
Nihal Bengisu Karaca* : İran, BAE’yi
vurduğunda, teknik olarak bir Arap ülkesini mi vurmuş
oluyor ???
* Malesef aktaran kişi yanlış, söylenen doğru
Filistinli El-Cezire televizyon programcısı merhum gazeteci
Cemal Rayyan’ın (1953-2026), 2021’de aktardığı bir istihbarat
raporunun özeti bunu açıklıyor.
“Kimsenin bilmediği
‘BAE’nin sırrı”
(Gazeteci Cemal Reyyan)
***
Yüzölçümü 75 bin km²’yi geçmeyen, yerli nüfusu 800 bini bile
bulmayan küçük bir ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin
nasıl bu kadar hızlı bir kalkınma yaşadığı kimse tarafından
bilinmiyor.
BAE’nin siyasi bir geçmişi, kurtuluş hareketleri, kültürel ya
da düşünsel kurumları yoktur.
Acaba Şeyh Zayed ona “Yasin Suresi” mi üfledi de bir gecede
imar ve kalkınma ile gelişmiş, Batı Asya’nın en hızlı büyüyen
ekonomilerinden biri mi oldu?
Gerçek şu ki: “BAE projesinin” arkasında Yahudiler vardır.
Batı’daki zengin Yahudiler, Orta Doğu’da ticaret ve finansı
yönetecek, “ana devletle” doğrudan ilişki kurmadan çıkarlarını
koruyacak bir yerleşim kurmayı düşündüler.
1971’de, yani kuruluş yılında, Batı Emirlikleri önce altıya
sonra yedi emirliğe böldü. Her birinin emiri, ordusu, polisi
ve güvenlik yapısı vardır.
Abu Dabi ise toplam alanın dörtte üçünden fazlasını kapsar.
Böylece güçlü bir devlet çekirdeği oluşmasının önüne geçildi.
Resmî rakamlara göre yerli nüfus 750 bin olsa bile, 200 farklı
milletten yaklaşık 9 milyon yabancıyla kıyaslandığında bu ne
ifade eder?
Tüm yerli halk istihbarat ve ordu olsa bile ülkelerini
koruyamazlar.
BAE’ye girdiğinizde kendinizi Avrupa ya da gelişmiş Asya
ülkelerinden birinde gibi hissedersiniz: düzen,
profesyonellik, temizlik ve disiplin vardır.
Ancak “yerli vatandaş” bulmak zordur; havaalanından konuta
kadar her şey yabancıların elindedir.
Havalimanları ve limanlardaki yoğunluk insanı hayrete düşürür.
Bu kadar karmaşık bir sistemi, düşünce ve vizyon olarak basit
bir “Emirati”nin yönetmesi mümkün müdür?
BAE, özellikle Abu Dabi, dünyadaki en yüksek milyoner
oranlarından birine sahiptir; yaklaşık 75 bin milyoner vardır
ve bunların büyük kısmı Yahudi zenginlerdir.
Bu da büyük bir finansal birikim için güvenli bir ortam
oluşturur.
Bu nedenle Muhammed bin Zayed’i İsrail’e yönlendiren kişinin
Yahudi milyarder Haim Saban olması şaşırtıcı değildir.
BAE sadece gökdelenler ve ticaret değildir;
“ümmete karşı bir komplo yerleşimidir.”
Soru:
BAE neden dünyada en çok silah harcayan ülkelerden
biridir?
Ordusu nerede? Hangi sınırları savunuyor?
Cevap:
Bu silahlar bölge ülkelerine karşı kullanılıyor; BAE’nin
ekonomik, siyasi veya güvenlik olarak müdahil olmadığı
neredeyse hiçbir ülke yoktur.
Bir diğer soru:
Al Zayed ailesi tüm bu karmaşık işleri yönetecek kapasiteye
sahip mi?
Neden büyük sermaye sahipleri BAE’yi doğrudan yönetmiyor?
Bu sorunun cevabını Henry Ford’un 1921 tarihli “Uluslararası
Yahudi” kitabı verir:
“Yahudiler dünyayı arkadan yönetmeyi tercih eder.”
Başka bir soru:
Neden yatırım için İsrail değil de BAE seçildi?
Cevap:
İsrail askeri bir cephedir, sürekli tehdit altındadır,
ticari olarak bölgede kabul görmez ve istikrarsızdır.
Sonuç: “BAE, 1971’den beri bir İsrail yerleşimidir.”