İmlâ, kelimelerin ve dil birliklerinin yazımı demektir. Türk
imlâsın-da sese (söyleyişe) bağlı bir imlâ düzeni benimsenmiş
olmakla birlikte imlâ konusundaki tartışmalar henüz bitmiş
değildir. 1929’da Dil Encümeni tarafından hazırlanan İmlâ
Lûgati’nden Türk Dil Kurumu tara-fından 2000 yılında yayınlanan
İmlâ Kılavuzu’na kadar yazımda epeyce değişiklikler
yapılmıştır. Bu macerayı İmlâ Kılavuzu’nun sunuş
kısmın-dan okuyabilirsiniz.
Burada, tartışmaya girmeden, eğitimde birlik olmalı ilkesinden yola
çıkarak Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan ve son baskısı
2000 yı-lında yapılan İmlâ Kılavuzu’nun kurallar bölümü; ana
hatlarıyla, öğre-timde kolaylık sağlayacağı düşüncesiyle
başlıklar halinde özetlenmiş ve kurallara uygun birkaç örnek
ilâve edilmiştir:
A. SESLERLE İLGİLİ KURALLAR
1. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin
sonunda tonlu b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, büyük, ip,
ot, saç, yurt. Ancak anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi
birkaç kelime-nin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek
hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl).
Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek
dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: kitap
(<kitab), muhtaç (<muhtac), cilt (<cild), ahenk (<aheng). Bu gibi
alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert)
ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep>sebebi, kitap>kitaba,
cilt>cildi, renk>rengi.
2. Düz, geniş ünlüyle (a ,e) biten fiiller şimdiki zaman çekimi
dışın-da daralmaz.
Bekle-yor > bekliyor, anlama-yor > anlamıyor, sakla-yor > saklıyor.
Anlayan (doğru) anlıyan (yanlış), gözleyecek (doğru) gözlüyecek
(yanlış).
3. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez:
adalet (ada:let), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide).
4. Düzeltme (^) işareti aşağıdaki durumlarda kullanılır:
a) Nispet î’sini göstermede kullanılır. Böylece iyelik eki ve
belirtme hâli ekiyle aitlik eki birbirine karıştırılmamış olur:
Asker-î (askere ait, askerle ilgili) Türk asker-i (iyelik eki).
Komutan, asker-i çağırıyor (Belirtme hâli eki). Millî (millete
ait, milletle ilgili) - milli (mili olan), dinî (dinle ilgili),
ciddî, fizikî, insanî, idarî, iktisadî, meslekî, mizahî, resmî.
b) Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g,
k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için bu ünsüzlerden
sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh,
yadigâr, ordugâh, karargâh, imkân, dükkân, kâğıt, sükût,
evlât, billûr, üslûp, ahlâk, ilân.
Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu
göster-mek için kullanılır: plâk, plâj, plân, reklâm.
c) Yazılışları birbirine çok benzeyen fakat anlamları ve
okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırmada kullanılır:
adem (yokluk) âdem (insan)
adet (sayı) âdet (alışkanlık, gelenek)
alem (bayrak) âlem (dünya, evren)
ama (fakat) âmâ (kör)
aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (seven, tutkun)
dahi (bile) dâhi ( deha sahibi, yaratıcı gücü olan)
hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç)
hal (pazar yeri, çözme) hâl (durum)
hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz)
kar (bir yağış şekli) kâr (kazanç)
mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü, engel)
nar (bir meyve) nâr (ateş)
şahıs (kişi) şâhıs (sırık)
şura (şu yer) şûra (danışma kurulu)
yad (yabancı) yâd (anma)
yar (uçurum) yâr (sevgili)
5. Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz
ben-zeşmesine uğrayarak p’ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat,
kispet, müspet, nispet, tespih, tespit.
6. Dilimize Farsçadan geçen -dar ekindeki d sesi sert ünsüzlerden
sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t olur: minnettar, silâhtar,
taraftar.
Arapçadan geçen Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da
d sesi t’ye dönmüştür.
B. EKLERLE İLGİLİ KURALLAR
1. Soru eki her zaman ayrı yazılır: Öğreniyor musunuz? Ölür
müsün, öldürür müsün? Kalem mi? İnsanlık öldü mü?
2. -ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz ve daima bitişik yazılır:
Yarınki, akşamki, yoldaki, yazıdaki, Turgut’unki.
Birkaç örnekte ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü,
öbürkü.
3. -ma / -me fiilden isim yapma eki ile biten kelimeler -a, -e, -ı, -i
ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer:
kazanma-y-a, okuma-y-a, sevme-y-i.
-mak / -mek ile bitenlere ise -a, -e, -ı, -i eklerinden biri gelirse
-k ünsüzü yumuşar: yazmak-a > yazmağa, okumak-a > okumağa. Ancak
günümüzde y’li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır.
4. -ken (<iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği
kelimenin ünlüleri kalın da olsa, ekin ünlüsü ince kalır:
okurken, yazarken, durgunken, başlarken.
5. İ- ek-fiili ayrı yazıldığında ünlü uyumlarına uymaz: okuyor
idik, çalışacak imişiz, yorgun ise.
Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve
ünlü uyumlarına uymaktadır: bakıyordu, süslenecekmiş, neyse,
güzelmiş, alırsa.
6. Ki bağlacı her zaman ayrı yazılır: demek ki, bilmem ki, sen ki.
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
Olmaz ki! / Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli)
7. Da, de bağlacı ayrı yazılır. Bu bağlacın ayrı yazılacağı
çoğu kişi tarafından biliniyor ancak bulunma hâli ekiyle
karıştırılıyor. Bunları şöyle ayırt edebiliriz:
• Bağlaç olan da, de’nin -ta / -te şekli yoktur.
• Bir isim, hâl eklerinden sadece birini alabilir. Kelimede hâl
ekle-rinden biri varsa bunu takip eden da, de bağlaçtır ve ayrı
yazılma-lıdır: Bu soruyu da bildi. Size de selâmı var.
• Hâl eki çıkarılırsa belirgin bir şekilde, cümlede
kopukluk
olur.
• Ya sözüyle kullanılan da,de bağlacı “ya da” şeklinde
her
zaman ayrı yazılır: Araba ya da otomobil, ne bulursan tut.
C. KELİMELERLE İLGİLİ KURALLAR
Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız
yollar-dan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi
yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Bu terim için
bileşik kelime denilmesi yanlıştır.
İmlâmızla ilgili tereddütlerin çoğu, kelimelerin ayrı mı,
bitişik mi yazılacağı bahsinden kaynaklanmaktadır. Ayrı ve
bitişik yazılan kelime-ler için uzunca bir açıklama yapmak yerine
pratik bir kaç kural vererek ana hatlarıyla bu bölümü
özetleyeceğiz:
• Birleşme sırasında anlam kaymasına uğrayan birleşik
kelimeler, bitişik yazılır: hanımeli, kaynanadili, dokuztaş
(oyun), deveboynu (boru).
• Birleşme sırasında ses olayı görülen birleşik kelimeler
bitişik yazılır: kayın ata > kaynata, sütlü aş > sütlaç, ne
için > niçin, emir etmek > emretmek, sabır etmek > sabretmek, kayıp
olmak > kaybolmak.
Reddetmek, hissetmek, reddolunmak, affetmek, zannetmek, hiss > his,
his-etmek > hissetmek.
1. Bitişik yazılan birleşik kelimeler
Birleşik kelimelerden bitişik yazılanlara bitişik kelime diyoruz.
Birle-şik kelimelerden hangilerinin bitişik yazılacağı aşağıda
özetlenmiştir:
a) Kurallı birleşik fiiller bitişik yazılır: alıverdi,
düşeyazdı, bakakaldılar, anlayabilirseniz, yazabilirsiniz.
b) Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla
anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik
yazılır:
Aslanağzı, keçisakalı, keçiboynuzu, karagöz (balık),
balıkgözü (halka), sıçandişi (dikiş), kadınbudu (köfte),
dilberdudağı (tatlı), acemborusu (bitki), kuşyemi (bitki), beştaş
(oyun), camgüzeli (bitki), yalıçapkını (kuş), Samanyolu (yıldız
kümesi), Demirkazık (yıldız), ayşekadın (fasulye), hafızali
(üzüm), karafatma (böcek).
c) -an /-en, -r / -ar / -er ve -maz / -mez ekleriyle kurulmuş
sıfat-fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler
gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: ağaçkakan, çöpçatan,
oyunbozan, saçkıran, gökdelen, akımtoplar, betonkarar, çoksatar,
sanatsever, tekerçalar (cd), uçaksavar, kuşkonmaz, varyemez,
töretanımaz, değerbilmez.
ç) -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü ) ekiyle kurulan
kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: imambayıldı,
ciğerdeldi, mirasyedi, şıpsevdi, gecekondu, gündöndü, albastı,
kolbastı, zıpçıktı, toprakbastı.
d) Her iki ögesi de -dı (-di / -du / -dü; -tı / -ti / -tu / -tü)
veya -r / -ar / -er eklerini almış ve kalıplaşmış birleşik
kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti;
biçerdöver, uyurgezer, okuryazar, yanardöner, yüzergezer.
e) Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve
içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları
bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği,
devetüyü, fildişi, vişneçürüğü.
f) Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden
birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır: akağaç,
akkavak, akmantar, karadut, karaçalı; alabalık, karakuş, bozayı,
beyazsinek; sarıçiçek.
g) Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona
getiril-mesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
akşamüstü, ayaküstü, bayramüstü, ikindiüzeri, olağanüstü,
sırtüstü, suçüstü, yüzüstü.
Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler
de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı.
h) İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi
adları, soyadları, lâkaplar ve Türkçe yer adları bitişik
yazılır: Alper, Birol, Gülseren; Adıvar, Atatürk, Tanpınar;
Tepedelenli Ali Paşa; Acıgöl, Beşiktaş, Batıkent, Çanakkale,
Çengelköy, İncesu, Pınarbaşı, Yenişehir.
ı) Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy
vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu; unvan kelimesi sonda ise
gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa,
Necatibey (Caddesi), Gaziosmanpaşa (Üniversitesi).
i) Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı,
güneydoğu, kuzeydoğu, kuzeybatı
j) Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik
yazılır: yediyüzyirmibeşmilyonaltmışsekizbinsekizyüzon lira.
k) Her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu halde yaygın bir
şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır:
• Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başkomutan,
başyazar, başfiyat, başrol, başköşe, başparmak, başkent,
başçavuş, başeser.
• Başı kelimesiyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları:
aşçıbaşı, binbaşı, onbaşı, çarkçıbaşı, ustabaşı,
yüzbaşı.
• Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz
isim
tamlamaları: Caferoğlu, Topaloğlu, Osmanoğulları, çapanoğlu,
dayıoğlu, eloğlu, hinoğluhin, teyzekızı.
• Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik
kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne,
hanımefendi, hacıağa.
• Açıortay, ağırbaşlı, akarsu, akaryakıt, anamal,
anaokulu,
anapara, anayasa, atasözü, aybaşı, babaanne, basmakalıp,
başörtü, birdenbire, bozkır, bugün, buzdolabı, delikanlı,
erbaş, gökyüzü, ilkbahar, ilkokul, ilköğretim, ipucu,
milletvekili, tıpkıbasım, topyekûn, vazgeçmek, yarıçap,
yarımada, yeryüzü, yüzyıl gibi kelime ve deyimler de
gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.
• Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok,
birçoğu,
hiçbir, hiçbiri, herhangi kelimeleri de bitişik yazılır.
l) Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik
kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane, eczahane, hastahane,
postahane, pastahane, yemekhane. Bu sözlerde geçen hane kelimesindeki
h’nin yazılmaması yan-lıştır.
m) Perver, perest, zade ve name kelimeleriyle Farsça kurala göre
oluş-turulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: vatanperver,
hayalperest, Resulzade, dayızade, beyanname, Oğuzname, Battalname.
n) Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilen
kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri,
Genelkurmay, Yükseköğretim.
o) Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik
yazılır: otobiyografi, otomobil, otogar, otopark, telekart, telekız,
telefon, bankamatik.
2. Ayrı yazılan birleşik kelimeler
a) Deyimler ayrı yazılır: göze girmek, etekleri zil çalmak, ağzı
kulak-larına varmak.
b) İkilemeler ayrı yazılır: bata çıka, yavaş yavaş, güle
oynaya, çoluk çocuk, ev bark, konu komşu, eş dost, kitap mitap,
süklüm püklüm, soy sop.
c) Yardımcı fiillerle kurulan birleşik fillerde ses olayı olmuyorsa
ay-rı yazılır: arz etmek, adam olmak, dans etmek, soracak olmak, not
etmek, oyun etmek, sağır olmak, yok olmak, yardım etmek, yarış
etmek.
ç) Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine
uğra-mıyorsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır:
• Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulanlar: ada balığı,
ardıç kuşu, bal arısı, Pekin ördeği, tarla kuşu.
• Bitki türlerinden birinin adıyla kurulanlar: acı ot, çörek
otu, dağ armudu, Japon gülü, kuru fasulye, kuru incir, kuş
üzümü, yaban gülü, yayla çiçeği, yumru kök.
• Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulanlar: bakır
taşı,
dikili taş, Arap sabunu, el kitabı, alt geçit, toplu iğne, dolma
kalem, yemek masası, yapma çiçek, yatak örtüsü.
• Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut
kaldırımı,
çevre yolu, deniz yolu, kara yolu, keçi yolu.
• Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulanlar:
açık
oturum, ana dili, dil birliği, baş ağrısı, çıkış yolu, iş
bölümü, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi.
• Bilim ve bilgi sözleriyle kurulanlar: anlam bilimi, gök
bilimi,
dil bilgisi, halk bilimi, ses bilgisi.
• Yuvar ve küre sözleriyle kurulanlar: ışık küre, yarı
küre,
ağır küre, hava yuvarı, göz yuvarı, ısı yuvarı.
• Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulanlar: balık yağı,
Urfa kebabı, dil peyniri, tas kebabı, İnegöl köftesi, havuçlu
kek, çiğ köfte, işkembe çorbası, koz helvası, kesme şeker,
çiğ köfte, dolma biber, kuru yemiş, süzme yoğurt; maden suyu,
vişne suyu.
• Gök cisimleri: Çoban yıldızı, kuyruklu yıldız, gök
kuşağı, gök taşı.
• Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulanlar:
aç
göz, sulu göz, bel kemiği, takma bacak, gaga burun, kuru kafa, karga
burun.
• Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere
bitki,
hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: ağır top,
çetin ceviz, eksik etek, sağmal inek, deli balta, çöpsüz üzüm,
eski toprak.
• Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı,
gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu.
d) -r / -ar / -er, -maz / -mez ve -an / -en ekleriyle kurulan sıfat
tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: bakar
kör, çalar saat, çıkar yol, döner kapı, döner kebap, güler
yüz, yazar kasa, çıkmaz sokak, görünmez kaza, tükenmez kalem,
uçan daire, uçan top.
e) Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim
tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: bakır rengi,
kül rengi, portakal rengi, ten rengi, gece mavisi, limon sarısı,
boncuk mavisi, duman rengi, Çingene pembesi.
f) Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Kuzeybatı,
Kuzeydoğu, Güneydoğu, Güneybatı, Aşağı, Orta, Yukarı,
Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak gibi kelimeler ayrı
yazılır: Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Anadolu, İç Erenköy,
Küçük Çamlıca, Büyük Menderes, Aşağı Ayrancı, Yeni
Kızılelma.