
MUAMMER KARABULUT : TIBBİ KENEVİR YASALLAŞIYOR
Senaryo Aynı, İtibar Suikastları Devam Ediyor... Bu mesele ideolojik değil; bilimsel, vicdani ve insani bir meseledir.
Yazan: Muammer KARABULUT
***
Son günlerde, Cumhurbaşkanının bilgisi dahilinde yürütüldüğü
ifade edilen ve Sağlık Bakanlığı’nın önerisiyle kısa süre
içinde yasalaşması beklenen tıbbi kenevir çalışmaları;
hastaların eczaneden CBD Oil/THC Oil satın alması, doktorların
serbestçe reçete yazması ve belki de kenevir kliniklerinin
açılması gündeminde.
Görünen o ki, bu alandaki yasal düzenlemelerin bazı çevrelerin
ekonomik çıkarlarını zedeleyeceği endişesiyle, sürece karşı
ciddi bir algı operasyonu başlatılmış durumda.
15–16 Aralık 2025 tarihlerinde Bursa Uludağ Üniversitesi’nde
düzenlenen Multidisipliner Kenevir Kongresinde, Almanya’nın
Stuttgart kentinde ikamet eden iç hastalıkları uzmanı,
onkoloji profesörü ve homeopati hekimi Dilek İnan kendi yaşam
öyküsünden bir kesiti kamuoyuyla paylaştı.
Kendisine “sarkom” (bağ dokusu, kemik ve kıkırdak kanseri)
teşhisi konulduğunu, PET-CT ve MR görüntülemeleri sonrasında
meslektaşı onkologlar tarafından 6–8 ay ömür biçildiğini; buna
rağmen RSO protokolü ve kannabinoidler ile kendi yöntemini
uygulayarak yaklaşık dört ay içinde hastalığı vücudundan
temizlediğini anlattı.

Sonraki, MR ve PET-CT sonuçlarının temiz çıkmasıyla bu durumu
Almanya’daki hastalarıyla da paylaştığını, kanser vakalarında
kannabinoidlerin tümör sekresyonları üzerinde etkili sonuçlar
verdiğini ifade etti.
Ancak Türkiye’deki kongre sonrası yaptığı bu açıklamaların
ardından, Prof. Dr. Dilek İnan hakkında ciddi bir itibar
saldırısı başlatıldı. Kendisi, 2008-2013 yıllarına ait diploma
ve belgelerin bir kısmını kamuoyu ile paylaşmış olmasına
rağmen; diplomasının olmadığı, şarlatan olduğu, hatta yapay
zeka ürünü videolar kullandığı gibi iddialarla yoğun bir bilgi
kirliliği oluşturuldu.
Halbuki; aşağıda ki belge Dilek İnan’ın Almanya’da iç
hastalıklar Uzmanı ve Hematoloji-Onkoloji alanında yetkin
olduğunu resmen ve tartışmasız biçimde kanıtlayan bir uzmanlık
belgesidir.





Kamuoyu, bu süreçte akılların nasıl
sistematik biçimde bulandırıldığını açıkça görmektedir.
Türkiye ne zaman bir atılım ve reform hamlesi yapmaya çalışsa,
içeriden ve dışarıdan düğmeye basılmışçasına psikolojik
operasyonların devreye sokulduğuna defalarca tanıklık ettik.
TBMM’de Temmuz 2025’te yasalaşan tıbbi kenevir düzenlemesi
sonrasında da benzer bir tablo ortaya çıkmıştır. Konuyu
yeterince araştırmadan, hatta aralarında tıp fakültesi mezunu
hekimlerin de bulunduğu bazı kesimlerin, düzenlemeyi
engellemek için aleyhte propaganda yürüttüğü görülmektedir.
Oysa milyonlarca insan; kendisi, çocuğu, eşi, anne-babası veya
yakını için modern tıbbın mevcut yöntemlerinden sonuç
alamadığında, yurt dışındaki uygulamaları ve bilimsel
çalışmaları incelemektedir.
PubMed’de, kenevir ve kanser ilişkisine dair yüzlerce bilimsel
yayın bulunurken; Almanya’da hastalara reçeteli THC ve CBD
yağları verilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin büyük
bölümünde CBD Oil ve türevleri yasal olup, “CBD Shop” adı
altında mağazalardan dahi erişilebilir durumdadır. Çok sayıda
kenevir kliniği ve danışmanlık merkezi faaliyet göstermekte,
hastalar uzman hekimler tarafından yönlendirilmektedir.
Bu tablo ortadayken, yalnızca Türkiye’de tıbbi kenevir
uygulamalarının gelişmesine kimlerin ve hangi çıkar
çevrelerinin engel olmaya çalıştığı ciddi biçimde
sorgulanmalıdır.
Platformumuzda 2020’den bu yana; endüstriyel ve medikal
kenevirin kullanım alanlarını, avantajlarını ve yurt dışı
örneklerini defalarca paylaştık. Bugün bir hekim üzerinden,
Prof. Dr. Dilek İnan hakkında yürütülen bu organize
saldırılar; yalnızca kişisel değil, aynı zamanda toplumsal ve
bilimsel bir meseledir. Bu tür girişimler kamu vicdanında
karşılık bulmamakta ve hukuki sorumluluk doğurmaktadır.
Üç çocuk annesi, ölümle burun buruna gelmiş bir hasta ve aynı
zamanda bir hekim olan Prof. Dr. Dilek İnan’ın yanındayız.
Türkiye’de acil olarak;