Terör örgütü PKK için 3 Kasım 2002 tarihi bir bayramın başlangıcı ve
yeniden dirilmenin, yeniden hayata dönmenin tarihi idi. 56.Hükümet zamanı
Türkiye'ye teslim edilen Öcalan korkusundan "Anam Türk, devlet ne görev verirse
yapmaya hazırım" diyordu. 57.Hükümet zamanı da MHP'nin varlığından dolayı da
terör sıfırlanmış, ülkede terör namına bir şey kalmamıştı.
3 Kasım 2002 tarihinde PKK ve Apo'nun bahtına bir güneş gibi ışık yandı. O
ışık ampul etrafından Apo ve PKK'ya sevgi ve şefkat yayıyordu. O ışığın adı
AKP'nin iktidarıydı. PKK'nın yeniden dirildiği gün AKP'nin iktidara geldiği gün
olmuştur.
Ateist bir terör örgütü, sözde İslamcı bir parti ile yeniden ayağa
kalkıyor, eylemlere başlıyor ve AKP ile birlikte yol yürüyordu.
Korkusundan "Anam Türk" diyen Öcalan bir baktı ki ,"Türkiye Türklerindir
demek alçaklıktır, hayasızlıktır" diyen , "Türk diye bir ırk yok" diyen
,"Türkiye mozaiktir" diyen ,"Türk milleti dememek lazım, sadece millet dersek
yeterli" diyen ,"PKK düşman değil" diyen ,"Kürdistan'dan gelen bilgiler bizi
mutlu ediyor" diyen, "PKK'lılarda benim evladım" diyen , "Öcalan Kürtlerin
önderidir" diyen ,"Öcalan ne demiş ona bakar, ona göre adım atarız" diyen ,
"Öcalan hidayete ermiş olabilir" bir zihniyet iktidar olunca bu durumu PKK'nın
iktidarı olarak gördü ve tüm ipleri eline aldı.
56. ve 57. Hükümet zamanı korkak, ürkek Öcalan AKP iktidarı zamanında
"Taleplerim gerçekleşmezse 500 bin kişi ölebilir" diye tehditler savurmaya
başlamıştır. 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana (AB)(D)ullah Öcalan ne istediyse
hepsi yerine getirilmiştir. Bir tek serbest bırakılması kalmıştır. Onunda
zeminini son iki yıldır hazırlamaktadırlar.
Ölen PKK'lılara ağlamakla bilinen Bülent Arınç "Sayın Öcalan demek, PKK’nın
kendine ait bayrağını elinde taşımak, Öcalan’ın posterini taşımak suç olmaktan
çıktı. Türkiye’nin sitemi böyle olmalıdır. Eyaletler ve demokratik özerklikler
olmalı demek bunların hiçbirisi suç değil, geçmişte bu suçlamalarla cezaevinde
yatanların hepsi çıktı. Artık bundan dolayı dava açılmıyor" diyerek AKP'nin
PKK'lı olmayı nasıl yücelttiğini ve bugüne kadar PKK'ya hangi desteği verdiğini
tüm dünyaya Amerika'dan böyle duyurmuş ve özetlemişti.
PKK'nın paçavralarına "PKK bayrakları" diyebilen bu zihniyet, 30 Mart
seçimleri öncesi Türk bayrak temalı siyasi reklam filmi ile oy toplamış ve bu
filmle maalesef yine birçok vatandaşımızı kandırmayı başarmıştır.
PKK iktidarda olsa emin olun kendi lehine AKP'nin yaptıklarını yapamazdı.
PKK kendi iktidarını AKP aracılığıyla kurmuştur. Şuan İmralı'da 'Paralel
Başbakan' Öcalan, Güneydoğu'da ' Paralel Devlet' PKK vardır. Türk devlet
kurumlarının, belediyelerin Türkçe ismini Kürtçe tabelalarla değiştiren, kendi
vergisini kendi toplayan, yol kesen, kendine ait görmediği herşeye saldıran bir
yapı kurulmuştur. Buna da yol açan, kolaylık sağlayan AKP iktidarı ve bizzat
Başbakan Erdoğan'dır. Çözüm süreci dedikleri karşılıklı menfaat ilişkilerini
düzenlemekti. Bu süreçte artan eylemlerde buna bağlı gelişen olaylardır. PKK
kendi kucağına oturmuş AKP'nin farkındadır. Referandumda nasıl işbirliği
yaptılarsa, şimdi de Recep Tayyip Erdoğan'ı taleplerinin gerçekleşmesi
karşılığında Çankaya yolunu açabileceklerini ifade etmektedirler. PKK ne kadar
saldırırsa AKP o kadar taviz verecektir. Son günlerde PKK'nın hem şehir, hem dağ
kadrosu sürekli 'AKP Öcalan'a yalvarıyor' açıklamasını yapmasını da bu bağlamda
değerlendirebilirsiniz.
Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşküne çıkmak adına PKK adına siyaset yapan
partilerin oyunu alabilmek için her tavizi verebilecek siyasi meziyettedir. PKK
bu sürece fırsat bu fırsat şeklinde yaklaşmaktadır.
"PKK Çalıştayı" yapıp ,"Öcalan ne derse onu yaparız" şeklinde yaklaşımlar
sergileyen AKP'nin bakanları da PKK'yı ikna peşindedir. AKP/PKK ilişkisinde
PKK'nın baskın güç olduğu anlaşılmaktadır. Allah bilir İmralı’da, Kandil’de
çantacılar aracılığı ile PKK'ya ne tavizler verdiler? Muhalefet partilerine,
devlet kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına çemkirenler, PKK karşısında ses
çıkaramamaktadır.
Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Bülent Arınç'ın şu sözlerini bir kez daha
hatırlatmakta fayda var sanırım.
"Bizim dört kez bunlarla (terör örgütü) bir araya oturduğumuzu söyleme
şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde
vereceklerdir."
Recep Tayyip Erdoğan/22 Ağustos 2010
'Biz teröristle, örgütle pazarlık yapacak namussuz, şerefsizlerden
değiliz''
Türk milleti namusun, şerefin ne olduğunu bunlara gösterdiği gün AKP
diye bir parti kalmayacak ama Türk milletinin %43'lük bölümü sanırım olanları ve
olacakları henüz tam algılayamadı. Bu yüzde %43 "Ey oy verdiğim AKP, namus ve
şeref sana göre nedir?" diye sorsa AKP/PKK ittifakı yerle bir olacaktır.
Yıldıray çiçek