YENİ DÜNYA DÜZENİ DOSYASI /// Gürkan Çakıroğlu yazdı : Yeni dünya düzeni

4 views
Skip to first unread message

Digi Security (İŞNET)

unread,
Jan 14, 2026, 1:10:14 PM (23 hours ago) Jan 14
to (122) - ATATÜRK MİLLİYETÇİLERİ, (122) - ÖZEL BÜRO (TÜRK BASINI İLETİŞİM LİSTESİ), (122) - TURAN ÇATLI MAIL GRUBU, (122) - TÜRK VE İSLAM ALEMİNİN LİDERİ TÜRKİYE, (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (ÖZEL BÜRO), (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK SİYASET VE GÜVENLİK AKADEMİSİ), (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK STRATEJİ KURUMU), (122) TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAIL GRUBU (122) TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAIL GRUBU

Gürkan Çakıroğlu yazdı : Yeni dünya düzeni

7 Ocak 2026

***

Suriye meselesi ne sadece Suriye’den ne de sadece Kürt meselesinden ibaret. Bahçeli’nin son yaptığı açıklamadan dolayı Kürtlerin üzgün ve kırgın olduğunu görüyorum. Ama her şeyi kendimizden ibaret görmek bizi yanılgıya ve hataya düşürebilir. Bahçeli’nin, “İsrail tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü, çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir” demeci, Abdi’nin değil Likud’un bunu istediğini, planladığını ifade eden ve bu duruma dair ön alan bir çıkıştır.

İsrail’in Büyük Ortadoğu Projesi için Kürtleri ulus devlet üzerinden teslim alarak, onları kendisine kara ordusu yapma hayalini Öcalan 90’lardan beri dile getirmiş, buna karşı durmuş ve bundan dolayı da uluslararası bir komploya maruz kalarak esir alınmıştır. İlkel milliyetçilik ise sadece biz Türklere özgü değildir, Kürtler arasında da vardır ve hem ülkemiz hem de bölgemiz için yapıcı değil yıkıcı etkilere sahiptir.

Likud Ortadoğu’da Balkanizasyon politikası güdüyor; bu tuzağa Kürtler kadar Dürziler ve Nusayriler de düşmemeli. Ve elbette Türkiye olarak Suriye’nin parçalanmaması ile Suriye halkların ezilmemesi arasındaki dengeyi gözetmeli ve mekik diplomasisi ile gereğini yapmalıyız. Federal bir Suriye’nin güçlü Suriye olduğunu kabul etmede bu kadar diretmemizin ya da idrak etmede bu kadar zorlanmamızın akıl alır hiçbir yanı yoktur.

Gürkan Çakıroğlu yazdı: Yeni dünya düzeni

Kıbrıs özelinde de hukuka ve demokrasiye dayalı olmak şartıyla birleşik ve tek bir Kıbrıs’ın lehimize olduğunu görmeliyiz artık. Bakü’nün Aliyev üzerinden Likud’un önemli bir üssü haline geldiğini görmememizin ise imkânı yok. Zengezur koridoruna karşı olmamakla birlikte ona ihtiyaç bırakmayacak politikaları Tebriz özelinde İran ile beraber oluşturmalıyız. Bizi bölüp çökerten ezberlerden ve birleşip ayağa kalkmamamız için dayatılan husumetlerden arınmalıyız artık.

Tüm taşlar yerinden oynadı, cin şişeden çıktı; her şey çok güzel olacak mı bilinmez, daha mı iyi daha mı kötü olacak bilinmez. Ama bilinen bir şey varsa eğer o da şu ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Trump’ın Venezuela’ya yaptığı hamle, diğer Latin Amerika ülkelerine ve Grönland’a savurduğu tehditler kelebek etkisine sahip. Trump’ın “make America great again” diye çıktığı yolun “American dream” metaforunu dahi paramparça etmeye çıkması, hiç de yabana atılacak bir ihtimal değil.

Gürkan Çakıroğlu yazdı: Yeni dünya düzeni

Putin, Ukrayna’da çekildiği tuzağı göremedi ama ne olursa olsun başlattığı savaşın tarihsel, reel ve rasyonel gerekçeleri vardı. Lakin bu, onun Rusya’yı içine düşürdüğü durumu değiştirmiyor. Trump ise ondan beter. Putin’in Rusya’ya verdiği zarardan çok daha fazlasını Amerika’ya veriyor. Çin, Rusya ve Avrupa sessizce “gel gel” yapıyorlar Trump’a. Aksi hal, yani sessizliğin Trump’ın tehditlerinden kaynaklı olması gerçekçi değil. Hem kazın ayağı öyle değil hem de o kadar uzun boylu değil.

Gürkan Çakıroğlu yazdı: Yeni dünya düzeni

Üçüncü dünya savaşı çıkar mı acaba soruları ortalıkta dolaşıyor. Çoktan çıktığı gerçeği ile yüzleşmek mi istenmiyor ya da geçmiş çağın savaşları gibi bir beklenti içerisinde mi insanlık emin değilim. Ama hangisi olursa olsun netice değişmeyecek. Dünya savaşları, dünya düzenini değiştirmek için çıkarılır, yapılır. Ve içinden geçtiğimiz dönemde, 100 yıllık dünya düzeninin çatır çatır çatırdadığı düşünülürse, üçüncüsü mü bilmem ama büyük bir savaşın varlığı da kabul edilebilir hale gelecektir.

Herkes sınanıyor…

Çok katmanlı ve birçok cephede süregelen savaşın başlıca iki tarafı var; Anglo-Amerikan dünya ve onun karşısındaki Likudnik dünya. Bu iki tarafın altına yedi kıtadan 77 farklı farklı ülke ve hatta aynı ülkeden farklı kanatlar yazmak mümkün. Ukrayna, Kıbrıs, Suriye, Azerbaycan, Irak, İran ve Türkiye bu savaşın en sıcak cepheleri oldu ve olacak. Türkiye-İran hattı ise zamanımızın Stalingrad’ı. Türkiye, Bahçeli-Öcalan üzerinden bu savaşta tarafını seçti ama Türkiye bu iki liderden ibaret değil; iki taraf arasında beşik gibi sallanarak gidip gelen Erdoğan ile siyaseten felç geçirmiş, vizyon yoksunu Özel-İmamoğlu ikilisi de var.

Herkes sınanıyor; Avrupa kazanmak için Hristiyan kimliğini aşmalı, Rusya kazanmak için Çarlık öncesine bakmalı, Türkiye kazanmak için Kürtlerin de devleti olmalı ve İran kazanmak için Türkleşmeli. Bu paradigmaların hepsi gayet rasyonel ve reel. Gerçekleştirmek ise gayet sade ve basit siyasi hamlelerle mümkün; yani ne ütopya ne de distopya bunlar. Rahmetli Yahya Sinvar’ın hamlesi büyük savaşın gidişatı açısından katalizör işlevi gördü. Hemen sonrasında Esad düştü. İran-İsrail savaşı başladı. Bahçeli’nin 22 Ekim çıkışı ve Öcalan’ın 27 Şubat deklarasyonu hızlı reaksiyonlar olarak savaşın gidişatına Türkiye lehine etki ettiler.

Peki ne olacak? Anglo-Amerikan hattı mı Likundik hat mı kazanacak? Demokrasi mi otokrasi mi hâkim olacak? Kürtler üzerinden Türkiye-İran cephesi artı ve eksileriyle kimin kazanacağı ve hangi hallerin galebe çalacağı hususlarında önemli oranda belirleyici olacak. Türkiye ve İran; ajitatörler üzerinden, savaş yoğunluğu düşük ama hasar boyutu yüksek bir Kürt-Türk/Rejim-Halk çatışmasına sürüklenmek isteniyor. Umarım tarih “tekerrür” etmez. Aynı tuzağa bir kere daha düşülmez. Bu anlamda Öcalan’ın 90’lardan bu yana söylediği şeylerin ve durduğu yerin sabit olması Türkiye için de bölge için de büyük şans. Türkiye Suriye’deki süreci kazasız belasız, sulh içinde atlatırsa, bu şüphesiz tüm bölge için önemli bir kazanım olacaktır. Yani Bahçeli’nin Öcalan’a verdiği önemi iç siyasete ve seçim hesaplarına indirgemek körlük ve cehalettir.

Yeni dünya düzeni: Türkiye, İran ve bölgesel dengeler

Türkiye’nin İran’a kayıtsız kalması ise büyük bir hatadır. İran, devlet yapısı itibari ile Türk’tür. Aramızdaki çekişme ise tarihin tozlu raflarında bırakılması gereken bir haldir. Türkiye; İran’da Likud’un emellerine ulaşmaması için Hamaney ve arkadaşlarını hukuki ve demokratik adımlar atması, hamleler yapması konusunda teşvik etmeli, destek vermelidir. Tahran düşerse Ankara düşer mi bilmem; ama şiddetli sarsıntılar geçireceğine eminim.

Türkiye-Rusya-İran özelinde, hukuk ve demokrasi üzerinde yükselecek Avrupa Birliği benzeri ama çok daha zinde, çok daha çevik ve çok daha enerjik bir yapı ortaya çıkabilir bu savaşın neticesinde. Bu yapı doğu ile batı, Amerika ile Çin, Avrupa ile Asya arasında denge sağlayacak ve olası çatışmalara son verecek bir kuvvette olabilir. Bu yapı sayesinde ancak özgür Filistin mümkün olabilir. Ve bu yapı sayesinde Ortadoğu halklarının makus talihi değişebilir. Ufkumuzu daraltmayalım; kendimizi, insanımızı ve tarihimizi hafife almayalım. Bu savaşı insanlık adına kazanabilir, kazanılmasında rol oynayabiliriz. İmkânsız mı? Değil. Zor mu? Evet çok zor. Ama ne zaman kolay oldu ki?

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages