
İslam Özkan yazdı : Küllerinden doğan lider : Pedro Sánchez Pérez-Castejón
7 Mayıs 2026
***
1972 yılının şubat
ayında, Madrid’in orta sınıf semti Tetuán’da dünyaya gelen
Pedro Sánchez’in babası bir kamu yöneticisi ve iş insanı,
annesi ise bir sosyal güvenlik memuruydu. Bu aile yapısı
Sánchez’e hem devlet bürokrasisinin ciddiyetini hem de özel
sektörün rekabetçi ruhunu aşıladı. Akademik kariyerini,
Brüksel’de ve Camilo José Cela Üniversitesi’ndeki doktora
çalışmalarıyla derinleştirdi. “Ekonomik Diplomasi” üzerine
yazdığı tez, onun uluslararası ilişkilerdeki vizyonunun
altyapısını oluşturdu. Ancak Sánchez için teori, pratiğe
dönüşmediği sürece bir yükten ibarettir. Genç yaşta Sosyalist
parti PSOE’ye katılması, bir aidiyetten ziyade, dünyayı
değiştirme arzusunun bir göstergesiydi.
Pedro Sánchez, 21. yüzyıl İspanyol siyasetinin en dirençli ve
stratejik hayatta kalma ustasıdır. Siyasetin kasvetli
koridorlarından Moncloa Sarayı’nın görkemine uzanan yolculuğu,
kararlılığın, ideolojik esnekliğin ve küllerinden doğma
sanatının edebi bir temsiliydi.
“Sanchismo” olarak adlandırılan pragmatik sosyalizm
anlayışının kodlarını taşıyan Manual de Resistencia (Direniş
El Kitabı – 2019) adlı kitabında Sánchez, partisinden ihraç
edildikten sonra küllerinden doğuş sürecini anlatırken;
sosyalizmin modern çağda nasıl “esnek” ama “kararlı” bir
direniş hattı kurması gerektiğine dair kişisel ve siyasi
felsefesini açıklar. Sanchez ayrıca Tierra Firme (Sağlam Zemin
– 2023) adlı eserinde Pandemi, Ukrayna savaşı ve ekonomik
krizler dönemindeki yönetim tecrübelerini aktarır. Burada
sosyalizmi; yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sosyal adalet
üçgeninde tanımlar. Sánchez’e göre modern sosyalizm,
belirsizliklerle dolu bir dünyada vatandaşa “sağlam bir zemin”
sunma vaadidir.

Direniş süreci
Sánchez’in siyasi
kariyeri, klasik bir başarı grafiğinden ziyade, Shakespeareyen
bir dramayı andırır. 2014 yılında Sosyalist İşçi Partisi’nin
Genel Sekreterliği’ne seçildiğinde, partisi derin bir krizin
eşiğindeydi. Ancak asıl kırılma noktası 2016 yılında yaşandı.
Parti içi muhalefetin ve “baronların” baskısıyla istifaya
zorlandığında, pek çok analist için “Pedro Sánchez” ismi
siyaset tarihinin dipnotlarına gömülmüştü.
İşte bu noktada, Sánchez’in edebi bir kahramanı andıran
“direniş” süreci başlar. Arabasına binip İspanya’yı kasaba
kasaba, köy köy gezen bir siyasetçi profili çizerek, tabanı
elitlere karşı örgütlemiştir. Bu dönem, onun kitabına da
ilham verecek olan o meşhur inatçılığının zirvesidir. 2017’de
partinin başına daha güçlü bir şekilde dönmesi, sadece bir
seçim zaferi değil, İspanyol solunun ruhu için verilen bir
muharebenin kazanılmasıydı.
2018 yılı, İspanya demokrasisi için bir dönüm noktasıydı.
Mariano Rajoy hükümetinin yolsuzluk skandallarıyla sarsıldığı
bir dönemde, Sánchez imkansızı başararak bir gensoru
önergesiyle iktidarı devraldı. Başbakanlık koltuğuna
oturduğunda, karşısında parçalanmış bir meclis ve
Katalonya’nın ayrılıkçılık krizini yaşamış bir ülke vardı.
Sánchez, burada bir orkestra şefi titizliğiyle hareket etti.
Bir yandan sosyal yardımları artırıp asgari ücreti yükselterek
sol tabanını konsolide ederken, diğer yandan Avrupa Birliği
sahasında İspanya’nın ağırlığını artırdı.

Sánchez döneminin
analizi, onun “ittifak kurma sanatı” üzerinden okunmalıdır.
İspanya’nın geleneksel iki partili sisteminin çöküşüyle
birlikte, Sánchez imkansız denilen ortaklıkları hayata
geçirdi. Radikal sol parti Podemos ile kurulan ilk koalisyon
hükümeti, İspanya’nın iç savaş sonrası siyasi hafızasında
büyük bir kırılmadır.
Ancak Sánchez’in asıl ustalığı Katalan ayrılıkçılarla girdiği
diyalog zemininde gizlidir. “İspanya’nın birliği” ile “siyasi
istikrar” arasındaki o ince ipte yürürken, af yasaları ve
imtiyazlar üzerinden kurduğu denge sayesinde bir taraftan
ülkede barışı kökleştirirken aynı zamanda koltuğunu da
güçlendirmiş, iktidarda kalmasını mümkün kılmıştı.
Sanchez, diktatör Francisco Franco’nun naaşını Şehitler
Vadisi’nden çıkarttırdı, böylelikle İspanya’nın geçmişiyle
hesaplaşmasını sağladı. Kabinesindeki kadın bakan sayısı ve
çıkardığı yasalarla İspanya’yı Avrupa’nın en liberal
ülkelerinden biri haline getirmiştir. İklim değişikliğiyle
mücadeleyi bir devlet politikası haline getirerek, yeşil
ekonomiyi İspanya’nın geleceği olarak konumlandırdı.
Bitmeyen senfoni

Bugün Pedro Sánchez,
sadece İspanya’nın değil, Avrupa Sosyalistleri’nin de en güçlü
seslerinden biridir. Onun biyografisi, bir başarı öyküsünden
ziyade bir dayanıklılık manifestosudur. Siyasetin sadece
ideolojilerle değil, aynı zamanda rüzgarı koklamak ve en sert
fırtınada dahi ayakta kalacak esnekliği göstermekle ilgili
olduğunu kanıtlamıştır.
Sánchez, İspanya’nın güneşli meydanlarında yankılanan hem
modern bir marş hem de hüzünlü bir flamenko ezgisidir.
Karmaşıktır, çelişkilidir ama yadsınamaz derecede oradadır.
Tarih onu, ya İspanya’yı modern dünyaya entegre eden cesur bir
reformcu ya da iktidar uğruna gelenekleri sarsan bir siyasetçi
olarak kaydedecektir. Ancak her halükârda, “El Guapo”
(Yakışıklı) lakabıyla başlayan bu serüven, siyaset biliminin
en ilgi çekici “vaka analizlerinden” biri olarak kalacaktır.
Bir sonraki yazıda Sanchez’in Sosyalizme/Marksizme ilişkin
görüşlerini ve Filistin duyarlılığının kökenlerini ele
alacağız.