adres ve ilgiler bulunur. Bütün resmî yazıların metin kısmına,
doğrudan doğruya işten söz edilmek suretiyle adres veya ilgi
satırının iki aralık altından başlanır. Hiçbir saygı kelimesi
kullanılmaz. Yazıların sonunda; ast kademelere yazılanlar için
rica ederim; üst kademelere yazılanlar için arz ederim; aynı
seviyedeki makamlara yazılanlar için arz ederim kelimeleri
kullanılır. Aynı yazının ast ve üst makamlara yazılması
durumunda arz ve rica ederim ifadesi kullanılır. Altı satır aralık
bırakıldıktan sonra sağ tarafa imza atılır. İmzanın altına
yazıyı imzalayanın adı ve soyadı (Aykar ŞENYÜZ örneğindeki
gibi) yazılır. Bunun altına makam adı, küçük harflerle
yazılır. Gerekirse kısaltma kullanılabilir.
4. Edebî mektuplar
Edebî mektuplar da esas itibariyle özel mektuptur. Ancak yazarları,
içerikleri ve anlatım şekilleriyle, içinde özel hususların az
olmasıyla, özel mektuplar içinde ayrı bir yer tutarlar. Bu tarz
mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir
olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür. Tanınmış yazarlar
birbirlerine yazdıkları mektuplarla fikir ve sanat olaylarını,
eserleri tartışırlar.
Hikâye ve roman türlerinde kahramanların hayatlarını, ruh
hâllerini, duygularını, düşüncelerini, anlayışlarını daha
etkili anlatmak için zaman zaman mektuplar araç olarak
kullanılmıştır. Hatta kahra-manların birbirlerine yazdıkları
mektuplardan oluşan romanlar da vardır.
Edebî mektup örneği
Üstadım efendim,
Askerliğim sırasında, yanılmıyorsam, ayak üstü şöyle
tanışmıştık, konuşmamıza bile fırsat olmamıştı. Aslında bu
mektubu yazma cesaretini o tanışmadan değil, çeşitli
yazılarınızın ve kitaplarınızın bendeki sağlam ve zengin
izleniminden alıyorum. Özellikle klâsik edebiyatımız üzerinde ne
zaman kafa yoracak olsam, hep aklıma siz gelirsiniz, her defasında
size yazmayı düşünürüm, her defasında da şu ya da bu
çekingenlikten vazgeçerim.
Bilmem yazdıklarımı izliyor musunuz, izliyorsanız, ulusal bir
bileşim için klâsik sanatımızdan, halk sanatımızdan
yararlanmamız gerektiği konusunda nasıl direndiğimi elbet
görmüşsünüzdür. Şimdilerde bir de dergi (Yelken) yönetiyorum,
bilmem haberiniz oldu mu, o dergide bu işi daha bilinçli olarak
yapmak, Frenk toprağındaki beşinci derece ozanları bilip de kendi
klâsiklerini bilmeden yetişen genç kuşaklara hiç değilse bunun
yolunu belli etmek için çırpınıyorum. Her sayıda divan
büyüklerinden bir, halk şiiri büyüklerinden bir şiir
yayımlıyoruz. Ayrıca bu konularda araştırmalar, incelemeler de
yayımlamak istiyoruz ama, doğru dürüst bu işi yapan yok. İşte bu
beni nihayet çekingenliği bırakıp size yazmaya zorladı, belki de
diye düşündüm, onun bir bildiği vardır, kendisi yapmasa bile bize
bu işi benden daha iyi bilen bir uzmanı salık verir. Zira bildiğim,
anladığım kadarıyla gazelleri, koşmaları seçen benim,
açıklamalar yapmaya kendimde yetki görmüyorum, öylece yayımlamak
yenilere pek bir şeyler söylemiyor ama, hiç değilse yüzyıllık
geleneksel sesi işitmiş oluyorlar. Ah, siz o büyük yetkinizle bize
ayda bir divan edebiyatından bir, halk edebiyatından iki şiir
seçiverseydiniz, yeniler için aydınlatıverseydiniz onları, ne iyi
olurdu! Hele klâsik büyüklerimiz üzerindeki incelemeleriniz nasıl
da ulusal bir birleşime varmak isteyen gençlere kılavuzluk ederdi.
Dergimiz tamamen amatör bir dergi olduğu için bütün bunları
istemek cesaretini doğrusu kendimde bulamıyorum, ama yazmadan da
edemedim işte.
Ayrıca yayımladığınız Karagöz adlı eser üzerinde de dergimiz
durmak istiyor. Bu konuda sizinle bir konuşma yayımlamak istedik ama,
soruları tespite kendimizde yetki görmedik, acaba bu önemli eserin
can alacak noktalarını okurlara duyuracak şekilde soruları kendiniz
hazırlayıp cevaplandırmak lütfunda bulunur muydunuz?
İhya olurduk.
Bu vesileyle saygı ve sevgilerimi yenilerim efendim.
Attila İlhan
5. Açık mektup
Herhangi bir düşüncenin (veya anlayışın) gazete (dergi,
televizyon, internet) aracılığıyla halka duyurulması amacıyla
yayımlanan mektuplara açık mektup denir. Açık mektupta işlenen
konu, sadece yazanı değil geniş kitleleri de ilgilendiren bir konu
olmalıdır.
DİLEKÇE
Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi
bir konuda bilgi vermek amacıyla resmî veya özel kurumlara/
kuruluşlara yazılan resmî yazıdır. Her Türk vatandaşının
resmî kurumlara dilekçe verme hakkı vardır ve bu hak anayasanın
teminatı altındadır.
Dilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
1. Dilekçe çizgisiz beyaz kâğıda (A4) yazılır. Teksir
kâğıdı, çizgili kâğıt veya yarım kâğıt kullanılmaz.
Dilekçe metni genellikle kısa olur. Ancak bazı özel durumlarda
kâğıdın ön yüzü yeterli olmazsa kâğıdın arka yüzüne
yazılmaz ikinci bir kâğıt kullanılır.
2. Dilekçe bilgisayarla, daktiloyla veya (mavi ya da siyah
mürekkepli) dolma kalemle yazılır. Tükenmez kalemle veya kurşun
kalemle dilekçe yazılmaz.
3. Dilekçe metni fazla uzun olmayacağı için yazı, sayfaya
bakışım kuralı dikkate alınarak güzel bir kompozisyonla
yerleştirilmelidir. (Yukarıda kâğıdın dörtte biri kadar, sol
tarafta en az 3 cm ve sağ tarafta 1 cm boşluk bırakılmalıdır.)
4. Dilekçeye sorunla ilgilenecek kuruma (veya makama) hitapla
başlanır. Hitaplar kurumun idarî yapısına uygun olmalı ve
eksiksiz yazılmalıdır: Ankara Valiliğine, Meram Kaymakamlığına,
Kayseri Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığına, Selçuk
Üniversitesi Rektörlüğüne, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığına,
Sarayönü Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğüne gibi.
Dilekçe büyük bir kurumda bir alt birimi ilgilendiriyorsa,
aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi, hitapta bu belirtilebilir:
T.C.
MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI
PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,
ANKARA
Hitap, satırı ortalayacak şekilde yukarıdaki örnekte olduğu gibi
yazılmalıdır. Makamın bulunduğu yer adı, büyük harflerle
hitabın altına sağ tarafa yazılır. Kurum ve kuruluş adlarına
getirilen eklerin kesme işaretiyle ayrılmadığına ve hitaptan sonra
virgül kullanıldığına dikkat ediniz.
5. Hitaptan sonra paragraftan itibaren dilekçenin metnine geçilir.
Kısa bir tanıtımdan sonra dilek (istek, sorun veya durum) yazılır.
Dilekçede ciddî, resmî ve saygılı bir üslûp kullanılır.
Yapılması istenen, talep edilen her neyse, en kısa şekilde fakat
tam olarak açıkça ifade edilir. Gereksiz ayrıntılara ve
kişiselliğe yer verilmez.
İsteğin yasalara uygun olmasına dikkat edilir.
Dilekçe metni (durumu bilgilerinize arz ederim, gereğini arz ederim,
tensiplerinize arz ederim... gibi) arz cümlesiyle tamamlanır. Üst
makama arz, ast makamdan rica edilir. Bu sebeple üst makamdan bir
istekte bulunurken rica ederim denmez.
6. Dilekçe metni tamamlandıktan sonra sağ tarafa (veya sağ üst
köşeye) tarih atılır. Tarihin altına dilekçeyi verenin adı
soyadı yazılır ve imzalanır. Bir dilekçede sadece bir kişinin
imzası olacağı, imzasız dilekçelerin geçersiz olduğu ve imzanın
okunabilecek nitelikte olması gerektiği unutulmamalıdır.
7. Dilekçe imzalandıktan sonra sol tarafa açık adres yazılır.
Dilek-çeyle birlikte verilen ekler varsa bunlar adresi yazdıktan
sonra ekler başlığı altında numara verilerek sıralanır. Evrakın
kaybolmaması için (varsa) ekler mutlaka belirtilmelidir.
Yukarıda sıralanan niteliklere uymayan dilekçelerin işleme
konulmayabileceğini unutmayınız.
Dilekçenin hangi makamda olduğunu takip edebilmek için ilgili
kurumca dilekçeye verilen kayıt numarası (gelen evrak defterindeki
sıra numarası) alınmalıdır.
Posta yoluyla ilgili kurumlara gönderilecek dilekçeler en azından
taahhütlü posta ile yollanmalıdır.
Aşağıdaki dilekçe örneğini inceleyiniz ve değişik konularda
yazılmış dilekçe örnekleri için kitabın sonundaki eke bakınız.
Dilekçe örneği
Konu: Yıllık izin isteği
İL MİLLî EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE,
KONYA
Müdürlüğünüz özlük işleri bölümünde çalışıyorum. 2001
yılına ait yıllık iznimi 15 Haziran-06 Temmuz 2001 tarihleri
arasında kullanmak istiyorum.
Gereğini arz ederim.
ADRES
05. 06. 2001
S. Çelebi Mah.
Yasin BAYAR
Erenkaya Cad. Nu.: 5/16
(İmza)
42070 Selçuklu / KONYA
DAVETİYE
Toplantı, konferans, seminer, gezi, nişan, düğün, açılış gibi
tören ve etkinliklere katılması istenen kişilere bu etkinliği
duyurma ve davet amacıyla yazılan kısa yazılardır. Davetiyeler
genellikle özel olarak hazırlanmış davetiye kartlarına matbaada
bastırılır ve seçilen kartın davetin niteliğine uygun olmasına
özen gösterilir.
Bir davetiye metninde kimin, kimi, nereye, ne zaman, niçin
çağırdığı eksiksiz olarak yer almalıdır. Adresin özellikle
açık yazılmasına dikkat edilmelidir. (Varsa, telefon numarasını
yazmakta yarar vardır.) Davetin türüne göre özel olarak
belirtilmesi gereken hususlar varsa bunlar da belirtilmelidir:
Davetiyenin kaç kişilik olduğu, çocuk getirilip getirmeyeceği,
özel kıyafet giyilip giyilmeyeceği, yemeğin olup olmadığı,
ulaşım imkânı, programın süresi, davete cevap istenip
istenmediği gibi. (LCV kısaltmasının açılımı; lütfen cevap
veriniz şeklin-dedir.)
Davet edilen kişiye programda (açılış yapmak, nikâh şahitliği
yapmak, oturum başkanlığı yapmak gibi) özel bir görev verilecekse
bu durumun belirtilmesi şarttır.
Davet; toplantı veya resmî bir programla ilgiliyse davetiyeye gündem
yazılabilir.
Davetiye örnekleri
Şimşek ve Yıldız
Aileleri
Aybeniz ile Türker’in evlenme törenlerini teşriflerinizi saygıyla
arz ederler.
Esengün – Baybora Güntülü – Erol
Not : Yemeklidir. LCV
Tarih : 08.08.2001 Saat: 19.00
Adres : Şölen Düğün Salonu
Ergenekon Cad. Nu.: 19
Kılıçaslan / İZMİR
Telefon: 0 232.317 26 49
ATATÜRK KÜLTÜR-DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU
TÜRK DİL KURUMU BAŞKANI
Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN
Kurumumuz aslî üyesi Doç. Dr. Nejat BİRİNCİ’nin vereceği
“Millî Mücadele Dönemi Şiiri” adlı konferansa şeref vermenizi
diler.
Tarih : 10 Şubat 1996, Saat: 14.30
Yer : Türk Dil Kurumu Konferans Salonu
Atatürk Bulvarı, 227 Kavaklıdere / ANKARA
ÖZ GEÇMİŞ
Herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından özel bir amaçla istenen
ve kişinin hayatını, yeteneğini, iş yapma gücünü ortaya koyan
(belgeleyen) tanıtım yazısına öz geçmiş denir.
Öz geçmiş, genellikle bir işe başvuru sırasında adaylar
hakkında ön bilgiler edinmek üzere işveren konumundaki kişi veya
kurumlarca istenmektedir. Bazen de personelin tanıtımı için
hazırlanan kataloglarda veya web sayfalarında kullanılmak üzere öz
geçmiş istenmektedir.
Başvurulan işin niteliğine göre istenen bilgilerde bazı
farklılıklar olmakla birlikte öz geçmişte, kimlik bilgileri,
eğitim durumu, iş deneyimi ve kişisel başarılar gibi bilgiler yer
alır. Bazı kurumlar, öğrenmek istedikleri bilgileri içeren hazır
formlar kullanmaktadırlar. (Aşağıda örnek olarak düzenlenmiş öz
geçmiş formu verilmiştir.) Hazır formların kullanılmadığı
yerlerde öz geçmiş yazılırken, özellikle belirtilmesi gerekenler
dikkate alınır ve kişinin kendi üslûbuna göre yazılır. Verilen
bilgiler kadar bilgilerin sunuluş biçiminin de önemli olduğu
unutulmaz; bir başkasının öz geçmişine bakarak aynı üslûpla
öz geçmiş yazılmaz.
Öz geçmiş yazarken öz geçmiş isteğinde bulunan kurumun
(kuruluşun veya kişinin) amacı bilinmeli ve sadece bu amaca
yarayacak bilgiler kısa, açık, doğru ve abartısız bir üslûpla
yazılmalıdır. Öz geçmişte yer alan bilgilerin belgelendirilebilir
olmasına özen gösterilmelidir. İsteniyorsa (son zamanlarda
çekilmiş) bir fotoğraf da öz geçmişe eklenebilir.
Öz geçmiş, sayfa düzenine, imlâya ve noktalamaya da dikkat
edilerek sağlam cümlelerle özenle hazırlanmalıdır. Bu özen, her
hâliyle ilgilerce hissedilmelidir. Öz geçmişin kişinin doğru ve
olumlu tanınabilmesi bakımından ilk adım olduğu unutulmamalıdır.
Öz geçmiş örneği
ÖZ GEÇMİŞİM
18.01.1964 tarihinde Konya’da doğdum. 1976’da Yapıcı
İlkokulunu, 1979’da Selçuklu Ortaokulunu, 1982’de Cumhuriyet
Lisesini bitirdim. 1982 yılında kazandığım Yıldız Teknik
Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü 1987 yılında
ikincilikle bitirdim.
Askerlik görevimi 1989 yılında tamamladıktan sonra Asya Makine’de
çalışmaya başladım. 1992 yılında başmühendis oldum. Aynı yıl
yeni mekanik sistemler konusunda araştırma yapmak üzere Almanya’ya
gönderildim. Bu konuda iki yıl araştırma yaptıktan sonra güç
aktarımıyla ilgili bir proje yaptım ve Almanca öğrendim. 1994’te
Almanya’dan döndüm ve aynı fabrikada Ar-Ge uzmanı olarak
çalışmaya başladım. Hâlen aynı iş yerinde çalışmaktayım.
Evli ve iki çocuk babasıyım. Kitap okumaktan ve basketbol oynamaktan
hoşlanırım. İyi derecede İngilizce ve Almanca biliyorum. Autocad
çizim programıyla tasarımlar yapacak derecede bilgisayar
kullanabiliyorum.
(İmza)
Alperen ŞİMŞEK
Öz geçmiş formu örneği
Kişisel bilgiler
Adı soyadı
:........................................................
Doğum yeri ve
tarihi :........................................................
Medenî durumu : Evli ( ) Bekâr ( ) Diğer ( )
Askerlik durumu : Yaptı ( ) Yapmadı ( ) Muaf ( )
Sürücü belgesi : Yok ( ) Var ( ) Sınıfı ( )
Eğitim bilgileri Yer Tarih
İlkokul
:.........................................................
Ortaokul
:.........................................................
Lise :.........................................................
Üniversite
:.........................................................
Yüksek
lisans :.........................................................
Doktora
:.........................................................
Yabancı dili ve derecesi :.............Orta ( ) İyi ( )
Çok iyi ( )
Bilgisayar bilgisi
:.........................................................
İş deneyimi
Kurum veya kuruluş adı : Görevi Başlama tarihi Ayrılma
tarihi
....................................... .............
..................... .....................
....................................... .............
..................... .....................
....................................... .............
..................... .....................
Nitelikler, beceriler
Sertifikaları
:........................................................
Yapılan
projeler
:........................................................
Ödülleri
:........................................................
Yayınları
:........................................................
İlgi
alanları
:........................................................
Kişisel
özellikler
:........................................................
Amaç :........................................................
Bilgi alınabilecek
kişiler
:........................................................
Haberleşme
adresi :........................................................
.........................................................
İLÂN ve REKLÂM
Belli bir hedef kitleyi ilgili oldukları konuda bilgilendirmek
amacıyla el ilânı, gazete, dergi, radyo, televizyon veya internet
aracılığıyla duyurmaya yarayan açık, kısa yazılara ilân
(duyuru) denir.
İlânlar konunun niteliğine göre özel veya resmî olabilir. İlân
ister resmî ister özel olsun kısa, açık, anlaşılır ve dikkat
çekici olmalıdır. Özel ilânlar; toplantı, satılık eşya,
gayrimenkûl, iş, eleman ihtiyacı, kayıp, ölüm vb. gibi konularda
daha çok verilir. Resmî ilânlar ise (çoğunlukla) resmî
kurumların personel veya malzeme ihtiyacını karşılamak, bazı
kararları, ihaleleri duyurmak amacıyla verilir.
İlân örneği
Sürücü belgemi kaybettim. Hükümsüzdür.
Necati Uyanık
Reklâm
Firmaların ürettikleri malı pazarlamak amacıyla dergi, gazete,
duvar afişleri, radyo, televizyon, internet gibi araçları kullanarak
yaptıkları kısa tanıtımlardır. Reklâmdan amaç bir ürünün
çok satılmasını sağlamak olduğu için reklâmlar; doğru olmalı,
müşteriyi yanıltmamalı, dikkat çekici olmalı, kısa fakat ilginç
olmalıdır. Reklâmcılık günümüzde pek çok bilim dallarından
yararlanan ve geliri çok olan bir iş kolu hâlini almıştır.
D. MANZUM YAZILAR
ŞİİR
Edebî eserler içinde en fazla yazılan ve okunan türlerdendir.
Neredeyse hemen her şairin kendine göre bir şiir anlayışı olduğu
için herkesin kabul edebileceği bir şiir tanımı yapmak zordur.
Şairlerin bir kısmı şiiri felsefî boyutuyla değerlendirirken,
bazıları şiirde anlam aramanın gereksizliği üzerinde durur,
bazıları şiiri amaca ulaşmak için bir araç olarak görür.
Şiiri, insanda güzel duygular uyandıran, onu bir ruh hâlinden
başka bir ruh haline götüren; ölçülü, kafiyeli (veya serbest)
sanatlı sözler olarak tanımlamak mümkündür. Ölçülü, kafiyeli
fakat edep sınırları aşan anlatımları şiir tanımına dâhil
etmek yanlış olur.
Hakkında güzel sözler söylenebilecek hemen her olay, her eşya, her
düşünce, duygu ve hayâl... şiire konu olabilir. Bu bakımdan
şiirin konusunu sınırlamak zordur. Şiirler genellikle biçim
özellikleri ve konularına göre (gazel, kaside, mesnevi, rubai,
şarkı, türkü, koşma -güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt-,
mani, ninni, destan vb. gibi) farklı isimlerle adlandırılırlar.
Şiirin klâsik anlayışla konularına göre beşe ayrılması gelenek
hâlini almıştır:
1. Lirik şiirler: Toplumun hemen her kesimini ilgilendiren
sevinç
veya acı gibi ortak duyguların veya aşk, ayrılık, özlem gibi
bireysel duyguların coşkulu bir tarzda işlendiği şiirlere lirik
şiir denir. Eski Yunan edebiyatında bu tarz şiirler lir denen bir
sazla söylendiği için böyle adlandırılmıştır. Bizim
edebiyatımızda halk âşıklarının (veya halk şairlerinin)
söylediği şiirlerin çoğu liriktir.
2. Kahramanlık şiirleri: Bir milletin hayatında önemli izler
bırakan (büyük göçler, savaşlar, doğal afetler vb. gibi)
olaylarla yiğitlik, kahramanlık, mertlik, yurt sevgisi gibi
konuların destan havası içinde işlendiği şiirlere kahramanlık
şiirleri (epik şiir) denir.
3. Öğretici şiirler: Bilim, sanat, felsefe, din, ahlâk gibi
alanların kurallarını, temel ilkeleri öğretmek ve öğüt vermek
amacıyla yazılan şiirlere öğretici şiir (didaktik şiir) denir.
4. Dramatik şiirler: Heyecan veya üzüntü veren konuların
tiyatro
(dram, trajedi, komedi) tarzında işlendiği şiirlere dramatik şiir
denir.
5. Pastoral şiirler: Tabiat güzelliklerini, çoban ve kır
hayatını
işleyen şiirlere pastoral şiir denir. Bunlar içinde doğrudan
doğruya kır hayatının güzelliğini işleyen kısa şiirler idil;
birkaç çobanın kır hayatı, aşk vb. konular üzerinde
karşılıklı konuşmaları tarzında yazılanlara eglog denir.
(Eglog, Türk edebiyatında hemen hemen hiç kullanılma-mıştır.)
Şiir örnekleri
GENÇLİK
Anlattı erenler: Bir bahar değil,
Âşıkın ömründe bin bahar varmış.
Hicranla ağaran bu saçlar değil,
Sevgisiz kalan kalb ihtiyarlarmış...
Sorardım sırrını hiç düşünmeden:
Bu fani gönlümün sevinci neden?
Beni günden güne meğer genç eden
Daima değişen maceralarmış!
Gönlümde kovalar eskiden beri
Sarışın kumralı, kumral esmeri.
Dolmadan boşalmaz birinin yeri.
Gönlümde, anladım, her dem baharmış
Faruk Nafiz Çamlıbel
.
ANADOLU GERÇEĞİ
Yalın ayaklarınla koştun mu tarla tarla...
Duydun mu çıplak toprağın, çıplak insanın yasını?
Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla...
Yaşadın mı bir yağmur duasını?
Bozbulanık ırmaklarda çimdin mi?
Kulak verdin mi yürekten kavala, saza?
Bir ipek seccâde üstünde gibi, huzurla...
Durdun mu toprakta namaza?
Bilir misin köylerde akşam olunca
Çekilir el-ayak ortalıktan...
Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı.
Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan:
Kurbağa feryatları, köpek ulumaları...
Geceleri süt kokan, gübre kokan evlerin
Topraktır hep damları, duvarlarıysa kerpiç.
Seferberlik yıllarını dinlerken ürpererek
Tandır başlarında uyudun mu hiç?
Kış günleri trenlerle geçtin mi uzak köylerden
Gördün mü dehşetini tipinin karın?...
Çektin mi hiç acısını istasyonlarda
Tandır ekmeği satan, yumurta satan
Yarı çıplak çocukların?...
Kılığın kıyafetin sarmadı beni
Söylediğin türküler bizim türkümüz değil.
Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
İnsanlar selâmını esirgemeden
Savuş git içimizden
Yavuz Bülent Bâkiler
YOSMA
Bir yâr sevdim, etekleri yeldirme,
Yeldirir sallanı sallanı kâfir...
Sakın dedim, kimselere bildirme!
Bildirir sallanı sallanı kâfir...
Ağına düşmüşüm artık çarnaçar,
Ben ondan kaçamam, o benden kaçar.
Ağlasam, çapkınca karşıma geçer,
Güldürür, sallanı sallanı kâfir...
Hesabı, kitabı şaşırdım çoktan...
Bu bir işve değil, belâdır Hak’tan!
Aklıma düştü mü gece yataktan
Kaldırır, sallanı sallanı kâfir...
O çeşmeye gelir, sabrım son hadde.
Cilve kitabına girmez bu madde!
Bir küçük testiyi yarım saatte
Doldurur, sallanı sallanı kâfir...
Sıtkı’m, olan olmuş bize âlemde,
Âşığa kurtuluş yoktur bu demde
Görmesem ölürüm, fakat görsem de,
Öldürür, sallanı sallanı kâfir!..
Bekir Sıtkı Erdoğan
İŞTE GİDİYORUM ÇEŞM-İ SİYAHIM
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım,
Önümüze dağlar sıralansa da.
Sermayem derdimdir servetim ahım,
Karardıkça bahtım karalansa da.
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda.
Ötmek istiyorum viran bağlarda,
Ayağıma cennet kiralansa da.
Bağladım canımı zülfün teline,
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzunî’nin berbat haline,
Mervanın elinde parelense de.
Âşık Mahzunî Şerif
BAYRAK
Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın,
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun,
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da bana da yer ver !..
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar;
Yurda ay-yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün,
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün,
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim;
Yeryüzünde yer beğen,
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!..
Arif Nihat Asya
NAZAR
Gece, Leylâ’yı ayın on dördü,
Koyda tenha yıkanırken gördü.
“Kız, vücudun ne güzel böyle açık!
Kız yakından göreyim sahile çık!”
Baktı etrafına ürkek ürkek,
Dedi: “Tenhada bu ses n’olsa gerek?”
“Kız, vücudun sarı güller gibi ter!
Çık sudan kendini üryan göster!”
Aranırken ayın ölgün sesini,
Soğuk ay öptü beyaz ensesini.
Sardı her uzvunu bir ince sızı;
Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
Soldu, günden güne, sessiz, soldu!
Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!”
Tâ içindendi gelen hıçkırığı,
Kalbinin vardı derin bir kırığı.
Yattı, bir ses duyuyormuş gibi lâl.
Yattı, aylarca devam etti bu hâl.
Sindi simâsına akşam hüznü,
Böyle, yatakta görenler yüzünü,
Avuturlarken uzun sözlerle,
O susup baktı derin gözlerle.
Evi rüzgâr gibi bir sır gezdi,
Herkes endişeli bir şey sezdi.
Bir sabah söyledi son sözlerini,
Yumdu dünyaya elâ gözlerini;
Koptu evden acı bir vaveylâ,
Odalar inledi: “Leylâ! Leylâ!”
Geldi köy kızları, el bağladılar...
Diz çöküp ağladılar, ağladılar!
Nice günler bu şeâmetli ölüm,
Oldu çok kimseye bir gizli düğüm;
Nice günler bakarak dalgalara,
Dediler: “Uğradı Leylâ nazara!”
Yahya Kemal Beyatlı
SÖZÜN ÖZÜ
Yazılı kompozisyon türleri birbirlerine benzer özellikleri
sebebiyle ortak bazı başlıklar altında toplanabilir. Buna göre,
hikâye, roman, tiyatro, senaryo, masal, fabl, hatıra, günlük, gezi
yazısı, haber ve röportaj olay yazıları; makale, fıkra, deneme,
sohbet, eleştiri düşünce yazıları; inceleme, hayat hikâyesi,
monografi, portre, rapor, bildiri, tutanak, fezleke
araştırma-inceleme yazıları; mektup, dilekçe, davetiye, öz
geçmiş, ilân, reklâm mektup türü yazıları; şiir ise manzum
yazıdır.
Yazılı kompozisyon türlerinden bazılarını tanımlarıyla
özetleyelim:
Yaşanmış veya yaşanması mümkün olayların okuyucuya haz verecek
şekilde anlatıldığı kısa edebî yazılara hikâye (öykü);
olayların yer ve zaman belirtilerek etraflıca anlatıldığı, uzun
edebî yazılara roman; hikâye veya romana konu olabilecek olayların
seyirciye sahnede temsilî olarak da gösterilebilmesi için sahne
tekniğine uygun olarak yazılan edebî yazılara tiyatro; toplum
hayatında önemli görevler üstlenmiş, toplumu ilgilendiren önemli
olayları bizzat yaşamış kişilerin bu olayları duyurmak için
sanat değeri taşıyan bir üslûpla yazdıkları yazılara hatıra;
herhangi bir konuda bilgi vermek, bir gerçeği ortaya koymak, bir tezi
kanıtlamak veya bir düşünceyi savunmak amacıyla kaleme alınan ve
temel ögesi fikir olan yazılara makale; bir yazarın herhangi bir
konu hakkındaki kişisel görüş, anlayış ve düşüncelerini
kanıtlama gereği duymadan hoş bir üslûpla yazdığı, kısa fikir
yazılarına fıkra; düşüncelerin fazla derinleştirilmeden,
muhatapla konuşuyormuş hissini verecek üslûpla yazıldığı fikir
yazısına sohbet (söyleşi); herhangi bir konuda kesin yargılara
varılmadan, kişisel düşüncelerin kendi kendisiyle konuşuluyormuş
gibi bir üslûpla kaleme alındığı yazılara deneme; bir sanat veya
düşünce eserinin zayıf ve güçlü yönleri göz önünde
bulundurularak gerçek değerini belirleme amacıyla yapılan inceleme
sonucunun anlatıldığı yazılara eleştiri; herhangi bir konuyu,
olayı veya durumu incelenmekle görevlendirilen kişi veya kişilerin,
yaptıkları araştırmanın sonuçlarını ilgili yere bildirmek
üzere yazdıkları inceleme yazılarına rapor; bilim, fikir ve sanat
adamlarının kendi alanlarıyla ilgili bir konuda bir yenilik
getirmek, özgün bir buluşu ortaya koymak ve akademik amaçlı bir
toplantıda bunu sunmak üzere, akademik bir üslûpla
hazırladıkları bilimsel yazılara bildiri (tebliğ); toplantı,
konferans, seminer, gezi, nişan, düğün ve açılış gibi tören ve
etkinliklere katılması istenen kişilere bu etkinliği duyurma ve
davet amacıyla yazılan kısa yazılara davetiye denir.
KAYNAKLAR
Ağca, Hüseyin; Sözlü Anlatım, Gündüz Eğt. Yay., Ankara, 1999.
____________; Yazılı Anlatım, Gündüz Eğt. Yay., Ankara, 1999.
Carneige, Dale; Söz Söyleme ve Kendine Güvenme, (Çev. N.Akkaya),
İstanbul, 1967.
Demiray, Kemal; Sözlü ve Yazılı Anlatım-Kompozisyon, İstanbul,
1955.
Emir, Sabahat; Örneklerle Kompozisyon Yazma Sanatı, İstanbul, 1968.
Gariboğlu, Kemal; Örnekli Edebiyat ve Kompozisyon Bilgileri, Ankara,
1964.
Göçgün, Önder; Güzel Konuşma Sanatı, Günce Yay., Ankara, 2000.
Gülensoy, Tuncer; Türkçe El Kitabı, Akçağ Yay., Ankara, 2000.
Kantemir, Enise; Yazılı ve Sözlü Anlatım, Engin Yay., Ankara,
1997.
Karaalioğlu, S. Kemal; Sözlü-Yazılı Kompozisyon Konuşmak ve
Yazmak Sanatı, İnkılap ve Aka, 12. basım, İstanbul.
Korkmaz, Zeynep, Orya; Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, Ankara,
1995.
Korkud, Refik; Yazmak ve Konuşmak Sanatı, Ankara, 1970.
Kudret, Cevdet; Örneklerle Edebiyat Bilgileri 1-2, İstanbul, 1980.
Muallimoğlu, Nejat; Güzel ve Tesirli Konuşma, İstanbul, 1957.
Özdemir, E., Binyazar, A; Yazmak Sanatı Kompozisyon, İst., 1969.
Özön, M. Nihat; Yazmak Sanatı ve Kompozisyona Giriş, İstanbul,
1960.
Par, Arif Hikmet; Plânlı Yazma Sanatı, İstanbul, 1968.
Sarıca, S., Gündüz, M.; Güzel Konuşma ve Yazma Kompozisyon,
İstanbul, 1988.
Tansel, F. Abdullah; İyi ve Doğru Yazma Usûlleri I-II; İstanbul,
1985.
Tellioğlu, Cevdet; Güzel Konuşma Pratiği, İstanbul, 1998.
İmlâ Kılavuzu, Türk Dil Kurumu Yay., Ankara, 2000.
Yavuz, Kemal, Orya; Üniversite Türk Dili ve Kompozisyon Dersleri,
İstanbul, 1996.
Zülfikar, Hamza; Yüksek Öğretimde Türkçe Yazım ve Anlatım,
Ankara, 1977.
SORULAR
1. Bilim kurgu veya kurmaca tarzında yazılan eserlere roman
denilebilir mi? Tartışınız.
2. Okuduğunuz bir eserin veya yazının türünü nasıl tespit
edersiniz?
3. Masallardaki olağanüstülükler günümüzün gerçeklerine göre
değerlendirilirse bugünün çocukları için yeni masalların
yazılmasına ihtiyaç var mıdır? Tartışınız.
4. Türk masallarını diğerlerinden ayıran karakteristik özellikler
nelerdir?
5. Gazete sahiplerinin başyazar transfer etmelerini nasıl
yorumlarsınız?
6. Bir romanın incelemesi hangi ölçütlere göre yapılır?
7. Değişik alanlarda ve konularda yazılan raporların ortak
özellikleri nelerdir?
8. Resmî yazılarda “arz ve rica ederim” ifadesi hangi durumda
birlikte kullanılır?
9. Düğün davetiyelerinde, anlatım bozukluğu olmaması için davet
cümlesi yazılırken neye dikkat edilmelidir?
10. Özel mektup yazmak yerine elmek göndermenin veya ICQ, MSN, Mirc
gibi yazılımlar aracılığıyla sohbet etmenin (!) anlatım
yeteneğinin geliştirilmesine (!) katkısı var mıdır?
Tartışınız.
11. Özgeçmiş yazarken belli bir şablon kullanmak yerine herkesin
kendine ait bir üslûp seçmesi neden önemlidir?
12. Hayat hikâyesi (otobiyografi) ile portre arasındaki benzerlikler
nelerdir?
13. Gezi yazılarının günümüzde ilginçliğini kaybettiği
söylenebilir mi? Niçin?
14. Basın yayın organlarıyla iletilen haberlerin iyi bir haberin
özelliklerini taşıyıp taşıma-dığını tartışınız.
15. Jean-Jacques Rousseau, çocuklara fabl okumayı uygun bulmaz. Bu
düşüncenin doğruluğuna katılıyor musunuz? Niçin?
16. Evlerimizde edebî eserlerden oluşan kütüphanelerimizin
olmayışını nasıl yorumlarsınız?
17. Nasrettin Hoca fıkralarını diğerlerinden ayıran özellikler
nelerdir?
18. Son yıllarda Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Âkif Ersoy, Necip
Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı vb. gibi çok tanınmış
şairler yetişmemesini nasıl yorumlarsınız?
22. UYGULAMA
Adı soyadı :......................................
..../..../
20....
Numarası :......................................
Bölümü :......................................
Okulu :......................................
Orhan Veli’nin manzum biçimde anlattığı, Nasrettin Hoca’ya ait
aşa-ğıdaki fıkrayı hikâye ediniz, niteliklerine uygun bir
başlık koymayı unutma- yınız.
KIYAMET
Hoca’nın güzel bir kuzusu varmış.
Hani ahbaplık bu ya,
Bütün dostları göz koymuş kuzuya.
Kesmek için bir fırsat ararlarmış.
Hoca’ya gelmiş demişler ki bir gün,
“Hoca, yarın öbür gün
Kıyamet kopacakmış.”
Hoca dalgayı çakmış,
Amma bozuntuya vermemiş yine;
Cümlesinin bakmış hâllerine.
Onlar demiş: “Madem ki günler sayılı,
Ne diye tadını çıkarmamalı?
Gel şu kuzuyu keselim, yiyelim;
Bâri şu son günü gün eyleyelim.”
Kesmişler kuzuyu, gitmişler kıra,
Güle oynaya, bağıra çağıra...
Talihlerine de güzel bir günmüş,
Hepsi orada soyunmuş, dökünmüş;
Göle gidip suya gireceklermiş...
Elbiselerini Hoca beklemiş.
Onlar yokken Hoca, elbiseleri
Toplayıp bir güzel ateşe atmış,
Aleviyle de kuzuyu kızartmış.
Göldekiler dönmüş gerisin geri.
Esvaplarını sormuşlar Hoca’ya.
Hoca, topunu alarak alaya:
“Ben” demiş, “onları ateşe attım,
Aleviyle de kuzuyu kızarttım.
Hem esvabın var mı artık lüzumu?
Yarın sabah kıyamet kopmuyor mu?
Orhan Veli
23. UYGULAMA
Adı soyadı :......................................
..../..../ 20....
Numarası :......................................
Bölümü :......................................
Okulu :......................................
A. 1. Özelliklerini iyi bildiğiniz herhangi bir eşyayı (veya yeri)
tasvir ediniz. (Duyulardan yararlanmaya özen gösteriniz.)
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
2. Hoşunuza giden bir fıkrayı diyalog özelliklerine dikkat ederek
yazınız.
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
...............................................................................................................................
B. Resmî bir kurumun memuru olduğunuzu varsayarak, aynı derecedeki
bir başka memuriyete geçme isteğinizi belirten bir dilekçe
yazınız.
...............................................................................
...............................
..............................................................................................................
...........................................................................................................................
...........................................................................................................................
...........................................................................................................................
...........................................................................................................................
.................................... ..........................
....................................
..............................................
....................................