
Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı yıllarında çekilmiş bir fotoğrafı..
---------------------------------------------------------------------------
Yörük Ali Efe, (d. 1895-Kavaklı, Sultanhisar, Aydın, ö. 23 Eylül 1951-Bursa), Kurtuluş Savaşı sırasında 16 Haziran 1919'da Malgaç Baskını ile düşmana ilk darbeyi vurmak suretiyle Aydın yöresinde düşman kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmuş olan efe.
Babası Sarıtekeli aşiretinden İbrahim oğlu Abdi, annesi yine Yörüklerin Atmaca Aşireti'nden Fatma’dır.
Yörük Ali 19 yaşına geldiğinde, Aydın (il) dağlarında dolaşan Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin gurubuna katılmak istedi. Ağır bir sınavdan geçirilerek guruba alındı. Kısa zamanda Efe’nin ve tüm zeybeklerin güven ve sevgisini kazanarak gurupta ikinci adam konumuna yükseldi. Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin Bozdoğan Kavaklıdere baskınında ölmesi üzerine Yörük Ali Efe olarak gurubun başına geçti.
Dört yıldan fazla dağlarda dolaşan Yörük Ali Efe, bu süre içinde daima ezilenin mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu. Haklı olarak halk tarafından sevildi, itibar ve destek gördü.
Yörük Ali Efe 1919 senesinde dağdan indi. O sıralar düşman İzmir’i, ardından Aydın ve Nazilli’yi işgal etmişti.
Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe ve bazı arkadaşları, Aydın ilinin Çine ilçesi Yağcılar köyünde toplanarak, Yörük Ali Efe ve arkadaşlarının 16 Haziran 1919 tarihinde Sultanhisar ve Atça arasındaki Malgaç deresinin üstünden geçen Malgaç demiryolu köprüsü yanındaki Yunan karakoluna baskın yaptılar. Baskın sonunda karakol tümüyle imha edildi, cephane ve erzaklar ele geçirildi. Bu baskın Batı ve Güney Anadolu’da düzenli, bilinçli, ve milli şuurla işgalcilere yapılan ilk baskın olarak kabul edilmektedir. Bu önemli başarı halka ümit ve cesaret vermiş, düşmanın yurttan kovulabileceğine olan inancını arttırmış ve Yörük Ali Efe’nin liderliğini perçinlemiştir. Düşman beklemediği bu baskın karşısında paniğe kapılmış, Nazilli’deki kuvvetlerini Aydın istikametine çakmıştır. Ne yazık ki çevreyi yakarak, yıkarak, masum insanları öldürerek...
Daha sonra 7. Tümen kumandanı Şefik Aker’in başkanlığında kurulan halk meclisinde oy birliğince alınan karar uyarınca Aydın, Yörük Ali Efe emrindeki kuvvetler tarafından kurtarılmıştır. Ancak takviye kuvvetlerle güçlenen düşman ordusu Aydın’ı ikinci kez işgal etmiştir. Artık kanlı savaşlar başlamıştır. Köşk, Umurlu ve Dörtyol cephesi kurularak olağanüstü cesaretle, donanımlı ve sayıca çok fazla olan düşman kuvvetleri büyük kayıplara uğratılmıştır. Böylece düzenli ordu kurulana kadar yirmi aylık bir süre düşman kuvvetlerinin Aydın kanadından Anadolu içlerine ilerlemesi engellenmiştir.
Düzenli ordunun kurulması üzerine Yörük Ali Efe, emrindeki savaş deneyimi çok iyi olan büyük bir gurubu her ferdinin istek ve sevgisiyle orduyla bütünleştirmiştir. Kendisi de Milli Aydın Cephesi Komutanı olarak savaş sona erene kadar vatani görevini sürdürmüştür.
Yörük Ali Efe alçakgönüllü bir insandı. Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü ile ilgili olarak yapılan övgülere verdiği şu cevabı her zaman hatırlanacaktır:
"Bazı kimseler savaş zamanında yapılan işlerin bir çoğunu bana ve başkalarına mal ederler. Bu yanlıştır. Bir kişinin, beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki? Gönlünde vatan muhabbeti taşıyan her vatansever o günlerde bizim gibi düşünmüş, bizim gibi duymuş, ondan sonra da bizimle beraber olmuştur. Milli mukavemette aslan payını kendine ayırmakta hata vardır. Bir elin sesi olur mu ki?"
Cumhuriyet döneminde Yörük soyadını alan Ali Efe, Kurtuluş Savaşından sonra altı sene İzmir’de yaşadı, 1928 senesinde, Kurtuluş Savaşında bir süre karargahı olan Yenipazar’a taşındı. 1951 senesinde, İzmir'de geçirdiği talihsiz bir tramvay kazasında bacaklarını kaybetti. 1953 yılında tedavi için gittiği Bursa’da ölmüştür.
Yörük Ali Efe vasiyetinde Yenipazar’da toprağa verilmesini istedi. Ayrıca "Halkı iyidir, toprağı sever, toprağı seven insan sever. Ben orada rahat ederim dedi."
Kuvayı Milliye’nin bu değerli komutanı TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Ayrıca Türk halkı tarafından adına türkü yakılmıştır..
Yenipazar'daki evi devlet tarafından müze olarak düzenlenerek Yörük Ali Efe Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C3%B6r%C3%BCk_Ali_Efe
---------------------------------------------------------------------------------

Çifte silahlı Ayşe Efe!

AYDIN (İHA)
Aydın'da 2. Ege ve Akdeniz Bölgesi Yörük Ali Efe ve Efeler Şenliği kapsamında belirlenecek olan Başefe adayları arasında bir bayanın bulunması erkek efeleri kızdırdı. Başefeliğe adaylığını açıklayan Aydın'ın dağ köylerinden Ambarcıklı Ayşe Tülü, erkek efelerin bayan olduğu gerekçesi ile kendisinin adaylığına karşı çıkmasına tepki gösterdi. Çifte silahla dolaşan 70 yaşındaki Ayşe nine, köyünde atış talimleri yapıyor. Daha önceki yıllarda Aydın İstasyon Meydanı'na dikilen Yörük Ali Efe'nin bıyıksız heykeli de 'Bıyıksız Efe mi olur' tepkisi nedeniyle kaldırılıp yerine yenisi dikilmişti. Ege ve Akdeniz Bölgesi Yörük Ali Efe ve Efeler Şenliği öncesinde baş efe olabilmek için adaylığını açıklayan 70 yaşındaki Ayşe Tülü, kadınlardan da baş efe olabileceğini belirterek "İmam Köylü Emir Ayşe Efe de bir kadındı. Düşmana karşı çok iyi görev yaptı" dedi. Milli günlerde elindeki bayrağı ve şalvarında sakladığı tabancası ile Aydın'ın simgesi haline gelen Ayşe Tülü, "Silahlarla aram çok iyi. Bugün beni silah altına laıp askere gönderseler seve seve giderim. Bu benim içimden gelen bir duygu" dedi. Ayşe Tülü, baş efelik yarışmalarında çifte silahı ile erkeklere meydan okuyor.
30.08.2008
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yörük Ali Efe (1895 - 1951)
Sabahattin BURHAN ..
1895 yılında Aydın ili
Sultanhisar ilçesi
Kavaklı köyü Avlan Baba
mevkinde dünyaya geldi. Sarı Tekeli Yörük aşiretinden Yörük Abdi’ nin oğlu olup
anasının adı Fatma’ dır. Sarı Tekeli Yörük aşiretine mensup olduğundan ‘Yörük Ali’ lakabıyla tanınmıştır. Bir buçuk yaşına geldiği zaman babası Yörük Abdi
Yavuz köylü Deli Mehmet tarafından vurulunca anası Fatma
Kavaklı köyünden ‘Osmancık’ diye bilinen Kasap Osman’la evlenmiştir.
Osmancık Sultanhisar’ ın Türkmen Kahveleri’nde kebap pişirip satardı. Yörük Ali gündüzleri babalığına kebap işinde yardım etmiş
geceleri de koyun ve keçiden karma sürüsünü gütmüştür. Yörük Ali 15 yaşına gelince Ayşe ve Zeliha halası Atmaca Yörüklerinden Nurcihan hanımla onu evlendirmişlerdir. Ali küçük olduğu için gelini attan indirememiş
bunun üzerine ‘ Bir daha evleneceğim ’ demiştir. Çünkü
Sarı Tekeli Yörük aşiretinin töresine göre; damat gelini attan indiremezse bir daha evlenirdi. Nitekim; aynı köyden Hacı Yusuf Efendi’nin kızı Feride Molla Hanım’la bir daha evlenmiştir. Bu arada Yörük Ali’nin köyde uğradığı bir iftira vardır ki; ömrü boyunca unutamamıştır. Yörük Ali 16 yaşında baba olmuş. Oğluna babasının adını vermiştir. Bundan sonra Yörük Ali askere gider. O zaman askere giden delikanlının 20 yaşında olması gerekmezdi. Vücudu gelişmiş olan gençler askere giderlerdi.
Fakat 5. depo alayında Ermeni bir subayın kendisini dövmesine tahammül edememiş
arkadaşı Karatepe köyünden Hasan Ali Tahir’ le beraber firar etmiştir. Bu durumda köyde de duramayacağından Yanık Halil İbrahim Efe’ye kızan olmak istemiştir. Fakat Efe
Yörük Ali’yi daha yaşı küçük ve cüssesi zayıf diye kızanlığa kabul etmemiştir.Bunun üzerine Yörük Ali Köse alanı köyünden Süleğin İbrahim’le o zaman en meşhur efe olan Alanyalı Molla Ahmet Efe’ye başvurur. Bu sefer onun kızanları da ; ‘Efe mektep mi açtık
kızanlık böyle parmak emen çocuklara mı kaldı ? ’ demişlerdir. Oldukça ileri görüşlü
kültürlü
medrese mezunu ve şair ruhlu olan Alanyalı Molla Ahmet Efe
‘Ali benim yanımda kalacak. Şahin olacak
bahadır olacak’ demiştir. Efelik kurallarına göre
hiçbir kızanın efenin emrini reddetme yetkisi olmadığından Yörük Ali
Alanyalı Molla Ahmet Efe’ ye böylece kızan olmuştur ve böylece dağ hayatına başlamıştır.
Kader arkadaşı ve kardeşliği Yağcılarlı Kıllıoğlu Hüseyin Efe’yle de ilk gece Alanyalı Molla Ahmet Efendi’nin yanında tanışmıştır. Yörük Ali Efe kısa zamanda Alanyalının yanında fikren yetişmiş
olgunlaşmış
görüş ufku genişlemiştir. Efesi
Yörük Ali’nin yetişmesi için elinden geleni yapmıştır. Yörük Ali de cesareti
mahareti
zekası ve atıcılığıyla kızanların arasında seçkin yerini almış
baş zeybekliğe yükselmiştir. O zaman Muğla’ya bağlı bir köy olan Kavaklıdere de Alanyalı Molla Ahmet Efe vurulunca Yörük Ali ‘Efe’ olmuş
iki sene daha dağlarda gezdikten sonra affı şahaneyle düze inmiş
Çine’nin Yağcılar köyüne (Sultananhisar’ dan sonra düşman gelince) yerleşmiş
orada ev yaptırmıştır.
Bu arada Mondros Mütarekesi imzalanmış
memleketimizin üzerine kara bulutlar çökmüştür. Ordularımız dağıtılmış
askerlerimizin silahları ellerinden alınmıştır. Felaket bununla da bitmemiş
vatanımız büyük devletler tarafından işgal edilmiştir. İşgalci güçlerden biri de Yunanlılardır.Yunanlılar 15 Mayıs 1919 da İzmir’i
27 Mayıs 1919 da Aydın’ı
3 Haziran 1919 da da Nazilli’yi işgal etmişlerdir. İzmir’e çıkar çıkmaz diğer işgalci kuvvetlerin gözleri önünde İzmir metropoliti Hırisostomos’un öncülüğünde Konak Meydanı’ nda büyük katliam yaptıklarından bu vahşetleri diğer illere duyulmuş
aynı zulmü yaşamak istemeyen halk Menderes Nehri’nin güneyine göçmüş
hatta Sarayköy ve Denizli’ye bile gitmişlerdir.
Denizli Müftüsü Hulusi Efendi işgalden 6 saat sonra cihat fetvası vermiş
bununla da kalmamış
talebelerini ve vatanseverleri toplamış
Denizli Heyeti Milliye’ sini kurarak Denizli Gönüllüleri’ni hazırlamış
onları cepheye sürmüştür. Ardı ardına gelen savaşlar memleketimizde genç bırakamadığı için
bilhassa Çanakkale Savaşları gençlerimizi bitirdiği için topraklarımız ekilip biçilemez olmuş
mevcut harmanları da Yunanlılar yakmışlardır. Sıtma salgın haldedir. Kıtlık başlamıştır.
Menderes’in kuzey sahilleri boşaldığından güney sahilleri muhacirlerle dolmuş
300 nüfuslu köylere 40000 muhacir gittiğinden ayrı dertler
sıkıntılar meydana çıkmıştır. Bunca insanı küçücük köyde yedirmek
yatırmak mümkün olmamıştır. Bebeklerin hepsi bakımsızlıktan ve gıdasızlıktan ölmüştür. Alhan ve Çulhan dan büyük bebek mezarlıkları o felaketli günlerin acı hatırasıdır. Hatta bazı analar ‘Bebeğim nasıl olsa ölecek diye yavrularını Menderes Nehri’ne atmışlardır. Atmışlardır ama arkasından da ana şefkatiyle dayanamayıp kendilerini de Menderes’e atmışlardır.

Aydın
askeri durumdan da çok zayıftır. Görünüşte 57.Fırka (tümen) vardır. Ama bu sözde bir fırkadır. Mevcudu 300’e düşmüştür. Tümenin kadroları boşalmıştır. Tümen komutanı Miralay Mehmet Şefik Bey (sonraları Aker soyadını almıştır) elindeki bu az kuvveti kırdırmamak için Menderes’in güneyine ‘Andon Ağa ’ adlı bir Rum’un çiftliğine çekmiştir. Çünkü bu 300 asker seyis ve mutfakta aşçı olarak çalışmış
savaş görmemiş kişilerdir. O günlerin en kötü tarafı halkın ümitsizliğe düşmüş olmasıdır.
İşte bu kara günlerde Yörük Ali Efe dağlardan doğan bir güneş gibi meydana çıkmış
vatanımızın işgali onu çok fazla endişelendirmiş ve gelişmeleri günü gününe takip ettiğinden Yenipazar’ın Donduran köyüne Bekir Beylerin evine çekilmiş
etrafa haberler salarak toplamaya çalışmış
sayıları 60 kişiye ulaşınca Yenipazar’a gelmişler
Menderes Nehri’ni sallarla geçerek Sultanhisar’a ulaşmışlardır. Yörük Ali Efe’nin hedefi Malgaç Çayı’nın kenarındaki Çadırlı Yunan karakolunu basmaktır. Ve nitekim 15 Haziran 1919 da sabaha karşı Yunan karakolunu basmış
ani bir yayılım ateş açmışlar
5 dk süren baskında Yunan kuvvetlerini tamamen imha etmişlerdir. Tam bir başarı sağlamışlardır.
Bu baskın İstiklal savaşımızda Yunan’a vurulan ilk darbe ve baskındır. Baskının tarihi
önemi ve mahiyeti çok büyüktür; çünkü Kuva-yı Milliye’ nin doğuşunda ümitsiz olan millet ümitlenmiş
‘Nizami olmayan kuvvetlerle
nizami kuvvetlere karşı gelinebilir’ anlayışı yerleşmiştir. Ümitsiz olan halk ümitlenmiş
eline silah geçiren Yörük Ali Efe’nin peşine takılmıştır. (buna kadın ve kızlarımız da dahildir.) Hatta Aydın’ a bile hücum etmişlerdir. Üç gün üç gece Kepez’de
Ovaeymir’ de
Aydın’ın güneyinde aç
susuz
uykusuz destanlar yazarak 30 Haziran 1919 da güzel Aydın’ımıza girmişlerdir. Yani işgalden tam bir ay sonra Yunan kuvvetleri Malgaç baskınından sonra Aydın’da Yörük Ali Efe’yi karşılarında bulmuşlardır. Tabi bu kolay olmamış
pek çok şehide mal olmuştur. (Bugün Aydın’da Bey Cami önünde onlar adına bir abide yükselir. Yolunuz düşerse ziyaret edin.)
Yörük Ali Efe’nin Aydın’ımıza girişi Bey Cami’nin minaresindeki Yunan mitralgözünü susturması vardır ki fevkalade bir olay
tamamen bir destan konusudur. Bundan sonra Yörük Ali Efe’nin nüfuzu Kuva-yı Milli’ye üzerinde tamamen artmış
57 Tümen bile ona tabi olmuş gibidir. Üç gün üç gece savaşan Aydın’a giren milletimizin
Yörük Ali Efe’nin bütün dünyaya; ‘ Beni dinle ’ diyen yüce milletimizin yüce hasletini bir daha gösteren akıllara sığmayan hamasi bir davranışı daha vardır. Çünkü Aydın’a girdikten sonra sırtında Yunan askeri üniforması bulunan yerli Rumları affetmiş
Yunanlılarla beraber Aydın’ı yakan
bir arada kendi evleri de yanan
çıplak kalan Yunanlılarla kaçamayan yerli Rumları giydirmiş
fırınları açtırarak ekmek çıkarttırmış
aç olan yerli Rumları doyurmuştur.
Kaçan Yunanlılar takip edilmediğinden 4 gün sonra daha büyük bir kinle geri dönmüşler
yapmadıkları zulmü bırakmamışlardır. Irza tecavüz etmişler
insanları hayvanları öldürmüşler
hatta ağaçları bile yakmışlardır.
Yörük Ali Efe bunun üzerine Umurlu’ nun doğusundan geçen Musluca Çayı’nın doğusuna Menderes Nehri’nden itibaren İstihkamlar kazdırmışlardır. İstihkamları Armut Seki tepesine
Çanakçı tepesine
Taşlı Gedik ve Dipçik tepesine
Aydın’ın doğusuna ve üç yola kadar uzatarak Yunanlıların karşısında bir savunma hattı kurmuştur. ( Bu istihkamların uzunluğu 60 km’ dır.Temmuz ayında toprağa sivrinin bile işlemediği zamanda kazılmıştır. Merak edenler sözünü ettiğimiz mekanlara gidip
istihkamları görebilirler. Oralara gidenler kalan çuvallarla boş kurşun kovanları
kırık kundaklar
dipçik
süngü ve taraklarla karşılaşacaklardır.)
Savunma hattını kuran Yörük Ali Efe etrafa beyannameler göndermiş
48 saat içinde maiyetinde 2000 kişi toplanmıştır. (Bu o zaman devletin bile başaramadığı bir olaydır.) böylece gelen kuvvetlerden 2 tabur teşekkül ettirmiştir. Sonra gelen gönüllülerle 2 tabura bir tabur daha ilave ederek milli alayı kurmuştur. İstiklal savaşımızda Yörük Ali Efe’nin kurduğu bu ilk milli alayın adı ‘Milli Aydın Alayı’ dır. ( Bugün şanlı ordumuzun bünyesinde 35. Yörük Ali Efe Alayı olarak muhafaza edilir. )Alayın karargah binası Umurlu’ nun Çayyüzü köyünde Dönme Ali’nin evidir. (Ev hala durur
merak edenler gidip bakabilir.)
Bu faaliyet İstiklal savaşımızda ‘Köşk Cephesi’ diye geçen cephemizin kuruluşudur. Yörük Ali Efe
‘Köşk Cephesi’ni kurduktan sonra sık sık Yunan karakollarını basmış
onlara rahat yüzü göstermemiştir. Hatta bu arada bütün milislerin katıldığı Üç yol Savaşı’nı da yapmıştır. Yörük Ali Efe kurmuş olduğu ‘Köşk Cephesi’nde Milli Aydın Alayı’nın kuvvetleriyle Yunanlıları 13 ay 8 gün Musluca Çayı’ndan bir adım ileri attırmamış
oyalamış
böylece kurtarıcı ordumuz toplanma
hazırlanma fırsatı bulmuştur. İşte Yörük Ali Efe’nin tarihi önemi ve rolünün yüksekliği buradadır.
Bu arada savaşırken cephelerde şehit düşenler için ilk defa Teğmen Zekai Bey’le beraber İstiklal Savaşı’nda ‘Çayyüzü Şehitliği’ni yaptırmış
ilk defa şehitlerimiz adına abide diktirmiştir. (Şehitlik bugün ziyarete açıktır. ) Yörük Ali Efe düşman denize dökülürken o
ilk İzmir’e girenler arasındadır.
Zaferden sonra önce Sultanhisar’a sonra İzmir – Buca’ya yerleşmiş
İzmir’de geçirdiği elim bir kaza sonucu iki ayağını da kaybetmiş
sonra Yenipazar’a yerleşmiştir. T.B.M.M. tarafından İstiklal Madalyası ve Albay rütbesiyle taltif edilmiştir. Silahlarını da ‘ T.C. subaylarına mahsustur ’ diye mühürleterek ömür boyu taşıma izni vermiştir. Yörük Ali Efe bundan sonraki ömrünü Yenipazar’da geçirmiştir. Her fani gibi 21 Eylül 1951 de Bursa da vefat etmiştir. 25 Eylül de Yenipazar’a getirilen naşı büyük bir kalabalıkla Yenipazar’ın Muslu Kuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Evi müze haline getirilince naşı evinin bahçesine taşınmıştır.
Yörük Ali Efe’nin iki hanımından Abdi
Zehra
Faruk
Cengiz
Mehmet Ali
Saniye
Doğan
Alparslan
Meral isimli çocukları dünyaya gelmiştir. Sadece Cengiz
Saniye
Meral hayattadır. Yörük Ali Efe alçakgönüllü bir insandı. Kurtuluş Savaşı’nda ki başarıları ilk ilgili övgülere verdiği şu cevap onun karakterindeki büyüklüğü göstermektedir.
"Bazı kimseler savaş zamanında yapılan işlerin bir çoğunu bana ve bazılarına mal ederler. Bu yanlıştır. Bir kişinin
beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki ! gönlünde vatan muhabbeti taşıyan her vatansever o günlerde bizim gibi düşünmüş
bizim gibi duymuş
ondan sonra da beraber olmuştur. Milli mukavemetle aslan payını kendine ayırmakta hata vardır. Bir elin şamatası olur mu ki? "
T.B.M.M. onu İstiklal Madalyası ve ömür boyu Albay rütbesi ile ödüllendirip
silahlarını ellerine verirken; Türk Milleti ise ona ‘ Efelerin Efesi’ unvanını vermiştir.
http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.geocities.com/ssempati/yorukaliefe.jpg&imgrefurl=http://www.uslanmam.com/genel-tarih/33414-yoruk-ali-efe.html&usg=__zlTZ5TPbGRrVvItKhgnK-avojXA=&h=292&w=250&sz=33&hl=tr&start=16&sig2=WfwYfQOoWVQs6hnceKuMXA&um=1&tbnid=BlnqC6X0-v6yWM:&tbnh=115&tbnw=98&prev=/images%3Fq%3Dy%25C3%25B6r%25C3%25BCk%2Bali%2Befe%26hl%3Dtr%26sa%3DX%26um%3D1&ei=nhYpSuyqI8eQsAba_MDaCQ
Sabahattin Burhan
Yörük Ali Efe
Nesil yayınları
1999
----------------------------------------------------------------------------
Yörük Ali Efe Müzesi, Aydın'ın Yenipazar ilçesinde 2001'den bu yana hizmete açılmış bulunan müzedir. Bölge kahramanı Yörük Ali Efe'nin yaşatılması amacıyla kurulan müzenin bahçesinde Yörük Ali Efe'nin mezarı ve heykeli yer alır.
Aydın ili Yenipazar ilçesi, Yörük Ali Efe Caddesi üzerinde bulunan ve 19. yüzyıl sonunda yapıldığı tahmin edilen Yörük Ali Efe'ye ait ev 1980'li yıllarda çıkan bir yangınla tamamen yanmış, yangından sonra bina ve bahçesi kaderine terkedilmiştir.
1995 yılında Aydın İl Kültür Müdürü Özgen Karaca Başkanlığındaki Aydın Valiliği Kültür Komisyonu, Milli Mücadelede işgalci güçlere karşı silahlı direnişin Aydın'daki önderi Yörük Ali Efe'nin evinin restore edilip, Müze Ev olarak yeniden yaşama geçirilmesini ve gelecek kuşaklara aktarılmasını önermiştir. Bu öneri de Aydın Valiliği'nce Kültür Bakanlığı'na sunulmuştur.
Yörük Ali Efe'nin mirasçıları adına Kayhan Kavas'dan projenin gerçekleştirilmesi durumunda, söz konusu taşınmazın Kültür Bakanlığı'na bağışlanacağı sözü alınmış, 1997 yılında Evin Müze olarak kullanılmasına ilişkin Kültür Bakanlığı ve varisler arasında bir protokol yapılmıştır. Taşınmazın Kültür Bakanlığı'na tahsis işlemleri 1999 yılında gerçekleştirilmiştir. İzmir Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü rölöve, yeniden tasarımlama ve yenileme projelerini hazırlamış, tescil karar taşınmaza ait bu projeler İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıkların Korunma Kurulu tarafından onanmıştır. 1999 yılı birim fiyatlarına göre yaklaşık 94 milyar TL 1.Keşif bedelli restorasyon işinin Aydın İli Ören yerleri gelirleri ile yaptırılması Bakanlıkça emredilmiş, 13.12.1999 tarihinde 1999–2000 yıllarına sari olarak Aydın Valiliği İl Daimi Encümenince ihale edilmiştir. Bu arada Yörük Ali Efe Evi bütününden daha önce ayrılan 7 parsel nolu taşınmaz da kamulaştırılarak bahçeye dahil edilmiş, sonradan yapılan bina ve sundurmalar yıkılarak bahçe eski özgün haline dönüştürülmüştür.
Bu iş kapsamında harap durumda olan bina ve bahçenin tamamı temizlenmiştir. Daha sonra temelden itibaren aslına uygun hazırlanan yenileme projesi ve restorasyon ilkeleri çerçevesinde bina yeniden yapılmıştır. Bahçede gişe, bekçi odası ve ziyaretçilere hizmet verecek tuvaletleri bulunduran ikinci bir yapı gerçekleştirilmiş, sığınak onarılmıştır. Eski bademlik evi olarak bilinen müştemilat binası da onarılıp kır kahvesine dönüştürülerek ziyaretçilere hizmet amacı güdülmüştür. Bir bölümü yıkılan bahçe duvarları onarılmış, yeniden yapılmış, bahçe tanzimi tamamlanmıştır. Yenipazar mezarlığında bulunan Merhum Yörük Ali Efe’nin mezarı ise Bakanlar Kurulu’nun 29.08.2000 tarih ve 2000/1252 sayılı kararları ile Müze Bahçesine nakledilmiştir.
Evin restorasyon çalışmalarının tamamlanmasından sonra Varislerine çağrı yapılarak Yörük Ali Efe’nin özel eşyalarının derlenmesine katkıda bulunmaları istenmiş, Aydın Müzesi Eser Kıymet Takdir Komisyonunca eser derlenerek tefriş ve donanım çalışmaları yapılmıştır. Kültür Bakanlığınca Prof. Dr. Tankut Öktem’e yaptırılan Yörük Ali Efe’nin heykeli de bahçedeki yerine konuşlandırılmıştır.
Yörük Ali Efe Evi Müzesi 8 Haziran 2001 tarihinde ziyarete açılmıştır.
-----------------------------------------------------------------------------------
Şu Dalama'dan geçtin mi,
Soğuk da sular içtin mi
Efelerin içinde içinden
Yörük de Ali'yi seçtin mi?
Hey gidinin efesi, efesi
Efelerin efesi
Şu Dalama'nın çeşmesi
Ne hoş olur içmesi
Yörük de Ali'yi sorarsan
Efelerin seçmesi
Hey gidinin efesi efesi
Efelerin efesi
Cepkenimin kolları
Sayılmıyor pulları
Yörük te Ali geliyor
Açıl Aydın yolları
Hey gidinin efesi efesi
Efelerin efesi
Aydın Dağı'nı oymuşlar
İçine mavzer koymuşlar
Yörük de Ali'nin adını
Hazreti Ali koymuşlar
Hey gidinin efesi efesi
Efelerin efesi ..
(EK DOSYADA BALKANLARDAN BİR EFE TÜRKÜSÜ; DRAMA KÖPRÜSÜ ..)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
|
Kurtuluş Savaşına Dair Önemli Belgeler | |
|
Kurtuluş Savaşı'nın Önemli İsimlerinden Yörük Ali Efe'ye İlişkin Önemli Belgeler, Kuvayi Milliye'nin 90. Yılında İzmir'e Getirildi.
Haber Yayın Tarihi: 05.06.2009 10:34
|