CÜMLE BİLGİSİ.2

191 views
Skip to first unread message

aysup...@hotmail.com

unread,
Apr 15, 2006, 2:15:31 PM4/15/06
to turkdilikonuları
Gönderen: Türk dili - profili göster
Tarih: Cuma 31 Mart 2006 20:46
E-posta: "Türk dili" <oguzerenl...@hotmail.com>
Henüz derecelendirilmemişSınıflama:
seçenekleri göster


Cevapla | Yazara Cevap Ver | İlet | Yazdır | Sadece Mesaj | Aslını
göster | Kaldır | Kötüye Kullanımı Bildir | Bu yazarın
mesajlarını bul


Alçak gönüllülük göstermek, böbürlenmek, nezaket ve saygı
gös-termek gibi bazı sebeplerle özne bir kişi olduğu hâlde
çokluk olarak kul-lanılır ve buna bağlı olarak da yüklem çokluk
olur:
Araştırmamızı bu noktada derinleştirelim. (alçak gönüllük)
Biz her işin üstesinden geliriz. (böbürlenme)
İnternet bağlantısını siz mi kuracaksınız? (nezaket)
Sayın Valimiz, şirketimizi ziyaret ettiler. (saygı)

3. Nesne
Nesne, cümlede yüklemin bildirdiği, öznenin yaptığı işten
etkilenen ögedir. Geçişli fiiller, nesneye yönelerek onu
etkilediği için nesne, sadece yüklemi geçişli fiil olan
cümlelerde bulunur.
Nesne, yükleme belirtme hâli ekiyle (-ı, -i, -u, -ü) bağlanır.
Cümlede belirt-me hâli ekini alan kelime veya kelime grubu sadece
nesne görevinde bulunabilir. Belirtme hâli ekini alan nesneler
belirtili nesnedir. Nesneler bazen belirtme hâli ekini almadan da
yükleme bağlanabilir. Belirtme hâli ekini almayan nesnelere
belirtisiz nesne denir. Belirtili nesneyi bulmak için yükleme kimi,
neyi soruları sorulur:
Gülleri, çekerek büyütemezsiniz. (Neyi büyütemezsiniz? -
gülleri)
Cesaret, insanı zafere; korkaklık ölüme götürür.
(Seneca)
(Kimi götürür? - insanı)
Başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğunu eksik etmesin.
(Neyi eksik etmesin? - pamuğunu)
Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme ne sorusu sorulur:
Kütüphaneden ödünç kitap almaya gittiler.
(Ne almaya gittiler? - ödünç kitap)
Bir cümlede birden fazla nesnenin olması durumunda nesneler,
belirtili veya belirtisiz aynı cinsten olmalıdır: Bahçıvan Mehmet,

bahçedeki gülleri, karanfilleri, lâleleri bir bir sulardı.


4. Dolaylı tümleç
Dolaylı tümleç, yüklemi yaklaşma, bulunma, ayrılma bildirerek
tamlayan ögedir. Dolaylı tümleç fiilin yerini ve yönünü
gösterdiği için bu ögeye yer tamlayıcısı da denir.
Dolaylı tümleç yaklaşma hâli (-a, -e), bulunma hâli (-da, -de;
-ta, -te) ve ayrılma hâli (-dan, -den; -tan, -ten) ekleriyle yükleme

bağlanan kelime veya kelime grubudur. İsim veya isim soylu bir kelime

ya da kelime grubunun dolaylı tümleç olabilmesi için bu hâl
eklerinden birini mutlaka alması şarttır.
Dolaylı tümleci bulmak için yükleme kime, kimde, kimden; neye,
nereye, nerede, nereden sorularından uygun olanı sorulur:
Güneş girmeyen eve doktor girer.
İşten yorgun argın çıkmış, evine gidiyordu.
"Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki cehennemde uyandık."
(Mehmet Âkif)
"Düz ovadan sarpa çekme yolunu
Ver mektebe okutsunlar oğlunu
Doğru at adımın sakın kolunu
Zehirli akrebe, yılana ne deñ." (deñ: dersin)
(Âşık Veysel)


"Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda, pazarda seyrân beğenmez."
(Seyrânî)


"Bayramlarda, düğünlerde
Toplantıda, yığınlarda
Sıkılınca dar günlerde
Türküz türkü çağırırız."
(Âşık Veysel)


Akacak kan damarda durmaz.
İşten artmaz, dişten artar.
Yaklaşma, bulunma ve ayrılma hâli ekini alan zaman, hâl ve miktar
zarflarının dolaylı tümleç değil, zarf tümleci olduğu
unutulmamalıdır:
"Sabahtan uğradım ben bir güzele."
(Karacaoğlan)
Perdeler birbiri ardınca birden kapandı.
Sahilde tek başına dolaşıyordu.
Eylülde gel.


5. Zarf tümleçleri
Yüklemi yer, yön, zaman, durum, miktar, vasıta, şart, soru
bakımın-dan tamamlayan zarflar, cümlede zarf tümleci olur:
Bugün bana ise yarın sana.
Ne öğretirseniz öğretiniz ama doğru ve güzel öğretiniz.
Bugünlerde haberleri dinlemekten çok sıkılıyorum.
Bu çocuk annesinden izin almadan dışarı çıkıyor.
Ev sahibiyle aranız nasıl açıldı?
Akıl, insanın külâhında bir çividir. Ara sıra yumruk yemeden
kafanın içine girmez.
Zarflar çekim eki almadan fiile doğrudan doğruya bağlanırlar.
Vasıta, eşitlik ve yön gösterme eki alan zarflarda bu ekler, hâl
eki göreviyle değil; zarf-fiil göreviyle kullanılan eklerdir:
Kapıyı vurdum ve içeri girdim.
İnsan eğitimle doğmaz ama eğitimle yaşar.
"İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar."
(Yahya Kemal)


"Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece."
(Yahya Kemal)


Zarf tümleçlerini bulmak için yükleme ne zaman, nasıl, ne
şekilde, ne gibi, neyle, kiminle, niçin, ne kadar, hangi yöne gibi
sorular sorulur:
Biraz geç kaldınız. (ne kadar geç kaldınız?)
Sabaha doğru, saat üçte geldi. (ne zaman geldi?)
Sora sora Bağdat bulunur. (Bağdat nasıl bulunur?)
Babasının dönüşünü tam iki ay, sabırsızlıkla bekledi.(ne
kadar, nasıl?)
Kimseyi üzmek istemediği için sesini çıkarmıyor. (niçin?)
Maçı sayıyla kazandı. (nasıl, neyle?)


Edat grupları cümlede zarf göreviyle kullanıldığı için
bunların edat tümleci olarak değil zarf tümleci olarak
gösterilmesi uygundur.


Cümle dışı unsurlar
Cümlenin kuruluşuna katılmayan ve dolaylı olarak cümlenin
anla-mına yardımcı olan edatlar (bağlama edatları, ünlem
edatları, hitaplar, ara sözler) cümle dışı unsurlardır.
Cümlenin ögeleri bulunurken bunlar dikkate alınmaz:
Mehmet, son günlerde sorumluluklarını ihmal ediyorsun.
Evet, şimdi seni de dinleyelim.
Eyvâh! Ne yer ne yâr kaldı. (A. Hâmit)


Şimdi, efendiler -müsaade buyurursanız- size bir sual sorayım.
(Atatürk)


CÜMLE ÇEŞİTLERİ
Cümleler yükleminin yerine, türüne, anlamına ve yapısına göre
çeşitlere ayrılırlar:


1. YÜKLEMİNİN YERİNE GÖRE CÜMLELER
Yüklemin cümledeki yerine göre iki çeşit cümle vardır:


a) Kurallı cümle
Türkçede asıl unsurlar sonra, yardımcı unsurlar önce geldiği
için cümlenin en önemli ve asıl ögesi olan yüklem genellikle
cümlenin sonunda yer alır. Yüklemi sonda olan cümle, kurallı
cümledir. Cümlede özellikle belirtilmek istenen unsurlar yükleme
yaklaştırılır:
Kayıhan, / bu akşam / pencerenin önünde / oturuyordu.
Kayıhan, / pencerenin önünde / bu akşam / oturuyordu.
Bu akşam / pencerenin önünde / Kayıhan / oturuyordu.


b) Devrik cümle
Yüklemi sonda olmayan cümle, devrik cümledir. Devrik cümlelere
şiir dilinde daha çok rastlanır. Günlük konuşmalarda,
atasözlerinde ve deyimlerde de zaman zaman devrik cümleler
görülür. Cümlede yükle-min dışındaki ögelerin yer
değiştirmesi durumunda cümlenin kurallılığı bozulmaz. Ancak
yüklemin yeri değişirse cümle devrik olur:
"Bir kökte uzamış sarmaşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel."
(Âşık Veysel)
"Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce."
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Sensiz kaldım bu yerde.
Gülme komşuna, gelir başına.
Çocuktan al haberi.


2. YÜKLEMİNİN TÜRÜNE GÖRE CÜMLELER
Cümleler yükleminin türüne göre fiil cümleleri ve isim cümleleri

ol-mak üzere ikiye ayrılır:


a) Fiil cümlesi
Yüklemi çekimli bir fiil veya fiil grubu olan cümle, yükleminin
türüne göre fiil cümlesidir. Her türlü hareket, iş, oluş fiil
cümleleriyle karşılandığı için fiil cümleleri isim cümlelerine

göre daha çok kullanılır.
Yükleminin geçişli fiil olması durumunda, fiil cümlelerinde
cümle-nin bütün ögeleri bulunabilir. Fiil geçişsiz olursa
cümlenin nesnesi olma-yacaktır.
"İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor,
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda."
(Orhan Veli)
Başlarını göklere çarpmaktan, genellikle cüceler korkar.
(Cenap Şahabettin)
Allah size bir yüz vermiş; bir tane de siz eklemeyin.
(Shakespeare)
Mum, dibine ışık vermez. (Atasözü)


b) İsim cümlesi
Yüklemi ek-fiille çekimlenmiş bir isim veya isim grubu olan
cümle-ler, yükleminin türüne göre isim cümlesidir.
İsim cümleleri, genellikle özne ve yüklemden oluşur. İsim
cümle-lerinin olumsuzunu yapmak için değil ve yok kelimeleri
kullanılır. Ağzı var, dili yok.
"Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır."
(Rıza Tevfik Bölükbaşı)


"Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin.
Benim doğduğum köyler de güzeldi."
(Cahit Külebi)


"Ölmek değildir, ömrümüzün en feci işi
Müşkül budur, ölmeden evvel ölür kişi"
(Yahya Kemal)


Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir.


3. ANLAMLARINA GÖRE CÜMLELER
Anlamına göre üç çeşit cümle vardır:


a) Olumlu cümle
Yargının gerçekleştiğini bildiren cümleler, olumludur. Bu
cümlele-rin yüklemi varlık, olma veya bulunma bildirir:
Kurt kocayınca, köpeğin maskarası olur. (Atasözü)
Gerçek belirince yalan ortadan kalkar.
(Atatürk)
Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile de satılır.
(Seneca)
Beklediğimiz haber, nihayet geldi.
Yapısı bakımından olumsuz görünen bazı cümleler anlam
bakımın-dan olumludur. Cümlede iki olumsuz unsurun bulunması
cümlenin anlamını olumlu yapar:
Nasıl cevap vereceğini bilmiyor değildi. (=biliyordu)
Allah'tan korkmayan yoktur. (=herkes korkar)
Yapı bakımından olumsuz bazı cümleler soru yoluyla olumlu bir
anlam kazanabilir:
Siparişlerinizi getirmez olur muyum? (=getiririm)
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan değil midir?


b) Olumsuz cümle
Yargının gerçekleşmediğini, yapılmadığını bildiren cümleler,

anlam bakımından olumsuzdur.
Fiilden fiil yapan -ma-, -me- olumsuzluk eki, değil edatı ve yok
kelimesi cümleleri olumsuz yapan unsurlardır:
Bundan sonra kimseyi kandırmayacak.
Cebimde beş kuruş para yok.
"Bu güler yüzlü adam ben değilim."
(Cahit Sıtkı Tarancı)


Yapı bakımından olumlu olan bazı cümleler soru ekiyle olumsuz bir
anlam kazanabilir:
Matematik sınavından 95 almak kolay mı? (Kolay değil.)
Babamın yanında hiç sigara içebilir miyim? (İçemem.)


ne......ne bağlama edatıyla kurulan cümleler de anlam bakımından
olumsuzdur. Cümlede bu unsur varsa yüklem mutlaka olumlu olmalıdır:

"Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan, bir günahı
Seni beklediğim kadar."
(Necip Fazıl)


Ne sevenim var ne soranım var.


c) Soru cümlesi
Herhangi bir şeyi öğrenmek için soru unsurlarıyla kurulan
cümleler, soru cümleleridir. Soru cümleleri genellikle, soru eki mı

(mi, mu, mü) ile yapılır. Ayrıca hani, hangi, kim, kaç, nasıl,
ne, neden, niçin gibi soru kelimeleriyle de soru cümleleri kurulur.
Soru cümlesi olumlu veya olumsuz olabilir:
Doktor içeride mi?
Hangi konuyu anlamadınız?
Niçin bu kadar geç kaldınız?
Yeni sınav yönetmeliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Üniversitemizi nasıl buldunuz?
Cümlede soru eki hangi kelimeden sonra gelirse onu sorar:
Aybars mı dün arabasıyla geldi?
Aybars dün mü arabasıyla geldi?
Aybars dün arabasıyla mı geldi?
Aybars dün arabasıyla geldi mi?


Soru ekinin her zaman ayrı yazılması gerektiğini unutmayınız.


4. YAPILARINA GÖRE CÜMLELER
Yapılarına göre basit, birleşik, bağlı ve sıralı cümleler
olmak üzere dört çeşit cümle vardır:


a) Basit cümle
Tek yüklemi bulunan, tek yargı bildiren cümleler yapı bakımından
basit cümledir. Basit cümleyi belirleyen tek yüklemin, tek
yargının bulunmasıdır. Yüklem dışındaki diğer ögelerin
sayısı önemli değildir. Basit cümleler hem isim hem fiil cümlesi
olabilir. Türkçede cümleler genellikle basit yapılıdır:
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
Akıllı düşman, akılsız dosttan yeğdir.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Yapısında fiil ismi, sıfat-fiil, zarf-fiil veya bu tür kelimelerden

yapıl-mış kelime grupları bulunan cümlelerde bu unsurlar
bağımsız yargı bildirmedikleri için, böyle cümleler de yapı
bakımından basit cümle sayılırlar:
Bu kadar yolu yaya gitmek zor olabilir.
Gülü seven dikenine katlanır.
Ayaklarını sürüyerek yerine geçti.


b) Birleşik cümle
İçinde birden fazla yargının bulunduğu cümleler, birleşik
cümledir. Bu yapıdaki cümlelerde esas yargıyı üzerinde bulunduran

bir temel cümle ve bu temel cümleyi çeşitli yönlerden tamamlayan
yan cümleler bulunur.
Türkçede şartlı birleşik cümle, ki'li birleşik cümle ve iç
içe birleşik cümle olmak üzere üç çeşit birleşik cümle
vardır:


Şartlı birleşik cümle: İçinde şart kipi bulunan cümledir. Şart

kipi, diğer fiil çekimlerinden farklı olarak bitmiş bir hareket
göstermez, bir yargı ifade etmez. Bu sebeple şart kipiyle
bağımsız bir cümle yapılamaz.
Bu yapıdaki cümlede şart kipini taşıyan yardımcı cümle önce,
temel cümle sonra gelir. Şart cümlesi temel cümleyi genellikle
şart, zaman, sebep, benzetme gibi anlamlarla tamamlar ve temel
cümlenin zarfı olur:
Derslerine düzenli çalışırsan sınıfını kolay geçersin.
Pazar günü hava güzel olursa gezmeye gideceğiz.
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan."
(Yahya Kemal)
Ki'li birleşik cümle: Farsçadan dilimize giren ki bağlama
edatıyla yapılan birleşik cümledir. Ki edatı, çekimli bir fiilden

sonra gelince bağlama edatı olur. Bu cümlelerde ki edatına kadar
olan kısım asıl unsur; ki edatından sonraki unsur yardımcı
unsurdur. Bu sıralanış Türkçeye aykırıdır. Ki edatı
çıkarılınca cümle Türkçedeki sıralanışa uyar:
Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini. (Gözlerimin rengini
unuttuğu-nu duydum.)
Öyle insanlar vardır ki yaptıkları iyilikleri her fırsatta
söylemekten zevk duyar-lar. (Yaptıkları iyilikleri her fırsatta
söylemekten zevk duyan insanlar vardır.)
Ki'den önceki unsurun isim olması hâlinde ki, yardımcı cümleyi
asıl cümleye bağlamaz, asıl cümlenin yüklemini onun isim unsuruna

bağlar. Böyle cümlelerde söylenmese de anlamda bir değişiklik
olmaz:
Limon ki bol vitaminli bir meyvedir, kışın yetişir. (Limon bol
vitaminli bir meyvedir, kışın yetişir. / Bol vitaminli bir meyve
olan limon kışın yetişir.)
İç içe birleşik cümle: Bir cümlenin herhangi bir görevle başka
bir cümlede yer almasıyla meydana gelen birleşik cümledir. Araya
giren cümle, temel cümledeki anlamı tamamlayan yardımcı cümle
olarak nesne veya diğer unsurlardan birinin parçası olur:
Edebiyat öğretmeni "içinizde 'Han Duvarları'nı okuyan var
mı?" dedi.
Hayır, o değil, şu uzun boylu adam, dedi.


c) Bağlı cümle
Birden fazla cümlenin fakat, ama, ancak, lâkin, ve, veya gibi
edatlarla bir özneye bağlanarak oluşturduğu cümledir. Her biri
bağımsız cümle olan bu cümleler arasındaki ilgi, bağlama
edatlarıyla kurulmakta ve pekiştirilmektedir:
Konuşmayı erken öğrendim ama susmayı öğrenmem için yaşlanmam
gerekti.
Ölmek kaderde var, bize üzüntü vermiyor
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.
(Yahya Kemal)


ç) Sıralı cümle
Tek başına bağımsız yargı bildiren iki veya daha fazla cümlenin
bir anlam bütünlüğü içinde sıralanmasıyla kurulan cümlelerdir.

Yüklemleri çekimli fiil olan sıralı cümleler, birbirinden virgül
veya noktalı virgülle ayrılır:
Alacağını tahsil etmek için önce telefon etmiş, sonra biriyle
haber yollamış, olmayınca kendisi gitmek zorunda kalmıştı. Bu
sıralı cümlede yargı taşıyan telefon etmiş, haber yollamış,
zorunda kalmış yüklemlerini birbirine bağlayan -tı, kip ekidir.
Sıralı cümlede önceki yargılarda bu ek tekrar-lanmayıp son
yargıya doğru bir bağımlılık sağlanır. Böylelikle cümlenin
bitmediği de hatırlatılmış olur.
Aradaki ilginin ortak cümle ögeleriyle sağlandığı sıralı
cümleler bağımlı sıralı cümle; ilginin sadece anlam yönüyle
kurulduğu cümleler bağımsız sıralı cümledir:
Çetin, kantinde bizi bekliyormuş, hemen yanımıza geldi, kolumuzdan
tutup masasına götürdü. (Özne, ortaktır.)
Öğretmeni Aysel'i çağırıyordu; Aysel hiç oralı değildi.


CÜMLE ÇÖZÜMLEMELERİ
Cümlenin kuruluşunda yer alan kelime ve kelime gruplarını, cümleyi

oluşturan ögeleri ve bunların özelliklerini bilmek, kurallı ve
doğru cümle kurma becerisini geliştirmeye yardımcı olacaktır.
Aşağıdaki örnekleri incelerken kelime ve kelime grupları arasında

ilginin nasıl kurulduğuna, asıl ve yardımcı unsurların sırasına

dikkat ediniz.


1. Bileğin gücü, yürekten gelir.
gelir: yüklem
bileğin gücü: özne
yürekten: dolaylı tümleç (yer tamlayıcısı)
Yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre olumlu,
yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre fiil
cümlesidir.


2. Kabukta dolaşan böcek, meyvenin tadını alamaz.
alamaz: yüklem
kabukta dolaşan böcek: özne
meyvenin tadını: belirtili nesne
Cümle yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre olumsuz,

yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre fiil
cümlesidir.


3. Timsahın ağzını düşünen, kıymetli inciye kavuşamaz.
(Sâdi)
kavuşamaz: yüklem
timsahın ağzını düşünen: özne
kıymetli inciye: dolaylı tümleç
Bu cümle yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre
olumsuz, yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre fiil

cümlesidir.


4. Suçlar insanların yüzünde görünseydi, aynalar satılmazdı.
(P. Ustinov)
satılmazdı: yüklem
aynalar: belirtisiz nesne
suçlar insanların yüzünde görünseydi: asıl cümlenin zarf
tümleci göre-vindeki bu yan cümlenin ögeleri de şunlardır:
görünseydi yüklem, suçlar özne, insanların yüzünde dolaylı
tümleç.
Bu cümle yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre
olumsuz, yapısına göre şartlı birleşik cümle, yükleminin
türüne göre fiil cümlesidir.


5. Gençler grup hâlinde, yetişkinler ikişer ikişer, ihtiyarlar
yalnız yürürler.
Burada üç tane cümle vardır.
yürürler: (ortak) yüklem
gençler, yetişkinler, ihtiyarlar: Her biri ayrı ayrı öznedir.
grup hâlinde, ikişer ikişer, yalnız: ayrı ayrı, zarf
tümleçleridir.
Yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre olumlu,
yapısına göre bağımlı sıralı cümle, yükleminin türüne göre

fiil cümlesidir.
6. Brütüs'ün yaşadığı yerde Sezar ölmeye mahkûmdur.
(Schiller)
mahkûmdur: yüklem
Sezar: özne
Brütüs'ün yaşadığı yerde: dolaylı tümleç
ölmeye: dolaylı tümleç
Cümle, yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre olumlu,

yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre isim
cümlesidir.


7. Herkes insanlığı değiştirmeye çalışıyor, kimse kendini
değiştir-meyi aklından geçirmiyor.
Burada iki cümle vardır. Birinci cümlenin ögeleri:
çalışıyor: yüklem
herkes: özne
insanlığı değiştirmeye: dolaylı tümleç
İkinci cümlenin ögeleri:
aklından geçirmiyor: yüklem
kimse: özne
kendini değiştirmeyi: belirtili nesne
Bu cümle yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre
birincisi olumlu, ikincisi olumsuz, yapısına göre bağımsız
sıralı cümle, yükleminin türüne göre fiil cümlesidir.


8. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak
için kendisinde kuvvet bulacaktır. (Atatürk)
kuvvet bulacaktır: yüklem
Türk çocuğu: özne
kendisinde: dolaylı tümleç
ecdadını tanıdıkça: zarf tümleci
daha büyük işler yapmak için: zarf tümleci
Yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre olumlu,
yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre fiil
cümlesidir.
9. Yarın bambaşka bir insan olacağım, diyorsun niye bugünden
başlamıyorsun. (Epiktetos)
Bu cümle iç içe birleşik cümledir. Üç tane cümle vardır. Temel

cümlenin ögeleri:
başlamıyorsun: yüklem
(sen): gizli özne
niye: zarf tümleci (soru zarfı)
bugünden: zarf tümleci (zaman zarfı)
Yan cümlenin ögeleri:
diyorsun: yüklem
(sen): gizli özne
Yarın bambaşka bir insan olacağım: yan cümlenin belirtisiz
nesnesi.
Alıntı cümlenin ögeleri:
olacağım: yüklem
(ben) : gizli özne
yarın: zarf tümleci (zaman zarfı)
bambaşka bir insan: belirtisiz nesne
Bu cümle yükleminin yeri bakımından kurallı, yapısına göre iç
içe birleşik cümle, anlamına göre soru, yükleminin türüne göre

fiil cümlesidir.


10. Züleyha, dayısı ile babası arasında geçen bu konuşmayı
(aradan bu kadar sene geçmiş olmasına rağmen) gülmeden, kızmadan
hatırlayamazdı.
(Reşat Nuri Güntekin)
hatırlayamazdı: yüklem
Züleyha: özne
dayısı ile babası arasında geçen bu konuşmayı: belirtili nesne
gülmeden, kızmadan: zarf tümleçleri
aradan bu kadar sene geçmiş olmasına rağmen: edat grubu ara söz
olarak kullanıldığı için cümle dışı unsurdur.
Yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre olumsuz,
yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre fiil
cümlesidir.
11. Çobanı aslan olan koyun sürüsü, çobanı koyun olan aslan
sürüsünden daha iyidir. (Atasözü)
daha iyidir: yüklem
çobanı aslan olan koyun sürüsü: özne
çobanı koyun olan aslan sürüsünden: dolaylı tümleç
Bu cümle yükleminin yeri bakımından kurallı, anlamına göre
olumlu, yapısına göre basit cümle, yükleminin türüne göre isim
cümlesidir.


12. Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek
isteyebilirsin.
İki cümle vardır. Birinci cümlenin ögeleri:
çarpma: yüklem
(sen): gizli özne
çıktığın kapıyı: belirtili nesne
hiçbir zaman: zarf tümleci (zaman zarfı)
hızla: zarf tümleci (hâl zarfı)
İkinci cümlenin ögeleri:
isteyebilirsin: yüklem
(sen): gizli özne
geri dönmek: belirtisiz nesne

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages