OSMANLI ARŞİVİ ARAŞTIRMACILARININ DİKKATİNE !

1,937 views
Skip to first unread message

yalnizbiz

unread,
Apr 16, 2014, 5:34:06 AM4/16/14
to turk-ta...@googlegroups.com
                                                                     ARAŞTIRMACILARININ DİKKATİNE !

   Osmanlı Arşivi'nin, Sultanahmet'te bulunduğu dönemde araştırmacılara sunulan hizmetlerde, imkanlar dahilinde ve talepler de dikkate alınarak iyileştirmeler yapılmıştı. Kurumun yeni arşiv kompleksine taşınmasıyla birlikte, araştırma hizmetlerinde ciddi düzeyde iyileştirmelerin sağlanacağına dair mâkul bir beklenti oluşmuştu. Takriben bir yıldır yeni binasında hizmet vermekte olan kurumun çalışma şartlarında ve hizmet yaklaşımında ise arzu edilen düzeyde bir gelişme olmamıştır. Geçen süre içerisinde akademisyenlerin konuyla ilgili talep ve görüşleri kapsamında da, kurumun yaklaşımı açısından olumlu bir gelişme yaşanmamıştır. Birçoğumuzun mâlumu olduğu bu süreçte çeşitli talep mekanizmaları tüketilmiştir. Gelinen bu noktada birçok araştırmacının müşterek kanaati olarak, ortak bir metnin kaleme alınması, bu metnin elektronik ortamda imzaya açılması ve nihayetinde "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na Açık Mektup" başlığı ile basında neşredilmesi tutumu benimsenmiştir.
   İlgili metnin şekillenmesinde, prensip olarak araştırma şartlarına dair her önerinin dikkate alınması ve ortak bir metnin tesisi amaçlanmaktadır. Metne son şekli verildikten sonra metin, öneri ve taleplerini paylaşan akademisyenlerin onayına sunulacak ve ilgili kişilerce onaylandıktan sonra bahsi geçen elektronik imza ve "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na Açık Mektup" başlığı ile neşri gerçekleştirilecektir.
   İlgililerin talep ve önerilerini, tarihci...@hotmail.com adresine iletmelerini temenni ediyoruz.

                                                                                                                                                                  M.Fehmi Şakar

Mümin YILDIZTAş

unread,
Apr 18, 2014, 12:42:36 PM4/18/14
to turk-ta...@googlegroups.com

 

Sayın Grup Üyeleri

Bundan birkaç ay önce gurubumuzda Dr. İsmail ALTINÖZ, İ.Ü Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Mustafa Selçuk Bey’in İngiliz Arşivi’nin işleyiş tarzı ile ilgili gözlemlerini paylaşmıştı. Ben, sayın Mustafa Selçuk Bey’in gözlemlerinden yola çıkarak Osmanlı Arşivi’ndeki araştırma salonundaki verilen hizmetleri karşılaştırdım. Saygılarımla,

 

1-İngiliz Arşivi; Salı’dan Cumartesi’ye her gün açık ve 9.00 – 17.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Salı ve Perşembe günleri ise 19.00’a kadar açık.

-Osmanlı Arşivi Pazar hariç her gün 09.00-19 arası açık (yaz dönemi 09.00-19.00)

 

2-İngiliz Arşivi’nde, belge isteme zamanı sınırlaması diye bir şey yok. Sabah 9.00’dan itibaren üç gün 16.15; Salı-Perşembe ise 17.00’e kadar belge istenebilir.

-Osmanlı Arşivi’nde haftanın altı günü belge istenebilir. Pazartesi-Cuma günleri Sabah 9.00’dan itibaren 18.00’a kadar belge istenebilir. Cumartesi günleri ise bu saat dilimi 9.00-16.30 arasıdır.

3- İngiliz Aşivi’nde, en önemlisi her talepte üç belge/dosya isteyebilirsiniz. Yani belge dolabınıza geldiğinde tekrar talep ediliyor. Üzerinizde 21 adete kadar sistem izin veriyor. Dolayısıyla günlük sınırlama yok. İade ettikçe kontenjan artıyor. Bu sayı 40-50 dosyaya kadar çıkabilir. (belge için ise sizin performansına kalmış) Sadece çekim için bile bu kapasite zaten aşılamıyor.

-Osmanlı Arşivi’nde her talepte 35 adet gömlek/belge isteyebilirsiniz. Şayet üzerinizde 70 adetten az gömlek/belge varsa 70 limitini tamamlayana kadar belge isteyebilirsiniz. Bu rakam özetli belgeler içindir. Bunlarla beraber ayrıca Dosya Envanter Sistemine (DES) göre tasnifi yapılmış belgelerden  de günde 4 dosyaya üstüne 5 defter istenebiliyor. Her bir DES dosyasında ortalama 100-150 gömlek/belge bulunduğunu da belirtmek lazım.

 

4- İngiliz Arşivi’nde belgeler size rezerve edilmiş dolaba geliyor. Görevli ile muhatap olmuyorsunuz.

-Osmanlı Arşivi’nde çalışanlarla interaktif ilişki kurulabiliyor. Her çalışan aynı zamanda araştırıcı için araştırma teknikleri ve belge okumaları hususunda bir danışmandır. Belgeler size bir görevli vasıtası ile sayıldıktan sonra imza karşılığı teslim ediliyor. Alınırken de benzer yöntemle teslim alınıyor. Teslim aldığınız belgeleri size rezerve edilmiş dolaplara siz yerleştiriyorsunuz. Dilediğinizde oradan kendiniz, dilediğiniz her hangi bir vakitte alıp araştırmanızı yapabiliyorsunuz. Belgeler araştırıcıda 15 gün defter serisi ise 1 ay kalabilir.

 

5-İngiliz Arşivi’nde Belgeler max. 40 dakika diyor ama çoğu zaman 25-30 dakika hatta mübalağasız sabah 10.30’a kadar 15 dakika içinde geliyor.

-Osmanlı Arşivinde depodan belge akışı günde 2 kez sağlanıyor. Talep edilen belge gelene kadar araştırıcılar dijital ortamdan özet taramalarına veya konusu ile ilgili belge görüntülerini incelemelerine devam edebiliyorlar. Dijital ortamdaki görüntü sayısı her yıl katlanarak artıyor. Bu  yıl sonunda  3.000.000 belge görüntüsü daha sayısal ortama aktarma aşamasına getirileceği belirtiliyor. 2015 planlamasının ise 10.000.000 civarında olduğu söyleniyor. (Bu rakam mevcut görüntülere ilave edildiğinde İngiliz Arşivinin tamamından daha fazla oluyor)

 

6-BURADA HIZLI İŞLEMESİNİN EN BÜYÜK ROLÜ DEPO İLE ARAŞTIRMA SALONU ARASINDA RAYLI SİSTEM MEVCUT. HER KOMUT ONLİNE.

-Osmanlı Arşivi’nde Depo ve araştırma salonu arasında bütün işlemler online olarak gerçekleşiyor. Talepler anında depo görevlileri tarafından görülebiliyor. Depolar ve Araştırma salonu arasındaki belge akışı akülü araçlar ve bisikletli personel vasıtasıyla çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor.

 

7- İngiliz Arşivi Araştırma salonu çok büyük en az 80-100 masa fotoğraf çekimi için gerekli aparata sahip. Ayrıca harita gibi büyük belgeler için ayrı bir salon ve devasa masalar mevcut.  En önemlisi her türlü belge için hiçbir sınırlama olmadan istediğiniz kadar, sıra beklemeden çekim yapabilirsiniz. Fotoğraf çekiminden ücret talep edilmemektedir.

-Osmanlı Arşivi’nde iki kata yayılmış araştırma salonları oldukça büyük, aynı anda yüzlerce araştırıcı çalışma yapabiliyor. Fotoğraf çekimi veya belge incelemesi sıkıntısız bir şekilde yapılabiliyor. Şayet kendiniz fotoğraf çekmeye zaman ayırmak istemiyorsanız sizin adınıza arşiv çalışmaları görüntü alıyor. Bu hizmet için 25 kr./belge talep ediliyor. Aynı gün içerisinde size teslim edilebiliyor. Kendi çekimlerinizden de aynı şekilde 25 kr./belge alınıyor. Bedel talebi tamamen bakanlar kurulu kararı gereği yapılıyor. Görüntüsü Osmanlı Arşivi Otomasyonunda (OAR) mevcut belge ve özellikle defter serilerinden ise araştırıcılar hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan istifade edebiliyorlar. Bunun için tahsis edilmiş olan üst salonda 100 civarında bilgisayar donanımlı masa bulunmaktadır. Osmanlı Arşivi’ndeki Araştırıcılar için tahsis edilmiş toplam masa sayısı ise 300 civarındadır. Otomasyonda mevcut belge görüntüleri önemli oranda araştırıcıları tatmin ediyor.Yukarıda da belirtildiği gibi arşiv yetkilileri 2014 senesinde 3.000.000 belgenin daha sayısal ortama aktarılacağını söylüyorlar. Sonraki zamanlarda bunun katlanarak artacağını taahhüt ediyorlar.

 

8-İngiliz arşivinde, 11 Milyon belge bulunuyor arşivde tüm belgelerin tasnifi yapılmış ve araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

-Osmanlı Arşivi yetkililerinin zaman zaman yaptıkları açıklamalardan öğrenildiğine göre Osmalı Arşivi’nde 95.000.000 belge, 376. 000 defter bulunmaktadır. Belgelerin % 60’ına yakının tasnifi tamamlanmış ve araştırıcıların istifadesine sunulmuş. % 40’nın ise tasnif çalışmaları devam ediyormuş. 15.000.000’a  yakın belgenin ise hem özetleri yapılmış, hem de indeksi çıkartılmış ve otomasyona aktarılmış. 320. 000 defter de yine tasnifli olarak araştırmacılara takdim edilebiliyor.

9- Sayın Mustafa selçuk bey'in gözlemlerinde İngiliz Arşvi'nin sosyal imkanları yansıtılmamıştır.

-Geçen aylarda gündemde tutulan Osmanlı Arşivi binasına ulaşım sıkıntısı konusu üzerine Arşiv yönetimi belirli merkezlere ücretsiz minübüs servisleri tahsis etmiştir. Ancak hemen hemen hiç faydalanan olmadığı görülerek bu hizmet kaldırılmıştır. Osmanlı Arşivi binasında halihazırda sıkıntısız otopark hizmeti, çok ucuz çay ve sair kantin hizmetlerinin yanısıra  yine çok ucuz öğle yemeği hizmeti verilmektedir. Akşam saat 19.00'da metrobüs ve Ataköy'e kadar e-5 güzergahında minibüs servisi vardır.



16 Nisan 2014 12:34 tarihinde yalnizbiz <yaln...@yahoo.com> yazdı:

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "turk-tarihciler" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turk-ta...@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turk-tarihcil...@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turk-tarihciler
adresinde bu grubu ziyaret edin

---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "turk-tarihciler" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turk-tarihcil...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

Arif Bilgin

unread,
Apr 22, 2014, 6:28:31 PM4/22/14
to turk-ta...@googlegroups.com

Herkese merhaba,

Bu platformda, kesintiler olmakla birlikte bir müddettir Osmanlı Arşivi’nin çalışma şartları tartışılmaktadır. Tartışmaların bir kısmını takip etme imkanı buldum. Görebildiklerimden çıkan sonuç şudur: Araştırmacılar, şartların iyileştirilmesi için arşiv idaresinden ihtiyaçtan doğan taleplerde bulunmaktadırlar. Arşiv çalışanlarının/yöneticilerinin bu taleplere reaksiyonu ise iki katagoride ele alınabilir: 1) Arşivde çalışma şartları oldukça iyidir, o nedenle ekstra talepler yersizdir/anlamsızdır 2) Arşivdeki çalışma şartlarının yeterli olmadığını kabul ediyoruz ve şahsen düzeltme yapılmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için ortak karara ulaşan bir irade ve daha da önemlisi bu değişiklikleri yapmaya müsait zemin (mevzuat müsaitsizliği) yoktur.

Arşivin taşınması sürecinde, yeni binanın fiziksel durumunun tartışıldığı dönemde, tartışmaları temelsiz bulan birkaç tarihçiden biri olarak yeni mekânda imkânların artacağını ve çalışma şartlarının ekstra avantajlarla güzelleşeceğini varsaymıştım. Ancak gelinen noktanın hayal kırıklığı ürettiğini söylemeliyim.

Bütün tartışmalardan hareketle Osmanlı Arşivi’nin bazı konularda avantajlı olduğu açık. Mesela dijital ortama aktarılan belge sayısı oldukça yüksek, bunları hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz. Osmanlı Arşivi’ndeki toplam belge sayısı da oldukça yüksek (İngiliz Arşivi’nde belgeler ciltlendiği icin 100-200 belge bir defter, dolayısıyla bir belge olarak göründüğünden sayısal kıyaslama yersizdir). Calısma saatleri açısından da Osmanlı Arşivi bir gömlek daha ileri. Ancak bütün bu karşılaştırmalar araştırmacıların Osmanlı Arşivi’ne yönelik taleplerini karşılayan özellikler değil ne yazık ki.

Peki araştırmacılar Osmanlı Arşivi’nden talep ettikleriyle neyi amaçlamaktadırlar? Benim gördüğüm iki şey hedefleniyor: 1) Araştırmacıların çoğu uzaktan veya şehir dışından geldiği için mümkün olduğunca hızlı ve çok sayıda belgeye ulaşmak istiyorlar 2) Arşivde önüne gelen belgelerden işine yarayanların hızlı bir şekilde görüntüsünü alıp araştırma salonunda geçireceği vakti minimize etmek istiyorlar (İstanbul’da ve arşivde geçireceği her vaktin masraf olduğu bilinen bir araştırmacı için gayet masum talepler).

Bunlar, gayet tabii talepler ve imkânlar çerçevesinde karşılanması gerekir. Bunun için yapılması gereken iki şey var: 1) Arşivde günlük talep edilen belge/dosya/defter sayısını artırmak 2) Araştırmacıların mümkün olduğunca çok sayıda belgenin kopyasının teminine izin vermek

Burada birkaç itiraz noktası söz konusu olabilir:

  1. Günlük istenen belge/defter/dosya sayısını artırmayı engelleyen zorluklar var denebilir (Personel yetersizliği vb. sorunlar bence aşılabilir problemlerdir. Bilmediğimiz başka zorluklar var mıdır?)

  2. Belgelerin görüntülerinin alınması, belgelerin yıpranmasına neden olmaktadır. (Bu korumacı yaklaşımı önemsiyorum fakat hizmet verenle hizmet alanlar arasındaki problemleri çözmede kilitleyici rolüne de dikkat çekmek istiyorum. TSMA’daki eski arşiv görevlisinin durumunu ve yıllarca o arşivden yararlanamayan araştırmacıları hatırlarsak kasdım anlaşılacaktır.)

    Araştırmacılar kısa sürede olağandan daha fazla belgeye ulaşmak ve kendi makineleriyle çektikleri görüntülere ücret ödememek istiyorlar. Bence bunlar karşılanabilir taleplerdir. Arşivin yeni kompleksinde günde iki seferden daha fazla belge getirilmesi neden zor olsun ki? Ya da bu iki seferde daha fazla belge verilmesinin önündeki engel nedir? Diğer taraftan fotoğraf çekimini kolaylaştıracak yeni masalar konulmasının önünde korumacı yaklaşım dışında bir engel var mıdır? (Mevzuatın uygun olmaması konusu, araştırmacının bizatihi fotoğraf çekmesi için de geçerlidir) Ben ayrıca dijital görüntülerden de ücret talep edilmemesi ve bu görüntülerin veritabanı haline getirilip üniversitelere kullandırılması gerektiğini düşünüyorum. Bildiğiniz gibi Türkiye, araştırma geliştirmeye ayırdığı payı % 0,7’den 1’e çıkardı. Önümüzdeki birkaç yılda bu pay %3’e ulaşacak. Bir yandan akademisyenlerin projelerine desteğini sürekli artıran devlet, diğer yandan akademisyenlerin araştırma imkânlarını kolaylaştıracak bu taleplere neden set çeksin?

    Hizmet kalitesi ve kurumsallık açısından İngiliz Arşivi ile Osmanlı Arşivi’nin karşılaştırılması, birincisinin lehine sonuçlar doğurur. The National Archive’in en büyük avantajı, kısa sürede çok sayıda belgenin kopyasının, hem de bedelsiz alınabildiği bir yer olmasıdır. Bir seferde az belge alınabiliyor fakat sürekli sirküle olduğu için bizim arşivde bir haftada alabileceğimiz defteri/belgeyi orada bir günde görmek mümkün oluyor. Biz de kendi arşivimizi neden en azından orası kadar hızlı çalışan ve bedelsiz kopya verebilen bir arşiv haline getirmeyelim ki? İngiliz Arşivi örneği olmasa bile, biz neden kendi kurumumuzda imkânlar dahilinde düzeltme ve revizyona gitmeyelim?

    Saygilarimla,

    Arif Bilgin



18 Nisan 2014 19:42 tarihinde Mümin YILDIZTAş <m.yil...@gmail.com> yazdı:

levent düzcü

unread,
Apr 23, 2014, 3:41:27 PM4/23/14
to turk-ta...@googlegroups.com
Arif hocamın desteğini önemsiyorum. Gayet zarif ve ilmi bir bakış ve hassasiyetle meseleyi ele almış. Arşivde çalışanların sonsuz yardım ve desteklerini kimse gözardı edemez. Ancak meseleyi Arif hocam çok güzel izah etmiş görünüyor. Mesele bu ülke insanın ilim talebidir. Bu nedenle de araştırmacıların genel anlamda ortak taleplerini, devlet kurumlarındaki yöneticilerimizin anlama çabası içinde olduklarını düşünmek istiyoruz. 
Her zaman bir orta yol, bir müzakere ve anlama yolu mevcuttur. 

levent düzcü



23 Nisan 2014 01:28 tarihinde Arif Bilgin <arifbi...@gmail.com> yazdı:

Uygar Aydemir

unread,
May 4, 2014, 6:05:04 AM5/4/14
to turk-ta...@googlegroups.com, yalnizbiz
Muhterem muverrihun,
 
Konu ile ilgili ben de birkaç söz söylemek istiyorum. İngiliz arşivlerini vaktiyle ben de görmüş olduğumda itiraf edeceğim ki özenmiştim. Burada çalışma şartları anlatılmış olduğundan sadece fiziksel özelliklerini vurgulayayım: Yemyeşil ve çok büyük bir parkın içinde göletlerin yanında kocaman bir çalışma alanı, insanı çalışmaya teşvik ediyordu. Bu şevkin uyanmasının en önemli sebebi bu çalışmalara devletin verdiği önemin aşikarane gösterilmiş olmasıdır. Bizim de böyle bir arşivimizin olmadığına ciddi manada üzülmüştüm. Sanki bizde arşiv çalışmaları o kadar ehemmiyetli değilmiş gibi bir mana vardı. Fakat ne zaman ki Sadabad'daki arşivimiz açıldı ve ben onu gördüm, işte o zaman hem şahsi olarak çok sevindim hem de Türkiye akademisi adına gurur duydum ve ümitlendim. Bu noktada konum itibariyle de şirin Sadabad Parkı'nın yanında yepyeni görünümlü tarihi Sadabad camii manzaralı arşivimizin gıpta edilecek derece latif ve zarif olduğunu düşünüyorum. Üstelik arşivimizin kendine ait büyük bir kampüse taşınmış olması arşivcilik çalışmalarımız için azımsanmayacak bir adımdır.

Ayrıca burada belirtildiği gibi arşiv çalışanlarının hepimizin birer şahsi danışmanı gibi olduğu doğrudur. Sınıflandırmalarla ilgili sorulardan tutun okuyamadığımız kelimeleri sormaya kadar son derece yardımsever bir çalışan grubuna sahip arşivimiz. Resmi vazifeleri olmadığı noktalarda bile oradaki araştırmacılara yardımcı oldukları için burada onlara umumun önünde teşekkür ediyorum.

Ayrıca bizim arşivimizde analtik envanter diye bir kavram var ki, bu diğer arşivlerde yok. Bunu çok önemsiyorum. İngiltere'de bir kurumun belli bir dönemdeki yazışmasını istersiniz. 500 sayfalık bir belge gelir önünüze. Tamamını taramak zorundasınızdır. Bizim arşivimizdeki gibi her gömleğin içeriğinin özetlendiği bir sistem çok avantajlı. Tabi İngiltere arşivinin şöyle bir avantajı var ki pek çok belge aynı zamanda transkribe edilmiş. Defterlerin sonunda ya da ortasında o matbu metinlere ulaşmak sizi latince palegorafyası ile uğraşmaktan kurtarıyor. Hatta bunların bir kısmı üzerinde online ulaşım ile kelime araması yapmak da mümkün. Buna mukabil bizim o kadar büyük bir çapta bir transkripsiyon yapmamızın pratik olmadığı aşikar. [Burada bir parantez açıp Hollanda arşivinin bize bir nebze örnek olabileceğini belirtmek isterim. Orada bir belge üzerinde çalışan eğer arzu ederse transkripsiyonunu sisteme yükleyebiliyor. Böylece diğer araştırmacılar da arşivin resmi sitesinde o transkripsiyondan istifade edebiliyorlar. (Bu transkripsiyonlar resmi nitelikte değil bir nevi değiştirmeye ve yanlışlanmaya açık olan wikipedia gibi düşünün). Fakat bu, tartışmaya açık bir mevzu, sadece mevcudiyeti konusunda buradaki araştırmacıları haberdar etmek istedim.] Bizim analitik envanter çalışmasının özellikle alfabe bariyeriyle malul olmuş bizler için kritik önemde olduğunu ve bu çalışmanın süratle devam etmesinin önemli ve takdire layık olduğunu düşünüyorum.

Elbette benim de arşivdeki bazı sorunlarla ilgili sıkıntılar var. Bunları dile getirmek istiyorum. Bunlar daha çok araştırma sistemine dönük yapısal çözüm ve resmi karar gerektiren konular. Zira her ne kadar yeni yeri ve kocaman binası ile arşivimiz, zahiren büyük bir atılım yaptıysa da işin batınında eski sistemin aynen sürdüğünü müşahede etmekteyiz. Yani dışarıdan binaya bakan, Türkiye'de arşiv çalışmalarının önemsendiği hissine ne kadar kapılıyorsa bunun tam tersi hissiyat arşiv içinde çalışmaya başladığında hasıl olmaktadır. Çünkü arşivimizde öyle sorunlar var ki insanı çalışmaya teşvik etmekten ziyade bırakmaya teşvik ediyor; devam etmekten ziyade insanı durduruyor. Tekrar olmaması için daha önce belirtilmiş olan şeyleri belirtmek istemiyorum. O sorunların tamamına katılıyorum. Onların yanısıra söylemek istediğim şu noktalar var:

1. Arama motorları: Interneteki arama sistemi ile arşivdeki arama sistemi tamamen farklı. Aynı veri tabanını kullanmıyorlar. Arşivde gördüğünüz sonuçları internette göremiyorsunuz. Aynı arama metotlarını kullanmıyorlar. En basitinden evde dosya/gömlek numarasından arama yapmak mümkün değil. Dolayısıyla mesela hangi belgelerin kopyasını aldığınızı eve ya da ofise geldiğinizde bilemiyorsunuz. Kısacası internette yapılan çalışmanın arşiv çalışmasına katkısı sıfıra yakın, fakat yine de elimiz mahkum yapıyoruz; ama sonunda iki aramadan elde ettiğiniz sonuçları bir araya getirmeye başladığınızda ayak bağı haline geldiğini söylemeliyim. Ayrıca internette tarih odaklı yani belli bir gün için arama yapmak da mümkün değil. Sadece sene aralığı aratılabiliyor.
Bunla beraber, arşivdeki arama sistemi de iyi değil. Mesela internet aramasında "Rus" ve "sefir" kelimelerini bir araya koyduğunuzda "Rusya", "sefirlik" ve "sefirinin" gibi kelimelerin olduğu belgeleri de getiriyor. Ancak arşivde böyle yapmıyor. Sadece "rus" ve "sefir" kelimelerinin olduğu belgeleri getiriyor. Yani her arama motorunda olması gereken boolean search gibi bir teknoloji arşivdeki arama motorunda yok. Evet, arşivde internettekinin aksine sadece belirli bir güne ait belgeler aratılabiliyor ama bu sefer de internette var olan tarih çevirme programı arşiv tarama motorunda yok. Çok basit gibi görünüyor, fakat her seferinde Unat'ın tarih kılavuzuna başvurmanın daha kolay yolu varken bunun gerekli olmadığını düşünüyorum.

Yani birinde var olan iyilik, diğerinde yok. Onda olan da bunda yok. Basit olmasına rağmen önemli olan bu konunun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Tek bir programcının birkaç haftada halledebileceği böyle basit bir sorunun çözülmüyor olması araştırmacıyı sadece yavaşlatmaya yaramaktadır. Bir haftalık arşiv çalışmasının sonunda bir tam gün boyunca "önceden hangi belgeleri not almışım, bu orada nasıl görünüyor" diye cidden sırf zaman israfı olan bir çalışma yapıp elimdeki dijitaller ile arşiv sisteminin uyumunu sağlamaya çalışmak çalışmayı soğutan bir uğraş olmaktadır.

2. Ben arşiv çalışmasına İstanbul'dan gidiyorum. Buna rağmen mübalağasız söylüyorum yalnızca gidişim iki buçuk ila üç saat arasında sürmektedir. Yani arşive gidip geldiğim bir gün beş ila altı saatim yolda geçmekte. İstanbul'da olduğum halde arşiv çalışması boyunca ailemi geride bırakıp Kağıthane'de ayrı bir eve çıkmayı, başkalarının yanına ücretli misafir olmak seçeneklerini şu anda ciddi olarak düşünüyorum. Ve benim kendimi buna mecbur hissetmemin en önemli iki sebebi var. Birincisi insanın kendi çektiği fotoğraflardan para alınması gibi hiçbir şekilde savunulamayacak, ya da geçiştirilemeyecek bir saçmalık. Bunu kabul etmenin mümkün olmadığını, olamayacağını herkesin takdir etmesi gerekir. Ve doğrusu CD'ye yazdırdığımız dijital kopyalara sayfa başı ödediğimiz 25 kuruşun da çok yüksek bir ücret olduğunu söylemeliyim. Bu noktada 5 kuruştan fazla istenen her ücretin bir açıklama gerektiriyor olduğunu ihtar etmek isterim. İkinci olarak da, belge isteme sistemenin çok hantal olması. Günün büyük bir çoğunluğunda o gün için belge isteyememek, üstelik mesela elde tutulabilecek dosya sayısının sadece dört olması ve bunları bir haftada geri verme mecburiyetinde olmak, gibi pek çok sorunlar var ki insanın çalışma kalitesini düşürüyor. Bazı günler arşive sadece bir iki dakikalık iş yapmak için gitmek durumunda bırakıyor. Veyahut bir vezne ödemesi var ki, devlet binalarında maliye vezneleri elbette bir hikmete binaen mevcut. Fakat yirmi beş kuruş ödeyebilmek için ben bir buçuk saat beklediğim zamanı hatırlıyorum, ki bu da cidden çok absürd. Sabah beşte kalkıp oraya gidip on buçuktan önce belge isteyip, öğleden sonra iki-iki buçuk gibi gelen belgeyi saat dört on beşte geri vermek mecburiyetinde olmak, yani upuzun bir tam günlük mesainin karşılığında yalnızca iki saat kadar bir gerçek çalışma süresine sahip olmak daha da absürd. Halbuki en kısa sürede en çok belgenin kopyasının alınması, çalışma kalitesini ve pek çoğumuzun da hayat kalitesini artıracak. Dolayısıyla arşivde çalışma gününü azaltmaya dönük her adım benim için de ve eminim buradaki her meslektaş için de çok önemlidir. Böyle büyük bir rahatsızlığın herkes tarafından dile getirilmesine karşın bu konuda bunu değiştirebilecek insanların sağır kesilmesi her şeyden önce çok ayıp bir şey. Bu noktada elinden bir şey geldiği halde yapmayanları burada umumun önünde ayıplıyorum.
 
Hastanelerden belediyelere ve hatta emniyet kurumuna kadar her hizmetin hızlandırıldığı ve kolaylaştırıldığı bir dönemde arşiv hizmeti niçin zamanımızın bu kadar gerisinde kalsın?
 
Sizinle bir şey paylaşayım. Daha önce İngiltere arşivlerinin yanısıra Hollanda arşivlerine de gittim. Orada elbette fotoğraf çekiminde, belge istemede hiçbir sınırlama yok. Hatta mesela üç ay sonra bir haftalığına oradaki arşive gideceksiniz. ÇALIŞMAK İSTEDİĞİNİZ BELGELERİ ŞİMDİDEN ONLINE ISMARLAYIP gittiğinizde orada hazır buluyorsunuz. Bu şekilde bir meslektaşımla beraber oraya gittiğimizde o meslektaşım üç gün içerisinde bütün doktorasına yetecek tam dört bin küsür belgenin fotoğrafını çekti. Ve belgelerin üzerinden geçtikten sonra ihtiyacını görmesine binaen yeniden aynı şekilde giderek toplamda sadece yedi sekiz günde bütün bir doktora arşiv çalışmasını tamamlamış oldu. Böyle bir çalışmayı burada 2-3 bin liralık ekstra bir masrafla ve beş altı aylık bir arşive gidip gelmenin sonunda ancak yapabiliyoruz. Orada her saat belge istenebiliyor. İstenen belge bir saat içinde geliyor. Belgeleri kendi dolabınıza koyamıyorsunuz, çünkü dolabınız yok; akşam olduğunda geri vermek durumundasınız. Ancak belgenin fotoğrafını çekebildikten sonra zaten niye bir iki günden fazla elinizde tutmak isteyesiniz ki? Yine de, dilerseniz akşam teslim ederken ertesi gün geleceğiniz için dosyanın geri gönderilmemesini orada tutulmasını isteyebilirsiniz, ertesi gün onlarca fotoğraf çekim masasından birinde çekime devam edebilirsiniz.

3. Ayrıca arşivdeki belgelerde sınırlama olmadığı söylenmiş ama işte tam öyle değil. Zaman ve mali kısıtlamalardan ötürü aslında araştırma da sınırlanmış oluyor. Fakat bundan daha önemli bir sınırlama var. O da şudur ki: Bir belge "tamirlik" veya "restore ediliyor" etiketine sahip olduğunda bunun iki hafta ya da bir ay gibi bir üst sınırının olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü senelerdir orada araştırmacının sunumuna açılmamış olan hepsi de çok kritik konuları içeren "tamirlik" belgeler var. Mesela belli bir konunun en önemli olduğunu düşündüğünüz belgesi bakıyorsunuz birkaç senedir "tamirlik", belki önceden de öyleydi. Ne zaman "tamirlik" etiketinden kurtulacağı da belli değil. Bunların umumun istifadesine sunulması gerekiyor. Tamirlik olduğunu gördüğümüz belgelerin restorasyonunda öncelik talep hakkımızın olması gerekiyor. Hatta belli başlı bazı konularda "tamirlik" belge sayısı o kadar artıyor ki onlar çıkarıldığında geriye zaten herkesin bildiği konuları içeren belgeler kalıyor, ki onların üzerine araştırma yapmak bildik şeyleri tekrarlamaktan başka bir sonuç vermeyecek.

4. Son olarak internet... Arşivimizde niçin diz üstü bilgisayarımızda ya da tabletimizde kullanabildiğimiz bir internet bağlantısı yok? Yabancı dildeki belgelerde bazen ihtiyaç duyulan çeviriler, ya da örneğin Kırım Savaşı ile ilgili yapılmış gizli görüşmelerin aynı zamanda internette ulaşılabilir olup olmadığına bakmak çalışma için elzem durumda. Sırf internet olmamasından ötürü bazen bazı belgeler üzerinde çalışmayı yarım bırakıp ertesi gün ofise gidip internet üzerinde kontrol edip sonra başka bir gün yine geri gelip devam ettiğimiz oluyor, ki bu çağda bu, kabul edilemez bir şey.

Balada zikredilen hususlarda ıslahatın serian ifası israf-ı zaman ve şevk u heyecana mani olmağla ol babda emr u ferman men lehül emrindir.

Oguz Polatel

unread,
May 5, 2014, 4:32:51 PM5/5/14
to turk-tarihciler
Bu konuda yorumlarını paylaşan tüm meslektaşlarımın amacının tabiri caizse "üzüm yemek" olduğunu düşünüyorum. Bu kadar ayrıntılı analizlere ve benzer sıkıntıların ifade edilmesine rağmen bir konuya tekrar dikkat çekmek istiyorum. Hayatımızın bir çok alanında olduğu gibi bu hususta da karar verme konumunda olanların konuya empatiyle yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Düşünün sabah saat 5 te kalkıyor ve en az 3-4 araç değişimiyle çevre kentlerden 2,5-3 saatlik bir yolculuk sonunda Arşive ulaşıyorsunuz. Saat 10.30'a kadar belge talebinde bulunuyor ve bazen saat 4'e kadar sarkan gecikmelerle belgeleri alabiliyorsunuz. Fotoğraf çekimi için kalan bu kadar dar zamanlarda telaşla işinizi halletmeye çalışıyor ve çoğunlukla çekim işlemini tamamlamadan görevlilerin sürenin dolduğu uyarısını duyuyorsunuz. Böylece bir günde 25 belgelik bir talebi dahi elde edemeden 2,5-3 saatlik bir yolculukla evinize dönüyorsunuz. Yol ve temel ihtiyaçlar için harcanan paraya fotoğraf çekim ücretini de eklediğinizde hiçte küçümsenmeyecek bir masrafla işinizi halledemeden bir günü tamamlıyorsunuz. Karar verme mekanizmalarında görevli yetkililer bir an için kendilerini bu süreci yaşayan birisi olarak hayal ettiklerinde belki bazı taleplerimizi daha anlayışla karşılayacaklarını düşünüyorum.



4 Mayıs 2014 13:05 tarihinde Uygar Aydemir <uygara...@gmail.com> yazdı:

--
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages