METİN ATAMER : PENELOPE
Πηνελόπη
***
Başkentimiz ANKARA’da , geçtiğimiz hafta, NATO ‘ya üye
ülkelerin yöneticilerinin mutat toplantılarını yapmaları için,
ANKARA sakinlerini yerinden etti. Yollar kapandı, gecekondu
mahallelerin görüntüsü büyük panolarla kapatıldı, bir çok
yollar kapandı, bir çok meydanlarda gösteri yapmak yasaklandı,
Maden işçilerinin açlık grevi zorla sona erdirildi, velhasıl
Ankara da yabancı ülkelere, ülke içinde sakin bir yaşam
izlenimi bırakılmak için , özürlü çocuğu misafirden
saklarcasına tedbirler alındı.
Ülke liderlerinin iki günlük Ankara çıkartması için gereken ne
varsa ortaya koyuldu. Günler öncesinden yürüyüş parkları
kapatıldı, önlemler için Ankara dışından yüzlerce polis
Başkente getirilip görevlendirildi.
NATO‘ ya üye ülkelerin temsilcileri, Amerika Başkanı TRUMP
hariç, ANIT Kabir ‘i ziyaret ederek , Anıt Kabir anı
defterine Lüxembourg daimi temsilcisinin kaleme aldığı şu
cümleleri yazdılar:
‘ NATO adına Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babasının
mirasını onurlandırmak ve yüce hatıranızın huzurunda
milletinize duyduğumuz sonsuz saygıyı teyit etmek üzere bu gün
birlik içinde bir araya geldik.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkentinde , YURTTA SULH CİHANDA SULH
‘ şeklindeki asırlık ilkenizin ittifakımızın ruhunun özünü
nasıl yansıttığını ve yolumuzu nasıl aydınlattığını idrak
ediyoruz.
NATO Ankara Zirvesi vesilesi ile yüce Milletinizi ziyaret
etmekten duyduğumuz en derin minnettarlığı ifade etmemize
lütfen Müsaade ediniz, En Derin Saygılarımla.’ Stephan
Frederic Müller.
Hangi aklın , ne maksatla hazırladığı bilinmez , ülkelerin
temsilcilerine birer ‘REVOLVER’ , halk arasında tanımlanan adı
ile ALTI PATLAR, hediye edilir. Bu silahı kimileri Ankara’daki
elçiliklere bırakmış, kimileri ise bir kenara koymuş.
Ankara’daki toplantıya katılanlar birde toplu resim içinde yer
almışlar. Amerikan Başkanının Ankara izlenimlerini ekranda
izlediğim iki cümlesi beni hayretler içinde bıraktı. İki günde
2 konu çok ilgisini çekmiş. Birincisi Atlı Polislerin
bindikleri siyah atların yelelerinin lüle lüle olması , ve
Ülkemizin Cumhurbaşkanı Bay R.T.Erdoğan.
Aklıma HOMEROS’un ODYSSEİA destanı gelir, konu olan eşi
PENELOPE ‘yi hatırlarım. İlginç bir öyküdür , Odysseus aslında
Helene ile evlenmek istemesine rağmen PENELOPE ile evlenir.
Penelope’nin lüle lüle saçları topuklarına kadar iner. Bir
çocukları olur Telemakos. Bu sırada çıkan TROYA savaşlarına
gitmek mecburiyetinde kalır, Kral Odysseus. Savaş uzadıkça
uzar , saray kralsız kalır uzun müddet. Bu nedenle PENELOPE ye
talipleri çıkar. ‘Tamam ‘ der Penelope , ‘ Odysseus için bir
kefen örmekteyim , örgü bitsin , taliplerimden birisi ile
evlenmeyi kabul ederim’ diye konuşur.
Bütün gün bu örgüyü örer, gece ise , sabaha kadar ördüğü
kumaşı söker. Böylelikle kumaş hiç bitmez. Yıllar geçer,
sonunda savaş sona erer, ODYSSEUS saraya geri döner.
Kendisine sadık kalmış olan eşine ve oğlu TELEMAKHOS’una
kavuşur. Bu konuyu Aşk ve Sadakat olarak tanımlayabiliriz.
Ancak literatürde Yunan mitolojisi olarak tanıtırlar, fakat
bu hikayenin geçtiği yer olan TROYA, bilinen yer Çanakkale .
Aslında Çanakkale , tarihte çok önemi olan bir yerleşim yeri.
TROYA diğer anlatımla TRUVA, bir su yolu geçidi olarak önemli
yeri vardır tarihin derinliklerinde. Bu şehre sahip olmak için
yıllar süren savaşlar olmuş. TRUVA lılar şehirlerini
korumuşlar.
Hatta TRUVA ya sahip olmak için tahtadan devasa bir at yapıp,
TRUVA şehrinin kale kapısının önüne bırakırlar. Tahta atın
içine askerler saklanır. Truvalılar bu tahtadan ATI şehrin
kapısını açıp içer alırlar. Gece tahta attan çıkan askerler
şehri zapt ederler.
Bütün bu hikayeleri TRUVA kazılarına ömrünü vakfetmiş bir
arkeolog dan dinlemiştim. Manfred Osman Korfmann , Muhteşem
bir tarihçi idi. Truva kazıları döneminde defalarca
ziyaretimde, saatlerce TRUVA yı anlatırdı. Yörenin tarihini
anlatırken İYONYA diye bahseder, hiç GREK mitolojisi olarak
tanımlamazdı.
Ülkemin kaybolan DEMOKRASİ sini, Savaşa giden Odysseus ‘ a
benzetirim. Tıpkı PENELOPE nin bitmeyen tükenmeyen sabrı ile
eşinin geri dönmesini bekler gibi, bizde bir gün ülkemize
DEMOKRASİ nin geri gelmesini beklemekteyiz diye bir sözüm
geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
Metin Atamer