Selimim

3 views
Skip to first unread message

Celal Çelik

unread,
Mar 25, 2026, 4:38:57 PM (2 days ago) Mar 25
to turk...@googlegroups.com, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, islamipa...@googlegroups.com, yeni...@googlegroups.com
Yavuz Sultan Selim zamanında çok fakir bir ihtiyar varmış. Adam hem fakirmiş hem de borçları varmış. Bir süre sonra bu borçlar iyice birikmiş ve ihtiyar adam işin içinden bir türlü çıkamamış.

Derken bir sabah saraya, Yavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkmış ve demiş ki: “Sultanım, bana bir kese altın verecekmişsiniz.”

Yavuz Sultan Selim: “Ben neden sana bir kese altın verecekmişim?” diye sormuş.

Bunun üzerine ihtiyar adam anlatmaya başlamış: “Sultanım, ben 63 yaşında İstanbul eşrafından Mehmet’im. Bir zamanlar çok zengindim. Fakat bir süre önce başıma büyük bir musibet geldi; malımı, mülkümü, elimde avucumda ne varsa kaybettim.

Ne yaptıysam bu borç batağından kurtulamadım. Dün gece, herkesin uyuduğu o mübarek teheccüd vaktinde kalktım, iki rekât namaz kıldım.

Alnımı secdeye koyup, ‘Ya Rabbi, beni eşime, çocuklarıma ve dostlarıma mahcup etme. Derdi veren de sensin, dermanı veren de. Beni bu borç batağından kurtar.’ diye dua ettim ve sonra uyudum.

Rüyama âlemlere rahmet olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) geldi ve dedi ki: ‘Ey Mehmet, niye üzülürsün evladım? Yarın ilk iş saraya git, Selim’ime selam söyle. Sana bir kese altın versin.

Eğer sebebini sorarsa, her gece okuduğu ve benim ruhuma hediye ettiği 100 salavatı dün gece okumayı unuttu. Okumadığı salavatlar hürmetine seni mutlu etsin.’”

Bu sözleri duyar duymaz Yavuz Sultan Selim hemen bir kese altın çıkarıp ihtiyar adama vermiş. Ardından heyecanla sormuş: “Ne olur tekrar söyle, Resûlullah ne dedi?”

Mehmet amca tekrar etmiş. Bunun üzerine Sultan bir kese altın daha vermiş. “Ne olur bir daha söyle, ne dedi Habibullah?”

Mehmet amca tekrar anlatmış, Sultan yine bir kese altın vermiş. Bu böyle devam etmiş. Her kesede 100 altın varmış. Tam on yedi kese altın olana kadar Yavuz Sultan Selim aynı sözleri tekrar tekrar dinlemiş.

Yaşlı adamın kucağında artık 17 kese altın, yani büyük bir servet varmış. Ama Sultan Selim hâlâ kendinden geçmiş hâlde: “Ne olur söyle, ne dedi Kâinatın Efendisi?” diye sormaya devam ediyormuş.

Durumu fark eden baş vezir Hasan Can araya girerek:
“Sultanım, Mehmet amca getirdiği bu haberle çok mutlu oldu, siz de aldığınız haberle çok mutlu oldunuz. İsterseniz kendisini gönderelim, ne zaman ihtiyacı olursa yine gelsin.” demiş ve adamı göndermiş.

Daha sonra Hasan Can, Sultan’ın yanına gitmiş. Yavuz Sultan Selim secdede öylece duruyormuş. Endişelenip omzuna dokunmuş. Sultan başını kaldırmış; gözleri yaşlarla doluymuş.

“Duydun mu Hasan Can?” demiş. “Habibullah benim için ‘Selim’im’ demiş, duydun mu? Binlerce şükür olsun, bizi bu şerefe layık gören Rabbime hamdolsun.”

Ve sözlerine şöyle devam etmiş: “Ey Hasan Can, eğer sen o amcayı göndermeseydin, değil malımı mülkümü; tacımı, tahtımı, sarayımı bile Resûlullah’ın bana ‘Selim’im’ demesine feda ederdim.”




Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK

Cep telefonumdan gönderdim...
   
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages