GÜNÜN ŞİİRİ

33 views
Skip to first unread message

Caner Kara

unread,
May 15, 2008, 5:15:45 PM5/15/08
to turkc...@googlegroups.com

GÜNÜN ŞİİRİ

 

ŞAŞKIN YOLCU'YA

 

Kızıl bir karanlıktır perdeleyen gözünü,

Yoluna hail olan yalçın karlı dağlardır.

Meramın aramaksa kaybolan gündüzünü,

Yolcu ayrılma bizden, yaksa vaktimiz dardır.

 

O kapkara yıldızı doğurma göklerine,

Beklediğin bir sabah aydınlığı yerine,

Kaptırma varlığını meltem esişlerine,

Bak bize yol gösteren coşkun fırtınalardır.

 

Gel yolcu uzaklaşma!. Nesi var bu akışın,

Kalbimi parça parça ediyor ayrılışın,

Yanarım ki yolunu bekleyen hain kışın,

Altında bir gül değil, solacak bir bahardır.

 

Tuttuğumuz bu çetin yol gider "kendimize"

"Benlik" denen güneşin önünde geldik dize,

Zannetme ki boşuna atıldık bu denize,

Önümüzde yemyeşil, sonsuz bir cennet vardır!!!

 

                                                           F. ÖZDEMİR (TURAN)

 

KIZIL ELMA DERGİSİ

7 KASIM 1947

 

Caner KARA

TÜRKÇÜ TAVIR

BURSA TEMSİLCİSİ  

 

"HALA TEVEKKÜLDE Mİ KARARLISIN YOKSA?

 SÜKUT NEYİ HALLEDER YARAN OYUK OYUKSA,

 TEVEKKÜL ALLAH'ADIR; ZİLLETE KATLANILMAZ,

 YA HAYAT YA ÖLÜM, BUNUN ORTASI OLMAZ."
 
GÜNLÜK OLARAK BU BAŞLIK ALTINDA GEÇMİŞTE YAYINLANMIŞ ŞİİRLER YAYINLANIR.

Caner Kara

unread,
May 16, 2008, 6:41:08 PM5/16/08
to turkc...@googlegroups.com

 

GÜNÜN ŞİİRİ

 
 
'Cemâline sığındım haşmet-î celâlinden
Sana meftun gönlümü fani sevdadan koru! ' Cemal Safi

Buğa Dağları'na gece karanlığı düşerken ve rüzgâr uğultusunu döşerken geceye, Kurtbala, yer yatağına uzandı. Gözlerini kapadı. Bir uykuya daldı. Kurtbala, dünyadan her kaçışında ruhunu serinlettiği bulağa süzüldü. Bulağa yaklaştığında, bulağın yanında duran güzeli gördü. Güzelin, yüzünde tül, saçlarında sarmaşık, gözlerinde ışık vardı. Kurtbala dedi;

A güzel kimsin nesin?
Tülünü açar mısın?
Gönlümde gönül sesin,
Gülünü saçar mısın?

Dile gel peri misin?
Güzeller piri misin?
Ölü mü diri misin
Dokunsam kaçar mısın?

Bulağın yanında duran güzel, Kurtbala'ya baktı. Kurtbala'nın içi yandı, aklı başından gitti, elleri titredi, dizleri çözüldü. Güzel dile geldi;

Söz ehlinde kal'asın
Yüz tülümü açarım
Şol gönlümde balasın
Güllerimi saçarım

Güzellerin ne piri
Ne de nurdan bir peri
Ne ölüyüm ne diri
Dokunursan kaçarım.

Kurtbala, irkildi. Başının üzerinde bir güneş, ayaklarının altında bir ateş vardı. Yangını, bedenini tel tel eritiyordu. Kurtbala, tülden arınmış yüz güzelliğinde, kendinden geçti. Güzelin, saçlarında sarmaşık, gözlerinde ışık vardı. Kurtbala, 'Bulağdan su içeyim' dedi. Ayağı yerden kalktı. Adımlarını attı. Bulağa geldiğinde güzele bakmadan eğildi, suyunu içti. Doğrulduğunda, güzeli ilk gördüğü yerdeydi. Kurtbala dedi;

Suya bandım dolumda
Tadın nedir a güzel
Kırk adımlık yolumda
Şadın nedir a güzel

İrem köşkü yüzünle
Bulağ yandı közünle
Delirmişim sözünle
Adın nedir a güzel

Bulağın yanında duran güzel, Kurtbala'ya baktı. Kurtbala'nın aklı başından gitti. Güzel, gözlerini Kurtbala'dan esirgemedi, sarmaşık saçlarını saklamadı. Ay sürgünü şavklar, Kurtbala'nın yüzüne vurdu. Gönlüne vurdu. Yüreğini alazlandırdı. Güzel dile geldi;

Benim hâlim duranda
Ayımça Kız Kurtbala
Bir nefesim vuranda
Ayımça Kız Kurtbala

Bulağ başı tadımdır
Ab-ı hayat şadımdır
Duyasın ki adımdır
Ayımça Kız Kurtbala

Kurtbala, esrimişti. Evvelce içtiği ne tatlı şarap, ne de ekşi kımız böylesine esritmişti, Kurtbala'yı... Kurtbala'nın başı önüne düştü. Yaşadıkları, gözlerinin önüne serildi. Gün bölüştü. Gözlerini kapadı. Yine, yaşadıkları gözlerinin önüne serildi. Kaldırdı başını... Ayımça Kız'a baktı. Tülden arınmış yüzüne baktı. Işık ışık gözlerine baktı. Tel tel sarmaşık saçlarına baktı. Kurtbala dedi;

Ayımça Kız desin hele
Düşte mihman nazım mıdır?
Bağır deşen sesin hele
Türküm müdür sazım mıdır?

Esrik olmuş başa düşün
Yosun tutmuş taşa düşün
Yaşadığım yaşa düşün
Güzüm müdür yazım mıdır?

Ayımça Kız dardan öte
Yalan dünya ardan öte
Bir gülüşün vardan öte
Çoğum mudur azım mıdır?

Ol sevgimi güle verdim
Yandım piştim küle verdim
Güzel gördüm ele verdim
Kor alnımda yazım mıdır?

Ayımça Kız, gülümseyerek Kurtbala'ya baktı. Tamu yangını, Kurtbala'nın yüreğine aktı. Kurtbala'nın, damarları tutuştu. Kanları kaynadı. Kurtbala, Ayımça Kız'a ellerini uzattı. Hay'a etti. Boynunu büktü. Vakur duruşunu, gözyaşına döktü. Ayımça Kız dile geldi;

Bir sevgili közü bassam döşüne
Göğsünde nazını taşımaz mısın?
Her şafak Türküyle girsem düşüne
Ruhunda sazını taşımaz mısın?

Doğandan batandan aşka ahtımın
Bala'yı mest eden gülşen bahtımın
Her vakti buseden iklim tahtımın
Güzünü yazını taşımaz mısın?

Dünyadan arınmış gönül hurcunu
Zamana baş veren sevda burcunu
Bir gülüş ferahı boyun borcunu
Çoğundan azını taşımaz mısın?

Bir vakit çığlığım köşküm bildiğim
Secdesi koynumda meşkim bildiğim
Hicran sarayımda aşkım bildiğim
Alnında yazını taşımaz mısın?

Kurtbala, kendinden geçti. Heyecanı anlatılmazdı. Anlatılsa, anlaşılmazdı. Kurtbala, 'Bir adım daha yaklaşayım' dedi. Olmadı. Ayağı yerden kalkmadı. Ayımça Kız, ışık ışık Kurtbala'ya baktı. Kurtbala'nın yüreğine yine ateş düştü. Kurtbala dedi;

Yere göğe bakınsam
Şol âleme dar mıyız?
Kaçacaksın dokunsam
De ki suyla har mıyız?

El uzatsam zay oldu
Şaştım kaldım Hay oldu
Kor düşüme pay oldu
Nefis miyiz ar mıyız?

Aşk bağında sağıldık
Geçtik candan dağıldık
Mısra mısra yağıldık
Dolu muyuz kar mıyız

Ateş saldın yüreğe
Urgan vurdun ereğe
Nice düştüm gereğe
Yoktan öte var mıyız?

Ayımça Kız, Kurtbala'ya baktı. Asuman, bulut bulut Kurtbala'ya dokundu. "Cemre düştü" dediler. Cisil cisil ağan bahar kokuları, Kurtbala'nın nefesine doluştu ve yanan yüreğine, bulağdan su serpildi. Kurtbala, Ayımça Kız'ın önünde diz çöktü, ellerini uzattı. Tutmasını bekledi. Ayımça Kız dile geldi;

Tutsam nedir tutmasam ne
Aciz bir kul değil miyiz?
Neşe nedir ya da gam ne
Aciz bir kul değil miyiz?

Onbir aydan kaçsa bağlar
Bir ayda bir açsa bağlar
Misk û amber saçsa bağlar
Aciz bir kul değil miyiz?

Em tutmayan kor yarada
Kim erdi ki bir murada
Sen orada ben burada
Aciz bir kul değil miyiz?

Zırh içine kuşku düşen
Yüz görümü aşka düşen
Aç karnına meşke düşen
Aciz bir kul değil miyiz?

Sözü üzre bir buluta tutundu, Ayımça Kız… Gözden kayboldu. Ardınca Kurbala;

Od oldun içimde duy Ayımça Kız
En derin gecede ay Ayımça Kız
Niçin uğrak verdin düşüme birden
Nice olur senden pay Ayımça Kız
Taş gibi oturdun döşüme birden

Kimedir kimdedir saldığın buğu
Bir anlık yüzüme çaldığın buğu
Kastın mı vardı da gül Ayımça Kız
Bir tutam çiçekte kaldığın buğu
Baharı küstürdü bil Ayımça Kız

Âlemi mest etti bakışın birden
Kum gibi düşüme akışın birden
Çekip gitmek ne hâl dur Ayımça Kız
Dur çöle çevirdi yakışın birden
Bulağlar kurutan kor Ayımça Kız

Bir parça soluktur diride Hâk ki
Gün düşleyen düşte peride Hâk ki
Kapat tüllerini çek Ayımça Kız
Sen gidince senden geride Hâk ki
Tanrı'ya aşkımdır tek Ayımça Kız

…dedi ve uyandı. Terini sildi. Tefekküre daldı, Kurtbala... Geldiği yer, gittiği yerdi Ayımça Kız'ın… Bir ses dalgalandı;

-Tevekkel-tû teâlallah-

Ol emriyle olduran
Tanrı tektir, tanrım tek…
Dokuz nefsi solduran
Tanrı tektir, tanrım tek…

Yürek ile us ile
Damar damar his ile
Doksandokuz ses ile
Tanrı tektir, tanrım tek…

Toy beşikte bismillah
Sığ eşikte bismillah
Beş keşikte bismillah
Tanrı tektir, tanrım tek…

Mahmuzda er narası
Cenkte kılıç yarası
Yerle göğün arası
Tanrı tektir, tanrım tek…

Özden öte öze nur
Üç'te Kırk'ta yüze nur
Gönül ağan söze nur
Tanrı tektir, tanrım tek…

Secde edip anmaya
Rahmetine kanmaya
Aşk odunda yanmaya
Tanrı tektir, tanrım tek…

Çekirdeğim çiğidim
Gökçe kızım yiğidim
Kocamıştan öğüdüm
Tanrı tektir, tanrım tek…

Dağ başında yel fenni
Bulut bulut sel fenni
Koşuklarda tel fenni
Tanrı tektir, tanrım tek...

Acze varan yük kudret
Doğulmaya gök kudret
Baş eğmede tek kudret
Tanrı tektir, tanrım tek…

Kırda bahar oluğu
Çayır çimen doluğu
Kurtbala'nın soluğu
Tanrı tektir, tanrım tek… 
 
         Hakan İlhan Kurt

Caner Kara

unread,
May 18, 2008, 5:33:58 AM5/18/08
to turkc...@googlegroups.com

YA BİZİMDİR - YA KİMSENİN!

 

Her sabah yüzlerce Mehmet dinlerim.

Ne yürektir göğüslerinde atan!

Her gün ferahlarım ve serinlerim!

Ya bizimdir, ya kimsenin bu vatan!

 

Hepsi efe ne solu var, ne sağı,

Hepsi birer köyün tepesi, dağı

Pek canları bu toprağın adağı,

Ya bizimdir ya kimsenin bu vatan!

 

Hepsinde yanan renk toprağın rengi.

Aslan yatan yürek, toprağın dengi,

Tarlada, sınırda toprağın cengi,

Ya bizimdir ya kimsenin bu vatan!

 

Hepsinin bir ahdi, bir yemini var!

Söz götürmez namusu var, dini var,

Kanla silinecek Moskof kini var,

Ya bizimdir ya kimsenin bu vatan!

 

Düşman yanılır da Türk'ü kuşatır,

O gün Mehmetçikler birer paşadır,

Bu paşalar ölür, yurdu yaşatır,

Ya bizimdir ya kimsenin bu vatan!

 

Tevetoğlu, Mehmetçikler gözündür,

Deden, baban asker, Mehmet özündür,

Toprak, Tanrı kadar ulu sözündür

Ya bizimdir ya kimsenin bu vatan!

 

FETHİ TEVETOĞLU

Caner Kara

unread,
May 18, 2008, 4:18:06 PM5/18/08
to turkc...@googlegroups.com
 
"Bu şiir, Türkiyenin Kurtuluş Savaşına atfen, Büyük Şair Mağcan Cumabay tarafından Kazakistan'da yazılmıştır."

UZAKTAKİ KARDEŞİME

Uzakta ağır azap çeken kardeşim!
Solmuş lâleler gibi kuruyan kardeşim
Etrafını sarmış düşman ortasında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim!

Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim!
Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim!
Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman
Diri diri derini soymuş kardeşim!

Ey pirim! Değil miydi Altın Altay
Anamız bizim? Bizlerse birer tay,
Bağrında yürümedik mi serâzat
Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?

Alaca altın aşık atışmadık mı?
Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?
Anamız olan Altay'ın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadışmadık mı?

Akmadı mı bizim için dupduru bulak,
Şarıldayıp şarıl şarıl dağdan inerek,
Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi
Dilesek bir bir atlar, tıpkı burak!

Altay'ın altın günü nazlanarak
Gelende, sen pars gibi bir er olarak,
Akdeniz, Karadeniz ötelerine
Kardeşim, gittin beni bırakarak!

Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam,
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam,
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı;
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan?

Kurşunlar genç yüreğime saplandı,
Günahsız taze kanım su gibi aktı,
Kansız kalıp, kuruyup bayıldım,
Karanlık hapse sıkıca kapattı.

Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı,
Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı,
Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp
Bizi büyüten altın anam Altay'ı!

Ey pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan
Türk'ün pars gibi yüreği varken
Korkak kul mu olduk düşmandan sinen.

Kudretli olmak isteyen Türk'ün canı
Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?
Yürekteki ateş söndü mü, kurudu mu?
Damarında kaynayan atalar kanı?

Kardeşim! Sen o yanda, ben bu yanda
Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza
Lâyık mı kul olup durmak? gel gidelim
Altay'a atadan miras Altın tahta.

Mağcan Cumabay

MAĞCAN'A CEVAP


"Bu şiir, Büyük şair Mağcan Cumabay'a karşı Türkiye'den 80 yıl gecikmiş bir cevap ve vefa borcunun ifasıdır."

Uzaktan azabımı bilen kardeşim
Sevgisiyle gözyaşımı silen kardeşim
Özü amansız düşman ortasında
Gönlünü derdime bölen kardeşim

Ağır kaygılarla doldum kardeşim.
Kuruyup lale gibi soldum kardeşim.
Taş yürekli düşmanı sen hep bilirdin.
Ben şimdi haberdar oldum kardeşim.

Ortak anamız idi, Altın Altay
O bir Tulpar idi, bizler birer tay
Bağrında şimşek gibi çakardık
Karşımızda sönük kalırdı, gün ve ay.

Alaca altın aşık atıştık elbet
Tepişip bir döşekte yatıştık elbet
Altay gibi bir sansürlü kelimen, ak sütünden
Beraber emip, beraber tadıştık elbet.

Bizim için dupduru bulaklar aktı.
El attığımız yerde şimşekler çaktı.
Emrimizdeydi uçan kuş ve kopan yeller
Bindiğimiz atlar tıpkı buraktı.

Bir gün ortak hayatın süresi doldu.
Tanrı emriyle sefer mukadder oldu.
Bedenim Akdeniz-Karadeniz arkasında
Yüreğim Altın Altay'da kaldı.

Bilirim öksüz kalıp kanat açamadığın
Uçmaya davransan da uçamadığın
Yön bulduran, yol gösteren can olmayınca
Düşman kurşunlarından kaçamadığın.

Sana değen kurşun, bana saplandı
Günahsız kanımız birlikte aktı
Toprağa düşen kan, onu yurt kılar
Bizi ayrılıp, bölünmek yaktı.

Ben de hasretim, gezdiğimiz ovaya
Gündüz güneşe, gece gümüş nurlu aya
Bizi ipek kundaklara sarmalayıp
Bağrında büyüten anamız Altay'a.

Ulu bütünden ayrılıp uzağa düştük
Tarih kazanında yıllarca piştik
Dağılıp yılmadık, yağan oklardan
Yiğitlik suyunu biz özünden içtik.

Kudrete hamle eden Türk canı
Ne hasta düştü, ne de tükendi hali
Sönmedi yüreklerdeki ateş
Kurumadı damardaki atalar kanı.

Kardeşim, sen o yanda, ben bu yanda
Kudret doğmaz ayrı ayrı yatanda
Gücü-kuvveti toplamak gerek
Atalardan miras ortak vatanda.

Feyzullah Budak
 
Aslında MAĞCAN'ı en iyi anlayan Mustafa Kemal olmuş, kendini Atatürk yapacak yolu, fırtınalı bir denizde harabe bir gemiyle çizmiştir.
Tüm Türkçü Tavır üyelerinin ve yüce Türk Milleti'nin, "ATATÜRK'Ü ANMA" gençlik ve spor Bayramını kutlarım. 
 

Caner KARA

Caner Kara

unread,
May 20, 2008, 5:34:40 PM5/20/08
to turkc...@googlegroups.com


BE HEY DÜRZÜ
 
Ne ararsın Tanrı ile aramda?

Sen kimsin ki orucumu sorarsın?

Hakikaten gözün yoksa haramda,

Baş açığa niye türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne?

Yoksa sana bir zararım içerim.

İkimiz de gelsek kıldan köprüye

Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?

Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et.

Senin gibi dürzülerin yüzünden,

Dininden de soğuyacak bu millet

İşgaldeki hali sakın unutma,

Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan yine çıkardın amma,

Baban kimdi bilemezdin şe..fsiz...

MUTLU ÇEVİK 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages