Kısa bir değerlendirme...

2 views
Skip to first unread message
Message has been deleted
Message has been deleted

Tevfik Aşlama

unread,
Sep 7, 2007, 6:47:58 AM9/7/07
to mersintoplumc...@googlegroups.com
Sn. E. Karapınar;
 
     Ali bey tarafından "başka yerden alıntı" olarak gönderilen yazının "deli saçması" olduğunu yazmışsınız, lakin hemen de kutulaşma olgusunu kabullenip "1.grup" "2.grup" ayrımına girmişsiniz. Bu duruma göre aslında yazı kendisinden beklenen ve istenen görevi ifa etmiş oluyor:)
 
     Öte yandan;
 
     Her toplumda belirli inançlar ve düşünceler çevresinde çok sayıda gruplaşmalar olur. Kişilerin yöneldiği inanç ve düşünce biçimlerinin belirlenmesinde ekonomik ve sosyal durumunun yanında eğitim durumunun da belirleyici olduğu söylenebilir. Türkiye ölçeğinde de her toplumda olduğu gibi değişik inançlar ve düşünceler çevresinde gruplaşmalar mevcuttur.
 
     Le Monde Gazetesinde çıkan yazının bilimsel bir değeri olduğunu söylemek mümkün değildir. Yazıda belirtilen biçimde sosyolojik bir gruplaşmadan söz etmek mümkün değildir. Öyle bir yazı "ben Türkiye'yi iki grubu ayırmak istersem" mantığı sonucunda son seçimler düşünülerek kaleme alınmıştır. Ki başka unsurlara dayalı olarak da ikiye ayırmak (mesela : 1) 50 yaşın üstündekiler ve altındakiler,... 2) Erkek ya da dişi olanlar,... 3) A marka malı kullananlar ya da kullanmayanlar,... 4) B ideolojisine mensup olanlar ya da olmayanlar....) mümkündür ve yazıdaki ayrım mantığın misallerini sunduğum ayrımlardan daha kıymetli olmasını gerektirici bir neden bulunmamaktadır.  Yazıda belirtilen grupların kendi içinde homojen olduğunu söyleme olanağı da bulunmamaktadır.
 
     Ancak, başta da söylediğim gibi, bu tür yazılar toplumumuza ayrımlayarak bakma zihniyetini yerleştirmektedir.
 
     Saygılarımla..
 
     Tevfik Aşlama-Alanya
 
 


 



From: ekara...@hotmail.com
To: mersintoplumc...@googlegroups.com
Subject: Mersin Toplumcu Hukuk Dernegi Re: Son ve Büyük Hesaplaşma-Fransız Le Monde Gazetesinde Türkiye ile i
Date: Wed, 5 Sep 2007 15:57:38 +0300


Ali bunlar deli saçması yazılar. Ne bu yazıda yazıldığı gibi, keskin ayrılık var. Ne de, ikinci grup yazıda belirtildiği gibi, yüksek değer taşıyor. Televizyonlardaki paparazi proğramlarını seyredersen neyin ne olduğu anlaşılır. İkinci grup kendi kusurlarını artık görsün.

Date: Wed, 5 Sep 2007 15:51:44 +0300
From: alih...@gmail.com
To: mersintoplumc...@googlegroups.com
Subject: Mersin Toplumcu Hukuk Dernegi Son ve Büyük Hesaplaşma-Fransız Le Monde Gazetesinde Türkiye ile ilgili ilginç bir yazı

Rahmi TURAN  rtu...@hurriyet.com.tr

'Son ve büyük hesaplaşma!'

BİR süre önce, Fransız Le Monde Gazetesi'nde, Türkiye ile ilgili önemli bir yazı çıktı...

Ülkemizin bugünkü durumuna adeta ayna tutan ilginç yorumdan bazı bölümleri beraber okuyalım:


"Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor.

Bu ülke, korkulduğu gibi ırk ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı. Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeyle sakatlandı.

Cumhuriyet boyunca süren 'kültürel bölünme' artık iyice keskinleşti.

Bir yanda, ayakkabılarını sokak kapısının önünde çıkaran, kadınlarının başını örttüğü, erkeklerinin sokağa pijamayla da çıkabildiği, erkek çocuklarının kahveye gittiği, kızlarının tam bir baskı altında yaşadığı, türkü ile arabesk arası bir müzikten hoşlanan, belki de hiç kitap okumamış, hiç dans etmemiş, karı-koca birlikte hiç lokantaya gitmemiş, hiç tiyatro seyretmemiş, iyi eğitim alamamış, dini inançları kuvvetli, kalabalık bir kitle var.

Diğer yanda ise, kız lisesiyle Robert Kolej yelpazesinde eğitim görmüş, bir düğün salonunda ya da kolej partisinde dans etmiş, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okumuş, müzik zevki pop şarkılarla klasik müzik arasında dolaşan, evi nispeten daha zevkli döşenmiş, kızların flörtüne izin verilmese bile göz yumulan, Allah'a inanan ama ibadete pek aldırmayan, kadınlarının başını örtmediği, gazetelere bakan, magazin haberlerini izleyen, kendini birinci gruba kıyasla çok gelişmiş hisseden, entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da okumuş yazmış, Batı standartlarına yakın bir grup var.

Bu iki grubun yaşam tarzı birbirinden kopuk.

Onları, Batı'daki sınıflar arasında ortak bir zevk yaratan kültürel bir zemin yok.

Hayatları, inanışları, zevkleri birbirinden farklı.

Hatta birbirine düşmanca...

* * *


Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmış, aşağılanmış, itilip kakılmıştır.

Şimdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Ve her seçimi kazanacak siyasi güçleri var.

İkinci grup ise azınlıkta... Ve artık bir daha seçim kazanma ihtimalleri yok.

Bu noktada da tarihi bir çelişki ortaya çıkıyor.

Batılı olan 'ikinci grup' Batı'nın siyasi değerlerini kabul ederse, bir daha asla iktidarı ele geçiremeyeceğini bildiği için Batı'ya ve Batı'nın demokratik değerlerine düşman oluyor.

Yaşam tarzı olarak Batı'ya düşman olan kesim ise, iktidarı ancak Batı'nın kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceğini bildiği için Batı ile ilişkileri geliştirmek ve demokrasiyi kabullenmek istiyor.

* * *

Bu kültürel parçalanmada 'Ordu' önemli bir role sahip... Eğer birinci grubu desteklerse ve Batı'nın demokrasisi burada kabul görürse, ordu da iktidarını kaybedecek.

Aslında, birinci grubun çocuklarından oluşan ordu, kendi iktidarını sürdürebilmek için, kendisine benzemeyen ikinci grupla işbirliği yapıyor.

Bu iki grup, siyasi iktidar için son kez hesaplaşacak.

Yargı, ordu, bürokrasinin önemli bir bölümü ikinci grubun arkasında...

Cumhurbaşkanı seçimi, kavganın keskinliğini ve iki tarafın niyetlerini açıkça ortaya koydu . Ordu destekli ikinci grup artık seçim de istemiyor... Ve darbe söylentileri gittikçe artıyor. Cuntalardan söz ediliyor.

Kısa bir gelecekte bölünme ve hesaplaşma kaçınılmaz görünüyor."

Ünlü Le Monde Gazetesi'nin yorumu özetle böyle... Elin yabancısı bile Türkiye'de yaklaşan tehlikeyi görüyor, biz ise hálá ahmakça tartışmalar içindeyiz!

</html
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages