Evini 5 yıl içinde satan vergi ödeyecek !!! Çocuğunuzu sigorta ettirdiniz mi?!!

0 views
Skip to first unread message

Müge BOLAT

unread,
Apr 7, 2008, 4:53:01 AM4/7/08
to marm...@googlegroups.com, mortgageb...@googlegroups.com, mortgage...@googlegroups.com, mortgag...@googlegroups.com, mortgag...@googlegroups.com, dvdgu...@hotmail.com, turkmotg...@googlegroups.com, turkiyemor...@googlegroups.com, turkhuku...@googlegroups.com, turkmor...@googlegroups.com, turkmortg...@googlegroups.com, itki...@yahoogoups.com

Evini 5 yıl içinde satan vergi ödeyecek

Satın aldığı evi, 5 yıl içinde satanlar, bundan elde edecekleri kazanç nedeniyle "değer artışı kazancı" olarak, gelir vergisi ödeyecekler.

Olay yalnızca ev satışı ile sınırlı değil. Dükkan, büro, mağaza, arsa ya da arazi gibi gayrimenkullerini, edinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde satanlar da Gelir Vergisi ödeyecekler.

"Bu da ne zaman çıktı? İlk kez duyuyoruz" diyenler haklılar. Çünkü daha yeni çıktı. Dünkü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi (Bkz. 4 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 5615 Sayılı Kanun).

KOOPERATİF EVİNE DE VAR


Kooperatif yolu ile ev edinenler de bu evlerini 5 yıl içinde elden çıkartırlarsa, gelir vergisi ödeyecekler. Kooperatiflerde, 5 yıllık sürenin hesabı, ortakların tapuyu aldıkları tarihten değil, kooperatif evinin tahsis tarihinde, örneğin kuraların çekilip, üyelerin evlerinin belli olduğu tarihte, ortak tarafından satın alınmış sayılır (Gelir Vergisi Kanunu, Mükerrer Md.80/6. Parantez içi hüküm).

Yukarıda sözünü ettiğimiz 5 yıllık süre, 1 Ocak 2007 tarihinden önce edinilen gayrimenkuller için 4 yıl olarak uygulanacak (Gelir Vergisi Kanunu Geçici Md.71). Buna göre, 2 Mart 2003 tarihinde 50 bin YTL'ye satın alınan bir gayrimenkul, 5 Mart 2007 tarihinde, 400 bin YTL'ye satıldığında, bundan doğan kazanç, 4 yıllık süre geçtiği için gelir vergisine tabi olmayacak.

MİRAS KALANDA YOK

Miras ya da bağışlama yolu ile edinilen gayrimenkullerin satışında, özellik taşıyan bir durum var. Bu gayrimenkuller, ne zaman ve kaç bin YTL'ye satılırsa satılsın, elde edilen kazanç, gelir vergisine tabi olmayacak (GVK.Mük.Md.80/6).

Buna göre, örneğin 10 Şubat 2007 tarihinde miras kalan ve değeri veraset ve intikal vergisi beyannamesinde, 300 bin YTL olarak beyan edilen bir gayrimenkul, 5 Mart 2007 tarihinde 900 bin YTL'ye satıldığında, aradaki fark nedeniyle, Gelir Vergisi ödenmeyecek.

EDİNME TARİHİ

Yukarıda belirtilen 4 ya da 5 yıllık sürenin hesaplanmasında, iktisap (edinme) tarihi önem taşıyor. Edinme tarihi;

- Satın alınan gayrimenkullerde, "tapu tescil tarihi",

- Kooperatif ortaklarında "gayrimenkulün tahsis tarihi",

- İnşa edilen gayrimenkullerde, "yapı kullanma belgesinin alındığı tarih",

- Arsa karşılığı daire alanlarda, inşaatın tamamlanıp "yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarih", olmaktadır.

SATIŞ KAZANCI

Gayrimenkulün satış kazancının hesaplanmasında, edinme bedeli ile satış bedeli arasındaki fark esas alınır. Ancak, hesaplama sırasında;

- Gayrimenkulün edinme bedeli, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, alındığı tarihten itibaren, Türkiye İstatistik Kurumu'nca (TÜİK) belirlenen TEFE (1 Ocak 2006'dan itibaren ÜFE) artış oranına göre yükseltilir.

- Yükseltilen değer, satış bedeli ile kıyaslanır.

- Aradaki farktan; satış sırasında ödenen vergi, harç ve giderler ile 6.400 YTL "istisna" düşülür.

- Kalan kısım üzerinden, yüzde 15-35 arasında değişen tarifeye göre Gelir Vergisi ödenir.

Maliye, gayrimenkul satışlarını, tapu kayıtlarından kontrol ettiği ve zamanaşımı süresi de 5 yıl olduğu için, bu tür gelir elde edenlerin, beyanda bulunmalarında yarar var.

 

Eş, çocuk ve sevgilinin otomobil sefası

ÖZELLİKLE büyük kentlerde dikkatinizi çekiyordur.

Üniversite öğrencisi bir genç, altında son model bir otomobil ya da cip, yanında da arkadaşı... Keyfine diyecek yok. Genç ya da orta yaşlı bir hanım, yine altında son model otomobil veya cipi, o da son derece mutlu...


İlk bakışta "Adamın parası var, oğluna, kızına, eşine ya da sevgilisine lüks bir otomobil ya da cip almış. Bundan kime ne?" denebilir.

Haklısınız... Buna bir sözümüz yok. Takıldığımız konu, "özel bir durum" ile ilgili...

ARACIN RUHSATI

Aracı durdurup, ruhsatına bakıyorsunuz; (A) Limited Şirketi ya da (B) Anonim Şirketi yazıyor. İşte buna itirazımız var.

Eş, çocuk ya da sevgilinin altına verilen otomobil ve ciplerin çoğu, şirkete kayıtlı.

Bu şu anlama geliyor:

- Otomobil ya da cipin parasını şirket ödemiş,

- Yakıt, vergi, kasko, bakım, onarım vb. giderleri de şirket ödüyor.

- Otomobilin giderleri, şirkete masraf yazılıyor. Yüzde 40 amortisman gideri de yazılıyor.

Adamın kızı, oğlu, karısı ya da sevgilisi de otomobile veya cipe binip, ona buna hava atıyor. Anadolu da "Başkasının parasıyla hovardalık" dediklerinin benzeri bir olay...

Özellikle vakıf üniversitelerinin önüne ya da lüks cafeler, barlar ve eğlence yerlerinin önüne park etmiş otomobil ve ciplerin ruhsatına bakın, çoğu bir anonim ya da limited şirkete kayıtlı. Masraflar şirkete gider yazılıyor. Daha az vergi ödeniyor. Yani sefası eş, çocuk ve sevgilisine, cezası da devlete!..

NE YAPILABİLİR?

Yapılacak olan belli, yeter ki istenilsin.

Aşağıdaki uygulamalarla "bir taşla birkaç kuş" vurulabilir.

1) Kayıtdışı Şoför İstihdamının Önlenmesi:

Akaryakıt verilirken, bayi tarafından; aracın plaka no.su ile birlikte, akaryakıt alanın, kimliğinin (adı-soyadı ve ehliyet no.su ya da T.C. kimlik no.sunun) yazılması, şirketlerin kayıtdışı eleman çalıştırmasını önler. Şirkete ya da şahıs işletmesine ait aracı kullananın, sigortası olup olmadığı araştırılır. Sigortalı değil ise;

- Hem SSK yönünden

- Hem de vergi kesintisi (stopaj) yönünden

cezalı işlem yapılır.

Bu da kayıtdışı şoför istihdamını büyük ölçüde engeller.

2) Eş ve Çocuklara Kullandırılan Taşıtların Önlenmesi:

Şirketlere ya da şahıs işletmelerine kayıtlı, yüzbinlerce taşıt var. Şirkete alınan bir otomobil ya da cip, eşin kullanımına, bir başka otomobil de çocuğun ya da çocukların kullanımına tahsis ediliyor. Sevgilisine tahsis edenler de var!..

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, şirket ortağı ya da ortakların eş ve çocuklarının hatta sevgililerinin kullanımı için alınan ve şirkete kaydedilen, otomobilin ya da cipin

- Parası (KDV dahil) şirketten karşılanıyor.

- Yakıt giderleri, kaskosu, Motorlu Taşıtlar Vergisi yine şirketten karşılanıyor.

- Tamir, bakım, onarım giderleri de yine şirketten karşılanıyor.

Bunlara, akaryakıt bayii tarafından yakıt verilirken, aracı kullananın kimlik bilgilerinin kaydedilmesi, bu olayı önemli ölçüde engeller. O kişinin şirketle ilgisi araştırılır. Böylece, ciddi bir vergi kaybını önlenir.

Çözüm yolu çok basit. Bir hamle yapmak yeterli...

 

Vergi borcuna değil ihtilaflı vergiye indirim var

SON çıkan uzlaşma yasası, okurlarımızın kafasını karıştırmışa benziyor.

Her gün yüzlerce okurumuz "birikmiş vergi borçları için, ne tür bir kolaylık sağlandığını" soruyor.

Hemen belirtelim, yıllardır ya da aylardır ödenmeyen, birikmiş vergi borçları için, uzlaşma ya da ödeme kolaylığı getirilmedi. Çıkan yasa, ihtilaflı vergi ve cezalarla ilgili. Bunlara "gelin uzlaşalım" yani vergi ve cezanızın tutarı üzerinde pazarlık yapıp, bir kısmını, duruma göre önemli bir kısmını kaldıralım. Kalan kısmı da "18 ayda 18 eşit taksitte", aylık binde 2 faizle ödeyin, olay kapansın, deniliyor.

KAPSAMI

İhtilaflı vergilerle ilgili uzlaşmadan, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen; vergiler (örneğin gelir vergisi, kurumlar vergisi, dahilde alınan KDV, damga vergisi), resim ve harçlar ile fon payı ve bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları giriyor.

Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen; gümrük vergileri, ithalde alınan KDV ile ÖTV, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintileri, trafik para cezaları ile idari para cezaları ve benzeri alacaklar, uzlaşma ile ilgili yasadan yararlanamıyor. Ayrıca, kaçakçılık sayılan fiiller nedeniyle tarh edilen vergiler ile 3 kat vergi ziyaı cezaları da uzlaşma kapsamına girmiyor (Uzlaşma ile ilgili yasa ve 4 Mart 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Genel Tebliğin tam metni için Bkz. www.yaklasim.com).

Bu arada dikkati çeken bir husus "şikayet yolu ile düzeltme" talebi ve bunun reddi üzerine açılan davalarla ilgili. Yasada açıkça, vergi mahkemesinde davası devam eden ihtilafların uzlaşmadan yararlanabileceği belirtilmesine karşın, tebliğ ile "yasayı aşan" bir yorum yapılmış ve bunların yararlanamayacağı belirtilmiş. Tebliğdeki bu kısmın iptali için dava açılması ile sorun çözümlenebilir.

BAŞVURU SÜRESİ

Uzlaşma ile ilgili yasadan yararlanabilmek için, 31 Mart 2008 tarihi çalışma saati bitimine kadar, uzlaşma talep edilmesi gerekiyor.

Bunun için, uzlaşmaya başvuru aşamasında, devam eden davalardan vazgeçmek gerekmiyor. Ancak, uzlaşmaya varıldığı takdirde, uzlaşma tutanağını imzalayan mükellef, davadan vazgeçme dilekçesini de üç örnek olarak uzlaşma komisyonuna verecek (Başvuru dilekçeleri, davadan vazgeçme dilekçesi örnekleri ve uzlaşma yetki sınırları için Bkz. www.yaklasim.com).

Uzlaşma komisyonlarının hangisi olduğunun belirlenmesi bakımından, şu anda mevcut olan "yetki sınırları" geçerli olacak. Yetki sınırları belirlenirken, yalnızca tarhiyata konu edilen vergi miktarı göz önüne alınacak.

Maliye bu yasadan 2.5 milyar YTL civarında gelir bekliyor. Ancak, kapsamının dar tutulması ve bazı sınırlamalar nedeniyle, bu tutarın yarısına ulaşılması bile zor gözüküyor...

Birikmiş vergi ve prim borçları

YÜZBİNLERCE esnaf, sanatkár, tüccar ya da şirket, ısrarla birikmiş vergi ve prim borçlarını soruyor.

Ödenmemiş vergiler
16.7 milyar YTL, SSK primleri 10.9 milyar YTL, Bağ-Kur primleri ise 32.7 milyar YTL olmak üzere, birikmiş vergi, SSK ve Bağ-Kur primi alacağı yaklaşık 60 milyar YTL.

Bu tutar, çok büyük bir para...

Herhangi bir "vergi affı" ya da "prim affı", kamuoyunu ciddi anlamda rahatsız ediyor ve ödeyenlerin tepkisine neden oluyor. Haklı olarak "Biz zamanında ödemekle hata mı yaptık" diyorlar.

Vergisini ve primini zamanında ödeyenleri incitmeyecek bir formül bulup, birikmiş 60 milyar YTL'yi tahsil etmek gerekiyor.

Bunun çözümü belli, hatta yasaya bile gerek yok. Bir tahsilat tebliği çıkartılacak ve vergi ya da primde, anaparada indirim olmaksızın, "düşük bir faizle 18 ya da 24 aylık taksitlendirme" yapılacak.

Bu borçların, makul bir şekilde yapılandırılmasından; hem Devlet ve mükellef hem de işsiz kalma riski olan çalışanlar yararlanacak...

 

 

Çocuğunuzu sigorta ettirdiniz mi

BUGÜNLERDE, en çok sorulan soru bu.

"Otomobilinizi, evinizi, işyerinizi veya yazlığınızı sigorta ettirdiniz mi?" gibi sorulara alışkınız. Ancak "Çocuğunuzu sigorta ettirdiniz mi?" sorusunu yeni duyuyoruz.


NİÇİN?

Komşular ya da işyerindeki arkadaşlar birbirine soruyorlar: "Çocuğunuzu sigorta ettirdiniz mi?"

Geçenlerde, Neriman Teyze'ye de komşusu sormuş;

- Senin üniversitede okuyan torunu sigorta ettirdiniz mi?

Neriman Teyze de ona sormuş;

- Durup dururken bu da nereden çıktı?

- Haberin yok mu Neriman Hanım, bugünlerde bir kanun çıkacak. O kanun çıkmadan sigortalı olanlar, ileride yüzde 10 fazla emekli aylığı alacaklar. Çocukların ve torunların geleceğini kurtarmak için son şans. Acele edin, kanun çıkarsa bu şans kaybolur.

DOĞRU MU?

Neriman Teyze, akşam soluğu bizde aldı.

- Evladım, bir kanun çıkacakmış. Benim torunları da ilgilendiriyormuş. Bugünlerde sigortalı olurlarsa, ileride yüzde 10 fazla emekli maaşı bağlanırmış. Nedir bu?

- Anlatayım, Neriman Teyze. Şu anda Meclis'te sosyal güvenlikle ilgili bir yasa tasarısı görüşülüyor.

Bu tasarı kanunlaştığında, emekli aylığı bağlama oranı, her yıl için yüzde 2'ye düşecek. Yasa çıkmadan önce, sigortalı olarak bir işte çalışan işçilere, ilk 10 yılda her yıl için yüzde 3 oranında, emekli aylığı hesaplanacak. Böyle olunca, yasa çıkmadan sigortalı olarak işe başlayanlara yüzde 10 fazla emekli aylığı bağlanacak.

YAŞ VE GÜN AVANTAJI

Neriman Teyze dikkatle dinledikten sonra sordu;

- Tamam evladım anladım. Torunum bugünlerde sigortalı olursa, ileride emekli olduğunda yüzde 10 fazla emekli aylığı bağlanacak. Peki... Başka avantaj da var mı?

- Bir de emeklilik yaşı yönünden avantajı var. Şu andaki yasaya göre, kadınlar 58, erkekler 60 yaşında emekli olabiliyor. Yeni yasa ile, kadın ve erkek sigortalıda emekli olma yaşı 65'e yükseltiliyor.

Yeni yasadan önce, sigortalı olan kız çocukları 65 yerine 58 yaşında emekli olacağından, "7 yıl avantaj" sağlayacaklar. Erkekler ise 65 yerine 60 yaşında emekli olacağından, "5 yıl avantaj" sağlayacaklar.

Bir avantaj da "prim ödeme gün sayısı" yönünden. Yeni yasadan önce sigortalı olanlar 7.000 gün, yeni yasa çıktığında ise 7.200 gün prim ödeyenler emekli olabilecek.

KÜÇÜK ÇOCUKLAR

NE OLACAK?

Neriman Teyze, anlattıklarımı dinledikten sonra;

- Peki... Benim 10 yaşındaki diğer torunum ne olacak?

diye sordu.

- Neriman Teyze, normal koşullar altında 15 yaşından küçük çocukların çalıştırılması yasak (İş Kanunu Md. 71). Olsa olsa, istisnai bazı işlerde örneğin; reklam filmlerinde, dizilerde ya da diğer filmlerde oynayabilir, çocuk kıyafetleri ile ilgili defilelerde, sirklerde (örneğin ip cambazı) ve benzeri yerlerde çalışabilir. Bu arada, ilk öğrenimini bitirmiş olan ve 14 yaşını doldurmuş çocukların "hafif işlerde" çalıştırılması mümkün. Bununla ilgili yönetmeliğe göre; 14 yaşını dolduran çocuklar gazete ve dergi dağıtım işinde, çiçek toplama işinde, fırın, pastane ve içkisiz lokantada komi olarak çalışabilirler. 15-18 yaş arasındaki çocuklar da büro işleri, çay işletmesi gibi hafif işlerde çalıştırılabilirler.

Bunun dışında, örneğin bir inşaat firmasında ya da fabrikada çalışamaz. Burs alıyorsa, sorun yaşayabilir. O nedenle, sigortadan avantaj sağlayacağız diye kendinize ciddi bir sorun yaratmayın.

Neriman Teyze;

- Anladım evladım. Ağzına sağlık. Bunları yazarsan bilmeyenler de öğrenir dedikten sonra, "bana müsaade" diyerek gitti.

 

 

 

image001.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages