YARGI VE ADALET DOSYASI /// Soner Yalçın : Bir patlama... Bir dava... Haymarket : 1 Mayıs’a uzanan tarihin başlangıcı

1 view
Skip to first unread message

Digi Security (İŞNET)

unread,
May 4, 2026, 5:40:04 AM (3 days ago) May 4
to (122) - ATATÜRK MİLLİYETÇİLERİ, (122) - ÖZEL BÜRO (TÜRK BASINI İLETİŞİM LİSTESİ), (122) - TURAN ÇATLI MAIL GRUBU, (122) - TÜRK VE İSLAM ALEMİNİN LİDERİ TÜRKİYE, (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (ÖZEL BÜRO), (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK SİYASET VE GÜVENLİK AKADEMİSİ), (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK STRATEJİ KURUMU), (122) TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAIL GRUBU (122) TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAIL GRUBU

Soner Yalçın : Bir patlama... Bir dava... Haymarket : 1 Mayıs’a uzanan tarihin başlangıcı

E-POSTA : son...@odatv.com

01 Mayıs 2026

***

Yıl, 2006…

120 yıl önceki bir olayı anlatan kitap ABD’de çok satanlar listesine girdi.

Yazarı, ABD’li tarihçi James R. Green (1944 -2016)...

Northwestern Üniversitesi’nden mezun oldu, Yale Üniversitesi’nde doktora yaptı.

Öğretim üyesi olarak yeni kurulan Brandeis Üniversitesi’ni tercih etti. Çünkü bu okul, 68 Kuşağı radikal öğrencilerinin merkez üssü idi...

Green, akademik kariyerini “sokaktaki insanın tarihi” üzerine kurdu. Yani krallar, savaşlar değil, işçiler, grevler ve toplumsal mücadeleler idi konusu...

ABD’de 1960’larda doğan “yeni işçi tarihi” hareketinin aktif savunucusu oldu.

Yapımcı olarak belgesellerde görev aldı. Akademik sınırlamalardan kurtularak işçi sınıfı gerçeğini anlatan kitaplar yazdı. Amacı, tarihi kazananların gözünden değil, onu bizzat yaşayanların deneyimleri üzerinden anlatmaktı…

(Kendi yaşam öyküsünü yazdığı; “Taking History to Heart: The Power of the Past in Building Social Movements” -Tarihi Kalbinize Almak: Toplumsal Hareketlerin İnşasında Geçmişin Gücü- adlı kitabı umarım Türkçeye çevrilir.)

Gelelim, yazımın başında belirttiğim çok satanlar listesine giren kitaba:

“Death in the Haymarket”/Haymarket’te Ölüm…

James R. Green bu kitabında edebi dille şunu anlattı:

İDAMLARDAN DOĞAN BAYRAM

1 Mayıs İşçi Bayramı’nın temeli nasıl atıldı?

Yıl, 1886.

Şikago başta olmak üzere Amerika’nın birçok şehrinde işçiler bir talebi dile getirdi: Günde 8 saat iş, 8 saat dinlenme, 8 saat yaşam…

1 Mayıs günü yüz binlerce işçi bu taleple genel greve gitti. Bu, o zamana kadar ABD’de görülmüş en büyük işçi hareketiydi…

Eylem kısa sürede salt ekonomik talep olmaktan çıkıp toplumsal mücadeleye dönüştü.

3 Mayıs günü Şikago’da gerginlik tırmandı. Tarım araçları üreten McCormick fabrikası önünde grev yapan işçilere polis müdahale etti, kalabalığın üzerine ateş açtı. Altı işçi hayatını kaybetti.

Bu olay, şehirde zaten yükselmekte olan öfkeyi büyüttü ve ertesi gün için protesto çağrısı yapıldı.

4 Mayıs akşamı, Haymarket Meydanı’nda toplanan binlerce işçi ve destekçi üzerine bomba atıldı. Çatışmada 11 kişi hayatını kaybetti…

Olaydan sonra yetkililer, hızla “sorumluları” bulmaya yöneldi ancak bombayı kimin attığı hiçbir zaman belirlenemedi.

Buna rağmen, işçi hareketinin önde gelen isimleri hedef alındı ve tutuklamalar başladı.

Tarihçi James Green’in anlatımında özellikle öne çıkan isimler arasında dört kişi vardı:

Gazeteci ve işçi aktivisti August Spies, o döneme göre hayli radikal olarak siyah kadınla evlenen aktivist Albert Parsons, olay yerinde bile olmayan işçi önderi George Engel ve din adamı Samuel Fielden…

Bu kişiler, olayın doğrudan failleri oldukları için değil işçi hareketindeki etkileri, yaptıkları konuşmalar, savundukları fikirler nedeniyle idam edildi…

James Green kitabında, Amerikan adaletinin gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Şöyle:

SLOGAN BELLİ BUGÜN

Haymarket olayı, sadece 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın doğuşuna neden olan bir olaydan ibaret değildi.

Aynı zamanda Amerika’da adaletin nasıl işlediğine dair kalıcı tartışmanın başlangıcı oldu.

Yargılama sürecinde en çok dikkat çeken nokta; idama mahkûm edilen sanıkların bombayla bağlantılarının kanıtlanamaması idi. Buna rağmen basın, yargılananları sürekli “tehlikeli anarşistler” olarak sunup kamuoyunu ve mahkemeyi etkiledi.

Mahkeme salonunda, meselenin özünü teşkil eden temel bir soru giderek belirginlik kazandı:

Yargı önünde olanlar kişiler miydi, yoksa onların fikirleri mi?

Sanıklar, somut delillerle değil; işçi hareketindeki konumları ve savundukları devrimci idealler nedeniyle suçlandı.

Bu da davayı, ceza yargılamasının ötesine taşıyarak, düşünce ve ifade özgürlüğünün sorgulandığı zemine dönüştürdü.

Yargılamanın tarafsızlığı o dönemde bile ciddi biçimde eleştirildi. Tanık ifadelerinin güvenilirliği, jüri seçimi ve basının yönlendirici dili, davanın sonucuna gölge düşürdü.

Başlangıçta “suçlu” olarak damgalanan insanlar, zamanla birçok kişi tarafından “Haymarket Şehitleri” olarak anılmaya başlandı…

Böylece Haymarket olayı, yalnızca bir işçi eylemi ya da bir şiddet olayı olarak değil, hukukun tarafsızlığı, ifade özgürlüğü ve devlet gücünün sınırları üzerine süregelen tartışmanın simgesi haline geldi…

Bugün Türkiye alanlarında 1 Mayıs’ı kutlayan emekçi sınıf için Haymarket’in bıraktığı derin ders şudur:

Hak arayışının kalıcı güvencesi hukukun tarafsızlığına ve adaletin evrensel ilkelerine sahip çıkmak...

Slogan bellidir:

Hak hukuk adalet…

Soner Yalçın

Odatv.com

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages