Eluca Atalının "İran Hizbullah zindanında" romanı

5 views
Skip to first unread message

Eluca Atali

unread,
Jan 14, 2026, 1:09:58 PM (23 hours ago) Jan 14
to turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com

Eluca Atalının "İran Hizbullah zindanında" romanı


Från: turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com <turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com>
Skickat: den 13 januari 2026 05:56
Till: Özet alıcıları <turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com>
Ämne: [31897] turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 5 konu konuda 5 güncelleme ileti
 
Grup Yönetici <erzinca...@gmail.com>: Jan 12 02:07PM +0300

---------- Forwarded message ---------
Gönderen: İbrahim Ortaş <ior...@cu.edu.tr>
Date: 31 Ara 2025 Çar, 21:44
Subject: 2025 Yılının Ağır Toplumsal Sorunlarının Yaşanmayacağı, 2026 Yılı
Beklentileri
To: <erzinca...@gmail.com>
 
 
*2025 Yılının Ağır Toplumsal Sorunlarının Yaşanmayacağı, 2026 Yılı
Beklentileri*
 
İbrahim Ortaş, ior...@cu.edu.tr
 
*Zor Bir Yıl Oldu 2025*
 
Yaşamım boyunca tanıklık ettiğim yıllar arasında özellikle 2025 yılı dünya
yaşayan 8.2 milyar insanın çoğunluğu için ciddi gelir dağılımının iyice
bozulduğu sorunu, gıdaya erişi sorunu, sağlık ve adalete sosyal-devlet
anlayışının sağlanmadığı bir yıl oldu. 2025, yaşamın her alanında başta
bölgemizde yaşanan çatışmalar ve savaşlar olmak üzere, yoğun biçimde
yalanın, yanlışın, haksızlığın ve ayrımcılığın dünya çapında hüküm sürdüğü
dünyada derin endişe ve tahribat yaratan gelişmelerin adeta bir rüzgâr gibi
geçip her şeyi toz dumana kattığı bir dönem olarak hafızalarda yer
etmiştir. Bölgesel savaşlar başta Filistin’de on binlerce öldürüldü,
milyonlarca insanın evinin başına yıkıldı, çaresiz bırakılmış hali
vicdanları yaraladı.
 
2026 yılına benzer acıların ve adaletsizliklerin yeniden yaşandığı bir yıl
olmamasını umut ediyorum. Tüm bu zorluklara rağmen; savaşlara ve
ayrımcılığa karşı direnç gösteren insanların tutumu, adalet arayışını
sürdürmeleri, haklının yanında durma iradesi, yoksulluğa karşı verdikleri
mücadele ve gıda güvencesini savunan kararlı yaklaşımları takdirle
selamlıyorum. Geleceğin; şans oyunlarına, piyango biletlerine ya da
rastlantılara değil, bilgi, bilin. Farkındalık içinde yeteneklerin ürettiği
emeğin ve alın terine dayalı olarak inşa edilmesi gerektiğine inanıyorum.
Az çalışıp çok kazananların günümüzde genel çoğunlukta ayrıştığı,
benciliğin, kibrin, üstenci bakışın hâkim oluğu tutum insan yakışmayan bir
tutum olmadığını düşünüyorum. Yaşamını çalışarak, emek vererek ve üreterek
sürdüren insanların varlığı, umut ve örnek vericidir.
 
 
 
*İnsanlığı Bitiren Ben Merkezli Yaklaşımlar Her Alanda Zarar Veriyor*
 
Gelinen aç gözlülük, yalan yanlış, bilerek yapılan manipülatif durumlar her
tülü değeri yıkmış ve ortada ne saygı, ne sevgi, ne değer, ne güve ne de
inanç kalmış. İçeride dışarıda varsa yoksa para ve makam mevki düşkünlüğü.
Ülkelerin birbirlerine karşı uyguladıkları baskılar, insanın insan
uyguladığı haksız hukuksuz eziyetlerin hepsi çağımız yakışmıyor.
Mevlana’nın “Nice insan gördüm üzerinde elbise yok, nice elbise gördüm
içinde insan yok” sözü şimdi her alanda yaşanıyor. En çok da alttakilerin
değer verdiği siyaseten medyaya, eğitimden inanca, üretimden ticarete hemen
her alan örselendi. En son keyiflendikleri sporda yaşanan şike ve bahisler
ile hayal kırklığına uğradılar. Gıdada yaşanan taklitçilik, sahtecilik,
sağlıksız ve fahiş fiyatlı gıdaların sunumu toplum sağlığını bozmuş ve
ciddi güvensizlik yaratmıştır.
 
Sorun çok karmaşıklaştı, bireylerin olup bitenleri bütünlük kavraması
zorlaştı ve çok kutlu kamplaşmalar oluşmaya başladı. Maalesef güven
azaldığı için insanlarda sorunların çözüleceğine olan inanç ve güven
duygusu azalmıştır. Artık her şeyin çıkar için yapıldığı ve hiçbir iş hakkı
ile yapılmadığı algısı toplumun geniş bir kesiminde yaygın görüşe
dönüşmüştür. Bütün çağın içinde bulunduğu koşuların hızla tükettiği
değerler alttaki insanların içten gelen duygularını çok örseledi. Toplum
katında saygınlığı olan siyasetin, siyaset yapanın bilgi, beceri, zekâsı
ölçüsünde kendini gerçekleştirmiş ekonomik eğitim ve sosyal olarak doygun
kişilerin salt hizmet için yapması talebi kamuoyları tarafından daha çok
talep edilmektedir.
 
 
 
*Kolayı Değil, Zor Olan İnsana Yakışanı Birlikte Başarmak İçin Çalışmak
Gerekiyor*
 
Yaşanan çoğu sorunun kolay formülü elbette yoktur. Ancak hiçbir şey
imkânsız da değildir. Her sorunun bir nedeni vardır, Sorun varsa çözümü de
vardır. Akıl, yetenek bilgi, bilinç araştırma sorgulama ve sistematik
yaklaşımlar bunun için önemseniyor. Bunun için nitelikli eğitime, özerk
üniversiteye, özgür düşünceye önem veriliyor. Sorunlu alanların çözümü için
önce tepeden başlamak gerekir diyeceğim, ancak tepeyi belirleyen de taban
oluğu için en alttan başlamak gerekiyor. Önce iyi insan tanımlamamız ve ona
uygun tek kalem değil birbirine benzeye değil, her biri değerleri olan ve
kendisi olan insanlar yetiştirmeliyiz. Öncelikle küçük çıkarı için her tülü
boyaya bürünen, yalan söyleyen, başkasına zarar verecek düzeyde
faaliyetlerin içinde bulunan, hırsızlık yapan, kalpazanlık sergileyenler
yerine; yeteneği, zekâsı ve bilgisi oranında çalışan, üreten, çevresi ile
empati kurabilen doğa ile barışık mütevazi insanları nitelikli bilimsel
eksenli eğitim ile çok yönlü eğitmeliyiz. İnsan içindeki aşırı ben
merkezliliğini ve/ya aç gözlülüğünü kontrol ettiği, kendini eğiterek kendi
kendine yeterli durma geldiğinde ve insanın kendi kurdu olmadığı ortamlarda
sanırım daha güvenle ve bir arada yaşamı sağlarız.
 
Adaletin, hakkın ve hukukun herkes için eşit biçimde uygulandığı; hiçbir
bireyin gıdaya erişim sorunu yaşamadığı; yolsuzluk, haksızlık ve
ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı; insanın yalnızca bir araç olarak değil,
başlı başına bir değer olarak kabul edildiği, herkesin kendi yetenek, çaba
ve zekâlarının katkıları ile hak ettikleri değeri görmesini isterim. Yeni
yılın insan ve doğa ile uyumlu bir duygudaşlık anlayışının benimsendiği,
erdemin ve vicdanın yeniden hatırlandığı bir yıl olmasını içtenlikle
temenni ediyorum.
 
*Geleceğin Başarısı, Dileklerle Değil, Zeka, Yetenek ve Emeğin Liyakatine
Dayalı İnsan Kaynakları İle Sağlanır*
 
Ancak temenni ifadesini bir “dilek” olarak sunmak istemiyorum. Zira salt
dileklerin istemekten öteye geçmediği ve yeterli olmadığı zaman içinde
yaşayarak tecrübe edilmiştir. Geçtiğimiz yıla girerken, iyi niyetle yapılan
sayısız dileklere rağmen, belirtiğim gibi arzu etmediğimiz pek çok arzu
etmediğimiz ve aklımıza gelmeyen olay(lar) yaşandı. Artık dilek dilemenin
ötesine geçmek zorundayız. İnsan olmanın ulvi anlamı ile, birlikte yaşama
omuz verip birlikte eskimek ve birlikte yenilenmek yakışır bizlere. Arzu
etiğimiz bir dünyada yaşamak için 2026 yılında bireysel ve toplumsal
düzeyde sorumluluk almalı; herkesin kendi yeteneğine göre çalışmalı,
üretmeli ve ortak bir iradeyle çaba göstermeliyiz. Ülke olarak bunu yapacak
birikime sahip oluğumuzu düşünerek, isteklerimizi dileyerek değil, yaparak
gerçekleştirelim.
 
 
 
31 Aralık 2025, Adana
 
 
 
 
--
*TÜRK VE iSLAM ALEMiNiN LiDERi - GÜÇLU TÜRKiYE SEVDALILARI
HABERLEŞME GRUBUMUZU ZİYARET EDİNİZ.*
*https://groups.google.com/d/forum/turk-ve-islam-aleminin-lideri-guclu-turkiye-sevdalileri
<https://groups.google.com/d/forum/turk-ve-islam-aleminin-lideri-guclu-turkiye-sevdalileri>*
 
*HABER GRUBUMUZA E POSTA GÖNDERME ADRESİ *
 
*turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com
<http://googlegroups.com>
 
 
*
*TÜRKİYE İ**ÇİN EL ELE HABER** GRUBUMUZU ZİYARET EDİNİZ*
*https://groups.google.com/d/forum/turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/d/forum/turkiye-icin-el-ele>*
 
*HABER GRUBUMUZA E POSTA GÖNDERME ADRESİ *
*turkiye-i...@googlegroups.com <http://googlegroups.com>*
*---------------------------------------------------------------------------------------*
*ERZİNCAN KEMALiYE EGiN **HABERLEŞME GRUBUMUZU ZİYARET EDİNİZ.*
*https://groups.google.com/d/forum/erzincan-kemaliye-egin-grubu
<https://groups.google.com/d/forum/erzincan-kemaliye-egin-grubu>*
 
*HABER GRUBUMUZA E POSTA GÖNDERME ADRESİ *
*erzincan-kemal...@googlegroups.com <http://googlegroups.com>*
*----------------------------------------------------------------------------------------------*
 
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362
 
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
 
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
Grup Yönetici <erzinca...@gmail.com>: Jan 12 02:06PM +0300

---------- Forwarded message ---------
Gönderen: Hüseyin Bulut <h52...@gmail.com>
Date: 8 Oca 2026 Per, 16:35
Subject: CUMA GECMİZ MÜBAREK, DUALARINIZ KABUL, MAKAMINIZ CENNET-İ ÂLİ
OLSUN İNŞAALLAH.
 
 
--
*TÜRK VE iSLAM ALEMiNiN LiDERi - GÜÇLU TÜRKiYE SEVDALILARI
HABERLEŞME GRUBUMUZU ZİYARET EDİNİZ.*
*https://groups.google.com/d/forum/turk-ve-islam-aleminin-lideri-guclu-turkiye-sevdalileri
<https://groups.google.com/d/forum/turk-ve-islam-aleminin-lideri-guclu-turkiye-sevdalileri>*
 
*HABER GRUBUMUZA E POSTA GÖNDERME ADRESİ *
 
*turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com
<http://googlegroups.com>
 
 
*
*TÜRKİYE İ**ÇİN EL ELE HABER** GRUBUMUZU ZİYARET EDİNİZ*
*https://groups.google.com/d/forum/turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/d/forum/turkiye-icin-el-ele>*
 
*HABER GRUBUMUZA E POSTA GÖNDERME ADRESİ *
*turkiye-i...@googlegroups.com <http://googlegroups.com>*
*---------------------------------------------------------------------------------------*
*ERZİNCAN KEMALiYE EGiN **HABERLEŞME GRUBUMUZU ZİYARET EDİNİZ.*
*https://groups.google.com/d/forum/erzincan-kemaliye-egin-grubu
<https://groups.google.com/d/forum/erzincan-kemaliye-egin-grubu>*
 
*HABER GRUBUMUZA E POSTA GÖNDERME ADRESİ *
*erzincan-kemal...@googlegroups.com <http://googlegroups.com>*
*----------------------------------------------------------------------------------------------*
 
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362
 
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
 
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
Ata Atun <ata...@gmail.com>: Jan 12 10:30AM +0200

Bu haftaki KÖŞE YAZI'mı ekte gönderiyorum.
Selam ve Saygılarımla
 
*Prof. Dr. (İn. Müh), Doç. Dr. (UA İlş) Ata ATUN*
Akademisyen
KKTC Meclisi 1. Dönem Milletvekili
Celal Çelik <celal...@gmail.com>: Jan 11 10:30AM +0300

Cenabı Allah razı olsun Sevgili Hacı Efkan Hocam
Hayırlı Pazarlar
 
 
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
 
Cep telefonumdan gönderdim...
 
 
10 Oca 2026 Cmt 23:12 tarihinde Efkan Cordanoğlu <corda...@gmail.com>
şunu yazdı:
 
Celal Çelik <celal...@gmail.com>: Jan 11 05:49PM +0300

ALTIYÜZ DİRHEMLİK İP
Bağdat’ta dul bir kadın vardı. Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar anası.
Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker
iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye
çalışırdı.
Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar
kadına kalır. Kadın pazara her hafta çıkamıyor, ip eğiriyordu. Bir zaman
bakt ıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.
- Ya Rabbi! Bu öksüzlerin, yetimlerin rızkını ver, diyerek sabah erkenden
pazarın yolunu tuttu. Yolda giderken Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin
evinin önünden geçiyordu. Onu görünce durakladı. Şeyh müridleriyle sabah
namazından çıkmıştı, yaşlı kadını görünce duraklayarak:
 
- Hoş geldin bacı, nereye gidiyorsun?
- Bir miktar ipliğim var, pazara götürüp satacağım.
- Ver bakalım. Benden altıyüz dirhem ip isteniyor, bunu ver de ben satayım.
- Memnuniyetle, lütuf buyurmuş olursunuz, efendim dedi ve ipi verdi.
Abdülkadir Geylani Hazretleri eline aldığı ipi şaka yollu mescidin damına
atınca hemen nereden geldiği belli olmayan büyük bir kuş gelip, ipi kapıp
gider. Kadın bu ne biçim şaka diye kendi kendine söylenmeye başlayınca,
müridler kadına itiraz etmemesi için işaret ettiler, kadında daha fazla bir
şey demedi.
Hazreti Şeyh kadına dönerek:
- Hatun canını sıkma, ipliği satmaya gönderdim, parası gelsin ne kadar
ettiyse alırsın.
 
- Pekala, diyerek gider, ertesi gün gelir.
- İplik satıldı mı?
Abdülkadir Geylani Hazretleri:
- İplik satıldı, fakat parası henüz gelmedi. Bir hafta kadar bir zaman
içinde gelir.
Kadın bir hafta sonra gelir, para henüz gelmemiştir, kadına:
- Yarın gel, paranı al.
Kadın, pazara niye gitmedim, şimdi param elimde olurdu hayıflana hayıflana
evine gitmek üzere iken, Müridler:
- Bir gün daha sabret bakalım Mevla ne gösterecek, derken bu işin sade bir
şaka olmadığının farkında idiler.
Ertesi gün oldu. Abdülkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna o ana kadar
görülmeyen bir heyet geldi.
 
Bin altın takdim ettiler. Müritler heyete bu kadar paranın ne olduğunu,
niçin Şeyhe takdim ettiklerini sordular. Gelenler tüccar olduklarını
belirterek:
- Altınlar Hazreti Şeyhindir. Denizde yolculuk yaparken fırtına sebebiyle
geminin yelkeni delindi, yol alamaz olduk, denizin ortasında kalacaktık.
Kaptana bir çaresi yok mu diye sorduğumuzda:
- Altıyüz dirhem ip olsa geminin yelkenini onarır, yolumuza devam ederdik
ama şu anda nerede bulacağız, dedi.
Biz ellerimizi kaldırarak Allaha dua ettik ve duamızda:
- Ya Sultanul Arifin bize altıyüz dirhem kadar ip gönder, sana bin altın
vereceğiz diye yalvardık. Bir de baktık ki, bir kuş gelip altıyüz dirhem
ipliği geminin güvertesine bırakıp uçtu gitti. Şimdi o adağımızı yerine
getirdik, dediler.
 
Tüccarlar ayrıldıktan bir müddet sonra, ihtiyar kadın gelip sordu.
- Para geldi mi efendim?
Şeyh bin altını kadına verirken:
- Benim satışım seninki kadar kârlı olmuş mu?
Kadın bir anda zengin olmuştu. Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne teşekkür
ederek huzurdan ayrıldı.
 
KEMAL İLK
 
.
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
 
Cep telefonumdan gönderdim...
Bu grubun güncellemelerine abone olduğunuz için bu özeti aldınız. Ayarlarınızı grup üyelik sayfasından değiştirebilirsiniz.
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek ve gruptan artık e-posta almamak için turk-ve-islam-aleminin-lideri-guc...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.

Eluca Atali

unread,
Jan 14, 2026, 1:10:02 PM (23 hours ago) Jan 14
to turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com
Eluca Atalının "İran Hizbullah zindanında" romanı
https://www.youtube.com/watch?v=vwvqedyV_NU
 
________________________________

________________________________


Från: turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com <turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com>
Skickat: den 14 januari 2026 05:56
Till: Özet alıcıları <turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com>
Ämne: [31903] turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 6 konu konuda 6 güncelleme ileti
 
Digi Security (İŞNET) <digi.s...@isnet.net.tr>: Jan 12 06:15PM +0300

*
*
 
/*İbrahim Ortaş : **Tarımsal Öğretimin 180. Yılında, Tarım-Toprakta
Yaşanan Yapısal Sorunlar Sürdürülebilir Yaşamı ve Gıda Güvencesini
Tehdit Etmektedir*/
 
*E-POSTA : ior...@cu.edu.tr
 
Türkiye’nin bir bölgesinde yaşanan tarım toprakları ve su kaynaklarının
yönetilememesi sorunlarının benzeri hatta daha çoğu Çukurova'da yaşandı
yaşanıyor. Osmaniye’den-Mersin Erdemliye kadar Ovanın doğu batı
yakasından yaklaşık 200 km’lik yolların sağı solu tamamen tarım
toprakları tarımdan koparılarak amacın dışına çıkarılmıştır. Zaman
zaman, Adana-Mersin, Adana-Karataş yönünde ilerlediğinizde başta mülk
sahibi kişilerin "toprak benim istediğim şekilde kullanırım" algısı ile
tarım topraklarının üzerinden yerleşim yerleri, işletmeler ve diğer
yapılanmaları görünce üzülüyoruz. Konuyu doğrudan çalışanlar,
tarım-toprak alanında eğitim alan ve bu eğitimi veren kişiler için
olgunun gelişimi son derece üzücü. Kıt kaynak, toprak, su konusu dikkate
alınmadığı gibi, bölgenin ekolojisine uyumu bilinmeden sera koşularında
egzotik bitkilerin yetiştirilmesi ilerde su temini yanında pazar sorunu
da gündeme getirmektedir. Toprak ve su talebine dayalı ülkenin ihtiyacı
olan ürün planlanması gıda güvencesi, iklim değişimlerine uyumlu
bitkisel üretim uygulamaları akla bile gelmiyor. Suyun kıtlaştığı
günümüzde, çok su tüketen bitkileri değil, ekolojiye uygun su varlığını
dikkate alan havza bazlı üretimin dikkate alınması beklenir. *
 
*Son yıllarda Çukurova’yı besleyen üç nehir üzerlerinde barajlar var
olmasına rağmen düzensiz göçün yaratığı yoğun nüfus nedeniyle sonbaharda
ekilen bitkilere su verilememektedir. Diğer taraftan Adana’nın batı
yakasında ağırlıklı olarak bugün Çukurova Belediyesi’nin nüfus ve
yapılaşma bakımından genişlediği alan 40 yıl kadar önce bağ-bahçe alanı
ve mesire yerleriydi. Öğrencilik yıllarımızda DSI tarafından planlanan
yeraltı basınçlı sulama sistemi tamamlanarak hizmete açılmıştı.
Hocalarımız bu yatırımı gururla anlatırlardı. Belediyenin kentin
geleceğini kuzey batı Adana’ya kaydırması ve aldığı bir karar ile bölge
hızla yerleşime açıldı. Tarım toprakları amaç dışına çıkarıldı.
Hepimizin ödediği vergilere ile yapılan ileri sulama alt yapısı
binaların yükselmesiyle tarımsal alanlar hızla ortadan kalktı.
Şimdilerde alanın her tarafı kutu-kutu binalar ile örülmüş. Rant o kadar
önemsenmiş ki, birkaç sembolik park dışında yeşil alan bile
bırakılmamış. Bazen Tarım Bakanlığı yetkilileri Çukurova Ovasında
yaşanan amaç dışı gelişmelerden haberdar mı? sordurtuyor. Binlerce yılık
tarım kültürü bugün ne yazık ki üzülerek belirtelim ki “para kazanmanın
egemenliğine” yenik düşmüş görülüyor.*
 
*Ancak unutmayalım, tarım-toprak kullanımında ekolojik dayanak bulamayan
her girişim ileride daha büyük yanlışa yol açmaktadır. Özellikle toprak
gibi uzun zamanda gelişen varlığın yalnız gıda üretimi için değil, iklim
değişimine karşı karbonu bünyesinde tutarak dünyanın dengesini sağlayan
yegâne depo niteliğindedir. Ne yazık ki ne eğitim sistemimiz nede basın
ve kamusal aydınlatma organlarının gündeminde olmadığı için toplumun
geniş kesimleri tarafından gelişmelere fark edilmeyebilmektedir. *
 
*Küresel düzeyde yaşanan iklim değişimlerinden en çok etkilenen bölge
olarak önümüzdeki dönemde yaşanacak riskleri belirtmek durumundayız.
Mevcut durumda yürütücüsü ve aratıcısı olduğum Avrupa Birliği
Sharing-MeD ve SUS-SOIL projeleri ile Akdeniz topraklarının bozulan
yapılarının yenden sağlığına kavuşması konusunda değişik tarımsal
faaliyetleri toplum, çiftçi, kamu ve kullanıcı nezdinde farkındalık
yaratma konusunu işlemeye çalışıyoruz. 10 farklı alanda projeler
yürütüyoruz. Mevcut tarımsal uygulamaların tarım topraklarını bir
tarafta tarım dışına çıkarırken, diğer taraftan yüksek girdiler ile
toprak bozulması ve kalite ve sağlığın giderek azaldığı görülüyor.
Ekoloji bakışı ile önceliği doğanın sürdürülebilirliğine vererek
toprağın ve suyun korunmasını öncelikle gıda güvencesini sağlamak
istiyoruz. Ancak ne yazık ki çiftçinin, petrol enerjisi temeli tarımsal
üretimde ekonomik beklentinin öne çıkması ile anlatılanlarımızı
anlasalar bile mevcut uygulamalardan vazgeçme şansı görülmüyor.
Yaratılmış olan durum, çiftçinin önce toprağı düşünmesinden önce yüksek
verim ve çok kazanmak gelmektedir. Kurumlar, durumdan vazife çıkarıp
sorumluluk alarak çiftçiye destek çıkarak toprağın beslenerek
geliştirilmesi sağlanamamaktadır. Sahada gördüklerimiz ve analiz
etiğimiz toprakların sonuçları; yazık oluyor doğaya ve tüm canlılığın
geleceğine. Olan geleceğimizin gıda güvencesine ve toprağın sağlığına,
diğer canlıların sürdürülebilirliğine olmaktadır.*
 
*İnsanlığın gıda geleceğinin tek güvencesi olan toprakların hoyratça
kullanılıyor olması hepimizin başta eğitimli ve farkındalığı yüksek
olanların konuya dikkat çekmesi gerekiyor. Tarım eğitimcileri olarak
sorumluluğumuzu hatırlamakta yarar var.*
 
*Tarımsal öğretimin 180. yıl döneminde yeniden 1970’li yıllarda Ziraat
Fakültesinin bölge tarımına sunduğu yeni tarım teknikleri ve
yetiştirdiği ziraat mühendisleri ile önemli katkıda bulundu. Ancak son
yılarda yaşanan gelişmeler doğal olarak konunun eğitimini yapan Çukurova
Üniversitesi, Ziraat Fakültesi mensupları olarak bizlerde kaygılandırıyor.*
 
*Tarım eğitiminin her yıl dönümleri Fakültelerimiz ve Meslek Odalarımız
birlikte düzenlenmektedir. Etkinliklerde konuları değişik şekillerde
gündem getirmektedirler. Tarım-toprak-su ve iklim eksenli bütünlüklü
sorunların yetkililer tarafından dikkate alınması sürülebilir yaşam
açısından hayati öneme sahip oluğunu bir kez daha 180’nci yıl dönümünde
hatırlatmak gerekir. *
 
*Sonuç olarak: Tarihsel olarak Dünyanın üçüncü ülkemizin en verimli
üretim havzalarından biri olan Çukurova’nın tarım topraklarının amaç
dışı kullanımıyla hızla nitelik kaybetmektedir. Çukurova topraklarının
nitelik kaybı ve arazinin bozulması yalnızca bölgesel kalkınmayı değil,
ülkenin gıda güvencesini ve ekosistem sağlığını tehdit eden kritik bir
sorun olup, toprağın, suyun ve tarımsal üretimin bilimsel temelli
politikalarla korunması artık ertelenemez bir zorunluluk arz etmektedir.
Tarımsal eğitim 180 yıl dönümü kutlu olsun.*
Digi Security (İŞNET) <digi.s...@isnet.net.tr>: Jan 12 06:21PM +0300

Metin Atamer (58)
*
*
/*Metin Atamer : **ŞAKİ */
 
*Osmanlı dönemlerinde  de İPEK yolu Çin’den başlayarak Anadolu’yu boydan
boya geçerek İstanbul’a kadar geldiğini bilmekteyiz. Aslında İPEK yolu,
tarihin derinliklerinde antik EFES kentin den de başlayarak ÇİN de Xian
kentine  kadar uzandığı da bilinir. Hatta bu yolun başlangıcı kimilerine
göre EFES harabelerinden başladığını KRAL YOLUolarak görmeniz mümkündür.
Aslında bu yolun çeşitli güzergahı bulunmakta. Sadece İPEK yolu demekte
doğru olmayabilir. *
 
*İpek ve BAHARAT yolu da diyebiliriz. Çünkü bu yolda kervanlar yürür,
katır veya kimi yerde develere yüklenen İPEK ve Baharat batıya taşınır.
Yol boyunca şehirlerde durup ticareti yapıldığını dile getirirler.
Anadolu da ise bu yolun güzergahı Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara,
Konya, Bilecik, Bursa, İzmit ve İstanbul dan geçerek Avrupa ya gittiğini
bilmekteyiz. Bu yolun yaklaşık uzunluğu 8000 kilometre olduğu tahmin
edilmektedir. *
 
*Hatta 1500 lü senelerde PORTEKİZ’li denizci seyyah FERDİNANT MAGELLAN,
İPEK ve Baharat  yoluna denizden ulaşmaya yönelik tezinde, daima batıya
giderek bulmayı savundu. *
 
*ÇİN den gelen kervanların yükleri belli, İPEK ve Baharat, ancak geri
dönüşte bu hayvanlara ne yüklenirdi ? Belli değil. *
 
*8000 kilometre yolu ve bu yolun üzerinde uğradıkları kentlerde, yerel
tüccarlarla sadece satış değil aynı zamanda alış da yaptıklarını
düşünürüm. Bu kervanlar İRAN dan da geçerken ticaret kentleri olan
İsfahan ve Tebriz’den de geçtiği için , bu şehirlerde hem baharat hem de
ipek kumaşların ticaretini yaptıkları bir gerçek. Kervanlar, kanımca
kalabalık bir topluluk olduğunu tahmin etmekteyim. Çünkü geçtikleri
güzergahlar sadece düzlükler değil , yüksek dağların vadilerinden,
tehlikeli yollardan geçtikleri de muhakkak. *
 
*Kanımca kervanlar, sadece ticaret yapan ve hayvanlara bakan insanlardan
oluşmadığını düşünmekteyim . Bu güzergahın tehlikeli dönemeçlerle dolu
olduğu muhakkak. Hayvanların bakıcıları yanında,  bu kervanı koruyacak 
insanlara da ihtiyaç olduğu bir gerçekti. Çocukluğumda radyo
haberlerinde doğu bölgelerimizde araçların önlerinin kesildiği,
yolcuların bütün varlıklarının eşkıyalar tarafından soyulduğu
haberlerini hatırlarım. Hatta bu haberlerin gazetelerin sütunlarında
okuduğumu da hatırlarım.*
 
*Bu kervanları soyanlar bazen köyleri de basıp, köyden kendi işlerine
yarayan gençleri, insan gücü  olarak , dağa kaldırdıkları da bir
gerçektir. Çünkü PKK eşkıya çetesinin yaptığı gibi, işe yarayan insan
gücü takviyesine de ihtiyaç duyduklarına inanırım. *
 
*EŞKİYA mevzusu, daha sonra, filmlere de konu olmuş, ancak eşkıya konusu
tam olarak izah edilememişti. *
 
*Selçuklu’ların parçalanması sürecinde oluşan  Dulkadir, Karsı, Azir ve
Bakras beylikleri diye bildiğimiz toplulukların, aslında birer kervan
soygun çetesi olarak çalıştıkları, bazı tarihçiler tarafından anılır. Bu
toplulukların içine Osman bey de katılır mı ? bilmiyorum. Osman bey KAYI
aşiretinin başı. İznik yöresinde bulunan Bizans tekfurlarını haraca
bağlamaları ve kervanlardan bir tür haraç almaları, EŞKIYALIK olarak
nitelenir mi ?  Bu konuda tam bir fikrim olmasa da, böyle soygunların
tanımlaması kapsamına girmesinin doğal olduğuna inanırım. *
 
*Yakın tarihimiz de de eşkıyalık yaşandığına şahit olmaktayız. *
 
*Mart 1995 de başlayan ve seneler boyunca İstanbul da Galatasaray Lisesi
önünde Cumartesi günleri toplanan bir gurup anneler, kaybolan evlatları
için oturma eylemi yapmaya  devam etmiştir. Toplum, bu gurubu Cumartesi
Anneleri olarak anmaya başladı. Tıpkı Arjantin’de 1999  da, cunta
döneminde, kaybolan çocuklarını bulmak adına PLAZA DEL MAYO  meydanında
toplanan Arjantinli anneler gibi. Ancak bu annelerin bu direnişini
Süleyman Soylu  2018 de , bakan olarak yasakladı. *
 
*Bu günlerde bu eşkıyalık boyut değiştirdiğine şahit olmaktayız.
Hepimizin bildiği bu küçük dünyamızda,  petrol rezervi en büyük olan
ülke VENEZUELLA.  Başkenti CARAKAS  . Bir tarihte Ekvator’un başkenti
QUİTO’ya giderken uçak,  Carakas’ın uluslararası hava alanı olan SİMON
BOLİVAR da yakıt ikmali için durmuştu. Bu ülke ve yine petrol rezervi
hatırı sayılı bir  ülke olan İRAN’ın , ham petrol satışlarında ÇİN,
büyük bir kısmını oluşturmakta.  Çin’in başka ülkelerden petrol almasına
Amerika’nın engel olduğu bilinmekte. ÇİN in her konuda yaptığı inanılmaz
gelişmeyi durdurmak mümkün görünmemekte. *
 
*Teknolojide, hem de solar enerjide yaptıkları büyük gelişmeyi durdurmak
imkansız olduğunu idrak eden AMERİKA , bizim bildiğimiz eşkıyalığa
soyunduğuna şahit olduk. 3 Ocak 2026 tarihinde , evvelden planlanan ,
hatta Venezuelabaşkanlık Sarayı’nın bire bir aynı planda bina inşa
ederek, orada defalarca tatbikat yapılarak , bir gece baskını ile
VENEZUELA Başkanı Nicolas Maduro’yu ve eşini yakalayıp, ülke dışına
kaçıran Amerika Başkanı Donald Trump’ın adamları , Maduro ‘yu NEWYORK da
bilinmeyen bir yerde tutmakta. *
 
*21 yüzyılda geldiğimiz bu noktada eşkıya artık kervan soymamakta,
ülkelerin Siyasi Liderleri, başka ülkelerin Eşkıya Başkanları tarafından
kaçırılmakta diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.*
 
*Metin Atamer*
Celal Çelik <celal...@gmail.com>: Jan 12 04:27PM +0300


*“Gönül sırdır”* dermiş eskiler.
Olur olmaz herkesle her şeyin paylaşılamayacağına dair bir şifre sanki.
Çünkü insanoğlu ayıp arar, kusur arar.
Gönül ancak güzel görene, güzel konuşana, güzel saklayana açılır.
Onlara da ehl-i muhabbet denir.

 
Rabbim sizi ehl-i muhabbet olan kişilere denk getirsin.. ✨

 
 
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
 
Cep telefonumdan gönderdim...
Cenabı Allah razı olsun Sevgili Hacı Efkan Hocam
 
 
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
 
Cep telefonumdan gönderdim...
 
 
12 Oca 2026 Pzt 23:58 tarihinde Efkan Cordanoğlu <corda...@gmail.com>
şunu yazdı:
 
Digi Security (İŞNET) <digi.s...@isnet.net.tr>: Jan 12 06:50PM +0300

**
 
*/YPG’nin terör kalesi yıkıldı !!!/*
 
*Türkiye Gazetesi*
 
*11 Ocak, 2026*
 
*****
 
*Terör örgütü YPG/SDG işgali altındaki Şeyh Maksud Mahallesi de
kurtarıldı. Operasyonda 200 terörist öldürülürken, 2 binden fazlası kaçtı.*
 
*YILMAZ BİLGEN - Suriye ordusu Halep’i terör unsurlarından temizledi.
Terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG/SDG işgali altındaki
Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’ne başlatılan operasyon kısa sürede
başarıyla tamamlandı. En az 200 teröristin öldürüldüğü operasyonda
yaklaşık 2 binden fazlası gece kaçtı.
 
MİT, krizi çözmek için çalıştı! YPG'ye çatışın talimatı Kandil'den geldi*
 
*Suriye güvenlik kaynakları, Eşrefiye Mahallesi’nin kurtarılmasının
ardından terör örgütü SDG içinde yer alan Baggara aşiretinin operasyonda
kritik rol oynadığını söyledi. Arap aşiretinin Şam ordusuyla işbirliğine
gittiğini belirten güvenlik kaynakları “İlk düğümü çözen SDG içindeki
Baggara aşireti oldu ve 13 yıldır terör örgütünün işgali altında bulunan
Eşrefiye Mahallesi bu işbirliği sayesinde 38 dakikada kurtarıldı” dedi.
 
*Yılmaz Bilgen, işgalden kurtarılan bölgeye girdi
 
*Yılmaz Bilgen, işgalden kurtarılan bölgeye girdi*
 
*Terör örgütünün işgal ettiği Şeyh Maksud Mahallesi’ne başlatılan gece
operasyonu da kısa sürede başarılı oldu. Gece boyu Kandil’den gelen
teröristlerle diğer teröristler arasında gerilim yaşandı. Kandil kadrosu
Ferhat Abdi Şahin’i tanımadıklarını, bölgeden çıkmayacaklarını ve
çıkmaya çalışanı vuracaklarını söyleyerek tehditler savurdu. Sözde
‘komutan’ olarak Bahoz’un sahayı dizayn ettiği öğrenilirken, gece
çatışmalarda 2000’i aşkın terörist Şeyh Maksud’dan kaçtı.
 
HASTALARI REHİN ALDILAR*
 
*Meşfe Yasin ve Şikeyif’te 60-70 kadar terörist intihar timi olarak
bırakıldı. Bir grup terörist, Yasin Hastanesini basarak içeride
bulunanları rehin aldı. Suriye ordusu, Şeyh Maksud Mahallesi’ndeki
askerî operasyonların saat 15.00’ten itibaren durdurulduğunu bildirdi.
Yasin Hastanesinde saklanan terör örgütü unsurlarının silahlarıyla
birlikte Tabka şehrine gönderileceğini açıklandı.
 
ÖZEL TAKTİKLER KULLANILDI*
 
*Operasyon hakkında bilgi veren Suriye ordusundan üst düzey
komutanlardan Ebu Celal “Çok özel taktikler kullanarak terör yuvalarını
içeriden çökerttik. Psikolojik harp uyguladık ve bazı örgüt unsurları
Suriye ordusuyla işbirliği yaptı. Bir gecede 200’den fazla terörist
öldürüldü, yaklaşık 2 bini kaçtı. Bazı teröristlerin elbise giyerek
izlerini kaybettirmeye çalıştı. Ancak güvenlik güçleri teröristlerin
peşinde” dedi.
 
HALEP VALİLİĞİNE SALDIRDILAR*
 
*Teröristler, Halep Valiliği binasını kamikaze insansız hava aracı (İHA)
ile saldırı gerçekleştirdi. Can kaybı yaşanmadı.*
 
**
 
*/MİT, krizi çözmek için çalıştı !!! YPG'ye çatışın talimatı Kandil'den
geldi/*
 
*HABER MERKEZİ*
 
*10 Ocak, 2026*
 
*****
 
*Halep'te Suriye ordusunun terör örgütü YPG'ye yönelik başlattığı
operasyonun perde arkası netleşti. Güvenlik kaynakları, Şeyh Maksud ve
Eşrefiye mahallerinin temizlendiğini, bölgedeki YPG unsurlarına 'kalın
ve çatışın' talimatının Kandil'den geldiğini açıkladı. Kandil'in uzlaşı
yerine çatışma talimatı vermesinin altı çizilerek tüm sivil kayıplardan
terör örgütü PKK'nın merkezi olan Kandil'in sorumlu olduğu belirtildi.
MİT'in krizi masada çözmek için tüm yollara başvurduğunun vurgulandığı
açıklamada, baltalanmaya çalışılan terörsüz Türkiye sürecinin
kararlılıkla süreceği ifade edildi.*
 
*Güvenlik kaynakları, "Halep'te yaşananlar Arap-Kürt çatışması değil.
Çatışmaların sebebi, YPG'nin Suriye'nin geleceğini ve kaynaklarını
sömürme kaygısıdır" açıklamasını yaptı.
 
Güvenlik kaynakları, Türkiye'nin Suriye'deki her türlü gelişmenin
yakından izlendiğini açıkladı.
 
Halep'teki Suriye ordusu ile terör örgütü YPG arasındaki çatışmalara
ilişkin Ankara'dan yapılan açıklamada "YPG'ye çatışın talimatı
Kandil'den geldi. Kayıpların sorumluluğu Kandil'indir. MİT, çatışmaların
sonlanması için çaba gösterdi. Terörsüz Türkiye'yi akamete
uğratamayacaklar" denildi.
 
*MİT, krizi çözmek için çalıştı! YPG'ye çatışın talimatı Kandil'den geldi
 
*Güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamalar şöyle:
 
Suriye hükümeti, 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde, YPG'nin Halep'teki
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi
için karşı tarafla yaklaşık 10 aydan beridir çeşitli seviyelerde siyasi
müzakereler yürütmüştür.
 
Örgüt bu süreçte masada zaman kazanmaya çalışmış, sahada ise Halep şehir
merkezine yönelik saldırılarıyla bölgeyi istikrarsızlaştırmayı ve
sivilleri tehdit etmeyi sürdürmüştür.
 
Halep’teki bu bölünmüşlük sadece bölgenin güvenlik ve istikrarına değil,
ekonomik kalkınmasına da ciddi bir tehdit oluşturmuştur.
 
Bölgedeki YPG unsurlarının Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı yol
kontrol noktalarına son saldırıları ile 05 Ocak 2026 itibarıyla
bölgedeki tansiyon yeniden yükselmiştir.
 
Yaşanan çatışmalar üzerine Suriye Savunma Bakanlığı tarafından YPG'nin
Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılması amacıyla 05
Ocak 2026 itibarıyla sınırlı bir operasyon planlanmıştır.
 
Operasyonun planlama ve icra aşamalarında bölgedeki Kürtler dahil tüm
Suriye vatandaşlarının zarar görmemesi öncelikli tutulmuştur. Sivil
kayıpların önüne geçilmesi için azami gayret sarf edilmiştir.
 
Söz konusu çabaların bir ayağı olarak da SDG tarafıyla çeşitli
kanallardan irtibat kurulmuştur. SDG Genel Komutanı Mazlum ABDİ, Kuzey
ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham
AHMED ve bazı isimler uzlaşıya açık bir tavır sergilemiştir.*
 
MİT, krizi çözmek için çalıştı! YPG'ye çatışın talimatı Kandil'den geldi
Celal Çelik <celal...@gmail.com>: Jan 13 10:01AM +0300

KUŞAK FARKI…
 
1945-1965 doğumlu insanların;
 
– Delinen pantolonlarına yama vurmaları,
– Yıpranan kıyafetlerini onarmaları,
– Sökülen ayakkabılarını dikmeleri,
– Patlayan futbol topunu sağlamlamaları,
– Bozulan radyoyu tamir ettirmeleri, sırf fakirlikten değildi. Sadece
tutumluluktan da değildi.
Onlar bunları yapmakla, kendinden sonraki nesle çok önemli bir mesaj
veriyorlardı. Onlara;
– Eşleriyle araları açıldığında, alternatiflere yönelmeden aralarını
düzeltmelerinin mümkün olduğuna,
– Çocuklarıyla aralarına kara kediler girdiğinde bu durumun vakit
geçirmeden telafi edilmesinin lazım olduğuna,
 
– Arkadaşlarıyla, komşularıyla, dostlarıyla bağları koptuğunda; yenilerini
aramakla vakit kaybetmeyip, aralarındaki bağları tekrardan bağlamalarının
daha iyi olduğuna… müthiş bir örnek olması için, onların böyle bir yetenek
geliştirmeleri için onlara “prototip” olmaya da çalışıyorlardı.
Yani bir yandan yeni neslin;
– Onarıcı,
– Telafi edici,
– Tamir edici,
– “Arabulucu” özellik kazanmasına önayak oluyorlardı.
Onların bu çabalarının “çaresizlikten”, yokluktan, fakirlikten, cimrilikten
ileri geldiğini düşünen 1965-2000 kuşağı olan “X” ve “Y” nesli, bu sinyali
alamadı. “Z” jenerasyonu da bu atıcı, değiştirici, vazgeçmeye hazır, çabuk
sıkılan neslin özeti olarak hayata girdiler.
 
Bu nedenle yeni kuşak nesil;
-Aşırı alıngan
-Aşırı özgürlükçü
- Kendi ne kadar verdiğini değil de, ne kadar aldığını önemseyen
– Eşiyle bozuştuğunda,
– Arkadaşıyla atıştığında,
– Komşusuyla kavga ettiğinde, ortamı yumuşatmayı, aralarını düzeltmeyi,
barışabilmeyi düşünemediğinden, beceremediğinden onları “değiştirmeyi”
seçmek gibi stratejik bir hatanın içine düşebiliyor.
Söz gelimi;
– Bana arkadaş mı yok?
– Başka komşu mu yok sanki.
– Hiç dert değil, elimi sallasam ellisi.
– Küserse küssün… gibi “sanal efelik” taslayarak fıtratını bozabilmektedir.
Bu nedenle önceki kuşak onlar için “Nereden türedi bu nesil?” diyerek
hayretini ifade etmek zorunda kalabiliyor. Yani onların beceriksizliğine
vurgu yapıyor.
Galiba;
“Tamirciliği” unutan yeni kuşağı gelecekte zor günler bekliyor…
 
KEMAL İLK

 
 
 
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
 
Cep telefonumdan gönderdim...
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages