ATATÜRK'ÜN PİLOT KIZLARI

42 views
Skip to first unread message

YILMAZ KARAHAN

unread,
Sep 11, 2008, 10:36:47 AM9/11/08
to

Atatürk`ün Pilot Kızları

image0018.jpg

''Biz, burada Türk kadınını farklı algılıyorsak da,  ilk kadın savaş pilotu Atatürk`ün manevi kızı Sabiha Gökçen'dir. O,  1936 yılında Türk Hava Kuvvetleri'nde uçtu ve inanmayacaksınız ama bugün için,  Türkiye, Avrupa'nın  en fazla  kadın savaş pilotuna sahip ülkeleri arasındadır'' diyordu sergi rehberimiz Dominik Imhof,  dinleyenlerin şaşkın bakışları arasında.

Öyle ya! Son dönemlerde Türkiye gündeme sıkça türban ve laiklik tartışmalarıyla geliyor. Kadına açılan kapıların çoğunda, Atatürk Türkiyesinin öncü veya ilk olduğunu nasıl bilsinler!

Daha geçenlerde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisini İngiliz savaş gemisinde  kabul eden  Kraliçe II. Elizabeth'in‚ ''Sizin de ordunuzda kadın askerleriniz var mı?'' sorusuna karşılık, ''Bizim,  NATO çerçevesinde yapılan devriye uçuşlarında  F-16 savaş uçaklarını kullanan kadın pilotlarımız bile var'' demek zorunda kalmıştı.

İsviçre'nin Thun şehri Güzel Sanatlar Müzesi'nde  uçma sevdalısı Danimarkalı sanatçı Simone Aarberg Kaern'in‚ open sky (Açık Gökyüzü) adlı sergisindeyiz.  Sergi salonunun merkezinde sayılacak  açık-aydınlık alanda,   üç kadın askeri pilotumuzu‚'Top-Gun'' filminden  fırlamışçasına görüntüleyen bir fotoğraf  bütün duvarı kaplıyordu.

Bu pilotlarımız, mağrur bakışlarında ve duruşlarında  kesinlikle işini bilen ve seven insanların özgünlüğü ile poz vermişlerdi. 

Simone Aarberg Kaern çalışmalarında uçma hayalini ve  kadının uçuş dünyasındaki yerini  yıllardır inceliyor. Çalışmalarında fotoğraf , video ve obje sanatını kullanarak,  kadın pilotların durumlarını, uçmanın sosyal, tarihsel ve politik boyutlarıyla birleştirerek işliyor.

Ilk olarak 1995 yılında, II. Dünya savaşına katılmış Amerikan kadın askeri  pilotlarıyla görüşme isteği,  ancak pilotluk brövesi edinmesi koşuluyla kabul ediliyor. Aksi takdirde onları anlamasının mümkün olamayacağı söyleniyor. Simone, pilotluk brövesini alıyor ve

II. Dünya Savaşı'nda ABD adına pilot olarak görev yapan kadınlarla yaptığı röportajları, "Sky Sisters" (Göklerin kızları)  adıyla, kısa bir belgesel film haline getiriyor.  Bu belgesel sayesinde, uçma sevgileri  ayrıntılı olarak işlenen bu kadınların hepsinin, ne yazık ki savaş sonrası  sivil hayata dönmek durumunda kaldıklarını öğreniyoruz.

Simone, 1999-2007 yılları arasında hazırladığı "Sisters of the Red Star " (Kızıl yıldızın kızları)  ile bu kez  de II. Dünya Savaşı'nda Rus Hava  Kuvvetleri'ne hizmet etmiş kadın pilotları, bir çeşit  video kolaj çalışması ile belgesel haline getiriyor. Sanatçı, bu son sergisine,  önceki  çalışmalarının yanına,  Türk,  Afgan  ve İsviçreli kadın pilotlarla yaptığı çalışmaları da ekliyor.

Aslında bu serginin temeli, 2002 yılında Danimarka`da bir gazete haberiyle atılmış. Simone, günlük bir gazetede  Afganistan'ın ilk kadın askeri  pilotu olmak isteyen 17 yaşındaki Farial ile ilgili bir haber okumuş. Ona uçmayı öğretebilme isteğiyle, Kopenhag `dan başlayıp Kabil`de bitecek olan yolculuğun haritasını da böylece çıkartmış. Eşini motive edip, gerekli izinleri  de aldıktan sonra, 100 gün sürecek bu yolculuğa, 1962 model iki kişilik Piper Colt uçağıyla başlamış. Yolculuk,  zorlu,  tehlikeli ve bir de bürokratik sebeplerle ağır aksak sürse de yılmamış Simone. Uçuş kartları, fotoğraflar ve video kayıtları ile  Farial'a ilişkin  tüm misyonunu görüntülemiş.  "Smiling in a War Zone" (Cephede Tebessüm)   isimli Farial misyonunu konu olan bu belgesel filmi, 2005 yılında  Emmy ödülüne aday  gösterilmiş.

Simone,  başka kısa filmlerle bu misyon baglamında yaşadıklarını da görüntülemiş. Hatta Taliban rejiminin kültür mirasi katliamına da duyarsiz kalmamis ve  döneme ait belgeleri, fotograflari,  Farial ile ilgili bölüme eklemiş.

Ucuşun önemli duraklarından  biri de bizim kadın pilotlarımızla karşılaştığı Konya 3. Ana Jet Üssü olmuş. Simone, burada "Freedom flighters " (özgürlüge uçanlar) ekibinden Aylin ve Saniye adlı pilotlarla özel izin alarak görüşmüş; Hem uçuş esnasında,  hem de özel yaşamlarında onları görüntülemiş. Klişe olsa bile, onların mutfakta bulaşık yıkarkenki halleri ile bir 'Top-Gun'' yıldızı gibi olan ulasılmaz duruşlarını yan yana sergilemiş.  Simone serginin bu bölümünde  herşeyi ona borçlu olduğumuz Atatürk`ün  büstünün  orada olması gerektiğini çok iyi kavramış ve Bern Büyükelçiliği'nden  O'nun büstünü temin ederek en güzel köşeye yerleştirmiş.

Bu sergi vesilesiyle, İsviçre `de henüz bir kadın jet pilotu olmadiğından ve  ancak 1995 yılından itibaren, savaşa katılma durumları olmayan,  daha çok ulaşımı sağlamakla  görevlendirilen kadın helikopter pilotları bulunduğundan haberdar oluyoruz.

Danimarkalı belgeselci,  Türkiye'den sonra nihayet Kabil'e ve Farial'e ulaştığında, ayrıca Afganlı ikiz kadın helikopter pilotlarının varlığından haberdar olur. Böylece, Lipoma ve Latifa adlı Afganlı ikiz kızkardeşlerin,   MI-17 helikopter pilotuyken, Taliban rejimi ile birlikte  ülkeden kaçmak ve 7 yıl süreyle ülke dışında yaşamak zorunda kalmalarının öyküsü de girer belgesele.

Misyon,  sonunda  Farial`in  kocaman gülen gözleri ile sona erer.

Sergiyi gururla gezdim, Ata'nın şu sözlerini orada saygıyla hatırladım:

" Bir toplum, bir millet erkek  ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!"

Doc. Dr. B. Nazan Aslan Walpoth

nazan....@insel.ch

NOT: Redakte eden sayın Asiye Bendon`a çok teşekkür ederim.

image0023.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages