Boğaz’dan Sam Amca’ya Selam Durdular!!Köprüde Sam Amca Amerikan Rüzgar Esiyor... Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde aniden beliren kırmızı, beyaz ve mavi ışıklar görenleri şaşırttı. ABD’nin bağımsızlık günü (4 Temmuz) için yapılan ve bayrağın renklerini yansıtan bu aydınlatma, sosyal medyada büyük tartışmalara yol açtı. Kendi değerlerine sahip çıktığını söyleyen muhafazakâr kesimin sessizliği dikkat çekti. Milli sembollerimizin başka bir ülkenin simgeleriyle süslenmesini şaşkınlıkla izleyen halk, yetkililerden hâlâ tatmin edici bir açıklama alamadı. Sokaktaki vatandaş ise egemenlik haklarımızın bu şekilde sergilenmesine tepki gösteriyor. Milli bilincin zedelendiği iddiaları vatanseverlerde derin yaralar açarken, boğazın ortasında parlayan yabancı renkler bağımsızlığımızın geleceğine dair soru işaretleri doğurdu. Geçmişte milli bayramlarda dahi sınırlı kullanılan aydınlatma imkânlarının, okyanus ötesi bir kutlama için seferber edilmesi vicdanları yaraladı. Kamuoyu, İstanbul semalarında dalgalanan bu ışıkların hangi pazarlıklarla oraya yerleştirildiğini merak ediyor. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” gerçeği ise köprüdeki kutlama manzarasında gölgelenmiş görünüyor. İkiyüzlü Tavırların Perde ArkasıYılbaşı kutlamalarına karşı çıkıp süslemeleri kaldıranların bu kez sessiz kalması gözden kaçmıyor. Cadılar Bayramı’nı yasaklarken, ABD’nin en önemli gününde köprü ışıklarını izlemek tutarsızlığın açık göstergesi. Sam Amca’nın renklerine bürünen çelik halatlar altındaki sözde diplomatik nezaket, halkı ikna etmedi. Ortadoğu’da çocukları katleden politikalara ve özellikle İsrail’e destek verip, İran’da aynı okulu iki kez bombalayarak masum çocukları öldüren bir savaş devletinin kutsal emanetlerimizin yanında onurlandırılması kabul görmedi. Çuval geçirme olayının yıl dönümünde yapılan bu jest, hafızalarla adeta dalga geçmek gibi. Dün düşman ilan edilen güçlerin bugün ışıklarla selamlanması, samimiyet testinden geçilemediğini gösteriyor. Batı karşıtlığını siyasal söylemlerinde bayrak yapanlar, icraat aşamasında adeta sessizliğe büründü. Sokaktaki esnaf ise dini bayramlarda gösterilen hassasiyetin neden yabancı ülkelerin milli günlerinde gösterilmediğini yüksek sesle soruyor. İnce hesaplar ve gizli ajandalarla yürütülen dış politika, milli onurumuzun önüne geçmesi halkın gözü önünde sahnelenen bu trajikomik tiyatro, gerçek niyetleri net biçimde ortaya koyuyor. Tarihi Gerçekler ve Kıbleden SapmalarBir zamanlar İstanbul kıyılarında demirleyen altıncı filonun önünde namaz kılarken hiç istiflerini bozmayıp adeta secde eder gibi duranların torunları, bugün yine sahnede. Tarihimizin en utanç verici sahneleri, modern görünümler altında yeniden yaşanıyor sanki. Emperyalist güçlerin çıkarlarına göre şekillenen yönetim anlayışı, milli kimliğimizi her geçen gün biraz daha yıpratırken “Kudüs davasını” sözde dillerinden düşürmeyenlerin, Filistin işgalinin baş sorumlularını köprülerde simgesel renklerle ağırlaması tam bir trajedidir. Adeta Vahdettin dönemini andıran teslimiyet, özgürlük sevdalısı Türk gençliğini derinden yaralıyor. Geçmişle bugün arasındaki benzerlikler, toplumsal hafızamızın ne kadar tazelenmeye muhtaç olduğunu ortaya koyuyor. Kendi ülkesinde özgürlüğü kısıtlayanların, yabancıların özgürlük kutlamalarına katılması büyük bir çelişki yaratırken sadece para ve güç karşısında boyun eğenlerin, kutsal değerleri kalkan yaparak kendilerini gizleme çabası artık sonuç vermiyor. Milletimiz, kimin gerçekten ay yıldızlı bayrağa gönülden bağlı olduğunu, kimin ise okyanus ötesine selam gönderdiğini biliyor. Gerçek vatanseverlik, başkalarının renklerine hayran olmak değil, kendi ışığını her koşulda korumaktır. Yorumcalar… |