Hasan Tahsin

5 views
Skip to first unread message

Metin Atamer

unread,
Jan 23, 2026, 11:32:42 AM (12 days ago) Jan 23
to Turkiye-icin-el-ele

Hasan Tahsin 

 

Hasan Tahsin ismini bu gün kaç gazeteci veya kendisinin gazeteci olduğunu zan eden insan tanır? Bence Hasan Tahsin’in çok iyi okunması gerek. Hasan Tahsin’i tanımayan varsa anlatmak isterim. Esas ismi Osman Nevres , Selanik ‘te doğmuş , Mustafa Kemal’den 7 sene sonra. Ne ilginç tesadüf Osman Nevres ilk Okula Selanik’te Şemsi EfendiOkulunda öğrenime başlar. Daha sonra Selanik’te  Feyziye Mektebi’ni bitirir. Bu okuldan sonra İttihak ve Terakki tarafından Paris’te Sorbonne Üniversitesinde siyasal bilimler bölümünde okutulur. Okul döneminde Monj sokağı 51 numarada Dr. Mazlum Boysan ile birlikte kalırlar. Dr. Mazlum Boysan, Osmanlı döneminde Tümgeneral’ liğe kadar yükselir. 

Paris yıllarında Trablusgarp’ı işgal eden İtalya‘yı protesto eden Mısırlı öğrencilere destek vermek için Mısır’lı öğrenci lideri Şeyh DAYEF le birlikte mitingler düzenler. Fransa da tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a döner ve Teşkilatı Mahsusa’da görev alır. Osmanlı Devleti aleyhine çalışan İngiliz Buxton kardeşlerin faaliyetlerini durdurmak için Bükreş’te bir tünelde suikast düzenler. Ancak yakalanır, hapse atılır. Alman’ların Romanya’ya girmesi sonucunda serbest kalır ve İstanbul’a döner. 

Bu arada rahatsızlanır ve tedavi için İsviçre’ye giderken tanınmamak için kimliğini değiştirir. Hasan Tahsin adı ile pasaport çıkartır. Bu kimliği Teşkilatı Mahsusa ’ nın başında olan Eşref bey verir. Bükreş’te Balkan ülkelerini kışkırtan iki belalı  kişiyi etkisiz hale getirmesi istenir. Hasan Tahsin bu görevi yerine getirir. Daha sonra 1918 de  İzmir e yerleşir. Kadın haklarını savunmak adına HUKUK-U BEŞER adı ile gazete çıkarmaya başlar. Kendisi, Kadın Haklarını savunan ülkemizdeki ilk ERKEK tir.  

Bun arada İzmir’i Yunan’ lılara teslim etmek istemeyen büyük bir gurubun başında olarak ‘ REDD-İ İLHAK HEYETİ MİLLİYESİ adı ile bir dernek kurar. Aynı sene 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece MAŞATLIK MEYDANI’ nda toplanırlar.  İNGLİZ , FRANSIZ, AMERİKAN, İTALYAN  VE YUNAN Zırhlı gemileri İzmir körfezini kapatmış beklemektedir.   Meydanda toplanan halka konuşan, zamanın  İzmir belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa, halkı itidalli olamaya davet eder. 

Daha sonra halka hitap eden Hukuk-u Beşer gazetesi yazarı olarak HASAN TAHSİN, halkı direnmeye davet eder. ‘ Burayı Yunan’a vermeyeceğiz, vermek isteyen kuvvetle paylaşacak kozumuz var ‘ diyerek    bir bildir hazırlar. 

 Ey bedbaht Türk! Yunan hakimiyetini kabule taraftar mısın ? Artık kendini göster, Tekmil kardeşlerin Maşatlık Meydanındadır. Oraya yüzbinlerle toplan Orada Zengin , Yoksul, Bilgin Cahil yok . Fakat Yunan Egemenliğini istemeyen bir mutlak çoğunluk var. Geri kalma…. Binler Yüzbinlerle Maşatlık ’a koş. Milli Kurulun buyruğuna UY … ‘’

15 Mayıs 1919 sabahı saat yedi buçuk sıralarında Hasan Tahsin Konak Meydanında koyu renkli elbisesi üzerinde bekler. Önce Yunan gemilerinden PATRİS ve ATRONİTİS adlı gemiler Pasaport ’a yanaşarak EFZON alayı askerleri karaya çıkar. İzmirli Rumlar ellerinde Yunan bayrakları ile askerleri alkış tutarak karşılamaya çalışanların içinden Hasan Tahsin öne fırlayarak ‘ Olmaz, Olamaz, böyle ellerini sallayarak giremezler,’ diyerek EFZON askerlerine doğrulttuğu tabancasıyla ateş ederek öndeki iki askeri vurur. Silahın bütün mermilerini bitirdikten sonra EFZON askerinin karşılık ateşi sonucunda 31 yaşında hayata veda eder. 

Bu ilk direniş kurşunu, Anadolu’daki direnişin ateşini yakmaya yeter. 

İşte bu ilk direniş ateşi devam ederek düşmanın 9 Eylül de İzmir körfezinden kaçan askerleri gemilere toplayıp çekilmesine kadar devam etmiştir.  Gazeteci Hasan Tahsin bu nedenle Türkiye tarihinde çok önemli bir kilometre taşıdır. Bunu öğrenmemek ayıptır. 

Günümüzdeki  gazetecilik kavramı, onun  başlattığı kavramdan çok uzaklarda olduğuna inanmaktayım. Şimdiki gazetecilik , gazetecinin maaşını kimin verdiği yönünde gelişen  felsefeye uymasına bağlıdır. Patronun  düşüncesine, söylemlerin uymuyorsa, yollar ayrılır. 

Çok saydığım gazetecileri tanıdım yaşamım boyunca. Burhan Felek ‘le tanıştım. Her Pazar onun Vatandaş Ahmet Efendi diye yazı dizisi vardı, Cumhuriyet gazetesinde, onu okurdum her Pazar. Fransa hükümeti tarafından ‘LEGİON d’ HONNEUR’ nişanı verilmiş bir gazeteci idi. Kendisine ‘ Şeyh-ül MUHARRİRİN’ lakabı verilen ilk ve son gazeteci idi.  Yine bir tesadüf  gazeteci  İlhan Selçuk’ la tanıştım, yine Cumhuriyet gazetesinden. Hatta üniversite yıllarımda kendisini ‘ HÜR DÜŞÜNCE ‘ konulu bir konferans için ODTÜ ye çağırmıştım.  Kırmadı beni, muhteşem bir konferans vermişti. Bir başka değerli gazeteci BEKİR COŞKUN ile muhabbetimiz vardı, o da Cumhuriyet  Gazetesinde yazardı. PAKO ile konuşur , memleket meselelerini onunla dertleşirdi. PAKO köpeğinin ismiydi.  Akşam Gazetesinden Çetin Altan la tanıştım,  Şeytanın Gör Dediği başlıklı yazılarını okurdum.  Hatta bir kitabım, onun başlığı ile  yayınlandı. Bu gazetecilere duyduğum saygıyı anlatamam sizlere. 

Ancak bu günlerde iktidarın  besleme muharrirleri, kimlikte sözde gazetecileri gördükçe , ümit bağladığımız  bizim genç neslimiz ne kadar şanssız olduklarını düşünmekteyim, onlara kültür aktaracak gazeteci kıtlığı var  diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına. 

 

Metin Atamer 

Screenshot 2026-01-18 at 12.16.10.png
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages