M. Esat Bozkurt ve M.Kemal Atatürk
Yurttaşlar Yasası’nın
kabulünün 100. yıldönümünde Türk yurttaşı olmanın
kıvancını yaşıyoruz. ......
Çağdaşlaşmanın yolunu açan "Yurttaşlar Yasası (Medeni
Kanun) 17 Şubat 1926'da TBMM’de kabul edilmiş; 4 Nisan 1926
tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış ; 6 ay sonra, 4 Ekim
1926'de yürürlüğe girmişti.
Yurttaşlık (medeni) hukuku ülkedeki tüm yurttaşların cinsiyet,
alt kimlik ve dinsel inanç ayrımı yapılmaksızın sahip
oldukları doğum, nişan, evlilik, mal sahibi olmak, miras
hakları gibi özel haklarını kapsar ve bunlarla ilgili
kuralları koyar. Bu hakların düzeyi o ülkenin uygarlık düzeyi
göstergesidir de Bu kişinin özel haklarının düzenlenmesini
içerdiği için laiklik ilkesinin de temelidir.
Bu nedenle Kurtuluş Savaşında, Türkiye Cumhuriyeti
kurulmasında, çağdaşlaşmasında canını veren, kanını ve terini
dökenlerin aziz anıların önünde saygıyla eğiliyorum.17.2.2026
Salı
YURTTAŞLIK YASASININ TBMM’DE OLURLANIP YÜRÜRLÜĞE VARAN
SÜREÇTE NELER OLDU?
1. 3 Mart 1924 tarihinde halifelik
kaldırılmasıyla din kurallarına dayalı toplum ve hukuk
düzeni son bulur.
2. Çağdaş hukuk insanlarını yetiştirmek için Ankara Hukuk
Mektebi 5 Kasım 1925 tarihinde açılır.
Atatürk, açılış konuşmasında “Türk Devrimi nedir?... Türk
ulusunun son yüz yılda geri bırakmış olan kurumları
yıkarak yerlerine ulusun en yüksek uygarlık gereklerine
göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları koymuş
olmaktır… Ulusun ateşli devrim atılımları sırasında sinmek
zorunda kalan eski yasa hükümleri, eski hukukçular, iyilik
yolunda gidenlerin etkisi ve ateşi yavaşlamaya başlar
başlamaz, derhal canlanarak devrim esaslarını ve onun
izleyicilerini ve değerli ülkülerini mahkûm etmek için
fırsat beklerler…. yeni hukuk kuşağını yetiştirmek için bu
kurumları açıyoruz. Bütün bu uygulamada dayanağımız ulusun
işe yatkınlığı ve yeteneği ve kesin istencidir.”
tümceleriyle devrimlerin amacını anlamaktadır.
3. 20 Kasım 1925’te,Ankara Hukuk Mektebi’nin açılışında
iki ay sonra, tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması,
tarikat şeyhliği, dervişlik, müritlik düzeninin “ilgasına”
(kaldırılması) ilişkin yasa kabul edilir.
4. Hemen ardından Meclis’te Medeni Kanun (Yurttaşlık
Yasası) için çalışmalar başlar. Bu çağdaş yasalaşma
hareketinin başında Atatürk Devrimlerinin yılmaz
savunucusu Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt vardır. Genç
devrimci Adalet Bakanı tasarının gerekçesinde hukuk, din
ve örfler arasındaki farkı ele alıyor ve “…din
kurallarının değişmez olduğunu oysa hukukun, toplumsal
gelişmeler içinde dinamik ve değişken olması gerektiğini.
dinsel kuralların ve dine dayalı fıkhın toplumun değişen
gereksinimlerini karşılamasının olanaksız olduğunu”
belirtiyor ve "Türkiye halkı, adaletin uygulanmasında
kuralsızlık ve sürekli kargaşa karşısındadır. Halkın
kaderi belli ve yerleşmiş bir adalet esasına değil,
rastlantı ve talihe bağlı, birbiriyle çelişkili ortaçağ
dinsel hukukun kurallarına bağlı bulunmaktadır.Cumhuriyet,
Türk adaletinin bu karışıklıktan, yokluktan ve pek ilkel
durumdan kurtarılmasını devrimin ve yüzyılımız
uygarlığının gereklerine uyan yeni bir Türk Medenî
Kanunu'nun hızla vücuda getirilmesini ve uygulamaya
konulmasını zorunlu kılmıştır “ tümceleriyle açıklar.
5.Türk Yurttaşlar Yasası, toplumun ve yurttaşların özel
hukukla ilgili konularında şeriata dayalı hükümler yerine
çağdaş ve laik ilkelere dayalı düzenlemeler getirir.
6. Türk toplumunun “şeri hukuk”la olan ilişkisi kesilmiş
ve çok önemli toplumsal bir devrim gerçekleştirilmiştir.
6.Medeni Yasa tamamen laiklik ilkesine dayanmaktadır ve Türk
toplumunda yüzyıllar süren uygulamalara son verecek önemli
yenilikler getirir.
Buna göre:
- Evlenme sözleşmesi olan nikâh, kamu
otoritesi önünde yapılacaktır.
- Çok kadınla evliliğe son verilmiş, erkeklerin tek
kadınla evlenmesi ilkesi kabul edilir.
- Ailede kadın ile erkek hakları eşit düzeye
getirilmiştir. Miras hukukunda kadın-erkek eşitliği
sağlanır.
Böylece İslam dünyasında bir başka örneği olmayan gerçek bir
devrim, çok büyük bir toplumsal dönüşüm yaratılır.
7. Medeni Kanun’dan sonra kabul edilen Borçlar Yasası,
Türk Ceza Yasası, Ticaret Yasası, Hukuk ve Ceza
Mahkemeleri Usul Yasaları ile hukuk dizgesinin laikleşmesi
tamamlanmış olur.
Atatürk,1930 yılı Meclis açılış konuşmasında “Adliyemizin emin
olduğumuz yüksek iktidarı sayesindedir ki Cumhuriyet
kaçınılmaz olan gelişmeyi izleyebilecek ve her türlü biçim ve
kisvedeki saldırılara karşı yurttaşın hukukunu ve memleketin
düzenini dokunulmaz tutabilecektir.” sözleriyle gelecekteki
tehlikeler dikkat çekmiş olmasını karşın ölümünün ardından
karşı devrim aktörleri ortaya çıkar.
Unutmayalım, Atatürk 1925 yılında şöyle diyordu:
“Uygarlığın coşkun seli karşısında direnme boşunadır...
Ortaçağa ait düşüncelerle, ilkel hurafelerle yürümeye çalışan
milletler yok olmaya tutsak ve aşağı olmaya mahkûmdurlar...
Türkiye Cumhuriyeti halkı, yenileşen ve olgun bir kitle olarak
sonsuza dek yaşamaya karar vermiştir.” sözleri
iyimserliğimizin kaynağıdır.
(BU YAZI DERLEMEDİR)