Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü semalarında modern savaşın tüm ihtişamı yerle bir oldu. ABD Hava Kuvvetleri envanterinde yer alan devasa E-3 Sentry uçağının, 10 bin dolarlık düşük maliyetli dronlar tarafından imha edilmesi, Batı’nın bölgedeki istihbarat kabiliyetinin ciddi şekilde zayıfladığını gösterdi. Al Udeid ve Muwaffaq Salti üslerindeki radar sistemleri de benzer şekilde devre dışı bırakıldı. Yüksek teknoloji ürünü silahların basit yöntemlerle etkisiz hale getirilmesi, stratejik düzeyde bir şok etkisi yarattı. Pentagon’un uzun yıllardır övündüğü hava üstünlüğü doktrini artık büyük ölçüde çökmüş görünüyor. İsrail Ordusunda Sistemik Çürüme Ve Personel Kriziİsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in sunduğu rapor, ordunun içten içe zayıfladığını ortaya koyuyor. On iki bin askerlik büyük personel açığı ve bitmek bilmeyen operasyonlar, askerleri psikolojik olarak yıprattı. Lübnan sınırında Hizbullah karşısında yaşanan ağır kayıplar, elit birliklerin dahi pusuya düşebildiğini gözler önüne seriyor. Golani Tugayı ve Yahalom birimi sahada ciddi kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Yüzlerce zırhlı araç ve Merkava tankının imha edilmesi, toplumsal öfkenin sokaklara taşmasına neden oldu. Ultra-Ortodoks kesimin askerlikten kaçınması, cephedeki motivasyonu tamamen ortadan kaldırdı. Siyasi tıkanıklık içinde bocalayan İsrail hükümeti, her geçen gün ordunun kendi ağırlığı altında çökmesine daha fazla yaklaşıyor. Washington’un Lojistik İflası Ve Boşalan CephaneliklerPentagon’un yıllık yalnızca 90 adet üretebildiği Tomahawk füzelerinden kısa sürede 850 tanesini kullanması, ABD cephaneliğinin ne denli hızlı tükendiğini ve ciddi bir lojistik krize sürüklendiğini ortaya koyuyor. Stratejik bir kazanç elde edemeden mühimmat stoklarının tüketilmesi, önemli bir zafiyet yaratmış durumda. Batı’nın ağır işleyen üretim kapasitesi, Doğu’nun düşük maliyetli ve kitlesel üretim gücü karşısında adeta teslim oldu. Mühimmat yetersizliği nedeniyle hava operasyonlarının durma noktasına gelmesi, bölgedeki askeri varlığın sorgulanmasına yol açıyor. Amerika, artık kendi mühimmatını koruyamayacak kadar yıpranmış ve çaresiz bir tablo çiziyor. Körfez Liderleri İçin Amerikan Güvenlik Masalının SonuKörfez liderleri, yıllardır milyarlarca dolar ödedikleri ABD güvenlik şemsiyesinin aslında bir illüzyondan ibaret olduğunu fark etti. Aramco saldırılarından Katar’daki müdahalelere kadar verilen hiçbir söz yerine getirilmedi. Bu derin güvensizlik, Türkiye’nin de içinde yer alacağı yeni bir güç ekseninin oluşmasına zemin hazırlıyor. Bölge başkentleri, artık kendi bağımsız savunma yapılarını kurmak amacıyla nükleer seçenekleri dahi gündeme alıyor. Batı’nın müdahaleci politikalarına duyulan bıkkınlık açıkça görülüyor. Çin arabuluculuğunda kurulan yeni ittifaklar, ABD’nin bölgedeki etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Kendi kaderini tayin etmek isteyen halklar, sahte koruyuculara ihtiyaç duymadıklarını yüksek sesle dile getiriyor. Küresel Enerji Kaosu Ve Ekonomik Yıkım SenaryosuSavaşın bedeli yalnızca askeri kayıplarla sınırlı kalmayarak küresel bir ekonomik krize dönüşmüş durumda. Enerji şirketlerinin üretimi durdurması ve petrol fiyatlarının keskin şekilde yükselmesi dünya ekonomisini adeta felce uğrattı. Yemen’deki Ansar Allah güçlerinin balistik füzelerle ticaret yollarını hedef alması, lojistik zincirlerin kopmasına yol açtı. Uluslararası Adalet Divanı kararları sonucunda İsrail ve Washington, ahlaki izolasyona mahkûm hale geldi. Vision 2030 gibi büyük ölçekli projeler, kaos ortamında varlığını sürdürme mücadelesi veriyor. Siyasi çıkış stratejisinden yoksun tırmanış, dünyayı geri dönülmez bir yıkıma doğru sürüklüyor. Hukuk ve ekonomi düzeninin sarsılmasıyla sistemin tüm dişlileri birer birer işlemeyi durduruyor. Bölgesel Güvenlik İçin Stratejik Eylem ÖnerileriMevcut krizden çıkış için acilen yerli ve düşük maliyetli asimetrik savunma teknolojilerine yatırım yapılmalı, Batı’nın yüksek maliyetli sistemlerine olan bağımlılık derhal sona erdirilmelidir. Bölgesel mühimmat üretim merkezleri kurulmalı, Türkiye öncülüğünde bağımsız bir güvenlik paktı oluşturularak nükleer caydırıcılık kapasitesi güçlendirilmelidir. Enerji yollarının güvenliği için yerel deniz güçleri bir araya getirilmeli ve dış müdahalelere kapalı güvenli koridorlar inşa edilmelidir. Uluslararası hukuk platformlarında, İsrail’in işgal politikalarına karşı ortak yaptırım kararları alınarak diplomatik baskı en üst seviyeye çıkarılmalıdır. Savunma sanayisini geliştiremeyen ve ittifaklarını çeşitlendiremeyen yapıların yeni dünya düzeninde varlığını sürdürmesi mümkün olmayacaktır. Dinamik ve somut adımlar atılmadığı takdirde çöküş kaçınılmaz hale gelecektir. SADİ ÖZGÜL © 2026 Sadi ÖZGÜL |