kim kimin nesiymis, iktidar doganlar kimlermis?

178 views
Skip to first unread message

Füsun orhan

unread,
Oct 20, 2008, 5:08:53 PM10/20/08
to turan...@googlegroups.com
kim kimin nesi baslikli yazidan sonra bu kitab aklima geldi. merak eden okusun, kim kimin nesidir anlasiliyor.
 
 
 
ERGUVANİLER
Türkiye'de İktidar Doğanlar
Tayfun ER
 
Bu kitap; modernleşmenin ve modernleştiricilerin öyküsünün, Türkiye'de kimin kiminle akraba olduğunun, seçkin ve başarılı kılınanların tek bir ailenin mensubu olduğunun, Türkiye'deki gizli soylu sınıfın, saklanan kast sisteminin ve onun, örtülü ilişkiler ağının komplo teorilerinin dışında, sosyal ve doğa bilimlerine kazandırılan kavramlarla anlatımıdır.
 
Güneri Civaoğlu neden Tercüman Gazetesinin başına getirildi?
Emin Çölaşan Nasıl Gazeteci oldu?
Umur Talu'nun Necdet Menzir ile yakınlığı neydi?
Özal'ın Örtülü ödenekten yurtdışına gönderdiği ulusalcı gazeteci kimdir?
Hangi Gazetecinin ana-babasının nişan haberi olay olmuştu?
Sakıp Sabancı, gözaltında tutulan hangi solcu gazetecinin yanında sabaha kadar bekledi?
Hiram Abasın Mehmet Eymür'le olan yakınlık ilişkisi neydi?
Hakkı Devrim neden Servet-i Fünun'un sahiplerini sürekli över?
Refik H.Karay İle Mehmet Akif Ersoy Arasındaki Akrabalığın ispatlandığı kitap!
Türkiye'de kim neden ve nasıl ünlü oldu?
 
İçindekiler:
 
I.BÖLÜM: Zincirde Bir Simge İsim ve Bağları
EK: Germirli Hepsi Bir Yerli
 
II.BÖLÜM: Koçun Örümcek Ağları
EK-1 : Picasso Atlı Köşke Gelmezdi
EK-2 : Çetin Altan 47 Yaşında!
EK-3 : Kravatının Rengi Yanlış Gazeteci
 
III.BÖLÜM: Bir Nirengi: Keçecizade
EK : Kaplumbağa Terbiyecileri
 
__________________________________________
 
Türkiye'yi Sarsacak Kitap:
 
Nazım Hikmet'ten Kazım Karabekir'e, Cevat Rifat Atilhan'dan Umur Talu'ya..
 
Nazım Hikmet, Kazım Karabekir, Oktay Rifat, Ali Fethi Okyar, Ali Fuat Cebesoy, Turgut Sunalp, Cevat Rifat Atilhan Umur Talu akraba...
 
Komplo teorileri değil; ispatlı gerçekler...
 
Kimler Erguvan Renkli Elbiseler İçinde?..
 
Tanıdığınız, tanımak zorunda bırakıldığınız herkes bu kitapta...
 
Yazar Tayfun Er, "Erguvaniler-Türkiye'de İktidar Doğanlar" kitabıyla ezber bozuyor. Sağ, sol, sanat, edebiyat, akademi, bürokrasi, siyaset, medya... Akla gelen her alanda iktidarın kimlere ait olduğunu bütün çıplaklığıyla ispatlıyor.
 
Duvar Yayınlarından geçtiğimiz ay çıkan Erguvaniler-Türkiye'de İktidar Doğanlar kitabı bütün ezberleri bozuyor.
 
Yazar Tayfun Erin inanılmaz çaba ve çalışmasıyla ortaya koyduğu eser, Türkiye'de son yıllarda tartışılan iktidar ve bağları meselesine son noktayı koyuyor.
 
Birbirlerine giren, davacı olan, kan düşmanı gibi davranan; ayrı kampların, ideolojilerin, anlayışların insanları gibi görünen; yüzyıllardır böyle öğretilen insanların aslında akraba olduklarını öğrenmek çok büyük bir aydınlanma değil midir?
 
Solun ideologlarından, önderlerinden, bayrak yapılan isimlerinden Nazım Hikmet'in, Mehmet Ali Aybar'ın, Oktay Rifat'ın, TKPnin bütün üst düzey yöneticilerinin sağın ve/veya devletin en simge isimleri Kazım Karabekir, Ali Fethi Okyar, Ali Fuat Cebesoy, Turgut Sunalp, Cevat Rifat Atilhan gibi isimlerle yakın akraba olmaları az şaşırtıcı bilgi midir?
 
Aynı aile içinde Keçecizade Fuat paşa, İbrahim Ethem Paşa, ressam Osman Hamdi Bey, Abidin Dino, Recaizade Ekrem, gazeteci Umur Talunun da bulunması nasıl bir yeni bilgidir...
Bütün iktidarlar, bir şekilde aynı aileye mi mensup sorusunu soran ve sorduran 350 sayfalık kitap, bütün karışık bağlara rağmen ustalıkla yazılmış ve bir solukta okunuyor.
Türkiye'nin tanınmış bütün isimlerinin neredeyse aynı ailenin akrabası, hısımı olduğunu ispatlayan kitap, yeni ve çok önemli bir bilgi kapısı açıyor.
 
Kitapta, ayrıca çok eğlenceli ya da ilgi çekici anekdotlar da yer alıyor.
 
Anne ve babasının nişan töreni Fransızca gazetede yer alan Çetin Altan'ın dedesinin şapka kanununa muhalefetten astığı zavallı kadından; Abdülhakhamit Tarhan'ın Makberde anlattığı büyük aşkı eşinin ölümünden sonra zenci sevgilisiyle kederini dağıtma savunmasına; Güneri Civaoğlu'nun 12 Eylül öncesi gazetecilik performansından Koç Ailesine kadar ne ararsanız bu kitapta...
 
Kitap, adını, Bizansta imparatorların çocuklarının erguvan renkli sarayda, erguvan rengindeki odada doğmasından alıyor. Çünkü, erguvan rengi soyluların rengidir. Nedeni de, erguvanın, Antik Çağda kırmız böceğinden elde edilen kırmız renginin bir türevi olarak elde edilebilmesi; bir böcekten ancak birkaç damla renk maddesi elde edildiği için de çok pahalı olması... O yüzden erguvan rengi giysi giymek son derece pahalı; dolayısıyla sadece en üst sınıfın giysilerinde bu renk görülebiliyordu.
 
Okudum ve Türkiye'de Neden Adalet Olmadığını Anladım
- Zeki Bingöl
 
Tanzimat'tan beri iktidarı tahterevalli misali bir alıp bir bırakan, fraksiyonları hariç, kabaca iki ana gurup vardır. Bu iki gurup aynı ailenin mensuplarıdır, iktidar da onlardır, muhalefet de onlar... Liberal de onlardır, devletçiler de onlar... İslamcılar da onlardır, laikçiler de onlardır... AB yandaşları da onlardır, karşıtları da onlar... Faşistler de onlardır, sosyalistler de onlar... Bir büyük ailenin mensupları, bu çatışmaların asıl aktörleri olmuşlardır. Elbette bu çatışmalarda eziyet çekmek dışında bir şey kazanmayan milyonlara, İslamcı, Türkçü, Sosyalist, erguvan olmayan insanı söylemiyoruz. Bizim de içinde bulunduğumuz, erguvan olmayanların bu ülkede oynadıkları rol figüranlıktan öteye geçememiştir. Ankara Valisi Nevzat TANDOĞANın
Komünizm gelecekse biz getiririz, size ne sözü bu anlamda tekrar düşünülmelidir.
 
İşte yazarın bu cümleleri beni titretti...
Şeklinde yazar Tayfun Er (gökyüzü) özetlediği kitabında erguvan olan yani Sabatayist kökenli olan ve Türkiye'nin kaderine hükmeden insanları ve bağlantılarını açıklarken hayretlere düşmemek mümkün değildir. Hatta bildiklerinizi unutun demek yeterlidir... Kitabın arka kapağında yazan isimleri tek tek açıklayan yazar Türk Tarihinin de birileri tarafındandın çarpıldığını ortaya koymaktadır.
Kimler mi var kitapta?
Şu an iktidar sahipleri olan herkes var..
Bir örnek verecek olursak sayfa 142-143 ;
Eh Cindoruk dedik dayısının oğlu Emin Çölaşan'dan bahsetmeden geçemeyiz.
 
1991 Seçimleri öncesi öncesinde Mustafa Emin Çölaşan, oyunu DYPye vereceğini ilan edip, okuyucularını da DYPyi desteklemeye çağırdı. Emin Bey, Hüsamettin Cindoruk'un kuzeni, eski Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Ali Umran Çölaşanın oğlu, Menderesin bakanlarından 33. dereceden mason Refik Şevket İncenin de ( annesinin babası) torunudur. Refik Şevket Bey, 1920de Meclisse girmiş ve Adalet Bakanı olmuştur. Emin Çölaşan, masonların dışa açılma dedikleri süreçte üstad-ı azamla röportaj yapmıştı. Röportajın başında masonlukla ilgili bir şey bilmiyordum, masonları tanımıyordum mealinde bir şeyler yazmıştı. İnsanın dedesinden habersiz olması ne garipti!
 
Emin Çölaşan'ın dedesi İttihatçı Veteriner Albay Giritli Emin Beyin Edibe Hanımdan doğan kızı Ganimet Hanım, Umran Emin Çölaşan'ın ablası ve Hüsamettin Cindoruk'un da annesi olur.
 
Eşi Tansel Hanımın Danıştay 2. Daire Başkanlığına atanması için, dönemin adalet bakanına ricada bulunduğunu kabul eden Çölaşan, birden Cavit Çağların NTVsinde, Mehmet Barlasın iddiasına göre astronomik paralarla, program yapmıştı. Elbette o zaman Çağlar neyi soymuş, kimi soymuş yazmadı. Nergiz TV. Bugün de NTV adıyla devam ediyor, sahibi de Selanikli Ayhan Şahenk'in şirketi Doğuş Holdingdir.
 
Tansel Çölaşan Danıştay Başsavcısıdır. Tansel Hanımın görümcesi Tülay Tuğcu ise Anayasa Mahkemesi Başkanıdır.
 
Tülay Tuğcunun eşi Taner Tuğcunun kız kardeşinin eşi ise TRTde Kurtuluş, Kuruluş gibi dizilerin ve Abdülhamid Düşerken filminin yönetmeni olan Ziya Öztan'dır. Taner Tuğcunun Uyanış Locasına mensup bir mason olduğu iddiası gazetelerde yazıldı.
 
İşte dudakları ısırtacak ne bağlantılar ve ne bağlar varmış!..
Bizim haberimiz yokmuş..
 
Kitabı tekrar okumaya yeniden başladım ve tarihi bilgilerimi ise sınamaya ve nerelerde yanlış bilgilendirildiğimi
 
Türkiye'nin gizli seçkinleri
 
Yazar Tayfun Er, Türk modernleşmesinin ve modernleştiricilerin öyküsünü anlattığı Erguvaniler* -Türkiyede iktidar doğanlar kitabında, Türkiye'de kimin kiminle akraba olduğunun, seçkin ve başarılı kılınanların aslında tek bir aileye mensup olduğunun, Türkiye'deki gizli soylu sınıfın, saklanan kast sisteminin ve onun, örtülü ilişkiler ağını komplo teorilerine pirim vermeden, bilimsel kavramlarla tarihin tozlu tavan arasından çekip çıkarıyor.
 
Türkiye'de son beş yıldır örtülü bir tartışma yaşanıyor. Zaman zaman popüler kimlikler üzerinden yüzeye çıksa da genellikle derinden süren bu tartışmanın genel çerçevesi Türkiye'nin iki yüz yıllık yakın tarihine siyaseten nüfuz etmiş aileler etrafında dönüyor. Bu yönüyle de başta magazin dünyası olmak üzere, derin bir iştahla ötekini merak eden siyasi ve sosyal çevrelerin bilgi açlığını giderecek boyutta malzeme üreten bir alan. İşte tam da bu noktada bu önemli tartışma bir gerçeğin anlaşılmasından çok, on dokuzuncu yüzyıldan kalma bir merakla birbirinin geçmişini eşeleyen insanların çıkardıkları gürültüye kurban gidiyor.
 
Son dönemde bu konuda yazılıp çizilenlerin genellikle bir noktaya, Sabetayizme odaklanması da, çarpıtılmış gerçeğin düz bir yalandan daha tehlikeli olabileceğini gösterdi bize. Ya izahat türünden, ya da bir çeşit ötekileştirme aracı olarak kullanılabilecek, toplumsal hafızayı felç edecek türden yayınların çeşitliliği, siyasi, etnik ve sınıfsal aidiyetlere göre geniş bir yelpazeye sahip olsa da yarattığı sonuçlar açısından konuyu daha da karmaşıklaştırdı diyebiliriz. Zaten ülkede bütün yolların tutulduğu, dolayısıyla tutulacak başkaca yolun kalmadığı türünden bir yanılsamayla; toplumsal çürümenin oluşturduğu giz perdesini daha da kalınlaştıracak sonuçlar doğuran bu çalışmaların sunulma biçimi ve zamanlamaları da ayrıca tartışılmaya değer bir konu.
 
Geçtiğimiz hafta okuyucuyla buluşan Erguvaniler, bütün bu kavramların oluşturduğu karmaşayı, giz perdesini ve bir anlamda kavramın kendisi etrafında dönen tartışmaların perdesini aralayıp okuyucuyu aklıselimle buluşturan uzun soluklu bir emeğin ürünü olarak raflardaki yerini aldı.
Erguvaniler: Türkiyede iktidar doğanlar adını taşıyan ve Duvar Yayınlarından çıkan kitabın yazarı, Gökyüzü mahlasıyla sandal forum da yazdığı çarpıcı yazılarla bilinen Tayfun Er.
 
Erguvana doğanlar...
 
Tayfun Er, bir mühendis yazar. Teorisyenliğe mesafeli duran bir kuramcı. Ve ikisinin arasındaki ince ayrıntıyı görmenizi sağlayacak kadar da incelik koleksiyoncusu. Tayfun Erin bir iddiası var. Ve bu iddiasını satır satır kanıtladığı kitabında, aktardığı çetrefilli ve bir o kadar da önyargıya kurban gitme olasılığı bulunan konuyu sabırla çekip çıkarıyor tarihin karanlık sayfalarından. Ve günümüzün medya, siyaset ve iş dünyasına tutuyor projektörünü. İki yüz yıldır değişmeyen iktidar yapısını söylence olmaktan çıkarıp ete kemiğe büründürerek önünüze koyuyor: Bizansta imparatorların çocukları; erguvan renkli sarayda, erguvan rengindeki odada doğuyordu. Bu çocuklar Porphyrogenitos yani erguvan doğmuş ya da erguvan içinde doğmuş unvanı alıyorlardı... Erguvan renginin soyluların rengi olması, bu sınıfın beğenisinden değil ekonomik kökenindendir. Erguvan, Antik Çağda kırmız böceğinden elde edilen kırmız renginin bir türevi olarak elde edilebiliyordu. Bir böcekten ancak birkaç damla renk maddesi elde edilebiliyordu. Üretim de karmaşık ve çok masraflıydı. O yüzden erguvan rengi giysi giymek son derece pahalıydı; dolayısıyla sadece en üst sınıfın giysilerinde bu renk görülebiliyordu.
 
Hep aynı iktidar mı?
 
Erguvaniler, içeriği ve yöntemi bakımından bir ilk kitap olma özelliği taşıyor. Hem çözümlemeci bir yaklaşım sergilemesiyle işlediği konuyu berraklaştırması hem de bir önermede bulunması bakımından, içeriğinden dolayı aynı kategoride değerlendirilebilecek kitaplardan ayrı bir yerde durduğunu söylemek yanlış olmaz. Tayfun Er, Kavramak, değiştirmek için gereklidir. diyor ve ekliyor: Tanzimat-İttihat-Cumhuriyeti bir üçleme olarak görüyoruz ve Türkiyenin dünden bugüne yönetici sınıfını, elitlerini de eupatrid olarak nitelendirip, bu insanların birbirleriyle olan akrabalıklarını, bağlarını, benzerliklerini kısacası ortak paydalarını sistemi anlamanın anahtarı olarak yazmaya çalışıyoruz. Abartarak söylersek, yöneticiler, elitler, öne çıkanlar, başarılı olarak kabul edilenler hep akraba, tanıdık. Abartmadan söylersek mutlak olarak bir ortak paydaya sahipler.
 
Kapitalizmin her türüne itirazımız başka bir düzlem, ama mevcut kapitalizm de kurallarına göre işlemiyor. Bu haksızlığın haksızlığına ayrıca itirazımız var; yazdıklarımız itirazımızın dillendirilmesi ve delillendirilmesidir. İddiamız, dünden bugüne bu ülkede örtük bir kast sistemi olduğudur. Mehmet Ali Aybar, mensup olduğu aileyi anlatırken bey takımı diyor.
 
Böyle de adlandırılabilir, ancak yetersiz ve bunun ötesinde de gerçeğin üstünü örten bir ifade olacağı için kast sistemi demek daha uygun geliyor. Bu kast sistemini anlamadan ne dünü ne bugünü anlamak mümkündür ne de -böyle bir iddiası olanlar için- gerçekten muhalif olunabilir...
 
Tarihi doğru anlamak...
 
Erguvaniler, Türkiye'deki iktidar kavramı üzerine sıklıkla tartışıldığı şu günlerde dikkatle okunması gereken bir kitap. İçeriği bakımından yüzlerle ifade edilebilecek nüfuzlu isimler ve bu isimlerin şaşırtıcı aile ilişkileri, belki de ilk kez bu denli özenli ve amacına yönelik kavramlarla inceleniyor. Tayfun Erin Erguvaniler hakkında bize sunduğu önerme ve yöntem, yüzlerce şaaşalı isim üzerine odaklanıp, medyanın enformatik cehalet sularında kaybolmadan çetrefilli bir kavramı anlama olanağı sunuyor: Tarihi, dünü ve bugünü anlamak açısından erguvaniler faktörünü koymadan tarihin denklemini doğru kuramazsınız. Erguvaniler bu denklemde bir katsayıdır ve mutlaka sonuca etkili olmuştur, olmaktadır ve olacaktır. Tarihin anlaşılabileceğine, çözümlenebileceğine inanan birisi olarak tarihin -ezilenlerin yararına okumak açısından- eupatrid dediğimiz bu büyük aile ilişkilerini anlamadan eksik ve hatta yanlış okunabileceğine inanıyoruz...
 
Erguvanilerin ana omurgasını oluşturan söylem, kitabı okuyup bitirdiğinizde de peşinizi bırakmayan bir dile dönüşüyor. Televizyonu açıyorsunuz, ana haberleri, moda tabirle prime time programlarını, siyaset tartışmalarını, iktidar kavgalarını, üniversiteleri, halkı, cinayetleri, gençleri; kısaca tepişen eupatridlerin altında ezilen top yekun bir ülkeyi izliyorsunuz. Ve izlemekten yorulduğunuzda bütün bu olup biteni, modernleşmenin hala sürdüğünü fısıldıyor size Erguvanilerin dili.
 

turan...@gmail.com

unread,
Oct 21, 2008, 3:23:49 AM10/21/08
to turan...@googlegroups.com
Bu ülke bu isimlerin kast sistemini biliyoruz Füsun hanım,
ancak benim merak ettiğim Genel Kurmay da kim kimin nesidir?
Orduya alınan tavırı haklı çıkararır bir akrabalık ilişkileri varmıdır aşağıda ismi geçenlerin?
Bir de bu kitabın yazarı kimin nesidir ona da bakmak gerek..
aslında bana kalırsa artık bu soru herkes için sorulmalı.
Dünyada ekonomik bir savaş var ve bu savaş sürecinde ben bütün gelişmekte olan ülkelerde o ülkenin ekonomisini korumak için ciddi önlemler alındığını gözlemlerekn bizim ülkemizde hep önce yabancı menfaatleri kollanır, o yüzden de hep krizin bedelini Türk milleti öder. Bu hiç bir iktidar döneminde değişmemiştir. O yüzden bu konuda karak alıcıların Cumhuriyet tarihi boyunca aldıkları kararların bu ülkeye bedelini irdelemke ondan sonra sonuçları itibariyle değerlendirerek kim kimin nesidir öğrenmek gerek. Yoksa sonuçlar hep yanlı olabilir. 
Bu ülkede 80 yıldır vatana ihanetin hiç bir bedeli olmamıştır, ne şimdi, ne önce ne de sonra. İşte eksikliğimiz bu.....
sevgi ile, nazlı  

2008/10/21 Füsun orhan <fuso...@gmail.com>

Akkartal

unread,
Oct 21, 2008, 4:47:44 AM10/21/08
to turan...@googlegroups.com
Anladık ki, Türkiye aslında göründüğü gibi değildir. Aslında, Atatürk'ün kurduğu şekilde de değil, o uçmağa varmadan önce
her şey ayarlanmış, o uçtuktan sonra da planlandığı gibi biçimlendirilmiştir. Demek, tevekkeli değildi her şey; Türkiye'nin gerektiğinin yarısı kadar bile dışarda temsil edilmeyişi, aslında  bir dev iken cüce gösterilişi ve bütün bunun ağır sonuçlarının bize,
erguvan olmayanlara yansıtılışı ve bu cendereden niye bir türlü kurtulamayışımız...?!


21 Ekim 2008 Salı 10:23 tarihinde na...@gmail.com <turan...@gmail.com> yazdı:



--
En iddiasız IDDIACI: Hüsrev ÖZEL
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages