Osmanlı Devleti'nde Zekat

838 views
Skip to first unread message

Mümin YILDIZTAş

unread,
Apr 6, 2014, 3:13:23 PM4/6/14
to turk-ta...@googlegroups.com
Arkadaşlar, Osmanlı Devleti'nde doğrudan Zekat kavramını konu edinen bir çalışma biliyor musunuz? Şer'i vergiler tam olarak zekatın türevi midir? İslam hukukunda zekatın verileceği yerler, daha doğrusu kişiler fıkıh kitaplarında zirkredilmiştir: yoksullar, gerektiğinde yolcular, mücahitler, zekat tahsildarları ve azatlığına efendisi ile anlaşma yapmış köleler.
Bu durumda Osmanlılar öşür gibi şer'i vergi gelirlerini devletin temel ihtiyaçlarına kullanmıyor muydu? Ayrıca Ömer Nasuhi bilmen İslam ilmihalinde, arazi mahsullerinin zekatını anlatırken Arabistan yarımadası topraklarının öşür arazisi, ırak topraklarının haraç arazisi (ki haracın zekat sınıfından olmadığını söylüyor), olduğunu ayrıca sırf mülk ve miri araziden bahsediyor. Bildiğim kadarıyla Anadolu ve Rumeli coğrafyasındaki arazilerin ekseriyeti miri arazi. Aslında Ömer Nasuhi yine aynı eserinde miri araziden öşür vesaire adı ile zekat lazım gelmeyeceğini, buradan ancak devletin kira bedeli tahsil edebileceğini söylüyor. Bu durumda miri araziden alınan aşar vergisi tam olarak şer'i bir vergi değil miydi. yada arazi icarı, aşar adı altında mı tahsil edilmiş oluyordu?  teşekkürler.
Mümin

Burhan Çağlar

unread,
Apr 7, 2014, 8:08:03 AM4/7/14
to turk-ta...@googlegroups.com
Bu konuda uzman değilim fakat belki bir kaç noktayı arz edebilir. Zaten siz burada "arazi icarı" tanımlaması ise asıl cevabı bizzat vermişsiniz.

Malumaliniz topak mahsülü üzerinden alınan vergiler, bagh shumar gibi, İlhanlılar'dan Sasaniler zamanına kadar giden eski ve yerleşmiş bir usuldür.  İslam hukukuna göre ise öşür, taprak mahsülü zekatıdır ve alınan mahsulden normal şartlarda 1/10, bazı özel durumlarda (arazi hayvanla veya su dolabı ile sulanıyor ise vs.) 1/20  olarak verilir. Hâlbuki bazı kayıtlarda öşürün Osmanlı coğrafyasının çeşitli yerlerinde değişik oranlarda (1/8 - 1/5 vs.) tarh edildiğine şahit oluruz. (i.e. Tanzimat’ın adil vergi esaslarından biri öşrün her yerde onda bir oranında toplanmasıydı.) Öte yamdan İmam hatip vs. gibi ehl-i ilim ve siyaadet hüccetine sahip sâdât öşür vb. muaftır.  

Oysa Müslümanlar üzerine farz addedilen, kuran-ı kerim ve hadisi şeriflere açıkça sabit olan bu tip mükellefiyetler, İslam hukukun devlet başkanına tanıdığı düzenleme, ictihad yetkisi kapsamı dışındadır. Dolayısı ile devletin muafiyet vermesi ile yahut devlet başkanının kaldırdım demesi ile farz olmaktan çıkmaz.

Bununla birlikte, Osmanlı devletinde toprağın rakabesi devlete ait olup sadece kullanım hakkı reayaya verildiğinden, reayada emri şerif mucibince her sene mahsulden belli bir oranını timar sahibine “öşür” olarak ödemektedir. Ancak esasında burada uygulanan verginin tarhını kolaylaştırmak için, zamanı kadimde yerleşmiş ve alışılmış vergi isimlerini değiştirmemek prensibinden ibarettir. Zira miri topraktan yani devlet arazisinden alınan mahsulde öşür ödenmez. “öşür” adı altında verilen ise miri arainin kullanımı karşılığında verilen kira ücreti, yani evet arazi icarıdır.

Ehl-i ilim ve sâdât vs gurupların öşürden muaf tutulmaları da aslında bu kira ücretinden muaf tutulmalarından ibarettir. “Nitekim "Öşür” olarak adlandırılan bu kira bedelini devlet, ihtiyaçları içinde tasarruf eder, hizmetinde bulunanlara da ödenirdi. Halbuki bu İslam hukukunda tarif edilen, toprak mahsulü zekatı olan öşür olsaydı, bunun devlet hizmetine gitmesi mümkün olmaz, diğer zekat malı gibi, sadece Müslümanların fakirleri için, yahda sizin sorunuzda aynen ifade ettiğiniz guruplar sarf edilmesi gerekirdi.

Aynı prensip ile, Basra, Irak ve Suriye topraklarının bir kısmında da bu şekilde zamanı kadimde yerleşmiş haraç uygulamasına devam edilmiştir. Bilmen hocanın işaret ettiği husus zannımca bu olsa gerektir.

Haraçlı ve Öşürlü arazi için statü geçişlerini ise belki kabaca şöyle özetleyebiliriz

Malum, İslam hukukuna göre haraç zımmi- gayri müslim reayadan mahsul üzerinden belirli bir nispette (1/5, 1/4, 1/3 en çok yarıya kadar olabilir) alınan vergidir. Beyt-ül mal içerisinde, haraç ve zekât türevi ödemelerin toplandığı fonlar ve bunların kullanım alanları farklıdır. (Haraç alınan arazinden öşür alınmaz.)


Haraçlı toprağın sahibi ihtida edip müslüman olsa toprağın haraçlı statüsü yine devam eder.  Vefat edip varisi kalmasa arazi devlete intikal eder ve miri arazi olur. Haraçlı statüsü öşürlüye dönüşür ancak (bildiğimm kadarıyla) kiraya verildiğinde veya satıldığında bedeli hazinede (beytül mal) haraç gelirleri fonuna intikal eder. Fakat bir zımmi kendisine ait arazisini parayla müslümana satarsa hatta vakf ederse bile bu haraçlı statü değişmez. (İlginçtir öşürlü toprağı bir zımmı satın alırsa statüsü değişir ve haraçlı olur!)


Kılıç ile feth toğrağın statüsünü değiştirir. Beşte bir -Pençik-  usulünce devlete intikal edenler miri arazi statüsü kazanır ve öşürlü olur. Bunun dışında kalan diğer beşte dört, toprağı mülk edilenin dini mensubiyetine göre haraçlı veya öşürlü arazi hüküne geçer.


Vira ile alınan memleketlerde ise yine arazinin haraçlı statüsü değişmez, herhalülarda haraç tarh edilir.  Öte yandan haraçlı toprağın sahibi ihtida edip müslüman olsa toprağının haraçlı statüsü yine aynen devam eder.  


Selamlar, 


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "turk-tarihciler" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turk-ta...@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turk-tarihcil...@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turk-tarihciler
adresinde bu grubu ziyaret edin

---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "turk-tarihciler" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turk-tarihcil...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

mehmetali unal

unread,
Apr 7, 2014, 5:02:41 PM4/7/14
to turk-ta...@googlegroups.com
Süleyman Sudi Efendi'nin Defter-i muktesid adlı eserinde zekat bahsi var. Oraya bakılabilir.

Mehmet Ali Ünal

Mümin YILDIZTAş

unread,
Apr 8, 2014, 3:05:32 PM4/8/14
to turk-ta...@googlegroups.com
Burhan Bey ve Said Hocam ilginiz için teşekkür ederim. Bu durumda şunu söyleyebilir miyiz; Osmanlı devletinde Aşar vergisi her ne kadar zekat ibadetinin bir türevi gibi görünmek ve kabul edilmekle beraber uygulanışı dikkate alındığında bazı yerlerde şer'i vergi, bazı yerlerde ise (mirî Anadolu ve Rumeli arazisi ile haracî Irak bölgesinde) örfi vergi pozisyonu göstermiştir." Bir başka sorun ise ağnam vergisinde görünmektedir. Bilindiği gibi Ağnam vergisi şeri vergilerin en başında gelmektedir. Acaba bu da Haracî, öşrî ve miri bölgelere göre farklı farklı pozisyon mu alıyordu? Geçenlerde Candan Badem Bey'in bir sorusu için ilgilendiğim bir belgede "Rumeli ve Cezayir-i malumede (bahr-i sefid) bir koyunun hasılat-ı seneviyesi kırk kuruş olduğu halde dört, otuz kuruş olduğu halde üç kuruş, yirmi beş kuruş olduğu halde iki buçuk kuruş, bununla beraber Arabistan ve Anadolu kıtasında kain eyalet ve elviye ağnamı için de ale's-seviye altmışar para tahsil olunduğu" yazıyordu. Bu çeşitlilik de yine örften mi kaynaklanıyordu yoksa şeriatın arazi ve bölgeye göre farklı tahsilatlar yapılabileceğine dair vermiş olduğu cevazdan mı? Şayet şeriatın vermiş olduğu cevazdan değilse Ağnam vergisinin Osmanlı devletinde uygulanışı özü itibarıyla şeri vergi (zekat) pozisyonundan çıkmış olur mu?  teşekkürler


7 Nisan 2014 15:08 tarihinde Burhan Çağlar <burhan...@gmail.com> yazdı:

Mehmet Ali Duzgun

unread,
Apr 15, 2014, 9:28:07 AM4/15/14
to turk-ta...@googlegroups.com
Değerli Hocalarım merhaba;

Zekat ile ilgili tartışmalara katkı sunmak amacıyla şu hususu belirtmek isterim ki 1881 tarihinden itibaren Osmanlı Devleti'nde belediyeler, gelirlerinden masraflarını çıkardıktan sonra kalan meblağın kırkta birini "otuzar kuruş" olarak muhtacin maaşı adıyla fakirlere, ihtiyaç sahiplerine dağıtmaktadır.  

Devlet bünyesindeki geleneksel zekat uygulaması ile ilgili ayrıntılı bilgileri "Mecelle-i Umur-ı Belediyye"de, Nadir Özbek'in "Osmanlı İmparatorluğu'nda Sosyal Devlet (1876-1914)" isimli eserinde ve bendeniz "Sultan II. Abdülhamid Döneminde Muhtacin Maaşı Uygulaması" başlıklı yüksek lisans tezinde görebilirsiniz.

Çalışmalarınızda başarılar diler, saygılar sunarım. 

İSMEK 
Osmanlı Türkçesi Usta Öğreticisi
Mehmet Ali DÜZGÜN 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages