CÜMLE BİLGİSİ.1

220 views
Skip to first unread message

aysup...@hotmail.com

unread,
Apr 15, 2006, 2:17:19 PM4/15/06
to turkdilikonuları
CÜMLE BİLGİSİ




Cümle bilgisi (söz dizimi, sentaks): Cümleyi oluşturan kelime veya
kelime gruplarının yapısını, bunların cümlede
sıralanışlarını, görevlerini ve cümlenin yapısını inceleyen
dil bilgisi dalıdır.
Anlatılmak istenen duygu, düşünce veya olayın sözlü ya da
yazılı olarak dilin kurallarına uygun biçimde ifadesi kolay
değildir. Sağlam cümle kurma yeteneğinin kazanılması, dili
kullanma alışkanlığının geliştirilmesine, bilgi birikimine, çok

okumaya ve plânlı bir eğitime bağlıdır.
Cümleyi bir gerdanlığa benzetirsek, cümledeki kelime ve kelime
grupları da bu gerdanlığı oluşturan parçalar gibidir. Bir kuyumcu

bu gerdanlığı meydana getiren parçaların her birini nasıl özenle

seçip bunları belli bir ölçü ve düzen içerisinde, kendisinden de

bir şeyler katarak birleştirip bir bütün oluşturuyorsa eğitim
almış kişiler de sağlam ve düzgün cümleler kurabilmelidir.
Kelimelerin sözlük anlamlarını bilmek ve eklerin işlevlerini
kavra-mak, düşüncelerin sağlam cümleler biçiminde ifadesi için
yeterli değil-dir. Cümleyi oluşturan kelime gruplarını bilmeden,
kelimenin söz içinde kazandığı anlamı kavramadan, asıl ve
yardımcı ögeler arasındaki ilginin nasıl kurulduğunu öğrenmeden

sağlam cümleler kurmak zordur.
Bu bölümde, cümle kuruluşunda yer alan kelime gruplarından
bahsedildikten sonra cümlenin ögeleri ve cümle çeşitleri üzerinde

duru-lacaktır.


KELİME GRUPLARI
Kelime grubu, birden fazla kelimeden oluştuğu hâlde cümledeki
görevi bakımından bir kelimeden farksız olarak yerine göre bir
kelime gibi çekim eki alabilen, yapı ve anlam bakımından
bütünlük taşıyan dil birliğidir: bir içim su, kitap mitap, Kel
Ali, pahalı elbise, sen ve ben, sizin için, sora sora, yükte hafif,
Türkçe defteri, yün kazak vb.
Kelime grubuna belirtme grubu da denir. Kelime gruplarında genellikle
yardımcı öge ve asıl öge (belirten – belirtilen, tamlayan –
tamlanan) olmak üzere iki unsur bulunur. Yan yana gelen kelimeler
birbirlerini tamamlayarak grubu oluşturur. Birleşik fiiller ve edat
grupları dışında yardımcı unsurlar önce; asıl unsurlar sonra
gelir. Konuşma dilinde ve şiirde bu sıra değişebilir. Türkçede
yardımcı unsur-lar asıl unsurlardan önce geldiği için kelime
gruplarının diğer kelimeler-le ilgisini kuran çekim eki, sondaki
asıl unsurda bulunur.
İkiden fazla kelimeli kelime gruplarında iç içe geçmiş, birbirini

tamamlayan başka kelime grupları bulunabilir: camlı köşkün
süslü kapısı isim tamlamasında hem tamlayan hem de tamlanan unsur
sıfat tamla-masından oluşmuştur: camlı köşk, süslü kapı.
Kelime grubunun vurgusu, grubun yapısına ve anlamına göre
değişir.
Kelime gruplarının başlıcaları şunlardır:


1. İsim tamlaması
Birden fazla ismin iyelik, tür, nitelik vb. ilgilerle oluşturduğu
kelime grubudur: Akdeniz akşamları, benim ödevim, defne yaprağı,
gül kokusu, hesap makinesi, insanlık hâli, masa örtüsü,
öğrencilerin sınavı, öğretmenin kalemi vb. Grubu oluşturan
kelimelerden birincisi tamlayan (belirten), ikincisi tamlanan
(belirtilen)dır. Bu kelime grubunda, tamlayan ilgi hâli ekini (-ºn,
-nºn); tamlanan ise iyelik ekini (-ı, -i, -u, -u; -sı, -si, -su,
sü) alır. Bu durumda tamlama, belirtili isim tamlaması olur: adamın

iyisi, dayımın oğlu, Konya’nın havası, köyün yolu,
öğrencinin sırası vb.
Belirtili isim tamlamalarında sıfat, tamlayan veya tamlanandan önce
getirilebilir. Anlam sıfatın yerine göre değişir: eski masanın
örtüsü (eski olan, masadır), masanın eski örtüsü (eski olan,
örtüdür.)
İlgi eki söylenmezse (veya yazılmazsa) belirtisiz isim tamlaması
olur: Amasya elması, Ankara yolu, ateş parçası, belediye başkanı,

Erciyes dağı, gül kurusu, Marmara denizi, Selçuk Üniversitesi,
söz varlığı, su testisi gibi.
Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan isim genel ve belirsiz olmasına

rağmen tamlanana bağlılık daha kuvvetlidir. Bu bakımdan sanki iki
isim bir nesnenin adı olmak için birleşik isim oluşturmuşlardır:
çalışma masası, bulaşık makinesi, çay bardağı, dana eti, duvar

saati, hesap makinesi, İngiliz anahtarı, pencere bandı, yatak
örtüsü gibi.
Belirtisiz isim tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına başka
kelimeler girmez: bahar tazeliği, çilek reçeli gibi. Bu sebeple
millî eğitim eski müdürü, Malatya eski valisi, devlet eski
bakanı, makine yüksek mühendisi gibi tamlamalar yanlıştır.
Sıfat, tamlamanın başında yer almalıdır: eski millî eğitim
müdürü, eski Malatya valisi, eski devlet bakanı, yüksek makine
mühendisi gibi. Bugün her iki şekil de kullanılmaktadır. Yanlış
kullanımda vurguya dikkat edilmelidir. Tamlama belirtili olursa araya
başka kelimeler girebilir: motorların saatlerdir süren sinir bozucu
gürültüsü gibi.
Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Kadıköy, Topkapı gibi
örneklerde (galatı-meşhur olarak) tamlanan eki atılarak dil
yanlışı yapılmıştır. Son zamanlarda bu yanlışlığın
çeşitli sebeplerle gittikçe yaygınlaştığı görülmektedir:
bayan giyim, çocuk ayakkabı, kemer patlıcan, yaprak sarma, ciğer
tava, tavuk döner, şiş kebap, Kumru Sokak, Lise durak, gül bahçe,
Zafer çarşı gibi örnekler Türkçenin yapısına uymaz. Bu konuya
aydın insanların özen göstermesi gerekir.
İkiden fazla isimle kurulan tamlamalara zincirleme isim tamlaması
denir: çocuk kitapları sergisi, insanların dürüstlüğünün
göstergesi, okulun giriş kapısı, tavşanın suyunun suyu vb. Bu
tipteki tamlamalarda ilgi ekinin ikiden fazla kullanılması anlatım
bozukluğuna yol açar: okulun bahçesinin kapısının rengi vb.
İsim tamlaması, esasen her iki ögesi isim olan iyelik grubunun
üçüncü kişisinden başka bir şey değildir: benim arabam, senin
araban, onun arabası, bizim arabamız, sizin arabanız, onların
arabası biçiminde kişilere göre yapılan iyelik çekiminde birinci
ve ikinci kişilerde tamlayan yerine sadece kişi zamiri (ben, sen;
biz, siz) kullanılırken üçüncü kişilerdeki o zamiri yerine
sınırsız isim kullanılabilir. Bu durumda iyelik gruplarına isim
tamlaması denebileceği gibi isim tamlamalarına da iyelik grubu demek

mümkündür.
İyelik grubunu (isim tamlamasını) oluşturan unsurlardan her biri
tek kelime olabileceği gibi (benim öğrencim, sözün özü) isim
görevinde kelime grubu da olabilir. Tamlayan veya tamlananın birden
fazla olması da mümkündür: dostluğun, arkadaşlığın
güzelliği; okulun lâboratuvarları, sınıfları, kantini gibi.


2. Sıfat tamlaması
Bir ismin kendisini niteleyen veya belirten bir sıfat unsuruyla
oluşturduğu kelime grubuna sıfat tamlaması denir. Bu grupta sıfat,

tamlayan; isim ise tamlanan durumundadır. Sıfat olarak kullanılan
keli-me çekim eki almaz: büyük şehir, eski konak, inatçı keçi,
karlı dağlar, sıcak çorba, soğuk su, temiz toplum, üç arkadaş
gibi.
Bir isme birden fazla sıfat bağlanabilir: akıllı uslu, terbiyeli,
iri yapılı, çalışkan bir genç gibi.
Sıfat ve zarfların anlamlarını derece, ölçü bakımından
belirten zarfların oluşturduğu kelime grupları da sıfat tamlaması

olur: en güzel (yazı), daha kullanışlı (makine), çok hızlı
(konuşuyor) gibi.
Altın saat, demir kapı, gümüş yüzük, plâstik kova, yün çorap
gibi örneklerin takısız isim tamlaması değil, sıfat tamlaması
olduğu unutulmamalıdır. Kırmızı kalem, kalın kumaş, ince
çizgi, dürüst insan gibi sıfat tamlamalarında kırmızı, kalın,
ince, dürüst kelimeleri nasıl kendile-rinden sonra gelen isimlere
ait bir özellik, nitelik bildiriyorlarsa yukarı-daki örneklerin de
bunlardan farkı yoktur. Altın saat tamlamasını altın-dan
yapılmış saat şeklinde açabiliriz. Buradaki -mış ekinin
sıfat-fiil eki olması dolayısıyla altın saat kelime grubu bir
sıfat tamlamasıdır. Benzer şekilde taş yürek tamlamasını da
taş gibi olan yürek, taşa benzer yürek şeklinde açabiliriz. Bu
örneğimizdeki –an ve –r ekleri de sıfat-fiil ekleri olduğu
için bu kelime grubu da açık bir şekilde sıfat tamlamasıdır.
Geniş bahçe, okumuş adam, yakacak odun, yollanacak para gibi sıfat
tamlamalarında kelimelerin yeri değiştirilirse sıfatlar, yüklem
yerine geçer ve böylece bir cümle ortaya çıkar: bahçe geniş
(tir), adam okumuş, odun yakacak, para yollanacak.


3. Aitlik grubu
-ki aitlik ekiyle yapılan bu grup, cümlede zamir veya sıfat
göre-vinde bulunur: çalışkan öğrencininki, sizinki, tarihten
önceki, üniversite ile çarşı arasında gidip gelen dolmuşlardaki
vb.


4. Tekrar grubu (İkilemeler)
Kuvvetlendirme, çokluk ve devamlılık işlevlerinden birini yerine
getirmek üzere aynı türden iki kelimenin eksiz olarak arka arkaya
getirilmesiyle yapılan kelime grubudur: bir bir (anlattı), çoluk
çocuk, deli dolu, gide gide (bir söğüde dayandım), sora sora
(Bağdat bulunur), yumuk yumuk (eller) vb.


Tekrar grupları yapılışlarına göre aynen tekrarlar, eş anlamlı
tekrarlar, zıt anlamlı tekrarlar ve ilâveli tekrarlar olmak üzere
dörde ayrılır:
Aynen tekrarlar, aynı kelimenin arka arkaya iki kez söylenmesiyle
yapılır: adım adım, azar azar, dura dura, derin derin, güle güle,

göz göz, gürül gürül, hızlı hızlı, ikişer ikişer, tatlı
tatlı, tıkır tıkır, yavaş yavaş vb.
Eş anlamlı tekrarlar, eş anlamlı veya yakın anlamlı kelimelerin
tekrarlanmasıyla yapılır: açık saçık, eğri büğrü, falan
filan, ipsiz sapsız, saç sakal, saçma sapan, toz toprak, yana
yakıla vb.
Zıt anlamlı tekrarlar, birbirinin zıddı iki kelimenin arka arkaya
getirilmesiyle yapılır: acı tatlı, alt üst, aşağı yukarı, bata

çıka, büyük küçük, canlı cansız, düşe kalka, içli dışlı,

irili ufaklı, iyi kötü vb.
İlâveli tekrarlar, bir kelimenin başına ilâve ses veya bir hece
getirilerek yapılır: adam madam, ev mev; apaçık, büsbütün,
dümdüz, kapkara, mosmor, yemyeşil vb.
İlâveli tekrarlarda m, p, r, s seslerinden yararlanılır: bembeyaz,
kıpkırmızı, tertemiz, koskoca vb.
Tekrar gruplarının arasına herhangi bir noktalama işareti
konmayacağı unutulmamalıdır.


5. Birleşik isim
Bazı yer adları ve ikili üçlü bütün kişi adları birleşik isim

grubunu oluşturur: Çanakkale, Sarıyer, Şereflikoçhisar,
Yenişehir; Ahmet Caferoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Faruk Nafiz
Çamlıbel, Faruk Kadri Timurtaş, Necmettin Hacıeminoğlu, Reşat
Nuri Güntekin gibi.


6. Birleşik fiil
Bir eylemi karşılamak üzere isim veya fiile bir yardımcı fiilin
getiril-mesiyle yapılan kelime grubudur. Bunlar yapılışlarına
göre üçe ayrılır:
a) İsme yardımcı fiil getirilerek yapılan birleşik fiiller:
bulun-, et-, eyle-, kıl-, ol-, yap- yardımcı fiilleri isimle
birleşerek birleşik fiil yaparlar. Bunlardan et-, eyle-, yap-
geçişli (nesne alan) birleşik fiiller yapar: affet-, alay et-, alt
et-, göz et-, hisset-, kabul et-, naklet-, reddet-, oyun et-, sabret-,

şikâyet et-, şükret-, telefon et-, terk et-, zannet-, yok et-;
hasta eyle-, sabreyle-, kul eyle-; namaz kıl-; gürültü yap-, spor
yap-, program yap-; adam ol-, dost ol-, kör ol-, memnun ol-, pişman
ol-, sağ ol-; yapmış bulun-, gelmiş bulun-, vb.
b) Fiile yardımcı fiil getirilerek yapılan birleşik fiiller: Fiile,

(kurallı) birleşik fiil yapan bil-, dur-, gel-, gör-, kal-, koy-,
yaz- fiillerinin getirilmesiyle yapılır. Bu grupta yardımcı
fiiller, kendi anlamlarıyla değil, sadece yardımcı fiil işleviyle
çekim unsuru olarak görev üstlenirler. bil- yeterlik; ver- tezlik;
dur-, gel-, gör-, kal-, koy- sürerlik; yaz- yaklaşma ifade eder. Bu
fiiller, asıl fiillere zarf-fiil eki getirilerek birleştirilirler:
durabil-, gelebil-, gülebil-, satabil-, yazabil- (yeterlik); alıver-,

çekiver-, soruver-, takıver- (tezlik); bakıp dur-, gidedur-,
süregel-, isteyigör-, bakakal-, oturakoy- (sürerlik); düşeyaz-,
öleyaz- (yaklaşma). Bunlardan -ıp, -ip, -up, -üp’lü zarf-fiil
eki sadece dur- fiiliyle birleşik fiil yapmaktadır.
c) Anlamca kaynaşmış, deyimleşmiş birleşik fiiller: Eksiz veya
çekim eki almış bir isimden sonra yardımcı fiil getirilerek
yapılan birle-şik fiillerdir. Bunlar anlam bakımından Türkçedeki
deyimlerin bir kısmı-nı meydana getirir: baş kaldır-, el aç-,
çile çek-, diş bile-, göz ko-, gönül ver-, kol gez-, nazar değ-;

başa gel-, baştan çıkar-, canını al-, deliye dön-, elden ayaktan

düş-, elini eteğini çek-, kolunu kanadını kır-, yoldan çık-
gibi.


7. Unvan grubu
Kişi adıyla bir unvan veya akrabalık isminin ek almadan
oluşturdu-ğu gruptur. Unvan veya akrabalık adı kişi adından sonra

gelir: Hüseyin Çavuş, Mehmet Efendi, Oğuz Kağan, Muharrem Bey,
Sevim Hanım; Ayşe nine, Fahriye abla, Kenan amca, Meral teyze, Zeki
dede gibi.
Unvan veya akrabalık ismi başa getirilirse birleşik isim olur: Dede
Korkut, Genç Osman, Albay Yetkin, Molla Kasım gibi.


8. Edat grubu
Bir ismin, kendisinden sonra gelen çekim edatıyla oluşturduğu
kelime grubudur. İsim unsuru tek kelime olabileceği gibi isim
görevinde bir kelime grubu da olabilir: bana göre, bir hafta kalmak
üzere, bizim için, çalıp oynamaktan başka, dönemin sonuna doğru,

rektörlükten bildirildiğine göre, saman altından su yürüten biri

gibi, senin güzel hatırın için, testereyle gibi.


9. Ünlem grubu
Bir seslenme edatıyla ismin ek almadan oluşturduğu kelime grubu-dur:

ay oğul, be kardeşim, ey Türk gençliği, ey bu topraklar için
toprağa düşmüş asker, ey millet, ey yiğit, yâ Ali vb.
Örneklerde görüldüğü gibi edat önce, isim veya isim görevindeki

kelime grubu sonra gelir.


10. Bağlama grubu
Sıralama işlevindeki ve, ile, ilâ (-den ......-e kadar) edatlarıyla

kurulan kelime grubudur: güzel ve çirkin, Mai ve Siyah, sen ve ben;
doğruyla yanlış, Tahir ile Zühre, teyzesinin kızıyla yeğeni,
yerle gök, seksen ilâ doksan vb.
Birliği ve yapısı en zayıf olan kelime grubu, bağlama grubudur.


11. Sayı grubu
Türkçede sayılar üç, beş, elli, yüz, bin, milyon, milyar
örneklerindeki gibi tek kelimeyle; beş yüz, yetmiş bin, on milyar
örneklerindeki gibi sıfat tamlamasıyla ve on sekiz, yirmi dört,
sekiz yüz on dokuz, on beş milyar dört yüz elli iki milyon yedi
yüz otuz iki örneklerindeki gibi sayı grubuyla karşılanırlar.
Demek ki sayı grubu, tek kelimelik sayıların 10’dan
sonra-kilerinin ve sıfat tamlaması biçimindeki sayıların ara
yerlerindeki sayılardır. Grubu oluşturan sayılar eksiz olarak arka
arkaya sıralanırken büyük sayı önce, küçük sayı sonra gelir.


12. Fiil grupları
Fiilden türetilen fakat çekime girmeyerek sadece olumsuzu
yapılabilen fiil ismi, sıfat-fiil ve zarf-fiillerle kurulan kelime
gruplarıdır:
a) Fiil ismi grubu: Fiillerden, mastar eki de denen -ºş; -ma, -me;
-mak, -mek ekleriyle türetilen isimlerin kendilerinden önce
gelen unsurlarla birlikte oluşturdukları kelime grubudur. Mastar
ekleri, fiillerin isimlerini yaparlar. -mak, -mek’li fiil isimleri
hareket isimleri yaptığı için kullanıma daha elverişlidir: alış

veriş yapmak, pazara gitmek, resim yapmak, yemek yemek, canı
istememek, toplantıya katılmak, sinirlerini bozmak, gece gündüz
çalışmak, kolu kırılmak, öğrencileri evlerinden okula
götürmek; Ankara’ya yürüyüş, sıkışık trafikte köprüden
geçiş, on beş yıl görev yaptığı okulundan ayrılış; ileri
görüşlü olma, etkili ve güzel konuşma, günde sekiz saat
çalışma gibi.
b) Sıfat-fiil grubu: Sıfat-fiilin, kendisine bağlı unsurlarla
oluşturduğu kelime grubudur. Bu grupta da sıfat-fiil sonda bulunur.
Bu grup genellikle sıfat görevindedir: annesine hiç çekmeyen
(kız), havadan gelen (para), temiz havada yürüyüş yapan (adam),
günlerdir uğraşarak yazdığım (makale), yıkandıktan sonra
ütülenecek (çamaşırlar), modası geçmiş (lâflar), kör olası
(hayvan) gibi.
c) Zarf-fiil grubu: Fiillerden zarf-fiil ekleriyle türetilen
kelimelerin kendilerinden önceki unsurlarla bir araya gelerek
oluşturduğu ve her zaman zarf olarak kullanılan kelime grubudur:
sabahtan akşama kadar sağda solda konuşup, kaldığını sandığı
dersten geçtiğini öğrenince, sınıfın ortasında birden ağlamaya

başlayınca, bugüne kadar kimseye eyvallah etmeden, bütün
günahları için tövbe ederek, söylene söylene gibi.


13. Kısaltma grupları
Kelime gruplarıyla cümlelerin kısalıp yıpranması ve kalıplaşma
ile ortaya çıkan gruplardır: baş başa, baş üstüne, eller
yukarı (kalksın), günaydın (olsun), güle güle (gidiniz), o gün
bugün, omuz omuza, yan yana, yüz yüze gibi. Bu grupların herhangi
bir kuralı olmamakla birlikte genellikle iki isim unsurundan oluşur:
a) İsnat grubu: Biri diğerine isnat edilen iki isim unsuru isnat

grubunu meydana getirir: alnı açık, ayak yalın, baş açık,
bağrı yanık, başı boş, canı tez, eli eçık, gözü açık,
karnı tok, sırtı pek, saçı uzun gibi.
b) Belirtme grubu: Belirtme hâli ekini alan bir isim unsurunun
kendisinden sonra gelen bir başka isim unsuruyla oluşturduğu kelime
grubudur: iyiliği takdir, kitabı ithaf, memuru teftiş gibi.
c) Yaklaşma grubu: Yaklaşma hâli ekini alan bir isim unsurunun
kendisinden sonra gelen yalın bir isim unsuruyla oluşturduğu kelime
grubudur: ana babasına düşkün, ayağına çabuk, başa belâ,
başına buyruk, cana yakın, dile kolay, sözüne sadık gibi.
ç) Bulunma grubu: Bulunma hâli ekini alan bir isim unsurunun
kendisinden sonra gelen başka bir isim unsuruyla oluşturduğu kelime
grubudur: ayda bir, dam üstünde saksağan, elde bir, işinde uzman,
solda sıfır, tarihte bugün, yükte hafif, yüzde elli gibi.
d) Ayrılma grubu: Ayrılma hâli ekini alan bir isim unsurunun
kendisinden sonra gelen bir isim unsuruyla oluşturduğu kelime
grubudur: anadan doğma, candan arkadaş, gönülden ırak, içinden
pazarlıklı, kafadan kontak, kıldan ince, kılıçtan keskin,
kulaktan dolma, sonradan görme, yandan çarklı gibi.
e) İlgi grubu: İlgi hâli ekiyle birbirine bağlanan iki isim
unsurunun oluşturduğu kelime grubudur. İyelik grubundan farklı
olarak tamlanan ismin iyelik eki düşmüştür: benim ev, bizim
oğlan, sizin hoca, teyzemgilin büyük bahçe gibi.
f) Vasıta grubu: Vasıta eki (-la, -le) alan bir ismin başka bir
isim
unsuruyla oluşturduğu kelime grubudur. Bu grup sıfat-fiil veya
zarf-fiil grubundan kısalmıştır: babasıyla dargın, çiçeklerle
süslü (araba), çuvalla para, sizinle arkadaş (olan) (gençler)
gibi.


CÜMLE


Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir hareketi, bir olayı, okuyan veya
dinleyende herhangi bir soruya meydan vermeyecek şekilde tam olarak
anlatmaya yarayan kelime veya kelime dizisine cümle denir. Yukarıda
anlatılan kelime grupları belirtme grubu idi. Temel işlevi yargı
ifade etmek olan cümle ise en geniş kelime grubudur, yargı grubudur.

Cümle kurmak için en azından çekimli bir fiil şarttır. Cümle;
yargı, zaman ve kişi kavramını birlikte taşıyan çalışıyorum
veya görevliyiz örneklerine benzer biçimde bir kelimeden
oluşabileceği gibi birden çok yargı veya temel yargıya bağlı
birçok yan yargılardan da oluşabilir.
Bir cümlede kelime sayısı, anlatılmak istenilenin kısa veya uzun
olmasına göre az veya çok olur. Düşüncelerin daha etraflıca
anlatılması için çoğu zaman cümledeki kelime sayısını
artırmak gerekir. Günlük konuşmalarda kurulan cümlelerin kurallı
olup olmadığına, cümledeki kelimelerin isteği tam olarak ifade
edip etmediğine pek dikkat edilmez. Konudan hareketle en az çaba
kanununun bir sonucu olarak genellikle kısa cümleler kurulur hatta
zaman zaman cümle bile kurmadan tek kelimeyle veya bir işaretle
karşılık verilebilir. Karşılıklı konuşma cümlelerinde
anlaşmayı sağlayacak belirtiler olması hâlinde cümle tek ögeden
de oluşabilir:
— Gecenin bu saatinde ne arıyorsun buralarda?
— Kardeşimi. (Ben kardeşimi arıyorum.)


— Sıcak ekmekler elini yakmaz mı senin?
— Yakmaz. (Benim elimi yakmaz.)
Düşüncelerin yazılı olarak ifadesi gerektiğinde cümledeki kelime

sayısı düşüncenin genişliğine göre ayarlanır. Buradan şu
sonucu çıkarmak mümkündür: Düşünceyi istenilen biçimde tam
olarak anlat-maya yetmeyen az kelimeli cümlelerde ifade eksikliği
hissedilir. Gerek olmadığı hâlde fazla kelimelerle uzatılmış
cümleler de sevimsiz ve yersizdir. İçinde fazla kelime
bulunmadığı hâlde anlatılmak istenileni eksiksiz ifade edebilen
cümle, cümlelerin en güzelidir. Özlü sözler, bu nitelikteki
cümlelerdir.
Titiz yazarlar ve güzel konuşanlar cümlelerindeki kelime sayısını

düşüncelerinin genişliğine göre ayarlarlar. Cümleye eklenen her
yeni kelime, cümlenin daha açık ve anlaşılır olmasına hizmet
etmelidir. Aşağıdaki örneği, cümleye eklenen her yeni kelimenin
kattığı anlama göre inceleyiniz:
Geldi.
Yalçın geldi.
Yalçın dün geldi.
Yalçın, dün arabasıyla geldi.
Yalçın, dün arabasıyla köye geldi.
Yalçın, dün Almanya’dan arabasıyla köye geldi.
Oğlum Yalçın, dün Almanya’dan arabasıyla köye geldi.
Yıllardan beri yolunu dört gözle beklediğim büyük oğlum
Yalçın, dün öğleden sonra Almanya’dan yeni aldığı kırmızı
renkli opel marka arabasıyla yolu hâlâ asfaltlanmayan köye, tozu
dumana katarak geldi.
Bu cümleyi daha da uzatmak mümkündür. Önemli olan, çok keli-meyle

uzun cümleler kurmak değildir. Düşüncenin genişliğine ve
kavra-tılmak istenilen anlam inceliğine göre uygun kelimeleri seçip

bunları dilin kuralları içinde bir sıraya koymaktır.


CÜMLENİN ÖGELERİ
Cümlede birbirinden tamamen farklı görevler üstlenen kelime ve
kelime grupları cümlenin ögelerini, bölümlerini oluşturur. Çekim

ekle-riyle birbirlerine bağlanarak cümleyi oluşturan bu ögelerden
yüklem ve özne asıl ögeler; nesne, dolaylı tümleç, zarf
tümleçleri yardımcı ögelerdir.


1. Yüklem
Cümlenin üzerine kurulduğu temel ögedir. Cümlenin
ağırlığını, yükünü üzerine alan, taşıyan, yüklenen
ögedir. Diğer ögeler yüklemin tamamlayıcısı ve destekleyicisi
durumundadır.
Yüklem, çekimli bir fiil veya kendisine ek-fiilin bağlandığı isim

soyundan bir kelime olur: öğreniyordum, çalışmışsınız,
bilesin; çocuktur, tembel değildi, üzgünüm, okuldayız gibi.
İsimlerden kurulmuş yüklemler değil kelimesiyle olumsuz yapılır:
Aradığımız kitaplar bunlar değilmiş.
Türkçede asıl unsurun sonda bulunması ilkesine göre yüklem
cümlenin sonunda bulunur. Ancak günlük konuşmalarda, şiir dilinde
ve atasözlerinde yüklemin yeri değişebilir:


“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.”
(Mehmet Âkif)
Sakla samanı; gelir zamanı.
Yoruluyorum bir haftadır bu işte.
Yüklem tek kelime olabileceği gibi kelime grubu da olabilir. Birden
fazla kelimeden oluşan yüklemlere yüklem grubu da denir:
Karlı dağlar atalarımın yurdudur. (isim tamlaması)
Bu, bir hafta önce kaybolan pırlanta yüzüktü. (sıfat tamlaması)
Eşyanızı buraya bırakabilirsiniz. (birleşik fiil)
Ülkeler fethetmiş komutan gibisin. (edat grubu)
Kırk sekizin yarısı yirmi dörttür. (sayı grubu)


Bir cümlede yüklem dışındaki ögeler birden fazla olabilir. Ancak
bir cümlede bir yüklem bulunur. Söz dizimindeki yüklem sayısı,
cümle sayısını gösterir:
Bugünkü iş bitmiş, yemek yenmiş, ocak başında sohbet
başlamıştı. üç cümle)
Tamburu eline alır, etrafa göz atar, coşar, çaldıkça çalardı.
(dört cümle)
Bir cümlede özellikle vurgulanmak, belirtilmek istenen unsurlar
yükleme yaklaştırılır.
Cümlelerde, anlaşılmaları için açık ipucu, belirtiler bulunması

durumunda yüklemler düşürülebilir. Böyle yüklemsiz cümlelere
kesik cümle denir:
— Sınav kâğıdını kim teslim etmedi?
— Selma. (teslim etmedi)


2. Özne
Yüklemin gösterdiği işi, oluşu, hareketi, durumu üzerine alan,
fiilden ayrılmayan ögedir. Cümlede yapanı veya olanı yalın hâlde

karşılayan özne, (çokluk ve iyelik eki dışında) çekim eki
almadan fiile bağlanır:
Çocuklar, sabahtan beri parkta oynuyorlar.
Çocuk bakıcısı, işini çok seviyordu.
Göktuğ, siparişleri tam vaktinde getirdi.
Kelime ve kelime grupları cümlede özne görevinde bulunabilir:
Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. (fiil ismi)
Gülay abla, bugün yorgun görünüyordu. (unvan grubu)
Ömrünün en güzel çağları bu verimsiz topraklarda geçti.(isim
tamlaması)
Dinamitle balık avlayanlar pişmandı. (sıfat-fiil grubu)
Cümlede aynı yükleme bağlanmış birden fazla özne olabilir:
Kitabı, defteri, kalemi, hiçbir şeyi yoktu.
Öznesinin kelime veya kelime grubu olarak açıkça söylenmediği
cümlelerin bu ögesi yüklemdeki kişi ekinden anlaşılır. Kişi
ekinin gösterdiği zamir, cümlenin öznesidir. Böyle öznelere gizli

özne de denir. Bu tip öznelerde anlam bakımından değil, biçim
bakımından bir gizlilik söz konusudur:
“Sen bir ceylân olsan ben de bir avcı,
Avlasam çöllerde saz ile seni.”
(Âşık Veysel)


(Ben) Bütün bir yaz gelmeni bekledim.
(Sen) Sözünü vaktinde yerine getirmezsin.
(O) Kapıya doğru yavaşça süzüldü.
(Biz) Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız.
(Siz) Bugünleri çok arayacaksınız.
Edilgen çatılı fiillerde özne açıkça belli değildir. Böyle
cümlelerde özne gibi görünen unsurlar işi yapan değil, yapılan
işten etkilenen nesnelerdir: Çamaşırlar yıkandı. Yanlış yere
park edilen arabalar çekildi. Sorular görüldü.
Gereklilik kipinin teklik 3. kişisi bazı kullanımlarda özne almaz:
Şimdi eve gitmeli, bir yorgunluk kahvesi içmeli, okumaya başlamalı.

Hitap unsurları (ünlemler), yükleme bağlanmadıkları için özne
değil cümle dışı unsur olurlar:
“Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın”
(Mehmet Âkif )
“Şair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.”
(Faruk Nafiz)
Hocam, bu konuyu anlatmadınız.
Cümlede özneyi bulmak için yüklem -an / -en’li sıfat-fiil
hâline getirilerek kim, ne sorusu sorulur:
Yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha ziyade ayak patırtısı
ederler.
(Cenap Şahabettin)
(ayak patırtısı eden kimler? - yerinde sayanlar)
Yolun kenarında kırmızı bir araba duruyordu. (duran ne? -
kırmızı bir araba)


Özne - yüklem uygunluğu
Türkçede cümle, yüklem ve özne üzerine kurulduğu için bu iki
öge arasında teklik-çokluk (sayı) ve kişi bakımından uygunluk
vardır. Ancak aşağıda sıraladığımız bazı özel durumlarda bu
uygunluğun olmadığı görülür:
a) Teklik-çokluk uygunluğu: Türkçede genellikle özne ve yüklem
arasında sayı bakımından bir uygunluk vardır. Kişi ve kişi
zamirleri özne olduğu zaman özne teklikse yüklem de teklik; özne
çokluksa yüklem de çokluk olur:
Görevli, biraz önce geldi.
Bu hafta öğrenciler sınava hazırlanıyorlar.
Biz üzerimize düşeni yapacağız.
Aşağıda sıralanan bazı özel durumlarda özne ile yüklem
arasında teklik-çokluk bakımından bir uygunluk aranmaz:
• Bitki, hayvan, cansız varlık ve kavram isimleri (soyut
isimler)
çokluk eki alarak cümlede özne olursa bunlar, teklik yükleme
bağlanır: Ağaçlar çiçek açtı. Bülbüller ötüyor. Leylekler
göç ediyor. Şehirler de insanlar gibi değişiyor. Kitaplar,
insanın ufkunu genişletir. Yıllar su gibi akıp gidiyor.
Kötülükler unutulmalıdır. Bu sıkıntılar ne zaman bitecek?
• Yukarıda örneklenen özneler kişileştirilirse, özneyle
yüklem
teklik-çokluk bakımından uygunluk gösterir: Bülbüller ağıt
yakmaya başladılar. Sokaklar benim gibi yalnız kaldılar.
• Organ adları çokluk eki alarak özne olursa teklik yükleme
bağlanır: Kulaklarınız iyi işitmiyor galiba? Ellerim dondu.
Dizlerim ağrıyor. Gözlerim görmez oldu.
• Özne görevindeki teklik ve çokluk topluluk isimleri teklik
yükleme bağlanır: Meclis tatile girdi. Sürü, çobanın insafına
kaldı. Ordular, savaşa hazırdı.
• Özne görevindeki hareket isimleri teklik yükleme bağlanır:

Koridorda koşuşmalar, gidip gelmeler başladı.


b) Kişi uygunluğu: Özneyle yüklem arasında kişi bakımından bir
uygunluk bulunur. Özne hangi kişi ise yüklem o kişiyi gösteren
kişi ekini alır: Siz öğrenmek için gayret ediyorsunuz. Öznenin
değişik kişilerden oluşması durumunda özneyle yüklem arasındaki

kişi uygun-luğuna dikkat edilmelidir. Bir çözüm olarak şu
söylenebilir: Birden fazla kişiden oluşan özneyi hangi kişi zamiri

karşılıyorsa yüklem bu kişiyi gösteren kişi ekini almalıdır:
Sen, ben ve o (yani biz) bu sınavı kolayca kazanırız.
Sen ve o (yani siz) çalışmıyorsunuz.
Ben ve o (yani biz) saat üçe kadar ders çalıştık.
Şengül ve ben (yani biz) sergiye gitmedik.


“Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız
Rengimize baksınlar kandan ve çamurdanız.”
(Necip Fazıl

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages