Başbakanlık Osmanlı Arşivi hakkında

347 views
Skip to first unread message

Fatih Bozkurt

unread,
Nov 22, 2013, 7:41:14 AM11/22/13
to turk-ta...@googlegroups.com
Merhabalar,
Başbakanlık Osmanlı Arşivi hakkında, son bir ay hariç, önemli sayıda paylaşım bu platformda yapıldı. Paylaşımların odak noktasını kurumun yeni binasına taşınması ve bu taşınmanın sonuçları oluşturuyordu. Araştırmacıların meseleye yaklaşımında iki temel kıstasın geçerli olduğunu düşünüyorum: Arşiv evrakının muhafazasında gerekli teknik ve fizikî şartların sağlanması ile ilmi tetkikatta hızlı ve sürdürülebilir, daha kaliteli hizmetin araştırmacılara sunulması. Bu kriterler çerçevesinde, kurum binasının nefs-i İstanbul’dan Kâğıthane’ye taşınmasının olumsuz değerlendirilmeyeceği kanaatindeyim.
Kâğıthane’deki yeni binayı gören araştırmacıların önemli kısmının, yeni yapının taşıdığı mimarî, fizikî ve teknik şartlar bakımından beklentilerin üzerinde olduğunu düşündüğünü tahmin ediyorum. Bir tarihçi gözüyle hazine-i evrakın çok iyi şartlarda korunduğunu ifade edebilirim. Araştırma salonları, diğer hizmet alanları da takdire şayandır.

Ancak biz araştırmacıların en önemli beklentisi, araştırma hizmetlerinin daha kaliteli, daha hızlı ve daha iyi şartlarda sunulması idi. Bu konuda yine bu platformda bizzat kurumun çalışanları, idarecileri tarafından ümit verici açıklamalar da yapılmadı değil. Kaldı ki, bu açıklamalar olmasa dahi hizmet çıtasının yükselmesi beklenirdi. Çünkü geniş bir araziye sahip, depoları farklı farklı bölgelerde iken tek bir merkezde toplanmış, modern arşiv kompleksine kavuşmuş, devletin her türlü imkanı seferber edilmiş ve edilebilecek kurumun araştırma hizmetlerini de daha ileri taşımaması düşünülemez.

Son birkaç aylık tecrübeme dayalı aşağıdaki tespit ve gözlemlerimi, kurumun hizmet kalitesinin iyileştirilmesine katkı yapacağını ümit ederek paylaşıyorum.
1. Araştırmacıların günlük talep edebileceği belge, defter ve dosya sayılarında herhangi bir ilerleme olmamıştır. Günlük üç evrak postası konduğu (09:15’e kadar talep edilenler 11.30’da, 09.15-11.00 arası talep edilenler 14.00’te, 11.00-13.30 arası talep edilenler ise 16.15’te çıkacak) bilgisi birçok araştırmacı gibi beni de mutlu etti. Basit bir hesaplama yapan bizler, örneğin Sultanahmet’te günlük 25 belge talep edebilirken yeni binada 25x3= 75 belge çıkacak diye, sevindik. Ancak bi’t-tecrübe öğrendik ki bir araştırmacı günde en fazla 25 belge isteyebilir, dilerse bu 25 belgeyi 3 postaya taksim edebilir. Defter ve dosya için de aynı durum söz konusu.
2. Arşiv çalışma saatleri değişti. Sultanahmet’te hafta içi 19.00’a kadar araştırmacılara hizmet verilirken yeni binada bu saat 18.00 olarak değiştirildi. Düzenlemenin kış saati uygulaması çerçevesinde yapıldığı ifade edilmiştir. Kış saati uygulaması önceki binada mevcut değildi. (Malum olduğu üzere eskiden beri saat 16.00 itibariyle belge teslim-iade, fotoğraf çekimi, vezne vb. hizmetler sona eriyor. Bu saate yakın araştırmacıları bir telaş sarıyor, işlerini yapabildikleri kadarıyla ikmal etmek için. Gönül ister ki arşiv araştırmacılara daha geç saatlere kadar hizmet vermeye devam etsin ve söz konusu hizmetler dahi belli ölçülerde mümkün kılınsın)
3. Yeni hizmet binasının araştırmacılara açılması sürecinde kurum yetkililerince ifade edilmesine rağmen, araştırmacıların fotoğraf makineleriyle kendilerinin yaptıkları çekimlerle ilgili herhangi bir düzenleme şu ana kadar yapılamadı. İngiliz devlet arşivinde bir ayda on binlerce arşiv malzemesinin çekimini yapabilen ve bunun için hiçbir ücret ödemek zorunda kalmayan bir Osmanlı tarihçisi ne yazık ki aynı sürede Osmanlı Arşivi’nde ancak (The National Archives’a göre) sınırlı sayıda malzeme toparlayabilir. Önemli bir nokta, yeni binada da araştırmacıların fotoğraf çekimi için kullanabilecekleri sadece bir adet bu amaç için tahsis edilmiş çekim masası (makineyi sabitleme ve yüksekliğini ayarlama aparatı bulunan özel masa) var. Fotoğraf çekimi için sıra beklenmesi araştırmacıların zaman kaybı anlamına geliyor. Aynı salonda araştırmacıların kullanabileceği toplam masa sayısının ise 50-100 arasında olduğunu tahmin ediyorum.
4. Son günlerde kulaktan kulağa dolaşan “Cumartesi günleri araştırmacılara hizmet verilmesinin iptal edilebileceği” haberi araştırmacıları ciddi şekilde kaygılandırmaktadır. Kimisi şehir dışından olmak üzere sadece Cumartesi günleri araştırmak için gelenler, böyle bir uygulamadan en çok etkilenecek kesimdir.

Son söz olarak, şehir dışından çoğu zaman günü birlik araştırma yapmak için arşive gelen bir araştırmacı olarak maksadım, kurum çalışanlarının da amaçladığına inandığım hizmet kalitesi sürekli gelişen bir Osmanlı Arşivi’dir.
Saygılarımla
Fatih Bozkurt
Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü

levent duzcu

unread,
Nov 23, 2013, 7:14:42 AM11/23/13
to turk-ta...@googlegroups.com
Fatih Bozkurt hoca gayet veciz bir şekilde taleplerini sıralamış. Daha kaliteli bir Osmanlı Arşivi herkesin hakkı. Bu konuda yapıcı ve katkı sunmaya dayalı taleplerde bulunmaya devam etmek lazım. Unutmamak lazım ki toplam kalite ve kalite standartları ancak bu şekilde yapıcı tenkit ve katkı sunarak mümkün olacaktır. Bu zaviyeden ben de Fatih Bey'in isteklerine katılıyorum. Ayrıca şunu da ifade etmeliyim. Arşiv dipsiz bir kuyu. Aradığınız bir belge perakende de çıkmayınca defterde, orada olmayınca dosyalarda çıkabiliyor. bu nedenle arşive kısa süreli olarak gelebilen akademisyenler (İstanbul dışından) azıcık evrakla çekip gidiyor. Arşivin kısıtlayıcı ve sınırlayıcı belge sunumu nedeniyle elindeki ile yetiniyor. Bu konuda yabancı tarihçiler biz Türk akademisyenlerden daha şanslı. Çünkü onlar hem izin hem de maddi anlamda desteklendiğinden biz Türklere göre iki üç adım ilerideler... Türk akademisyenler yemeklerinden kısıp birkaç belge daha alayım derken bir de zamanın darlığından sorun yaşıyorlar.

Bu noktada arşiv idareci ve çalışanları gerçekten çok yardımsever ve belki de onların fazla yapacağı bir şey de yok. Onlar fazla personelin olmadığını, bu nedenle de fazla belge çıkmadığını söylüyorlar. Bu gerekçe arşiv Sultanahmet'te iken de söyleniyordu. Doğrudur ancak o zaman Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nün bu olayı çözmesi ve tek sebep bu ise bunu ortadan kaldırması gerekmez mi? Bu konuda Ankara'daki yöneticilerin daha duyarlı olmaları gerekmez mi? Çünkü az belge alınmasının en büyük sebebi geliyor gidiyor bu noktada tıkanıyor: PERSONEL YETERSİZLİĞİ.... 

Bir de fotoğraf çekimi olayının hala ücretli olması çok tuhaf değil mi? Bu konuda ise insanların bütün arşivi çekip gideceği endişesi hakim. Bu endişe muhtemelen arşiv yöneticilerinde bulunuyor. ancak bu da çok yersiz. Yine tek örnek İngiliz arşivi maalesef... orada da yıllardır çekim ücretsiz. Osmanlı arşivi belgelerinden Osmanlı Arşivi çok mu para kazanıyor ki bir miktar parayı araştırmacıdan alıyor. Özellikle herhangi bir yerde çalışmayıp bin bir zahmetle yüksek lisans ve doktora yapan araştırmacılar için şu ücret olayı çok daha sıkıntı çıkarıyor. Türkiye'de ilim yapmak böylece yine geliri olan insanlara kalıyor. 

Bakınız iyi bir yüksek lisans ve doktora tezi ancak çok sayıda belgeyi görmenizi gerekli kılıyor. Bunun içinde sizin çok sayıda belgeyi görmeniz gerekiyor ve bunlarında belki çok önemli miktarını almanız gerekiyor. İkisi de şu an için arşivin kısıtlaması nedeniyle bir sorun olarak ortada öylece duruyor. 

Çözümü bulacak değerli yöneticilerin bu sorunları çözüp Osmanlı arşivinin araştırmacılara daha fazla belge vermesi gerekiyor. Bu bütün araştırmacıların sorunu. Ancak en çok sorunu Anadolu'dan gelen araştırmacılar yaşıyor. 

Saygılarımla,

Levent Düzcü













22 Kasım 2013 14:41 tarihinde Fatih Bozkurt <fatihbo...@yahoo.com> yazdı:

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "turk-tarihciler" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : turk-ta...@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: turk-tarihcil...@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/turk-tarihciler
adresinde bu grubu ziyaret edin
 
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "turk-tarihciler" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için turk-tarihcil...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için, https://groups.google.com/groups/opt_out adresiniz ziyaret edin.



--
Dr. Levent Düzcü

Istanbul University, AUZEF (Open and Distance Education Faculty)


(0212) 440 0000 / 13102

Özhan Kapıcı

unread,
Nov 23, 2013, 2:45:41 PM11/23/13
to turk-ta...@googlegroups.com

Değerli Grup Üyeleri

Bu platformda Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki çalışma ve araştırma koşullarıyla ilgili bazı eleştiriler ve tespitler okuyunca, benzer şekilde naçizane tespitlerimi paylaşmak isterim. 2004 Yılından beri Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde ara ara çalışmaktayım. Arşivin yeni binaya taşınmasından sonra ilk defa geçen hafta çalışma imkânı buldum ve bazı gözlemlerimi sizlerle paylaşma ihtiyacı hissettim. Gözlemlerim neticesinde birçok araştırmacının belli başlı ortak sorunlardan muzdarip olmasına rağmen arşivde kendilerine yönelik diskriminasyon uygulanacağından çekinmeleri dolayısıyla dertlerini ve sorunlarını açıkça dile getiremedikleri sonucuna da vardım. 

Öncelikle arşiv, geçen yıllara göre maalesef daha yavaş çalışmakta ve çalışma saatleri 1 saat kısalmış durumda. Geçen yıllarda depoların başka yerde olduğu bahane ediliyordu ancak artık depolar da aynı yerleşke içinde. En büyük sorun, arşivin bulunduğu mekan ancak buna şu noktada yapılacak bir şey yok gibi. Böylesine büyük bir ‘yatırım’ın içinde araştırmacılara kablosuz internet hizmetinin verilmemesi ise normal şartlarda küçük bir skandal olarak görülmesi gerekirken artık araştırmacılar, araştırma ve inceleme salonlarında internet ağının yokluğunu kabullenmiş vaziyetteler. Mevcut olan internet ağından yalnızca arşiv personeli faydalanabilmektedir. Zaten yeni bina, personelin arşivdeki çalışma koşullarını iyileştirmiş ancak araştırmacıların çalışma koşullarını adeta zorlaştırmış vaziyette; oysaki her ikisinin de çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerekirdi. Şöyle ki gün içinde belirli saatlerde 3 defa belge çıkarılacağı yönünde kâğıt üzerinde bir tarife olsa da sabah istenilen evrak, öğleden sonra 2:30-3 gibi ancak araştırmacıya ulaşmakta ve 3:45’ten sonra ne belge teslimi ne de iade alınmamakta, üstelik fotoğraf çekimi de yaklaşık bu saatlerde son bulmakta. Bu süreçte araştırmacılar, 2. kattaki Dijital Arşiv’deki personelin yardımsever ve nazik yaklaşımlarını her nedense 1.kattaki Belge İnceleme Kısmındaki bazı personelden görememekteler. Belgelerin araştırmacıya ulaşmasıyla fotoğraf çekilmesinin son bulduğu saate kadar geçen 45 dk.lık-1 saatlik dilimde depodan lütfedildiği kadar çıkarılan belgelerinizi hem taramanız hem de tespit ettiklerinizin fotoğrafını çekmeniz beklenmekte. Dolayısıyla bu sorun, bilhassa şehir dışından gelen ve zamanları son derece kısıtlı olan, en azından kâğıt üzerindeki tarife çerçevesinde belge görmek isteyen araştırmacılar için büyük problem doğurmaktadır. Diğer yandan Belge İnceleme Kısmındaki bazı personelin bilhassa İstanbul dışından gelen, simaları ve şahsiyetleri kendilerine yabancı olan araştırmacıları belli konularda sürekli rahatsız ettikleri, tersledikleri, tanımadıkları bu araştırmacılarla belli konularda sürekli tartışmaya girme ihtiyacı hissettikleri, belge teslim ederken araştırmacının fotoğrafını çekmesi karşılığında kestirdiği ve bir nüshası araştırmacıda kalması gereken makbuzlara el koydukları, aksi takdirde iade almadıkları, ‘gözlerinin tutmadığı’ araştırmacılara ‘gözüm üzerinizde’ diyebilecek kadar nezaket sınırlarını zorladıklarını gözlemlemiş ve yaşamış bulunan birisi olarak bunlara benzer problemleri dile getirme zorunluluğu hissetmekteyim. Benzer sorunları arşivdeki diğer bazı araştırmacılardan da sık sık işitmize rağmen araştırmacıların sorunlarına BOA’nın kendi bürokratik çemberi içinde çare bulamadıkları, İstanbul’da dile getirilen şikayetlerin İstanbul’da çözümsüz bir şekilde bırakıldığı da ayrı bir sorun olarak tebarüz etmektedir. Arşivin mesaisinden ve belli başlı 1-2 personelin kendilerine yönelik muamelerinden araştırmacıların önemli bir kısmı şikayetçi olmasına rağmen maalesef ‘diskriminasyon’ endişesiyle bu problemleri ya dile getiremedikleri yahut da dile getirdiklerinde sonuç alamadıklarını beyan etmekteler. Bazı araştırmacılara imtiyazlı muamele edildiği, bazılarına ise diskriminasyon uygulandığı gözlemlenmekte. Dolayısıyla arşivin belli departmanlarında çalışma düzeni kurumsal çerçevede değil, hâlâ patrimonyal ilişkiler ağıyla işlemekte.

Saygılarımla

Özhan Kapıcı 



2013/11/22 Fatih Bozkurt <fatihbo...@yahoo.com>

--

Emel Soyer

unread,
Nov 23, 2013, 4:18:47 PM11/23/13
to turk-ta...@googlegroups.com
Sorunlarımızın ve dileklerimizin ilgililerce okunduğu ve en önemlisi dikkate alındığı ümidiyle ben de bir konuya kısaca temas etmek isterim. 
Mühimme Defterlerinin fotokopilerden ibaret olan nüshalarının araştırma salonunda yer alması/almaması konusu maalesef bu yeni yerde de bir sorun olarak karşımıza çıktı. Fotokopi nüshaların salonlarda bulunmamasına gerekçe; bilgisayarlarda dijitallerinin bulunması. Ancak hepimizin bildiği ve defalarca tekrarladığı gibi bu görsellerin niteliklerinde -özellikle çekimi ilk yapılanlarda- büyük problemler var. Elde tutulan bir defteri tarama hızı ile bilgisayar ekranından yapılan tarama hızındaki farktan doğan zaman kaybına hiç değinmeyeceğim...
Orijinal defter ve belgelerin zarar görmemesi için yapılan dijitalleştirme çalışmalarına tabi ki saygı duyuyoruz. Bilgisayara aktarılmasın, fotokopileri çekilsin de demiyoruz. Ama halihazırda fotokopisi çekilmiş ve bu sayede araştırmacının kolaylıkla ulaştığı bir kaynak serisi neden ısrarla depolarda tutulur anlayabilmiş değilim.
Son olarak, ulaşımı kolay olmayan bir yere taşınmanın ardından çalışma saatlerinin de kısaltılmış olmasının çok üzücü olduğunu belirtmek isterim. Cumartesilerin iptalini düşünemiyorum bile...
umuyorum herşey zamanla yoluna girer, bu hususta arşiv yetkililerini çok iş düşüyor. kendilerine kolaylıklar diliyorum.     
    


23 Kasım 2013 14:14 tarihinde levent duzcu <leven...@gmail.com> yazdı:



--
Emel Soyer Kolçak
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages