ALPARSLAN TÜRKEŞ

25 views
Skip to first unread message

oguzhan sarioglu

unread,
Jul 27, 2006, 3:22:56 AM7/27/06
to grup1, grup2, grup3, grup4, grup7, grup8, grup9, grup10, grup11, grup12, grup13, grup14, grup15, grup16, grup5, grup6
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ ve MİLLİYETÇİ HAREKET
 

 Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey, tarihte örneklerine pek sık rastlanmayan müstesna şahsiyetlerden biridir. "karizmatik lider", "bilge lider", "tarihî şahsiyet" gibi sıfatlar, muhterem liderimizi anlatmakta kullanılan başlıca sıfatlar olarak Türk milleti tarafından benimsenmiş ve kabul görmüştür. Tarihî geleneğimiz açısından onu en iyi anlatan, tanımlayan sıfat ise "Başbuğ" olmuştur. Türkeş Bey, Türk dünyasının başbuğu unvanını, sahip olduğu meziyetler ve yerine getirdiği hizmetler açısından bakıldığında en çok hak eden tarihî bir şahsiyettir. Bu değerlendirmeyi er ya da geç dost-düşman herkes yapmıştır.

 
 
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN HAYATI, SİYASETE GİRİŞİ, DIŞ POLİTİKA GÖRÜŞLERİ, MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞI VE VEFAATİ İLE İLGİLİ ÖĞRENMEK İSTEDİKLERİNİZ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAMANIZ YETERLİDİR.
 
Ne Mutlu Türk'üm Diyene
 

SERHAT ALEMDAR

unread,
Jul 27, 2006, 12:04:37 PM7/27/06
to turk...@googlegroups.com

slm gardaşım ben yozgatlıyım yozgatta her tarla ve her 1000 metrede 1
ülkücü bayragı var gençlik gözünü açtı ve çok hızlı gidiliyor ocaklar
çoğaldı millet bilincine vardı neyin ne olduğunu biliyor artık emin olalımki
ve hiç şüphe etmeyelimki biz doğru yoldayız gardaşlarım kanımız çokkkkkkkk
hızlı akıyor önümüze geçemezler artık emin olun bu bi şaka değil

_________________________________________________________________
Real-time chat with your friends - Free download - MSN Messenger
http://messenger.msn.com/?mkt=tr

alpagut beğ

unread,
Jul 28, 2006, 3:27:22 AM7/28/06
to turk...@googlegroups.com

ükücü bayrağı? uyan artık Türk gençliği! Türk-kürt kardeştir bunu bozan kalleştir gibi söylemlere ve ırkımızdan başkasına ihtiyacımız yok. mhp içindeki gençler uyanınız artık sabahtır.

www.turkcu.org

www.ilteris.org




http://img72.imageshack.us/img72/7315/cinmallarinabaykot7xe.gif
 
 
http://www.dilimdilim.com/destekle/destek_468x60_1.jpg
 
 Kimlik Resmi  Kimlik Resmi   Kimlik Resmi
 
 
                

From: "SERHAT ALEMDAR" <serha...@hotmail.com>
Reply-To: turk...@googlegroups.com
To: turk...@googlegroups.com
Subject: ***TÜRK GÜCÜ*** ben serhat
Date: Thu, 27 Jul 2006 18:04:37 +0200

SERHAT ALEMDAR

unread,
Jul 28, 2006, 4:39:40 AM7/28/06
to turk...@googlegroups.com
uyanıyor bu gençlik inşallah

alpagut beğ

unread,
Jul 28, 2006, 4:51:28 AM7/28/06
to turk...@googlegroups.com

www.turkcu.org

www.ilteris.org

www.elbirligidernegi.org

 

 

3 MAYIS 2044



Tarih: 3 Mayıs 2044.

Yer: Üç yanı denizlerle çevrili bir kara parçası.

Kişiler: Ömrünün kışını yaşayan emekli bir üniversite hocası. Ergenlik çağını henüz geride bırakmış bir talebe.

Bu, birbirinden farklı kuşakların ve düzenlerin kişileri birbirlerini tanımakta ve zaman zaman sohbet etmektedirler. Gene bu sohbetlerden birinde, konu derinleşir ve ilgi çekici bir hal alır. Hep birlikte izleyelim...

Öğrenci: Hi teacher, how are you today?

Hoca: Yavrum, dünyanın mevcut düzeninin getirdiği zorunluluğa rağmen bu dili henüz tam olarak öğrenemedim, insan bu yaştan sonra biraz zor öğreniyor. Anlayamadım ne demiştin?

Öğrenci: He Hoce, çave başe? Kurmanji zoni?

Hoca: Ah evladım, bana ne desen haklısın maalesef bu muhteşem dili de henüz öğrenebilmiş değilim, etrafımda herkes bu dili konuşuyor, bu yüzden kulaktan dolma bazı duyumlarla idare ediyorum,ama tam olarak öğrenemedim. Hani eskiden konuşulan bir dil varmış, istersen onu konuşalım.. Kimse duymaz umarım!

Öğrenci: Hocam sizde amma geri kafalısınız ya! İnsanlık aleminin ortak dili olan İngilizceyi bilmemeniz bir yana, bu ülkenin asli unsuru olan asil Kürt milletinin bu topraklara kazandırdıkları sayısız kültürlerden biri olan Kürtçe’yi bilmemenize şaşırdım doğrusu.. Sahi kuzum, siz uzayda mı yaşıyorsunuz?

Hoca: Hiç sorma, bu yüzden hayatta birçok zorluklarla karşılaşıyorum, geçen belediyeye bir işim düştü, memurlar beni anlamadı ve Kürtçeden başka dil konuşana hizmet vermeyeceklerini söylediler. Bir yandan da esnaf olsun, sokağımızın gençleri olsun bu dili konuşmayana kin ve nefretle bakıyorlar. Birgün başıma iş açılacak...

Öğrenci: Barbar Türklerin bu ilkel dilini kullanmak insanlık onuru ile ters düşüyor ama ne yapalım, başka çaremiz yok. Bu arada umarım birileri bizi duymaz, başımıza iş alırız sonra...

Hoca: Alçak sesle konuşalım, istersen öğrenmek istediklerini sormaya başla.

Öğrenci: Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir soru var hocam. Siyasal ve tarihsel bazı araştırmalar yaparken uzun zamandır aklıma takılan bir soruya da cevap bulmayı düşündüm, biraz derinlere daldım ama, can you help me?

Hoca: Evladım, ben yaşayan bir tarih sayılırım, sayısız hükümetler, rejimler, fikirler ve kişiler gördüm. Sana yardımcı olacağıma inanıyorum.

Öğrenci: Hocam biraz tepeden inme olacak ama; Ben kimim? Neyim? Kimlerden gelmişim? Yaşam amacım, hedefim nedir? Bağlı olduğum veya olmam gereken değerler var mıdır? Ben bu topraklarda çeşitli ırkların bir katman oluşturarak meydana getirdiği melez bir oluşumun içinden bir kişi olduğumu sanıyordum, bildiğiniz gibi efendilerimiz Kürtler bizim burada yaşamamıza izin veriyorlar. Ama geçenlerde babaannem bizim aslen Türk diye bir soydan geldiğimizi söyledi ve hayli kafamı karıştırdı, biraz da üzüldüm tabi vahşi ve barbar bir soya mensup olduğumu öğrenince... Siz ne diyorsunuz?

Hoca: Aman evladım sen canına mı susadın? Böyle şeyler uluorta söylenir mi hiç? Gel bir kuytuya gidelim, sana herşeyi anlatacağım...

Bak yavrum, vakti ile buraları binlerce yıl önce vatanlaştıran senin atalarındı, yani bugün barbar diye bildiğimiz, vahşi ve işgalci diye bildiğimiz Türkler... Artık tarihin kara kaplı sayfalarında kalan ırkımız, ırkımız diyorum çünkü bende bir Türk’üm; bu vatanın gerçek sahibidir, vatanlaştıran, savunan asli unsurdur. Bugün Türkelleri'ndeki soydaşlarımız ile ismen bile benzerliğimiz kalmamıştır evet, ama onlarla aynı atalardan geliyoruz tarihimiz birdir.

Öğrenci: Hocam, bir dakika aklım çok karıştı. Siz neler söylüyorsunuz? Yani Türkler bu topraklara geldiklerinden beri üstün medeniyeti olan yerli halklara zulüm yapmadılar mı? En sonunda Kürt milleti akılcı politikaları ile bu güzelim toprakları onlardan kurtarmadı mı? Yani şu an burada yaşamamıza izin veriliyorsa bu Kürtlerin yüceliğinden kaynaklanmıyor mu?

Hoca: İstersen sana yakın tarihten başlayarak anlatayım? Sözümü kesmeden beni dinle...

1923’de bu topraklarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir Cumhuriyet kuruldu. Tarihi boyunca milli kimliğini muhafaza ettiği ve kanını kirletmediği sürece esaret altına alınamayan ve yok edilemeyen bu millet, Türk’leri parya durumuna düşüren Devşirme Osmanlı vezirleri, sadrazamları ve işbirlikçilerinden hesap sordu, onlara asli unsuruna ihanet eden devletlerin sonunun ne olduğunu gösterdiler. Ondan evveli; içerdeki düşmanlardan da hesap soruldu.. Bunlar Ermeniler, Rumlar ve bugün ülkeyi ele geçiren Kürtlerdi. Her zaman Türk ırkını arkadan vuran bu toplulukların suçları cezasız bırakılmamıştı. Zaten bir Türklük ateşi ile bu Cumhuriyet’de bu olayların ertesinde kuruldu. Başbuğ Atatürk’ün ortaya saldığı Türklük ateşi ile akıllara Türk’lükten başka birşey gelmesi olanaksızdı, bunu hayal bile etmeye kimsenin iz’anı yetmezdi. Öyle ki henüz Atatürk sağ iken, 1937’de Türkiye Devleti, hain Kürtleri bir kadın pilot ile cezalandırdı, başlarına bomba yağdırdı. Bu, dünyadaki sayılı kadın pilotlardan merhume Sabiha Gökçen idi. 1938’de Atatürk ölünce ortada belirsiz ve pis kokulu rüzgarlar esmeye başladı. Oy avcısı hükümetler, satılmış zihniyetler asli unsurlarına ihanet etmeye başladılar gene...

Öğrenci: Nasıl yani? Zaten Türk’ler başta değil mi? Yani hükümetler Türk değil mi? Açıklar mısınız?

Hoca: Kısmen! Şöyle ki: Atatürk’ün ölümünden sonra gelen İsmet Paşa, aşağılık kompleksli bir kürt idi. Kürtlüğünün verdiği kıskançlık ve eziklikle –ki Atatürk’ü kıskandığı daha sonra anlaşılmıştır- O'nun adını paralardan, pullardan kaldırdı, kendine “Milli Şef” adını verdi. Bir Kürt, Türk topraklarında kendine Milli Şef adı veriyordu... Bununla da yetinmedi ve ülkede Türklük adına ne varsa ortadan kaldırmaya uğraştı, Bozkurt heykellerini yıktırdı, üzeri Bozkurt resimli para ve pulları tedavülden kaldırdı, Başbuğ Atatürk'ün emriyle Milli Eğitim Bakanlığı'nın girişine astırılan Ergenekon'dan Çıkış tablosunu indirtti ve ortadan yok etti. Türkçülere tabutluklarda işkence yaptırarak zındanlara attı. O Türkçüler ki, bugün kalan bir avuç Türk onların ne kadar ileri görüşlü ve zeki olduklarını anlıyor, yaşı benim gibi kemale ermiş olanlar şu an kafalarını
taşlara vuruyor.

“Nihal Atsız” adını hiç duydun mu?...

Öğrenci: Hayır, kimdir o?

Hoca: Benim de sorduğum soruya bak, sen Türklüğünü unutmuşsun, O'nu nerden duyacaksın, hem şu an kanuna göre Nihal, Hüseyin, Atsız, Selim, Mustafa, Kemal, gibi isimleri ve barbarlık döneminden kalma dedikleri “Kürşad, Atilla, Cengiz”... gibi isimleri kullanmak yasak. Neyse devam edelim, Nihal Atsız Beğ, Türk ırkçılığının fikir babasıdır. Türkiye Türkleri arasında Türkçülük şuurunun yayılmasında en etkili isimdir. Yüksek karakterli bir Türkçüdür, O'nun hakkında Türk Irkı ne dese az kalır. O ve arkadaşları, bundan tam 100 sene önce işkenceler gördüler, tabutluklarda ağırlandılar ki bunları yaptıran Kürt İsmet idi. Sebebi de, vatandaşların arasına tefrika sokmak, kardeşimiz olan asil Kürtlere karşı düşmanca tavırlar takınmak... Oğluna yazdığı bir vasiyet yüzünden saldırılara uğramıştır ki,bugün o vasiyetin geçerliliği anlaşılmıştır,geç de olsa... Ama artık iş işten geçti! Askeri mahkeme bu sanıkları beraat ettirmiştir ama zulümler ve Türk’lüğe saldırılar devam etmektedir. Sana 1950’lerde olan bir hadiseyi anlatayım, ister misin?

Öğrenci: Elbette, can kulağı ile dinliyorum...

Hoca: 1950'lerde Kürtlerin nüfusu en fazla 2 milyondu ve bu yüzden de sesleri çıkmıyordu, tek yaptıkları İran ile işbirliği, ordumuzu fırsat buldukça arkadan vurmak ve keçi hırsızlığı yapmak idi. Zaten Atsız Beğ, onların 1800'lü yıllardan beri ne yaptıklarını 1967'deki makalelerinde söyleyecek ve nasıl önlemler alınması gerektiğini söyleyecekti. Tabii bunun bedelini ödeyerek...

Öğrenci: Neler yazmıştı anlatın lütfen?

Hoca: Bekle, sıra gelecek. Konumuza dönelim: 1950'lerde bu Kürtler, gene İran için casusluk yaptıkları, hırsızlık ve kaçakçılık yaptıkları bir sırada yakalanmışlar ve birbirlerini gammazlayıp ele vermişlerdi. Gerçek bir Türk askeri, Kurtuluş Savaşı kahramanı bir orgeneral olan Mustafa Muğlalı Paşa o sıralarda oradaki ordumuzun başında idi ve bu alçaklara gereken cezayı vermiş, hepsini köpeklerine, hayvanlarına varıncaya kadar gebertmişti. Ne var ki demin sözünü ettiğim oy avcısı ve Türklük aleyhtarı hükümetler bu işi çarptırdılar ve onu mahkemeye verdiler. Paşa savunmasını tek cümle ile özetledi: KÜRTLERE İLİŞKİN DAVRANIŞLARI NORMAL KURALLAR ALTINDA ÇÖZMEK OLANAKSIZDIR. Ne var ki mahkum edildi, idama mahkum oldu. Paşa bu acıya dayanamayıp kahrından öldü kısa sürede. Asli unsura ihanet denen bu alçaklık bir zafer daha kazanmıştı. Yıllar geçti, Kürtler çoğaldılar ve gemi azıya almaya başladılar. Öyle ki artık dergiler çıkarıyorlar, mecliste Kürtlüklerini savunabiliyorlardı. Bu tehlikenin farkına varan Nihal Atsız Beğ, 1967 yılında yayınladığı makalelerde, Kürtlerin adi eşkiyalar, katiller hırsızlar sürüsü olduğunu, Farslıların ilkel ve vahşi bir kolu olduğunu yani kesinlikle Türk olmadıklarını, onlar hakkında söylenen “Dünyanın bütün kabalıklarını topladılar, karıştırarak onlardan Kürt yaptılar” sözünün doğruluğunu işaret ediyordu. Dilleri gibi tiplerininde bozuk olduğunu, eğer mevcut nisbetteki akıllarını başlarına devşirmezlerse sonlarının Ermenilere ve Rumlara benzeyeceğini, Türk ırkının aşırı sabırlı olduğunu ama ayranı kabarınca Kağan Arslan gibi önünde durulamayacağını söylüyordu.

Bu sözleri yüzünden Atsız Beğ hakkında soruşturma açıldı, Kürt dernekleri, öğrenci birlikleri onu tehdit ettiler, protesto ettiler, mecliste kürt miletvekilleri kendisine ağır suçlamalarda bulundular.

Öğrenci: Tabi o da bunun üzerine yazdıklarından çark etti değil mi?

Hoca: Çark etmek! Bırak yazdıklarının arkasında durmamayı, eski yazılarından daha şiddetli yazılar yazıp, seminerler verdi. Yazdıklarının geçerli olduğunu, Kürtler için kaçınılmaz sonun köklerinin kazınmak olduğunu söylüyordu. Önceki yazısında öne sürdüğü teklifi kabul etmeyen Kürtlere artık bu hakkında çok görüyordu. Demişti ki: Afrikaya, Barzaniye gitsinler oralarda yurt istesinler. Birleşmiş milletlere başvurup oradan vatan istesinler, bizim başımızı belaya sokmasınlar... Tabii yeni soruşturmalar, yeni mahkemeler geldi bunun arkasından ve Atsız Beğ’i hapse attılar. Bunu yapanların Türk’lüklerinin bilincinde olan torunları, yıllar sonra dedelerine beddua edeceklerdi. Herşeye rağmen Atsız Beğ arkasında bir Türklük bilinci bırakmıştı, ama bunun meyvesini Türkçülükten uzaklaşanlar yiyecekti. Öyle ki, zamanında O'nun yanında yetişen Alparslan Türkeş, İslamiyet ve Kürtler hakkındaki yazılarından sonra onunla yollarını ayırdığını söyleyecekti yıllar sonra yazdığı hatıralarında...

Öğrenci: Yani hem onun yanında yetişiyor, hem de Kürtleri mi savunuyor? Bu nasıl oluyor?

Hoca: Oluyor işte... Oysa ki Kürtler, en tehlikeli iç düşmanlardı. Bir damadı Kürt, diğer damadı da ingiliz olan Türkeş, siyasi hırsı yüzünden hocası, ustası Atsız Beğ'e ihanet etmiş, hatta kendisiyle hiç ilgisi olmayan 3 Mayıs'ı da kendine mâl etmeye çalışmıştır. Türkeş'in belirttiği ve kafalara soktuğu “Türk-Kürt kardeştir, bunu bozan kalleştir” sloganı sentezci kesimin felsefesi haline geldi. Bu da tabii ki Kürtlerin işine yaradı. Kürtler bilinçlenirken, Türkler afyon yutmuş bağımlılara döndüler. Kürtler bu fırsatı çok iyi kullandı. Öyle ki, bir Türkçü çıkıp Kürtlere karşı insanları bilinçlendirmeye kalktığında en önce sentezcilerden tepki görüyordu.

Öğrenci: İnanması çok güç! Yani kardeş saydıkları yetmiyormuş gibi bir de onların avukatlığını mı yapıyorlardı.?

Hoca: Aynen öyle! Et-Tırnak, 1000 yıldır beraber yaşama, kardeşlik gibi kavramlar beyinleri iyi fethetmişti. Birçokları gerçekleri görmekten acizdiler. Türkçüler en çok bu afyonlanmış kesim tarafından saldırıya uğruyorlardı. İlginçtir ki Türkçüler suçlanırken, faşist, nazi, kafatasçı gibi sıfatlar yakıştırılıyordu onlara...

Öğrenci: Kürtler o dönemde tam güçlü olmadıklarından sessizdiler tabii, değil mi?

Hoca: Bak kavramaya başladın. Tam güçlenene kadar beklediler, ürediler, ürediler, ürediler... Pis kanlarını Türk kanına karıştırdılar. İnanmayacaksın kendisine ülkücüyüm deyip de, onların batıya göçüp Türklerle evlenmelerini ya da Güneydoğuya Türklerin yerleştirip onlarla karıştırılmasını savunanlar vardı. Onları asimile edip bağrımıza basalım diyorlardı. Bunun tersinin olacağını görmekten çok uzak kişilerdi bunlar... Geçen bunu savunan eski arkadaşlarımdan bir tanesini gördüm, mürekkep yalamış birisi... Eski yazılarını, yani Kürtleri savunan yazılarını saklamış ve bir Kürt kodamanına bunları gösterip, oğlu için iş istiyordu, oradan nefretle uzaklaştım, sonra ne oldu bilmiyorum?

Öğrenci: Kürtler şimdi olduğu gibi vahşi miydiler eskiden de? Yani suçların çoğunluğunu işleyip, huzursuzluk çıkaran onlar mıydı?

Hoca: Tam üzerine bastın! Bu sayede milleti sindirdiler zaten... Şu an ülkeye bir bak nüfusun yüzde 65’i Kürttür. Diğerleri de kanlarını karıştıran çeşitli ırkların bileşiminden meydana gelmiş bir suni cemaat. Birkaç milyon da Türk kaldı elbette, biz de bunlardan biriyiz. Ama sakın bunu uluorta her yerde söyleme, zaten bizi diri diri yakmak için fırsat kolluyorlar, Türk olduğumuzu öğrenirlerse bu bizim için iyi olmaz.

Öğrenci: Hocam eğer ben bir Türk isem, her ne kadar bunu yeni öğrenmiş olsam da burada Kürtlere kızamıyorum, onlar en nihayet tabiatın kanunlarını yerine getirip kendilerine yaşam alanı açmışlar. Burada lanetlenmesi gerekenler "Kürtleri eğitmeliyiz, kazanmalıyız, onlar bizim kardeşimiz" diyenler ve milleti afyonlayanlardır. Tanrı cezalarını versin...

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN!





http://img72.imageshack.us/img72/7315/cinmallarinabaykot7xe.gif
 
 
http://www.dilimdilim.com/destekle/destek_468x60_1.jpg
 
 Kimlik Resmi  Kimlik Resmi   Kimlik Resmi
 
 
                

From: "SERHAT ALEMDAR" <serha...@hotmail.com>
Reply-To: turk...@googlegroups.com
To: turk...@googlegroups.com
Subject: ***TÜRK GÜCÜ*** ben serhat
Date: Fri, 28 Jul 2006 10:39:40 +0200

turkgucu

unread,
Jul 28, 2006, 8:04:02 AM7/28/06
to turkgucu
Sevgili Arkadaslar;
Degerli katkilarinizdan ötürü çok tesekkür eder; içten ve
samimi duygilariniza katiliyorum.Ancak bu duygulari ifade ederken
bazi sembolik ifadeleri kullanirken dikkat etmek gerek.Sonuçta bu
ifadeler toplumun beyninde farkli düsünceler olusturabilir ve
yanlis yorumlara sebep olabilir.Örnegin 3 hilal, bozkurt, Türkiye
Cumhuriyeti Bayragi gibi semboller ve kavramlar bir siyasi idealin
sembolleri degildir.Bu semboller bir tarihin belgesi Bir
Türk'lügün ifadesidir.Bunun yani sira bu kavramlari ideal kabul
etmis siyasi gruplar Türklük degerine saygi gösterdikleri için
bu sembolleri kullanmaktadirlar.Ancak bilinmelidir ki bu semboller bu
siyasi gruplara degil siyasi gruplarin deger verdigi Türklügü
temsil eder ve yüceltir.Bu nedenle yukarida bahsttiginiz ve
sayisini çogaltabilecegimiz Türklük degerlerini tasiyan grup
veya olusumlar tasidigi yükün bilincinde olmalidir ve
kavramlari kullanirken siyasi gruplari tanimlamak,tarif etmek
yerine gerçek hedef olan Türklügü ve Türk Gücü'nü tarif
etmelidirler.

****Bunlara ragmen bu degerleri ifade eden bireyler oldugunuzdan
dolayi bir Türk olarak hepinize tesekkür ederim.Allah hiç bir
degerimizin isigini södürmesin.

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN.

Message has been deleted

bi...@turkpolitika.com

unread,
Aug 2, 2006, 4:11:21 AM8/2/06
to turk...@googlegroups.com

Serhat Bey,
Turk gencligi keske dediginiz gibi gozunu acsa. Ama o ocaklar maalesef
Amerikanin emrindeki Bahcelinin kontrolunde. Nasil genclik gozunu acmis
oluyor bu durumda?
Nacizane tavsiyem herhangi bir politik gorusu takip etmeden once bu
gorusun Amerika-Israil ve AB ile ulkemizin cikarlarina ters bir isbirligi
halinde olup olmadigina dikkat etmenizdir.
Ahmet Kutlu.
www.TurkPolitika.com

>
> gerdaş benne ülkücü nede bölücü ikisinide tanımam ben türküm türk
> dogdum türk olarak ilmeyi helal bilirim ocaklar değin kullanır
> insanı bayragımız tektir o da şanlı türk
> bayragıdır ülkücü felan dinleme sen türksün ülkücülükte bir
> bakıma bölücülüktür anladınmı kardeş ben çok koştum
> anladımki onlar vatanın değil kendi
> çıkarlarının peşinde allaha emanet ol gardaş


>
>
>
>>From: "SERHAT ALEMDAR" <serha...@hotmail.com>
>>Reply-To: turk...@googlegroups.com
>>To: turk...@googlegroups.com
>>Subject: ***TÜRK GÜCÜ*** ben serhat

>>Date: Thu, 27 Jul 2006 18:04:37 +0200
>>
>>
>>

> _________________________________________________________________
> Ihr Blog. Ihre Fotos. Ihre Erlebnisse. Jetzt auf MSN Spaces.
> http://spaces.msn.com/SignUp.aspx Jetzt anmelden!
>
>
> >
>

SERHAT ALEMDAR

unread,
Aug 2, 2006, 5:23:34 AM8/2/06
to turk...@googlegroups.com
ENGİN KARDEŞ SEN HAKLISIN SAĞCISI SOLCUSU HEP BİRDE ANLAMAK LAZIM KİM DOST
KİM DÜŞMAN ELBETTE TÜRKÜZ VE TÜRK OLARAK ÖLÜRÜZ SANA HAK VERİYORUM VE AYNI
DÜŞÜNCE İÇERİSİNDE OLDUĞUMUZDAN ŞÜPEN OLMASIN

SERHAT ALEMDAR

unread,
Aug 2, 2006, 5:24:45 AM8/2/06
to turk...@googlegroups.com
ZAMAN GELDİĞİNDE HERKES NE YAPACAĞINI BİLİYOR KARDEŞ SIKMAYIN CANINIZI

engin karaman

unread,
Aug 2, 2006, 12:02:33 PM8/2/06
to turk...@googlegroups.com
o zaman eyvallah kardeşimsin

_________________________________________________________________

onur sazci

unread,
Aug 2, 2006, 2:56:35 PM8/2/06
to turk...@googlegroups.com
ülkücülük bir bölücülük değildir.Türk lerin toplu olduğu kuruluştur.Kahvede
gezen,maçlarda gezen gençlik yerine ocağa giden Türk ve İslam tarihi okuyan
öğrenin Türk örf adetlerini ve geleneklerini öğrenen gençlik birbimidir????
Aydınlık dergisinde çıktık diye koymuşunuz.O dergide yer almak utanç
vericidir.
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltisin

>Subject: ***TÜRK GÜCÜ*** Re: ben serhat

_________________________________________________________________
Sevdiklerinizle Messenger'da görüsün ve sesli sohbet edin!
http://messenger.live.com

Ülkü Ocakları Genel Merkezi

unread,
Aug 6, 2006, 12:11:14 PM8/6/06
to turk...@googlegroups.com

Sağ olun..
Allah razı olsun...
Allah'a emanet olun...

Oktay YILDIRIM

unread,
Aug 7, 2006, 4:24:15 PM8/7/06
to turk...@googlegroups.com
Bu teşekkür ne içindi anlayamadım. Özür dilerim. Oktay
Yıldırım

On Sun, 6 Aug 2006 19:11:14 +0300 (EEST)
Ülkü Ocakları Genel Merkezi <oc...@ulkuocaklari.org.tr>
wrote:


>
> Sağ olun..
> Allah razı olsun...
> Allah'a emanet olun...
>
>
> >

VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages