
Kaan Arslanoğlu : Epstein'dan kiliseye... Pedofilinin siyasi gücü
04 Nisan 2026
***
Her kesimin sapığı
kendine aziz. Sapıklığın psiko-siyaseti ne? Epstein
skandalından ötürü Trump’ın sıkışması son savaşa yol açtı
deniyor. Amerikan, İsrail saldırganlığının tek nedeni elbette
bu değil fakat ahlak dışı cinsellik siyaset üstünde muhakkak
güçlü bir etki gösteriyor. Batı’da kilise ve tarikatlar içi
pedofili skandallarının sonu gelmez. Bizde dinci ve laikçi
kesimde durumlar nasıl? Avrupa’nın saygın felsefecileri
olgunun neresinde? LGBT’nin bununla ilgisi ne? Sapıklığın
siyasi gücü artıyor mu? Hepsine hızlıca bakalım.
SİYASİ DİNCİ KESİM LAİKLERİ, LAİKLER DİNCİLERİ SUÇLAR DURUR
Geçtiğimiz on yıllar içinde bazı tarikatlarda ve onlara ait
yurt ve kurslarda cinsel suçlarla ilgili medyaya yansıyan adli
olaylar yaşandı. Bu durum muhalif kesimden birilerine ballı
malzeme verdi. Suçlamalar öyle azıttı ki neredeyse her AKP’li
sapıklıkla suçlanır hale geldi. Bundan bizim gibiler bile
nasibini aldı. Sosyal medyada muhalefeti az buçuk eleştirin
bakalım. Hele seçim dönemiyse… Tanıyan tanımayan birçok kişi
sizi o saniye "AKP’li, saray …" ilan eder.
Hatta girdiğiniz konu ne kadar alakasız bile olsa “badem
bıyıklı sapık” diye hakarete uğramanız işten bile değildir.
Siyasi ortam böyle bir şey. Hem komik hem acı. Suçlamayı
yapanların profillerine baktığınızda torun torba sahibi
bayanlar, beyler çıkar karşınıza. Öğretmen, üniversite hocası,
yönetici, hatta psikolog…
Dindar kesimde böyle insanlar elbette çıkabilir. Bir kısmı
hüküm giymektedir zaten. Gizlenmiş vakalar da muhtemelen
çoktur. Tam karşıtı kesimde de pek çok sapık çıkabilir,
çıkmaktadır da… Son aylarda iktidar tarafı kendine yönelik
linçin rövanşını alır gibi davranıyor.
Doğru olan tutum, her olgunun tekil olarak değerlendirilmesi,
kesinlikle genellemeye gidilmemesi. Hele bu konuları ucuz,
yüzeysel siyasi malzeme olarak kullanmak… O da bir sapıklık
türü olarak değerlendirilmeli.
BATI’DA DURUM NE
Kilise içinde pedofilinin dışa yansıyandan çok daha yüksek
boyutta yaşandığı bilinen bir gerçek. Papalık suçun üstüne
gitmediği, pek çok vakayı gizlediği için her dönem
suçlanmıştır. Ancak tüm mezheplerin sorunudur bu. Ayrıca
onanmamış tarikatlardan bazıları cinselliği ve sapkınlığı bir
yayılma ve güç aracı olarak kullanır. Filmlere bile konu
olmuştur. Bunlardan bazıları abartılıdır. Lakin bazen asıl
gerçek, abartılmış aktarımdan daha yoğun yaşanır.
“Boston Rahipleri” skandalı 2002’de patladı. Suç: çok sayıda
çocuk istismarı. Fransa raporuyla (2021), kilise odaklı,
1950’den beri yaklaşık 330 bin mağdur saptandı. İrlanda
skandalı… Bunlar en büyükleri. Tabii buradan “Kilise işte
böyle çalışıyor, kilise bunun için var” sonucu çıkarılmamalı.
O yaklaşım da ayrı bir patoloji.
Nitekim kiliseden bağımsız olarak da skandallar patlamış.
Jimmy Savile vakası. BBC’nin çok ünlü sunucusuydu. Onlarca yıl
boyunca çocuklara yönelik istismar, hastaneler, okullar,
yardım kuruluşları üzerinden erişim... Olay ölümünden sonra
ortaya çıktı. Devlet kurumları ve medya görmezden gelmekle
suçlandı.
Rotherham (İngiltere) skandalı. 1997–2013 arası, yaklaşık
1.400 çocuk istismar edildi. Yerel yönetim ve polis işin
içindeydi.
En son geçen hafta: Almanya’da Hartmut Ebbing adlı eski
milletvekili ve İsrail dostu politikacı, 7 yaşındaki çocuğu
taciz etmekten 10 ay ceza aldı. Cezası ertelendi.
PEDOFİLİNİN FELSEFESİ
1970’lerde “bu da oldu”, dünyanın en ünlü Fransız
felsefecileri pedofili suçlularını savunmak için dilekçeler
imzaladı, demeçler verdi. Birçoğu solcu, komünist
kimlikleriyle tanınıyordu. Kimlerdi bunlar: Foucault, Louis
Aragon, Althusser, Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir,
Gilles Deleuze, Alain Robbe-Grillet, Philippe Sollers,
Françoise Dolto, Roland Barthes, Gabriel Matzneff…
Felsefecilerin iddiası şuydu: 18 yaş altı çocuklar, hatta
12-13 yaşındakiler (savundukları sanıkların partnerleri bu
yaşlardaydı) kendi rızalarıyla cinsel ilişkiye girebilirler.
Bu suç sayılmamalı. Nitekim Fransa’da bu hareketin de
“özgürlükçü” etkisiyle suç sınırı 15 yaşa indirildi. Hatta 15
yaş altında eğer “rıza” varsa, vaka suç kapsamından çıkarıldı.
Freud için ayrı başlık açmak gerek. Tüm insan aklını,
psikolojisini cinselliğe indirgediği için “devrimci” ilan
edildi. Üstelik belirleyici cinsel haz yaşını sıfır yaşına
kadar çektiği için pedofilinin bilimini inşa etti.
Pedofili hala yasak ve marjinal sayılıyor Batı’da. Fakat başta
Yeşiller olmak üzere birçok “özgürlükçü” kesimde
savunucularının olduğu; onların, bu kesimler içinde bile
onaylanmasalar da tamamen dışlanmadıkları unutulmamalı.
Sapıklığın siyasi gücü sanki artıyor tüm dünyada.
Evet, cinsellik yaşı genel ahlakın, yasaların sınırladığından
daha aşağıda olabilir. Bizim türkülerimiz “13-14 yaşında”
sevgili sözleriyle doludur mesela. Kalbimizi temiz tutalım,
türkü yakanın da çocuk, en azından genç olduğunu varsayalım.
Fakat buradan, “Sınırlama, ahlak kuralı ve yasa maddesi
gereksizdir o zaman” sonucu çıkarılmamalı. 18 yaş gibi kendini
ancak idare edebilecek akıl yaşı sınırı getiriliyor ki ancak o
sınırdan sonra cinsellik konusundaki “hür irade” ortaya çıkmış
kabul edilebilsin.
“LGBT’Lİ ÇOCUK” KAVRAMI
Bir de son yıllarda bu ortaya çıktı. Üstelik marjinal falan
kalmadı, CHP afişlerine, mitinglerine kadar yayıldı. Her
yaştaki çocuk LGBT mitinglerine getiriliyor dışarda, üstelik
garip kıyafetler içinde. Bizde de yaygınlaşır mı? Buradaki
büyük kaygı şu: Çocuk cinselliğinin bu derece ulu orta,
sürekli konuşulması, konuşulmaktan öte siyasi araca
dönüştürülmesi çocukları nasıl etkiler?
Her şeyi bilme ve belirleme iddiasındaki aktivistler,
pro-aktif ana babalar çocukların cinsel kimliğini
etkileyebilir mi? Çocuk cinselliğinin bu derece gündemde
tutulması pedofiliye haklı zemin oluşturabilir mi?
İNSAN BU
İnsan türü, psikopat yönleri ağır basan bir salak. İyi
yönleri, akıllı yönleri de var ve zaten pek çoğumuzun çabası
da bunu artırmak için. Onun da bir sınırı olduğunu bilmek
kaydıyla. Daha önemlisi, doğal insani aldatmacaya ne kadar az
kanarsak o kadar iyi.
En büyük aldatmaca şu: Yaşanan yoğun kötülükleri görüyoruz.
Fakat bunu her birimiz başkasının suçu görüyor. Her siyasi
kesim öteki kesimi suçlayıp kendi suçlarını aklamaya
çalışıyor.
“İnsan Bu” diye bir kitap yazdım. İnsan doğasını, insanın
gerçekte ne olduğunu anlattım. Niye, nasıl siyaset yapar?
Neden savaşır? Cinselliği neye yarar? Bilimi kime çalışır?
Niye dindardır, niye dinlerden nefret eder…
Okunuyor mu? İlgi görüyor mu? Hayır. Neden bir psikopat, niye
psikopat olduğunu öğrenmeye çalışsın? Bir aptala aptal
olduğunu anlatmak kolay mı? Bunu anladığında aklı biraz
gelişecektir, fakat kaçta kaçı bunu kavrayıp, tersi yönde çaba
gösterir?
Neredeyse hiçbirimiz gerçeğin ve doğrunun peşinde değil.
Yalnızca, baştan seçtiğimiz tarafı doğru gösterecek kolay
bilgilerin, şişirme haberlerin peşinde. Yalnızca kendi
tarafının amigolarını beğenip alkışlıyor. Bu da çok normal.
Normal, ama çok can sıkıcı. Çünkü tüm kötülükler işte bu
normallik kaynaklı. Sapıklık da bu normallikten büyük güç
alıyor.
“İnsan Bu”yu okumanız, anlamanız bence önemli. Çünkü çok büyük
çoğunluğunuzun daha önce hiç böyle bir yaklaşım bilmediğinden
eminim.
Odatv.com