“Hacım, hacda, bağırdın mı ‘lebbeyk allahümme lebbeyk’
diye”,
“Bağırmadan olur mu? Tabii ki bağırdık” yanıtı geliyor.
“E peki
anlamı ne o bağırdığının?” diye yine soruyorum, bilmiyor Hacı.
Hacda onu yönlendiren Diyanet Görevlisi de öğretmemiş, öğretmeye gerek
duymamış, Arapçası yeter nasılsa. Yeter mi? Yetmez, biz yazalım anlamını: “Buyur
Allah’ım buyur, işte kapına geldim, buradayım” demek.
Camii cemaatinden bir başka muhtereme soruyorum:
“Namazda secde edince ‘Sübhane Rabbiye'l-ala’ diyorsun, hiç düşündün
mü, bunun anlamı ne?”
Düşünmemiş, bilmiyor; hocalar, vaizler, müftüler de
düşündürtmemişler. “
Ulu Tanrım! Kusur ve eksiklik yoktur sende” diyorsun,
diyorum
“Yaa… Ne güzel diyormuşum” diyor.
Son yıllarda bir ezan duası icat ettiler, yarım yüzyıldır camiye gideriz,
görmemiştik, duymamıştık böyle müezzinin ezan sonrası Arapça dua okumasını,
cemaatin de anlamını bilmeden elini kaldırmasını (Bu cemaat aslında ezanın da
anlamını bilmiyor, bana inanmayan çevirsin camiden çıkan birini sorsun).
Bu cemaatin ataları da böyleydi. Kur’an’ın mirasın paylaşımı ile ilgili
ayetleri okunurken duygulanır, hüzünlenir ağlardı, çünkü anlamından haberi
yoktu.
Çünkü onun din bilgini, mütedeyyin kişi olarak bildikleri, Kur’an’ın
bir başka dile asla çevrilemeyeceğini söylüyorlardı.
Çok geriye, öyle Osmanlı’ya falan gitmeye gerek yok, Kâzım Karabekir;
Büyük Atatürk’ün Kur’an’ın mealini yaptırtmak istemesine karşı çıkmıştır.
“Kartal Gözüyle Laiklik” adlı kitabımda var ayrıntısı, muhafazakâr çevrelerin
abartıp durdukları Prof. Ali Fuat Başgil, “Din ve Laiklik” adlı kitabının
112.sayfasında “Kur’an’ı başka dile çevirmek hem imkânsızdır, hem de manasız ve
faydasızdır.” demektedir. Her iktidara yakın durup çıkar sağlamayı adet
edinenTürkiye Gazetesi 1990 yılında “Kur’an hiçbir dile çevrilemez, hatta
Arapça’ya bile” diye fetva vermişti.
Bu gibilere en iyi yanıtı, Türkiye’nin yakından tanıdığı, muhafazakâr bir
yazar olan Samiha Ayverdi vermiştir. Okuyalım:
“Harun Reşit’in papağanı Yasin-i Şerif’i ezbere okurdu. Ne ki, bu
ezbercilik onu kuş olmaktan öteye geçiremediği gibi, Kur’an ahlâkı ile amel
etmeyip sadece ezbercilikte kalan kimseler için de aynı kanunun geçerli
olmasından tabii ne olabilir?” Boğaziçi Dergisi Nisan 1986)
Evet öyle… Ülkemizde ne yazık ki Harun Reşit’in papağından artık mebzul
miktarda var. Hafızlayıp duruyorlar, cemaat de sihirli sözcük ve güzel bir
musiki parçası dinler gibi dinliyor.
Sünnet, abdest, namaz sözcüklerinin Farsça olduğundan bihaber olan din
adamları var bu ülkede, bilenler de demiyor, dese “Türkçe da olabilir” akıl
yürütmesi gelecek, der mi?
Bu konular Cumhuriyet’in ilk yıllarında tartışılmış bir genel kabule
bağlanmıştı oysa. Şimdi öyle bir hale geldik ki, Osmanlı’nın son dönemlerinin
bile gerisine düştük.
İlk mecliste, Erzurum Mebusu Ziyaettin Efendi “Müslüman’ın Arapça bilmesi
lazımdır, çünkü Kur’an Arapça nazil olmuştur” deyince, Türkçü Tunalı Hilmi
Bey’den “Kur’an cahiliye devrinin rezaletleri içinde çırpınan Arapları ıslah
için onlara Arapça gönderildi. Bunu Kur’an’ı Kerim kendisi söylüyor. Ben
kalubeladan beri Müslüman’ım ama Arapça’nın esiri değilim. Bir gün bizim
milletimiz, dinini kendi güzel anlaşılır dili ile yerine getirecek!”yanıtını
almıştı.
Atatürk’ün çevresini alan, öteki Türkçüler de aynı görüşte idiler. “Dinî
Türkçülük”ü savunuyordu Ziya Gökalp. Hamdullah Suphi Tanrıöver “Ana dil mabede
girmeli” diyordu. Bugünün dinci Türkocağı’nda bunları diyecek bir Allah’ın
kulunu bulamazsınız.
DİP NOT:
Konularına Göre Kuran Mesajı derlemesi, Ana dilimizde “Doğru Bilgi Ana
Kaynağı” nın kullanılmasına imkân ve katkı sağlayabilmek amaç ve niyetiyle,
Kuran’ın ışığında bir kısım “Kitap” bilgisini, yorumsuz olarak doğrudan Kuran
ayetleriyle, zandan azade, aklını ve gönlünü işleten “Nasip Sahipleriyle”
paylaşabilmek için yapılmıştır.
Allah Kelamın algılanıp anlaşılmasında, gerçeğe ulaştıran yollardan bir
yol, hakikate açılan kapılardan bir kapı olması umulmaktadır.
KONULARINA GÖRE KURAN MESAJI
{Konuyla İlgili daha geniş bilgi edinmek isteyenler, “KONULARINA GÖRE
KURAN MESAJI” ve “RESUL KUR’AN’IN KUR’AN TEFSİRİ“ nin de dâhil olduğu “ATATÜRK
VE RESUL KUR’AN - (MKA) 41 E KİTAP” ı, güncellenmiş indirme linkinden [ (
bakınız:
http://kemaladal.blogspot.com.tr/),
(HIZLI BAĞLANTILARIM VEYA ÖNE ÇIKAN YAYIN) ]Bilgisayarlarına indirip,
arşivleyerek inceleyebilir ve paylaşabilirler.}
M. Kemal Adal
Gönderen M. Kemal Adal