in
this life.
'This article is recipient
from the speech of Nevin Korucuoglu who is the grandchild of Mevlana at
the X. Mevlana Congress in Konya'.

MEVLANA CELALEDDIN-I RUMI
800th anniversary of the birth of Mevlana Celaleddin-i Belhi-Rumi
(Maulana Jalal-ud-Din Balkhi Rumi), poet and philosopher (1207-1273)
"Eminent
philosopher and mystical poet of Islam, Rumi advocated tolerance,
reason and access to knowledge through love. His mystical relationship
with Islam produced masterpieces that have marked Islamic culture and
religious beliefs, well beyond the borders of Turkey. His work and
thought remain universally relevant today."
Above
text is taken from UNESCO's official website announcing that 2007 is
declared as Rumi Year. 2007 is the 800th anniversary of Rumis birth and
until today his thoughts and poems, written in the "Mesnevi" and
"Divan-i Kebir" in Persian language, are for many humans, not only for
muslim people very important.
Central
topic of Mevlanas teachings is the love, which he understood as main
power of the universe. Because of God´s love the universe exists at all,
humans must learn to love God, so they will learn to love everything
what is God´s creation, thus as humans, nature and all things.
"For
the lovers of God is God alone the source of sorrow and joy. It is the
wages of their work and to be really rich." (From the Mesnevi of Mevlana
Celaleddin Rumi)
In the last year 1,5
million visitors and pilgrims flowed to the mausoleum of Mevlana
Celaleddin Rumi, which is today one of Turkeys most visited museums.
200000 visitors came from foreign countries, especiallay from Iran,
where Mevlana is very famous. From every part of the world humans
visited the mystical poet, many of them speaking "Dua" (asking prayers)
at his tomb.
After Mevlanas death on
December 17 in the year 1273 the mausoleum was established over which
today rises up the "Kubbe-i-Hadra" (the Green dome), it became the
symbol of Konya.
Rumi was buried near his
father in the rose garden of the Seljuk palace. Later altogether 55
family members and companion or highranking Mevlevi-Derwishs like
Selaheddin Zerkub and Husamedin Çelebi found their last peace at the
mausoleum, beside Mevlana his son Sultan Veled. The "Tekke" was built, a
building for meetings and studies, the Sema hall for mystical dance and
small cells for meditation practice like "Zikr" (thinking of God).
Mevlana
Celaleddin Rumi was born in the year 1207 in Balkh in the Persian
region Horasan (today Afghanistan). His father was the respected scholar
Bahaeddin Veled, who left the city with his familiy because of the
forthcoming Mongol invasion.
After
travelling through different areas and a longer stay in Karaman, finally
they came 1228 to Konya, which was the capital of the Rum Seljuk under
the powerful Sultan Alaaddin Keykubat. After the death of the father
Rumi became also a respected theological scholar. But the meeting and
special friendship with Shemseddin Tabrisi, a dervish of the calendar
order he met 1244 in Konya, brought him on the mystic way.
The
Sufi Derwishorder of the Mevlevis, which was founded after Mevlanas
death, got large influence during the time of the Turkish Seljuk and
later in the Ottoman empire. The order was closed, when the new Turkish
Republic was established at the beginning of the 20. century. Today
exists in many countries, even in Europe and America small private
groups, which are following the thoughts of Mevlana and partly
continuing mystic practices.
The ritual
of "Sema", the mystic dance of turning Mevlevi dervishs found its origin
in an inspiration of Mevlana Celaleddin Rumi, but received its form
after his death. Accompanied by the sounds of the flute "Ney" and other
instruments, the whirling dervish is turning like in trance around his
own axis, the right hand upward to be ready to receice God´s beneficence
and the left hand downward to the earth. It symbols the mankind with
their connection between heaven and earth.
The
day of death Mevlana Celaleddin Rumis on December 17 in the year 1273
is named as "Seb-i-Arus", what means literally translated "wedding
night". For the inhabitants of Konya at that time Mevlanas death was a
drastic event. Sheikh Sadreddin Konevi, another mystic master from
Konya, who should speak the last prayer for Mevlana, fell in faint
because of sadness. To Rumis funeral came numerous representatives of
all groups and religions, also Christians and Jews. Despite of the
muslim funeral they were reading from the old and new testament and
described the character of Mevlana as equal with Moses and Jesus.
Mevlana Celaleddin Rumi had designated the death as typical for the
sufis as "wedding", a kind of still more intensive mental combination
with God. In the Divan the following statement is contained: "When you
see my funeral don´t say: What for a separation. It is time for me to
meet the lover…"
There is every year a
festival week in Konya in December with exhibitans, concerts and
performance of the whirling dervish dance "Sema" at the Mevlana cultural
center (Mevlana Kültür Merkezi).
In 2006
more than 70000 visitors from many different countries came to see the
performances. Like every year December 17 was a special day, where
hundreds of people came together in the afternoon at the tomb of Mevlana
to speak "Dua".
In the Mevlana year
2007, which was declared by UNESCO after an initiative of the countries
Turkey, Egypt and Afghanistan, will be world-wide cultural and
informative events about Mevlans philosophy.
Mevlana Celaleddin Rumi will be for every time a good example, because
of his tolerance, love and good relation to his fellows.
Names Of Mevlana:
Mevlânâ
Celaleddin-i Rumi - Mövlana Cəlaləddini Rumi - Mevlana Dželaludin Rumi -
Jalal al-Din Muhammad Rumi - Jalal ad-Din Rumi - Dschalal ad-Din
Muhammad Rumi - Dschalal ad-Din Muhammad Rumi - Jalal ad-Din Muhammad
Rumi - Jalāl-ad-Dīn Rūmī - Yalal ad-Din Muhammad Rumi - Ĝalal-ed-din
Mohammad Rumi -- Jalal Ud Din Rumi - Gialal al-Din Rumi - Celaleddîn
Rûmî - Dzsalál ad-Dín Rúmí - Jalaluddin Muhammad Rumi - Jalal ad-Din
Rumi - Dżalal ad-Din Rumi, Dżalaluddin Rumi, Dżalal ad-Din Balchi,
Maulana Rumi, Mevlana - Jalal al-Din Muhammad Rumi - 'Mawlānā Jalāl
ad-Dīn Muhammad Rūmī - Mowlana Jalal ad-Din Muhammad Balkhi Rumi -
Džaláluddín Rúmí - Džálál ad-Dín Rúmí, Muhammad Džaláluddín,
Chodávendegár, Mauláná Chodávendegár - Djalalu'd-Din Rumi - Jalal al-din
Rumi, eller Jalâluddîn Mohammad-i Balkhî - Jelaleddin Rumy CAN AKIN - MEVLANA

Mevlana'nın Söylediği Ve Günümüze Kadar İnsanlığa Işık Tutan Sözlerinden Bazıları:
· Bağış, kine merhemdir.
· Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
· Genişlik, sabırdan doğar.
· Dert, insana yol gösterir.
· Yokluk, varlığın aynasıdır.
· İnanan, inananın aynasıdır.
· Sabır, genişliğin anahtarıdır.
· Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
· Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
. Bal yiyen arısından gocunmaz.
· Ümit, güvenlik yolunun başıdır.
· Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
· Hırsın yemdir,
cehennemse
tuzak.
· Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
· Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
· Kin, sapıklığın da aslıdır, kâfirliğin de.
· Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
· Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
· Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
· Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.
· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
· Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
· Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
· Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
.
 .
· Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham
derler.
·
Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
· Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak.
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
. Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.
· İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
· Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?
· Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.
· Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir.
· İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
· Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.
· Verdiğini geri alan kişi, ***** gibi kusmuğunu yemiş olur.
· Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
· Oyun,
görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
· Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
· Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.
· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
· Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
· Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
.
 .
· Leş, bize göre rezildir ama domuza, köpeğe
şekerdir, helvadır.
· Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.
· Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?
. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır.
· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
· Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.
· Şu deredeki su, kaç kere değişti, yıldızların akisleri hep yerinde.
· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.
· Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?
· Firavun, yüz binlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
· Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var.
· Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.
·
Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.
· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?
· Davut'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.
· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
· Mademki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
· Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar.
· Aslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir aslan.
· Anlayış, edep şehirlilerdedir. Ziyafet, garip konaklamak da köylülerdedir.
· Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.
· Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.
· Korukla üzüm birbirine zıttır ama koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.
·
Çalınmış kumaş, devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
.  .
· Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.
· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
· Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
· Her korkuda binlerce eminlik vardır, göz karasında onca aydınlık mevcut.
· Hiçbir kâfire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
· Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken
soğan gibi
kokar.
· Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.
· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.
· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.
· Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üç yüz bin cefasına bedeldir.
· Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?
· Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.
· Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede?
· Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
· Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?
· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
·
Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.
· Cübbe ve sarık ile âlimlik olmaz. Âlimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
· Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
· Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz.
· Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.
· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
· Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.
.  .
· Kim daha güzelse
kıskançlığı daha
fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
· Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür.
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.
· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kazdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.
· Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
· Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını, şarabı verene aç.
· Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkârın kıblesi ise altın torbasıdır.
· Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak, malı yitmekten korur.
· Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.
·
İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
· Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.
· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur.
· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.
· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
· Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
· Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
· Tövbe bineği, şaşılacak bir
binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
· İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
· Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

· Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
· Bal çanağının ağzı
kapalı Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,
· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
· Âşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
· Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
· Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
· Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
· Resimler ister haberleri olsun, ister olmasın, hepsi de ressamın elindedir, o elden çıkar.
· Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
· Padişah,
töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
· Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
· Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
· Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
· Hoş, güzel ömür, yakınlık âleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.
· Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
· Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı
gökyüzü çekti, yüceltti.
· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.
· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
· Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
· Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?
· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
·
Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
· Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
· Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.
· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
· Küfürle iman, yumurtanın akıyla
sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.
· Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
· Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.
· Mademki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, mademki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.
· Irmak suyunu tümden içmenin imkânı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkânı yok.
· Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
· Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten
de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri.
· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?
· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
· İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.
· Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
· Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazeretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.
· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.

· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kâse tutacakmışım?
· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
· Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler
koyar.
·
Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
· Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç? O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker, kaçar.
· Ağlayışın, feryat edişin bir sesi, sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
· Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
· Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
· Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal
ettiğimiz mumdur
· Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir.
· Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür, karşılığını bulma günüdür.
· Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
·
Yol kesenler olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça, sabırlılar,
gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?
·
Köpekler gibi kızmayı bırak, aslanların gazabına bak. Aslanların
gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.
·
Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hintli olsun, ister Türk,
ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
· Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
·
Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama gönlünün beli
kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
·
Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyveler aşağı doğru çeker.
Meyvesiz bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
·
İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır,
tatlılaşmıştır. Kâfirsen, acılaşmışsan, ölüm de kâfirleşir, acılaşır
sana.
· Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde
değildim"dir. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana, onu sen
çağırdın.
· Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için
gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi
kime ulaştıracaklar?

·
O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri
ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
·
Mümin bir kopuza benzer. Mademki inanan kişi feryat edip ağlamada
kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
·
Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir.
Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
· Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip,
dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz
kabuğunu görür.
· Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak,
incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım
geldiğinden o zaman da biz inciniriz.
· Sevgiden, tortulu bulanık
sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden,
ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi
neticesidir.
· Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün,
dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Aslanın, sabredip pislik
içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
· İnsan gözdür,
görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç
yapman gerek.
· Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan,
gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına,
sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
· Uçan
kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur.
Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar,
neşeyle koşar durur.
· Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim,
seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka
söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
· İki
parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen
göremiyorsun diye bu âlem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek
kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte
· İki yüz batman bala,
bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin
tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke,
hem yok olmuştur, hem vardır.
· Sevgide güneş gibi ol, dostluk
ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda
toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi
görün, ya göründüğün gibi ol.
· Hani bir hayvan vardır,
porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha
iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o
da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.
· Kadınlar, aklı
olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar,
kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak,
insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları…
·
Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam
inanca ulaşmadan başını sallarsın. Ama halkın çoğu kötü olduğundan,
beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.

Şair Mr Can Akın - Türkçe - Bulgarca Mevlana Şiirleri Поетът Can Akın - турски български стихотворения на Руми
Poetŭt Can Akın - Turski Bŭlgarski Stikhotvoreniya Na Rumi
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=4457&ItemIndex=77

Şair Mr Can
Akın - Türkçe-Almanca Mevlana Şiirleri
Herr Can Akin Poet - Gedichte Von Rumi Türkisch-Deutschen
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=10197&ItemIndex=10

Şair Mr Can Akın - Türkçe-İspanyolca Mevlana Şiirleri
Sr. Can Akin Poet - Poemas De Rumi Turco-Español http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=3450&ItemIndex=96
 Şair Mr Can Akın - Türkçe-Azerice Mevlana Şiirleri Şair Mr Can Akın - Türkçe Azərbaycan dili Mövlana Şiirleri
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6124&ItemIndex=46

Sevgi İçin Yaşamak - Living For Love - Türkçe İngilizce Mistik Şiirler - Turkish English Mystical Poems
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=2960&ItemIndex=117 Manevi İklimler Ozanı Mevlana - Poet Of The Moral Climates Mevlana
http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6075&ItemIndex=47


سني آنديم مولانا
قاناتلارينا يوكلديم سونسوز سوگيني چينگين ايله يانان اوجسوز يورگيمي حضور دولان هر هجرمي دولاشتيم دوردوم توپراق ، گوك و دنيزي هر ديلده آنلاتديم دورومو مولانانين بيتمين سوگيسيني
گزديم هر يرده سني آنديم مولانا گيتتيم هر سوكاك و شهره سني تاشيديم ايلاهي سوگي ايشيقينا آيدينلانديم و اينسانلاري سوگينله آيدينلاتديم حضور اوقيانوسوندا بير داملا سودا چوخالديم
سني آنديم مولانا گتييم هر يرده سني
آنلاتتيم آنلاتاجاقجا چوخالديم چوخالديقجا كالقاتي گوزومدكي پرده يورگيمده كي حضور و بن سنده بولدوم ايچيمدكي درده چاره
نهير اولدوم دلي دلي آخان ايرماق اولدوم چاغلايان داشان دنيز اولدوم داقا داقا ووران اوقيانوس اولدوم درين و ساكين اولاشيلمايان من سنده من اولدوم سونسوز حضورو روحوما قازيان
گونش اولدوم سوگينله ايسيتان سوگي توخوملاريني يشرديب بوي بوي سوگي چيچكلري آچتيران درتلره مرحم خسته لره درمان سوگيني ايشيغيني هر يره يانسيتان
گزدييم يرلرده آدين دورويور باختييم هر يرده وارليغين ديله
گليور وار اولمانين حضورو روحوما دولويور بو جان ؛ آنجاق سنده حضور بولويور
من بير جان سن بير جان هر ير جان گلين جانلار بيرليك اولاليم الهي عاشقلا يانيب توتوشاليم فاني دردلره اونوتاليم گونلو گوزونده بولوشاليم
جان آكين
Taymaz Urmulu

Mevlânâ
Celaleddin-i Rumi - Mövlana Cəlaləddini Rumi - Mevlana Dželaludin Rumi -
Jalal al-Din Muhammad Rumi - Jalal ad-Din Rumi - Dschalal ad-Din
Muhammad Rumi - Dschalal ad-Din Muhammad Rumi - Jalal ad-Din Muhammad
Rumi - Jalāl-ad-Dīn Rūmī - Yalal ad-Din Muhammad Rumi - Ĝalal-ed-din
Mohammad Rumi -- Jalal Ud Din Rumi - Gialal al-Din Rumi - Celaleddîn
Rûmî - Dzsalál ad-Dín Rúmí - Jalaluddin Muhammad Rumi - Jalal ad-Din
Rumi - Dżalal ad-Din Rumi, Dżalaluddin Rumi, Dżalal ad-Din Balchi,
Maulana Rumi, Mevlana - Jalal al-Din Muhammad Rumi - 'Mawlānā Jalāl
ad-Dīn Muhammad Rūmī - Mowlana Jalal ad-Din Muhammad Balkhi Rumi -
Džaláluddín Rúmí - Džálál ad-Dín Rúmí, Muhammad Džaláluddín,
Chodávendegár, Mauláná Chodávendegár - Djalalu'd-Din Rumi - Jalal al-din
Rumi, eller Jalâluddîn Mohammad-i Balkhî - Jelaleddin Rumy
MEVLANA'DAN ALTIN SÖZLER
  
  
FRANCE TV 5 MEVLANA Mevlānā Celāl ed
Dīn


MEVLANA KİMDİR?
Büyük
mutasavvuh ve nefeskar Mevlana Celaleddin Rumi 1207 yılında Horasan
ülkesinin Belh şehrinde doğdu, 17 Aralık 1273 yılında Konya'da öldü.
Babası ünlü bir bilgin olan Sultan Bahattin Veled'dir.
Mevlana dizelerinde Tanrı'nın verdiği tüm güzellikleri görerek
insanların mutluluk yolunda yürüyebileceklerini söyler. Günümüzde büyük
hırs ve çıkar duygularıyla yaşayanlar onun düşüncelerinden ders
alabilirler. Mevlana varlığın temelinin evrensel aşkın yoluna düşmekle
ve onu tanımakla ortaya çıkabileceğini söylüyor. Tasavvuh Tanrı ile
bütünleşmektir. Ölüm ruhun bedenden ayrılması, ilahi beden ile buluşma
anı vuslattır. Mevlana'nın sözlerinin anlamı araştırıldıkça ışıkla
yollar açılır. Günümüzde mevlevilik törenlerinde grup halinde dönen
insanların gösterileri televizyon ekranlarından izlenmektedir. Tanrı'ya
duyulan engin sevgiyi ifade etme şekli olan dönüşler ağır bir tempoyla
başlar sevgi ve coşkuyla sürüp gider. Semazenlerin giydikleri elbiselere
"Tennure" denir. Bu elbiseler içinde tertemiz düşüncelerle insanlığı
sevme, yaşamı güzel görme, duygularıyla yıllardır uygulanan bu törenler
mevlevilikte bir sembol ve anlam derinliği taşımaktadır. Törenlerde
beyaz elbiseleriyle dönen dervişlerden başka "Post-Nişin" denilen
mevlevi grubunun başkanı vardır. Semazenler sağ ellerni yukarıya,
Tanrı'ya çevirirler, sol elleri de aşağıya, yere dönüktür. Bunun anlamı,
halktan alınan yere saçılır, Tanrı'ya avuç açıktır. Öbürü ile de
Tanrı'dan gelen, insandan geçerek topluma dağılır. Töreni idare eden
musiki heyetine "Mutrip", mutrip heytetindeki saz çalıcılara "Neyzen",
kudüm çalanlara "Kudümzen", şarkı formunda eserleri icra edenlere
"Ayinhan" ve "Naathan" denir. Mutrip heyetinin tam karşısında post-nişin
denilen şeyh'in postu bulunur. Postun ucunda semahane ortasına kadar
bir çizgi olduğu düşünülürse bu çizgiye "Hatt-ı İstiva" (en kısa yol)
denir ve kutsaldır bozulmaz.
Mevlana'nın
oğlu Sultan Veled ile Mevlana'nın yanıda yetişen Selahattin Zerkubi ve
Hüsamettin Çelebi "Mevlevilik" tarikatını kurarlar. Mevlana ilk on sekiz
beyti yazar ve Hüsamettin Çelebi'ye verir. Ondan sonraki dizeler
Mevlana tarafından söylenip H. Çelebi tarafından kaleme alınmıştır.
Gönüller sultanı Mevlana 700 yıldır sözleri ve eserleriyle insanlık
âlemine yaşama sevinci sunuyor. İnsanlığa ahlakın, faziletin,
dürüstlüğün iyilik ve yardım severliğin potasında değerli olabileceğini
anlatıp aynı zamanda ölümün bile güzelliği olduğunu, Tanrı'ya kavuşmanın
anlamını öz düşüncelerle sözlerle anlatıyor. Mevlana ölümü vuslat
(Düğün) gecesi olarak yorumluyor. Hak'kın birliği yolunda, insanlar
arasında bir ayrım yapmıyor ve onlara şiirin altın kalıpları içinde
şöyle sesleniyor 'Ey dost, sevgiyle dostuz, seninle varız' Mevlana, bir
insan günah işlemiş olsa da, Tanrı'nın ilgisi ve yüceliğinden ümit
kesmemesini tövbe kapısının son nefesine kadar açık olduğunu söylüyor.
Mevlana'ya göre bir insanın asıl doğuşu kendi bedeninden olandır. Çünkü
insan oluş bu doğumla başlar. Istırap insanın kendi bedeninden doğmasını
sağlar ve sırra giden uzun yolculuğun kapılarını açar. Mevlana "Dünyada
ve her yerde o var, bir tek o var. Dünyada herşeye yakın sadece yüce
dost o var."
Mevlana'nın torunu Nevin KORUCUOĞLU'nun X. Milli Mevlana Kongre'sindeki konuşmasından alınmıştır
WHO'S MEVLANA?
Mevlana who is also known as Rumi, was a philosopher and mystic of
Islam was born in 1207 in Balkh in Apghanistan and died 17 December 1273
in Konya city. His father was Sultan Bahaddin Veled who was a famous
scholar.
In his lines Mevlana says men
will be able to walk in the way of happiness by seeing the beautiness of
God. Today men who has powerful desires and self seeker feelings can
take a lesson from the thoughts of Mevlana. Mevlana says the origin of
existence will be appeared by the universal love. Sufism is to become a
united whole with God. Death is separation of soul from body and meeting
with divine body. Your ways will become luminous by the words of
Mevlana. Mevlana has regarded love of humanity, he also adviced to be
tolerant, merciful, kind and patient.
In
addition Mevlana adviced not to be the slaves of harsness and anger. In
his couplet 'If you don't love, you'll be dead. When you love, you'll
remain alive. According to the brief of Mevlana a man burns twice; at
first by mother, at the second by his own body. The true birth is the
second one. 'The body of a man as the beehive, The honeycomb and the
honey of this hive is love. When you take love away from this hive it
will be an empty hive only.
Today in the
ceremonies of Mevlevi people who turn in groups named 'Sema'; explains
the love of God. Turning starts slowly continues with a great
excitement. Mevlevi dervish who performs the sema wears a private dress
named 'Tennure. In ceremonies there is a president of Mevlevi Group
named 'Post-Nisin'. Mevlana dervishes turns their right hands to the top
and their left hands to the ground. It means that palms are open to the
God for the gifts which they come from God spread to the society. The
music group is named 'Muhrip' musicians who play nay named
'Neyzen'singers are named' Ayinhan'and 'Naathan'. In the opposite of
music group there's the skin of an animal with it's hair. At the end of
the skin there's a holly line it's named 'The shortest way'.
The
"dance" of the Whirling Dervishes is called "Sema". Sema is a part of
the inspiration of Mevlana as well as part of the Turkish custom,
history, beliefs and culture. Sema represents a mystical journey of
man's spiritual ascent through mind and love to "Perfect." Turning
towards the truth, his growth through love, desert his ego, find the
truth and arrive to the "Perfect" then he return from this spiritual
journey as a man who reached maturity and a greater perfection, so as to
love and to be of service to the whole of creation, to all creatures
without discrimination of believes, races, es and nations. In reality
people all over the world need love. In the couplets Mevlana says that
humanity is able to walk in the way of happiness by seeing all of
beautiness which God bestows.
Son of
Mevlana Sultan Veled, his son and Selahaddin Zerkubi who was trained by
Mevlana have establish the Mevlevi Tariqat. After Mevlana had said the
couplets Celebi the Husamettn wrote them. Mevlana has been presenting
the joy of living by his words for 700 years.
He has been telling to the humanity crucible of morals, virtue,
honesty, goodness and helping for years. Life will be more valuable and
death has beauty also it means meeting God. According to Mevlana death
is a wedding night. He never divide men into groups and he calls out's
comrade! we were comrades with love, we come into existence with you.
'Mevlana says if somebody commits a sin he shouldn't loose his hope. The
door of wowing will be opened up to the last breath. He also says' All
over the world at every place there's only God, everything is a lie in
this life.
'This article is recipient
from the speech of Nevin Korucuoglu who is the grandchild of Mevlana at
the X. Mevlana Congress in Konya'.
Hz. Mevlana'nin 7 öğüdü Seven advice of MEVLANA

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol...
In generosity and helping others be like a river...

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol...
In compassion and grace be like sun...

Başkalarının
kusurunu örtmede gece gibi ol...
In concealing others? faults be like night...

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol...
In anger and fury be like dead...

Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol...
In modesty and humility be like earth...

Hoşgörülükte deniz gibi ol...
In
tolerance be like a sea...

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Either exist as you are or be as you look.

Hz. Mevlana
***** Mr Can AKIN *****
 He
was born in 1963 and is known by the foreigners, a fan of Mevlana and
Turk, living abroad, worked for various duties at the Ministry of
Internal Affairs and the General Directorship of Afforesting and Erosion
Control of the Ministry of Agriculture and Forest, retired from the
same institution in a successful register. He's the Turkey advisor af
a foreign foundation.
He is
also known via his articles against Global Warming, Terror, Narcotic and
Child Pornography beside his love for poems, which is special to him.
Also, he is a photograph artist, the photographs
taken by him during Şebb-İ Aruz Ceremonies of Mevlana in Konya in 2005,
are attracted attention and demand very much because UNESCO announced
the year 2007 as the Peace and Affection Year of Mevlana. He exhibited
his photographs in digital environment in Germany, Netherlands, Belgium,
France, Luxemburg and Cyprus abroad. He opened 12 exhibitions one after
another in Turkey in 12 months in April, 2007 and broke a record hard
to reach through the approximately 250.000 visitors. Also, millions of
people visited his internet site and followed up the photographs and
videos of the exhibitions.
At the date 10.10.2010 the year of Balıkesir citizens 16.000 people
visited two photo exhibitions of 'Hairy Squashes of Balıkesir'. In
addition millions of people watched the photoes and videos of the
exhibitions on internet.
At
the date 10.10.2010 the story book titled "Uncle Ece The Ghazi and
Little Can" and the poetry book titled "I love You" which he published
with Poet and artist Nilufer Dursun are sold in abroad in America,
Australia and England
He
prefer to use the name "COSMIC POEMS" in Turkish and World Literature
firstly and released his album of Cosmic Poems "I Can Never Leave You"
with this name with the Poet Nilgün NART. Thus, they started a new
school in the poem art. They became the innovators of a new trend in
their poems through an exposition also including the whole Cosmos; their
subjects are the Creation Love. The album of Cosmic Poems "I Never
Leave You" was liked and was listened mostly in Europe and America on
internet and became number one.
The Poet using a language free of non essentials and
affectations in his poems, known as Can from Dusseldorf in Germany, Dr
Dream in America, Mr Mikado Kamekido in Japan, Mr Can AKIN in Turkey,
sends his these poems to the internet addresses of his fans
over 1.250.000 every week. And this number increases day by day...
***** Mr Can AKIN *****

Nació en el año 1963. Reconocido por los turcos y en el extranjero por
su admiración a Mevlana. Fue director general del Control de las
Erosiones y de la Deforestación en el Ministerio de Agricultura y
Bosques, jubilándose en el mismo establecimiento, luego de asistir a
varias misiones del Ministerio de Asuntos Interiores. Fue asesor de
empresas extranjeras en Turquia.
En la medida de sus posibilidades ha visitado los centros de arte y
museos más importantes de muchas ciudades, en Alemania, Holanda,
Bélgica, Francia, Luxemburgo, Chipre, Italia, comoen la ciudad del
Vaticano, y en Azerbaycan
Además de la autoría de sus poemas de amor, es reconocido por sus
escritos en contra de la pornografía infantil, el Calentamiento Global,
el Terrorismo y la Drogadicción.
Además participó como artista fotográfico en el año 2005 en la ciudad
de Konya, durante el homenaje a Mevlana y luego fue solicitado por la
UNESCO en el año 2007, que fue declarado el Año del Amor a Mevlana.
Estas
fotografias digitales fueron expuestas en Alemania, Holanda, Bélgica,
Francia, Luxemburgo, Chipre y también en Turquía desde abril del año
2007, realizó 12 exposiciones, estimándose la presencia de 250.000
personas que visitaron la exposición, siendo un récord difícil de batir.
El 10.10.2010 realizó en la ciudad de Balikesir de Turquía, la segunda
exposición fotográfica : "Balıkesir Tülükabakları", visitada por 16.000
personas... Al mismo tiempo, esta exposisión fue seguida por millones a
través en los sitios de internet a través de sus videos.
El 10.10.2010 durante su exposición fotográfica, publicó con la
poeta-pintora Sra Nilüfer Dursun sus libros traducidos al idioma inglés,
el libro de cuentos : "Uncle Ece The Ghazi & Little Can" y el libro
de poemas llamado "I LOVE YOU", y que han sido presentados para la
venta fuera de su Patria, en Inglaterra, Australia y América...
A través del poeta en Turquía y el Mundo Literario se está usando por
primera vez, el nombre de " POEMAS COSMICOS " ; y así con el título "
"Senden Hiç Ayrılmadım ki", el poeta Nilgün NART ha publicado un Album
con sus Poemas Cósmicos. Asi mismo, nuevas poesías se están publicando,
todas para servir al amor en todo el Universo; de este modo el
poeta-escritor ha sido el pionero en esta nueva corriente poética.
El Album de Poemas Cósmicos "Que Nunca Me Separe de Tí ", es el más
buscado en Europa y América por Internet y escuchado por numerosas
fans.
Las poesías están
escritas en un lenguaje sencillo y son enviadas por el poeta, que es
conocido en América como Dr. Dream, en Japón Mr Mikado Kamekido y en
Turquía Mr Can AKIN, a las direcciones de internet de sus fans,
alrededor de 1.250.000 por semana. Y este número aumenta todos los días.
***** Can AKIN *****
 Он
родился в 1963 и известен иностранцами как поклонник Мовлана и Тюрк,
который живет за границей, проработав на различных должностях в
Министерстве Внутренних дел и в Всеобщем Руководстве Контроля за
Засаживанием леса и Эрозией Министерства Сельского Хозяйства и Леса, с
того же самого учреждения успешно вышел на пенсию.
Он
также известен статьями против Глобального потепления, Террора,
Наркотика и Детской Порнографии, кроме его стихов про любовь, которая
отличается от других.
Кроме
того, он - художник фотограф, фотографии, которые он снял во время
Церемонии Шабби-Аруз в Конье в 2005ом году привлек к себе большое
внимание и интерес, так как ЮНЕСКО объявил 2007 год Годом Мира и
Привязанности к Мовлане. Он показал свои фотографии в цифровой среде в
загранице - в Германии, Нидерландах, Бельгии, Франции, Люксембурге и
Кипре. Он открыл в апреле 2007 один за другим 12 выставок в Турции в
течении 12 месяцев и установил рекорд, собирая приблизительно 250.000
посетителей. Кроме того, миллионы людей посетили его сайт и посмотрели
фотографии и видео с его выставок.
Он впервые использовав название "КОСМИЧЕСКИЕ СТИХИ" в
Турецкой и Мировой Литературе, и под этим ж названием выпустил свой
альбом Космических Стихов «Я никогда не расставался с тобой» вместе с
поэтом Нилгюнь Нарт представил во вниманию общества. Таким образом, они
создали новую школу в искусстве стихотворения. С подробными изложениями в
стихах, темы которых стало Созидательная Любовь, включая в себя целый
Космос, стали новаторами, передовыми в новый течении. Альбом Космических
Стихов «Я никогда не расставался с тобой», любили и слушались главным
образом в Европе и в Америке по Интернету и стали номер один.
Поэт,
используя не сложный язык в стихах, известный как Джан из Дюссельдорфа в
Германии, доктор Dream в Америке, Mikado Kamekido в Японии, г Can AKIN в
Турции, эти стихи отправляет каждую неделю в интернет-адреса его
поклонников более чем 1.250.000. И это число увеличивается день за днём.
***** Can AKIN *****

Der im Ausland Lebender und Türkei und Mevlana Bewunderer,
Generaldirektor des Ministeriums für Landwirtschaft und Forsten,
Abteilung der Aufforstung und Erosionsschutz a. D, zugleich verschiedene
Positionen im Innenministerium, die er erfolgreich ablegte, im Ausland
bekannt und geschätzt, wurde 1963 geboren.
Mit einer sich selbst bestimmten Art und weise Schreibt er seine
Liebesgedichte. Auch ist er bekannt durch Verfasste Artikel und
Schriften gegen den Terror, Kinderpornografie und Drogen.
Can Akin ist ein Fotokünstler, und hat im Jahre 2005 bei der Festlichen
Zeremonie zu Ehren Des Mevlana, in Konya, mit eine Reihe von Bildern
das Interesse auf sich gezogen und bewirkt, das UNESCO das Jahr 2007,
als das Jahr des? Mevlana Sebb-i Aruz" als das Jahr der Liebe und des
Friedens Erkoren hat. Seit dieser Zeit sind seine Bilder gefragt,
bewundert und Ausgestellt unter anderem in Deutschland, den
Niederlanden, Belgien, Frankreich, Luxemburg sowie in Zypern.
Im April 2007 hat Akin in der Türkei in 12 Monaten 12 Ausstellungen
vorgestellt, und somit einen Besucherrekord von über 250.000
aufgestellt. Diese zahlen sind schwer einzuholen und werden nur noch von
sich selbst getoppt, indem die Besucher im Internet, seine
Ausstellungen und Videos Millionen fach, anklicken.
Ein, in der Türkischen und der Welt Literatur neuartiger begriff ?
KOSMISCHE GEDICHTE ? ist in gemeinsamer Arbeit mit der Türkischen
Dichterin Nilgün NART entstanden Erschienen im gleichnamigem Album, das
Gedicht ? Nie Hab` Ich mich von dir Getrennt" ist in Europa und Amerika
auf den ersten platz der Internet Besucher.
In seinen Gedichten bevorzugt Can Akin eher die ? Mundart ? und ist in
Deutschland als der Düsseldorfer Can, in den Staaten als Dr. Dream, in
Japan als Mr Mikado Kamekido und Letztlich in der Türkei als Mr Can Akin
bekannt. Seine Gedichte werden Woche für Woche von mehr als 1.250.000
Internet User gelesen, die zahl ist steigend.
***** Can AKIN *****
1963-cü ildə doğulan, Ölkə xaricində yaşayan Türk və Mövlanə
pərəstişkarı əcnəbilər tərəfindən tanınan, Əkinçilik və Meşə Nazirliyi
Ağaclandırma və Erroziya İdarəsinin Ümumi Müdirliyində və Daxili İşlər
Nazirliyində müxtəlif vəzifələrdə çalışaraq eyni təşkilatdan
müvəffəqiyyətlə təqaüdə çıxmışdır.
Özünəməxsus sevgi şeirlərinin yanaşı, Qlobal İstiləşmə, Terror,
Narkotik və Uşaq Pornoqrafiyasına qarşı yazıları ilə tanınmaqdadır.
Bundan başqa, fotoşəkil sənətçisi olub, 2005-ci ildə
Konya Mövlanə Şəbbi Aruz Mərasimləri əsnasında çəkdiyi fotoşəkilləri,
UNESCOi-nun 2007-ci ili Mövlanə Hüzur və Sevgi İli elan etməsi ilə
bağlı çox böyük maraq və tələb ilə qarşılaşmaqdadır. Fotoğraflarını
dijital mühitdə xaricdə Almaniya, Hollandiya, Belçika, Fransa,
Lüksemburq, Kiprdə sərgiləmişdir. Türkiyədə Aprel 2007- də 12
ayda ardıcıl olaraq 12 sərgi açaraq təxminən 250.000 adam
ziyarətçi sayına çatması ilə bir rekord qazanmışdır. Bundan
başqa, internet saytını milyonlarla adam ziyarət edərək sərgilərin
fotoşəkil və videolarını izləmişlər.
Türkiyə və Dünya Ədəbiyyatında ilk dəfə "KOSMİK
ŞERLƏR" adını istifadə edərək və bu adla "Səndən Heç Ayrılmadım ki"
Kosmik Şerlər Albomunu Şair Nilgün NART ilə ictimaiyyətə təqdim
etmişdir. Bununla da şer sənətində yeni bir məktəb yaratmışlar. Mövzusu
Yaradılış Sevgisi olan, bütün bir Kainatı da özünə daxil edən bir
izahatla şerlərində yeni bir axının qabaqcılı olmuşlar. "Səndən Heç
Ayrılmadım ki" Kosmik Şerlər Albomu, Avropa və Amerikada internetdə ən
çox bəyənilərək və dinlənilənlər sırasında bir nömrə olmuşdur.
Şerlərində
sadə bir dil istifadə edən, Almaniya da Düsseldorflu Can, Amerikada Dr
Dream, Yaponiya da Mr Mikado Kamekido, Türkiyədə də Mr Can AKIN kimi
tanınan Şair, bu şerlərini hər həftə 1.250.000 i aşan pərəstişkarlarının
internet ünvanına göndərməkdədir və bu ədəd hər gün artmaqdadır.
***** Can AKIN *****

Roden
prez 1963 godina jiveest dilgo vreme izvin Rodinata si Turziya.
Poznavan i Obicthan ot Potcitatelite na Mevlana. Rabotil dilgi godini v
Ministerstvoto na zemedelieto i gorite, na glavna redaktciq na
Zalesqvane i eroziqta na kontrol i Ministerstvoto na vitrescnite raboti
zaemaasc nay- razlicni postove i uspescno pensioniran
B dopilnenie ki sobstvenite si stihove za lyubov,
globalno zatoplqne, terorizma, narkotitcite i pisaniqta protiv detskata
pornografiq
Schto taka
fotograf. Prez 2005 g snimanite snimki v Konya po vreme na tseremoniqta
Mevlana-и Aruz Şebb. Po vreme na tseremoniqtqta Mevlana-и Aruz Şebb prez
2007g, tazi godina be obqvena ot Yunesko za godina na Mevlqnq Mir i
Lyubov. Poradi ogromniq interes snimkite sa mnogo tirseni i izlagani na
razlihi izlojbi v Turrciq i v Sveta.V Germaniya, Belgiya, Franciya,
lyuksenburg, Kipir.V turciya prez april 2007 edno sled drogo sa izlagi
12 izlojbi interesit e ogromen. Za 12 izlojeniq priblizitelno
posetitelite nabroqvat nad 250.000 dushi, osven tova pazglejdaiqta v
internet stranitcite na snimkite ivideotata e ogromen miliyoni snimki i
videota sa razglejdani i svalqni.
V turskata i svetovna literatura za pirvi pit be sizdaden
albumit „ Kosmicheski Stihove" V tozi album sis sideystvieto na
poetesata Nilgün Nart be napraven i izlojen za pochitatelite na poeziqtq
pod imeto „Ot teb ne se razdelih izobshto". Taka be otvorena nova
stranitca v izkustvoto na poeziyata sidirjashta stihove za vseleneta,
luobovta, edinstvoto, mira... Taka „ Ot teb ne se razdelih izobshto"
stana avagard na edno novo dvijenie. Albumit „ Kosmicheski stihove" e
mnogo haresvan i e satanal nomer edno v Evrova i Amerika, slushayki i
gledayki ot internet
Izpolzvayki yasen i razbiraem ezik. V Germaniya poznavan nod imeto Can
ot Dusseldorf, v Amerika Dr Dream, в Япония, г-н Mikado Kamekido i v
Turcia Poetit Can AKIN, negovite stihove bivat mnogo haresvani i
spodelqni ot negovite pochitatei, stihovete vsqkq sedmitca bivat
izprashtani na 1.250.000 i pove che pochitateli po internet. I broqt im
vseki den narastva..
***** Can AKIN *****

Yurtdışında yaşayan Türk ve Mevlana hayranı yabancılar tarafından
tanınan 1963 doğumlu Tarım ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon
Kontrolu Genel Müdürlüğü'nde ve İçişleri Bakanlığı'nda çeşitli
görevlerde bulunarak aynı kurumdan başarılı bir sicille emekli
olmuştur. Yabancı bir kuruluşun Türkiye danışmanlığını yapmaktadır...
Olanakları ölçüsünde yurt dışındaki müzeleri ve sanat merkezlerini
gezme olanağı yarattı. Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Lüksemburg,
Kıbrıs, İtalya, Vatikan, Azerbaycan'ın bütün kentlerinde bulunan önemli
müze ve sanat merkezlerini görme inceleme olanağı bulmuştur.
Kendisine özgü aşk şiirlerinin yanı sıra, Küresel Isınma, Terör,
Uyuşturucu ve Çocuk Pornografisine karşı yazıları ile tanınmaktadır.
Ayrıca, fotoğraf sanatçısı olup, 2005 yılında Konya Mevlana Şebb-i Aruz
Törenleri esnasında çektiği fotoğrafları, UNESCO'nun 2007 yılını
Mevlana Huzur ve Sevgi Yılı ilan etmesinden dolayı çok büyük ilgi ve
talep ile karşılaşmaktadır. Fotoğraflarını dijital ortamda yurtdışında
Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Lüksemburg, Kıbrıs'ta sergilemiştir.
Türkiye'de Nisan 2007 de 12 ayda ardı ardına 12 sergi açarak, Tahmini ziyaretçi 250.000 kişi sayısıyla ulaşılması güç bir rekor kırmıştır.
10.10.2010 Dünya Balıkesirliler Yılında ise Balıkesir'de "Balıkesir
Tülükabakları" 2 Fotoğraf sergisini 16.000 kişi ziyaret etmiştir...
Ayrıca internet sitesini milyonlarca kişi ziyaret ederek sergilerin
fotoğraf ve videolarını takip etmişlerdir.
10.10.2010 Tarihinde Eğitimci, Yazar, Şair, Ressam Nilüfer Dursun ile
İngilizce olarak çıkardığı "Uncle Ece The Ghazi & Little Can" Öykü
kitabı ve "I LOVE YOU" isimli şiir kitabı Yurt Dışında Amerika,
Avusturalya ve İngilterede satışa sunulmuştur...
Türkiye ve Dünya Edebiyatında ilk defa "KOZMİK ŞİİRLER" ismini
kullanarak ve bu isimle "Senden Hiç Ayrılmadım ki" Kozmik Şiirler
Albümünü Şair Nilgün NART ile piyasaya çıkarmıştır. Böylece şiir
sanatında yeni bir ekolu da başlatmışlardır. Konusu Yaradılış Sevgisi
olan, bütün bir Evreni de içine alan bir anlatımla şiirlerinde yeni bir
akımın öncüsü olmuşlardır. "Senden Hiç Ayrılmadım ki" Kozmik Şiirler
Albümü, Avrupa ve Amerika'da internet üzerinde en çok beğenilerek ve
dinlenerek bir numara olmuştur.
Şiirlerinde yalın bir dil kullanan, Almanya da Düsseldorflu
Can, Amerika'da Dr. Dream, Japonya'da Mr Mikado Kamekido, Türkiye'de de
Mr Can AKIN olarak tanınan Şair, bu şiirlerini her hafta 1.250.000'i
aşkın hayranlarının internet adresine göndermektedir. Ve bu sayı her
gün artmaktadır.
Türkiye
İlim Ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği – İlesam, Türkiye Güzel
Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği – Gesam, International Police
Association - Uluslararası Polis Birliği – ipa - Meslek Birliği üyesidir..
*****
Şiir Cd
 01 - SENDEN HİÇ AYRILMADIM Kİ "Senden Hiç Ayrılmadım Ki " Kozmik Şiirler - COSMIC POEMS - KOSMISCHE GEDICHTE Nilgün Nart - Can AKIN
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız...
 http://www.turklider..org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=4945&ItemIndex=51 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 55.710 2010 YILI SERGİLERİ
Can AKIN "BALIKESİR
TÜLÜKABAKLARI" SERGİLERİ
 13 - Balıkesir Tülükabakları - Can AKIN Fotoğraf Sergisi Yer : Balıkesir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Balıkesir Saat Kulesi Yanı Sergi Tarihi: 6 - 15 Eylül 2010 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 2.000 ( 56 gazeteci 9 TV kanalı 7 yabancı basın 264 Sanatçı iştirak etmiştir.

Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=16919&ItemIndex=0
 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 30.000 14 - Balıkesir Tülükabakları - Can AKIN Fotoğraf Sergisi Yer : Balıkesir Yaylada AVM Sanat Galerisinde Sergi Tarihi: 16 Eylül - 05 Ekim 2010 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 14.000

Bilgi Ve
Fotoğraflar İçin Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=17062&ItemIndex=1 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 23.333

Can AKIN 2008 YILI MEVLANA FOTOĞRAF SERGİLERİ
 12 - Can AKIN
"Mevlana Konulu" Fotoğraf Sergisi Samsun Yeşilyurt Alışveriş ve Yaşam Merkezinde? Yer: Yeşilyurt Alışveriş ve Yaşam Merkezi - Samsun Sergi Tarihi: 6 Eylül - 6 Ekim 2008 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 150.000

Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=10708&ItemIndex=4 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 20.600
 11 - "Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi" İzmir Alsancak Frida Sanat Evinde Yer: Frida Sanat Evi 1456 sk 96-2 Alsancak -İzmir Sergi Tarihi: 10 - 24 Ocak 2008 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 1.500
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin
Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=8775&ItemIndex=14 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 30.001
 10 - " Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi" Yer: Hakan Çeken Kültür Merkezi Urla - İzmir Sergi Tarihi: 30 Kasım - 10 Aralık 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 7.500
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=8516&ItemIndex=0 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 40.002
 9 - " Can AKIN Mevlana Fotoğraf
Sergisi" Yer: Milli Piyango Talih Kuşu Sanat Galerisi - Kızılay - Ankara Sergi Tarihi: 02 Ekim - 10 Ekim 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 3.000
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=7845&ItemIndex=2 Web Sayfasını Ziyaret
Eden Kişi Sayısı: 37.800
 8 - "Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi" Yer: Tarot Galeri - Cafe / Turgutreis - Bodrum Sergi Tarihi: 04 Ağustos - 04 Eylül 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 3.500
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=7330&ItemIndex=0 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 14.700
 7 - "Türk-Amerikan Dostluğundan Yansımalar" Fotoğraf Yarışmasına Katılan Ödül Alan Eserler. Yer : Türk - Amerikan Derneği "Turkish - American Association"- Çankaya - Ankara Sergi Tarihi: 7 Haziran - 7 Temmuz 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı : 4.000 Fotoğrafım : "Mevlana Fotoğraflarının Getirdiği Türk - Amerikan Dostluğu" Fotoğraflar Toplantı Odasında Devamlı
Sergilenmektedir..
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız..
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6687&ItemIndex=7 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 17.015
 6 - " Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi " Yer: Neva Sanat Ve Gelişim Merkezi - Bilkent / Ankara Sergi Tarihi: 18 Mayıs - 18 Haziran 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı : 3.000
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız...
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6613&ItemIndex=5 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 19.001
 5 - " Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi" Beypazarı Festivali Ankara Yer: Beypazarı Belediyesi Halk Evi Beypazarı - Ankara Sergi Tarihi: 02 Haziran - 03 Haziran 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 50.000
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin
Tıklayınız
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6727&ItemIndex=2 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 21.800
 4 - "Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi" Türk- Amerikan Derneği Ankara Yer: M.Emin Hekimgil Sanat Galerisi "Turkish - American Association" Çankaya - Ankara Sergi Tarihi: 15 Mayıs - 31
Mayıs 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı : 3.000
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız...
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6622&ItemIndex=2 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 19.800
 3- " Can AKIN Mevlana Fotoğraf Sergisi" Zonguldak Valiliği Yer: İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğü Atatürk Kültür Merkezi - Zonguldak Sergi Tarihi : 21 Nisan - 30 Nisan 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı : 4.000
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız..
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6533&ItemIndex=3 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 28.350
 2 - Giresun Valiliği Emniyet Müdürlüğü "Polis Sergisi" (Karma Sergi ). Yer: İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğü "Can Akengin Sanat Galerisi" Giresun Sergi Tarihi: 09 Nisan - 11 Nisan 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 3000
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız...
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6503&ItemIndex=0 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı:18.700
 1 - İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü "Sanatçı Polisler Sergisi" Yer: Yeminli Mali Müşavirler
Odası Sanat Platformu İstiklal Caddesi No: 302 Beyoğlu / İstanbul? Sergi Tarihi: 03 Nisan - 10 Nisan 2007 Tahmini Ziyaretçi Sayısı: 5.800
Bilgi Ve Fotoğraflar İçin Tıklayınız...
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6396&ItemIndex=0 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı:
36.510
Can AKIN Ses TV de Hayal Perdesinde Mevlana Fotoğrafları İle İzlenme Rekorunu Kırdı.

YAPIMCI Mehmet Tahir İkiler, KONUKLAR : Abdurrahman Antakyalı, Can AKIN
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=7197&ItemIndex=1 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 9.900
Can AKIN TRT 1 Stüdyo Ankara Ve Polis Radyosunda Mevlana Fotoğrafları Tanıtımında İzlenme Rekoru
Kırdı.

 http://www.turklider..org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6819&ItemIndex=3 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 35.700
Yazar, Şair, Fotoğraf Sanatçısı - Can AKIN - Kitapları

ASK" - SENI SEVIYORUM - SIIR KITABI - Can AKIN
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=8966&ItemIndex=20 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 125.111


Stories Of Memory - In Balikesir City Uncle Ece And Little Can - Written By: Can AKIN
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=8866 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 34.800
 Balıkesir'de Gazi Ece Amca Ve Ben Öykü Kitabı - Yazar: Can AKIN
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=3066&ItemIndex=101 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 91.888
 Balikesir Ciudad, Su Héroe Ece Amca Y Yo Escribir: Can AKIN
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=4900&ItemIndex=60 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 29.700
 В Балъкесир Чичо Едже И Аз- Писател: Джан Акън-Разказ
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=9121&ItemIndex=17 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 10.000


Türkçe - İngilizce - Poet Mr Can AKIN - Poet Nilufer DURSUN Poetry Book - Love - I Love You
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6002&ItemIndex=49 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 30.907


Manevi İklimler Ozanı Mevlana - Poet Of The Moral Climates Mevlana
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6075&ItemIndex=47 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi Sayısı: 36.900


Sevgi İçin Yaşamak - Living For Love - Türkçe İngilizce Mistik Şiirler - Turkish English Mystical Poems
 http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=2960&ItemIndex=117 Web Sayfasını Ziyaret Eden Kişi
Sayısı: 13.900
 E - MAIL ADRESİ mr_ca...@hotmail.com
Akın Can | Kartınızı Oluşturun
 . |
|
|
|
|
|
|