
Soner Yalçın : Bir patlama... Bir dava... Haymarket : 1 Mayıs’a uzanan tarihin başlangıcı
E-POSTA : son...@odatv.com
01 Mayıs 2026
***
Yıl, 2006…
120 yıl önceki bir olayı anlatan kitap ABD’de çok satanlar
listesine girdi.
Yazarı, ABD’li tarihçi James R. Green (1944 -2016)...
Northwestern Üniversitesi’nden mezun oldu, Yale
Üniversitesi’nde doktora yaptı.
Öğretim üyesi olarak yeni kurulan Brandeis Üniversitesi’ni
tercih etti. Çünkü bu okul, 68 Kuşağı radikal öğrencilerinin
merkez üssü idi...
Green, akademik kariyerini “sokaktaki insanın tarihi” üzerine
kurdu. Yani krallar, savaşlar değil, işçiler, grevler ve
toplumsal mücadeleler idi konusu...
ABD’de 1960’larda doğan “yeni işçi tarihi” hareketinin aktif
savunucusu oldu.
Yapımcı olarak belgesellerde görev aldı. Akademik
sınırlamalardan kurtularak işçi sınıfı gerçeğini anlatan
kitaplar yazdı. Amacı, tarihi kazananların gözünden değil, onu
bizzat yaşayanların deneyimleri üzerinden anlatmaktı…
(Kendi yaşam öyküsünü yazdığı; “Taking History to Heart: The
Power of the Past in Building Social Movements” -Tarihi
Kalbinize Almak: Toplumsal Hareketlerin İnşasında Geçmişin
Gücü- adlı kitabı umarım Türkçeye çevrilir.)
Gelelim, yazımın başında belirttiğim çok satanlar listesine
giren kitaba:
“Death in the Haymarket”/Haymarket’te Ölüm…
James R. Green bu kitabında edebi dille şunu anlattı:
İDAMLARDAN DOĞAN BAYRAM
1 Mayıs İşçi Bayramı’nın
temeli nasıl atıldı?
Yıl, 1886.
Şikago başta olmak üzere Amerika’nın birçok şehrinde işçiler
bir talebi dile getirdi: Günde 8 saat iş, 8 saat dinlenme, 8
saat yaşam…
1 Mayıs günü yüz binlerce işçi bu taleple genel greve gitti.
Bu, o zamana kadar ABD’de görülmüş en büyük işçi hareketiydi…
Eylem kısa sürede salt ekonomik talep olmaktan çıkıp toplumsal
mücadeleye dönüştü.
3 Mayıs günü Şikago’da gerginlik tırmandı. Tarım araçları
üreten McCormick fabrikası önünde grev yapan işçilere polis
müdahale etti, kalabalığın üzerine ateş açtı. Altı işçi
hayatını kaybetti.
Bu olay, şehirde zaten yükselmekte olan öfkeyi büyüttü ve
ertesi gün için protesto çağrısı yapıldı.
4 Mayıs akşamı, Haymarket Meydanı’nda toplanan binlerce işçi
ve destekçi üzerine bomba atıldı. Çatışmada 11 kişi hayatını
kaybetti…
Olaydan sonra yetkililer, hızla “sorumluları” bulmaya yöneldi
ancak bombayı kimin attığı hiçbir zaman belirlenemedi.
Buna rağmen, işçi hareketinin önde gelen isimleri hedef alındı
ve tutuklamalar başladı.
Tarihçi James Green’in anlatımında özellikle öne çıkan isimler
arasında dört kişi vardı:
Gazeteci ve işçi aktivisti August Spies, o döneme göre hayli
radikal olarak siyah kadınla evlenen aktivist Albert Parsons,
olay yerinde bile olmayan işçi önderi George Engel ve din
adamı Samuel Fielden…
Bu kişiler, olayın doğrudan failleri oldukları için değil işçi
hareketindeki etkileri, yaptıkları konuşmalar, savundukları
fikirler nedeniyle idam edildi…
James Green kitabında, Amerikan adaletinin gerçek yüzünü
ortaya çıkardı. Şöyle:
SLOGAN BELLİ BUGÜN
Haymarket olayı, sadece 1
Mayıs İşçi Bayramı’nın doğuşuna neden olan bir olaydan ibaret
değildi.
Aynı zamanda Amerika’da adaletin nasıl işlediğine dair kalıcı
tartışmanın başlangıcı oldu.
Yargılama sürecinde en çok dikkat çeken nokta; idama mahkûm
edilen sanıkların bombayla bağlantılarının kanıtlanamaması
idi. Buna rağmen basın, yargılananları sürekli “tehlikeli
anarşistler” olarak sunup kamuoyunu ve mahkemeyi etkiledi.
Mahkeme salonunda, meselenin özünü teşkil eden temel bir soru
giderek belirginlik kazandı:
Yargı önünde olanlar kişiler miydi, yoksa onların fikirleri
mi?
Sanıklar, somut delillerle değil; işçi hareketindeki konumları
ve savundukları devrimci idealler nedeniyle suçlandı.
Bu da davayı, ceza yargılamasının ötesine taşıyarak, düşünce
ve ifade özgürlüğünün sorgulandığı zemine dönüştürdü.
Yargılamanın tarafsızlığı o dönemde bile ciddi biçimde
eleştirildi. Tanık ifadelerinin güvenilirliği, jüri seçimi ve
basının yönlendirici dili, davanın sonucuna gölge düşürdü.
Başlangıçta “suçlu” olarak damgalanan insanlar, zamanla birçok
kişi tarafından “Haymarket Şehitleri” olarak anılmaya
başlandı…
Böylece Haymarket olayı, yalnızca bir işçi eylemi ya da bir
şiddet olayı olarak değil, hukukun tarafsızlığı, ifade
özgürlüğü ve devlet gücünün sınırları üzerine süregelen
tartışmanın simgesi haline geldi…
Bugün Türkiye alanlarında 1 Mayıs’ı kutlayan emekçi sınıf için
Haymarket’in bıraktığı derin ders şudur:
Hak arayışının kalıcı güvencesi hukukun tarafsızlığına ve
adaletin evrensel ilkelerine sahip çıkmak...
Slogan bellidir:
Hak hukuk adalet…
Soner Yalçın
Odatv.com