Devletin Pusu Doktrini Sürdürülebilir Değildir!Devletin Pusu Doktrinine Bakanlıktan Şok İtiraf!
İçişleri Bakanlığı’nın “Bayramda tuzak radar olmayacak, uygulamayı bitirdik. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz” açıklaması, yıllardır yollarda süren gizli denetimlerin halkın cebine kurulan finansal tuzak olduğunun adeta resmî itirafı gibi. Trafik güvenliği bahanesiyle ağaç diplerine gizlenen sivil radar araçları, hem halkın cüzdanına hem de devlete duyulan güvene ciddi zarar verdi. Bakanlık seviyesindeki keskin dönüş, halkın tepkisi ve anketlerdeki güven kaybıyla bağlantılı görünüyor. Sokaktaki insan için bu açıklamalar, “avlanma” korkusu olmadan yola çıkma hakkının geri gelmesi anlamına mı geliyor, bunu zaman gösterecek. Denetim noktalarının saklanarak gizli gelir kapısına dönüşmesi toplumsal hafızada derin izler bırakırken, Ankara’nın da pusu anlayışından vazgeçmesi şart. Hukuki Enkaz Altında Kaybolan Geçmişin ArşiviBakanlığın kabulü, geçmişte şüpheli yöntemlerle kesilen tüm makbuzları hukuken geçersiz kâğıtlara çevirdi. Yöntemler devlet tarafından bile “tuzak” olarak tanımlanıyorsa, bu yolla vatandaştan zorla alınan paranın haklı kazanç sayılması imkânsızdır. “Paramızı geri verin” çağrıları, basit sistem hatasından değil, anayasal adaletin sağlanması talebinden doğuyor. Gösteriş amaçlı olabilme şüphesi barındıran dürüstlük adımı, haksız yere kesilen cezaların mahkemelerde iptaline emsal oluşturmuşken, haksız tahsilatın maddi sorumluluğundan kaçmak hem devletin ciddiyetine hem de reformun samimiyetine gölge düşürür. Gerçek hukuk devleti, pusu kurularak alınan haksız paraların iadesiyle mümkündür. Tabelalarda Gizlenen Geometrik Kumpas ve Yol MühendisliğiToplumsal öfkeyi tetikleyen esas pusu, yalnızca gizlenmiş araçlar değil; yol mühendisliğiyle tabelaların oluşturduğu sinsi ve sistematik düzendir. Otoyol standartlarında ilerleyen sürücünün karşısına aniden çıkıp limiti 120’den 50’ye düşüren levhalar, bilinçli olarak hataya sürükleyen geometrik tuzaklar gibidir. Denetimin keskin hız değişim noktalarına yerleştirilmesi, güvenliği sağlamaktan çok, kaçınılmaz cezayı tahsil etmeye yönelik olması şüphesi bile, devletin denetim yetkisini adeta suç üretme aracına dönüştürdüğünü gösterir. Yol fiziki olarak hıza elverişli iken, idari sınırların trafik doğasına aykırı biçimde daraltılması haksızlıktır. Tabelalardaki keyfiyet sona ermeden, radarların sadece görünür hale getirilmesi sahada adalet sağlamaya yetmez. Dijital Giyotin ve Mekanik Zulmün Soğuk YüzüDenetimlerin EDS ve drone sistemlerine devredilip robotikleşmesi, insani muhakemeyi ortadan kaldırarak hukuku soğuk dijital giyotine dönüştürdü. Yazılımlar, trafik akışındaki teknik arızaları, araçtaki harareti ya da hayati zorunlulukları ayırt edemiyor. Emniyet şeridine mecburen giren araca otomatik ceza kesilmesi, denetimin mantık ve vicdandan koptuğunu gösteriyor. Benzer şekilde, delil sunma zorunluluğu bulunmayan Fahri Müfettişlik sistemi, kişisel hırsları ve her ceza makbuzundan prim alma güdüsünü devletin gücüyle besliyor. Vatandaşın taraflı tanıklığıyla kanıtsız ceza yazabilmesi, hukuk güvenliğinin en zayıf halkasıyken teknoloji mutlaka insan onayından geçmeli. Aksi halde teknik, adaleti sağlamak yerine sadece hasadı modernleştiren soğuk bir ele dönüşür. Ankara’nın Talimatına Karşı Taşra Direnci ve Hasat HırsıMerkezi yönetimin “pusu bitsin” talimatına karşın, taşra birimlerinin kamuflajlı denetim alışkanlığını sürdürmesi, ciddi hiyerarşi ve otorite kopukluğunu gözler önüne seriyor. Ülkenin farklı yerlerinde vatandaşların ifşa ettiği, ışıkları kapalı radar araçları, Ankara’dan gelen talimatların sahada dirençle karşılandığını gösteriyor. Halkın en üst makama güvenerek yola çıktığı ancak taşrada pusuya yakalandığı her olay, devletin itibarında yeni güven çatlakları açıyor ve reformların sadece vitrin süsü olduğu kuşkusunu artırıyor. Saha ekiplerindeki ceza kotası baskısı ve yerleşmiş alışkanlıklar değişmedikçe, merkezi otoritenin etik vizyonu tabeladan öteye gidemez. Denetim noktaları kilometrelerce önceden açıkça duyurulmalı ve kuralı ihlal eden saha personeline ağır idari yaptırımlar uygulanmalıdır. Stratejik Eylemlerle Pusu Kültüründen Huzura GeçişTrafik sistemini para toplama aracı olmaktan çıkarmanın yolu, cezaların genel bütçeden tamamen ayrılmasıyla başlar. Toplanan paraların bütçe açıklarını kapatmak yerine sadece trafik güvenliği projelerine, ileri sürüş eğitimlerine ve yol iyileştirmelerine aktarılacağı özel bir fonda toplanması, denetimin finansal motivasyonunu ortadan kaldırarak sistemi asıl amacı olan can güvenliğine odaklar. Hız sınırları yol mühendisliğiyle uyumlu olmalı, her radar noktası dürüst idarenin simgesi haline gelmelidir. Sürücüyü hazırlıksız yakalamak yerine güvenli sürüşe hazırlanmasında rehberlik etmek, devletin gerçek taahhüdü olmalıdır. Pusu kültürü bürokrasiden temizlendiğinde toplumsal itaatsizlik yerini gönüllü saygıya bırakır. Devletin vatandaşına kuracağı tek “tuzak” ise, kurallara uymayı sağlayacak kadar adil ve şeffaf düzen olmalıdır. SADİ ÖZGÜL |