Dilin temel görevi aynı dili konuşan insanlar arasında anlaşmayı
sağlamaktır. Anlatılmak istenilenler dilin kurallarına uygun olarak
açık, yalın, anlaşılır biçimde ifade edilirse anlaşma tam olur.
Aksi hâlde yanlış anlaşılmalar, söyleyiş yanlışları ve
anlatım bozuklukları ortaya çıkar.
Dile gereken önem verilmediği için dilin yapısı, kuralları, söz
varlığı yeterince bilinmiyor. Sezgiye dayalı anlama yolu seçilerek
söylenen değil söylenmek istenen üzerinde duruluyor. Buna bir de
yanlış kulla-nımların basın, yayın araçlarıyla çabucak
yayılması eklenince her geçen gün yeni bir anlatım bozukluğu
ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple anlatım bozukluklarının hepsini
örneklemek mümkün değildir. Burada sık yapılan yanlışlıklar
üzerinde durulacaktır.
Anlatım bozuklukları, genellikle iyi bir cümlenin niteliklerini
taşı-mayan cümlelerde görülmektedir.
İYİ BİR CÜMLENİN NİTELİKLERİ
1. Mantık ve bilgi bakımından doğruluk
2. Dil bilgisi bakımından doğruluk
3. Açıklık
4. Duruluk
5. Yalınlık
6. Akıcılık
Bu niteliklere uymayan cümlelerde görülen anlatım bozuklukları
kısaca şöyle özetlenebilir:
1. MANTIK VE BİLGİ BAKIMINDAN DOĞRULUK
Cümlenin düşünce, mantık ve bilgi bakımından doğruluğu
tutarsız-lıklardan, düşünce eksikliklerinden ve bilgi
yanlışlıklarından arındırıl-masıyla mümkündür.
Mantık yanlışlığı olan cümle örnekleri:
Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğreteceğim.
Kaderde bir köşe başında ölü olarak uyanmak da var.
Herkes ellerime sarıldı, yüzlerimi öptü.
Baharın en güzel aylarından biridir nisan, mayıs.
Beni duymayan arkadaşlar lütfen ellerini kaldırsın.
Trafik kazasında hayatını kaybedenlere baş sağlığı dilendi.
Cenazede sayıları on binin üzerinde yedi bin güvenlik görevlisi
vardı.
Galatasaray 2 – 0 yenilgiden 3 – 0 öne geçti.
Bu çikolatanın yarısı benim, yarısı Çiğdem’in öteki yarısı
da senin.
İlerleyen saatlerde tekrar birlikte olacağız.
Bu oyunun yarısı % 90 kafayla ilgilidir.
Alıcı kılığındaki polislere yakalandı.
“…ilk beyitleri verilen üç dörtlüğün…”
Geçtiğimiz hafta bir toplantı yapıldı. (Zaman yerinde duruyor biz
mi geçiyoruz yoksa geçen zaman mı? Doğrusu geçen hafta
olmalıdır.)
Sigara, adamı öldürür. Ölen adamın ise hayatının önemli bir
kısmı gitmiş demektir.
“Haftalık olarak yayımlanan gazetenin sayfa sayısı 8 – 12
arasında değişmektedir.”
İfade kesinliği de bazen cümlelerin düşünce veya bilgi
bakımından yanlışlığına yol açar:
Yahya Kemal’in “Han Duvarları” adlı şiir kitabı çok
güzeldir. (Han Duvarları Yahya Kemal’in değil Faruk Nafiz
Çamlıbel’in bir şiir kitabıdır.)
Selçuk Üniversitesinde 75.000 öğrenci (?) okuyor.
Arabada hava yastığı varsa hiçbir şey olmaz.
Kesin olarak bilinmeyen durumların veya olayların ifadesinde galiba,
yanılmıyorsam, herhalde, zannedersem gibi ihtimal anlamı taşıyan
bir kelime söyle-nirse yalancı durumuna düşülmez: “Selçuk
Üniversitesinde, yanılmıyorsam, 75.000 öğrenci okuyor.” gibi.
Konunun olumlu ve olumsuz yönleri göz önünde bulundurularak
bütün, daima, en çok, hepsi, herkes, hepsi, her zaman, hiç, hiç
kimse gibi genel anlamlı kelimeler dikkatli kullanılmalıdır:
Herkes müzik dinlemekten hoşlanır.
Okulda başarılı olan herkes hayatta da başarılı olur.
Bugün derse kimse gelmedi.
Sen beni hiç dinlemezsin ki.
2. DİL BİLGİSİ BAKIMINDAN DOĞRULUK
Cümlenin kuruluşunda yer alan kelime ve kelime grupları dilin
kurallarına göre oluşturulmalı, ögeler birbiriyle uyum içinde
bulunmalı, cümlede eksiklik olmamalıdır. Cümlenin dil bilgisi
bakımından yanlış-lığına sebep olan anlatım bozukluklarını
şöyle sıralayabiliriz:
a) Yapılışları yanlış olan kelimeler
Dilimize Arapçadan çokluk biçimiyle giren beyanat (beyanlar), efkâr
(fikirler), erzak (rızıklar), enbiya (nebiler, peygamberler), evliya
(veliler), maruzat (arz edilenler) gibi kelimeler zaten çokluk
bildirdiklerinden bunların Türkçe çokluk ekiyle (-lar, -ler) ikinci
kez çokluk yapılması yanlıştır.
Dilde olmayan gramer biçimleriyle kelimeler oluşturmak da
yanlıştır:
abicim (ağabeyciğim), alıkoyulan (alıkonulan), alolaşırız
(telefonlaşırız), ayıpsın (ayıp ediyorsun), bakkalcı (bakkal),
bi drink aliim (bir şey içeyim), bissürü (bir sürü), cep to cep
(-), cepleşiriz (-), cevaplamak (cevaplandırmak), çekilebilinir
(çekilebilir), çirkinletmek (çirkinleştirmek), demincek (demin),
dolayında (dolaylarında), erdemliği (erdemliliği), free takıl-
(-), fulle, ful yap (doldur, tamamla), geçebilemedi (geçemedi),
gidebilemedi (gidemedi), güzelletmek (güzelleştirmek), hacın
(haccın), hanımdan muhtar (hanım muhtar), haremlik (harem), icad ol-
(icad olun-, icad edil-), iptal ol- (iptal edil-), kaçtırıldı
(kaçırıldı), kardeşâne (kardeşçe), kasapçı (kasap), koktur-
(kokut-), madden (maddeten), manavcı (manav), napcaz (ne yapacağız),
ne ki (ne var ki), özelliklen (özellikle), pahalılatmak
(pahalılaştırmak), redetti (reddetti), sericen (sereceksin), sordu
kine (sordu ki), sormiyyim (sormayayım), sorurdur (sorar), takıl bana
(benimle gel), tayin ol- (tayin olun-, tayin edil-), vericeyiz
(vereceğiz), verilebilinir (verilebilir), yaparaktan (yaparak),
yeyildi (yenildi) gibi.
Hâl eklerinden birini diğerinin yerine kullanmak da yanlıştır:
beni bi çay yap (bana bir çay yap), Selçuklu mağazamız saat
22.00’a kadar açıktır., nereyesun (neredesin) gibi.
b) Yardımcı fiillerin yanlış kullanılması
yap- fiilinin yardımcı fiilmiş gibi kullanılması, başka fiillerin
yerine kullanılması, gerekmediği hâlde kullanılması ve et-
yardımcı fiilinin yanlış kullanılması anlatım bozukluğuna yol
açar:
ayar yap-( ayarla-), bekleme yap- (bekle-), bülten yap- (bülten
çıkar-), dedikodu yap- (dedikodu et-), dersini yap- (dersini ver-),
konuşma yap-(konuş-), dönüş yap- (dön-), yemek yap- (yemek
pişir-), etki et- (etkile-), film yap- (film çevir-), gecikme yap-
(gecik-), kuşku et- (kuşkulan-), şüphe et- (şüphelen-), umut et-
(um-) gibi.
Son zamanlarda bilhassa batı dillerinden yapılan yanlış çevriler
sebebiyle yap- fiilinin yanlış kullanılması gibi al- fiili de
yardımcı fiilmiş gibi kullanılmaya başlanmıştır: banyo al-,
duş al-, çay al- (çay iç-), istek al- (isten-), kahve al-, yenilgi
al- (yenil-) vb. gibi.
c) Eksiklik
Özellikle birleşik cümlelerde ve sıralı cümlelerde ögelerden
herhan-gi birinin eksik olması anlatım bozukluğuna sebep olur.
Aşağıdaki cümlelerde parantez içine alınan kelimeler
asıllarında yazılmadığı için anlatım bozukluğu vardır. Bu
cümlelerdeki anlatım bozuklukları paran-tez içindeki kelimelerin
yazılmasıyla giderilebilir:
Sen içeri (giriyorsun) ben dışarı doğru çıkıyorum. (yüklem
eksikliği)
Ekonomik kriz böyle devam ederse ben işimden (olacağım) sen de
parandan olacaksın. (yüklem eksikliği)
Sigarayı az, (içerim) içkiyi hiç içmem. (yüklem eksikliği)
Teselliyi içkide arıyordu ama (içki) hiçbir işe yaramıyordu.
(özne eksikliği)
Çocukların oyun oynayacak yerleri yoktu, bu sebeple (çocuklar)
sokakta oynuyorlardı. (özne eksikliği)
K. D. ın bankası kapatıldı ve (kendisi) hapse atıldı. (özne
eksikliği)
Hastanın kanlı gömleğini çıkarıp ( ) soydu. (neyi, kimi soydu?)
Kanserin tedavisini artık bulalım ve (kanseri) yenelim. (nesne
eksikliği)
Dişçi, çürük dişi çekip (çocuğu) eve yolladı. (nesne
eksikliği)
Kitabın yeni baskısında yanlışlıklar düzeltilerek (kitap)
yeniden basılmış. (nesne eksikliği)
Aybike’nin tehlikede olduğunu ben de biliyordum ve (onu) uyardım.
(nesne eksikliği)
Hukuk Fakültesinin inşaatı eylülde bitecek ve (bina) hizmete
açılacak. (nesne eksikliği)
“Öztelli, eserin yazılış tarihine bakarak 17. yüzyıla
bağlanmaktadır.” (nesne eksikliği)
Yaralılarla konuşan ve (gazetecilere) bilgi veren Sağlık
Bakanıdır. (dolaylı tümleç eksikliği)
Her zaman bizi güler yüzle karşılar, (bize) şeker verirdi.
(dolaylı tümleç eksikliği)
ç) Uyumsuzluk
Sağlam bir cümlede kelime ve kelime grupları ile ögeler arasında
uyum vardır. Cümledeki ögeler arasında veya kelime grupları
arasında bazen dil kurallarının bilinmemesinden kaynaklanan
uyumsuzluklar görülür. Bu uyumsuzluklar genellikle, özne-yüklem
uygunsuzlu-ğundan, nesne-yüklem uyumsuzluğundan ve tamlama
yanlışlarından kaynaklanır. (Özne-yüklem uygunluğu için bkz. s.
217)
Erbay ve Gürdal bu yıl sınava girecek.
“Karahanlı Türkçesi, XIV. yüzyılda gelişerek, Cengiz Han’ın
ikinci oğlunun adı ile Çağatay devletini kurarak, Çağatay
Türkçesi ismi altında, Çağatayca ve edebiyatını meydana
getirir.”
“Toplantıların, gerek İstanbul’daki gerekse Ankara’daki
bölümlerinin açılışları düzenleme kurullarının
başkanlarıyla bazı önemli kişilerin konuş-malarıyla başlamış,
sonra oturumlara geçilmiştir.”
“Eğitim kurumlarını müfredat programlarına Karaca Oğlan’ın
şiirleri de incelenecek metinler olarak yer almaktadır.” (SS)
Resmi ve İş Mektupları (Resmî Mektuplar ve İş Mektupları)
“Hangi tür konuşma olursa olsun herhangi bir konuşmada başarılı
olmak için bir takım hazırlıklar yapmak ve bazı kurallara
uyulmalıdır.”
ne.......ne bağlama edatı kullanılan cümlede yüklem olumsuz olursa
anlatım bozukluğu meydana gelir:
Çocuğun ne annesi yokmuş ne babası.
“Dahası, ne o nezahet ve nükte ne de edep ve terbiye artık
kalmamış; argo, yerini yavaş yavaş küfürlere bırakmıştır.”
Nesne alması gereken (geçişli) fiilden önce nesnenin
kullanılma-ması hâlinde, nesne-yüklem uyumsuzluğu olur. Sıralı
veya bağlı cümlelerde geçişsiz (nesne almayan) fiili takip eden
cümlenin geçişli (nesne alan) fiille kurulması hâlinde nesne
mutlaka kullanılmalıdır:
Trafik kurallarına uyun, (uymayanları) uyarın.
Herkes uyanıkken siz uyumayın, (uyuyanları) uyandırın.
Sıfat tamlamalarında sıfat ile nitelenen veya belirtilen isim
arasında anlam bakımından mutlaka bir uyum olmalıdır:
Bunlar akıllı işlerdir. (Akıllı sıfatı, iş ismine uygun
değildir.)
Geçen yıl sıfır kollu elbiseler modaydı.(kolsuz elbise)
Sıfır hatayla projesini tamamladı. (Projesini hatasız tamamladı.)
Sıfatların veya zarfların derecesini göstermek üzere kullanılan
çok, daha, en, pek gibi zarfların yerine korkunç, dehşet,
inanılmaz, felâket, müthiş gibi olumsuz anlamlı kelimelerin
kullanılması yanlıştır:
Babam manyak para gönderiyor.
Korkunç güzel bir programdı. (Korkunç olan, güzel değildir.)
Şarkılarınızı inanılmaz güzel buluyorum.
Müthiş konserimize bekliyoruz. (müthiş: dehşetli, korkunç)
Birkaç, her, herhangi bir gibi kelimeler veya sayı isimleri sıfat
tamla-masının tamlayanı olursa isim mutlaka teklik olmalıdır:
birkaç iyi adam, her zaman, herhangi bir anlayış; iki masa, beş
öğrenci, bin konut gibi.
Beşevler, Çifte Minareler, Kırk Haramiler, Üç Kuyular, Üç
Silâhşorlar, Yedi Cüceler gibi özel isim hâline gelenler
müstesnadır.
İsim tamlamaları ve sıfat tamlamalarında eksik unsurların
bulunması da uyumsuzluktan kaynaklanan anlatım bozukluklarına sebep
olur:
Yaklaşık 80 (santimetre) ya da 1 metre çapında bir daire çizin.
Ben diyeyim 25 (gün) siz deyin bir ay sonra terhis oluyorum.
Yabancı dil yayınlar (ı) merkezi.
Kamu Personel (i) Seçme Sınavı (ÖSYM, Ankara, 2002)
Küllük, Tekin’in birbiri ardınca yaktığı sigara (-ların)
izmaritleriyle dolmuştu. (Tamlayan eki kullanılmazsa yakılan, sigara
izmaritleri olur.)
İptal edilen sınav (-ın) tartışması gündemdeki yerini hâlâ
koruyor. (Tamlayan eki kullanılmazsa iptal edilen sınav değil,
sınavın tartışması olur.)
Nevşehir’de ve Niğde’nin Bor ilçelerinde bu yıl patatesten iyi
bir verim alınamadı. (ilçelerinde yerine ilçesinde yazılmalı)
Dekan ve bina sorumlusu sınav salonlarını kontrol ettiler. (ve
yerine ile yazılmazsa dekan sorumlusu ve bina sorumlusu gibi bir anlam
çıkar.)
d) İmlâ ve noktalama yanlışları
Söylenmek istenen ile yazılanın aynı anlamda olması için imlâya
dikkat edilmeli ve noktalama işaretleri yerli yerinde
kullanılmalıdır.
Yine aşık olmuş.(aşık: eklem yerindeki kemik, âşık: seven)
Bu yıl karınızı ortaklarınızla paylaştınız mı? (Bu yıl
kârınızı ... biçiminde yazılmazsa paylaşılan kâr olmaz.)
Farklı hizmet, karlı alış veriş.(Farklı hizmet, kârlı alış
veriş.)
Kendisini taktir ediyoruz.(taktir: damıtma, takdir: beğenip değer
verme)
Bir kelimenin kendinden sonra gelen kelimeyle yapı ve anlam
bakı-mından ilgisi olmadığını göstermek için virgül işareti
konur:
“Genç doktora şikâyetini anlattı.” cümlesinde anlatım
bozukluğu yoktur. Genç ve doktor kelimeleri arasına virgül
konmadığı için genç kelimesi doktorun sıfatı olarak
kullanılmıştır. Bu cümlede genç sözü özne olarak
kullanılacaksa genç kelimesinden sonra virgül işareti mutlaka
konulmalıdır.
Aşağıdaki örneklerde virgül işareti kullanılmadığı için
cümlelerde belirsizlik vardır:
Gürültüden ürktüğü için Ali Ağa eşeğine yollu küfürler
savurdu.
Benim gibi çalışmazsan kazanamazsın.
e) Dizgi yanlışlarından kaynaklanan anlatım bozuklukları
Gazetelerde, dergilerde, kitaplarda, televizyonlarda; metni bilgisa-yar
ortamına aktaranların veya dizgiyi yapanların yazdıkları konuyla
ilgili bilgilerinin eksikliğinden ya da dikkatsizliklerinden
kaynaklanan yanlışlıklara özellikle son zamanlarda fazla
rastlanmaktadır. Sorumlu-luk yazının sahibine ait olduğu için
-bilhassa- kitaplar baskıya verilme-den önce yazarı tarafından
dikkatli bir şekilde gözden geçirilmeli ve gerekli düzeltmeler
yapılmalıdır. Bir matematikçi için (+) yerine (-) konulması; bir
kimyacı için (H2O) yerine (H2) yazılması ne kadar büyük bir
yanlışsa, Türkçe için de bir harfin eksik, fazla veya yanlış
yazılması o derecede önemlidir. Aşağıdaki örnekler dil ve
kompozisyon kitaplardan alınmış olup kaynakları mahfuzdur:
Noktalama kuralları
ISBN numarası
İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve
hârici bedbahlar olacaktır.
“Aşağıdaki bunlardan ikisi örnek olarak verilmiştir.”
Bu sahada sere veren yazarlar arasında...
Eğer kütüphanenin kapasitesi verilen konu için eterli değilse
araştırma-dan beklenen sonuç da yeterli olmaz.
Edebî Türk Kavramı ve Bu Türlerde Türk Diliyle Verilmiş Örnekler
Bu bahiste, yalnız yapım ekleri incilenecektir.
Cümlenin öğeleri
Davetiye, genellikle özel olarak hazırlanışı, kartlara, çeşitli
yazı tipleri ile matbaalarda bastırılır.
İnsanlar ancak ana dillerinin derinliklerine nüfus edebilir.
Kelimelerin yanlış yerlerden hecelere ayrılması da büyük bir
yanlışlıktır: bir-inin, ver-ilen, yer-inde
3. AÇIKLIK
Cümlede anlatılmak istenenin dinleyen veya okuyan tarafından kolayca
anlaşılmasına açıklık denir. Açık olmayan cümlelerde
anlatıl-mak istenenler bazen az çok anlaşılır fakat çoğu zaman
cümlede ne söylenmek istendiği belli değildir. Aşağıdaki
cümlelerde açıklık olma-dığı için ne söylenmek istendiği tam
olarak anlaşılamamaktadır:
Bu kopyaları Burçin hazırlamıştır onu çekecek arkadaşlar için.
Sen resim yapmayı benden çok seviyorsun.
Sınav sonucuna itiraz süresi 15 nisanla 17 nisan arasında sona
erecek.
“Ayrıca, ağız ile ilgili tezlerle köy ve kasaba monografisi
olarak hazırlanan bazılarında Karaca Oğlan ile ilgili şiirlere ve
onunla ilgili hikâyelere yer verildiği de görülmektedir.”
— S. D. in vücudunda estetik (ameliyat) var mı?
— Hayır, vücudunda hiç estetik yok. (Bu ifadeden vücudunun güzel
olmadığı anlamı da çıkabilir.)
Kelimelerin yerli yerinde kullanılmaması, öge eksiklikleri,
kelimelerin yanlış kullanılması, virgül işaretinin uygun yere
konmaması, anlamca çelişen sözlerin bir arada kullanılması gibi
hususlar cümlenin açıklığını engeller.
a) Sıra yanlışlığı
Cümlede önce gelmesi gereken unsurların sonra, sonra gelmesi
gerekenlerin önce gelmesi durumunda anlatım bozukluğu ortaya
çıkar. Bu yanlışlık, zarf olarak kullanılması gereken
kelimelerin sıfat görevinde kullanılması hâlinde daha çok
görülür. Aşağıdaki örneklerde anlatım bozukluğunu gidermek
için koyu yazılan kelime veya kelime grupları ( )
işaretiyle gösterilen yerlerde kullanılmalıdır:
80 bin civarında göz taramasından geçirilmiş ( ) hastamız var.*
Yolu Sultanahmet’e düşenler ( ) Fransız Müzesinde sergilenmekte
olan Fransız ressamların eserlerini görebilirler.*
Uykusuz yola ( ) çıkmayın.
Alkollü araç kullanmayın. (Aracı, alkollü kullanmayın.)
Programımız için aldığınız yaraları ( ) gösterir misiniz?*
En doğal vatandaşın ( ) hakkını koruyamıyorlar.*
Dünya televizyonları tekrar tekrar vurulan sivilleri ( )
gösteriyor.*
Mobilyalarınız ücretsiz evinize ( ) teslim edilir.
Y. Dershanesi herkesi ücretsiz üniversite sınavına ( )
hazırlıyor.
Su gibi şarapların ( ) içildiği düğünde olay çıktı.
Yeni eve ( ) geldim. (evin sıfatı söylenmek istenmiyorsa)
Mazeretsiz sınava ( ) girmeyenler az değildi.
Dünyanın ilk üç bıçaklı ( ) traş makinesi.
Ben sizin çok kıyafetinizi ( ) beğeniyorum.
50’ye yakın Alman parlâmentosundan ( ) insan vardı orada.*
Çırılçıplak gazetecilere ( ) yakalanan M.U. olay çıkardı.
(gazeteciler çırılçıplak değilse)
Barış görüşmelerin uzaması savaşta ( ) askerin daha çok
ölmesine sebep oldu.
b) Anlamca çelişen sözlerin birlikte kullanılması
Anlamları birbiriyle çelişen sözlerin aynı cümlede kullanılması
an-latım bozukluğuna yol açar:
Bu soğukta mutlaka sizler de üşüyor olmalısınız.
Eminim seninle güreşmek onun için de kolay değildi galiba.
Az da olsa kendimi tümüyle suçlu hissediyorum.
c) Anlamda aykırılık
Eş anlamlı kelimeleri uygun olmayacak biçimde birbirinin yerine
kullanmak bozukluğuna sebep olur:
Komutan gidince askerler kafasız kaldı. (baş)
Halının üzerine kara mürekkep döküldü. (siyah)
Tanrıya ısmarladık. (Allaha ısmarladık)
Allah misafiri. (Tanrı misafiri)
Kız milleti değil mi? (-)
Bir kelimenin kendi anlamı dışında kullanılması yanlış
anlaşılmalara ve anlatım bozukluklarına yol açar. Bu
yanlışlıklar kelimelerin anlamı tam olarak bilinmediği zaman daha
çok ortaya çıkmaktadır:
Beni de düş kırıklığına uğrattın. (hayâl)
Ne hayâllerle başlamıştık bu işe. Birlikte az mı çile
paylaştık. (çektik)
Böyle çıplak nasıl şarkı söylenir, bilmem.* (sazlar olmadan)
Reklâm aramız var şimdi onu izleyelim.
Talihsiz bir kaza sonucu araba devriliyor.
Sel felâketinde ölü kaybı yoktur.
Çok üzgün bir haberle bültenimizi sonluyoruz.
Mehmet Âkif ölümünün 15. yılında törenlerle kutlandı.
Bize çok iyi misafirlik gösterdiler.
Dinleyicilerimiz bu programları tepkileriyle desteklesinler.
Caddeleri kapsayan bu çamur bir an önce temizlenmeli.
Çocuğa baskı yapılması onu çekimser kılar.
Çocuğun üstü başı çamurla bezenmişti.
Tevfik Fikret yaşantısının son dönemlerini bunalım içinde
geçirmiştir.
Bu olay onun hasta olmasını sağladı.
O gece şehrin ortasında bir ölü ölmüştü.
Bu hastalıkta ölüm şansı oldukça yüksektir.
ç) Atasözleri ve deyimleri yanlış kullanmak
Atasözleri ve deyimler, kalıplaşmış sözler olduğu için eş
anlamlı-larıyla bile olsa bu sözlerdeki kelimeler değiştirilmez ve
anlamına uygun olmayan yerlerde kullanılmaz:
Atalarımız “zaman, nakittir” demişler. (vakit)
Sütten dili yanan ayranı üfleyerek içer. (yoğurdu, yer)
Kafa kafaya vermeyince taş yerinden oynamaz. (Baş başa)
Matematikten geçtiğini öğrenince etekleri tef çalmaya
başladı.(zil)
Kurt kocayınca ayının maskarası olurmuş. (köpeğin)
Yangına ateşle gitti. (körükle)
Anlayana sivrisinek az. (Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul
zurna az.)
4. DURULUK
Bir cümlede gereksiz kelimelerin kullanılmamasına duruluk denir.
Böyle bir cümleden kelime çıkarılırsa anlamda daralma olur.
Duruluğu engelleyen başlıca yanlışlıklar şunlardır:
Fazlalık
Bir cümlede aynı görevi yerine getiren birden fazla kelime veya ekin
bulunması hâlinde gereksiz kelime ve şekil kullanılmış demektir.
Böyle cümlelerden kelime çıkarılması anlamda daralmaya yol
açmaya-cağı gibi anlatımı rahatlatır:
Hoşça kalın diyorum size.
Bir cümle daha söylemek isteyeyim. (Bir