YAPI BİLGİSİ.1

67 views
Skip to first unread message

aysup...@hotmail.com

unread,
Apr 15, 2006, 2:28:55 PM4/15/06
to turkdilikonuları
YAPI BİLGİSİ


Türkçenin yapım ekleri, çekim ekleri ve bunlarla ilgili
özelliklerine geçmeden önce kök, gövde ve ek terimlerinin
açıklanmasında yarar vardır:


KÖK
Dildeki varlık, kavram ve eylemlerin adları olan, anlamlı en
küçük birim, köktür. Türkçede genellikle tek heceli olan
kökler, dilde önceden beri vardır. Kökler, yalnız başlarına
kullanılabildiği gibi eklerle de kulla-nılabilir.
Türkçede ister isim kökü ister fiil kökü olsun bütün kökler
her zaman kelime başında bulunur ve (zamir çekiminde kök
ünlüsünün değişmesi dışında) ek alma sırasında bazı ses
değişiklikleri sayılmazsa kelime köklerinde biçim değişikliği
olmaz: ben-e > bana, sen-e > sana; güç-ü > gücü; sev-gi-li,
dağ-cı-lık; de- > di-yor.
Kullanım alanına yapım veya çekim ekiyle çıkan bütün
kelimelerde kökler açık olarak görünür. Yani çekim ve yapım
ekleri kelimeden ayrıldıktan sonra geride kalan dil birliği bir
anlam ifade eder: bak-ı-ş-mış-lar, genç-lik-ten. Fakat bazı isim
ve fiil kökleri, uzun zamandır yalnız başlarına
kullanılmadıkları için bir kısım yapım ekleriyle kalıplaşmış

olarak bulunurlar. Bu tipteki kökleri de karşılaştırma yoluyla
tespit etmek mümkündür: bek-le-, bek-çi, çap-kın, sav-cı, yed-ek

vb.
Türkçedeki kelimeler, isim soyundan kelimeler ve fiil soyundan
kelimeler olmak üzere iki ana grupta toplandığı için kelime
kökleri de anlamlarına göre isim kökleri ve fiil kökleri olmak
üzere ikiye ayrılır:


İsim kökleri
Varlık veya kavramları karşılayan kökler isim kökleridir. İsim
köklerinin karşıladığı nesneler veya kavramlar tek başlarına
düşünü-lerek zihinde canlandırılabilir. Bu özelliğiyle isim
kökleri tek başlarına kullanılabilir: alt, dağ, deniz, el, genç,
gök, ilk, kar, kök, taş, Türk, üst vb.
Fiil kökleri
Eylemleri karşılayan köklerdir: al-, bak-, bul-, çalış-, gel-,
sor-, oku- vb.
Fiil kökleri, buradaki örneklerde olduğu gibi kendilerinden sonra
kısa çizgi çekilerek yazılmalı ve bu yazılış (al-, bak-) almak,

bakmak şeklinde okunmalıdır. Aksi hâlde, emir kipinde teklik ikinci

kişiye göre çekimlenmiş olurlar.
Fiil kökleri, nesnelere veya kişilere çekim ekleriyle bağlanmak
suretiyle kullanım alanına çıktığı için isim kökleri gibi tek
başlarına kullanılamazlar. Emir kipinin ikinci teklik kişiye göre
çekiminde fiil kökleri, eksiz olarak kullanım alanına çıkmış
gibi görünüyor. Fakat burada da ø ekle bir çekim söz konusudur:
(sen) oku ø, (sen) sor ø, (sen) yaz ø.
Varlıkları, kavramları ve eylemleri karşılayan isim ve fiil
kökleri, birbirinden tamamen farklı dil birlikleri olduğu için
ortak kök olamazlar. Barış, boya, güven, sıva, savaş, şiş, tat,

toz, yama... örnekleri hem isim hem fiil kökü gibi görünmektedir.
Ancak kelimelerin etimolojisi araştırıldı-ğında bunların
asıllarının fiil olduğu anlaşılacaktır.
Yansıma kelimelerin köklerini bu iki gruptan birine dâhil etmek
gerekirse bunları isim kökü olarak göstermek gerekir: gürültü,
horultu, patlama, haykırmak, vızıldamak.
bin (isim, 1000) / bin- (fiil); göç (isim) / göç- (fiil); güven
(isim) / güven- (fiil); on (isim, 10) / on- (fiil); sap (isim, balta
sapı) / sap- (fiil); var (isim) / var- (fiil); yaz (mevsim adı) /
yaz- (fiil); yüz (isim, 100) / yüz- (fiil) gibi örnekler sesteş
kök olarak gösterilebilir.


GÖVDE
Kelime köklerinden yapım ekleriyle türeyen, geniş köklerdir.
Gövde, anlam ve kullanılış yönüyle kök gibidir. İsim
köklerinden isim ve fiil gövdeleri; fiil köklerinden fiil ve isim
gövdeleri yapılabilir. Dört çeşit yapım ekinden dört çeşit
gövde yapılır:
İsimden yapılmış isim gövdesi: aş-çı, av-cı, çağ-daş,
köy-lü vb.
İsimden yapılmış fiil gövdesi: baş-la-, boş-a-, bun-a-l-,
tür-e- vb.
Fiilden yapılmış fiil gövdesi: gör-ü-ş-, piş-i-r-, tara-n-,
yaz-dır- vb.
Fiilden yapılmış isim gövdesi: aç-ı-k, giy-i-m, kaç-ak, ver-gi,
yığ-ı-n vb.


EK
Kelimelerin yapısında yer alan, tek başına anlamı olmayan,
görevini ve anlamını getirildiği köke göre kazanan biçimlerdir.
Yapı yönüyle sondan eklemeli bir dil olan Türkçede, yeni
kelimele-rin türetilmesinde ve dile işleklik kazandırmada ekler,
çok önemli bir görevi yerine getirirler.
Türkçede ekler, yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki
grupta toplanır:
YAPIM EKLERİ
Türkçede, yeni kelimeler türetmenin vazgeçilmez unsurlardan biri
yapım ekleridir. Yapım ekleri, kelime köklerine ve gövdelerine
gelerek dilin anlatım yeteneğini genişleten, dili zenginleştiren
yeni kelimelerin türetilmesinde görev alırlar. Türetme, kökteki
anlamla ilgi kurularak bir düzen içinde dilin kanunlarına göre
gerçekleştirilir. Matematik gibi kuralları çok sağlam olan
dilimizde esasen her köke her türlü ek getirile-bilir. Ancak dil
mantığı buna izin vermez. Yapım eklerinin türetme göre-vi
dışında kelimeye kattığı anlam incelikleri de vardır. Bu yüzden

bir ek, aynı türden bütün kelimelere getirilmez.
Türetme görevini üstlenen yapım ekleri, aynı derecede işlek
değildir. Meselâ, fiil köklerine gelerek fiil isimleri (mastar)
yapan -mak, -mek eki istisnasız bütün fiillere gelirken fiilden isim

yapan -van eki yay-van gibi bir iki örnekte görülür. İşlek
olmayan ve daha çok bazı kelimelerde kalıplaşmış olarak bulunan
bu tipteki ekler, yeni kelimeler türetmeye pek elverişli değildir.
İsme getirilen yapım eki, fiile getirilmez. Yazılışları,
söylenişleri aynı olan yapım eklerini karıştırmamak gerekir.
Türetilen kelime isme ait bir çekim eki alıyorsa kelimeye getirilen
son yapım eki, isim yapma ekidir. Kelime, fiile ait bir çekim eki
alıyorsa kelimedeki son yapım eki, fiil yapmıştır. Bu ayrımı
cümlede kullanış biçiminden de anlamak mümkündür: sür-ü-den
kelimesinde -ü eki fiilden isim yapmıştır. Kelime isme
dönüşmeseydi ayrılma (-den) hâli eki getirilemezdi. sür-ü-dü-k
örneğinde ise -ü eki fiilden fiil yapmıştır.
Bir eke ait birden fazla biçimin bulunması (bazı istisnalar
dışında) Türkçedeki eklerin genellikle ünlü ve ünsüz
uyumlarına uymasından kaynaklanmaktadır: -dır, -dir, -dur, -dür;
-tır, -tir, -tur, -tür.
Çekim eklerinde (bir-i-si, hep-i-si gibi bazı istisnalar dışında)
aynı gruptan iki veya daha fazla ek üst üste gelemez. Ancak yapım
ekleri için böyle bir sınırlama yoktur: yaz-dır-t-tır-ı-l-an.


Türkçenin yapım ekleri;
a) İsimden isim yapma ekleri,
b) İsimden fiil yapma ekleri,
c) Fiilden fiil yapma ekleri,
ç) Fiilden isim yapma ekleri olmak üzere dört gruba ayrılır.
A. İSİMDEN İSİM YAPMA EKLERİ
İsim tabanlarından yeni anlamlı başka isimler türetmede
kullanılan eklerdir. İşlek olarak kullanılanlardan bazıları
aşağıda örnekleriyle bir-likte sıralanmıştır:


1. -lık, -lik, -luk, -lük
a) Yer isimleri yapar: orman-lık, saman-lık, taş-lık,
zeytin-lik,
kum-luk, odun-luk, çöp-lük, gül-lük, kömür-lük vb.
Dut-luk, Et-lik, İncir-lik, Yumurta-lık. (Burada özel isim olarak
kulla-nılmıştır.)
b) Sıfatlar yapar: ay-lık (ücret), baklava-lık (un),
bayram-lık
(elbise), dolma-lık (biber), gömlek-lik (kumaş), hediye-lik (eşya),

mevsim-lik (iş) vb.
c) Alet, araç, gereç isimleri yapar: baş-lık, kulak-lık,
sabah-lık, diz-lik, gece-lik, gelin-lik, sebze-lik, buz-luk, tuz-luk,
yağmur-luk, ön-lük vb. (çaydan-lık, iğneden-lik, yağdan-lık
örneklerinde ise –lık ile aynı işlevdeki Farsça –dan ekinden
sonra gelmiştir.)
ç) Meslek ve meslek aşaması gösteren adlar yapar: avukat-lık,
işçi-lik, demirci-lik, kılavuz-luk, gözlükçü-lük; asistan-lık,

binbaşı-lık, doçent-lik, general-lik vb.
d) Rütbe ve makam isimleri yapar: bakan-lık, başkan-lık,
kaymakam-lık, komutan-lık, vali-lik, müdür-lük, rektör-lük vb.
e) Soyut isimler ve durum isimleri yapar: aç-lık, arkadaş-lık,

ayrı-lık, çocuk-luk, delikanlı-lık, erkek-lik, genç-lik,
güven-lik, güzel-lik, ihtiyar-lık, iyi-lik, kadın-lık,
kardeş-lik, koca-lık, temiz-lik, vicdansız-lık, yolcu-luk vb.
f) Sayı isimlerinden sonra o sayının toplu olarak bulunduğunu
bildiren isimler yapar: altı-lık, beş-lik, bin-lik, on-luk,
dört-lük, yüz-lük vb.
g) Renk isimlerine getirilince, o rengin yaygın olarak
bulunduğunu
bildiren isimler yapar: beyaz-lık, kara-lık, kırmızı-lık,
mavi-lik, mor-luk vb.
h) Ana-lık, baba-lık, evlat-lık, oğul-luk gibi kelimelerde
üveylik
anlamı katar.
ı) Bağlılık ve özellik anlamı katan adlar yapar:
akılcı-lık,
sağcı-lık, devrimci-lik, gerici-lik, milliyetçi-lik, solcu-luk,
toplumcu-luk, Atatürkçü-lük vb.


i) Aç-lık tok-luk, az-lık çok-luk, bağ-lık bahçe-lik,
var-lık
yok-luk, bir-lik beraber-lik, dir-lik düzen-lik, gül-lük
gülistan-lık örneklerindeki gibi ikile-meler yapar.
j) Getirildiği isme, çokluk veya topluluk anlamı katar:
ağaç-lık,
çalı-lık, çam-lık, çayır-lık, kavak-lık, orman-lık,
vişne-lik, söğüt-lük vb.
2. -lı, -li, -lu, -lü
a) Sıfat yapar: anlayış-lı (arkadaş), sayı-lı (gün), bilgi-li
(öğretmen), gölge-li (yer), renk-li (kâğıt), bulut-lu (hava),
gül-lü (bahçe) vb.
b) Bir yere aitlik, bağlılık anlamı katar: Asya-lı, bura-lı,
Konya-lı, Kayseri-li, lise-li, mahalle-li, doğu-lu, Selçuk-lu,
köy-lü, üniversite-li vb.
c) Yaygın olarak kullanılmayan kök ve gövdelerle kalıplaşmış
olarak sıfat görevli kelimelerde bulunur: acık-lı, alım-lı,
danışık-lı, paha-lı, tutar-lı, giz-li, elveriş-li, sevgi-li,
yer-li, top-lu, us-lu, söz-lü vb.
ç) İkileme kurar: al-lı yeşil-li, an-lı şan-lı, bel-li baş-lı,

sağ-lı sol-lu, der-li top-lu, gece-li gündüz-lü, iç-li dış-lı,

iri-li ufak-lı vb.
İkilemeler kuran -lı, -li, -lu, -lü ekinin eski biçimi de
böyledir. Fakat diğer örneklerdeki ekin eski şekli -lıg, -lig,
-lug, -lüg olup başka bir ektir: tat-lıg > tat-lı, küç-lüg >
güç-lü örneklerindeki gibi.
3. -sız -siz, -suz, -süz
Olumsuz anlam taşıyan adlar, sıfatlar, zarflar yapar:
ahlâk-sızlık, ar-sız, hır-sız, ök-süz (annesiz), tel-siz;
bağım-sız (ülke), görgü-süz (adam); kimse-siz (yaşıyor),
tutar-sız (davranıyor) vb.
Bu ekle ikilemeler de yapılır: borç-suz harç-sız, ip-siz sap-sız,

iş-siz güç-süz, kayıt-sız şart-sız, ses-siz ses-siz, tat-sız
tuz-suz, yer-siz yurt-suz vb.
4. -cı, -ci, -cu, -cü; -çı, -çi, -çu, -çü
Meslek, alışkanlık, taraftarlık isimleri yapar:
araba-cı, bilgisayar-cı, cam-cı, iz-ci, koru-cu, göz-cü,
balık-çı, kitap-çı, iş-çi, simit-çi, tost-çu, gözlük-çü;
şaka-cı, yalan-cı, geri-ci, kin-ci, kader-ci, sol-cu, uyku-cu,
barış-çı, fırsat-çı, halk-çı, inat-çı, yaltak-çı,
milliyet-çi, Türk-çü vb.
5. -cık, -cik, -cuk, -cük; -çık, -çik, -çuk, -çük
a) Küçültme, azlık, acıma, sevgi, şefkat bildiren adlar
yapar:
ada-cık, az(ı)-cık, adam-cık, ağaç-çık, anneciğim
(anne-cik-im), Ayhan-cığım, boru-cuk, dere-cik, kadın-cık,
kedi-cik, kimse-cik, küçü(k)-cük, teyzeciğim (teyze-cik-im),
yavru-cuk, yumuşa-cık (yumuşak-çık), zavallı-cık...
b) Hastalık isimleri yapar: arpa-cık, yılan-cık,
kızamık-çık,
pamuk-çuk.
c) Bitki isimleri yapar: kızıl-cık, dil-cik, gelin-cik.
ç) Organ isimleri yapar: elma-cık (kemiği), karın-cık,
badem-cik,
kese-cik, köprü-cük (kemiği), kapak-çık.
d) Hayvan isimleri yapar: sığır-cık, tatar-cık.
e) Alet isimleri yapar: dağar-cık, iğne-cik, maymun-cuk,
dip-çik.
f) Yer isimleri yapar: Ayva-cık, Çınar-cık, Germen-cik,
Harman-cık, Ova-cık, Yaka-cık, Göl-cük.
6. -ca, -ce; -ça, -çe
a) Özellikle sıfatlara ve zarflara çekim eki gibi gelerek asıl

işlevi olan eşitlik, benzerlik, görelik, nispet gibi anlamları
kazandırır: adam-ca, akıl-ca, ala-ca, bu-n-ca, çılgın-ca,
filan-ca, kısa-ca, sarı-ca, soy-ca, yakın-ca, aile-ce, ben-ce,
bilgi-ce, bölüm-ce, deli-ce, ekşi-ce, güzel-ce, iyi-ce, kendi-n-ce,

siz-ce, çocuk-ça, yaş-ça, açık-ça, ak-ça, adet-çe, geniş-çe,

gök-çe.
b) Ayrı-ca, başlı-ca, doğru-ca, düşman-ca, kolay-ca,
böyle-ce,
erken-ce, gizli-ce, ön-ce, sert-çe, çabuk-ça, hoş-ça, yavaş-ça
örneklerindeki gibi adlar-dan, sıfatlardan bazen de zamirlerden sonra

gelerek zarf yapar.
c) Dil ve lehçe isimleri yapar: Alman-ca, İngiliz-ce, Arap-ça,
Fars-ça, Rus-ça, Türk-çe; Çuvaş-ça, Yakut-ça.
ç) Yer isimleri yapar: Çamlı-ca, Çatal-ca, Çukur-ca, Kozlu-ca,

Kumlu-ca, Sapan-ca, Yarım-ca, Derin-ce, Düz-ce, Sütlü-ce, Yeni-ce.
d) Doğrudan doğruya isimler ve sıfatlar yapar: o-n-ca,
ılı-ca,
kokar-ca; ala-ca (karga), aptal-ca (söz), Kara-ca (Ali) gibi.
7.-daş, -deş; -taş, -teş
Eşlik, ortaklık, bağlılık, aitlik bildiren isimler yapar: adaş
(<ad- daş), anlam-daş, arka-daş, çağ-daş, gönül-daş, kardeş
(<karın-daş), sır-daş, soy-daş, ülkü-daş, yol-daş, öz-deş,
yön-deş, denk-taş, emek-taş, yurt-taş, kök-teş, ses-teş.
8. -ncı, -nci, -ncu, -ncü
Sıralama ve derece bildiren isimler yapar: altı-ncı, bir-i-nci,
elli-nci, iki-nci, son-u-ncu, üç-ü-ncü, yüz-ü-ncü gibi.
9. -ar, -er; -şar, -şer
Asıl sayı adlarından üleştirme sayıları yapar. Ünsüzle biten
sayılara -ar, -er; ünlüyle biten sayılara -şar, -şer biçimi
getirilir: kırk-ar, on-ar, beş-er, bir-er, üç-er; altı-şar,
iki-şer, yedi-şer gibi.


10. -sal, -sel
Yapı olarak yanlış olmasına rağmen -sal, -sel eki bugün yaygın
olarak kullanılmaktadır. Bilim eseri yerine bilimsel eser, kamu
alanı yerine kamusal alan gibi yanlış kullanmalar tercih
edilmektedir. Günümüzde nispet ifade eden î ekinin yerine -l (
doğa-l, özne-l, yasa-l), -al, -el (ulus-al, söz-el) ve -sal, -sel
(sayı-sal, bölge-sel) ekleri de kullanılmaktadır. Türkçedeki
batı kökenli kelimelerde de nisbet î’si yerine -k eki de
(sosyoloji-k, biyoloji-k) kullanılmaktadır.
-sal, -sel eki açı-sal, anıt-sal, doğru-sal, duygu-sal, hayvan-sal,

kalıt-sal, kara-sal, kut-sal, onur-sal, tarım-sal, yapı-sal,
birey-sel, bitki-sel, bölge-sel, çizgi-sel, evren-sel, gelenek-sel
örneklerinde görüldüğü gibi sıkça kullanıl-maktadır. Ancak
yapı olarak yanlış olan bu şekli yaygın örneklerinin dışında
kullanmamaya özen göstermek gerekir.
Bunlardan başka, getirildiği isme değişik anlamlar katan ve
sınırlı sayıda örnekte rastlanan isimden isim yapma ekleri de
vardır. İsimden türemiş isimler hakkında fikir vermesi
düşüncesiyle bunların çoğu aşağıda örnekleriyle birlikte
verilmiştir:


-aç, -eç (boz-aç, kır-aç, top-aç), -ak, -ek (baş-ak, sol-ak,
top-ak, ben-ek),-an, -en (oğulan>oğlan, kız-an, er-en), -cıl, -cil,

-cul,-cül; -çıl, -çil, -çul, -çül (tavşan-cıl, ben-cil,
ev-cil, ölüm-cül, balık-çıl, kır-çıl, et-çil,ot-çul),
-cileyin (ben-cileyin, sen-cileyin), -ç (ana-ç, ata-ç, baba-ç),
-gıl, -gil, -gul, -gül, -kıl, -kil, -kul, -kül (Ali-gil,
dayım-gil, kır-kıl, iç-kil, dört-gül), -ge -ka, (öz-ge,
baş-ka), -kan, -ken (baş-kan, er-ken), -kek (er-kek), -man, -men
(ak-man, ata-man, kara-man, konuk-man, yal-man, dik-men, evci-men,
gök-men, köle-men, küçük-men> küçü-men, köse-men,
öz-men), -la (kış-la-g>kış-la, yay-la-g>yay-la), -lak, -lek
(av-lak, kış-lak, kuş-lak, ot-lak, su-lak, ev-lek), -layın,
-leyin (akşam-leyin, gece-leyin, sabah-leyin), -msı, -msi, -msu,
-msü (acı-msı, ağac-ı-msı, kırmızı-msı, sarı-msı,
tatlı-msı, tepe-msi, ekşi-msi, yeşil-i-msi, mor-u-msu),
-mtırak (ekşi-mtırak, acı-mtırak, sarı-mtırak,
mavi-mtırak, yeşili-mtırak), -rak, -rek (acı-rak, kısa-rak,
tatlı-rak, iri-rek), -sak, -sek (bağır-sak, kur-sak, dir-sek,

tüm-sek), -sı, -si, -su, -sü (kadın-sı, erkek-si, çocuk-su),
-şın, -şin (ak-şın, kara-şın, sarı-şın, gök-şin), -t
(eş-i-t, yaş-ı-t), -z (altı-z, beş-i-z, iki-z, üç-ü-z)


B. İSİMDEN FİİL YAPMA EKLERİ
İsim kök ve gövdelerinden fiiller yapmak için kullanılan bu
eklerin ayrı ayrı işlevleri yoktur. Hepsinin ortak işlevi, isimleri

fiilleştirmek olduğu için türetilen fiilin anlamını ekler değil
kök veya gövde konu-munda olan isimler belirler. Bunlardan çok
kullanılanları örnekleriyle aşağıda gösterilmiştir:
1. -la-, -le-
İsim soylu kelimelerden fiil gövdesi kurar: ak-la-, av-la-, bağ-la-,

baş-la-, nokta-la-, suç-la-, ucuz-la-, yaz-la-, yok-la-, yol-la-,
ateş-le-, belge-le-, dem-le-, demir-le-, diş-le-, giz-le-, kilit-le-,

mim-le, ter-le-, ütü-le-; çat-la-, çın-la-, gür-le-, hav-la-,
üf-le- vb.
Bu ekle yapılan fiillerden bazıları bugün bu şekliyle
kullanılmazlar. -n-, -ş-, -t- fiilden fiil yapma ekleriyle
genişletilmiş olarak yeni bir ek görüntüsüyle ortaya çıkarlar:
can-lan-, dik-len-, yaş-lan-, bol-laş-, dinç-leş-, iyi-leş-,
makine-leş-, Türkçe-leş-, kir-let- vb.
Bazı dilciler bu özellik sebebiyle eki, -lan-, -len-; -laş-, -leş-;

-lat-, -let- biçiminde de gösterirler.
2. -al-, -el-
İsim kökleri ve gövdelerinden genellikle dönüşlü çatıda
fiiller kurar: az-al-, boş-al-, bun-al-, dar-al-, kör-el-, yön-el-
gibi.
3. -l-
İşlevi, -al- / -el- ekiyle aynıdır: doğru-l-, duru-l-, ince-l-,
kısa-l-, sivri-l-.
4. -a-, -e-
İsim soylu kelimelerden fiil gövdeleri kurar: ad-a-, benz-e-
(<beniz-e-) boş-a-, kan-a-, oy(u)n-a-, tür-e-, tün-e- (tün: gece),
yaş-a- vb.
İsimden fiil yapan ve sınırlı kullanım alanı olan diğer ekler
(bazı örnekleriyle) şöyle sıralanabilir: -ar-, -er- (ağ-ar-,
baş-ar-, mor-ar-, on-ar-, ev-er-, göğ-er-); -da-, -de- (çatır-da-,

fısıl-da-, horul-da-, ışıl-da-, kütür-de- ); -k-
(aç-ı-k->ac-ı-k-, bir-i-k-, geç-i-k->gec-i-k-, göz-ü-k-); -kır-,

-kir-, -kur-, -kür- (fış-kır-, hıç-kır-, kış-kır-t-,
püs-kür-, tü-kür-); -msa-, -mse- (az-ı-msa-, ben-i-mse-,
kötü-mse-, küçükümse> küçü-mse-); -r- (deli-r-); -sa-, -se-
(buğa-sa-, aygır-sa-, su-sa-, umur-sa-, mühim-se-, garip-se-,
önem-se-).


C. FİİLDEN FİİL YAPMA EKLERİ
Fiil kök ve gövdelerinden, yeni fiiller türetmek için kullanılan,
sayı-ca az fakat işlek eklerdir.


1. -l-
Dönüşlülük, edilgenlik ve bilinmezlik ifade eden fiiller yapar:
boğ-u-l-, büz-ü-l-, üz-ü-l-, yor-u-l-; an-ı-l-, bas-ı-l-,
duy-u-l-, gönder-i-l-, kaz-ı-l-, kıy-ı-l-, öv-ü-l-,
sar-ı-l-, sök-ü-l-, ver-i-l-, yaz-ı-l-, yüz-ü-l- gibi.
Sonu ünlüyle ve l ünsüzüyle biten fiiller -l- ekini almazlar.
2. -ma-, -me-
Getirildiği bütün fiil kök ve gövdelerine olumsuzluk anlamı
katar. Bu ekin, çekim eki değil yapım eki olduğu unutulmamalıdır:

duy-ma-, kaç-ma-, sor-ma-, uyu-ma-, yat-ma-, bil-me-, çek-me-,
gör-me- vb.
3. -n-
Dönüşlülük ifade eden fiiller yapar: bak-ı-n-, çek-i-n-,
giy-i-n-, yet-i-n-
Dönüşlülük ifade eden -n- ile edilgenlik, bilinmezlik yapan -n-
birbirine karıştırılmamalıdır. Bunlar şekil bakımından aynı
fakat işlev bakımından farklıdır:


Dönüşlülük Edilgenlik, bilinmezlik
ara-n- (Çok arandı.) ara-n- (Her yer arandı.)
sil-i-n- (Silinmiş, kurulanmış.) sil-i-n- (Tahta silindi.)
yıka-n- (Ali yıkandı.) yıka-n- (Araba yıkandı.)


4. -r-
Fiillere yaptırma ve oldurma anlamı katan, geçişsiz fiilleri
geçişli yapan eklerden biridir. Sonu ünlüyle biten fiillere gelmez.

Sonu ç, ğ, p, ş, t, y ünsüzleriyle biten tek heceli fiillere daha
çok gelir: aş-ı-r-, bit-i-r-, doğ-u-r-, duy-u-r-, geç-i-r-,
piş-i-r- vb.


5. -ş-
Fiil tabanlarından işteş ve dönüşlü çatıda fiiller yapar:
at-ı-ş-,bak-ı-ş-, dön-ü-ş-, döv-ü-ş-, gör-ü-ş-,
gül-ü-ş-, kalk-ı-ş-, kok-u-ş-, sev-i-ş-, sık-ı-ş- vb.
6. -t-
Ettirgen çatı kuran çok işlek bir ektir: acı-t-, az-ı-t-,
benze-t-, boya-t-, düzel-t-, kapa-t-, kuru-t-, oku-t-, öde-t-,
sür-t-, uza-t-, ürk-ü-t-, yüksel-t- vb.
7. -dır-, -dir-, -dur-, -dür-; -tır-, -tir-, -tur-, -tür-
Çok işlek eklerden biridir. Ettirgen çatılı fiiller yapar.
Ünlüyle biten tek heceli fiillerle ünsüzle biten bütün fiillere
getirilebilir:kay-dır-,yaz-dır-, yıl-dır-, bil-dir-, de-dir-,
giy-dir-, sez-dir-, sin-dir-, ver-dir-, ye-dir-, don-dur-, gül-dür-,
yüz-dür-; aç-tır-, as-tır-, bık-tır-, tart-tır-, çek-tir-,
koş-tur-, öp-tür-, tüt-tür- vb.
Yukarıdakilere göre az işlek olan, fiilden fiil yapma eklerinin
diğerleri ise örnekleriyle birlikte şunlardır: -a-, -e- (bul-a-,
dol-a-, tık-a-); -ala-, -ele- (dur-ala-, kak-ala-, kov-ala-,
şaş-ala-, ov-ala-, eş-ele-, gez-ele-, it-ele-, silk-ele-,
tep-ele-);-ar-, -er- (kop-ar-, çık-ar-); -ı-, -ü- (kaz-ı-,
sür-ü-); -k- (dol-u-k-, kan-ı-k-; bur-k-, kal-k-, sil-k-);
-p- (kır-p-, ser-p-)...


Ç. FİİLDEN İSİM YAPMA EKLERİ
Fiil kök ve gövdelerinden isimler yapmakta kullanılan eklerdir. Bu
eklerin sayıca çok ve işlek olması, Türkçenin fiilden isim
yapmaya elve-rişli bir dil olduğunun da göstergesidir.


1. -gan, -gen; -kan, -ken
Alışkanlık, özellik, aşırılık anlamı katar: atıl-gan,
alış-kan, kay-gan, sıkıl-gan, sürün-gen; çalış-kan,
somurt-kan, yalıt-kan, değiş-ken, üret-ken gibi.
2. -gı, -gi, -gu, -gü; -kı, -ki, -ku, -kü
Kullanım alanı çok geniş olan eklerden biridir. Fiilin gösterdiği

hareketle ilgili türlü nesneleri, kavramları karşılar. Alet
isimleri de yapar: al-gı, çal-gı, sar-gı, say-gı, bil-gi, der-gi,
ez-gi, ser-gi, ver-gi, kur-gu, sor-gu, vur-gu, gör-gü, ör-gü,
sür-gü; at-kı, bas-kı, biç-ki, bit-ki, seç-ki, iliş-ki, kes-ki,
tut-ku, düş-kü, küs-kü vb.
3. -gın, -gin, -gun, -gün; -kın, -kin, -kun, -kün
Aşırılık anlamı taşıyan ve genellikle sıfat gibi kullanılan
isimler türetir: az-gın, dal-gın, bez-gin, bil-gin, boz-gun, ol-gun,

yor-gun, üz-gün; yat-kın, bit-kin, et-kin, geç-kin, piş-kin,
seç-kin, tut-kun, küs-kün gibi.
4. -ı, -i, -u, -ü
Olan, yapan veya yapılanı karşılayan isimler türeten işlek bir
ektir: an-ı, başar-ı, bat-ı, çarp-ı, kaz-ı, say-ı, sık-ı,
yaz-ı, beğen-i, bildir-i, diz-i, gez-i, doğ-u, dol-u, kork-u, pus-u,

sor-u, sun-u, öl-ü, ört-ü gibi.
5. -ıcı, -ici, -ucu, -ücü
Meslek ya da özellik bildiren isimler yapar: ak-ıcı, al-ıcı,
bak-ıcı, kurtar-ıcı, yaz-ıcı, çek-ici, gez-ici, tüket-ici,
üret-ici, ver-ici, boğ-ucu, oku-y-ucu, soğut-ucu,
tut-ucu, güldür-ücü, sür-ücü gibi.
6. -ış, -iş, -uş, -üş
Sayılı birkaç fiil dışında bütün fiil köklerine ve
gövdelerine gelebilen işlek eklerden biridir. Kalıcı isimler de
yapar: al-ış, anla-y-ış, bak-ış, davran-ış, sat-ış,
yağ-ış, yaratıl-ış, gir-iş, söyle-y-iş, ver-iş, doğ-uş,
duy-uş, sun-uş, gör-üş.
7. -k
Fiil kök ve gövdelerinden genellikle sıfat görevinde kullanılan
kelimeler türeten işlek eklerden biridir: aç-ı-k, birleş-i-k,
boz-u-k, del-i-k, dile-k, don-u-k, ez-i-k, göç-ü-k, iste-k, kes-i-k,

kır-ı-k, sök-ü-k, tara-k, uyuş-u-k, yan-ı-k, yerleş-i-k vb.
8. -m
Kalıcı isimler yapan işlek eklerdendir: al-ı-m, bak-ı-m, bas-ı-m,

bil-i-m, çek-i-m, çiz-i-m, doğ-u-m, eğit-i-m, ek-i-m, geç-i-m,
giy-i-m, iç-i-m, öl-ü-m, sar-ı-m, sat-ı-m, seç-i-m, sun-u-m,
tak-ı-m, tanı-m, tad-ı-m, tüket-i-m, uçur-u-m, üret-i-m,
ver-i-m, yud-u-m vb.
9. -ma, -me
Bütün fiil kök ve gövdelerine getirilebilir. Asıl görevi, iş
isimleri yapmaktır: oku-ma, sula-ma, soruştur-ma, bekle-me, gez-me,
görüş-me.
As-ma, ayaklan-ma, bas-ma, danış-ma, doku-ma, dol-ma, dondur-ma,
kavur-ma, tamla-ma, tonla-ma, yak-ma, yaz-ma, yokla-ma, besle-me,
böl-me, bütünle-me, dik-me, iç-me, sür-me örneklerindeki gibi
kalıcı isimler de yapar.
10. -mak, -mek
Türkçedeki bütün fiil kökleri ve gövdelerine gelir. Asıl
görevi, fiil isimleri yapmaktır: aç-mak, ağla-mak, kaz-mak,
ofla-mak, utan-mak, yalvar-mak, bil-mek, derle-mek, gül-mek vb.
Ayrıca çak-mak, kay-mak, tok-mak, ek-mek, il-mek, ye-mek
örneklerinde olduğu gibi az sayıda kalıcı isimler de yapar.
11. -tı, -ti, -tu, -tü
Genellikle yansıma tabanlarından ve dönüşlü çatı kuran eklerden

sonra gelerek isimler türetir: cayır-tı, cızır-tı, çatır-tı,
gıcır-tı, homur-tu, gümbür-tü, kütür-tü; alın-tı, bunal-tı,

çarpın-tı, çıkın-tı, kabar-tı, karar-tı, kaşın-tı,
kızar-tı, sığın-tı, sıkın-tı, uzan-tı, belir-ti, öden-ti,
tiksin-ti, ürper-ti, doğrul-tu, görün-tü vb. Fiile gelen
örneklerde bu eki -ntı, -nti, -ntu, -ntü olarak da düşünebiliriz.

Yukarıda sıralanan fiilden isim yapma ekleri, diğerlerine göre
örnekleri çok olan işlek eklerdir. Bunların dışında sınırlı
sayıda örnekte rastlanan ve diğerlerine göre daha az işlek olan
fiilden isim yapma ekleri de vardır. Bunlar aşağıda alfabetik
düzende sıralanmıştır:
-a, -e : doğ-a, sap-a, oy-a, yar-a, diz-e, geç-e, gel-e, sür-e...
-ağan, -eğen : dur-ağan, ol-ağan, yat-ağan, gez-eğen...
-ak, -ek : barın-ak, bat-ak, bıç-ak, dur-ak, kaç-ak, kay-ak,
kon-ak, sap-ak, tut-ak, yat-ak, dön-ek, sür-ek, ürk-ek...
-alak, -elek : as-alak, yat-alak, çök-elek.
-amak, -emek : bas-amak, kaç-amak, tut-amak...
-anak, -enek: ol-anak, tut-anak, gel-enek, gör-enek, kes-enek,
seç-enek.
-ca, -ce: sakın-ca, dinlen-ce, düşün-ce, eğlen-ce, güven-ce,
söylen-ce...
-ç: gülün-ç, iğren-ç, inan-ç, kılın-ç, kıskan-ç, korkun-ç,

sevin-ç, usan-ç.
Eskiden sadece -n-’li çatılara gelen bu ek, bugün bağla-ç,
imle-ç, tümle-ç örneklerindeki gibi ünlüyle biten fiillere de
getirilmektedir.
-aç, -eç: kaldır-aç, sark-aç, say-aç, büyüt-eç, gül-eç,
sür-eç...
-dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü: imambayıl-dı,
hünkarbeğen-di, şıpsev-di, gecekon-du, ayakbas-tı, külbas-tı,

piş-ti, eltieltiyeküs-tü...
-ga, -ge: dal-ga, yon-ga, bil-ge, böl-ge, diz-ge, göster-ge,
sömür-ge, süpür-ge, öner-ge...
-gaç, -geç; -kaç, -keç: solun-gaç, utan-gaç, il-geç, süz-geç,
üşen-geç, yüz-geç, kıs-kaç...
-gıç, -giç, -guç, -güç: başlan-gıç, dal-gıç, bil-giç,
sor-guç...
-maca, -mece: at-ma-ca, bul-ma-ca, koş-ma-ca, bil-me-ce, çek-me-ce,
düz-me-ce, kes-me-ce, seç-me-ce...
-maç, -meç: al-maç, bula-maç, çığırt-maç, kar-maç,
kurut-maç, sık-maç, yak-maç, yanılt-maç, yırt-maç, böl-meç,
de-meç...
-man, -men: az-man, danış-man, okut-man, öğret-men,
say-man,seç-men, yaz-man, yönet-men...
-mık, -mik, -muk, -mük: kıy-mık, il-mik, kus-muk, soy-muk...
-n: ak-ı-n, bas-ı-n, diz-i-n, gel-i-n, say-ı-n, tüt-ü-n, yay-ı-n,

yığ-ı-n...
-t : an-ı-t, bin-i-t, dik-i-t, geç-i-t, kes-i-t, öğ-ü-t, um-u-t,
kon-u-t, taşı-t, yak-ı-t, yap-ı-t, yaz-ı-t...
Buram, tutam, çatal, dolanbaç>dolambaç, saklanbaç>saklambaç,
göçeri, uçarı, ışıl, kaypak, sürünceme, tutsak, yağmur,
yayvan kelimelerinde koyu yazılan ekler ise (neredeyse) bu örneklerle

sınırlıdır.


SIFAT-FİİL EKLERİ
Sıfat-fiiller, fiillerden yapılan geçici sıfatlardır. Fiil
köklerine ve gövdelerine getirilen eklerle yapılırlar. Şekil
bakımından fiilin özel biçimleri, işlev yönüyle de isim
karakterindeki kelimelerdir. Fiillerin geçici hareket isimlerini
oluştururlar. Sıfat-fiiller, bir ismin sıfatı olabi-lirler;
çokluk, iyelik ve hâl eklerini alarak edatlara da bağlanabilirler.
Sıfat-fiiller; yerine göre yüklem olur, kalıcı isim olur, sıfat
gibi kullanılır, isim gibi çekimlenirler. Bir fiil şekli olan
sıfat-fiiller, zaman ve hareket de bildirirler. Sıfat-fiil ekleri,
fiillerden (çoğunlukla sıfat görevinde kulla-nılan) geçici
isimler yapar. Bazı örneklerde kalıcı isimler yaptığı için bu
eklerin fiilden isim yapma ekleri arasında gösterilmesi yanlıştır.

Sıfat-fiil yapan ekler şunlardır:
-acak, -ecek: olma-y-acak (dua), öden-ecek (borç), veril-ecek
(söz)...
Kalıcı isimler: çekecek, içecek, gelecek, yakacak, yiyecek...
-an, -en: Çok işlek olarak geçici isimler yapar: ağla-y-an (göz),
çalış-an (usta), düşün-en (adam), geç-en (yıl), ver-en
(el).
Kalıcı isimler: bakan, bölen, çağlayan, düzen, kapan, kıran,
tamlanan, tamlayan, yaratan>yaradan.
-ar, -er: bak-ar (kör), dön-er (sermaye), koş-ar (adım), tut-ar
(el)...
Kalıcı isimler: tutar, yazar, çizer, döner, geçer, gider, göçer,

keser, yeter...
-ası, -esi: İşlek değildir. Dua ve beddualarda rastlanır: adı
bat-ası (düşman), canı çık-ası (sarhoş), eli kırıl-ası
(hırsız), kör ol-ası (şeytan), sağ ol-ası, yan-ası,
yıkıl-ası, öl-esi...
-dık, -dik, -duk, -dük; -tık, -tik, -tuk, -tük: duyulma-dık
(söz), tanı-dık (adam), görülme-dik (kalabalık). Bu ekin iyelik
ekleriyle kullanımı daha yaygındır: bildiğim, sevdiğim,
okuduğumuz, gördüğünüz, yaptığı, seçtiğiniz, yonttuğun,
döktüğünüz gibi.
Kalıcı isimler: bildik, tanıdık...
-maz, -mez: çık-maz (sokak), görün-mez (kaza), tüken-mez (kalem),
utan-maz (adam)...
Kalıcı isimler: çıkmaz, Korkmaz, Solmaz, Yılmaz, Dönmez, Sönmez
gibi.
-mış, -miş, -muş, -müş: kırıl-mış (cam), veril-miş (ödev),
oku-muş (adam), sön-müş (ocak)...
Kalıcı isimler: dolmuş, ermiş, geçmiş, yemiş...
-r: bil-i-r (kişi), gör-ü-r (göz)...
Kalıcı isimler: düşünür, gelir, gider, okur, yatır...


ZARF-FİİL EKLERİ
Zarf-fiiller, fiil kökleri ve gövdelerinden yapılan geçici
zarflardır. Cümlede eylemin yapılış zamanını ve tarzını
belirten zarf görevinde bulunurlar.
Eylemin yapılış tarzını bildiren bazı zarf-fiil eklerinde tarz
görevi zayıflayıp bağ görevi öne çıktığı için zarf-fiil
yerine bağ-fiil terimi de kullanılmaktadır.
Getirildiği fiile yerine göre zaman, tarz ve bağ anlamı (veya
görevi) katan zarf-fiil ekleri şunlardır:
-a, -e : bat-a çık-a, koş-a koş-a, sor-a sor-a, gül-e gül-e,
gül-e oyna-y-a gibi tekrar gruplarında tarz görevini yerine
getirirken kurallı birleşik fillerde bağ görevindedir: düş-e-
(yaz-), düşün-e- (bil-), gid-e- (dur-), oku-y-a-(bil-) vb.
-alı, -eli : Zaman bakımından işin başlangıç sınırını veya
işin sü-rekliliğini bildirir: Okula başla-y-alı üç yıl oldu.
Oldu ol-alı, tanıştık tanış-alı, bildim bil-eli, geldim
gel-eli, gittin gid-eli, görme-y-eli (büyümüş) .
Bu ek, son zamanlarda zayıflayarak gel-eliden beri, sat-alıdan beri
örneklerinde olduğu gibi beri edatıyla genişleme eğilimindedir.
-arak, -erek: Eylemin yapılış tarzını bildirir: anlat-arak
(öğrendi), çalış-arak (kazan), kay-arak (düştü), gül-erek
(cevap verdi), inle-y-erek (öldü).
Yaygın olmamakla birlikte son zamanlarda bazı ağızlarda -dan,
-den; -tan, -ten ekini aldığı da görülür: bas-arak-tan,
tut-arak-tan, diz-erek-ten gibi. Bu söyleyiş biçimleri,
yazı dilinde kullanılmamalıdır.
-dıkça, -dikçe, -dukça, -dükçe; -tıkça, -tikçe, -tukça,
-tükçe: al-dıkça (aldı), bil-dikçe (sevindi), oku-dukça (okudu),

gör-dükçe, yap-tıkça, iç-tikçe, tut-tukça, sürt-tükçe vb.

-ı, -i, -u, -ü: Tekrar gruplarında tarz; birleşik fiillerde bağ
görevin-dedir: ağla-y-ı ağla-y-ı, oyna-y-ı oyna-y-ı, diz-i
diz-i, solu-y-u solu-y-u, sür-ü sür-ü; al-ı- (ver-), gel-i (ver-),

sor-u- (ver-), gül-ü- (ver-) vb.
-ınca, -ince, -unca, -ünce: Zaman gösterir: inan-ınca (yapar),
gel-ince (sorar), sor-unca (öğrendi), gör-ünce (koşup geldi) vb.
-ıp, -ip, -up, -üp: Bu ekin bağ görevi daha kuvvetlidir: al-ıp
(götürdü), çal-ıp (oynadı), sevin-ip (gitti), oku-y-up (adam
oldu), sor-up (öğrendi), gül-üp (geçti).
-ken: i- fiiline getirilen zarf-fiil ekidir. Kullanımda i- fiilinin
i’si düşer ve ek, ünlü uyumlarına uymaz: satar i-ken > satar-ken

(düşünmez); dinlenmiş-ken, gülecek-ken, yazacak-ken vb.
-madan, -meden: Olumsuzluk ifade eden tek zarf-fiil ekidir. Olumsuzluk
anlamıyla birlikte çıkma kavramı da katar: bil-meden (almış),
çalış-madan (olmaz), gör-meden (karar veremem).
Yukarıda sıralanan ekler ve bu eklere verilen örnekler, Türkçenin
sondan eklemeli bir dil olarak yeni kelimeler türetmeye ne kadar
elverişli olduğunu göstermektedir. Türkçede eklerin kelime
türetme imkânı hakkında fikir vermesi açısından şu anekdot da
dikkat çekicidir: “Türkçenin büyük hayranlarından olan ve otuz
iki dil bilen J. Vandewalle 1991 yılında Ankara Üniversitesi
Türkçe Öğretim Merkezini ziyaret etmiş ve bilgisayar
programlarından yararlanarak bir eyleme yüz bin civarında kavram
yüklenebileceğini göstermiştir.”
Türkçenin yeni kelime türetmede bu denli imkânları varken, son
zamanlarda özellikle batı dillerinden giren kelimeler için de
Türkçenin yapısına ve kurallarına uygun biçimde türetilerek
kullanılması teklif edilen Türkçe kelimelerin yerine (bazen
değişik amaçlar ve anlayışlarla) ısrarla yabancı kelime
kullanmak dilimiz açısından son derece yanlıştır.
Yapım eklerini örneklemesi, Türkçenin anlatım zenginliğini
göstermesi ve ana dili bilincini yerleştirmede yardımcı olması
düşünce-siyle Türk Dil Kurumunca (yaygın olarak kullanılan)
yabancı kelimelere karşılık olarak önerilen Türkçe kelimelerle
ilgili bir listeyi buraya alıyo-ruz:


YABANCI KELİME TÜRKÇE KARŞILIK YABANCI KELİME TÜRKÇE
KARŞILIK
absürd
alternatif
animatör
antipatik
antre
argüman
asist
aut
back ground
bar-kot
bilboard
brifing
ekoloji
empoze
endeks
faks
finiş
forvet
fraksiyon
full-time
handikap
holigan
inisiyatif
jakoben
kaos
kariyer
karizma
komplo
konjonktür
konsept
kota
kriter
leasing
literatür
lojistik
lot
makro
marjinal
medya
mega
menü
metro
mikro
motivasyon
nüans
paradoks
parite
part-time
periyodik
perspektif
play-back
polemik
popüler
poşet
pragmatizm saçma, zırva
seçenek
canlandırıcı
sevimsiz, itici
giriş
kanıt, delil
yardım, yardımcı
dış
arka plân
çizgi im
duyuru tahtası
bilgilendirme
çevre bilim
dayatılmış
gösterge
belgegeçer
varış
ileri uç
hizip, bölüntü
tam gün
engel
serseri
öncelik, üstünlük
tepeden inmeci
kargaşa
meslek
büyüleyici özellik
tuzak
toplu durum
kavram
ülüş
ölçüt, kıstas
kiralama
edebiyat
donanım
tutam
geniş, büyük
uç, uçta, sıra dışı
iletişim araçları
büyük
yemek listesi
yer altı (treni)
dar, küçük
isteklendirme
ince ayrım, çalar
çelişki, aykırılık
değer eşitliği
yarım gün
süreli, dönemli
bakış açısı
söylemseme
kalem kavgası
(halkça) tutulan
torba
faydacılık çekap
damping
defans
deklârasyon
demogog
departman
depresyon
distribütör
doping
duayen
duble
efor
pres
prestij
prime-time
profil
prosedür
protokol
prototip
provakasyon
rant
refüj
rehabilitasyon
rekolte
resepsiyon
restorasyon
rölanti
rövanş
sabotaj
sansasyon
seans
sempati
sendrom
sentır
sezon
single
skor
slogan
software
spesifik
sponsor
star
start
stoper
stres
şov
şovrum
tabldot
talk şov
terapi
tiraj
ütopya
versiyon
viyadük
zaping tam bakım
düşürüm
savunma
bildirge
lâfazan, laf ebesi
bölüm
çöküntü
dağıtıcı
uyarıcı
kıdemli, aksakal
çift
çaba, gayret, güç
baskı
saygınlık
altın saatler
görünüş, görüntü
izlek
tören düzeni
ilk örnek
kışkırtma
getirim
orta kaldırım
iyileştirme
yıllık toplam ürün
kabul töreni
yenileme, onarım
yavaşlatılmış
ikinci karşılaşma
baltalama
dalgalanma
oturum
yakınlık
hastalık tablosu
merkez
mevsim
tekli
durum, sonuç
uran
yazılım
çok özel
destekleyici
yıldız
başlama, çıkış
durdurucu
gerginlik
gösteri
sergi evi
seçmesiz yemek
söz gösterisi
tedavi
baskı sayısı
hayâl
nüsha
köprü yol
geçgeç
ÇEKİM EKLERİ
İsimler ve fiiller aldıkları yapım ekleriyle kelime kökü olmaktan

çıkıp gövde hâline geçince yapım eklerinin görevi tamamlanmış

olur. Yapım ekleri, kelimenin diğer kelimelerle ilgi kurmasında
görev almaz-lar. Dilin varlık olarak ortaya çıkması için
kelimelerin birbirleriyle ilgi kurarak bir ilişkiye girmesi gerekir.
Türkçede bu işlevi çekim ekleri yeri-ne getirir. Çekim ekleri,
isim ve fiillerin diğer kelimelerle ilgisini kuran, dile işleklik
kazandıran eklerdir.
Çekim ekleriyle ilgili olarak şu özelliklerin bilinmesinde yarar
vardır:
• Yapım ekleriyle karşılaştırıldığında çekim eklerinin
kullanım alanı sınırsız olduğu için bu ekler çok işlektir.
• Çekim eki, kelimeye yeni anlamlar katmaz, onun diğer
kelimelerle
ilgi kurmasını sağlar.
• Yapım eklerinden önce çekim ekleri gelemez. İçtenlik,
gündelik, ondalık, toptancı gibi birkaç örnekte kalıplaşma
vardır.
• Çekim ekleri, kelimenin yapısında değişikliğe yol açmaz,
bu
ekleri alan bir kelime türemiş kelime sayılmaz.
• Birkaç çekim eki (-yor, -ki) dışında, çekim ekleri
genellikle
ünlü ve ünsüz uyumlarına uyar.
• Bir kelimeye aynı cinsten iki çekim gelemez. Meselâ, bir
ismin
hem belirtme hâli eki hem bulunma hâli eki alması gibi bir durum
söz konusu olmaz. Bir-i-si, hep-i-si, kim-i-si örneklerinde peş
peşe iyelik eki gelmesinin sebebi, ilk eklerin kelimeyle
kalıplaşmış olmasındandır.
• Yapım eklerinde olduğu gibi çekim eklerinde de isme gelen
çekim
ekleri fiile; fiile gelen çekim ekleri isme gelmez. Sıra-m, sevdi-m
örneklerindeki gibi yazılışları aynı olanların bile adları ve
görevleri farklıdır. (Sıra-m, kelimesindeki -m eki, teklik 1. kişi

iyelik eki olup sıranın sahibini gösteriyor; sevdi-m kelimesindeki
-m eki ise teklik 1. kişi eki olup sevme işinin kim tarafından
yapıldığını belirtiyor.)
• Çekim eklerinden zamanla çekim eki görevinden çıkıp
yapım
eki hâline gelenler vardır: Eşitlik hâli eki -ca -ce; -ça, -çe
(alaca, delice, kısaca, kolayca, sadece) eski Türkçedeki yön hâli
eki -ra, -re ise sonra, taşra gibi örneklerde kalıplaşmıştır.
Sağlam cümleler kurmada dikkat edilmesi gereken özelliklerden biri
de cümleyi oluşturacak kelimeler arasındaki ilgiyi, çekim ekleriyle

usulüne uygun olarak kurmaktır. Bu sebeple çekim eklerinin
işlevleri tam olarak kavranmalıdır.
Çekim ekleri, isim ve isim soyundan kelimelere gelen isim çekimi
ekleri ve fiillere gelen fiil çekimi ekleri olmak üzere iki
çeşittir:

aysup...@hotmail.com

unread,
Apr 15, 2006, 2:33:30 PM4/15/06
to turkdilikonuları
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages