Eluca Atalının tarixi yaşadan romanı – "Yurd daşı"

8 views
Skip to first unread message

Eluca Atali

unread,
Jul 28, 2026, 3:03:16 PMJul 28
to turkiye-i...@googlegroups.com

Eluca Atalının tarixi yaşadan romanı – "Yurd daşı"




Från: turkiye-i...@googlegroups.com <turkiye-i...@googlegroups.com>
Skickat: den 28 juli 2026 02:24
Till: Özet alıcıları <turkiye-i...@googlegroups.com>
Ämne: [105275] turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 11 konu konuda 11 güncelleme ileti
 
Metin Atamer <metin....@gmail.com>: Jul 25 12:46PM +0300

BAKARA

Çocukluğum ve ilk okul hayatım Ankara, Kurtuluş semtinde geçmişti. Evimizin karşısında bir cami , diğer köşesinde ise ilk okulumuz vardı. İlk Okula gitmeden evvel, ezan ve namazla tanışmıştım. Arapça bilmediğim için bazı ayetleri okunduğu şekli ile ezberlemiştim. Kimi zaman namaz vakti camiye gider orada herkesle beraber yatar kalkar , el avuç açıp dua ederdim. Ne için dua ederdim hiç hatırlamamaktayım. Beni caminin hocası en ön sıraya alırdı, orada babam yerinde adamlarla namaz kılardım.
Hele Cuma günleri cami çak kalabalık olurdu. Namaz sürecinde bir ara, Cuma namazı farzından evvel, Caminin Hoca efendisi minbere çıkıp hutbe okurdu. Daha sonra namaz bitiminde eller, dua için yukarı kaldırılır , tanrıdan günahlardan arınma adına af dileme şeklinde yalvarışa geçerdi, cemaat. Bende uyardım bu cemaatin yaptıklarına. Şimdi düşünüyorum o yaşta benim ne günahım olacaktı ki, tanrıdan tövbe dileyim.
Ancak cemaat her hafta aynı yüzlerden oluşmaktaydı ve her Cuma bu insanlar, günahlarının tanrı tarafından af edilmesi için dua etmekteydiler. Düşünürdüm, bir hafta boyunca günah işle , gel Cuma günü camiye , aç ellerini göğe , tanrıdan günahlarının af edilmesi için dua et. Bana hep ters gelirdi.
Bu nedenle ilk okuldan sonra gittiğim yatılı okulda, Kuran-ı Kerimi okumak istedim. Kütüphanemizde İngilizce M.PİTCKTHALL ‘ın kaleme aldığı ‘ The Glorious KURAN ‘ adlı kitap ilgimi çekmişti. Okudum. Okurken ilgimi çeken önemli konular vardı. Kuran, diğer semavi dinlerin kitaplarını dışlamaktan çekindiğini görmekteydim. Ama çok önemli olan birkaç ayetler vardı ki, yazıldığı dönemdeki yaşam konusunda, çok önemli bilgileri kapsamaktaydı. Aslında Kuran-Kerim’in iskeletini oluşturan önemli birkaç suresi beni çok etkilemişti.
Beni en fazla etkileyen ilk sure, BAKARA suresi. Bakara aslında Arapça da SIĞIR, İNEK, veya DANA anlamına gelmektedir. Bakara suresi 67. inci ayette ‘ Hani Musa kavmine ‘ Tanrı size bir SIĞIR kesmenizi emrediyor ‘ demişti.‘ diye başlamakta. Ve devam ederek 74 üncü ayete kadar olan ayetlerde de yine SIĞIR dan bahsedildiği için mi BAKARA suresi olarak kayda geçmiş, bundan emin değilim. Ancak toplum yaşamında önemli olan iyilik veya kötülük yapma konusunu da işlemiş, Kuran-ı Kerim. Bakara suresinde 81 inci ayette topluma emir verircesine bir cümle bulunmakta ‘ Evet KÖTÜLÜK İŞLEYİP SUÇU , BENLİĞİNİ KAPLAMIŞ OLAN KİMSELER VAR YA , İŞTE ONLAR CEHENNEMLİKLERDİR.’ demekte. Aslında Cehennem ve Cennet’in yaşam içinde olduğuna inanırım.
Hele bir ayet var ki bütün dinler için geçerli olsa gerek. 84 üncü ayet şöyle der: ‘ Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız,’ diye sizden söz almıştık. ‘ demekte.
Bakara suresinin bir başka ayeti ise , 136, ‘ Kura-ın yanında bütün dinlerin varlığını, İbrahim, Ishak, Yakub’a , Musa ve İsa ya verilen kitaplara ve peygamberlere Rab’larından verilene iman ettik. ‘ demekte. Şimdi bu kitapları kabul ediyorsak, onun ibadethanelerine de saygı göstermek, kanımca dini bir görev olsa gerek.
Çok önemli bir konu, AYASOFYA nın ekseni KIBLEYE dönük değildir. Hatta 33 derecelik bir sapması bulunmaktadır .Tıpkı DARENDE’deki ULUCAMİ nin ekseni gibi. Hani cami olarak kullanılmasında zarar olmasa da, İslam alemine kazandırılmış olmasında, İslam aleminin ne kazandığını hala anlamış değilim. Ayasofya’yı gezen herkes, bir kiliseyi gezdiklerini bilmekte.



Kuran da sadece BAKARA suresi değil , bir çok sürede toplum yaşamı konusunda ayetler bulmak mümkün, ancak bunlardan bir tanesi ve en önemlisi bence ALAK SURESİ. İlk ayetinde ‘ Yaratan Rabbin adıyla OKU ‘. Daha sonraki diğer ayette ise ‘ OKU , İnsana bilmediklerini belleten , kalemle öğreten Rabbin , en büyük kerem sahibidir. ‘ der.
Gelin soralım, öğrenmek için kaçımız okumaktayız ? Hele bilhassa Sarayda oturanların kaçı okumakta, ve okuyorsa da ne okumakta?
Hayran olduğum 13 yüzyılda yaşamış skolastik felsefeci Thomas Aquinas ın bir sözü aklımdan hiç çıkmamakta. Aslında Hacettepe Üniversitesi girişinde bir sütunun üzerinde yazılı idi. Üzülerek öğrendim , bir işgüzar Rektör bu yazıyı kaldırtmış. Kelimeler insanın beynine işlercesine açık ve seçik: TİMEO HOMİNEM UNİUS LİBRİ’ Anlamı ‘ Tek Kitaplı İnsandan Korkarım’, .
Dar pencereden bakan bir toplumun kalkınmasını, mümkün görmediğimi ifade ederim , diye bir sözüm geldi söyledim, hem nalına hem mıhına,

METİN ATAMER
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 26 08:32PM +0300

*1 Mart 2003 tezkeresi*nin TBMM oylamasında reddi sonrasındaABD*Deniz
Baykal*'ın ve*Tayyip Erdoğan*'ın üstünü çizdi.İkisini de kara listeye aldı.
 
Irak'ı kuzeyden, Türkiye sınırından işgale hazırlanan ABD'nin İskenderun
Körfezi'ne gönderdiği gemilerdeki askerlerin ve silahların indirilmesi
için tezkerenin kabulü bekleniyordu.
 
Tezkere kabul edilirse 65 bin ABD askeri Hatay'dan Hakkari'ye kadar
topraklarımıza yerleşecek, buradan Irak'ı kuzeyden işgale başlayacak,
Saddam'ı devirip önce Irak'ta sonra Suriye'de sözde bağımsız Kürt
devletçikleri kuracaktı. Sonra da sıra Türkiye'den ve İran'dan parça
koparmayagelecekti. Güneydoğumuza yerleşen ABD buradan hiç çıkmayacaktı.
 
O dönemde*Ak Parti*'nin*363*, CHP'nin 178 Milletvekili vardı. Tezkerenin
kabulü için*267 kabul oyu gerekiyordu.*
 
Oylama sonucu: 250 ret,*264 kabul*, 19 çekimser
 
*99 Ak Partili ret*, 264 Ak Partili kabul oyu kullandı.
 
Oylama öncesi*CHP*'li*Önder Sav*Meclis konuşmasında"İskenderun
Limanı'ndaki düşman gemiler"diyerek CHP'nin tezkereye karşı olduğunu
açıkladı.
 
*İşçi*(o günkü Vatan)*Partisi*Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda
bulundu. Tezkere Anayasa'nın 92. maddesine aykırı idi.
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
*https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/deniz-baykal-yok-etme-kumpas-ylmaz.html*
<https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/deniz-baykal-yok-etme-kumpas-ylmaz.html>
 
 
*Deniz Baykal'ı yok etme kumpası: Yılmaz Özdil anlatıyor *
 
Ali Serdar Bolat         25 Temmuz 2026
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 18 09:02PM +0300

Fetullah Gülenolaydan sonra şöyle demişti:
 
"Aldanırsanız, böyle kurban gidersiniz.
Bir Perşembe akşamı vefat edersiniz.
Bir Cuma günü cenazenize ulaşırlar."
 
Yazıcıoğlu Perşembe öldürülmüş, Cuma günü "Cenazeye ulaştık" açıklaması
yapılmıştı.
 
Gülen açıkça "Aldandı, bizden ayrıldı, öldürdük" demektedir.
 
Mafia usulü infaz. FETÖ-NATO'ya ihanetin cezası ölüm.
"Yazıcıoğlu gibi aldanıp bizi terk ederseniz siz de böyle kurban
gidersiniz" diye açıkça tehdit savuruyor.
 
Fetullah Gülen örgütlenmesi, 2000’li yılların başında
Muhsin Yazıcıoğlu için “samimi ve müspet” bir cemaatti.
 
O dönem Yazıcıoğlu,*ZAMAN*gazetesindeEkrem Dumanlı’yı ziyaret ederken
“başbakan” gibi kapıda karşılanıyordu.
 
Dumanlı ile uzun görüşmeler yapıyorlardı. O dönem cemaat çevresinde
ona*“Bizim Muhsin”*deniliyordu.
Araları açılınca *"ALDANAN MUHSİN"* oldu.
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
*https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/fethullah-gulen-cinayeti-ustlenip.html*
<https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/fethullah-gulen-cinayeti-ustlenip.html>
 
 
 
*Fetullah Gülen cinayeti üstlenip tehdit ediyor: "Sonunuz Yazıcıoğlu
gibi olur"*
 
Ali Serdar Bolat         18 Temmuz 2026
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 17 08:52AM +0300

Yazıcıoğlu’nun helikopterinin üzerinden TSK'ya ait jet uçakları uçuyor
ve yaptıkları gaz yayınıyla helikopterin oksijenini keserek düşürüyor.
Bu kesinlikle bir kaza değil, bilinçli bir düşürme eylemidir.
 
Helikopter düştükten sonra içindekilerin sağ kaldığı (İHA Muhabiri
İsmail Güneş'in 112'yi aramasıyla) anlaşılınca,
bir helikopterle gönderilen NATO elemanları, İsmail Güneş dahil sağ
kalanları şehit ediyor.
 
Ardından üst düzey emniyet görevlileri devreye girerek arama kurtarma
birliklerini yanlış yönlere sevk ediyor.
 
Helikopterin bazı cihazları ve kritik parçaları çalınıp yok ediliyor
yani delillerin üzeri kapatılıyor.
 
Sonradan gelenlerin çektiği videoları bulunduran kişiler veya yakınları
(Alper Akpakgibi) şüpheli şekilde öldürülüyor.
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
*https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/yazcoglunun-helikopteri-nasl-dusuruldu.html*
<https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/yazcoglunun-helikopteri-nasl-dusuruldu.html>
 
 
 
*Yazıcıoğlu'nun helikopteri nasıl düşürüldü? Perinçek açıklıyor *
 
Ali Serdar Bolat         16 Temmuz 2026
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
in...@turkdunyasihd.org <in...@turkdunyasihd.org>: Jul 15 11:55AM

15 Temmuz İHANET ve HAİNLİK GÜNÜ!
15 Temmuz Türkiye Cumhuriyetine ve Demokrasiye Yapılan En Büyük İhanet ve Hainlik Günü’nün Adı dır.
‘’ Egemenlik Kayıtsız ve Şartsız Milletindir ! ‘’
Mustafa Kemal ATATÜRK
Türk Milleti 15 Temmuz 2016 tarihinde İhanet dolu bu Hain Kalkışmayı yaparak ve 16 Temmuz 2016 tarihinde de soruşturulmasını engelleyerek arkasında duran İhanet Şebekelerinin yakasını asla bırakmayacak ve mutlaka hesap soracaktır …
Türk Milletinin en son kurduğu ve Demokratik, Laik,Sosyal ve Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalamak ve yıkmak amaçlı geçmiş yıllardan bu yana emelleri olan Emperyalist dış güçler ve işbirlikçileri ile onların temsilcisi olan hain Fetö Örgütü, yerli uzantılarını kullanarak,Türk Demokrasi'sini yıkmak üzere 15 Temmuz 2016 günü Kanlı bir girişimde bulunmuşlardır.
Türk Milletinin Özgürlük Karakteri ve Demokrasiye olan tam inancı gereği doğal refleksi olarak İstanbul ve Ankara'da başlatılan kalkışmaya yurt genelinde tepki konulmuş;
Türk Milleti,TBMM'si, Ordumuz ve Güvenlik Güçlerimizle el ele vererek ve meydanlara çıkılarak yapılan direniş sayesinde,62 si,Polis 6’sı Asker,183 Sivil olmak üzere toplam 251 vatandaşımız Şehit,2196 vatandaşımızın da yaralanarak Gazi olması sonucunda bu hain girişim bastırılmıştır.
FETÖ Terör Örgütü, Devlet mekanizmasının temel direkleri olduğunu düşündüğü Ordu, Yargı, Emniyet, Milli Eğitim, Sağlık ve diğer Devlet Kurumlarına yönelik yıllar süren “sızma” operasyonları sonucunda 15 Temmuz 2016'da Türk Demokrasi'sine Kara Bir Leke olarak sürülen Kalkışma Hareketinin olmasını gerçekleştirdi. Ayrıca, toplumsal meşruiyet ve sempati kazanmak adına ve toplum üzerindeki derin tesirleri nedeniyle kendisini “Dinî” bir yapı mahiyetinde gösterdi.
Üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen halen Siyasi ayağının araştırılmaması ve araştırılması için verilen önergelerin mecliste engellenmesi ile Fetö Darbe Araştırma Komisyonunun Raporunun TBMM’de hala bulunamaması, bu kalkışmanın arkasındaki derin yapılanmanın şifrelerini çözecek olan Devletin Güvenlikle ilgili üst düzey yetkililerinin TBMM’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Baş Savcılığına ifade vermemiş olmaları ve vermelerini engelleyici yasa çıkarılması Türk Milleti üzerinde derin üzüntü ve şüpheler bırakmıştır. Bundan dolayı Türk Milletinin siyaset makamına ve siyasetçiye olan güvenini sarsılarak azaltmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak amaçlı 15 Temmuz 2016 'da yapılan iç ve dış destekli ihanet ve Hainlik Günü’nün 10. yıl dönümünde Kalkışma Harekatının AB-ABD’nin piyonları olan Fetö-PKK DEAŞ ve benzeri bütün Terör Örgütleri ile Küresel sermayeye hizmet eden ve bunlara hala destek veren Türkiye Cumhuriyeti Düşmanı yerli işbirlikçilerini ve hain siyasi uzantılarını lanetleyerek kınıyor, Aziz Şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Ruhları Şad Olsun.
TÜRK DÜNYASI İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 23 06:53PM +0300

Yazıcıoğlu Dosyası'nın raftan indirileceği duyuluncaAvrupa
ParlamentosuAdalet Bakanı Akın Gürlek hakkında yaygara koparmaya
başladı.NATO ile aynı kaptan içiyorlar çünkü.
 
Akın Gürlek hakkında yaptırım isteyen"AP Türkiye Raporu"381 evet, 107
hayır ve 171 çekimser oyla kabul edildi.
 
*Raporun Akın Gürlek hakkındaki bölümü*nün son paragrafı şöyle:
 
"Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan*dehşeti*dile
getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir
gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz."
 
Avrupa ParlamentosuTürkiye Raporu, PKK ve Özel-İmamoğlu çizgisindeki
Belediyelere kayyum atayanlara ve atanan kayyumlara yaptırım
uygulanmasını istemektedir.
 
CHP için verilen Mutlak Butlan kararı da kayyum atanması olarak
görülmektedir.
 
Bunlardan dolayı AP, Akın Gürlek'in Adalet Bakanı
olarakatanmasından*DEHŞET*duymaktadır.
Kısacası, Avrupa, ülkemizi sömürge olarak görmek istiyor.
Sömürge Valileri olarak da Özgür Özeller, İmamoğulları seçilmiş durumda.
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
*https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/natodan-katile-koruma-apden-akn-gurleke.html*
<https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/natodan-katile-koruma-apden-akn-gurleke.html>
 
 
 
*NATO'dan katile koruma, AP'den Akın Gürlek'e yaptırım *
 
Ali Serdar Bolat         22 Temmuz 2026
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 22 05:25PM +0300

Devlet denetimi dışında Ruhban Okulu açma girişimleri ve Fener
Patrikhanesinin LOZAN'a aykırı olarak EKÜMENİKLİK (Katolik Vatikan
benzeri evrensel Ortodoks Devletçiği) iddiaları Ruhban Okulu'nun açılmak
istendiği HEYBELİADA'da protesto edilecek.
 
Konuşmacılar:
 
Müstafi Amiral Prof. Dr. CİHAT YAYCI
 
Vatan Partisi İstanbul İl Başkanı İBRAHİM OKAN ÖZKAN
 
Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi
Basın Sözcüsü SELÇUK ERENEROL
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
*https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/lozana-ihanet-konulu-heybeliada.html*
<https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/lozana-ihanet-konulu-heybeliada.html>
 
 
 
*"LOZAN'a İHANET" konulu HEYBELİADA Toplantısı'na çağrı *
 
Ali Serdar Bolat         22 Temmuz 2026
 
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
Metin Atamer <metin....@gmail.com>: Jul 17 02:48PM +0300

*DİPSİZ VADİ *
 
 
 
Her insan gibi benimde çok ümitlendiğim, ümitlerimin çöktüğünde de uçurumdan
aşağıya düşercesine yıkıldığım anlar çok olmuştur. Hani bir tarihte
Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde yayınlanan çizgi serüvenler vardı ya,
hatırlarsınız. *Güngörmüş* ailesi, *Fatoş* , ve *Hoş Memo* gibi tipleri
barındırırdı. *Fatoş* ile *Basri* ailesinin komik yaşam öykülerinin yer
aldığı, hatta orijinal adının *BLONDİE* olan çizgi romanından uyarlama
olarak okuduğumuz bu serüvenleri , o tarihte çok severdim.
 
Tiplerin yaratıcısı *Chic Young* , sosyal hayatın komik yönlerini karikatürize
ederdi. Türkçeye kimin uyarladığını pek hatırlamamakla birlikte aklımda *Halit
Kıvanç* adı kalmış gibi düşünmekteyim. Nur içinde yatsın.
 
*GÜNGÖRMÜŞLER* adı ile yayınlanan ‘*BRİNGİNG UP FATHER’* çizgi romanı ,
aslında *George McManus ‘*un yarattığı, 1918 lerin Amerikan toplum yaşamını
yansıtmaya çalışan bir çizgi romandı. Hürriyet gazetesinde yayınlanan bu
karakterlerin günlük yaşamdaki zıtlıkların, toplumdaki yansımalarını konu
almaktaydı.
 
Bir de *HOŞ MEMO* olarak tanımlanan, orijinal adı *Li’i ABNER* olan ve *AL
CAPP* tarafından yaratılan bu çizgi roman, usta gazeteci *Ali GEVGİLİ*
tarafından
Milliyet Gazetesinde tefrika olarak yayınlanmıştı. Her gün gazetede bu
romanları takip ederdim. Nedenini bilmemekle birlikte tiplemeler çok hoşuma
giderdi. Her gün bir konu işlenir, konular kimi yerde toplum olayları,
yahut ta güncel aile meseleleri olurdu.
 
Aslında hikaye içinde *HOŞ MEMO* yüksek bir dağın vadiye bakan kenarından
ayağı kayıp bir kayadan aşağıya, *DİPSİZ VADİ* ye düşerdi. Düştüğü yarda
ağaçlara tutunup kurtulmaya çalışırdı. Her seferinde dal kırılır, tekrar
düşmeye devam ederdi. Ancak hiçbir zaman vadinin dibini bulamazdı.
 
İşte benim çaresizlik içinde ülkemdeki olayları seyredişim, Hoş Memo’
nun dipsiz
vadisinden düşüşü olarak nitelendirmekteyim. Aslında hepimiz suçluyuz. Bu
suçluluk anayasa değişikliği referandumuna kadar dayanmakta. Yazın tam
başlangıcında, 16 Nisan 2017 de yapılan referanduma sadece bir kesim insan
giderek oy verdiğini hatırlamaktayım. Hatta oy sayımında ve
değerlendirilmesinde yapılan yolsuzlukların, neticesini bu gün ciğerimiz
yanarak hissetmekteyiz.
 
Hatırlayın o günleri. Yüksek Seçim Kurulunun, mühürsüz oy pusulaların
geçerli sayılması yönündeki kararına, partilerin itiraz etmesini, yargının
ret etmesi sonucunda bu gün ülkem sıkıntı çekmekte, tıpkı *HOŞ MEMO* nun
kayadan aşağıya düşmeye başlamasına benzetirim. Dipsiz vadiye doğru düşüş.
Referandum sürecinde, YSK oy sayımı devam ederken aldığı kararla, üzerinde
sandık kurulunun mührü olmayan oy pusulası ve zarfların , sahte oldukları
kanıtlanmadığı sürece geçerli sayılacağı yönündeki beyanları , usulsüz olan
bu değerlendirme, usule uydurulmuş olmasını sağladı.
 
Böylece mühürsüz oylar la referandum neticesi %51.41 kabul oyuna karşı,
%48.59 hayır oyları ile referandum kabul edilmiş oldu. Bu mühürsüz oyların
ne kadar olduğu hiç açıklanmadı. Ülkemde 23.777.091 hayır oyuna karşı,
şaibeli 25.157.025 evet oyları, ülkemizi ne hale getirdiğini izlemekteyiz.
Tek adam rejimi. Ülkemde 2017 itibari ile seçmen sayısı 58,291,898.
Kullanılan oy toplamı ise 48,934,116. Yaklaşık 10 milyon seçmen bu
referanduma katılmadığını görmekteyiz.
 
Bu referandum için iptal davası, Beş Tepenin ısrarı ile reddedildi. Anayasa
Mahkemesi bile bigane kalmıştı.
 
Devam eden yıllarda 2025 yılında mühürsüz oyların geçersiz sayılması
yolundaki, siyasilerin mahkemeye başvurusunda , YSK kararlarının kesin
olduğu ‘gerekçesi’ ile yargı, bu konuyu reddetmiş olduğunu hatırlarım.
 
Aslında bir referandumun büyük çoğunlukla kabul görmesi gerekir. Son
Anayasamızın halk oylamasında %90 nın üzerinde EVET oyu görülürken, aynı
anayasanın değişikliğinin *%51.41* le yapılması, matematiksel olarak akla
uygun gelmemekte.
 
YSK nın kararlarının kesin olduğunu söyleyen mahkemeler yanında , bir
asliye hukuk mahkemesinin, bir seçim sonucunu iptal ederek *MUTLAK
BUTLAN* kararını
vermeye, kendisini mezun görmesini hayretle izlemekteyiz. Sadece biz değil
*YSK* da verdiği kararın çizildiğini seyrederken neler düşündüklerini
tahmin bile edemiyorum. Nerede kaldı benim *ANAYASAM* ve *79* uncu madde.
 
Hani her zaman söylemeye çalışmaktayım, öyle bir garip ülkede yaşamaktayız
ki , ne yasa , ne hukuk , ne adalet nede karar vericilerin verdikleri
kararlarda bir mesnet bulunmadığını izlemek, bende bu *DİPSİZ VADİ* de *HOŞ
MEMO* gibi düşmeye devam edişimi anlatmaya yetiyor diye bir sözüm geldi
söyledim hem nalına hem mıhına.
 
 
 
*Metin Atamer*
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 21 10:06PM +0300

Yılmaz Özdil, Atatürkçülerin CHP'den atılıp yerine Atatürkçü
olmayanların konulmasına "Guguk Kuşu Operasyonu" diyor:
 
"Atatürkçüleri, yurtseverleri, ulusalcıları yuvadan dışarı atıp
 
ikinci cumhuriyetçileri, siyasal İslamcıları, Kürt milliyetçilerini,
liboşları, cemaatçileri, soykırımcıları, tescilli ajanları, Sorosçuları
monte etmek...
 
Gözümüzün içine baka baka  Guguk Kuşu Operasyonu'dur."
 
"Veli Ağbaba istediği gibi at koştursun diye, Özgür Özel 100 yıllık
partiyi babasının partisi gibi kullansın diye,*gerçek CHP'lilerin üstüne
bastılar,adeta böcek gibi*(ezdiler).
 
Hayatını partiye adamış insanlara*kullanılmış pet şişe*muamelesi
yaptılar,kapının önüne koydular. "
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/ylmaz-ozdil-bocek-gibi-ezilen-gercek.html
 
 
 
*Yılmaz Özdil: "Böcek gibi ezilen gerçek CHP'liler"*
 
Ali Serdar Bolat         21 Temmuz 2026
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
Ali Serdar BOLAT <bolatal...@gmail.com>: Jul 15 08:57PM +0300

Muhsin Yazıcıoğlu neden NATO'nun hedefi olmuştu?
 
Önceden FETÖ ile birlikte hareket eden Yazıcıoğlu gerçekleri
görmüş,Kürdistan adı altında İkinci İsrail kurulmasına veTayyip
Erdoğan'ın "BOP EŞBAŞKANIYIM" sözlerineDoğu Perinçek ile birlikte tavır
alarakFETÖ (NATO) kontrolünden çıkmıştı.
 
FETÖ'nün birçok sırrını (Hrant Dink cinayeti dahil) bilmekte olan
Yazıcıoğlu bu yüzden NATO'nun hedefi olmuştu.
 
Yazıcıoğlu'nun helikopterindekiİHA Muhabiri İsmail Güneşkazadan sonra
telefonla 112 görevlisine ulaştı. Böylece kaza yeri belirlenmiş oldu.
Köylüler de kaza sesinin Çardak Beldesi yakınından geldiğini söyledi.
Buna rağmen aramalar kasten başka bölgelere yönlendirildi ve kaza yerine
48 saat sonra ulaşıldı.
 
İsmail Güneş, helikopterdeki diğer kişileri gördüğünü, ancak
Yazıcıoğlu'nu göremediğini söylüyor 112 görevlisine. Bu da, gizlice kaza
yerine ulaşan başka bir NATO ekibinin bu arada Yazıcıoğlu'nu sorguya
çektiğini gösteriyor.
 
**>>>>>>>**
*Devamını okumak için tıklayın: *
 
*https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/07/natonun-yazcoglunu-sehit-etme-nedenleri.html*
 
 
*NATO'nun Yazıcıoğlu'nu şehit etme nedenleri ve Alper Akpak cinayeti *
 
Ali Serdar Bolat         15 Temmuz 2026
 
 
 
+++
[./#digest_top]Başa dön
Metin Atamer <met...@atamergroup.com>: Jul 27 09:54AM +0300

BAKARA

Çocukluğum ve ilk okul hayatım Ankara, Kurtuluş semtinde geçmişti. Evimizin karşısında bir cami , diğer köşesinde ise ilk okulumuz vardı. İlk Okula gitmeden evvel, ezan ve namazla tanışmıştım. Arapça bilmediğim için bazı ayetleri okunduğu şekli ile ezberlemiştim. Kimi zaman namaz vakti camiye gider orada herkesle beraber yatar kalkar , el avuç açıp dua ederdim. Ne için dua ederdim hiç hatırlamamaktayım. Beni caminin hocası en ön sıraya alırdı, orada babam yerinde adamlarla namaz kılardım.
Hele Cuma günleri cami çak kalabalık olurdu. Namaz sürecinde bir ara, Cuma namazı farzından evvel, Caminin Hoca efendisi minbere çıkıp hutbe okurdu. Daha sonra namaz bitiminde eller, dua için yukarı kaldırılır , tanrıdan günahlardan arınma adına af dileme şeklinde yalvarışa geçerdi, cemaat. Bende uyardım bu cemaatin yaptıklarına. Şimdi düşünüyorum o yaşta benim ne günahım olacaktı ki, tanrıdan tövbe dileyim.
Ancak cemaat her hafta aynı yüzlerden oluşmaktaydı ve her Cuma bu insanlar, günahlarının tanrı tarafından af edilmesi için dua etmekteydiler. Düşünürdüm, bir hafta boyunca günah işle , gel Cuma günü camiye , aç ellerini göğe , tanrıdan günahlarının af edilmesi için dua et. Bana hep ters gelirdi.
Bu nedenle ilk okuldan sonra gittiğim yatılı okulda, Kuran-ı Kerimi okumak istedim. Kütüphanemizde İngilizce M.PİTCKTHALL ‘ın kaleme aldığı ‘ The Glorious KURAN ‘ adlı kitap ilgimi çekmişti. Okudum. Okurken ilgimi çeken önemli konular vardı. Kuran, diğer semavi dinlerin kitaplarını dışlamaktan çekindiğini görmekteydim. Ama çok önemli olan birkaç ayetler vardı ki, yazıldığı dönemdeki yaşam konusunda, çok önemli bilgileri kapsamaktaydı. Aslında Kuran-Kerim’in iskeletini oluşturan önemli birkaç suresi beni çok etkilemişti.
Beni en fazla etkileyen ilk sure, BAKARA suresi. Bakara aslında Arapça da SIĞIR, İNEK, veya DANA anlamına gelmektedir. Bakara suresi 67. inci ayette ‘ Hani Musa kavmine ‘ Tanrı size bir SIĞIR kesmenizi emrediyor ‘ demişti.‘ diye başlamakta. Ve devam ederek 74 üncü ayete kadar olan ayetlerde de yine SIĞIR dan bahsedildiği için mi BAKARA suresi olarak kayda geçmiş, bundan emin değilim. Ancak toplum yaşamında önemli olan iyilik veya kötülük yapma konusunu da işlemiş, Kuran-ı Kerim. Bakara suresinde 81 inci ayette topluma emir verircesine bir cümle bulunmakta ‘ Evet KÖTÜLÜK İŞLEYİP SUÇU , BENLİĞİNİ KAPLAMIŞ OLAN KİMSELER VAR YA , İŞTE ONLAR CEHENNEMLİKLERDİR.’ demekte. Aslında Cehennem ve Cennet’in yaşam içinde olduğuna inanırım.
Hele bir ayet var ki bütün dinler için geçerli olsa gerek. 84 üncü ayet şöyle der: ‘ Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız,’ diye sizden söz almıştık. ‘ demekte.
Bakara suresinin bir başka ayeti ise , 136, ‘ Kura-ın yanında bütün dinlerin varlığını, İbrahim, Ishak, Yakub’a , Musa ve İsa ya verilen kitaplara ve peygamberlere Rab’larından verilene iman ettik. ‘ demekte. Şimdi bu kitapları kabul ediyorsak, onun ibadethanelerine de saygı göstermek, kanımca dini bir görev olsa gerek.
Çok önemli bir konu, AYASOFYA nın ekseni KIBLEYE dönük değildir. Hatta 33 derecelik bir sapması bulunmaktadır .Tıpkı DARENDE’deki ULUCAMİ nin ekseni gibi. Hani cami olarak kullanılmasında zarar olmasa da, İslam alemine kazandırılmış olmasında, İslam aleminin ne kazandığını hala anlamış değilim. Ayasofya’yı gezen herkes, bir kiliseyi gezdiklerini bilmekte.



Kuran da sadece BAKARA suresi değil , bir çok sürede toplum yaşamı konusunda ayetler bulmak mümkün, ancak bunlardan bir tanesi ve en önemlisi bence ALAK SURESİ. İlk ayetinde ‘ Yaratan Rabbin adıyla OKU ‘. Daha sonraki diğer ayette ise ‘ OKU , İnsana bilmediklerini belleten , kalemle öğreten Rabbin , en büyük kerem sahibidir. ‘ der.
Gelin soralım, öğrenmek için kaçımız okumaktayız ? Hele bilhassa Sarayda oturanların kaçı okumakta, ve okuyorsa da ne okumakta?
Hayran olduğum 13 yüzyılda yaşamış skolastik felsefeci Thomas Aquinas ın bir sözü aklımdan hiç çıkmamakta. Aslında Hacettepe Üniversitesi girişinde bir sütunun üzerinde yazılı idi. Üzülerek öğrendim , bir işgüzar Rektör bu yazıyı kaldırtmış. Kelimeler insanın beynine işlercesine açık ve seçik: TİMEO HOMİNEM UNİUS LİBRİ’ Anlamı ‘ Tek Kitaplı İnsandan Korkarım’, .
Dar pencereden bakan bir toplumun kalkınmasını, mümkün görmediğimi ifade ederim , diye bir sözüm geldi söyledim, hem nalına hem mıhına,

METİN ATAMER
[./#digest_top]Başa dön
Bu grubun güncellemelerine abone olduğunuz için bu özeti aldınız. Ayarlarınızı grup üyelik sayfasından değiştirebilirsiniz.
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek ve gruptan artık e-posta almamak için turkiye-icin-el...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages