--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "turk-tarihciler" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turk-ta...@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turk-tarihcil...@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turk-tarihciler
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "turk-tarihciler" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turk-tarihcil...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için, https://groups.google.com/groups/opt_out adresiniz ziyaret edin.
Değerli Grup Üyeleri
Bu platformda Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki çalışma ve araştırma koşullarıyla ilgili bazı eleştiriler ve tespitler okuyunca, benzer şekilde naçizane tespitlerimi paylaşmak isterim. 2004 Yılından beri Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde ara ara çalışmaktayım. Arşivin yeni binaya taşınmasından sonra ilk defa geçen hafta çalışma imkânı buldum ve bazı gözlemlerimi sizlerle paylaşma ihtiyacı hissettim. Gözlemlerim neticesinde birçok araştırmacının belli başlı ortak sorunlardan muzdarip olmasına rağmen arşivde kendilerine yönelik diskriminasyon uygulanacağından çekinmeleri dolayısıyla dertlerini ve sorunlarını açıkça dile getiremedikleri sonucuna da vardım.
Öncelikle arşiv, geçen yıllara göre maalesef daha yavaş çalışmakta ve çalışma saatleri 1 saat kısalmış durumda. Geçen yıllarda depoların başka yerde olduğu bahane ediliyordu ancak artık depolar da aynı yerleşke içinde. En büyük sorun, arşivin bulunduğu mekan ancak buna şu noktada yapılacak bir şey yok gibi. Böylesine büyük bir ‘yatırım’ın içinde araştırmacılara kablosuz internet hizmetinin verilmemesi ise normal şartlarda küçük bir skandal olarak görülmesi gerekirken artık araştırmacılar, araştırma ve inceleme salonlarında internet ağının yokluğunu kabullenmiş vaziyetteler. Mevcut olan internet ağından yalnızca arşiv personeli faydalanabilmektedir. Zaten yeni bina, personelin arşivdeki çalışma koşullarını iyileştirmiş ancak araştırmacıların çalışma koşullarını adeta zorlaştırmış vaziyette; oysaki her ikisinin de çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerekirdi. Şöyle ki gün içinde belirli saatlerde 3 defa belge çıkarılacağı yönünde kâğıt üzerinde bir tarife olsa da sabah istenilen evrak, öğleden sonra 2:30-3 gibi ancak araştırmacıya ulaşmakta ve 3:45’ten sonra ne belge teslimi ne de iade alınmamakta, üstelik fotoğraf çekimi de yaklaşık bu saatlerde son bulmakta. Bu süreçte araştırmacılar, 2. kattaki Dijital Arşiv’deki personelin yardımsever ve nazik yaklaşımlarını her nedense 1.kattaki Belge İnceleme Kısmındaki bazı personelden görememekteler. Belgelerin araştırmacıya ulaşmasıyla fotoğraf çekilmesinin son bulduğu saate kadar geçen 45 dk.lık-1 saatlik dilimde depodan lütfedildiği kadar çıkarılan belgelerinizi hem taramanız hem de tespit ettiklerinizin fotoğrafını çekmeniz beklenmekte. Dolayısıyla bu sorun, bilhassa şehir dışından gelen ve zamanları son derece kısıtlı olan, en azından kâğıt üzerindeki tarife çerçevesinde belge görmek isteyen araştırmacılar için büyük problem doğurmaktadır. Diğer yandan Belge İnceleme Kısmındaki bazı personelin bilhassa İstanbul dışından gelen, simaları ve şahsiyetleri kendilerine yabancı olan araştırmacıları belli konularda sürekli rahatsız ettikleri, tersledikleri, tanımadıkları bu araştırmacılarla belli konularda sürekli tartışmaya girme ihtiyacı hissettikleri, belge teslim ederken araştırmacının fotoğrafını çekmesi karşılığında kestirdiği ve bir nüshası araştırmacıda kalması gereken makbuzlara el koydukları, aksi takdirde iade almadıkları, ‘gözlerinin tutmadığı’ araştırmacılara ‘gözüm üzerinizde’ diyebilecek kadar nezaket sınırlarını zorladıklarını gözlemlemiş ve yaşamış bulunan birisi olarak bunlara benzer problemleri dile getirme zorunluluğu hissetmekteyim. Benzer sorunları arşivdeki diğer bazı araştırmacılardan da sık sık işitmize rağmen araştırmacıların sorunlarına BOA’nın kendi bürokratik çemberi içinde çare bulamadıkları, İstanbul’da dile getirilen şikayetlerin İstanbul’da çözümsüz bir şekilde bırakıldığı da ayrı bir sorun olarak tebarüz etmektedir. Arşivin mesaisinden ve belli başlı 1-2 personelin kendilerine yönelik muamelerinden araştırmacıların önemli bir kısmı şikayetçi olmasına rağmen maalesef ‘diskriminasyon’ endişesiyle bu problemleri ya dile getiremedikleri yahut da dile getirdiklerinde sonuç alamadıklarını beyan etmekteler. Bazı araştırmacılara imtiyazlı muamele edildiği, bazılarına ise diskriminasyon uygulandığı gözlemlenmekte. Dolayısıyla arşivin belli departmanlarında çalışma düzeni kurumsal çerçevede değil, hâlâ patrimonyal ilişkiler ağıyla işlemekte.
Saygılarımla
Özhan Kapıcı
--