Oysa Müslümanlar üzerine farz addedilen, kuran-ı kerim ve hadisi şeriflere açıkça sabit olan bu tip mükellefiyetler, İslam hukukun devlet başkanına tanıdığı düzenleme, ictihad yetkisi kapsamı dışındadır. Dolayısı ile devletin muafiyet vermesi ile yahut devlet başkanının kaldırdım demesi ile farz olmaktan çıkmaz.
Bununla birlikte, Osmanlı devletinde toprağın rakabesi devlete ait olup sadece kullanım hakkı reayaya verildiğinden, reayada emri şerif mucibince her sene mahsulden belli bir oranını timar sahibine “öşür” olarak ödemektedir. Ancak esasında burada uygulanan verginin tarhını kolaylaştırmak için, zamanı kadimde yerleşmiş ve alışılmış vergi isimlerini değiştirmemek prensibinden ibarettir. Zira miri topraktan yani devlet arazisinden alınan mahsulde öşür ödenmez. “öşür” adı altında verilen ise miri arainin kullanımı karşılığında verilen kira ücreti, yani evet arazi icarıdır.
Ehl-i ilim ve sâdât vs gurupların öşürden muaf tutulmaları da aslında bu kira ücretinden muaf tutulmalarından ibarettir. “Nitekim "Öşür” olarak adlandırılan bu kira bedelini devlet, ihtiyaçları içinde tasarruf eder, hizmetinde bulunanlara da ödenirdi. Halbuki bu İslam hukukunda tarif edilen, toprak mahsulü zekatı olan öşür olsaydı, bunun devlet hizmetine gitmesi mümkün olmaz, diğer zekat malı gibi, sadece Müslümanların fakirleri için, yahda sizin sorunuzda aynen ifade ettiğiniz guruplar sarf edilmesi gerekirdi.
Aynı prensip ile, Basra, Irak ve Suriye topraklarının bir kısmında da bu şekilde zamanı kadimde yerleşmiş haraç uygulamasına devam edilmiştir. Bilmen hocanın işaret ettiği husus zannımca bu olsa gerektir.
Haraçlı ve Öşürlü arazi için statü geçişlerini ise belki kabaca şöyle özetleyebiliriz
Malum, İslam hukukuna göre haraç zımmi- gayri müslim reayadan mahsul üzerinden belirli bir nispette (1/5, 1/4, 1/3 en çok yarıya kadar olabilir) alınan vergidir. Beyt-ül mal içerisinde, haraç ve zekât türevi ödemelerin toplandığı fonlar ve bunların kullanım alanları farklıdır. (Haraç alınan arazinden öşür alınmaz.)
Haraçlı toprağın sahibi ihtida edip müslüman olsa toprağın haraçlı statüsü yine devam eder. Vefat edip varisi kalmasa arazi devlete intikal eder ve miri arazi olur. Haraçlı statüsü öşürlüye dönüşür ancak (bildiğimm kadarıyla) kiraya verildiğinde veya satıldığında bedeli hazinede (beytül mal) haraç gelirleri fonuna intikal eder. Fakat bir zımmi kendisine ait arazisini parayla müslümana satarsa hatta vakf ederse bile bu haraçlı statü değişmez. (İlginçtir öşürlü toprağı bir zımmı satın alırsa statüsü değişir ve haraçlı olur!)
Kılıç ile feth toğrağın statüsünü değiştirir. Beşte bir -Pençik- usulünce devlete intikal edenler miri arazi statüsü kazanır ve öşürlü olur. Bunun dışında kalan diğer beşte dört, toprağı mülk edilenin dini mensubiyetine göre haraçlı veya öşürlü arazi hüküne geçer.
Vira ile alınan memleketlerde ise yine arazinin haraçlı statüsü değişmez, herhalülarda haraç tarh edilir. Öte yandan haraçlı toprağın sahibi ihtida edip müslüman olsa toprağının haraçlı statüsü yine aynen devam eder.
--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "turk-tarihciler" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turk-ta...@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turk-tarihcil...@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turk-tarihciler
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "turk-tarihciler" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turk-tarihcil...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.