Kalp Hidayet Üzerinde Nasıl Sabit Kalır?

6 views
Skip to first unread message

Celal Çelik

unread,
Jan 14, 2026, 1:10:44 PM (23 hours ago) Jan 14
to Efkan Cordanoğlu, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, islamipa...@googlegroups.com, yeni...@googlegroups.com
Cenabı Allah razı olsun Sevgili Hacı Efkan Hocam 


Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK

Cep telefonumdan gönderdim...
   

13 Oca 2026 Sal 23:06 tarihinde Efkan Cordanoğlu <corda...@gmail.com> şunu yazdı:

Kalp Hidayet Üzerinde Nasıl Sabit Kalır?


Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) en çok yaptığı dualardan biri kalbin hidayet üzere kalmasıydı. Peki bir mümin kalbini imtihanlar arasında nasıl muhafaza eder?

Tabiin alimlerinden Şehr b. Havşeb (r.h.) şöyle anlatıyor:

Müminlerin annesi Ümmü Seleme’ye “Senin yanında bulunduğu sıralarda Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in en çok yaptığı dua neydi?” diye sordum.

Şu cevabı verdi: Allah Rasûlü (s.a.v.) en çok “Ey kalpleri evirip çeviren Allahım! Bizim kalplerimizi taatin üzere sâbit kıl” diye dua ederdi.

Ben “Ey Allah’ın Rasûlü, böyle bir duayı ne kadar da çok yapıyorsun?” diye merakımı arz edince “Hiçbir kalp yoktur ki Rahmân’ın iki kudret parmağı arasında bulunmasın. Onu doğru tutmak istediğinde doğru tutar, dilediği zaman da eğriltir” buyurdu.

Hz. Muaz b. Cebel (r.a.)’ın bildirdiğine göre bu duanın peşinden Allah Rasûlü: “Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma…” ayetini okumuştur.[1]

KALPLERİN ALLAH’IN KUDRETİ ALTINDA OLUŞU

Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in sözlü ve fiili örnekliğine son derece önem veren sahâbe-i kirâm da bu duayı çok okurlardı. Abdullah b. es-Sunabihî onların bu özelliğiyle ilgili bir hadiseyi şöyle anlatıyor:

Ebûbekr Sıddîk’in halifeliği döneminde Medine’ye geldim. Onun arkasında akşam namazını kıldım. İlk iki rekatte Fâtiha sûresi ile birlikte Mushaf-ı Şerif’in son taraflarında yer alan kısa sûrelerinden birer sûre okuduktan sonra üçüncü rekate kalktı. Ben de ona yaklaştım, âdeta elbiselerim onun elbiselerine değiyor gibiydi. O esnada tekrar Fâtiha sûresini ve: “Rabbimiz, bizi hidâyete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme..” âyetini okuduğunu işittim.[2] Bu hadiseyi Kurtubî (r.h.) şöyle yorumlar: Hz. Ebûbekir (r.a.)’ın bu âyet-i kerimeyi okuması bir çeşit kunut ve duadır. Çünkü o dönemde, irtidad edenlerin sıkıntılı durumları baş göstermişti. Kunut ise bazı âlimlere göre, müslümanların kendileri adına korkmalarına sebep teşkil edecek büyük bir durum ile karşı karşıya kalmalarında akşam namazında da bütün namazlarda da caizdir.[3]

Manevi hayatımızın merkezini de oluşturan kalbimiz, kuyumcu terazisi benzeri her bakımdan hassâs bir merkezimizdir. En küçük şeylerden etkilenebilen, sağa sola kayabilen ve çok kolay bir şekilde tozlanıp paslanabilen bir yapıya sahiptir. Hele hele bulunduğu ortamdan, gözün görüp kulağın duyduğu, elin tutup ayağın yürüdüğü, dilin tadıp burnun kokladığı her şeyden, tabiri caizse esen her rüzgârdan, sallanan her yapraktan etkilenen ilâhî bir cihazdır. Yaratan onu böylesine ince ayarlarla yaratmış, onu kendisine taat üzere tertemiz tutma vazifesini de bize vermiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu gerçeğe dikkat çekmek üzere şöyle buyurmuştur: “Kalp, boş bir arazide duran ve rüzgarın kendisini sağa sola evirip çevirdiği kuş tüyüne benzer.”[4]

KALPLERİN İMTİHANI VE HİDAYET ÜZERE SEBÂT

Kalbimiz, bütün duygularımızla beraber özellikle iman ve hidayetin karargâhıdır. Kalp inanıp tasdik eder, dil ise o tasdiki ikrar eder. Kalbe yerleşen imanın orada karar kılması, kökleşmesi, derinleşmesi gerekir. Ama kalp kabı eğrilirse iman suyunun oradan dökülme tehlikesi de vardır. Yüce kitabımız bunu “inandıktan sonra inkâr etmek” olarak niteler.[5] Bu ise bir müminin Efendimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle “ateşe düşmekten korktuğu gibi korkması gereken”[6] bir tehlikedir. Bu tehlikeye karşı son derece dikkatli olmakla birlikte, Allah Teâla bu hususta da kendisinden yardım isteyip şöyle dua etmemizi bize öğretmiştir:

“Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma, bize tarafından bir rahmet bağışla! Çünkü bağışı pek bol olan yalnız sensin!”[7]

Âyet-i kerimede kullanılan “zeyğ” kelimesi “kalplerin imandan küfre meyledip uzaklaşması” demektir. Mümin Allah’ın lütfuyla hidayete ermiş olabilir. Ancak yaşadığı sürece iman imtihanı devam etmekte olup bunun kaybedilme tehlikesi mevcuttur. Altından kalkmaktan acze düşeceği şeylerle sınanma ihtimali vardır. “Eğer onlara kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın diye emretmiş olsaydık, pek azı müstesna bunu yapmazlardı…”[8] âyetinde böyle bir sınamadan söz edilmektedir.

Bir diğer âyet-i kerimede “inandık” demekle işin bitmediği, imtihanın devam ettiği, mühim olanın imanı muhafaza edip son nefesi imanla vermek olduğu şöyle dile getirilmektedir: “İnsanlar, denenip sınavdan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar? Andolsun ki biz, onlardan öncekileri de sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; kezâ O, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.”[9]

Bu bakımdan “kalplerimizi kaydırma” duasını Yüce Allah’tan sapmamayı ve bunun sonucunda da Allah’ın kalplerimizi haktan çevirmemesini dilemek için de yapmalıyız. Çünkü “…Onlar eğrilik yapınca Allah da onların kalplerini kaydırdı…”[10] âyet-i kerimesi böyle bir tehlikenin varlığına dikkat çekmektedir. Yani “Bize hidâyet verdiğine göre; hidâyetin üzere bize sebât da ver. Bizler haktan dönmeyelim ki, senin de kalplerimizi haktan çevirmene müstehak olmayalım.” Esâsen her rekatta okuduğumuz Fatiha’daki “Bizi dosdoğru yola ilet; nimetine erdirdiklerinin yoluna…”[11] duasında da Rabbimizden aynı şeyi yani “bizi sırat-ı müstakim üzere sâbit kılmasını” istemekteyiz.

Kur’ân-ı Kerim’de zor anlarında kalplerinin hidayet üzere sabit kalması için Allah’a yakaran müminler örnek gösterilir: Hz. Musa (a.s.)’ın hak peygamber olduğunu anlayıp Allah’ın birliğine iman eden sihirbazlar, Firavun’un öldürme tehditlerine karşı “Ey Rabbimiz! Bize sabırlar ver ve müslüman olarak canımızı al”[12]; Ashâb-ı Kehf de, imanlarına zarar verecek tehlikelerden kaçıp mağaraya sığınmaya karar verdiklerinde “Bizim rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir; O’ndan başkasına asla tanrı deyip yakarmayız. Yoksa kesinlikle yanlış bir şey dillendirmiş oluruz”[13] diyerek kalplerinin eğrilmemesi için Allah’a yalvarmışlardı.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.)’in döneminde de elbette çok büyük ve tehlikeli hadiseler yaşandı. Sahâbe-i kirâm (r.a.) bu hadiselerde ağır imtihanlardan geçtiler. Mesela Hendek gazvesi sırasında 12 bin kişilik düşman ordusu Medine’nin etrafını kuşattıklarında müslümanların yaşadığı korku bunlardan biridir. Şu âyet-i kerime orada yaşanan korku sebebiyle gözlerin ve kalplerin nasıl allak bullak olup kalplerdeki Allah ve Rasûlü’ne olan imanın nasıl sarsıntıya uğradığını bize göstermeye yetecektir: “Yukarınızdan ve sizden aşağıda bulunan bölgeden üzerinize gelmişlerdi; korkudan gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti; bu esnada Allah hakkında olmadık zanlara kapılmakta idiniz. İşte o zaman müminler büyük bir imtihan geçirdiler ve adamakıllı sarsıldılar. Yine o zaman münafıklar ve kalplerinde bozukluk bulunanlar, “Allah ve Rasûlünün vaadleri bizleri aldatmaktan ibaretmiş!” demişlerdi.”[14]

Demek ki yaşadığımız sürece böyle kalpleri kaydıracak tehlikeli durumlar sözkonusu olabilir. Hele hele günümüzde böylesine tehlikelere çok daha fazla maruz durumdayız. Dikkat etmediğimiz takdirde parmağımızın ucuyla dokunduğumuz bir tuş, gözümüze çarpan bir nahoş manzara, kulağımıza gelen menfi bir söz kalbimizin kaymasına sebep olabilir. Bu sebeple, bir taraftan kalbimiz üzerinde titrerken bir taraftan da “Ey Rabbimiz! Kalplerimizi kaydırma!” duasıyla Rabbimize hep sığınma halinde olmalıyız.

Dipnotlar:

[1] Müslim, Kader 17; Tirmizî, Deavat 89.

[2] Muvatta, Salât 25.

[3] Kurtubi, el-Cami, V, 31.

[4] İbn Mâce, Mukaddime 10.

[5] bk. Bakara 2/217; Mâide 5/5.

[6] Buhârî, Îmân 9, 14; Müslim, Îmân 67.

[7] Âl-i İmrân 3/8.

[8] Nisâ 4/66.

[9] Ankebût 29/2-3.

[10] Saf 61/5.

[11] Fâtiha 1/6-7.

[12] A’râf 7/126.

[13] Kehf 18/14.

KAYNAK:https://www.islamveihsan.com/kalp-hidayet-uzerinde-nasil-sabit-kalir.html

--
.
İstediğiniz zaman akıllı telefonunuzdan veya bilgisayarınızdan,
 
http://groups.google.com/group/turkbilgi
 
adresine tıklayarak kaçırdığınız yahut okumayı ertelediğiniz yazıları tekrar okuyabilirsiniz...
 
*****
 
Eğer sevdiklerinizin de bu mailleri almasını isterseniz, onlara şunu yapmalarını öneriniz =
 
TÜRK BİLGİ E-Mail GRUBU'na abone olmak için: turkbilgi...@googlegroups.com 'a boş bir mail atınız.
 
 
.
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Türk Bilgi E-Mail Grubu" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turkbilgi+...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu tartışmayı görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/turkbilgi/CAG1UzmM7L38WxvbX1EuswT6cytKTGXQuPkfBbwyc2MyAieXh6g%40mail.gmail.com adresini ziyaret edin.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages