
KÖPEKLER VE ARAPLAR GİREMEZ
Bu sözler, 1909 Yahudi darbesi sonrasında İdareyi ve yönetimi
ele geçiren ezoterik pagan soykırımcı İttihat ve Terakki
cemiyetinin, Şam Valisi olarak atadığı Cemal Paşa'nın Bütün
Suriye'nin Kamu binalarının giriş kapısında astırdığı
"Köpekler ve Araplar giremez" yazısıdır.
AMAÇ (PLAN) NE İDİ?
500 yıl boyunca Adaletle, hoşgörüyle Kudret ve birlik içinde
İhyâ ve imâr ettiğimiz İslâm topraklarında İngilizlerin
başlattığı fitne ateşi (pagan Türk ırkçılığı) beraberinde
bölücülük ve zulüm getirmişti.
Cemal Paşanın ilk icrâatı Suriye, Filistin ve Lübnan'ı içine
alan Arap coğrafyasında, Arapçayı yasaklayarak isyanı teşvik
etmişti.
Birçok Arap eşrafını işkence ile öldürmüş veya sürgün
etmiştir.
İtibarlı Arap aşireti liderlerinin kızlarına, Şam'da kurduğu
eğlence salonları ve gece kulüplerinde cebren içki servisi
yaptırıyor, tâciz ve tecâvüz edilmelerini sağlıyordu.
Amaç; "Türkler İslâm'dan ayrıldı" dedirtmek ve Arapları
Osmanlı'ya düşman etmekti ki; öyle de oldu.
İngilizlerin yapamadığını, İttihâtçılar Türkçü kimliği
kullanarak yapıyordu.
Savaşın en kritik günlerinde dahi Arapların Osmanlı Devleti'ne
isyân etmesi için elinden geleni yapan Cemal Paşa, Nisan
1916'da gizlice görüştüğü Lawrence'e, Suriye'de kendi
krallığını ilân ederse İngiltere'nin tanıyıp tanımayacağını
bile sormuştu.
Zira Osmanlı Paşa'sı görünen Şam valisi Cemal Paşa, maşası
olduğu İngilizlerden maaş alıyordu.
Mekke Emiri Şerif Hüseyin İttihâtçıların ve Şam Valisi Cemal
Paşa'nın düşmanca tutumunun Araplar üzerinde olumsuz etki
yaptığını söylimiş ve bu sebeple hükümeti defalarca uyarmıştı.
Osmanlı yönetimi, İttihatçı kuşatması altında olduğundan
uyarılara kimse kulak asmıyordu. Ama sorsan planın Türkiye
ayağında bugün dahi "Araplar bizi arkamızdan vurdu" derler.
Meselenin doğru anlaşılması, yani işgal cephesinin
mimarlarının İngilizler ve İttihâtçılar olduğu açıkça
ortadadır.
Bu açıdan, Şerif Hüseyin'in yayınladığı beyanname çok
önemlidir.
26 Haziran 1916 tarihli ilk beyannamesi şöyledir;
"Osmanlı Sultanları, Kitâba ve Sünnete uymakta Vücûtlarını
fedâ etmeyi göze aldıkları için biz de Osmanlı'ya her zaman
sıkı bağlandık. Ancak Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye'nin
idâresini eline alan İttihât ve Terakki Cemiyeti, İslâmiyet'i
bozmaya kalkmıştır.
Enver, Cemal ve Talat
paşaların emirleri, kanunların üstündedir."
"Nice İslâm âlimi ve Arap vatandaşı mahkemesiz asılmakta,
Kurşuna dizilmektedir. Sarhoş iken verilen emirlerle, nice
masum ocaklar söndürülmektedir.
Taş yürekli diktatörlerin
bile yapamayacağı bu cinayetlerde ufak bir mâzeret bulunsa
dahi; geride kalan masum çocuklara, mal ve mülkleri ellerinden
alınarak sürgün edilen kadınlara, felâket üzerine felâket
yaşatmanın ne mazereti olabilir?"
Biz, İttihatçıların câhil siyâsetine ve zâlim idâresine
karşıyız.
Bu komitacılar, vatan ve milleti, mukaddes dinimizi düşünmeyerek yalnız İngiliz Müstemlekeler Nezâreti'nin emirleri ile hareket etmektedir.
Müslümanlar, bu bölücü gidişâta yardımcı olmamalıdır.
Allahü tealaya asi olana
itaat edilmez."
(Mekke Emiri Şerif Hüseyin)
Biz burada Elbette şerif hüseyini savunmuyoruz;
Fakat Arap ihânetine en büyük örnek olarak gösterilen Şerif
Hüseyin ayaklanması sırasında biz Irak’ta Kutu’l Amare
savaşını yapıyorduk ve bu savaşta bizim safımızda savaşan
unsurların büyük çoğunluğu yerli Araplardı.
İngilizler bölgedeki Arapların engelleri yüzünden Basra’dan
Kut bölgesine yeterli takviye yapamadıkları için yenilmişti.
Asıl cephe, Süveyş Kanalı ve Kanal Harbi’nde Türk-Osmanlı
kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin’de Suriye’de,
Irak’ta, Lübnan'da Arapların ezici çoğunluğu Osmanlıya sadık
kalmıştır.
Şam Valisi Cemal Paşa’nın ve İttihatçıların, kabalist
baskıları sonucu Araplarda, Arabistan Yarımadası’nın Hicaz
bölümünden Akabe’ye kadar olan ‘cephe gerisi’ dışında,
Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair târihte herhangi bir
kayıt yoktur.
Çünkü, Çanakkale savaşında ve diğer cephelerde olduğu gibi
omuz omuza savaşan, Türklerin ve Arapların aklında din
ardeşliğinden başka duygu yoktu.
İşte bu Emperyalist planın güdümündeki iç işgal cephesinin
müdâvimleri, Hürriyet sloganıyla Osmanlı islam devletiyle
birlikte İslam milletini de parçalayanlar önce İttihatçı sonra
Cumhuriyetçi oldular.
Fakat aslâ bu vatana âit olmadılar..
Yahudi kadın ajan Sarah Aaranson'la birlikte Nili örgütüne
istihbârat sağlayan Cemal Paşa 21 Temmuz 1922'de uğradığı
silâhlı sûikast sonucu leş olmuştur.
Mekânı ebedi cehennem olsun
Muharrem Önal dan alıntıdır