SİNAN İPEKGüncelleme 02/10/2020
Osmanlı Devletinde geometri dersine giren öğrenciler aşağıdaki cümleler duyuyorlardı.
Bir mustatîlin mesâha-i sathiyyesi ufkî kaaidesi ile şâkulî dılısının darpıdır.
Osmanlıca olan bu ifadenin Türkçeye çevirisi: Bir dikdörtgenin alanı eni ile boyunun çarpımıdır.
Ya şuna ne dersiniz? Bir müselles-i mütesâviyü’ssâkeynin kaaide-i zaviyeleri müsavidir.
Çevirisi: Bir ikizkenar üçgenin taban açıları eşittir.
Matematik derslerinde kullanılan birçok terim Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkçeleştirilmiştir. Bunlara örnek olarak artı eksi çarpı bölü üçgen çokgen koşut gibi sözcükleri gösterebiliriz. Söz konusu sözcükler Atatürk’ün yazdığı “Geometri” adlı kitapta tanımlanmıştır. Esasında bu kitap bir Matematik kitabı olmaktan çok bir “terimler sözlüğü”dür.
Girişimin başarısı malumdur. Bugün bu sözcükleri ne kadar çok kullandığımızı düşününce bu çalışmasından dolayı kendimizi M. Kemal’e teşekkür etmeye zorunlu hissediyoruz.
Özellikle de bir Matematik öğretmeni olarak bu sözcüklerin işimizi ne kadar kolaylaştırdığına birinci elden tanıklık etmekteyim. Başka konuları bir yana bırakalım sırf Türk diline ve Türk eğitim sistemine yaptığı katkılardan dolayı bu insan saygıyla anılmayı hak etmektedir.
Eskiden bu sözcüklerin Arapçası kullanılmaktaydı ve bu da zaten öğrencilerin zorlandığı bir ders olan matematiği gereksiz derecede karmaşık hale getirmekteydi. Bu sözcükler yerine kullanılan eski sözcüklere baktığımızda durumu daha iyi anlarız.
Aşağıdaki liste biraz uzun ama sonuna kadar okumanızı öneririm. Böylece terimlerin Türkçeleştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış oluruz.
mustatîl / dikdörtgen
murabba / kare
müselles / üçgen
taksim / bölme
çıkarma / tarh
aşar aşari / ondalık
Bu’ud / boyut
kaaide / taban
seviye / düzey
mekan / uzay
ufkî / yatay
mukavves / eğri
satıh / yüzey
şâkulî / düşey
hat / çizgi
Kutur / çap
amûd / dikey
faraziye / varsayım
nısf-ı kutur / yarıçap
va’zîyet / konum
mahrut / koni
kavis / yay
müsavi / eşit
muhit-i daire / çember
muhammes / beşgen
müştak / türev
mecmû / toplam
mesâha-i sathiyye / alan
zâviye / açı
nisbet / oran
tenasüb / orantı
re’sen mütekabil zâviyeler / ters açılar
zâviyetân-ı mütevâfıkatân / yöndeş açılar
kaim zaviyeli müselles / dik üçgen
şibh-i münharif / yamuk
müselles-i mütesâviyü’l-adlâ’ / eşkenar üçgen
müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn / ikizkenar üçgen
dılı / kenar
menşur / prizma
hattı mail / eğik
veter / kiriş
re’s / köşe
zaviyei hadde / dar açı
hattı munassıf / açıortay
muhit / çevre
koşut muvazi / paralelkenar
bölen / –
çarpan / –
çarpı / –
Bugün bu sözcüklerin eski dildeki karşılığını hiç bir yerde bulamamaktayız; bu da Atatürk tarafından hedefin tam on ikiden vurulduğunu göstermektedir. Terimlerin Türkçe karşılığı öylesine cuk oturmuş halk tarafından öylesine benimsenmiştir ki adeta bu sözcükler zamanın başından beri bizimleymiş gibi hissederiz oysa öyle değildir bu sözcükler bizzat Mustafa Kemal tarafından önerilmiştir.
Yazdığı “Geometri” adlı kitabın bir diğer özelliği de Atatürk’ün kitabını “sözlük” formatında yazmamış olmasıdır. Atatürk terimlerin Arapçasına hiç değinmeden direk olarak Türkçelerini vermekte ve gerekli tanımları yapmaktadır. Konuyu anlatırken oldukça açık ve sade bir yaklaşımı benimsemiştir.
Bir Matematik öğretmeni olarak Matematik dersinde kullandığımız kimi terimlerin hiç Türkçeleştirilmemesinden ya da yanlış Türkçeleştirilmesinden her zaman rahatsızlık duydum. Sözcüklerin yabancı olması kimi zaman işlerimizi gereksiz yere zorlaştırmakta öğrencinin kavramasını geciktirmektedir. Bu terimlerden bazılarının yerine daha pedagojik daha anlamlı olduğunu düşündüğüm bir takım öneriler getirmek istiyorum.
Kere: “Kere” yerine “tane” denmesi özellikle ilköğretimde çok yararlı olacaktır. “Tane” sözcüğü kullanıldığında çarpmanın altındaki sayı sayma mantığı öğrenciler tarafından daha çabuk kavranacaktır. Örneğin: “Dört kere beş yirmidir ” yerine “Dört tane beş yirmidir ” demek pedagojik olarak daha anlamlıdır.
Başka bir örnek verelim. “2x + 3x = 5x” matematiksel cümlesi şöyle okunabilir: “İki tane x ile 3 tane x’in toplamı beş tane x’tir. ” Böylece öğrencilerin harfli ifadeleri daha çabuk kavraması sağlanabilir.
Gerçel Sayı: İlköğretimin çeşitli kademelerinde İngilizce “Real Numbers”ın karşılığı olarak “Gerçel sayılar” denmektedir. Bu terim kafa karışıklığına yol açmaktadır. Bunun yerine “gerçek sayılar” denmesi çok daha faydalı olacaktır. Zaten “Real numbers” ifadesinin Türkçe’ye tam çevirisi “gerçek sayılar”dır. O halde neden “gerçek” yerine “gerçel” diyoruz? “Gerçel” ifadesi “gerçekten türemiş bir şey” gibi anlaşılıyor. Bu da öğrencinin kavramasını güçleştiriyor.
Permutasyon ve Kombinasyon: Bu iki sözcük Türkçe’ye adamakıllı yerleştiğinden yerine başka bir sözcüğü oturtmak zordur. Yine de benim önerim kombinasyon yerine “seçki” ve permutasyon yerine de “dizilim” ya da “sıralı seçki” ifadeleri kullanılmasıdır. Bu iki sözcük Türkçeleşmemekte inat ediyorlar üstelik “kombine atak” ve “kombinezon” gibi bir iki örnek dışında günlük hayatta hiç kullanılmamaktadırlar. n elemanlı bir kümenin r elemanlı alt kümelerinin sayısına matematikte n’nin r’li kombinasyonları deriz. Ancak birçok insan bu tanımdan hiç bir şey anlamayacaktır. Esasında çok basit bir anlamı olmasına rağmen yabancı bir kavrammış gibi algılanmaktadır.
Çok elemanlı bir kümeden yapılan seçimlerin sayısı anlamında kombinasyon yerine “seçki” sözcüğünün kullanılması daha doğrudur. Tıpkı “şiir seçkisi” kullanımında olduğu gibi… Bu kullanım terimin matematiksel anlamına oldukça yakındır ve kanımca kombinasyon sözcüğünü iyi karşılamaktadır.
Örnek verelim: “Bir fabrikaya memur olarak beş kişi alınacaktır. İşe baş vuranların sayısı yirmi olduğuna göre bu seçim kaç farklı şekilde yapılabilir?” sorusunun yanıtı “yirminin beşli seçkilerinin sayısı kadardır ” olur.
Benzer şekilde permütasyon sözcüğü de değiştirilmelidir. Permütasyon sıralı kombinasyon demektir. Yani permutasyon da bir seçkidir ancak sıralıdır. Yani permütasyon aslında bir “dizilim”dir.
Örnek verecek olursak: “Beş kişinin katıldığı bir yarışmada ilk üç kaç farklı şekilde belirlenebilir?” sorusunun yanıtı “Beşin üçlü dizilimlerinin sayısı kadardır” ya da “beşin üçlü sıralı seçkileri kadardır” olabilir.
Karmaşık Sayı: Karmaşık sayı hem yanlış hem de yanıltıcı bir ifadedir. Doğru çeviri “bileşik sayı” olmalıydı. İngilizce “Complex Number” ifadesini “Karmaşık Sayı” diye çevirmek hatalıdır. Üstelik bu ifade konunun öğrenci tarafından olumsuz algılanmasına neden olmaktadır. Ne yazık ki bu yanlış çeviri dilimize yerleşmiş kitaplara da girmiştir. Üstelik “bileşik sayı” ifadesi konu hakkında öğrenciye iyi bir fikir vermektedir. Bileşik birden fazla parçadan oluşan çok parçalı anlamına gelir. Kimyada birden fazla elementten oluşmuş saf maddeye bileşik denmesi gibi… Aynı şekilde Matematikte birden büyük kesirlere “bileşik kesir” diyoruz çünkü bu kesirler bir tam kısım ile bir basit kesrin toplamı yani bileşimidir.
Bileşik sayıların “gerçek” ve “sanal” olmak üzere iki kısmı vardır. Her bileşik sayı kısımlarının toplamıdır. Örneğin: z bir bileşik sayı olsun buna göre z = a + bi biçiminde yazılır. Burada a sayının gerçek kısmı b ise sanal kısmıdır ve z de bu ikisinin bileşimidir.
Fizikte vektörler konusunda toplama anlamında “bileşke” sözcüğü kullanılıyor ve vektörü oluşturan parçalara “bileşenler” deniyor. Her karmaşık sayı da düzlemde bir vektör olarak düşünülebileceğine göre a ve b karmaşık sayının bileşenleridir. Buna göre karmaşık sayıya bileşik sayı denmesi bilimin diğer alanları ile de tutarlıdır.
Vektör: Bu sözcük yerine benim önerim “ok” denmesi. Ok bilindiği gibi en eski Türkçe sözcüklerden biridir hatta Orhun Alfabesinde bir harftir. Ok sözcüğü “yön” ve “doğrultu” kavramlarını doğal olarak içermektedir. O halde vektör yerine ok kullanılması oldukça uygundur.
Richard Feynmann adlı ünlü fizikçi Kuantum Elektrodinamiğini halka anlatmak için yazdığı kitabında (KEDİ: Kuantum Elektrodinamiği) vektör yerine “ok/arrow” sözcüğünü kullanmıştır.
Buna göre örneğin “hız vektörü” yerine “hız oku” ya da “kuvvet vektörü” yerine “kuvvet oku” demeliyiz.
Grafik: Bu sözcüğün yerine “çizim” ya da “resim” kullanılabilir. Burada amaç tamamıyla öğrencilerin konuyu kavramasını kolaylaştırmak olmalıdır. Örnek verelim: “Bu fonksiyonun grafiğini çizelim ” yerine “bu fonksiyonun çizimini yapalım ” ya da “bu fonksiyonun resmini çizelim ” demek çok daha anlaşılır olacaktır.
Determinant: Matematikte bir matrisin ölçüsü olan determinant sözcüğü dilimizde kalan bir başka yabancı sözcüktür ve anlamı “belirteç”tir. O halde biz de bu sözcük yerine belirteç diyebiliriz. Örneğin “A matrisinin determinantı” yerine “A matrisinin belirteci” denebilir.
Diskriminant: Diskiriminant lise sınıflarında ikinci dereceden denklemlerin çözümü sırasında karşımıza çıkan ve Delta harfi ile gösterilen değerdir. Ayraç anlamına gelmektedir. Determinant negatif ise o ikinci dereceden denklemin çözümü yoktur. Bu anlamda “ayraç” sözcüğü kastedilen anlamı karşılamaktadır. Örneğin “bu denklemin diskriminantı negatiftir” demek yerine “bu denklemin ayracı sıfırdan küçüktür” denebilir.
Bunun gibi başka sözcüklerin de Türkçeleştirilmesinde çocuklarımızın eğitimi açısında sonsuz yarar vardır.
Sinan İpek
Matematiksel
Yazar çizer düşünür öğrenir ve öğretmeye çalışır. Temel ilgi alanı Bilimkurgu yazarlığıdır. Bunun dışında Matematik bilim teknoloji Astronomi Fizik Suluboya Resim sanat Edebiyat gibi konulara ilgisi vardır. Ara sıra sentezlediklerini yazı halinde evrene yollar. ODTÜ Matematik Bölümü mezunudur ve aşağıdaki başarılarıyla gurur duyar:TBD Bilimkurgu Öykü yarışmasında iki kez birincilik 2. Engelliler Öykü yarışmasında birincilik Ya Sonra Öykü Yarışması'nda finalist Mimarlık Öyküleri Yarışması'nda finalist 44. Antalya Altın Portakal Belgesel Film Yarışmasında finalist. Ithaki yayınları Pangea serisinin 5. üyesi "Beyin Kırıcı" adlı bir romanı var. https://www.ilknokta.com/sinan-ipek/beyin-kirici.htm
"Ben namussuz bir ateist görmedim, namussuz
dinci gördüm.Türkiye'nin en büyük açığı namuslu adam açığıdır." -Yaşar Nuri Öztürk / Allah İle Aldatmak- Aramızdan ayrılışının 5. Yılında saygı ve özlemle🙏🌹 |
Turuncu
Kutu - Bilim Düşmanlarına Reddiye - Semih DikkatliSoner Yalçın bir kitap yazdı. ‘Kara Kutu’… Her bir satırında, kaynakçasında, dipnotunda yanlış olmayan cümlesi yok gibi… Tarih, tıp, eğitim alanlarında yanlışlar ve hatta Atatürk’ün yol arkadaşları hakkında iftiralarla dolu, modern tıp için “Çağımızın vebası” diyen bir yığından bahsediyoruz. ‘Kara Kutu’daki yanlışları göz önüne sermek ve düzeltmek için onlarca kitap yazmak gerekir. Psikiyatrist Dr. Semih Dikkatli ise kendi uzmanlık alanından sadece ‘antidepresanlar’ hakkında yazılan kırk sayfa ve Atatürk’ün yol arkadaşları hakkında yazılmış on sayfalık bölüm için yüzlerce sayfadan oluşan bir reddiye kaleme aldı. Elinizde tuttuğunuz bu kitap bilim düşmanlığına, Kara Kutu Lobisi’ne, Kelle/ Paça/Herbal Şifa Lobisi’ne, bilim felsefesini reddedenlere karşı bilimsel kaynaklarla, bilimsel kanıtlarla, bilimsel düşünceyle emek verilerek yazılmış cevap niteliğinde bir kaynak kitaptır. Bilimsel verilerle ama herkesin rahatça anlayabileceği bir dil ile yazılmış bu kitabın içinde aynı zamanda “Depresyon Nedir? Sebepleri Nelerdir? Tanı ve Tedavi Süreci Nasıldır? Antidepresanların Kullanım Alanları Hangileridir? Aşı ve İlaç Faz Çalışmaları Nasıl Yapılmaktadır?” sorularına yanıt bulacak ve “Ünlü Okul Katliamları” hakkında ayrıntılı bölümler de okuyacaksınız. ŞİMDİ YÜZLEŞME VAKTİ… PROF. DR. ARİF VERİMLİ |
<<<<<
Arkadaşlar bu kitabimiz tam da
bu doga katliamini anlatiyor.
Kazdaglari, Erzincan Kemah,
Ordu/Fatsa altin madenlerinin yedikleri herzeler
detaylandiriliyor.
Kitap protestolarsa sessiz okuma
eylemlerinde de okunuyor...
|
FETÖ’nün TSK’deki yapılanmasını tek tek isimlerle anlatan efsane kitap 30’ncu baskıda kalmış ve tükenmişti. Mustafa Önsel’in “Ağacın Kurdu TSK’de Şakirtlerin İşgali Fetullahın Askerleri” 31’nci yeni baskısı ile fakat bu sefer genişletilmiş güncellenmiş gözden geçirilmiş olarak ve gizlisiz saklısız açık isimlerle okuyucu ile tekrar buluşuyor. İlk 30 baskı okuyucuyu da şok etkisi yaratmıştı yeni 31’inci baskıyla hayret katlanacak ağızlar açık kalacak… 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan yeni bağlantılar olaylar ve isimler “Yok artık!” dedirtecek… Neler var kitap da… Kimlermiş bakalım “Zındık Komitesi”nin üç reisi? Kitabının Harp Akademisinde zorunlu okutulduğu Fetullahçı Örgütün Aksiyon Dergisinin yazar kadrosundaki Başbakan… Fetullah Gülen’in otomobilinde yakalanan Doktor Üsteğmen 12 Mart 1971 muhtırasının güçlü isimlerinden Orgeneral Faruk Gürler’in nesi oluyor? 12 Eylül öncesi Harbiye’de yaşanan “Devrimci” “Ülkücü” ayrışması… Zaman Gazetesi yazarına Balyoz Davası ile ilgili “Dik durun!” diyen yüksek rütbeli subay… Bektaşi olduğu bilinen/sanılan askerlerin fişlendiği flash belleğe ne yapıldı? Şakirt kime denir? “Artık şakirt olmayan askeri okullara giremez” diyen yüksek rütbeli subay… Harbiye’de korkunç yıllar (2008-2014) işkenceler ölümler intiharlar… Reina saldırısını gerçekleştiren teröristin telefon rehberindeki yüzbaşı… İstihareye yatan kalkışmacı generalin gördüğü rüya… Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı sorgu odasından çıkıp intihar eden subay… “Gay Tayfa” iftiralarıyla başlayan süreç ve Deniz Kuvvetlerine yapılan saldırılar… GATA’da ve Askeri Yargıda Fetullahçı yapılanmanın boyutları… Beyin Cerrahından veteriner olur mu? SAT komando Birliğini lağv etmeye kalkan doktor… Fetullahçı örgüt için Askeri Yargı ve Askeri Tıbbiyenin önemi… Genelkurmay Erdoğan’a darbe yapar mı? Necdet Özel casusluktan yargılanır mı?
Ve daha birçok can alıcı konu… Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız? |
Metastaz 2: Cendere Barış Pehlivan Barış Terkoğlu KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ “Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi tepemize inip bizi uyandırmadıktan sonra neye yarar?” Franz Kafka ○ CHP’li Belediye Başkanları İmamoğlu ve Çerçioğlu için yapılan ahlaksız teklifin arkasında hangi AKP’li Bakan vardı? ○ Pelikancılar AKP içinde hangi operasyonları yaptı ve kimleri fişledi? ○ Yargının arka odalarında hangi ses kayıtları dolaşıyor? ○ Holding patronu cinayetinin üstü hangi yollarla kapatılmak istendi? ○ Hakimler ve savcılar gizlenen skandalları ilk kez nasıl anlattı? ○ Adliyeye getirilen ve içinde 260 bin dolar olan çantanın sırrı neydi? ○ Nurcular devlet içinde nasıl bir ağ kurdu? ○ Yargıdaki Pelikan-Hakyol mücadelesinin perde arkasında ne vardı? ○ FETÖ borsasının belgesinde neler yazıyordu? ○ AKP’li bakanlar arasındaki kavganın bilinmeyen nedeni ne? ○ Diyanet’in gizli tarikatlar raporu nasıl sızdı? ○ Öldürülen AKP yöneticisinin eşi sessizliğini bozup neler anlattı? ○ 15 Temmuz raporu aslında neden basılmadı? ○ Kartal İmam Hatip mezunu olmak devlette hangi kapıları açıyor? ○ Erdoğan’ın yakınını hayata döndüren ismin başına neler geldi? Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan devlette yaratılan çürümeyi ve herkesin hissettiği cendereyi belgeliyor. “Metastaz 2: CENDERE” çarpıcı bir gazetecilik araştırması olarak tarihe geçecek. |
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur-...@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gunde...@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Özgürlük
adam, henüz yeni kurdum.Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. |
: |
http://insulaelibertatis.com/ |