Tavafta bir teyze ağlayarak anlattı.
Biliyorsunuz, Mekke çok sıcak… Tavaf ederken insanın dudakları kuruyor. Teyzemizin de sıcaktan dolayı içinden bir arzu geçiyor: "Şimdi şöyle serin, sulu bir portakal olsa da yesem…”
Bunu kimseye söylememiş. Sadece kalbinden geçirmiş. O an tanımadığı birisi yanına gelip eline portakal tutuşturuyor. Teyze ağlayarak anlattı.
Evet, insan böyle bir hadiseyi yaşayınca, “Ne büyük bir ikram… Neredeyse mucize gibi…” diyor. Değil mi? Evet öyle ama
çevremize baksak, hayatımızın her anı Allah’ın ikramı değil mi?
Mesela şu hurmaya bakın… Bal gibi tadı var. Ama toprağın, suyun, havanın tadı yok. Allah bu tadı kuru bir toprakta yoktan yaratıyor. Üstelik bu hurmanın içinde insanın ihtiyacı olan bütün vitaminler var.
Hem yediğiniz bu tek hurmanın çekirdeğinde milyonlarca yeni hurmanın, yüzlerce ağacın da programı var.
Bir çekirdeğin içine koca bir ormanı sığdıran kim? Topraktan bu balı çıkaran kim? Allah.
Ya da o teyzeye ikram edilen portakal… Toprakta, ağaçta, havada portakalın tadı da yok, rengi de yok, kokusu da yok. Alıyorsun portakalı eline, soyuyorsun; Allah senin için de dilimlemiş, ağaçlardan sana ikram ediyor.
Yani güneşi tam vaktinde doğduran, bulutları sevk eden, yağmuru indiren, toprağı yarıp o portakalı yaratan Allah.
Elsiz böceklerle ipek gönderiyor, zehirli sinekle bal gönderiyor Allah.
Bir ineğe baksan saman yiyor. Yeşil ot yiyor. Bir ton samanı sıksan içinden bir damla süt damlamaz ama ineğin ağzına girince memesinden süt akıyor.
Mesela tavuğun yediği ortada. Ondan çıkan yumurtayı bütün insanlık bir araya gelse yapamıyor. Her şeyi Allah ikram ediyor.
Ciğerlerimize dolan nefes de bir ikram.
Bir bardak suyu içebilmek de…
Yürüyen ayaklarımız, gören gözlerimiz, atan kalbimiz, sevdiğimiz insanların hâlâ yanımızda olması da… Hepsi ikram. Rabbim anlamayı ve şükretmeyi nasip etsin.
Birde bu portakalın konusundan hareketle hatırıma şöyle bir şey geldi:
Hani bazen insanın kimseye anlatamadığı şeyler olur ya…
İnsanlara anlatamazsın…
İşte onları Allah bilir. Teyzenin içinden geçen portakal isteğini bildiği gibi.
Sen kalbinden geçirirken bilir Allah.
Belki bu yazıyı gören kardeşlerim arasında da bekleyenler var.
Belki bir haber… Belki bir evlat…
Belki bir şifa… Belki kapanmasını beklediğin bir borç… Belki evinin huzuru…
Şunu hatırlayın: O teyzenin portakalını gönderen Allah, senin kalbinden geçeni biliyor. Ve Allah sana da vakti gelince verecek.
Sen elinde olan nimetleri Allahın gönderdiğini bil şükret ve istediğin şeyi Allahın bildiğini ve göndereceğini bil ve sabret.
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
Cep telefonumdan gönderdim...