Evini 5 yıl içinde satan vergi
ödeyecek
Satın aldığı evi, 5 yıl içinde satanlar,
bundan elde edecekleri kazanç nedeniyle "değer artışı kazancı"
olarak, gelir vergisi ödeyecekler.
Olay yalnızca ev satışı ile sınırlı değil. Dükkan, büro, mağaza, arsa ya da
arazi gibi gayrimenkullerini, edinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde satanlar
da Gelir Vergisi ödeyecekler.
"Bu da ne zaman çıktı? İlk kez
duyuyoruz" diyenler haklılar. Çünkü daha yeni çıktı. Dünkü
Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi (Bkz. 4 Nisan 2007 tarihli Resmi
Gazete'de yayınlanan 5615 Sayılı Kanun).
KOOPERATİF EVİNE DE VAR
Kooperatif yolu ile ev edinenler de bu
evlerini 5 yıl içinde elden çıkartırlarsa, gelir vergisi ödeyecekler. Kooperatiflerde, 5 yıllık sürenin hesabı,
ortakların tapuyu aldıkları tarihten değil, kooperatif evinin tahsis tarihinde,
örneğin kuraların çekilip, üyelerin evlerinin belli olduğu tarihte, ortak
tarafından satın alınmış sayılır (Gelir Vergisi Kanunu, Mükerrer Md.80/6.
Parantez içi hüküm).
Yukarıda sözünü ettiğimiz 5 yıllık süre, 1
Ocak 2007 tarihinden önce edinilen gayrimenkuller için 4 yıl olarak uygulanacak
(Gelir Vergisi Kanunu Geçici Md.71). Buna göre, 2 Mart 2003
tarihinde 50 bin YTL'ye satın alınan bir gayrimenkul, 5 Mart 2007 tarihinde,
400 bin YTL'ye satıldığında, bundan doğan kazanç, 4 yıllık süre geçtiği için
gelir vergisine tabi olmayacak.
MİRAS KALANDA YOK
Miras ya da bağışlama yolu ile edinilen gayrimenkullerin satışında,
özellik taşıyan bir durum var. Bu gayrimenkuller, ne zaman ve kaç bin YTL'ye satılırsa satılsın, elde edilen kazanç,
gelir vergisine tabi olmayacak (GVK.Mük.Md.80/6).
Buna göre, örneğin 10 Şubat 2007 tarihinde miras kalan ve değeri veraset ve
intikal vergisi beyannamesinde, 300 bin YTL olarak beyan edilen bir gayrimenkul,
5 Mart 2007 tarihinde 900 bin YTL'ye satıldığında, aradaki fark nedeniyle,
Gelir Vergisi ödenmeyecek.
EDİNME TARİHİ
Yukarıda belirtilen 4 ya da 5 yıllık sürenin hesaplanmasında,
iktisap (edinme) tarihi önem taşıyor. Edinme tarihi;
- Satın alınan gayrimenkullerde, "tapu
tescil tarihi",
- Kooperatif ortaklarında "gayrimenkulün
tahsis tarihi",
- İnşa edilen gayrimenkullerde, "yapı
kullanma belgesinin alındığı tarih",
- Arsa karşılığı daire alanlarda, inşaatın tamamlanıp "yapı kullanma izin belgesinin alındığı
tarih", olmaktadır.
SATIŞ KAZANCI
Gayrimenkulün satış kazancının hesaplanmasında, edinme bedeli ile satış bedeli arasındaki fark esas
alınır. Ancak, hesaplama sırasında;
- Gayrimenkulün edinme bedeli, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, alındığı
tarihten itibaren, Türkiye İstatistik Kurumu'nca (TÜİK) belirlenen TEFE (1 Ocak
2006'dan itibaren ÜFE) artış oranına göre yükseltilir.
- Yükseltilen değer, satış bedeli ile kıyaslanır.
- Aradaki farktan; satış sırasında ödenen vergi, harç ve giderler ile 6.400 YTL
"istisna" düşülür.
- Kalan kısım üzerinden, yüzde 15-35 arasında değişen tarifeye göre Gelir
Vergisi ödenir.
Maliye, gayrimenkul satışlarını, tapu kayıtlarından kontrol ettiği ve
zamanaşımı süresi de 5 yıl olduğu için, bu tür gelir elde edenlerin, beyanda
bulunmalarında yarar var.
Eş, çocuk ve sevgilinin otomobil
sefası
ÖZELLİKLE büyük kentlerde dikkatinizi
çekiyordur.
Üniversite öğrencisi bir genç, altında son model bir otomobil ya da cip, yanında
da arkadaşı... Keyfine diyecek yok. Genç ya da orta yaşlı bir hanım, yine
altında son model otomobil veya cipi, o da son derece mutlu...
İlk bakışta "Adamın parası var, oğluna,
kızına, eşine ya da sevgilisine lüks bir otomobil ya da cip almış. Bundan kime
ne?" denebilir.
Haklısınız... Buna bir sözümüz yok. Takıldığımız konu, "özel bir durum" ile ilgili...
ARACIN RUHSATI
Aracı durdurup, ruhsatına bakıyorsunuz; (A) Limited Şirketi ya da
(B) Anonim Şirketi yazıyor. İşte buna itirazımız var.
Eş, çocuk ya da sevgilinin altına verilen
otomobil ve ciplerin çoğu, şirkete kayıtlı.
Bu şu anlama geliyor:
- Otomobil ya da cipin parasını şirket
ödemiş,
- Yakıt, vergi, kasko, bakım, onarım vb.
giderleri de şirket ödüyor.
- Otomobilin giderleri, şirkete masraf
yazılıyor. Yüzde 40 amortisman gideri de yazılıyor.
Adamın kızı, oğlu, karısı ya da sevgilisi de otomobile veya cipe binip, ona
buna hava atıyor. Anadolu da "Başkasının
parasıyla hovardalık" dediklerinin benzeri bir olay...
Özellikle vakıf üniversitelerinin önüne ya da lüks cafeler, barlar ve eğlence
yerlerinin önüne park etmiş otomobil ve ciplerin ruhsatına bakın, çoğu bir
anonim ya da limited şirkete kayıtlı. Masraflar şirkete gider yazılıyor. Daha
az vergi ödeniyor. Yani sefası eş, çocuk ve
sevgilisine, cezası da devlete!..
NE YAPILABİLİR?
Yapılacak olan belli, yeter ki istenilsin.
Aşağıdaki uygulamalarla "bir taşla
birkaç kuş" vurulabilir.
1) Kayıtdışı Şoför İstihdamının Önlenmesi:
Akaryakıt verilirken, bayi tarafından; aracın plaka no.su ile
birlikte, akaryakıt alanın, kimliğinin (adı-soyadı ve ehliyet no.su ya da T.C.
kimlik no.sunun) yazılması, şirketlerin
kayıtdışı eleman çalıştırmasını önler. Şirkete ya da şahıs
işletmesine ait aracı kullananın, sigortası olup olmadığı araştırılır.
Sigortalı değil ise;
- Hem SSK yönünden
- Hem de vergi kesintisi (stopaj) yönünden
cezalı işlem yapılır.
Bu da kayıtdışı şoför istihdamını büyük
ölçüde engeller.
2) Eş ve Çocuklara Kullandırılan Taşıtların
Önlenmesi:
Şirketlere ya da şahıs işletmelerine kayıtlı, yüzbinlerce taşıt var.
Şirkete alınan bir otomobil ya da cip, eşin kullanımına, bir başka otomobil de
çocuğun ya da çocukların kullanımına tahsis ediliyor. Sevgilisine tahsis
edenler de var!..
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, şirket ortağı ya da ortakların eş ve
çocuklarının hatta sevgililerinin kullanımı için alınan ve şirkete kaydedilen,
otomobilin ya da cipin
- Parası (KDV dahil) şirketten
karşılanıyor.
- Yakıt giderleri, kaskosu, Motorlu Taşıtlar
Vergisi yine şirketten karşılanıyor.
- Tamir, bakım, onarım giderleri
de yine şirketten karşılanıyor.
Bunlara, akaryakıt bayii tarafından yakıt verilirken, aracı kullananın kimlik
bilgilerinin kaydedilmesi, bu olayı önemli ölçüde engeller. O kişinin şirketle ilgisi araştırılır.
Böylece, ciddi bir vergi kaybını önlenir.
Çözüm yolu çok basit. Bir hamle yapmak yeterli...
Vergi
borcuna değil ihtilaflı vergiye indirim var
SON çıkan uzlaşma yasası, okurlarımızın
kafasını karıştırmışa benziyor.
Her gün yüzlerce okurumuz "birikmiş
vergi borçları için, ne tür bir kolaylık sağlandığını" soruyor.
Hemen belirtelim, yıllardır ya da aylardır ödenmeyen, birikmiş vergi borçları için, uzlaşma ya da ödeme
kolaylığı getirilmedi. Çıkan yasa, ihtilaflı vergi ve cezalarla
ilgili. Bunlara "gelin uzlaşalım"
yani vergi ve cezanızın tutarı üzerinde pazarlık yapıp, bir kısmını, duruma
göre önemli bir kısmını kaldıralım. Kalan kısmı da "18 ayda 18 eşit taksitte", aylık binde 2 faizle
ödeyin, olay kapansın, deniliyor.
KAPSAMI
İhtilaflı vergilerle ilgili uzlaşmadan, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren ikmalen, re'sen veya idarece
tarh edilen; vergiler (örneğin gelir vergisi,
kurumlar vergisi, dahilde alınan KDV, damga vergisi), resim ve
harçlar ile fon payı ve bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve
özel usulsüzlük cezaları giriyor.
Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen; gümrük
vergileri, ithalde alınan KDV ile ÖTV, kaynak kullanımını destekleme fonu
kesintileri, trafik para cezaları ile idari para cezaları ve benzeri alacaklar,
uzlaşma ile ilgili yasadan yararlanamıyor. Ayrıca, kaçakçılık sayılan fiiller nedeniyle tarh
edilen vergiler ile 3 kat vergi ziyaı cezaları da uzlaşma kapsamına girmiyor
(Uzlaşma ile ilgili yasa ve 4 Mart 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan
Genel Tebliğin tam metni için Bkz. www.yaklasim.com).
Bu arada dikkati çeken bir husus "şikayet
yolu ile düzeltme" talebi ve bunun reddi üzerine açılan
davalarla ilgili. Yasada açıkça, vergi mahkemesinde davası devam eden
ihtilafların uzlaşmadan yararlanabileceği belirtilmesine karşın, tebliğ ile "yasayı aşan" bir yorum yapılmış
ve bunların yararlanamayacağı belirtilmiş. Tebliğdeki bu kısmın iptali için
dava açılması ile sorun çözümlenebilir.
BAŞVURU SÜRESİ
Uzlaşma ile ilgili yasadan yararlanabilmek için, 31 Mart 2008 tarihi
çalışma saati bitimine kadar, uzlaşma talep edilmesi gerekiyor.
Bunun için, uzlaşmaya başvuru aşamasında, devam eden davalardan vazgeçmek
gerekmiyor. Ancak, uzlaşmaya varıldığı takdirde, uzlaşma tutanağını imzalayan
mükellef, davadan vazgeçme dilekçesini de üç örnek olarak uzlaşma komisyonuna
verecek (Başvuru dilekçeleri, davadan vazgeçme dilekçesi örnekleri ve uzlaşma
yetki sınırları için Bkz. www.yaklasim.com).
Uzlaşma komisyonlarının hangisi olduğunun belirlenmesi bakımından, şu anda
mevcut olan "yetki sınırları"
geçerli olacak. Yetki sınırları belirlenirken, yalnızca tarhiyata konu edilen
vergi miktarı göz önüne alınacak.
Maliye bu yasadan 2.5 milyar YTL civarında gelir bekliyor. Ancak, kapsamının
dar tutulması ve bazı sınırlamalar nedeniyle, bu tutarın yarısına ulaşılması
bile zor gözüküyor...
Birikmiş vergi ve prim
borçları
YÜZBİNLERCE esnaf, sanatkár, tüccar ya da
şirket, ısrarla birikmiş vergi ve prim borçlarını soruyor.
Ödenmemiş vergiler 16.7 milyar YTL, SSK primleri 10.9 milyar YTL, Bağ-Kur primleri ise 32.7
milyar YTL olmak üzere, birikmiş
vergi, SSK ve Bağ-Kur primi alacağı yaklaşık 60 milyar YTL.
Bu tutar, çok büyük bir para...
Herhangi bir "vergi affı"
ya da "prim affı",
kamuoyunu ciddi anlamda rahatsız ediyor ve ödeyenlerin tepkisine neden oluyor.
Haklı olarak "Biz zamanında ödemekle
hata mı yaptık" diyorlar.
Vergisini ve primini zamanında ödeyenleri incitmeyecek bir formül bulup,
birikmiş 60 milyar YTL'yi tahsil etmek gerekiyor.
Bunun çözümü belli, hatta yasaya bile gerek yok. Bir tahsilat tebliği
çıkartılacak ve vergi ya da primde, anaparada indirim olmaksızın, "düşük bir faizle 18 ya da 24 aylık
taksitlendirme" yapılacak.
Bu borçların, makul bir şekilde yapılandırılmasından; hem Devlet ve mükellef
hem de işsiz kalma riski olan çalışanlar yararlanacak...
|
|
Çocuğunuzu
sigorta ettirdiniz mi
BUGÜNLERDE, en çok sorulan soru bu.
"Otomobilinizi, evinizi, işyerinizi veya yazlığınızı sigorta ettirdiniz
mi?" gibi sorulara alışkınız. Ancak "Çocuğunuzu sigorta ettirdiniz
mi?" sorusunu yeni duyuyoruz.
NİÇİN?
Komşular ya da işyerindeki arkadaşlar birbirine soruyorlar: "Çocuğunuzu sigorta ettirdiniz mi?"
Geçenlerde, Neriman Teyze'ye
de komşusu sormuş;
- Senin üniversitede okuyan torunu sigorta
ettirdiniz mi?
Neriman Teyze de ona sormuş;
- Durup dururken bu da nereden çıktı?
- Haberin yok mu Neriman Hanım, bugünlerde bir kanun çıkacak. O kanun çıkmadan
sigortalı olanlar, ileride yüzde 10 fazla emekli aylığı alacaklar. Çocukların
ve torunların geleceğini kurtarmak için son şans. Acele edin, kanun çıkarsa bu
şans kaybolur.
DOĞRU MU?
Neriman Teyze, akşam soluğu bizde aldı.
- Evladım, bir kanun çıkacakmış. Benim
torunları da ilgilendiriyormuş. Bugünlerde sigortalı olurlarsa, ileride yüzde
10 fazla emekli maaşı bağlanırmış. Nedir bu?
- Anlatayım, Neriman Teyze. Şu anda Meclis'te sosyal güvenlikle
ilgili bir yasa tasarısı görüşülüyor.
Bu tasarı kanunlaştığında, emekli aylığı bağlama oranı, her yıl için yüzde 2'ye
düşecek. Yasa çıkmadan önce, sigortalı olarak bir işte çalışan işçilere, ilk 10
yılda her yıl için yüzde 3 oranında, emekli aylığı hesaplanacak. Böyle olunca, yasa çıkmadan sigortalı olarak işe başlayanlara yüzde
10 fazla emekli aylığı bağlanacak.
YAŞ VE GÜN AVANTAJI
Neriman Teyze dikkatle dinledikten sonra sordu;
- Tamam evladım anladım. Torunum bugünlerde
sigortalı olursa, ileride emekli olduğunda yüzde 10 fazla emekli aylığı
bağlanacak. Peki... Başka avantaj da var mı?
- Bir de emeklilik yaşı yönünden avantajı var. Şu andaki yasaya
göre, kadınlar 58, erkekler 60 yaşında emekli olabiliyor. Yeni yasa ile, kadın
ve erkek sigortalıda emekli olma yaşı 65'e yükseltiliyor.
Yeni yasadan önce, sigortalı olan kız
çocukları 65 yerine 58 yaşında emekli olacağından, "7 yıl avantaj" sağlayacaklar. Erkekler ise 65 yerine 60 yaşında emekli
olacağından, "5 yıl avantaj"
sağlayacaklar.
Bir avantaj da "prim ödeme gün
sayısı" yönünden. Yeni yasadan önce sigortalı olanlar 7.000
gün, yeni yasa çıktığında ise 7.200 gün prim ödeyenler emekli olabilecek.
KÜÇÜK ÇOCUKLAR
NE OLACAK?
Neriman Teyze, anlattıklarımı dinledikten sonra;
- Peki... Benim 10 yaşındaki diğer torunum ne
olacak?
diye sordu.
- Neriman Teyze, normal koşullar altında 15 yaşından küçük çocukların
çalıştırılması yasak (İş Kanunu Md. 71). Olsa olsa, istisnai bazı işlerde
örneğin; reklam filmlerinde, dizilerde ya da diğer filmlerde oynayabilir, çocuk
kıyafetleri ile ilgili defilelerde, sirklerde (örneğin ip cambazı) ve benzeri
yerlerde çalışabilir. Bu arada, ilk öğrenimini bitirmiş olan ve 14 yaşını
doldurmuş çocukların "hafif
işlerde" çalıştırılması mümkün. Bununla ilgili yönetmeliğe
göre; 14 yaşını dolduran çocuklar gazete ve dergi dağıtım işinde, çiçek toplama
işinde, fırın, pastane ve içkisiz lokantada komi olarak çalışabilirler. 15-18
yaş arasındaki çocuklar da büro işleri, çay işletmesi gibi hafif işlerde
çalıştırılabilirler.
Bunun dışında, örneğin bir inşaat firmasında
ya da fabrikada çalışamaz. Burs alıyorsa, sorun yaşayabilir. O
nedenle, sigortadan avantaj sağlayacağız diye kendinize ciddi bir sorun yaratmayın.
Neriman Teyze;
- Anladım evladım. Ağzına sağlık. Bunları
yazarsan bilmeyenler de öğrenir dedikten sonra, "bana müsaade" diyerek gitti.
|
|