DEVRİMCİ SOL ÖRGÜTÜ
Devrimci Sol'u, KISACA araştırdığımızda, gördüğümüz odur ki; 16 Haziran 1965 tarihinde, Ankara ve İstanbul'da sol ideolojideki devrimci düşünce sahipleri, komünist kafalı, vatan haini ve Cumhuriyet düşmanı ''Yükseköğretim Gençliği'' içindeki bir kesim talebeler bir çatı altında; ''FİKİR VE SANAT KLÜPLERİ'' adında kulüpler oluşturup, bu kulüpleri 17 Aralık 1965 tarihinde birleştirip, ''FİKİR KLÜPLERİ FEDERASYONU'' nu kurdular.
Daha sonra topladıkları kurultaylarında tüzük değişikliği yaparak, 10 EKİM 1969 tarihinde ''DEV-GENÇ'' adını verdikleri yeni bir topluluk meydana getirdiler.
Bu topluluğun ilk başkanı, Atilla SARP isimli bir kişi idi.
Topluluğun amacının; ''Emperyalizm ve feodal yapı kalıntısı olarak gördükleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı, milli ve demokratik mücadelesinde sosyalist gençliğin düşünce ve eylemlerinin genişletilmesi'' olarak belirlendiğini görüyoruz.
''DEV-GENÇ'', 18 Ekim 1970 tarihinde yapılan kurultaylarında; Devrimin yapılış şekli, metodu konusunda Mahir ÇAYAN, Yusuf KÜPELİ, Münir Ramazan AKTOLGA'dan oluşturdukları bir merkezi komite kurdular.
Bu Komite'nin de; ''TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ'' (THKP) adlı bir yan örgüt kurduklarını gözlüyoruz.
Bu örgütün, ''Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'' (PASS) metodunu benimsediğini; ayrıca bu Örgüt eylemlerini gerçekleştirmek için de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi adıyla hareket ortamına girdiğini görüyoruz.
Eylemlerini sürekli yoğunlaştıran THP/C önder kadrosundaki militanlar; güvenlik güçlerinle girdikleri silahlı çatışmalar sonunda bir kısmı ölü ele geçirilmeleri, bir kısmı da bu çatışmalarda yakalanmaları sonucu güçlerini tam kaybettikleri söylenirken, 1803 sayılı af kanunundan yararlanarak cezaevinden çıktılar.
Bu nedenle yeniden toparlanıp, eylemlerini gerçekleştirmeye başladılar.
Ne var ki, 1976 yılı sonlarında kendi aralarında fikir ayrılığı nedeniyle çıkan anlaşmazlık sonunda;
- Ankara Grubu (Devrimci Yol) ''DEVYOL'',
- İstanbul Grubu (Devrimci Sol) ''DEV-SOL'' adıyla ikiye ayrıldılar.
THKP/C-DEV-SOL, ilk merkez komitesi toplantısını 13.12.1978 tarihinde oluşturdu.
Dursun KARATAŞ- Paşa GÜVEN-Hüseyin SOLGUN yönetimi üstlendiler.
Şiddet yanlısı olarak kurulan bu bölücü örgüt, Türkiye'yi altı bölgeye ayırdı:
- Ankara
- Ege
- Akdeniz
- Karadeniz
- Doğu Anadolu
Bu bölgeler içindeki illere sorumlular atamayı da kararlaştırdı ve atadı.
Ayrıca ''Faşist Teröre'' karşı, silahlı mücadele ekipleri de oluşturdular.
Faşist Terör dedikleri, tabii ki Devletimizi yönetenler oluyordu.
Bu caniler şebekesi elemanları bir çok görevliyi, örneğin; 10.07.1980 tarihinde Eski Başbakanlardan Nihat ERİM ve koruma görevlisi Polis Memuru Ali KARTAL, İstanbul Emniyet Müdür Yrd. Mahmut DİKER, koruma polisi Turgut ERGÜVEN başta olmak üzere bir çok görevliyi, görev yapanları şehit ettiler.
1980 Askeri Harekatı yapıldığı sırada, bu caniler ve katil sürüsünün; 240 sivil, 35 emniyet mensubu ve 23 askeri şehit ettikleri tespit olundu.
1980 Askeri Harekatı'nda bu örgütün başında bulunanlar ile tümüne yakın militan kadrosu; yapılan müsademe sonunda bir kısmı ölü, bir kısmı da yaralı ve diri ele geçirildiler.
Yakalananlar arasında; Dursun KARATAŞ, İbrahim BİNGÖL, Bedri YAĞA, Mürsel GÖLELİ, Sinan KUKUL, Ali KIRLANGIÇLI, Aslan Tayfun ÖZKÖK, Lütfü TOPAL gibileri sayabiliriz.
İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'nde muhakeme edilip, mahkum edildiler.
Cezaevlerinde bulundukları sırada, çalışmalarını da; Merkez Komitesi olarak DEV-GENÇ, LİSELİ DEV-GENÇ, DEVRİMCİ SOL GÜÇLER, DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ, SİLAHLI DEVRİMCİ BİRLİKLER, SDP gibi gruplar oluşturulması yolunda kararlar aldıkları öğrenildi.
Ama muhakeme sırasında, başta Dursun KARATAŞ olmak üzere lider kadrosunda bulunanlar firar etmeyi başardılar.
Firar sonrası yeniden eylemlere girişen yasadışı terör örgütü Lider kadrosu mensubu;
1- Dursun KARATAŞ,
2- Bedri YAĞAN,
3- Sinan KUKUL,
4- İbrahim ERDOĞAN,
5- Aslan Tayfun ÖZKÖK,
6- Aslan Şener YILDIRIM,
7- Nuri ERYÜKSEL,
8- Tuğrul ÖZBEK,
9- Sabri TEMEL,
10- Şaban ŞEN,
11- Alişan YALÇIN,
12- Mürsel GÖLELİ,
13- Bülent PAK,
14- Haydar ÖZTÜRK,
15- Ali Osman KÖSE,
16- Mehmet DOĞAN;
17- Recai DİNCEL,
18- İbrahim BİNGÖL,
19- Mustafa ATALAY,
20- Mehmet ÜNAL,
21- Tuncel BAĞDATLIOĞLU,
22- Yalçın DEMİRKAYA,
23- Ali Fadıl CELEPSOY,
24- Vehbi ERSAN,
25- Baki ALTIN,
26- Hüseyin SOLGUN,
27- Harun KARTAL,
28- Sadettin GÜVEN,
29- Mehmet KILIÇ,
30- Ahmet Fadıl ÖZDEMİR,
31- Fevzi IŞIK,
32- Niyazi AYDIN,
33- Faruk EREREN,
34- Suavi ÜRKMEZER,
35- Zeynel POLAT,
36- İlker ALCAN,
37- Avni TURAN,
38- Yadigar ADIGÜZEL,
39- Mesut DEMİREL,
40- Semih GENÇ,
41- Kadir GÜNAYDIN,
42- Mete Nezihi ALTINAY,
43- Hıdır SİSLİGÜN,
44- Cafer SOLGUN,
45- Ahmet ÇELİK,
46- Hacı ELİAÇIK,
47- Hasan ELİUYGUN,
48- M. Murat SÖZERİ,
49- Ertuğrul MAVİOĞLU
Kişinin imzasıyla duruşma sırasında yaptıkları ve iki cilt halinde yayına da koydukları savunmalarında (İstanbul DGM'since 5.9.1989 gün ve 1989/264 sayılı karar ile toplanmasına karar verildi) bir çok görevli asker ve sivili de hedef göstermeyi ihmal etmediler.
Gösterdikleri hedefleri şehit etmeye de koyuldular.
Örneğin, Ankara'da İbrahim BİNGÖL'ün başını çektiği bir grup; Kor. Gnr. Hulusi SAYIN, Selami SELEN, Dr. Musa DUMAN ve daha bir çok görevliyi katlettiler; General-Asker-Sivil Görevli demeden ulaşabildikleri hedefleri şehit ettiler.
Yakalanan İbrahim BİNGÖL ve Lütfü TOPAL; bir fırsatı kollayıp, Ankara Cezaevi'nden yeniden kaçmayı başardılar.
Lütfü yakalanmasına rağmen, İbrahim BİNGÖL ve İstanbul'dan firar eden Dursun KARATAŞ halen firardalar.
Firar sonrası, cezaevine girmeden önceki örgüt içersindeki yerlerini alarak; yasal yolları son çizgisine kadar kullanarak birçok dergiyi yayına koydukları gibi, sendika ve öğrenci derneklerini oluşturdukları kadrolar ile ele geçirme çalışmalarına başlamışlardır.
Bundan sonra pratikte denenmiş ve de deşifre olmamış elemanları ile eylemlere girişmişlerdir.
Yasadışı tüm örgütlerde olduğu gibi, THKP/C-DEVSOL terör örgütünün en üst organı; GENEL KOMİTE'dir.
Bu komitenin üyeleri, merkez komitesinin üyelerinden bir kısmı olduğu da bilinmektedir.
Bunun dışında oluşturulan komitenin yan kuruluşları da, sorumlular ve kuryeler aracılığıyla merkez komitesine irtibatlıdırlar.
Merkez komite emir ve talimatlarıyla hareket ederler.
Gene öğrenildiği kadarıyla, son zamanlarda ''SDB'' bağımsız çalışma alanı oluşturmaya çalışmaktadır.
DSÖ'nün lider kadrosunda görev alan kişilerden bir kesimi ölü ele geçirilmiştir.
Örneğin; Bedri YAĞAN, Sinan KUKUL, A. Ercüment Fazıl ÖZDEMİR, Sabahat KARATAŞ (ECEMİŞ) gibi...
Örgütün yurtdışı sorumlusu olan Paşa GÜVEN, örgüt içi bir anlaşmazlık sonu Fransa'da örgüt tarafından katledilerek, yerine Çelik MARKOÇ görevlendirilmiştir.
Örgüt; ML teoriyi benimseyerek eylemlerini bu yolda yapmakta oldukları da ayrıca bilinmektedir.
1971 yılları içinde yapılan bir soruşturma sırasında, THKP/C mensubu GEZMİŞ ve arkadaşları ifadelerinde; açık açık ''Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu; bugün Türkiye'de emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veren ve Ülkenin bağımsızlığını, ancak silah zoruyla sağlanacağına inanan ve bu yolda mücadele yapan bir örgüt'' olduğunu söylemişlerdir.
Bu sol örgüte üye alımı, diğer örgütlerden farklı değildir.
Örgüt üyesi olacakların da; genelde Devrimci Sol Düşünce'yi benimsemiş ve bu düşüncenin gerektirdiği çalışmaları yapabilme uğraşı içinde görülmüş, örgütün merkez disiplinine ve kurallarına uymuş olan kişilerden seçildiği de bilinmelidir.
Ayrıca, 3 örgüt üyesinin de referans vermesi gereklidir.
Bir üçüncü şart ise, örgütün hazırladığı ve 23 soruya verdiği olumlu ve doğru cevaplarda örgüte alınmasında zararlı olmayacak ve de faydalı olacak kişiliği taşıması gereklidir.
Örgütün amaç ve stratejisi; Türkiye'de Anayasal düzeni parti önderliğinde (THKP/C) Silahlı Halk Ayaklanması ile yıkarak, yerine MARXİST-LENİNİST ilkelere dayalı SOSYALİST bir düzen kurmaktır.
Örgüt bu düzeni geliştirmek için; PKK, TKP/ML, TİKKO, PARTİZAN sol örgütler ile de sürekli temasını sürdürmektedir.
Eğitim merkezi olarak da; PKK'dan devraldığı ''Şehit Ahmet Kampı''nda, ayrıca Doğu, Güneydoğu bölgeleri ile Karadeniz ve Ege Bölgeleri kırsal alanlarında militanlarını askeri eğitime tabi tuttukları gözlenmiştir.
Örgütün yurtiçi ve dışı eylemlerini 1987 yılından itibaren yoğunlaştırdığı söylenebilir.
Propagandasını, örgüt genelde silahlı eylemleriyle duyurmaktadır.
Yurtdışında; Hollanda, Fransa, Yunanistan, Belçika, Lüksemburg, İsveç, İsviçre, Libya ve Federal Almanya'da birçok eylem gerçekleştirdiği de öğrenilmiştir.
Silahlı eylem dışında örgütün, yine yurtiçi ve dışı çıkardığı dergiler ile propaganda yapma imkanlarına ulaştığını söyleyebiliriz.
Örgütün 1990, 1991, 1992 yıllarında, Devrimci Sol'un kamuoyunda yankılar uyandıracak şekilde; önce İstanbul, daha sonraları Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve Kocaeli illerinde gerçekleştirdikleri eylemleri sonunda Devlet Güçleri'nin operasyonlarıyla belli bir kaos ortamına girdiği öğrenilmiştir.
Diğer taraftan, 1992 yılı içinde muhtelif tarihlerde Güvenlik Güçleri'nin Malatya, Ordu, Sivas, Tunceli, Elazığ ve Denizli bölgelerinde yaptığı operasyonlarda; DHP/C'nın gerilla mücadelesine hazır olamadığı gibi kırsalda hiçbir bölgede halk ile iletişim kuramadığı, barınma ve saklanma ortamı bulamadığı, sadece merkezin baskısı ve zorlaması ile kırsal alan çalışmalarını yürütmeye çalıştığı, örgütten sapmalar ve de kopmalar olduğu saptanmıştır.
Gerek büyük Kent, gerek kırsal alanda güvenlik güçlerinin aralıksız gerçekleştirdiği takipler; Devrimci Sol'u yıprattığı için Eylül 1992'de örgüt içinde Bedri YAĞAN'ın önderliğinde bir darbeciler grubu oluştuğu ve bu darbeciler grubunca da Dursun KARATAŞ liderliğindeki Önderlik Grubu arasında çıkan anlaşmazlıkta, Önderlik Grubu'nun sonuçta liderliği elinde tutmaya muvaffak olduğu öğrenilmiştir.
Geçen zaman içinde de darbeciler grubu, örgüt tabanında da ele geçirme başarısını yitirdikleri için mücadeleyi de bırakmışlardır.
Ancak darbeciler grubunun Eylül 1992'deki darbe sırasında Bekaa Vadi Kampı'nı ele geçirip, militan yetiştirme gayretinde oldukları haberleri alınmıştır.
Daha sonraları, 1993 yılı sonbaharında etkisiz hale düşürülen darbeciler grubunun örgüt içindeki ağırlığı yok edildi.
Operasyonlar sonucu da militan kadrosunun önemli şekilde etkisiz hale gelmesiyle örgüt silahlı eylemlerden bir süre vazgeçip, kırsal alanda (Ordu-Sivas-Tokat-Tunceli-Elazığ ve Malatya) Kır SDB'lerini aktif hale getirme çabalarına hız vermiş olduğu gözlenmiştir.
Ne var ki bu arada 1994 Mart ayında ve takipeden aylarda, militanlar operasyonlar sonucu deşifre edilip ele geçirilince; daha sonra örgütün Tunceli ve Sivas illeri kırsalında da lojistik destek veremediği militanları, eylemlerden vazgeçirdiği görülmektedir.
İşin ciddiyetini anlayan lider kadrosu, 30 Mart - 9 Mayıs 1994 tarihleri arasında da Suriye'de bir kongre tertip etme mecburiyetini hissetmiştir.
Bu kongrede de DHKP/Devrimci Halk Kurtuluş Partisi; DHKC/Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi gibi iki faaliyet içine girmeye yönelen ''Devrimci Sol'' yerine, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C) adının kullanılmasına karar vermiştir.
Bu atılım içinde dahi kendini kamuoyuna duyuramayacağını anlayan örgüt, 29.09.1994 tarihinde Adalet eski Bakanı Mehmet Topaç'a suikast düzenleyerek kendini duyurma fırsatı yarattığı söylense de, eylemi gerçekleştiren militanlar çok kısa bir süre içinde canlı olarak yakalanmaktan kendilerini kurtaramamışlardır.
Bu tetikçiler, açılan dava sonunda Ankara DGM'since idama mahkum edilmişlerdir.
Çok acıdır, ama bu kişilerin idamlarının infazı TBMM'de bekletilmektedir.
Bu eylemden sonra adı Kır SDB (Silahlı Devrim Birlikleri) olan bu teşkilatın adı, SPB (Silahlı Propaganda Birlikleri) olarak değiştirilmiştir.
2000 yılı başlarında edinilen duyuma göre de bu birlikler faaliyetlerini durdurma kararlılığı içine girmişlerdir.
Bu duruma, belki de bir blöf durumudur da denilebilir.
1954 yılından itibaren; Kırsal alanda (merkez Tunceli olarak) Malatya-Elazığ-Tunceli kırsalında silahlı tatbikat içinde oldukları, 12-15 militandan kurulu ''müfrezeler'' halinde çalışmalar yaptıkları, ama gene de kırsala aşılamadıkları haberleri de yaygın haldedir.
DHKP/C örgütü, SPB ile ilgili olarak 1994 ilk baharında yaptığı 1. kongrede; gerilla tarzını, propaganda birliklerinin işleyişini, işleyiş kurallarını, askeri komite kadrolarını sorumluluklarını, bölge komutanlarını, savaşçılarını görevlerini, ve daha önemlisi Silahlı Propaganda Birlikleri Andını, yapılacak andın yakın ve uzun vadede amacının SPB'nin harekat tarzını tam olmasa da belirlediği, korsan görüşme 1-2 tarzlarını saptadığı gözlenmiştir.
--
Bizler;
''Gözünde Vatanını,
Gönlünde ATATÜRK ilke ve İnkılaplarını tutabilen,
Vicdanında dinini saklayabilen
Milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız..''
Nusret DEMİRAL
--
''Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev, HAYAT'tır!''
Nusret DEMİRAL