Türkler, tarihin eski devirlerinde olduğu gibi bugün de
varlıklarını oldukça geniş bir coğrafyada sürdürmektedir.
Dünya haritasına baktığımız zaman doğuda Moğolistan ve Çin
içlerinden batıda Viyana’ya; kuzeyde Sibirya’dan güneyde
Bağdat, Lübnan sınırı ve Kıbrıs içlerine kadar uzanan büyük
coğrafyaya Türklerin yayıldıklarını görürüz. Türk milleti, bu
geniş coğrafya içinde yer alan Moğolistan, Çin, Rusya, Afganistan,
Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan,
İran, Irak, Suriye, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,
Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ve Polonya’ da
yaşamaktadır.
Günümüz şartları içerisinde eğitim, iş gibi çeşitli
sebeplerle farklı bölgelerde yaşamak durumunda olan Türkleri de
buna dâhil edersek bu alan daha da genişlemektedir.
Dünya Türklüğü yönlere göre adlandırılırken Hazar’ın
batısında ve güneyinde kalan Türkler Batı Türklüğü;
Hazar’ın doğusunda kalan Türkler Doğu Türklüğü; Karadeniz,
Kafkaslar ve Hazar’ın kuzeyinde kalanlar Kuzey Türklüğü olarak
adlandırılır.
Yönlere göre dünya Türklüğü şu şekilde ayrılmaktadır:
A. Batı Türklüğü
1.Türkiye Türkleri
2. Rumeli Türkleri (Yunanistan, Bulgaristan ve Yugoslavya’da;
ayrıca Moldavya ve Bulgaristan’daki Gagavuzlar)
3. Kıbrıs Türkleri
4. Suriye Türkleri
5. Irak Türkleri
6. Azerbaycan Türkleri (Kuzey Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile
İran’daki Güney Azerbaycan’da)
B. Doğu Türklüğü
1. Batı Türkistan Türkleri (İran’ın Horasan bölgesinde,
Afganistan’ın kuzeyinde ve dağılan Sovyetlerdeki Türkmen, Özbek,
Karakalpak, Kazak ve Kırgız Türkleri)
2. Doğu Türkistan Türkleri (Çin’in batı bölgesinde yer alan
Doğu Türkistan’daki Uygur ve Kazak Türkleri)
C. Kuzey Türklüğü
1. Sibirya Türkleri (Yakutlar)
2. Abakan Türkleri (Tuvalar ve Hakaslar)
3. Altay Türkleri
4. İdil-Ural Türkleri (Kazan ve Batı Sibirya Tatarları, Başkurtlar
ve Çuvaşlar)
5. Kafkas Türkleri (Kafkasların kuzeyindeki Karaçay, Malkar
(Balkar), Nogay ve Kumuk Türkleri)
6. Kırım Türkleri (Özbekistan, Kırım, Türkiye ve Romanya’da)
7. Karay Türkleri (Polonya ve Litvanya’da)
Bütün bu alanlarda konuşulan Türk dilinin biri Yakutça diğeri
Çuvaşça olmak üzere iki uzak lehçesi vardır.
Yakutça ve Çuvaşça, Türk dilinin metinlerle takip edilebilen
devirlerinden daha önceki çağlarda ayrıldıkları ve ana Türk
kitlesi ile temasları kesildiği için ayrı birer lehçe karakteri
kazanmışlardır. Esasen Yakutça ve Çuvaşça, yüzyıllar boyunca
birer konuşma dili olarak kullanılmış, ancak 19. ve 20.
yüzyıllarda yazı dili haline gelmiştir. Bugün her iki lehçe de
kiril alfabesini kullanmaktadır.
Yakutlar, Sibirya’da batıdan doğuya Katanga, Ölenek, Lena ve
Kamçatka’ ya doğru Kolima ırmakları çevresinde yaşarlar. Bu
bölge siyasî olarak Rusya’ya bağlı Yakutistan Muhtar Cumhuriyeti
adını alır. Yakutların nüfusu 400.000’e yakındır.
Çuvaşlar, Moskova ile Kazan arasında, İdil (Volga) ırmağı
boylarında yaşamaktadırlar. Esas kitle Çuvaşistan Muhtar
Cumhuriyetindedir. Tataristan ve Başkurdistan Muhtar Cumhuriyetlerinde
yaşayanları da vardır. Nüfusları iki milyon kadardır.
Çeşitli lehçelere ayrılan Türkçe için bugüne kadar pek çok
sınıflandırma denemesi yapılmıştır. Bu denemeler çok
ayrıntılı ve birbirinden oldukça farklıdır. Hemen hemen her
birinde ayrı bir ölçü kullanılmış, pek çoğunda tarihî Türk
lehçeleri ile bugünküler birbirine karıştırılmıştır. Yazı
dillerine göre yapılacak bir sınıflandırma hem daha sade olacak,
hem de bugünkü durumu daha iyi yansıtacaktır.
Başlangıçtan 13. yüzyıla kadar Türkçenin tek yazı dili vardı.
Bu yazı dili bütün Türkler için ortaktı. 13. yüzyılda Türk
yazı dili, Kuzey-Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmış ve 19.
yüzyıla kadar bu şekilde gelmiştir. 6-7 asır boyunca doğu ve
kuzey Türklüğü Kuzey-Doğu Türkçesini; batı Türklüğü de
Batı Türkçesini kullanmıştır. Rus istilasından sonra 19.
yüzyılda batı kolu içinde Azerbaycan; Çin istilasından sonra da
Kuzey-Doğu kolu içinde Kazan Türkçeleri ayrı birer yazı dili
hâline gelmeğe başlamış; 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra ise
başlıca Türk ağızları, Ruslar tarafından ayrı birer yazı dili
hâline getirilmiştir.
Böylece ortaya çıkan bugünkü yazı dilleri şöyle
sınıflandırılabilir:
A. Batı Türkçesi (Güney-Batı Türkçesi)
1. Türkiye Türkçesi
2. Gagavuz Türkçesi
3. Azerbaycan Türkçesi
4. Türkmen Türkçesi
B. Kuzey-Doğu Türkçesi (Doğu Türkçesi)
1. Özbek Türkçesi 9. Nogay Türkçesi
2. Uygur Türkçesi 10. Karaçay Türkçesi
3. Kazak Türkçesi 11. Malkar (Balkar) Türkçesi
4. Karakalpak Türkçesi 12. Kumuk Türkçesi
5. Kazan Türkçesi 13. Altay Türkçesi
6. Başkurt Türkçesi 14. Hakas Türkçesi
7. Kırım Türkçesi 15. Tuva Türkçesi
8. Kırgız Türkçesi
Bugünkü Türk yazı dillerinin kullanıldığı bölgeler
Batı Türkçesi (Güney-Batı Türkçesi) kolundaki
Türkiye Türkçesi: Türkiye ve KKTC’de; Irak, Suriye, Yunanistan,
Bulgaristan, Yugoslavya’daki Türkler arasında; Rusya’daki Ahıska
(Meshet) Türkleri arasında ve Avrupa’daki, Amerika’daki,
Avustralya’daki, Arap ülkelerindeki Türk vatandaşları arasında,
Gagavuz Türkçesi: Moldavya, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya’daki
Türkler arasında,
Azerbaycan Türkçesi: Kuzey Azerbaycan’da (Azerbaycan ve
Gürcistan’da), Güney Azerbaycan’da (İran’da),
Türkmen Türkçesi: Türkmenistan’da, İran’ın Horasan
bölgesinde; Afganistan ve Pakistan’daki Türkmenler arasında
konuşulmak-tadır.
Kuzey-Doğu Türkçesi (Doğu Türkçesi) kolundaki
Özbek Türkçesi: Özbekistan’da; Afganistan ve Pakistan’daki
Özbekler arasında,
Uygur Türkçesi: Doğu Türkistan’da (Çin) ve Kazakistan’daki
Uygur Türkleri arasında,
Kazak Türkçesi: Kazakistan’da ve Doğu Türkistan’daki (Çin)
Kazak Türkleri arasında,
Kırgız Türkçesi: Kırgızistan’da ve Doğu Türkistan’daki
Kırgızlar arasında,
Kazan (Tatar) Türkçesi: Tatar Muhtar Cumhuriyeti’nde,
Başkurt Türkçesi: Başkurdistan’da,
Kırım Türkçesi: Kırım’da, Romanya’daki Kırım Türkleri
arasında,
Karakalpak Türkçesi: Aral gölü çevresinde Karakalpaklar arasında,
Altay Türkçesi: Altay Muhtar Cumhuriyeti’nde,
Hakas (Abakan) Türkçesi: Dağılan Sovyetler’deki Hakas Türkleri
ve Çin’in Kansu Eyaletindeki Hakaslar arasında,
Tuva Türkçesi: Tuva Muhtar Cumhuriyeti’nde ve Moğolistan’daki
Tuvalar arasında konuşulmaktadır.
Kuzey Kafkasya’da ise, Nogay, Karaçay, Malkar (Balkar) ve Kumuk
Türkçeleri konuşulmaktadır.
Sovyet politikasının bir sonucu olarak eski Sovyetlerdeki nüfus
dağılımının çeşitlilik gösterdiğini hatırlatmakta yarar
vardır. Günümüz için bile meselâ, Türkmenistan denildiği zaman
nüfusunun çoğunluğunu Türkmen Türklerinin oluşturduğu ülke
akla gelmektedir. Ancak sayıları az olmakla beraber milliyetleri
farklı grupların yanında değişik Türk boylarından Türklerin de
bu ülke sınırları içinde yaşadığını belirtelim. Bu durum,
diğer Türk Cumhuriyetleri için de geçerlidir. Türkçenin
konuşulduğu yerleri değerlendirirken bu özellik de göz önünde
bulundurulmalıdır.
Günümüzde Türk dili, üç değişik alfabe ve yirmiden fazla yazı
diliyle varlığını devam ettirmektedir: Türkiye, KKTC, Yunanistan,
Bulgaristan ve Yugoslavya’daki Türkler Lâtin temeline dayalı Türk
alfabesini; dağılan Sovyetlerdeki Türkler kiril harflerine dayalı
alfabeleri; Çin, İran, Afganistan ve Irak’taki Türkler, Arap
harflerine dayalı alfabeleri kullanmaktadırlar. Azerbaycan, Türkmen,
Özbek, Kırım, Gagavuz ve Karakalpak Türkleri Lâtin temeline
dayalı alfabelere geçiş yapmışlardır. Türk Cumhuriyetleri ve
muhtar cumhuriyetlerden bazılarında ise Lâtin temeline dayanan
alfabeye geçiş hazırlıkları devam etmektedir.
Burada saydığımız Türk yazı dillerinden Türkiye Türkçesine en
uzak olanları Altay ve Tuva-Hakas Türkçeleridir. Bunun sebebi hem
coğrafî uzaklık hem de kültür farklılığıdır. Esasen Altay ve
Tuva-Hakas Türkçeleri, asırlarca sadece konuşma dili olarak
kullanılmış, son yıllarda yazı dili haline getirilmiştir.
Türkçenin Kuzey-Doğu koluna giren yazı dilleri kendi aralarında,
Batı koluna giren yazı dilleri de kendi aralarında birbirine çok
yakındır. Meselâ bir Azerbaycan Türkü ile Türkiye Türkü daha
ilk karşılaşmalarında yüzde 80-90 oranında anlaşabilirler.
Türkiye’ye gelen bir Azerbaycan Türkü veya Azerbaycan’a giden
bir Türkiye Türkü en geç bir hafta içinde yüzde yüze yakın bir
anlaşma seviyesine ulaşırlar.
Kuzey-Doğu koluna giren Özbek ile Uygur Türkçesi, yahut Kırgız
Türkçesi ile Kazak Türkçesi arasındaki durum da aynıdır.
Gerçekte Türkçenin Kuzey-Doğu ve Batı olmak üzere iki yazı dili
vardır. Diğerleri aslında birer ağız, birer konuşma dili iken son
asırlarda yapay olarak yaratılmış yazı dilleridir. Bunlar
arasındaki temaslar kesilmekte, her birinin ağız malzemesi olan
gramer şekilleri ve kelimeler yazılı eserlere geçirilmekte ve
böylece farklılıklar artırılmaya çalışılmaktadır. Bunun
yanında Türkiye Türkçesinde meydana getirilen yeni kelimeler de
diğer Türk yazı dillerinde bulunmadığı için farklılığı
artıran bir sebep olmaktadır. Meselâ hayat ve zevk gibi kelimeler
hemen hemen bütün Türk yazı dillerinde vardır; fakat yaşam’ı
ve beğeni’yi hiçbiri tanımaz.
1920’lerden itibaren ağızları ayrı yazı dilleri haline getirilen
Rusya’daki Türk kavimlerinin birbirleriyle temasları da kesilerek
anlaşma imkânları kaldırılmak istenmiştir. Bu durumu şöyle bir
örnekle açıklayabiliriz: Söz gelişi Muğla ağzında bulunan
“gelibatı, gidibatı, alıyomas” gibi şekiller ve yazı dilimizde
bulunmayan Muğla ağzına mahsus yüzlerce kelime gazetelere,
dergilere, kitaplara geçirilerek ayrı bir yazı dili oluşturulursa
ve bu dili kullananlar bizlerle elli yıl temas ettirilmezse
anlaşmayı az çok zorlaştıran bir durum ortaya çıkar. Aslında
Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki fark, hemen
hemen Muğla ağzı ile yazı dilimiz arasındaki fark kadardır. Hatta
Doğu Karadeniz ağzı daha da farklıdır; Rizeli Türk celdum,
Azerbaycan Türkü geldim der. Bugün, aradaki temas kopukluğu yavaş
yavaş ortadan kalkmaktadır.
Daha 13. yüzyılda iki ayrı yazı dili haline gelmiş bulunan Batı
Türkçesi ile Kuzey-doğu Türkçesi arasındaki fark bugün biraz
daha fazladır. Ancak bu fark, anlaşmayı tamamen ortadan kaldıracak
kadar değildir. Çeşitli sebeplerle Türkiye’ye gelmek zorunda
kalan Kazak, Uygur, Özbek Türkleri en geç bir ay içinde Türkiye
Türkçesini anlar hale gelmekte; öğrenim için Türk
cumhuriyetlerinden ve akraba topluluklarından Türkiye’ye gelen,
bulundukları sınıflara intibak ettirilen öğrenciler, fazla
güçlük çekmeden dersleri takip edebilmektedirler. Yabancı bir dili
konuşanlar için bu intibak mümkün değildir.
Türk dilinin bugünkü durumu ve yayılma alanları genel
çizgileriyle böyledir. Ancak birkaç noktayı daha belirtmek gerekir:
Rumeli Türklerinin büyük ekseriyeti Türkiye’ye göçmüş
bulunmaktadır. 1912’den önce Bulgaristan ve Batı Trakya’daki
Türklerin sayısı, şimdi oralarda bulunan milletlerin sayısından
fazlaydı. Batı Trakya bölgesinde ve Ege adalarında kalan 190.000
kadar Türk ile Kıbrıs ve Yugoslavya’daki Türkler, Türkiye
Cumhuriyetinin resmî alfabesini ve yazı dilini kullanmaktadır.
Irak Türkleri yazı dili olarak Türkiye Türkçesini kullanırken,
Arap harfli Türk alfabesiyle yazmaktadırlar. Irak Türklerinden de
Türkiye’ye göçenler bulunmaktadır.
Suriye’nin kuzeyinde ve Lâzkiye bölgesinde yaşayan Türklerin
herhangi bir neşriyatı yoktur. Bunlar Türkiye Türkçesinin
Güneydoğu ağızlarına yakın bir ağızla konuşurlar.
İran’daki Azerbaycan Türkleri, şahlık rejiminin sonuna kadar
yayın faaliyetinde bulunamıyorlardı. 1978’den beri Azerbaycan
Türkçesiyle gazete, dergi ve kitap çıkarmakta; radyo yayını
yapmaktadırlar. Kullandıkları alfabe, Arap harfli Türk alfabesidir.
Kırım Türkçesi aslında Kuzey-Doğu Türkçesinin bir kolu olmakla
birlikte Kırım, 1475-1774 yılları arasında 300 yıl Osmanlı
idaresinde kaldığından büyük ölçüde Batı Türkçesinden
etkilenmiştir. 1783 yılında Rus hâkimiyetine giren Kırım
Türklerinin büyük çoğunluğu muhtelif tarihlerde Romanya ve
Türkiye’ye göçmüşlerdir. Türkiye’dekiler konuşma dili olarak
Kırım Türkçesini hâlâ kullanmakta, yazı dili olarak Türkiye
Türkçesine bağlı bulunmaktadırlar. Kırımlılardan tahminen 40-50
bin kişilik bir grup da ABD ve Kanada’da yaşamaktadır.
Rus hâkimiyetinden sonra, geçen asrın ikinci yarısında Kuzey
Kafkasya’daki bazı Karaçay ve Kumuk Türkleri de Anadolu’ya
göçmüşlerdir. Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yerleştirilen
Karaçaylarla, Kumuklar kendi ağızlarını konuşma dili olarak
hâlâ kullanmaktadırlar. Türkiye’de, sayıları birkaç bin
civarında Kazan ve Batı Sibirya Tatarı da bulunmaktadır. Birkaç
bin Tatar da Finlandiya’da yaşamakta ve Lâtin harflerine dayalı
bir alfabe kullanmaktadır.
Kafkasya’daki Karaçay ve Malkar (Balkar) Türkleri 1944 yılında
Sibirya’ya sürülmüş, 1958’de tekrar yurtlarına dönmelerine
izin verilmiştir. Bir kısmı hâlâ sürgünde bulunmaktadır.
1989 nüfus sayımında Sovyetler Birliği’nde 207.369 kişi Türk
gösterilmiştir. Sovyetler Birliği’nin resmî politikasında
oradaki Türk boylarının Türk olduğu kabul edilmemekte; her biri
Özbek, Kazak, Azerî vb. adlarla ayrı millet sayılmakta; dilleri de
ayrı dil kabul edilmektedir. Nüfus sayımında Türk olarak geçen
207.369 kişi ise Posof (Kars) sınırına yakın bölgelerde oturan
Ahıska (Meshet) Türkleridir. Ahıska Türklerinin önemli bir kısmı
hâlâ Taşkent civarında yaşamaktadır.
Uzun mücadeleler sonunda Doğu Türkistan’da 1944-1949 yılları
arasında “Şarkî Türkistan Cumhuriyeti” kurulmuş, fakat
Çinliler tarafından göçe zorlanmaları üzerine birkaç bin Kazak
ve Uygur 1953-1954 yıllarında Pakistan ve Hindistan üzerinden
Türkiye’ye iltica etmiştir. Bir kısmı ise Suûdî Arabistan’a
göçmüştür.
Son olarak Afganistan’da meydana gelen olaylar, Güney Türkistan
denilen Afgan Türkistanı’ndaki Özbek, Türkmen, Kazak ve
Kırgızların önemli bir kısmının Pakistan’a sığınmasına yol
açmıştır. Bunlardan 5.000 kadarı Türkiye’ye göçmen olarak
kabul edilmiştir.
Türkiye Türklerinden sayıları milyonlarla ifade edilebilecek
miktarda Türk’ün, başta Almanya olmak üzere Avrupa ve Arap
ülkelerine hatta Amerika ve Avustralya’ya beyin ve iş gücü
dolayısıyla gittiklerini, bir kısmının oralarda kaldıklarını
kaydetmek lâzımdır. Kıbrıs Türklerinin önemli bir bölümü
Türkiye’ye göçmüş, 80.000 kadarı İngiltere’ye yerleşmiş,
200.000 kadarı ise KKTC’de kalmıştır.
Bugün dünyada Türkçe konuşan nüfus için kesin bir sayı vermek,
mevcut istatistiklerin ve rakamların çok eski ve sağlıksız olması
yüzünden oldukça zor olmakla birlikte tahminler 200-250 milyon
civarındadır. Pratik bir hesapla her 100 Türk’ten 40’ı Türkiye
ve Kıbrıs’ta; 40’ı Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinde ve
muhtar cumhuriyetlerle Rusya’da; 10’u diğer ülkelerde
yaşamaktadır. Kalan 10’u ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin idaresinde
(Doğu Türkistan’da) varlığını devam ettirmektedir. Dünya
dilleri sıralamasında ise “başka dil ailelerinin üyeleri ile
karşılaştırılırsa, bütün lehçe ve şiveleriyle Türk Dili
Çin, Hind, Roman, Cermen, Slav, Arap ve İndonezya’dan sonra
sekizinci sırada yer alır.”
Türk dilinin bugünkü durumu için tablonun çok iç açıcı
olduğunu söylemek zordur. Osmanlı Türkçesinin çekildiği yerlerde
Türkçe gittikçe zayıflamaktadır. Dağılan Sovyetlerdeki Türk
yazı dillerine Rusça kelimeler sokulmuş, uygulanan alfabelerle
bazılarının fonetik sistemi alt üst edilmiştir. Türkiye’de
batı dillerine ait kelimelerin istilası yanında, sadeleşme adına
kültürsüz ve medeniyetsiz bir kabile diline doğru hızla yol
alınmaktadır. Türkçenin zenginliklerinden, anlatım
kolaylıklarından, inceliklerinden yararlanılamamaktadır. Kaba
sözlerin ve argonun kullanımındaki sıklık her geçen gün
artmaktadır. Sezgiye dayalı bir anlaşma yolu tercih edilerek
günlük kullanımdaki kelimelerin sayısında bir azalma
görülmektedir. Basın yayın organlarında ana dilimize gereken
önemin verilmemesi, saygının gösterilmemesi, bu alandaki
kontrolsüzlük ve Türkçeyi Koruma Kanunu’nun çıkarılamaması
sebebiyle olumsuz bir gelişme gözlenmektedir.
Bu olumsuzlukların yanında Türk dili ve Türklük âlemi
açısından son yıllarda -aşağıda bazılarını
sıraladığımız- sevindirici gelişmelerin olduğunu da belirtelim:
• Sürekli Türk dili kurultaylarında, Türk dünyasından bilim
adamlarının da katılımlarıyla Türk dilinin bugünkü meseleleri,
ortak yazı dili, ortak alfabe gibi konular tartışılarak bu yolda
epeyce mesafe alınmıştır.
• Düzenli olarak, Türk devletleri ve topluluklarıyla dostluk,
kardeşlik ve işbirliği kurultayları yapılmaktadır.
• Türkçe konuşan ülkelerin devlet başkanları her yıl bir
araya
gelerek Türk dünyasının sorunlarını tartışmaktadırlar.
• Fen-Edebiyat Fakültelerinin bazılarında, Çağdaş Türk
Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümleri açılmıştır.
• Kazakistan’daki Ahmet Yesevî Uluslararası Türk-Kazak
Üniversitesi’nde 1991’den beri Türkçe öğretim devam
etmektedir. Yine Kırgızistan’daki Bişkek Manas Üniversitesinde de
Türkçeyle eğitim yapılmaktadır. Ayrıca Türk Cumhuriyetlerinden
bazılarındaki üniversitelerde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri
açılmıştır.
• Millî Eğitim Bakanlığınca, Türk Cumhuriyetlerinde
açılan
Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezleri, İlköğretim
Okulları ve Anadolu Lisesi statüsündeki okullarda eğitim öğretim
devam etmektedir.
• Orta dereceli okullarımızdaki Türk Dili ve Edebiyatı
dersinin
müfredat programına dış Türklerin edebiyatlarından örnekler de
dâhil edilmiştir.
• Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklarından gelerek
Türkiye’de yüksek öğrenim gören gençler, eski bağların
yeniden canlanmasında köprü görevini üstleniyorlar. ÖSS’de
Türk cumhuriyetlerindeki üniversiteleri tercih ederek aynı maksatla
buralara giden gençler, soydaşlarıyla kaynaşma imkânını da
buluyorlar.
• Çağdaş Türk lehçelerinin çoğunun grameri Türkiye
Türkçesiyle de yazılmıştır. Yeni bir alan olarak lehçelerle
ilgili çalışmalar ağırlık kazanmıştır.
• Ortak Türk edebiyatı ve ortak tarih projesi tamamlanmak
üzeredir.
• Türk Cumhuriyetlerinin tarihi konusunda müstakil kitaplar,
farklı alfabelerle basılmıştır.
• Sözlüklerle ilgili çalışmalar devam etmektedir. Türkmen
Türkçesi Sözlüğü, Gagauz Türkçesinin Sözlüğü, Karaçay
Lehçesi Sözlüğü... gibi sözlüklerden bir kısmı Türkiye
Türkçesiyle yayınlanmıştır.
• Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, 1991
yılında
tamamlanarak basılmıştır.
• Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, epeyce uzun bir
zamandan beri yayınladığı Türk Kültürü adlı dergisinde Türk
dünyasıyla ilgili gelişmelere, yeniliklere, kültür faaliyetlerine
yer vermektedir.
• Türk Dil Kurumu, altı ayda bir yayınladığı Türk
Dünyası
Dil ve Edebiyat dergisinde Türk lehçeleriyle ilgili yazılara yer
vermektedir.
• Yıllardan beri yayınlanan Kardaş Edebiyatlar dergisini de
burada
özellikle anmak gerekir.
• Ankara Üniversitesi TÖMER, 1995 yılından beri iki ayda bir
Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi’ni çıkarmaktadır.
• Bir çoğu T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan,
Türk lehçeleri ve edebiyatlarından seçmelerle oluşturulan
antolojileri ve bu lehçelerin seçkin edebî eserlerini Türkiye
Türkçesine aktarılmış şekliyle bulmak mümkündür.
• Ankara’da yıllardan beri yayınlanan Emel ve Emel’imiz
KIRIM
dergileri Kırım ve Kafkas Türklerinin dil ve edebiyatlarından
örnekler vermektedir.
• Türkiyeli iş adamlarının Orta Asya’nın hemen her
yerindeki
ticarî faaliyetleri, buralarda Türkiye Türkçesini öğrenmeyi cazip
hâle getirerek Türkçenin İngilizce’den daha muteber bir dil
olmasını sağlamıştır.
• Türk boylarının yaşadıkları yerleri, 1990 yılı
öncesinde
haritada gösteremeyecek vatandaşlarımız bile ticarî faaliyetlere
katılma veya inşaat sektöründe çalışma gibi sebeplerle bu
yerleri artık çok iyi bilmektedirler.
SÖZÜN ÖZÜ
Türkler ve Türk dili, tarihte olduğu gibi, bugün de durgun değil,
çok geniş bir alan içinde, çok hareketli bir manzara arz
etmektedir. Türk dili, bugün yaklaşık olarak 200-250 milyon insan
tarafından, Avrupa’dan biraz daha geniş bir alanda konuşulmakta;
üç farklı alfabe (Lâtin temeline dayalı Türk alfabeleri, Arap
alfabesi ve kiril alfabesi) ve yirmiden fazla yazı diliyle
varlığını devam ettirmektedir.
Dünyada, Türklerden başka bir millet, bu kadar geniş bir alanda, bu
kadar hareketli ve köklü bir geçmişe sahip olmamıştır.
Türklerden başka bir milletin diliyle bu kadar uğraşılmamıştır.
Dolayısıyla Türkçe, bu hareketlilikten, dağınıklıktan ve bunca
olumsuzluktan payını almıştır.
Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.
Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse
kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi
parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu
milletler avuçlarından kaçabilir. Dünya yeni bir dengeye
ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir...
Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir
kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak demek, yalnız o günü susup beklemek değildir.
Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Mânevî
köprülerini sağlam tutarak. Dil, bir köprüdür... İnanç, bir
köprüdür... Tarih, bir köprüdür...
(Atatürk’ün cumhuriyetin onuncu yılında yaptığı konuşmadan)
KAYNAKLAR
Arat, Reşit Rahmeti; Türklerin Yaşadıkları Yerler ve Sayıları,
Makaleler, I. Cilt, Yayına hazırlayan O. Fikri Sertkaya, Ankara,
1987, s.988-993.
Devlet, Nadir; Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, Ek cilt
(Çağdaş Türkîler), Çağ Yay., İstanbul, 1993.
Ercilasun, Ahmet Bican; Türk Dünyası Üzerine
Makaleler-İncelemeler, Ankara, 1993.
Ercilasun. Ahmet Bican; Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili
Tarihi, Akçağ Yay. Ankara, 2004
Ergin, Muharrem; Üniversiteler İçin Türk Dili, İstanbul, 1992, s.
62-65.
Özkan, Nevzat; Türk Dilinin Yurtları, Akçağ Yay., Ankara.
Tuna, Osman Nedim; Altay Dilleri Teorisi, Türk Dünyası El Kitabı,
TKAE Yay., Ankara, 1992, s. 7.
Türk Yurdu, Türkçeye Saygı, C. 21, Şubat-Mart 2001, sayı 162-163.
Türk Dünyası El Kitabı, 2. Cilt, TKAE Yay., Ankara, 1992.
Yavuz, Kemal, Orya; Üniversite Türk Dili ve Kompozisyon Dersleri,
İstanbul, 1996, s. 48-59.
SORULAR
1. Türklerin dünyanın değişik bölgelerine yayılmalarını nasıl
yorumluyorsunuz?
2. Türkçenin bugün neden yirmiye yakın yazı dili vardır?
3. Çağdaş Türk lehçelerinden hangileri Türkiye Türkçesine daha
yakındır? Neden?
4. Türklerin birbirleriyle, konuşarak anlaşmaları daha kolay
olduğu hâlde yazı diliyle anlaşmalarında neden zaman zaman
sıkıntılar yaşanmaktadır?
5. Sizce Türkçenin güncel sorunlarından önemlileri hangileridir?
Bu sorunları çözmek için neler yapılabilir? Tartışınız.
6. Yeryüzünün değişik bölgelerindeki Türklerin birbirleriyle
iletişim imkânları arttıkça lehçeler arasındaki
farklılıkların azalacağını düşünüyor musunuz?
7. Türk Cumhuriyetlerinde Türkiye Türkçesinin İngilizceden daha
geçerli bir dil olmasını nasıl yorumlarsınız?
8. Türkmen Türkçesi terimi yerine Türkmence teriminin tercih edilme
sebebi ne olabilir? Tartışınız.
9. Lehçeler arası aktarmalar yapılırken nelere dikkat edilmelidir?
4. UYGULAMA
Adı soyadı :......................................
..../..../ 20....
Numarası :......................................
Bölümü :......................................
Okulu :......................................
A. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanlar için yanlarındaki
kutucuğa işareti; yanlış olanlar için işareti koyunuz.
• 1. Türkiye Türkçesine en yakın yazı dili Azerbaycan
Türkçesidir.
• 2. Türkmen Türkçesi, Batı Türkçesi kolunda yer almaz.
• 3. Altay Türkçesi Türk dilinin uzak lehçelerinden birisidir.
• 4. Kırgız Türkçesi, Doğu Türkistan’da da konuşulur.
• 5. Karaçaylar, Kafkas Türklerindendir.
• 6. Uygur Türkleri, bugün de Uygur alfabesini kullanmaktadır.
• 7. Dünya Türklüğünün merkezi, Orta Asya olarak kabul edilir.
• 8. Türkler, en az alfabe değiştiren milletlerden biridir.
• 9. Türk dünyası için ortak bir alfabe düşünülmemektedir.
•10. Kazak Türkleri, Köktürk alfabesini kullanırlar.
B. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle
tamamlayınız.
1. ............................. ve ................................
Türkçenin uzak lehçeleridir.
2. Dünya Türklüğü bölgelere göre adlandırılırken
................................. nirengi noktası olarak kabul
edilmektedir.
3. Karaçay, Malkar (Balkar), Nogay ve Kumuk Türkleri
..................... ................ Türklüğü içinde yer
alırlar.
4. Doğu Türkistan Türkleri günümüzde
................................. alfabesini kullanmaktadırlar.
5. Türk dili dünya dilleri sıralamasında
........................................ sıradadır.
6. Türkiye Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve
Türkmen Türkçesi ..................................................
kolunda yer alır.
7. Türk dilinin bugünkü durumu ve yayılma alanları konusunda
yarar- lanılabilecek kapsamlı araştırmalardan biri de Prof. Dr.
Ahmet Bican Ercilasun’un
..................................................................................
adlı kitabıdır.
8. Doğu Türkistandaki Uygur Türkleri, bölge olarak
...............................
........................................................................
yaşarlar.
9. Türk yazı dillerinden Türkiye Türkçesine en uzak olanları
..................
......................... ve
...................................Türkçeleridir. Bunun sebebi hem
................................... uzaklık hem de
.............................. farklılığıdır.
10. Türkmen Türkçesi, Türkmenistan’da, Horasan’da (İran),
....................
........................ ve ....................................’da
konuşulur.
C. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Günümüzde Türk dünyasında hangi alfabeler kullanılmaktadır?
................................................................................................................................
2. Türk Cumhuriyetleri, muhtar cumhuriyetler ve akraba toplu-
luklarından hangileri Lâtin temeline dayalı alfabelere geçiş
yapmışlardır?
...............................................................................................................................
3. Batı Türkçesi (Güney- Batı Türkçesi) kolundaki bugünkü
yazı dillerini yazınız.
................................................................................................................................
4. Aşağıda sıralanan Türk Cumhuriyetleri ve muhtar cumhuriyet-
lerinin karşılarına başkentlerini yazınız.
a) Azerbaycan :
.....................................................
b) Türkmenistan :
.....................................................
c) Özbekistan :
.....................................................
ç) Kazakistan :
.....................................................
d) Kırgızistan :
.....................................................
e) Doğu Türkistan Muhtar Eyaleti:
.....................................................
f) Saha (Yakut) M.C. :
.....................................................
g) Başkurdistan M.C. :
.....................................................
h) Çuvaş M.C. :
.....................................................
Ç. Türk dünyası haritasına bakarak Türk dilinin hangi Türk
boyları tarafından nerelerde konuşulduğunu inceleyiniz.