DIŞ POLİTİKA DOSYASI /// Armağan Kuloğlu : ABD-İRAN GÖRÜŞMELERİ BIÇAK SIRTINDA

1 view
Skip to first unread message

Digi Security (İŞNET)

unread,
Jul 29, 2026, 1:23:01 PM (9 days ago) Jul 29
to (122) - ATATÜRK MİLLİYETÇİLERİ, (122) - ÖZEL BÜRO (TÜRK BASINI İLETİŞİM LİSTESİ), (122) - TURAN ÇATLI MAIL GRUBU, (122) - TÜRK VE İSLAM ALEMİNİN LİDERİ TÜRKİYE, (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (ÖZEL BÜRO), (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK SİYASET VE GÜVENLİK AKADEMİSİ), (122) ÖZEL BÜRO MAIL GRUBU (TÜRK STRATEJİ KURUMU), (122) TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAIL GRUBU (122) TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAIL GRUBU

Armağan Kuloğlu : ABD-İRAN GÖRÜŞMELERİ BIÇAK SIRTINDA
 
E-POSTA : oaku...@gmail.com

Yeniçağ Gazetesi, 31 Temmuz 2026

***

ABD ve İsrail’in müştereken yaptıkları operasyonlarla başlayan ABD-İran savaşı, dört aya yakın bir süredir devam etmektedir.

Savaş, bir müddet için sağlanan ateşkesle durmuş, müzakereler sonucunda sağlanan mutabakata İran’ın uymadığı iddiasıyla ABD tarafından yeniden başlatılmıştır.

Son iki hafta boyunca her gün ABD ordusunca yapılan ve İran tarafından da karşılığı verilen ABD operasyonlarının, bir hafta önce Trump’ın saldırı düzenlenmemesi yönünde verdiği iddia edilen talimata istinaden durdurulduğu izlenmiştir. Saldırıların devam edip etmeyeceği henüz netlik kazanmamıştır.

Saldırıların askıya alınmasının sebepleri 

Kararın, ABD’nin azalan füze stokları, enerji piyasalarında yeni kriz endişeleri ve bölgesel risklerin bulunduğu gerekçeleriyle alındığı iddia edilmektedir.

Füze stoklarının kritikliği: Kararda, ABD Genelkurmay Başkanı’nın, saldırıların devam etmesi halinde bölgedeki Amerikan üslerini koruyacak önleyici mühimmatın azaldığı, stoklarının kritik seviyeye düştüğü uyarısının etkili olduğu söylenmektedir.

Enerji ve kriz endişesi: Savaşın genişlemesi halinde Körfez ülkeleriyle ilişkilerin zarar görebileceği, enerji piyasasında yeni krizler olabileceği ve mülteci sorunu yaşanabileceği yönündeki endişelerin de karara etki ettiği ifade edilmektedir.

Müzakere süreci öne çıkıyor: Trump'ın damadı başta, bazı danışmanlarının, Tahran üzerindeki ekonomik baskının sürdürülmesi ve diplomatik müzakerelere yeniden fırsat verilmesini savunmasının, bu arada Umman ile İran’ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik yeni bir mekanizma oluşturulması amacıyla görüşmeler yapmasının ABD’nin saldırıları durdurmasında etkisinin olduğu belirtilmektedir.

Diğer taraftan da bir ABD’li yetkilisi de Washington yönetiminde şiddetini artıran bir askerî harekatın İran’ı müzakere masasına oturmaya zorlayacağı konusunda şüpheler olduğu, ayrıca düzenlenen saldırıların İran’ı dış tehditlere karşı birleştirdiği ve kenetlenmesini sağladığı yönünde bir kanaat oluştuğunu da söylemiştir.

Saldırıların durması geçici mi? 

CENTCOM, hava saldırılarında geçici bir duraklama yaşansa da ABD'nin İran üzerindeki askeri baskısının sürdüğünü ve İran'a yönelik deniz ablukasının devam ettiğini açıklamıştır. 

İran ise ABD’nin askeri sıkışmışlık nedeniyle bir çıkış yolu arayışında olduğunu, operasyonların durması ve görüşmelere devam edilmesinin İsrail’in tutumuna da bağlı olduğunu düşünmekte, bu nedenle mevcut duruma ihtiyatla yaklaşmaktadır.

ABD'nin bir süredir İran'a hava saldırısı düzenlememesi, Washington'ın askeri baskıyı tamamen sona erdirdiği anlamına gelemeyeceği de düşünülmelidir.

Bu tür operasyonel duraklamaların, diplomatik temaslara alan açmak, karşı tarafın tepkisini ölçmek, kuvvetleri yeniden konuşlandırmak veya bir sonraki aşama için hazırlık yapmak amacıyla da kullanılabileceği hesaplanmalıdır. 

Ancak vekil güçler üzerinden kısmi çatışmaların devam etmesi, kalıcı bir ateşkesten çok, tarafların hem sahadaki hem de müzakere masasındaki seçeneklerini değerlendirmek için çatışmalı bir bekleme süreci olarak görülebilir. 

ABD’nin İran’a yönelik hava bombardımanlarının durdurmasının ardından Tahran yönetimi de misilleme saldırılarını askıya aldığını duyurmuştur. Ancak taraflar teyakkuzda olup, her ihtimal dikkate alınmalıdır. 

Nitekim ABD'nin BM Daimi Temsilcisi, bir taraftan görüşmelerin sürdüğünü söylerken, diğer taraftan da tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulamıştır.

Savaşta yeni cepheler 

Bir tarafta geçici de olsa bir ateşkes ve görüşme sürecinin yapıldığı konuşulurken, diğer taraftan, Yemen'deki İran destekli Husiler ile ABD'nin bölgesel müttefiki Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar yeniden alevlenmiştir. Husiler S.Arabistan'a deniz ablukası ilan etmesi üzerine S.Arabistan da Husilerin kontrolündeki Hudeyde kentine hava saldırıları düzenlemiştir. Husiler de buna misillemede bulunmuş, S,Arabistan devlet petrol şirketi Aramco'ya ait tesisleri hedef almıştır. 

Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan Babülmendep Boğazı'nın Husiler tarafından kapatılması ihtimali, bölgedeki gerilimi arttırma endişesi yaratmıştır. Babülmendep’e ilaveten Hürmüz Boğazı'nın da aynı anda ulaşıma kapanmasının, küresel enerji ve tedarik zincirlerinde ciddi krizlere yol açabileceği değerlendirilmiştir. 

İran bu gelişme üzerine, Washington’dan gelebilecek yeni bir hamlenin savaşın coğrafi kapsamını tamamen genişletebileceği uyarısında bulunmuştur. Bunun devam etmekte olan görüşme sürecini de etkileyebileceğine dikkat çekilmektedir.

Ayrıca ABD ve S.Arabistan’ın Irak’taki İran destekli gruplara saldırı düzenlemesi, İran’ın da bunun üzerine Körfez ülkelerine yönelik füze saldırılarında bulunması, çatışmaların ABD-İran arasında doğrudan değil, vekil güçler üzerinden sürdürüleceğini, bunun ana görüşmeleri etkileyebileceği, fakat durmasına da neden olmayacağı değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan da Hazar Denizi'nde bir İran gemisine düzenlenen uzun menzilli saldırının Ukrayna tarafından yapıldığının açıklanması, savaşın sadece Orta Doğu'da değil, Rusya-Ukrayna savaşıyla iç içe geçme endişesini de beraberinde getirmiştir.

Bu gelişmenin sadece İran ile Ukrayna arasındaki tansiyonu arttırmakla kalmayabileceği, Rusya'nın güvenlik alanı olarak gördüğü Hazar Denizi'ni de doğrudan savaş alanı haline getirebileceği, fakat mevcut durum itibariyle bu alanın kalıcı bir 'yeni cephe' hâline gelebileceğini söylemenin de henüz erken olduğu söylenebilir.

***

-Görüşmelerin bıçak sırtında ilerlediği, İran Rejim Muhafızlarının dik duruşta ısrar etmelerinin mümkün olabileceği, savaşın devamından yana olan İsrail Başbakanı ve aşırı sağcılar ile İran’daki ayrılıkçı güçlerin her an için provakatif girişimler yapabilecekleri, ABD’nin de müzakerelerde baskı oluşturmak için tehdit edici beyanlarda bulunabileceği ve karşılık verilmesi tereddüt yaratacak küçük çaplı operasyonlara da başvurabileceği beklenmelidir. Zaten geçen gün gerçekleştiği gibi vekil güçler ve körfez ülkeleri üzerinden düşük yoğunluklu bir çatışma ortamı olduğu da görülmektedir.

-Türkiye’nin özellikle Rusya-Ukrayna savaşında takip ettiği politikanın olumlu sonuçlarını gördüğü, ancak Rusya’ya uygulanan yaptırımlara fazla uyum göstermemesinin de batı tarafından zaman zaman tenkit edildiği, fakat Türkiye’nin bunu dengelemesinin isabetli olduğu, bu tutumunu devam ettirmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

-Ancak Türkiye’nin, Karadeniz’de kendisini etkileyen, genellikle Ukrayna’nın, nadiren de Rusya’nın bilerek veya bilmeyerek gerçekleştirdiği veya sebep olduğu saldırı veya kazalara ilişkin, gerginliğe sebep olmamak için takındığı yumuşak tavrın, olayların tekrarına cesaret verdiği dikkate alınmalıdır. Devamını önlemek için durumu gözden geçirmesinde fayda görülmektedir.

-Türkiye, İran savaşında daha önceki mutabakatın sağlanmasına katkıda bulunduğu gibi, bundan sonraki tutumunda da NATO Zirvesinde gördüğü itibarın cazibesine kapılmadan, İran’la olan ilişkilerimizin bozulmamasına özen göstermeye devam etmesinin çıkarımıza olduğunu düşünmeli, devam eden övgülere ve vaatlere fazla güvenilmesinin sıkıntı yarattığı/yaratacağını da hesaba katarak adım atmalıdır. 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages