çıkıp gövde hâline geçince yapım eklerinin görevi tamamlanmış
olur. Yapım ekleri, kelimenin diğer kelimelerle ilgi kurmasında
görev almaz-lar. Dilin varlık olarak ortaya çıkması için
kelimelerin birbirleriyle ilgi kurarak bir ilişkiye girmesi gerekir.
Türkçede bu işlevi çekim ekleri yeri-ne getirir. Çekim ekleri,
isim ve fiillerin diğer kelimelerle ilgisini kuran, dile işleklik
kazandıran eklerdir.
Çekim ekleriyle ilgili olarak şu özelliklerin bilinmesinde yarar
vardır:
• Yapım ekleriyle karşılaştırıldığında çekim eklerinin
kullanım alanı sınırsız olduğu için bu ekler çok işlektir.
• Çekim eki, kelimeye yeni anlamlar katmaz, onun diğer
kelimelerle
ilgi kurmasını sağlar.
• Yapım eklerinden önce çekim ekleri gelemez. İçtenlik,
gündelik, ondalık, toptancı gibi birkaç örnekte kalıplaşma
vardır.
• Çekim ekleri, kelimenin yapısında değişikliğe yol açmaz,
bu
ekleri alan bir kelime türemiş kelime sayılmaz.
• Birkaç çekim eki (-yor, -ki) dışında, çekim ekleri
genellikle
ünlü ve ünsüz uyumlarına uyar.
• Bir kelimeye aynı cinsten iki çekim gelemez. Meselâ, bir
ismin
hem belirtme hâli eki hem bulunma hâli eki alması gibi bir durum
söz konusu olmaz. Bir-i-si, hep-i-si, kim-i-si örneklerinde peş
peşe iyelik eki gelmesinin sebebi, ilk eklerin kelimeyle
kalıplaşmış olmasındandır.
• Yapım eklerinde olduğu gibi çekim eklerinde de isme gelen
çekim
ekleri fiile; fiile gelen çekim ekleri isme gelmez. Sıra-m, sevdi-m
örneklerindeki gibi yazılışları aynı olanların bile adları ve
görevleri farklıdır. (Sıra-m, kelimesindeki -m eki, teklik 1. kişi
iyelik eki olup sıranın sahibini gösteriyor; sevdi-m kelimesindeki
-m eki ise teklik 1. kişi eki olup sevme işinin kim tarafından
yapıldığını belirtiyor.)
• Çekim eklerinden zamanla çekim eki görevinden çıkıp
yapım
eki hâline gelenler vardır: Eşitlik hâli eki -ca -ce; -ça, -çe
(alaca, delice, kısaca, kolayca, sadece) eski Türkçedeki yön hâli
eki -ra, -re ise sonra, taşra gibi örneklerde kalıplaşmıştır.
Sağlam cümleler kurmada dikkat edilmesi gereken özelliklerden biri
de cümleyi oluşturacak kelimeler arasındaki ilgiyi, çekim ekleriyle
usulüne uygun olarak kurmaktır. Bu sebeple çekim eklerinin
işlevleri tam olarak kavranmalıdır.
Çekim ekleri, isim ve isim soyundan kelimelere gelen isim çekimi
ekleri ve fiillere gelen fiil çekimi ekleri olmak üzere iki
çeşittir:
A. İSİM ÇEKİMİ EKLERİ VE İSİM ÇEKİMİ
İsim çekimi ekleri, isimleri fiillere veya isimleri isimlere
bağlamak suretiyle kelimeler arasında geçici ilgiler kuran eklerdir.
İsimler ve isim soyundan kelimelerin çekiminde işlek olarak
kullanılır. Çokluk eki, soru eki, iyelik ekleri ve hâl ekleri olmak
üzere dört gruptur.
1. ÇOKLUK EKİ (-lar, -ler)
Çokluk eki kelimeler arasında bir ilgi kurmaz. İsmin
karşıladığı nesnenin ya da kavramın sayısının birden fazla
olduğunu gösterir: ağaç-lar, çocuk-lar, soru-lar, sokak-lar,
düşünce-ler, güzel-ler, öğrenci-ler vb.
Özbekler, Türkler, Ruslar; Konyalılar, köylüler gibi boy, millet
ve yer adlarından sonra gelen -lar, -ler eki topluluk ve genelleme
kavramı verir.
Kişi adlarından ve akrabalık bildiren isimlerden sonra getirilen
-lar, -ler eki, -gil eki görevinde topluluk ve aile kavramı verir:
Bahadırlar, Betüller, Yiğitler; annemler, dayımlar, teyzemler.
Tanınmış kişilerin adlarından sonra kullanılan çokluk eki,
çokluk kavramıyla birlikte saygı ve benzerlik anlamı da verir:
Fatihler, Mustafa Kemaller, Mimar Sinanlar, Tarık Buğralar.
Çokluk ekiyle kurulan ikilemeler de vardır: dağlar taşlar, eller
ellerde, güzeller güzeli, yıllar yılı.
Teklik olarak kullanılması gereken kelimeler, bazı deyimlerde
çokluk ekiyle kullanıldığında abartma anlamı verir: Dünyalar
kadar iş var. Sıcaklar bastırdı. Havalar birdenbire değişti.
Ateşler içinde kıvranıyordu.
Uyarı
Fiil çekiminde kip eklerinden sonra gelen -lar, -ler eki, eylemin
kişisini gösteren, kişi ekidir. Çokluk anlamıyla fiil
çekimlerinin hepsinde kullanılır: gelmeliler, sormuyorlar mı,
bildiler, dinleyecekler mi, görmüşlerdi vb. gibi.
2. SORU EKİ
Soru eki olan mı, mi, mu, mü isim çekimi eklerinden sonra gelir ve
isimleri soru şekline dönüştürür. Edat kaynaklı olan bu ek
ünlü uyumla-rına uyar ve ister soru anlamı katsın ister katmasın
her zaman ayrı yazılır: Anneniz mi? Bizden mi? Çalışkan mı? Eve
mi? Doğru mu? Kitap-larında mı? Türk mü?; Geldi mi gelmedi mi
bilmem. Filme daldı mı her şeyi unutur.
Soru eki, zaman zaman soru anlamı dışında anlamlar da katar. Böyle
anlatımlarda soru işareti kullanılmaz:
İş bitti mi giderim. (zaman) Tatlı mı tatlı. (pekiştirme,
abartma)
Param oldu mu araba alacağım. (şart)
Sen de mi Brütüs?! (soruyla birlikte şaşkınlık)
3. İYELİK EKLERİ
İyelik (sahiplik) ekleri, isimlerin karşıladığı nesnelerin bir
kişiye veya nesneye ait olduğunu gösteren eklerdir. İsimden sonra
gelen iyelik eki, o ismin veya nesnenin sahibinin kim ya da ne
olduğunu gösterir.
(benim) öğrencim örneğinde özel bir anlam vurgulanmak istenmiyorsa
benim sözünü kullanmaya gerek yoktur. Çünkü öğrencim
kelimesinin sonundaki teklik 1. kişi iyelik eki (-m), öğrencinin
kimin öğrencisi olduğunu belirtmektedir.
İyelik ekleri ve çekimleri şöyledir:
KİŞİLER EK ÖRNEKLER
T.1.(Benim)
T.2.(Senin)
T.3.(Onun)
Ç.1.(Bizim)
Ç.2.(Sizin)
Ç.3.(Onların) - m,-˚m
-˚n
-ı (-i,-u,-ü)
-sı (-s˚)
-m˚z, -˚m˚z
-n˚z, -˚n˚z
-ları, -leri köy-ü-m
köy-ü-n
köy-ü
köy-ü-müz
köy-ü-nüz
köy-leri araba-m
araba-n
araba-sı
araba-mız
araba-nız
araba-ları soru-m
soru-n
soru-su
soru-muz
soru-nuz
soru-ları ülke-m
ülke-n
ülke-si
ülke-miz
ülke-niz
ülke-leri
(˚ işareti, ünlü uyumuna göre ı, i, u, ü seslerinin
gelebileceğini göstermektedir.)
Teklik 3. kişi iyelik eki, tabloda da görüldüğü gibi ünsüzle
biten kelimelerde -ı (-i, -u, -ü); ünlüyle biten kelimelerde -sı
-si, -su, -sü şeklindedir.
Su (sub >suv > su) ve ne kelimelerinin iyelik çekimi biraz
farklıdır:
su-y-u-m ne-y-i-m
su-y-u-n ne-y-i-n
su-y-u ne-y-i
su-y-u-muz ne-y-i-miz
su-y-u-nuz ne-y-i-niz
su-ları ne-leri
Bu kelimelerde iyelik eklerinden önce araya y koruyucu ünsüzü
girer. Ne kelimesinin ne-m, ne-n, ne-si, ne-miz, ne-niz, ne-leri
şeklinde çekimi de vardır.
Teklik ve çokluk üçüncü kişilerde iyelik eki, hem kişileri hem
de isimleri göstererek isim tamlaması adını verdiğimiz kelime
grubunu kurar: dönem-in orta-sı, öğrenci-nin çalışkan-ı, o-nun
araba-sı, gül-ün koku-su; seçmenler-in istek-leri,
kitaplar-ın sayfa-ları, işçi-nin dilek-leri, arabalar-ın reng-i
gibi.
Üçüncü kişi iyelik eklerinden sonra, isim hâl eklerinden biri
gelirse araya n koruyucu ünsüzü girer. Hâl ekinden önce n koruyucu
ünsüzü varsa önceki ekin iyelik eki olabileceği unutulmamalıdır:
araba-sı-n-ı, ev-leri-n-de, köy-ü-n-ü, sevgili-si-nin.
Aitlik eki (-ki)
Ünlü uyumlarına uymayan ve çoğu zaman bulunma hâli ve ilgi hâli
ekiyle kalıplaşan bu ek, isim soylu kelimelere gelerek iyelik, aitlik
kavramı verir. Çekim eklerinden sonra geldiği; iyelik ekleri gibi n
koruyucu ünsüzünü aldığı ve aitlik gibi ikinci bir iyelik
işlevini yerine getirdiği için bu ek, ikinci bir iyelik eki olarak
kabul edilebilir: akşamki, bugünkü, deminki, önceki, öteki,
şimdiki, yukarıki; benimki, onunki, seninki, şunlarınki; bahçedeki
(ağaç), dışarıdaki (hava), bendeki (talih), sendeki (kitap) gibi.
4. HÂL EKLERİ
Cümlede isimleri isimlere, fiillere bazen de edatlara bağlayarak
isimlerin diğer kelimelerle ilgisini kurmaya yarayan asıl çekim
ekleridir. İsimler, bu eklerle başka kelime veya kelime gruplarıyla
ilgiye girerler. Bu ilgiden ismin yalın olarak veya ek alarak
bulunduğu durum ortaya çıkar. Buna ismin hâlleri veya ad durumları
denir.
İsimlerin diğer kelimelerle kurdukları ilgilere göre hâlleri
şunlardır:
a) Yalın hâl
İsim ve isim görevindeki kelimelerin taşıdıkları kavramları
göste-ren, ø ekli bir çekim biçimidir. İsimlerin teklik, çokluk,
iyelik ve soru biçimleri yalın hâldir: ağaç, köylü, bitkiler,
sevgimiz, bilgisayar mı? gibi.
Yalın hâldeki isimler, yüklemi (ya da eylemi) yapan veya olan unsur
olarak cümlede özne görevinde bulunurlar: Kitaplarım Mustafa’da
kaldı. İğde kokusu odayı doldurdu. Kedi saatlerce miyavladı.
Yalın hâldeki isimler bundan başka çekim edatlarıyla kurulan edat
gruplarında isim unsuru olurlar: dev gibi, dünya kadar, hatır için,
pekmez ile.
b) Belirtme hâli
İsimlere ve isim soylu kelimelere getirilen belirtme hâli eki,
isimleri geçişli fiillere bağlayarak onların taşıdığı kavramı
belirtir. Belirtme hâli eki, ünlü uyumuna göre -ı, -i, -u,
-ü’dür. Ünlüyle biten isimlerde araya -y- koruyucu ünsüzü
girer: bal-ı, dil-i, soy-u, gün-ü; saygı-y-ı, bilgi-y-i, soru-y-u,
görgü-y-ü.
Bu, şu, o zamirlerinin belirtme hâliyle çekimi; bu-nu, şu-nu, o-nu
biçimindedir.
Bu eki alan isimler, cümlede kimi, neyi sorularına cevap olarak nesne
görevinde bulundukları için bu hâle, nesne hâli de denmektedir.
Ev-i (temizledi), pencere-y-i (açıyor), konu-y-u (bitirdi), Ayşe-y-i
(arıyor) örneklerine dikkat edilirse eylemin bir nesne üzerinde
gerçekleştiği görülür.
Belirtme hâli ekiyle kurulmuş ikilemeler ve deyimler de vardır:
çoluğu çocuğu geçindirmek, evi barkı satmak, elini eteğini
çekmek, huyunu suyunu bilmek, tası tarağı toplamak.
Belirtme hâlinin kimi, neyi, nereyi sorularına cevap olduğu
unutulmazsa bu ek ünsüzle biten isimlerde 3. kişi iyelik ekleriyle
karıştı-rılmaz: Türk Yıldızları geçiyor. (iyelik eki)
Yıldızları seyrediyor. (belirtme hâli eki)
c) Yaklaşma hâli
Yaklaşma hâlinin eki -a, -e’dir. Ünlüyle biten isimlerde araya
-y- koruyucu ünsüzü girer: boğaz-a, sağ-a, siz-e, şeker-e;
Ankara-y-a, tahta-y-a, Bilge-y-e, gölge-y-e, türkü-y-e. 3. teklik
veya çokluk kişi iyelik eklerinden sonra yaklaşma hâli eki gelirse
diğer hâl eklerinde olduğu gibi araya -n- koruyucu ünsüzü girer:
kapının kolu-n-a, kendisi-n-e, babası-n-a gibi.
Eylemin yönünü gösteren ve yaklaşma ifade eden bu hâl eki
isimleri fiillere, bazen de edatlara bağlar: Deftere baktı. Yaz
tahtaya bir daha. Bize güveniyor, öğretmene göre, her şeye
rağmen, sınava kadar... Bu örneklerde olduğu gibi edatlarla
birlikte yaklaşmayı, yönelmeyi kuvvet-lendirerek fiile bağlama
görevini üstlenirler.
Kişi ve işaret zamirlerine yaklaşma eki geldiği zaman kök
ünlüsü bazen değişir: bana, sana, ona, bize, size, onlara; buna,
şuna, ona, bunlara, şunlara, onlara.
Yükleme veya eyleme sorulan kime, nereye, neye sorularına cevap olan
yaklaşma hâlindeki kelime veya kelime grubu cümlede dolaylı
tümleç (yer tamlayıcısı) olur:
Kim e söylüyorsunuz? - Gülşen’e söylüyorum.
Kalemi nere y e bıraktın? - Masanın üstü n e bıraktım.
ç) Bulunma hâli
İsmin, kendisinde bulunma ifade eden eylemlerle ilgisini gösteren
hâlidir. İsimlere getirilen -da,- de; -ta, -te ekiyle yapılır.
Herhangi bir yerin, nesnenin, kavramın veya kişinin yanında,
yakınında, altında, üstünde, sağında, solunda, içinde...
bulunma, kalma bildirir: dağ-da, internet sayfası-n-da, Konya’da,
sonbahar-da, televizyon-da, bahçe-de, gazete-de, güneş-te,
köy-de, kendisi-n-de, siz-de, Yasemin’de, sınıf-ta, mayıs-ta,
beş-te…
Yükleme veya eyleme sorulan kimde, nerede sorularına cevap olan
bulunma hâlindeki kelime veya kelime grubu cümlede dolaylı tümleç
olur:
Kim de para var? - Bayındır’da para var.
Nere de okuyorsunuz? - Selçuk Üniversitesi-n-de okuyorum.
Bulunma hâli eki, zaman anlamı taşıyan isimlere gelince o zamanın
içinde bulunma anlamını verir. Böyle olunca bulunma hâlindeki
isim, cümlede dolaylı tümleç değil zaman bildiren zarf tümleci
olur:
Dersler, saat 08.30’da başlıyor.
Üniversiteyi 23 yaşında bitirdi.
Bugüne kadar haziranda kar yağdığını görmemiştim.
“Suyu bir nefeste içti. Bir görüşte âşık olmuş. Ne mal
olduğunu bir bakışta anlar.” gibi örneklerde de bulunma
hâlindeki isim, zarf tümleci görevindedir.
Bulunma hâli eki eldeci, geçende, gözde, gündelik, ondalık,
sözde, yerinde, yüzdelik gibi kelimelerde kalıplaşmış olarak
yapım eki işlevinde-dir.
Bu hâl ekiyle kurulmuş tamlamalar, bulunma grupları, ikilemeler ve
deyimler de vardır: minare boyunda kavak, ceviz iriliğinde dolu,
manda kuvvetinde pehlivan, bilek kalınlığında su; geçmişte
bugün, yükte hafif, pahada ağır, işinde uzman, beşte bir; ayda
yılda, elde avuçta, kıyıda köşede, sağda solda; burnu havada
olmak, gözü dışarıda olmak, eli işte gözü oynaşta olmak, kız
beşikte çeyiz sandıkta, teşbihte hata olmasın vb. gibi.
d) Ayrılma hâli
İsimlere getirilen -dan, -den; -tan, -ten ekiyle yapılan bu hâl,
ismin kendisinden ayrılma, çıkma, geçiş, uzaklaşma... ifade eden
fiillerle ilgisini gösterir: ev-den (geliyorum), kimya bölümü-n-den
(mezun oldu), tren Konya’dan (geçiyor), balkon-dan (düştü).
Yükleme veya eyleme sorulan kimden, nereden (neden) sorularına cevap
olan ayrılma hâlindeki kelime veya kelime grubu cümlede dolaylı
tümleç olur:
Kim den öğrendin? - Serpil’den öğrendim.
Nere den geliyorsun? - Ev den geliyorum.
Ayrılma hâlindeki kelimeler, yüklemi veya eylemi her zaman buradaki
işleviyle tamamlamadıkları için cümlede her zaman dolaylı
tümleç olmazlar. -dan, -den; -tan, -ten ekini alan isim aşağıdaki
işlevlerde de kullanılabilir:
• Dolayısıyla, sebebinden, yüzünden anlamında zarflar yapar:
Soğuktan dışarıya çıkamadık. (Soğuk sebebiyle, soğuk
yüzünden)
Yorgunluktan bayıldı. Sevinçten yerinde duramıyor.
• Zaman anlamı taşıyan zarflar yapar:
Akşamdan uyumuş. Aniden düşmüş. Dünden belliydi.
• Sıfat görevli kelimeler yapar:
sıradan adam, sudan bahane, uzaktan akraba, tülden gelinlik; toptan
satış, gümüşten kolye...
• İkilemeler kurduğu gibi bazı deyimlerde de kullanılır:
Aydan aya, daldan dala, havadan sudan, sazdan samandan, sağdan soldan,
dereden tepeden; sonradan görme, elden çıkarmak...
• Birazdan, candan, neden, yüzden, toptan, hiçten, içten gibi
kelimelerde kalıplaşmıştır.
e) İlgi hâli
Bir ismin başka bir isimle (bazen edatla ve fiille) ilgisini gösteren
hâlidir. İlgi hâli -ın -in, -un, -ün ekiyle yapılır. Ünlüyle
biten isimlerden sonra -su ve ne (su-y-un, ne-y-in) kelimeleri
dışında- ünlü uyumuna göre -nın, -nin, -nun, -nün eki gelir:
duvar-ın, bilim-in, son-un, gün-ün; Konya-nın, çizgi-nin,
kamu-nun, örgü-nün gibi.
• İsimleri ve zamirleri iyelik eki almış diğer bir isme
bağlayarak isim tamlaması ve iyelik grupları kurar: Selma’nın
annesi, öğrencinin çalışkanı, su-y-un sesi, çiçeğin kokusu,
arabaların gürültüsü; senin sevgin, benim düşüncem, bizim
çabalarımız. (Teklik ve çokluk 1. kişi zamirlerine getirilen ilgi
hâli eki nazal benzeşme yoluyla m olur: ben- iñ > benim, biz-iñ
>bizim)
• İsimleri ve zamirleri fiillere bağlar: (bu bilezik)
Gökçe’ninmiş, (kitabım) senin olsun, (bütün güzellikler) sizin
olsun.
• Zamirleri çekim edatlarına bağlayarak edat grupları kurar:
benim gibi, sizin kadar, bizim için, sizin ile.
Bahçe kapısı, döner kebabı, dayısı kızı, baba adı gibi
örneklerde ilgi hâli eki kullanılmasa da bu ek varlığını
hissettirir.
Eşitlik hâli, yön gösterme hâli, vasıta hâli
Bence, erkekçe, güzelce, yaşça gibi örneklerdeki eşitlik hâli
(-ca, -ce; -ça, -çe) eki, aslında çekim ekliğini neredeyse
yitirmiş; eşitlik, benzerlik, görelik, süreklilik anlatmak, miktar
anlatmak gibi işlevler kazanmıştır. Dışarı, içeri, ileri,
sonra, üzeri, yukarı gibi örneklerdeki eski yön gösterme hâli
(-ra, -re; -arı, -eri) eki ve ansızın, durmaksızın, güzün,
kışın, yazın, yayan gibi örneklerdeki eski n vasıta hâli eki,
günümüzde çoğu örnekte kalıplaşmıştır. -la, -le vasıta
hâli eki ise ile edatının ek şeklinde yazılmasıyla ortaya
çıkmıştır. Ancak tam olarak ekleşme olmadığı için -la,
-le’ye vasıta hâli eki demek yanlış olur. Bir isim, aynı türden
olmamak şartıyla birden fazla isim çekimi eki alabilir. Bu durumda
ekler, şu sırayı takip eder:
İsim + iyelik eki + hâl eki + (aitlik eki) + çokluk eki + soru eki
Ev iniz de ki
ler mi?
B. FİİL ÇEKİMİ EKLERİ VE FİİL ÇEKİMİ
Türkçede fiiller, her zaman çekimli biçimler hâlinde bulunurlar.
Tek başına kullanılmayan fakat anlamı olan fiiller, kullanım
alanına kişi ekleri, biçim ve zaman ekleriyle çıkarlar.
1. KİŞİ EKLERİ
Kişi ekleri, fiil çekiminde biçim ve zaman eklerinden sonra gelerek
fiillerdeki hareketi, zamana (veya biçime) göre bir kişiye bağlayan
eklerdir.
Üç grup, kişi eki vardır:
KİŞİLER 1. GRUP 2. GRUP 3. GRUP
Teklik 1. kişi
Teklik 2. kişi
Teklik 3. kişi
Çokluk 1. kişi
Çokluk 2. kişi
Çokluk 3. kişi -˚m
-s˚n
-
-˚z
-s˚n˚z
-lar, -ler -m
-n
-
-k
-n˚z
-lar, -ler -ayım, -eyim
-ø
-s˚n
-alım, -elim
-˚n / -˚n˚z
-s˚nlar, -s˚nler
Birinci gruptaki kişi ekleri zamir kaynaklı olup öğrenilen geçmiş
zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman, istek kipi ve
gereklilik kipi çekimlerinde kullanılır. İkinci gruptaki ekler
iyelik kaynaklı olup görülen geçmiş zaman ve şart çekiminde
kullanılır. Üçüncü gruptaki kişi ekleri ise emir kipinin
çekiminde kullanılır.
2. BİÇİM VE ZAMAN EKLERİ (KİP EKLERİ)
Biçim ve zaman ekleri, fiil kökü veya gövdesinin bildirdiği eylemi
biçime ve zamana bağlayan eklerdir. Bunlara kip ekleri de denir.
Fiilin zaman ve anlam özelliğine göre biçimlenmesi, kullanım
alanına çıkması, kişilere bağlanması bu eklerle gerçekleşir.
Bütün fiil çekimlerinde biçim ifadesi olduğu hâlde zaman ifadesi
sadece eylemin yapıldığı zamanı haber veren bildirme kiplerinde
vardır. Demek ki zaman ekleri, eylemin hangi zaman diliminde
geçtiğini bildirmekte; biçim ekleri de eylemin yapılış şeklini
göstermektedir.
Bildirme kipleri
Yapılan veya yapılacak eylemin hangi zaman dilimi içinde
gerçek-leştiğini veya gerçekleşeceğini bir zaman kavramıyla
(görülen geçmiş zaman, öğrenilen geçmiş zaman, şimdiki zaman,
gelecek zaman, geniş zaman) bildiren fiil şekilleridir.
Tasarlama kipleri
Zaman anlamı taşımayan; tasarlamanın şart, istek, gereklilik ve
emir biçiminde yapıldığını bildiren kiplerdir.
Toplam dokuz fiil biçimini oluşturan biçim ve zaman eklerini bir
çizelgede şu şekilde gösterebiliriz:
BİÇİM ve ZAMAN EKLERİ (Kip ekleri)
BİLDİRME KİPLERİ EKİ TASARLAMA KİPLERİ EKİ
Görülen geçmiş z.
Öğrenilen geçmiş z.
Şimdiki zaman
Gelecek zaman
Geniş zaman
-dı (-di, -du, dü; -tı, ti, -tu, tü)
-mış (-miş, -muş, -müş)
-yor/-makta,-mekte/-mada,-mede
-acak, -ecek
-ar, er; -˚r
Dilek-şart kipi
İstek kipi
Gereklilik kipi
Emir kipi
-sa, -se
-a, -e
-malı, -meli
Her kişi için ayrı bir ek vardır.
FİİL ÇEKİMİ
Fiil çekimi, fiil kökü veya gövdelerine dilde işleklik kazandırma
sebebiyle belli bir düzen içinde kip ve kişi eklerinin
getirilmesidir. İsimlerden farklı olarak fiiller, dilde her zaman
çekimli hâlde bulunur.
Bir fiil, basit ve birleşik kiplerde olumlu, olumsuz, olumlu soru ve
olumsuz soru olmak üzere dört şekilde çekimlenebilir:
Oku – du – m (Olumlu)
Oku – du – m mu? (Olumlu soru)
Oku – ma – dı – m (Olumsuz)
Oku – ma – dı – m mı? (Olumsuz soru)
Bugün Türkiye Türkçesinde fiil çekiminde şimdiki zaman eki -yor
dışında biçim, zaman, soru ve kişi ekleri ünlü ve ünsüz
uyumlarına uyar.
Fiillerin olumsuz çekimlerinde kullanılan -ma, -me eki, fiile olumsuz
anlam katan, fiilden fiil yapma ekidir. Fiil çekimlerinin soru şekli
mı, mi, mu, mü ekiyle yapılır ve ayrı yazılır: geldi mi?,
gidiyor muyuz? gibi.
Fillerin basit zamanlı ve birleşik zamanlı olmak üzere iki türlü
çekimi vardır:
I. FİİLLERİN BASİT ÇEKİMİ
Basit çekim, fiil kökü veya gövdesinin biçim veya zaman eki alarak
kişi ekine bağlanmasıyla yapılan çekimdir:
Fiillerin basit çekimleri, bildirme kipleri ve tasarlama kipleri olmak
üzere iki grupta yapılır:
Fiil kökü veya gövdesi + biçim veya zaman eki + kişi eki
Çalış
tı k
A) BİLDİRME KİPLERİ
Bildirme kipleri, eylemin zamanını bildiren zaman eklerine kişi
eklerinin getirilmesiyle yapılır. Fiillerin zaman bildiren bütün
çekimleri, biçim bakımından bildirme kipleri başlığı altında
toplanır.
GÖRÜLEN (-Dİ’Lİ) GEÇMİŞ ZAMAN
Fiil kökü veya gövdelerine, eylemin geçmiş zamanda kesin olarak
yapıldığını bildiren -dı -di, -du, -dü; -tı, -ti, tu, -tü kip
ekinin getirilmesiyle yapılır. Bu kip, eylemin anlatanın kesin
bilgisi dâhilinde, önceden yapıl-dığını ve bittiğini bildirir:
Sınava iyi hazırlanmadı. (Ben biliyorum, gördüm.)
Bilgi şöleni, saat 15.00’te bitti. (Ben oradaydım.)
Türkler İstanbul’u 29 Mayıs 1453’te fethetti. (Ben orada
değildim, görmedim ama bu olay belgeyle sabittir.)
18 Ocak 1964’te doğdum. (Ben olaya şahit değilim ama hastane
raporları, nüfus kayıtları gibi belgeler bunu doğruluyor. Bu
yüzden “1960’ta Adana’da doğmuşum.” gibi ifadeler
yanlıştır. Doğum, rivayet değil gerçektir.)
Görülen geçmiş zamanın kişilere göre, olumlu çekimi şöyledir:
(ben) oku du m (biz) oku du k
(sen) oku du n (siz) oku du nuz
(o) oku du (onlar) oku du lar
ÖĞRENİLEN (-MİŞ’Lİ) GEÇMİŞ ZAMAN
Fiil kökü veya gövdelerine, eylemin anlatılan, öğrenilen,
belirsiz geçmiş zamanda yapıldığını bildiren -mış -miş,
-muş, -müş kip ekinin getirilmesiyle yapılır. Bu zamanda olay,
konuşanın gözü önünde, bilgisi dahilinde olmamıştır. Konuşan,
başkasından duyduğunu, öğrendiğini anlatmaktadır. Görülen
geçmiş zamanda eylemin tamamlanmasıyla ilgili olarak söyleyen
tarafından bildirilen bir kesinlik varken öğrenilen geçmiş zamanda
bu kesinlik olmadığı gibi kullanım biçimine ve vurgu-ya göre
farklı anlamlar da ortaya çıkabilir:
Dilek, dün Ankara’ya gitmiş.(Haberim yok, başkasından
öğrendim.)
Yorgunluktan bir ara sızmışım. (Farkında değilim.)
Bak bak! Kirazlar çiçek açmış. (şaşma, şaşırma)
Osman’a sorarsan, en çok o çalışmış! (şüphe veya alay)
Masallar, genellikle bu kiple anlatılır: ...Altı ay, bir güz
gitmiş.
Öğrenilen geçmiş zamanın kişilere göre, olumlu çekimi
şöyledir:
(ben) uyu muş um (biz) uyu muş uz
(sen) uyu muş sun (siz) uyu muş sunuz
(o) uyu muş (onlar) uyu muş lar
ŞİMDİKİ ZAMAN
Eylemin belirttiği iş veya oluşun, sözün söylendiği anda, şimdi
gerçekleştiğini bildiren -yor; -makta, -mekte; -mada, -mede
ekleriyle yapılır.
-yor eki ünlü uyumlarına uymaz ve ünlüyle biten fiillerin son
ünlü-sü, bu ekteki y sesinin etkisiyle daralır: bekle-yor
>bekliyor, sor-ma-yor > sormuyor.
Cümlede zaman anlamı taşıyan kelimelerin bulunması veya sözün
vurgulu, ezgili söylenmesi hâlinde -yor ekiyle çekimlenen şimdiki
zamanlı fiil, şimdiki zaman dışında başka kipleri de ifade
edebilir:
Gelecek yıl İngiltere’ye gidiyorum. (Gelecek zaman bildiriyor.)
On altı yıldır öğretmenlik yapıyorum.(Geniş zaman bildiriyor.)
Bizim takım, her yıl şampiyon oluyor. (Geniş zaman bildiriyor.)
Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkıyor. (Görülen
geçmiş zaman yerine)
Bu anahtarla kapıyı açıyorsun, masanın üzerinden kitabımı
getiriyorsun. (Emir kipi. Kapıyı aç, kitabımı getir.)
-makta, -mekte ekiyle yapılan şimdiki zamanın kullanım alanı
yukarıdakine göre biraz daha dardır. Konuşma dilinde daha seyrek
kullanılırken yazı dilinde, özellikle yazılı basın dilinde,
sıkça kullanıl-maktadır. Bu ek, şimdiki zamanın anlam
ayrıntısını da gösterir.