
MUSTAFA DÖNMEZ : SURİYE’DE SON DURUM & VE TÜRKİYE NE YAPABİLİR ???
Yazan Mustafa DÖNMEZ
Suriye’de son gelişmelerin analizi:
ABD'nin uluslararası ilişkiler sahnesindeki en belirgin ve
tartışmalı araçlarından biri, "Güç Diplomasisi" (Power
Diplomacy veya Coercive Diplomacy) stratejisi uygularken çok
yönlü baskın gruplarının etkisi altındadır. Etkin küresel
güçleri vardır. Genelde Ortadoğu’da özelde ise Suriye’de
olanlara bu açılardan değerlendirmenin faydalı olacağını
düşünüyorum
1- Başkan Trump ve onun Suriye’den
sorumlu elçisi Barrack’ın son bir ay içinde açıklamaları
incelendiğinde Suriye hakkında çok değişik birbirleriyle
çelişen ifadeleri vardır. Başkan Trump kararlarında İsrail
yanlısı Yahudi Siyonistler ile Sağcı Hristiyan Siyonistler
arasında gidip gelen düşüncelere sahiptir. Suriye hattında
yeni gelişmeler Netanyahu yanlısı Siyonist ekibin
baskılandığını belki de ilerde tamamen dışlanacağını
gösteriyor. Amerika İsrail’in kural tanımayan ve Amerika
politikalarına zarar verecek düzeyde marjinal siyasetinin
frenlenmesi gerektiğine karar vermiş görünüyor. Siyonist
yanlısı şahin CENTKOM Komutanlığı Suriye ordusunun
ilerlemesine ilk defa itiraz etmeyerek sessiz kalması
dikkat çekicidir. Muhtemeldir ilerde kendisi görevden
alınırsa şaşırmamak gerekir. Unutmayalım ki, Trump göreve
geldiğinden itibaren devlet içinde yaklaşık 200.000
kişinin işine son vermiştir.
2- Türkiye’nin Gazze’de Amerikan politikasını harfiyen
desteklemesi ve buna şu an şiddetle ihtiyacı olan ABD’nin
Suriye’de Türkiye’nin izlediği ısrarcı politikasına göz
yummasını getirdiği düşünebilir.
3- Amerika yıllardır kullandığı ve donattığı PKK’dan
vazgeçmesi mümkün değildir. PKK işgal ettiği bölgeden
çekilirken silahlı gücünü muhafaza etmektedir. Bir bölümü
İran PKK’sına bir bölümü Rojava ve Haseki bölgesine
çekilmiştir.
TÜRKİYE NE YAPABİLİR?
*Türkiye Irak (22/04 2024) ve Suriye (6/4/2011 tarihli) ikili
anlaşmalar ile TERÖR VE TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ORTAK İŞ
BİRLİĞİ anlaşmalarını İran ile yapmak zorunluluğu ortaya
çıkmıştır. İran Türkiye sınırlarına komşu alanda yerleşen
PKK’nın İran kolu PJAK’a karşı son dönemdeki durumu ile
operasyon yapacak askeri gücü yoktur. İsrail’in desteklediği,
PJAK 12 gün savaşında İran kuvvetlerini arkadan vurmuştur.
İran o güne kadar PKK’yı her alanda desteklemiş onlara
lojistik destek sağlamıştır. (İsrail tarafından helikopteri
düşürülen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi öldürülmeden önce
Türkiye’nin anlaşma talebine sıcak baktığı biliniyordu)
Amerika bölgede iki noktayı hayati görüyor. İsrail ve bölge
petrolünün güvenliğini sağlamak. Bunu sağlamak için
Ortadoğu’da tüm komşularıyla kavgalı, kendi başına hareket
edemeyecek, ikinci bir İsrail kurulmasını zorunlu görüyor.
İsrail’in yükünü hafifletecek, kendisine bağımlı olacak,
ikinci bir Müslüman İsrail’i kurmak Amerika için stratejik
karardır. Bu nedenle bölgede özerk yapılar, otonom devletler
kurmak orta vade hedeflerine ulaşmasını sağlıyor. Çünkü ABD
çatışmalardan besleniyor. Başkalarının kayıpları üzerine inşa
edilen bir başarı yöntemi vardır ve oralara müdahale etmesi
bilindik dış politikasıdır. Observer’in, 21 Kasım 1997 tarihli
haberinde, Irak’ı karıştırmak için CIA’nın örgütlediği ve
eğitip donattığı çoğunluğu Kürt, 300 kişinin Saddam tarafından
deşifre edilip idam edilmesini ABD’nin başarısızlığı olduğunu
ancak olaya sessiz kaldığını anlatıyor. Amerika, kişileri
kullanır ve atar.
Bölgemiz ile ilgili kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor.
Yakın İş birliği içinde olduğumuz ABD yarın Türkiye’yi hedefe
koyarsa ne olacak? Çünkü Saddam’ı Irak’ın başına getiren,
Kahire’deki eğitiminde liderliğe hazırlayan Amerika’ydı.
Bu nedenle geçmiş yazılarımda sıkça belirttiğim olgu; Türkiye
ve İsrail ABD’nin bölgede iki yakın müttefikidir. Ayrılığa
düşen affedilmez.
Gazze katliamının sorumlusu Netanyahu ilk göreve geldiği gün
CIA’nın hazırladığı bölgesel strateji belgesini eline
tutuşturduğunu biliyoruz. Bugün Gazze İsrail’in değil
Amerika’nın eline geçmiş bir bölgedir. Gelişen olaylara bu
pencereden bakmak geleceğimizi şekillendireceğini düşünüyorum.
Son olarak, kurulduğundan bugüne ilişkileri perde arkasında
derin gizemlere bürünmüş İsrail ve Türkiye, efendi Amerika’dan
bağımsız, stratejik birleşme gerçekleştirirlerse ne olur?
Düşünmenin kendisi bile ilginç gelişmelere sahne olabilir.
Korkuyla yatıp kalkan İsrail halkı, onların vahşetine maruz
kalan Müslüman halklar huzura kavuşabilir mi?