
MUSTAFA DÖNMEZ : TÜRKİYE ÇIKMAZI & Ne Yapılabilir ???
Yazan Mustafa DÖNMEZ
Türkiye’de, ABD-İsrail ittifakından haberdar olmayanlar,
dolayısıyla söylenecek sözü de olmayanlar sadece medya,
"aydınlar" ve genel olarak kamuoyu değildir. Söz konusu birçok
anlaşmalardan parlamentonun da haberi olmadı. Hükümetlerin de
sonradan haberi olduğu anlaşılıyor. Bu durum bile bir başına
Türkiye'deki rejimin ne menem bir şey olduğunu göstermeye
yeter. Nasıl bir binanın ön cephesine "burası üniversitedir"
diye yazmakla orası üniversite olmuyorsa, görkemli bir yapının
ön cephesine "burası parlamentodur" diye yazmakla da orası
parlamento olmuyor. "Burası millet meclisidir" demekle
milletin meclisi olmuyor. Türkiye'de meclis hep bir "biçim
sorunuydu", bir görüntüydü. İçi boş kabuk olmaktan bir türlü
kurtulamadı. Ülkeyi her zaman emperyalistlerin güdümündeki
"asıl devlet partisi" yönetti. Hepsi de muvazaa partisi olan
siyası partiler ve onların meclisten çıkan hükümetleri, "asıl
devlet partisinin’’ taşeronluğunu yapmak içindi. 1938’den
sonra olup bitenleri unutanlar, 1960,1971,1980, 28 Şubat,
Ergenekon davası, 15 Temmuz ve sonrasına bakarak,
parlamentonun ne olmadığı ve neye yaradığı hakkında fikir
sahibi olabilirler.
Elbette Türkiye'nin bilimsel, entelektüel ve siyasal bilinç
planındaki azgelişmişliğinin gerisindeki, asıl neden sadece
bağnaz bir resmî ideolojinin varlığı ve beyinleri
iğdişleştirmiş olması da değildir. Onun da gerisinde köklü bir
Avrupa merkezli yabancılaşma var. Türkiye'deki rejimin fanatik
Batı hayranlığı, Türkiye’yi nesnel olarak Siyonist devletin
safında yer almaya itti. Araplarla İsrail’in her çatışmasında
emperyalistlerle birlikte Siyonizm’in safında yer aldı. Çünkü
Türkiye'yi yöneten elit için İsrail, Batı demekti. Şimdi yolun
sonuna gelindi. Türkiye rejimi olayı fark etti. Fiilen cephede
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin toprak bütünlüğünü ve Türk
Milletinin haklarını savunmak üzere bulunan Türk Silahlı
Kuvvetlerinin göstermekte olduğu savunma faaliyetlerini
terörist faaliyet olarak gösteriyorlar. Suriye’nin Halep
kentinde yaşanan çatışmalara karşı DEM Parti öncülüğünde
Diyarbakır’da yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşün ardından açıklama
yapan DEM Parti, Halep’te Kürtlere yönelik saldırılara karşı
Türkiye’nin birçok kentinde eylemler düzenlendiğini
belirterek, “Bugün sadece Amed’de değil, Kürdistan’ın ve
Türkiye’nin birçok yerinde demokrasi güçleri, Halep’te
Kürtlere yönelik saldırılara sessiz kalmayacaklarını göstermek
için yürüdü” dedi. Barzani ve Talabaniler ise gerçekleri ters
yüz ederek, Kürtlere soykırım yapılıyor dediler.
Türkiye bir savaşın içinde olsa başımıza ne geleceği, nasıl
bir yalanların içine düşüleceği görülmüştür. İç cephenin
dağınıklığı dış mihrakların bölge planlarıyla birleştiğinde
ikinci bir Sevr yaşanması kaçınılmaz görünüyor.
Ne yapılabilir?
Ürdün dışında Umman gibi diplomatik ağırlığı olmayan, ya da
Tunus ve Fas gibi bölgenin uzağındaki ülkeler bir yana
bırakılırsa, hiçbir Arap ülkesi gerçekte Siyonist rejimle
kalıcı bir barış anlaşmasına yanaşmadı. İsrail yaptığı
katliamlarla varoluş mücadelesinin içine düştü ve yalnızlaştı.
Bölgemizde İran, Mısır ve Suudi Arabistan önemlidir ve
belirleyicidir. İran hariç iki ülke, ABD yanlısı politikada
ısrar etmesi halinde hem iç muhalefet tarafından zorlanacak
hem de Suriye ve Filistin'den ve bir bütün olarak da anti
Siyonist, anti emperyalist Arap kitlelerinin daha etkili
tepkisiyle karşılaşıp daha çok soyutlanacaktır. Bir bütün
olarak tüm Orta Doğu ve Arap dünyasındaki anti Siyonist, anti
emperyalist kitleler tarafından mahkûm edilmekten
kurtulamayacaklardır.
S. Arabistan’ın bir çeşit ABD askeri üssü durumuna gelmiş
gerici rejimi, Arap kitlelerinin gözünde neyi ifade ettiğini
tahmin etmek zor değildir. Kutsal toprakların Siyonizm’in
destekçisi bir emperyalist gücün 'askeri üssü' haline
gelmesinin orta ve uzun vadede anlayışla karşılanması da
beklenemez. İran molla rejimi ve Mısır dikta yönetimi ile iş
birliği kolay değildir. Ancak Türkiye’nin geçici de olsa bu üç
ülke ile bir araya gelme zorunluluğu vardır. Esasen arkasına
ABD donanmasının altıncı filosunu takmış İsrail’in askeri
ittifakı, bölgedeki rejimler ve halklar için açık bir tehdit
oluşturuyor. Durum böyleyken bölgedeki devletlerin ve orada
yaşayan kitlelerin artık 'hiçbir şey olmuyormuş gibi'
davranmaları mümkün değildir. Bölge halklarının mevcut
saldırıya karşı ayağa kalkmaları halinde ilk hedefin bizzat
gerici Arap rejimleri olması şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak
eğer bölge halkları petrol kozunu da kullanarak ABD dışındaki
emperyalist ülkeleri en azından "tarafsızlığa"
zorlayabilirlerse, ilk anda bölgenin sömürgeci-emperyalist
unsurlardan temizlenmesinin yolu açılabilir.
Bu yöndeki gelişmelerin seyri, bölgenin ezilen, sömürülen,
aşağılanan emekçi kitlelerinin mücadele yeteneğine ve politik
diplomatik basiretine bağlı olacaktır. Unutulmasın ki,
emperyalistlerin gücü, ezilen sınıfların, kitlelerin ve
halkların kendi güçlerinin farkında olmamalarından ve gereğini
yapamamalarından kaynaklanıyor. Bu durumun sonucunda esasen
hiçbir güce sahip olmayanlar diğerlerinin kendi güçlerinin
farkında olmamaları yüzünden "güçlü" duruma geliyorlar.
Öyleyse bu uyumsuzluğa son vermek insan iradesini aşan bir şey
değildir. Bu dünyanın tüm zenginliğini ürettikleri halde,
sömürgeleştirilen, köleleştirilen, ezilen ve aşağılanan
kitlelerin bu duruma son vermeleri gerekiyor. Bu, insanlığın
ve uygarlığın geleceğini kurtarmak için de gerekli. Aksi halde
insana ve doğaya düşman, hiçbir asgari etik ve insanı kaygı
taşımayan burjuva uygarlığı her şeyin sonunu getirecek
tehlikeli bir yolda hızla ilerliyor.
Türkiye’nin gündemi milli duyarlıklılardan uzak sorunlarla
boğuşmakla geçiyor. Türkiye için en uygunu, kayıpları
kazançlarından daha fazla olduğu daha işin başında
görülebilecek böyle bir şer ABD ittifakından vakitlice
çekilmektir. Aksi halde, bölge halklarına karşı bir
emperyalist komploda rol almanın ağır sonuçlarına katlanmak
kaçınılmaz olabilir.
Bugüne kadar yanlış politikalarla gelinen yıkım yolunda belki
son çıkış budur. Kurucu önder M.Kemal Atatürk’ün dış
politikalarını, yönetim kademesinde bulunanlar için tekrar
hatırlama zamanı gelmiştir.