İdam Edilen Maymunlar ya da TÜRK DENİZCİLİĞİ VE MAYMUNLAR..

9 views
Skip to first unread message

Aydogan Kekevi

unread,
Dec 20, 2015, 3:59:14 PM12/20/15
to Aydogan Kekevi

Aşağıdaki „İdam Edilen Maymunlar“ başlıklı yazıdan:

Molla Abdülkerim Efendi gayet tutucu, sinirli, her aklına geleni yapan, padişah üzerindeki nüfuzuna dayanarak hiç kimseden korkmayan bir adamdı. Güzel konuşur, camilerde vaaz ettiği zaman dinleyicileri çok memnun ederdi. Bir gün, bu hoca bir kitapta “maymun cinselliğe alet olur” diye bir yazı okumuş, sinirinden ateş kesilmişti. Hemen arkasına binlerce insan toplayarak Azapkapısı Çarşısı’na gitmiş, maymuncu dükkanlarını basmış, ne kadar maymun varsa yakalatıp hayvancıkları oradaki ağaçlara astırarak idam ettirmişti. Bu olaydan sonra hocaya da “Maymunkeş İmam” lakabı takılmıştı.“

„Keyfilik“, „sırtını güçlüye“, „Devlet erkine“, „servete“ dayayıp „ali kıran baş kesen“ rolüne soyunanlar günümüzde de bizlere hiç yabancı değiller. Ortalık „Molla Abdülkerim Efendiler“le dolu...

Bu topraklarda „Maymunkeş İmamlar“ hiç eksik olmadı..

Tarih Tekerrür ediyor ediyor herhalde....

Aydoğan Kekevi

* * *

Yukarıdaki „Ali Kıran, baş kesen“ deyiminin ne anlama geldiğini, nereden kaynaklandığını merak ettim, deyimle ilgili ilginç bir açıklamaya rastladım; verilen bilginin ne kadar doğru olup olmadığını bilemiyorum ama ilginç bulduğum için  onu da paylaşıyorum a.k.:

https://www.facebook.com/permalink.php?id=255924384487451&story_fbid=755138667899351

Atasözleri, Deyimler VE Hikayeleri

11. September 2014 ·

ALİ KIRAN BAŞ KESEN (deyim)

Külhanbeyi ağzında "Ali kıran baş kesen" diye bir deyim vardır. Bıçkın ve acımasız serseriler hakkında kullanılır.Bu deyim aslında "Dal kıran baş keser" atasözünden galattır.

Atalarımızın insanları ağaç ve bitki sevgisine teşvik için dal kıranın baş kesmiş kadar suçlu olduğunu belirtmeleri eskiden beri Türk-İslam töresinde ağaç ve bitki hukukunun derinliğini gösterir. Fatih'e atfedilen "Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim." sözü de bu anlayışın tezahürüdür.

Ne ki, bizler "Dal kıran baş keser." sözünü "Ali kıran baş kesen" yapıp Anadoluyu ağaçsız, bitkisiz bırakmışız. Doğu ve Güneydoğu'da bir tek yaprak olmaksızın uzayıp giden bozkırlar bir milli ayıp değil de nedir?

Devleti bir kalem geçelim, peki bölge İnsanının ağaç sevgisi bu kadar mı azalmıştır?!.. Eğer öyle ise elbette "Dalı kıran başı keser." sözü "Ali kıran baş kesene dönüşmekte gecikmeyecektir. Çare, belki de bu sözü "Dalı kıranın başı kesilir" şekline dönüştürmekten geçiyor.

Ağaç dikmek geleneğini yitireli çok olmuş; bari ağaç katlinin önüne geçilebilse

* * *

http://www.yenidenergenekon.com/894-idam-edilen-maymunlar/

İdam Edilen Maymunlar

Yayin Tarihi 27 Kasım, 2015 
Kategori TÜRK DÜNYASI

TÜRK DENİZCİLİĞİ VE MAYMUNLAR

Osmanlı’nın maymunları donanmada görevlendirdiği, bu hayvanları gemilerin serenlerine çıkartmak suretiyle gözcülük yaptırdığı eskiden beri bilinmektedir. Akdeniz’i Türk gölü haline getiren Osmanlılar, özellikle II. Bayezit’ten sonra gemicilik sanatıyla, deniz seferlerinin incelikleriyle daha fazla meşgul oldular. Bu arada, uzağı görme yeteneği son derece gelişmiş olan eğitimli maymunlardan yararlanma yoluna gidilmişti. Kısaca söylemek gerekirse, ünlü denizcilerimiz maymunları birer dürbün veya teleskop gibi kullanıyorlardı. Kuzey Afrika’dan getirilen iri maymunları Gelibolu ve İstanbul tersanelerinde bir güzel eğittikten sonra, savaş gemilerinde gözcü olarak görevlendiriyorlardı. İşte böyle ciddi bir şekilde terbiye edilen gözcü maymunlar gemilerin serenlerine ve cundalarına çıkıyorlar, ufukları gözetliyorlar, engin denizlerde kendilerine doğru yanaşmakta olan bir gemi görünce, kendilerine özgü yöntemlerle derhal aşağıya haber verip gerekli önlemlerin alınmasına vesile oluyorlardı…

image001

* * *
Eski İstanbul’da yelken, halat, makara, zift, varil… Kısacası bütün gemici ihtiyaçlarının satıldığı yer Galata’da, iki köprü başı arasındaki saha idi.

Gazi köprüsü başında, Sokullu Mehmet Paşa Camii (Azapkapısı Camii) civarında da bir sıra maymuncu dükkanı vardı; burada tersane gemileri ve tüccar gemileri için eğitimli maymunlar satılırdı. III. Murat’ın hocası olup daha sonra da Rumeli Kazaskerliği yapan Molla Abdülkerim Efendi gayet tutucu, sinirli, her aklına geleni yapan, padişah üzerindeki nüfuzuna dayanarak hiç kimseden korkmayan bir adamdı. Güzel konuşur, camilerde vaaz ettiği zaman dinleyicileri çok memnun ederdi. Bir gün, bu hoca bir kitapta “maymun cinselliğe alet olur” diye bir yazı okumuş, sinirinden ateş kesilmişti. Hemen arkasına binlerce insan toplayarak Azapkapısı Çarşısı’na gitmiş, maymuncu dükkanlarını basmış, ne kadar maymun varsa yakalatıp hayvancıkları oradaki ağaçlara astırarak idam ettirmişti. Bu olaydan sonra hocaya da “Maymunkeş İmam” lakabı takılmıştı.
Konuyla ilgili bir yazıda deniliyor ki:
‘Bilhassa Hicri 999 yılında İstanbul meydanlarındaki bütün büyük ağaçlar, sanki maymundan meyve vermiş ağaçlara benzemişti. İri maymunlar için özel idam sehpaları bile kurularak cesetleri halka teşhir ediliyordu. Abdulkerim atına atlar, semt semt dolaşır, idam edilecek maymunların iplerini kendi eliyle çekerdi. Böyle tuhaf bir karaktere sâhip olan Kazasker Efendi’nin iyi tarafları da vardı. Meselâ hayır yapmayı severdi. Gayri müslim unsurlara karşı da derin birgay-zı ve kini vardı. Bir gün Hristiyanları ve Yahudileri kötülemek hatırına geldi. O zamanlar her din mensubunun ayrı renkli serpuşları vardı. Hristiyanlar gök, Yahudiler sarı takke giyerlerdi. Kazasker, bunların takkelerini siyah ve kırmızı çuhaya çevirdi.
Kasımpaşa’da, şimdiki Deniz Hastanesi’nin bulunduğu tepe -Abdullah Camii’ne, Seydi Ali Reis Cami’ne kadar- Yahudi maşatlığı, alt tarafı da Müslüman mezarlığı idi. Abdulkerim Efendi, maşatlığa bir cami yaptırmayı kafasına koymuştu. Yahudilerin şiddetli itirazları karşısında buna muvaffak olamıyordu. 1591 yılında Abdülkerim Efendi, yaptıracağı mabedin bütün inşaat malzemesini hazırlamıştı. Bir gece, çok kalabalık bir işçi grubu faaliyete geçti. Sabahleyin kalkanlar, maşatlığın yerinde minareli bir caminin yükseldiğini gördüler. Molla Efendi’nin cesaretine, bu harikulade el çabukluğuna hayran oldular. Devlet’te Molla Efendi’ nin bu oldu bittisini kabul etmekten başka bir şey yapamazdı. İşte şimdi “Yel değirmeni Camii” adını taşıyan cami böylece “Maymunkeş imam’ tarafından yapılmıştı.
Molla Kerim Efendi, mabedini yaptırdıktan iki sene sonra ölmüş, buradaki Kasım Çavuş mezarlığına gömülmüştü.
İmam Efendi, öldüğü gün, şehirdeki bütün maymuncular sevinmişler ve şenlikler yapmışlardı”

Kaynak:28 Şubat 1951 tarihli Tarih Hazinesi’nin 7. sayısı

image002

- See more at: http://www.yenidenergenekon.com/894-idam-edilen-maymunlar/#sthash.G8FOaXzk.dpuf

 

image001.jpg
image004.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages