![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Tecrube fayda ile beraber gelen ilimdir.
Hz.Ali
Biz, yeryuzunu bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?
NEBE/6-7
Cevaplari diz cokerek, ve gozleri kapali arayanlardan daha cahil
ve ise yaramaz insanlar yoktur.
Din, siradan insanlar tarafindan dogru, zeki insanlar tarafindan
sahte, liderler tarafindan kullanisli kabul edilir.
Seneca
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_...@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gunde...@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem...@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gun...@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Duzgun okundugunda, Incil ateizm icin en buyuk guctur.
Isaac Asimov
Din elbette bir vicdan isidir.
Lakin din sadece vicdan isidir demek buyuk bir sapikliktir.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Muhammet uzun bir devirdeki tefekkurlerin mahsulu olan ayetleri
luzum ve ihtiyaclara gore takrir ediyordu
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Asinus equum spectat
Esek ata bakiyor.
Latin Atasozu
O dur ki Gunes i bir i$ik yapti.
Ay i da bir nur kilip, ona birtakim konaklar tayin etti ki
yillarin sayisini ve vakitlerin hesabini bilesiniz.
Yunus-5
CANAKKALE REKLAMINDAKI DUAYA DUA ILE KARSILIK
VERELIM...............
Imam-ul meskuk!...
Kendi cocuguna curuk raporu alip, askerlik yan gelip yatma
yeridir diyenleri bizlere unutturma ALLAHIM
Barzaniyi kucaklayip Rahmetli Denktasa git ulkende konus diye
kovanlari bizlere unutturma ALLAHIM
Sehide kelle, Ocalan canisine sayin diyenleri, PKK lilari
haburda gulle karsilayanlari bizlere unutturma ALLAHIM
Zinayi serbest birakan, Domuzu kasaplik et yapanlarin Dinimizi
kullanmasina Firsat verme ALLAHIM
Teror orgutune Yol haritasi cizdirenleri, Milliyetciligi ayaklar
altina alanlari, Teroriste terorist diyemeyenleri yonetici yapma
ALLAHIM
Tabelalardan TC yi kaldiranlara, Polisimize tokat atan
Fahiselere goz yumanlara Firsat verme ALLAHIM
Madencinin dogasinda olum vardir diyep, Sirketlere arka
cikanlara goz actirma ALLAHIM
Bakara makara diye dinimizle dalga gecen bakanlardan verme
ALLAHIM
Milyar dolarlik saraylar yaptirip, Milyon dolarlik ucaklara
binip Kaynak nerede diyenleri helak et ALLAHIM
Ordumuzu bitirip, Kozmik odamizi servis edenlerden sonra da
aldandim diyenlerden sen bizi koru ALLAHIM
Hukuksuz, adaletsiz mahkemelerden sen bizi koru ALLAHIM
Milletin parasi ile sefa surenlere, Onursuzlara, Hirsizlara
firsat verme ALLAHIM
TURKLUGU bitirmeye calisanlari helak et ALLAHIM
Amin
---
Bu kadar cok ve yurekten gelen hakli duayi duymuyorsa veya
aldirmiyorsa eger, oylesi Allahin sadece bir hayal urunu
olduguna hukmetmek, (dualar yardimiyla) ondan medet ummak
yerine, islerimizi kendi aklimiza, irademize havale etmek daha
dogru ve mantikli olmaz mi?!..
28 Nisan 2015
Kemal Rastgeldi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Aklin yoksa yandin, ya kalbin yoksa o zaman sen zaten yoksun ki.
Mevlana
Dunya, (cennetteki nimetlerin yaninda) mumine zindandir
(Muslim)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir
musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin
sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Her kim Turklerden bas getirirse yuz dirhem verecegim. Imdi
muslumanlar bir bir Turklerin basini kesip getirip 100 dirhemi
aldilar.Ve Turkleri dagitip hesapsiz kirdilar ve mubalega ile
mal ve ganimet alip yine donup Merve geldiler.
(Tarih-i Taberi / Cilt 3/ Syf-343)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Iyi dostluklar, hesapsiz kurulur.
Balsac
Nebe Suresi 31.
-33.Ayeler:
Suphesiz takva sahipleri icin de basari odulu vardir;
bahceler, baglar, gogusleri tomurcuk gibi kabarmis yasit kizlar.
Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir
muslumanim!
Mazeretlerin Cevaplari:
1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet
hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis
tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var*
ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur
cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir
kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur;
Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen
ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her
zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir.
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden
beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia
etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.**
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide
Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
ASK SIIRI (Ustte orijinal altta gunumuz Turkcesiyle)
Kasincigimin oyu kadgurar men
Yavuklumu dusunup dertleniyorum.
kadgurdukca
dertlendikce
kasi kortlem
kasi guzelim
kavisigsayur men
kavusmayi ozluyorum
oz amrakimin oyur men
Kendi sevgilimi dusunurum ben
oyu evirur men odu/.../ cun
dusunurum dusunurum de... [misra silinmis]
oz amrakimin
kendi sevgilimi
opugseyur men
opmek isterim ben
barayin tiser
Kacip gitsem
bac amrakim
guzel sevgilim
baru yime umaz men
gene de gidemem ki ben
bagirsakim
merhametlim!
kireyin tiser
Sokulayim desem (sana)
kicigkiyem
yavrucugum
kiru yime urnaz men
gene de sokulamam ki ben
kin yipar yidligim
misk gibi guzel kokulum!
yaruk tengriler
I$ik Tanrilar
yarlikazunin
sayesinde
yavasim birle
huyu guzelimle
yakisipan ardilmalim
birlesip ayrilmayalim
kuclug pristiler
Kudretli meleklerin
kuc birzunin
kudreti sayesinde
kozi karam birle
kara gozlumle
kulusupen kulusugin oluralim
gulusup oturalim.
Gununuz aydin olsun, Ullu Tengri sizleri gozetsin, korusun.
APRIN COR TIGIN - ESKI BIR UYGUR TURK SAIRI
https://leventerturk1961.wordpress.com/author/leventerturk1961/
Uygur Turklerinin Mani (Maniheizm) dinine mensup olduklari
donemlerde yasamis olan Turk sair Aprin Cor Tigin in bilinen en
eski Turk siirlerini yazdigi kabul edilmektedir.
Mani dini, aydinlik ile karanligin bitmeyen catismasi uzerine
kuruludur.
Aydinlik tarafin bir parcasi karanligin icinde (dunyanin icinde)
kalmistir.
Bu dinde Tanrisal oz tasidigi kabul edilen canlara zarar vermek
yasaktir.
Aydinlanmaya ise ancak secilmisler denilen ve kendilerini Tengri
ye (Burkan a) adayan dinsel kisiler araciligi ile ulasilabilir.
Mani dinindeki Turkler, Buda ya Burkan derlerdi.
Secilmis kisiler, hicbir canliyi incitmezler ve cinsel iliskiye
girmezlerdi.
Ihtiyaclari ise dileyen kisiler tarafindan saglanirdi.
Bu dinin etkisinde yazan Aprin Cor Tigin in gunumuze sadece 2
siiri ulasabilmistir.
Siirler Kuzey Dogu Turkistan da Turfan kazilarinda bulunmustur.
Kazilarda bulunan iki siirin ilki dinsel icerikli olup maniye
ovgu icermektedir.
Ikincisi ise ask konuludur.
Orijinal Uygur alfabesi ile ilk cevirileri Alman arkeolog Albert
Von Le Coq ve Turkolog dilbilimci J.W.Kaup Nabg tarafindan
yayinlanmistir.
Turkiye de ise, Resid Rahmeti Arat, Talat Tekin ve Osman Fikri
Sertkaya gibi arastirmacilar bu siirler uzerinde incelemede
bulunmuslardir.
Yapilan yas analizlerine gore, siirlerin en erken 8.en gec 9.
yuzyila ait oldugu tahmin edilmektedir.
Edebiyat acisindan ise, siirlerde ahengi kuvvetlendiren
tekrarlara, kafiye olusturacak sekilde hece oyunlarina
rastlanmaktadir.
Kaynaklar
Bilinmeyen Turk Tarihi web sitesi
http://www.bilinmeyenturktarihi.com/bilinen-en-eski-turk-sairi-aprin-cor-tigin.html
Eski Turk siirinin kaynaklarina toplu bakis.
Yrd.Doc.Dr. Osman Fikri Sertkaya Turfan Kazilari.
Turk an$iklopedisi, M.E.B devlet kitaplari, Milli Egitim
Basimevi, 32 C, Ankara, 1983, ilgili bolum.
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sehirlerin anasi (olan Mekke de) ve onun cevresinde bulunanlari
uyarman ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onlari korkutman
icin, sana boyle Arapca bir Kur an vahyettik.
SURA SURESI-7 ayet
Said-i Nursi, kendi kitabina kanit olarak, kendisinin ve
yandaslarinin ruyalarini gosterir.
Soyledigine gore, bu ruyalarda ozellikle Hz.Ali ve Gavs-i Azam
dedigi, Naksibendi ve Kadiri tarikati seyhi Abdulkadir Geylani,
ruyasinda bu kitaplarin yuzde yuz dogru oldugunu soylediklerini
dile getirir.
Hz.Ali ve Naksibendi tarikatina yakinligindan $ik $ik soz
edilir.
($ikke-i Tasdik-i Gaybi-16,21-26) (Mektubat 347) ($ikke-i
Tasdik-i Gaybi 131,132) (Tarihce sh.492) (Tarihce-i Hayat 120)
(Lemalar 235)
Hurriyet insanin dusundugunu ve diledigini mutlak olarak
yapabilmesidir.
Bu tarif Hurriyet kelimesinin en genis manasidir.
Insanlar bu manada hurriyete hicbir zaman sahip olamamislardir
ve olamazlar.
Cunku malumdur ki insan, tabiatin mahlukudur.
Iptidai insanlarin, tabiatin herseyinden, gok gurultusunden,
geceden, tasan bir nehirden ve vahsi hayvanlardan ve hatta
birbirlerinden korktuklarini biliyoruz.
Ilk his ve dusuncesi korku olan insanin her dusunce ve dileginin
mutlak surette yapmaya kalkismis olmasi dusunulemez.
Iptidai insan kumelerinde ata korkusu ve nihayet buyuk kabile ve
kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanlarin
kafalarinda ve hareketlerinde hesapsiz memnular yaratmistir.
Memnular ve hurafeler uzerine kurulan bir cok adetler ve
ananeler, insanlari dusunce ve harekette cok baglamistir, o
kadar ki dusunce ve hareket serbestisi gibi bir hak mefhum malum
olmamistir.
Cemaatlerin basina gecebilen adamlar, cemaati Allah namina idare
ederdi
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
diye haber
isitince, sehirdeki daga cikmis, dagdaki inmis.
Derlenip yetmis er olmuslar.
Tanri guc verdigi icin babam hakanin askeri kurt gibi imis.
Dusman koyun gibiymis.
Oguz Han Deyisleri
Sait Nursi ye gore her sey, her zerre Allah a ibadet eder,
mesela pusulanin Kabe deki Hacer i Esvet i isaret ederek
titremesi, namaz kilmasidir.
Tiryak, s.116
Ataturk Portresi...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Heykeltiraslar gibi haksizlik etmeden,
At ustunde olmasa da olur,
Bir sokakta insanlar arasinda yururken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim
Bir birligi denetlerken olmasa da olur,
Ama mutlaka gulerken,
Cocuk parkinda bir kiz cocugunu salindirirken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Smokinli olmasa da olur,
Kuruyan yapraklar ve kus sesleriyle
Bir gol kiyisinda raki icerken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Savas meydanlarinda olmasa da olur,
Dudaginda sigarasi elinde tespih,
Bir ciftciyle cay icerken, tavla oynarken ...
Bana bir Ataturk portresi ciz kardesim,
Artik, gulerken olmasa da olur,
Basini kaldirmis Anitkabir den
Ana avrat soverken !...
(Maalesef yazan belirtilmemis)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sizlere saldirmanizi degil, olmenizi emrediyorum.
K.Ataturk
Baska bir hadiste ise Allah en cok sevdigi kullarina, en agir ve
siddetli musibetleri verdigi bildirilmektedir:
Insanlarin en cok musibete ugrayanlari evvela peygamberlerdir,
sonra derecelerine gore (veliler ve salihler) gelir.
Kisi dinine gore bela ve imtihanlara maruz kalir.
Eger dine bagliligi varsa, belasi daha da artar.
Fakat dininde gevsek yasiyorsa ona gore musibetlerle karsilasir.
Kisiye belalar gelir gelir de artik onun uzerinde hicbir gunah
kalmaz
(Tirmizi, Zuhd 57; Ahmed b.Hanbel, I/172, 174)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir
musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin
sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Bakkal amca
Bakkal amca, bir din ver, bana soyle yuz gram;
Icinde hem komedi, hem de birazcik dram.
Oyle bir din olsun ki; bizi fazla $ikmasin,
Her yerde ahlak diye, karsimiza cikmasin...
* * *
Ramazan da otuz gun, vucut girsin bakima,
Ama bayram gelince, karismasin rakima.
Birakalim insanlar, her tur halti yesinler,
Ne yani.. Biz musluman degil miyiz? desinler..
* * *
Bir din ver ki; icinde, birazcik kahve fali,
Ve ustunde bir ka$ik, sosyetik mevlid bali,
Arasinda bir dilim, Kasar Yasar olmali,
Boylece kalplerimiz, hidayetle (!) dolmali...
* * *
Bir de su kurbanliklar, sorun cikardi biraz,
Neden dersen butcemiz, bu sene hepten ayaz
Eger fetva verirse, su senin Super Beyaz ,
Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...
* * *
Bakkal amca bir din ver; zorda Allah diyelim,
Acilinca kapilar, Haydi Yallah diyelim.
Alimler ehli cumbus, fetvalarda varyasyon,
Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...
* * *
Bir din ki; insanlari, hayallere daldirsin,
Tum cinsel yasaklari, yururlukten kaldirsin.
Eroslar, Afroditler, sokaklarda cildirsin,
Ve bu cilgin tanrilar, seytanlari yildirsin...
* * *
Acilsin sahillerde, bes yildizli mabedler,
Diskolarda, ruflarda, yapilsin ibadetler...
Bir din ver ki; her aksam, sofralari kuralim,
Kadehleri duayla, birbirine vuralim...
* * *
Ahlak mahlak ustune, biraz kafa yoralim(!)
Memleketin su hali, ne olacak soralim.
Ilerleyen saatte, dansoz ciksin masaya,
Allah rizasi(!) icin, pamuk eller kasaya...
* * *
Ne kadar yardimsever, oldugumuz gorulsun,
Ellerimiz dansoze, merhametle surulsun.
Cinsiyetler arasi, ortak pazar kurulsun,
Boylece irticaya, buyuk darbe vurulsun...
* * *
Bakkal amca, bir din ver; acik olsun tavize,
Rahatlatsin bizleri, tatli baksin faize.
Madem ki faiz dedik, hazir girdik damardan,
Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan..
* * *
Piyangolar, totolar, birer hayir kurumu,
Bazi yobaz kafalar, gorsunler bu durumu,
Gece gunduz borsada, hayal kursun aliklar,
Yesinler kucukleri, bazi buyuk baliklar...
* * *
Bir din ver ki; biraksin, su rusvetin pesini,
Amir, memur, sekreter, herkes bilsin isini.
Bu bilimsel metodla, cozersek biz bu isi,
Korkarim kalmayacak, zekat verecek kisi...
* * *
Lugatlerden silinsin, artik seref, sahsiyet,
Dalgali kura gecsin, edep, haya, haysiyet.
Korler ile sagirlar, koltuklari kapsinlar,
Ellerinde yagdanlik, birbirine tapsinlar...
* * *
Bakkal amca, bir din ver; kaslarini catmasin,
Kubbesi, minaresi, aman derim batmasin,
Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasin,
Bundan sonra Azrail, kapimizi calmasin (!)
* * *
Dostlarim! Sanmayin ki; tas devrinden gelirim,
Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.
Istedim ki; bu saka, sizi biraz guldursun,
Guldururken, biraz da, gercegi dusundursun...
Cengiz Numanoglu
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hayatta rovans yoktur.
Ahmet Hamdi
Arapca Kur an
ZUHRUF 3.biz, anlayip dusunmeniz icin onu arapca bir Kur an
kildik.
FUSSILLET 44.eger biz onu, yabanci dilden bir Kur an kilsaydik,
diyeceklerdi ki: ayetleri tafsilatli sekilde aciklanmali degil
miydi?
Arab a yabanci dilden (kitap) olur mu?
De ki: o, inananlar icin dogru yolu gosteren bir kilavuzdur ve
sifadir.
Inanmayanlara gelince, onlarin kulaklarinda bir agirlik vardir
ve Kur an onlara kapalidir.(sanki) onlara uzak bir yerden
bagiriliyor (da Kur an da ne soylendigini anlamiyorlar.)
IBRAHIM 4.(Allah in emirlerini) onlara iyice aciklasin diye her
peygamberi yalniz kendi kavminin diliyle gonderdik.
Artik Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola
iletir.
Cunku o, guc ve hikmet sahibidir.
YUSUF 2.anlayasiniz diye biz onu arapca bir Kur an olarak
indirdik.
SURA 7.sehirlerin anasi (olan mekke de) ve onun cevresinde
bulunanlari uyarman ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle
onlari korkutman icin, sana boyle arapca bir Kur an
vahyettik.(insanlarin) bir bolumu cennette, bir bolumu de cilgin
alevli cehennemdedir.
EN AM 92.bu (Kur an), ummu l-kura (mekke) ve cevresindekileri
uyarman icin sana indirdigimiz ve kendinden oncekileri
dogrulayici mubarek bir kitaptir.
Ahirete inananlar buna da inanirlar ve onlar namazlarini
hakkiyla kilmaya devam ederler.
Istanbul a vize uygulayacagiz
14 Subat 2014
Gecen hafta belediye baskan adayligimi acikladiktan sonra cok
sayida mesaj aldim. Bunlarin cogu cesitli magaza ve pizzacilarda
yuzde elliye varan indirimler hakkindaydi, bunun disinda birkac
vatandasimiz secimlerde oylarini bana vereceklerini bildirdiler.
Bu moral ile derhal calismaya koyuldum.
Ilk olarak mahalle esnafini ziyaret ettim. Sorunlarini dinledim.
Berber Irfan abi, halasi ve enistesinin $ik $ik catkapi
misafirlige gelmelerinden $ikayetciymis. Bizim belediyeciligimiz
doneminde bu tip $ikintilarin yasanmayacagini, erken uyari
sistemini hayata gecirecegimizi anlattim. Mutlu oldu. Kasap
Adnan abi ise hayatin anlamini merak ettigini, bazen et keserken
dalip gittigini soyledi. Baskanligim doneminde hayatin anlamini
aciklayacagimi, biraz daha sabretmesini soyleyip onu teskin
ettim. Firinci Hamdi usta ise cok yogun oldugunu belirtti. Ona
bizim donemimizde bu kadar yogun olmayacagini soyledim. Su an
gercekten cok yogun oldugunu tekrardan belirtti. Ona gene ayni
cevabi verdim. Bu kez ofkeyle Arkadasim cok yogunum diyorum,
musteri bekliyor, tezgahin onunu kapatma. dedi. Tartistik ve
oradan ayrildim.
Hafta boyunca siz kiymetli Istanbullular icin ne yapabilirim
diye dusundum. Iste hepsi birbirinden $ik vaatlerim:
Toplu tasimada $ikismaya son
Metrobus ve otobuslerde $ikis tikis seyahat etmek en buyuk
cileniz. Peki bunun gercek sebebini hic dusundunuz mu?
Dusunmediniz, cunku onceki yonetimler sizden dusunmenizi degil
Akbil basmanizi istedi. Toplu tasimadaki $ikismanin en buyuk
sebebi halkimizin yarisinin obez olmasi. 40 kiloluk, kedi gibi
bir kizcagizla NBA de center oynayan 180 kiloluk adamin ayni
fiyata yolculuk etmesi esitlik ilkesine ters degil midir? Evet,
bundan sonra otobusun basamagindaki hassas terazi yardimiyla
tespit yapacagiz ve 70 kilodan fazla vatandaslarimiz cift Akbil
basacak. 140 kilo uzeri yolcularimiz ise uc bilet parasi
odeyecek. Boylece insanlar ya kilo verecek ya da evlerinde
oturmak zorunda kalacaklar ve sizler icin metrobus yolculuklari
keyfe donusecek. Kilolu vatandaslarimiz evde oturdukca daha da
kilo alacaklar dediginizi duyar gibiyim, ama bu belediyemizin
sorumluluguna girmiyor. Az yesinler.
Ote yandan 65 yas ustu vatandaslarimiza ucretsiz seyahat hakkini
ise geri aliyoruz. Boylece halkimizi genclesmeye tesvik etmis
olacagiz. Yasliligi ozendirmemek gerekiyor.
Istanbul a vize geliyor
Daha once de gundeme gelen Istanbul a vize uygulamasini hayata
geciriyoruz. Belirli konularda sinavi gecenlere gecici vize
verilecek. Asagida henuz taslak halinde bazi kriterler var,
bunlara bakip kendinizi sinayabilirsiniz.
Savrulan bir otobuste dengede kalabilmek
Bir baska aracin aniden onune kirmasi karsisinda gosterilen
sogukkanlilik
Kaldirimsiz yuruyebilme
Tekerlekli sandalye ile 5 saat boyunca sehirde hayatta kalmak
Dolmus durmadan inebilme ve binebilme yetenegi
Dolmuslarin alakasiz bir durakta sebepsiz beklemelerine saygi
gosterebilmek
Ote yandan, gecici vize verdigimiz vatandaslara bulunduklari
yakadan karsiya gecmemeleri konusunda da bir taahhut
imzalatacagiz. Bes sene boyunca karsiya gecmeyenlere kalici vize
verilecek.
Engelliler icin yeni duzenleme yok
Bir de $ik $ik dile getirilen engelliler meselesi var. Mevcut
belediyelerin engelliler icin yaptiklari gercekten muazzam,
uzerine bir sey koyabilir miyim bilemiyorum. Adamlar her sene
engelliler gunu dolayisiyla engellilerin yasadiklari zorluklari
anlatan kisa film yarismalari duzenleyip dereceye girenlere
odullerini torenle veriyorlar. Engelliler icin muthis bir hizmet
bu. Belediye yoneticileri o filmleri izleyip duygusallasiyorlar.
Harika bir hizmet. Soz veriyorum, biz de kendi yonetimimizde
engelliler icin duygusallasacagiz. Kaldirimlarin, duraklarin ve
toplu tasima araclarinin engelli vatandaslarimiza yonelik
duzenlenmesi ise belediyemizin sorumluluguna girmiyor. Bu
mevzularla sanirim muhtarliklardaki ihtiyar heyeti ilgileniyor.
Belediye baskan adayi Sayin Beyinsiz Adam in ozgecmisi
1986 yilinda efeler diyari Tokat ta dogdu. Tokat in kadim
kulturuyle yogrularak yetisti. Uzun yillar ilk ve orta dereceli
okullarda egitim gordu. Bunu yeterli bulmayarak kendini daha da
gelistirmek icin liseye gitti. Egitime cok onem verdigi icin
bazi siniflari birkac kez okudu. Henuz ogrencilik yillarinda
icinde siyaset aski vardi. Uc kez sinif baskanligi aday adayi
oldu ancak birtakim ayak oyunlari neticesinde aday gosterilmedi.
2007 yili siyasi kariyeri icin donum noktasiydi. Bu tarihte
Halkin Kukreyisi Partisi Genclik Kollari Umraniye Inkilap
Mahallesi Tanitim ve Medya Departmani lise birlerden sorumlu
baskan yardimciligi gorevine getirildi. Bulundugu makami hice
sayarak siradan bir insan gibi hayatina devam etti. Partide
genel baskanliga kadar yukselme sansi varken siyasetten $ikilip
ara vermek istedigini soyledi ve evine dondu. Ileri seviyede
Turkce bilen genc siyasetci uc cocugu olmadigi icin mevcut
siyasi partilerin kapisindan cevrilince bagimsiz aday oldu.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Attila
Mumine gelen her $ikinti, gunahlarina kefaret olur
(Buhari)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir
musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin
sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Din gercek sefaletin ifadesi, gercek sefalete karsi protesto,
ezilen yaratiklarin ic gecirmesi, kalpsiz bir dunyanin duygusu,
ruhsuz kosullarin ruhu...
Insanlarin afyonudur.
Karl Marx
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
-bastan cikmis olan boyle bastan cikarir kendini...
Ahzab Suresi 53.Ayet:
Ey iman edenler!
Siz zamanini gozetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikce,
Peygamber in evlerine girmeyin.
Ancak davet edildiginiz vakit girin.
Yemegi yediginizde hemen dagilin, sohbete dalmayin.
Cunku bu hareketiniz Peygamber i uzmekte, fakat o (size bunu
soylemekten) utanmaktadir.
Ama Allah, hakki soylemekten cekinmez.
Peygamber in hanimlarindan bir sey istediginiz zaman perde
arkasindan isteyin.
Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlarin kalpleri icin daha
temiz bir davranistir.
Sizin Allah in Resulunu uzmeniz ve kendisinden sonra onun
hanimlarini nikahlamaniz asla caiz olamaz.
Cunku bu, Allah katinda buyuk (bir gunah) tir.
Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir
muslumanim!
Mazeretlerin Cevaplari:
1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet
hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis
tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var*
ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur
cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir
kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur;
Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen
ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her
zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir.
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden
beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia
etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.**
Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide
Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
Araplari aldatarak Osmanli Devleti aleyhine kiskirtip isyana
sevkeden Ingiliz casusu Lavrence in, yardimcilari Nuri Said,
Faysal ve Serif Huseyin ile birlikte Sam da Turkleri
katlettikten sonra: Evet onlari isyana ben kiskirtmistim. Ama
boylesine vahsice kan dokeceklerini hic tahmin etmemistim. Bazi
mahalleleri gezerken silahsiz Turk askerlerinin nasil
oldurulduklerine bakamadim; tiksindim bu vahsetten diyerek
itirafta bulunmustur...
(Kaynak: Ilhan Bardakci; Imparatorluga Veda, Hulbe Yayinlari,
Istanbul/1985, s.572)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bati deyince, aklimiza bilim, teknoloji, yuksek hayat standardi,
demokratiklesme, ozgurlukler, insan haklari, hur dusunce gelmesi
lazimken, en kotu yonleri neyse, ulkemizde o uygulanmak
isteniyor.
Bir kamu gorevlisi ozel hayatinda icki kullanabilir, ancak
elinde bira kadehiyle objektiflere poz veremez, tesvik edemez.
Rusya dahil Bati ulkeleri konuyla ilgili tedbirler alirken,
kendi gencligini fert ve toplumun hayat kalitesini dusunen,
saglik dusmani iceceklerden korumak icin ugrasirken, bizim
festival yaparak tesvik etmemiz, hele hele bunu kamu kurumu
olarak yapmamiz bir skandaldir
Mehmet Sirri ARVASI, Yesilay Genel Sekreteri
Zina yapan evlilerin taslanarak oldurulmesini emreden ayet, Ayse
nin doseginin altindaki sahifede yazili bulunuyordu.
Peygamber olunce Ayse onun defin islemleriyle mesgul iken, evin
acik kapisindan iceri giren bir keci o sahifeyi yedi ve boylece
taslama cezasi Kuran dan cikti; ama hukmu devam ediyor.
Ibni Mace 36/1944; Hanbel 3/61; 5/131, 132, 183; 6/269
Tanri ya inaniyor musun? sorusuna Einstein in cevabi:
Varolanlarin duzenli uyumunda kendini gosteren Spinoza nin
Tanrisi na inaniyorum, insanlarin kaderiyle ve eylemleriyle
ilgilenen bir Tanri ya degil.
I believe in Spinoza s God who reveals himself in the orderly
harmony of what exists, not in a God who concerns himself with
fates and actions of human beings
Autobiographical Notes (1949, p.103)
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu
cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin
oldugunu belirttigini gorecegiz)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yok, yok.
Dedim zincir durur, dedi boynumda,
Dedim olum vardir, dedi yolumda,
Dedim bilezikce? Dedi kolumda,
Dedim korkar misin? O dedi yok-yok.
Dedim nicin korkmazsin? Dedi Tanrim var,
Dedim ya nicesi (dahasi)? Dedi halkim var,
Dedim daha yok mu? Dedi ruhum var,
Dedim sukran (memnun) misin? O didi yok-yok.
Dedim istek nedir? Dedi gulumdur,
Dedim celismek (savasmak) var? Dedi yolumdur,
Dedim Otkur neyin? Dedi kulumdur,
Dedim satar misin? O didi yok-yok.
Bildigimiz bir Turku, fakat Uygur Turklerinin agzindan.
https://www.facebook.com/photo.php?v=623761847692467&set=vb.395457050522949&type=2&theater
Hz.Peygamber (a.s.) soyle buyurmustur:
Sizler horozun otmesini isittiginiz zaman Allah in fazlindan
isteyiniz.
Cunku o melek gormustur.
Merkebin anirmasini isittiginizde de seytandan Allah a
sigininiz.
Cunku o seytan gormustur.
Ebu Hureyre den (r.a.) bildirildigine gore:
Hadis No: 4908
Medineniler ile Mekkeliler arasinda derin bir dusmanlik ta
vardi.
Muhammet te Mekke den kalkip Medine ye kacti.
Buna Hicret denildi
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ey Aptal insan!
Daha bir solucan bile yapamayan ama Tanrilari duzinelerce yapan!
Michel Montaigne
Hadis-i Serif te, Yahudiler, taslarin ve agaclarin arkalarina
saklanacaklar, tas veya agaclar Ey Musluman, ey Allahin kulu,
iste Yahudi benim arkamdadir.
Gel onu oldur. diyecektir.
Ancak Garkat agaci haric.
Zira o, Yahudi agaclarindandir diyecegi ifade ediliyor.
(Buhari, Tecrid, IX, 73; Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tac, I,
25).
Ataturk, butun Turk varliginin, butun Turk halklarinin bagrina
basmasi gereken ve her millete nasip olmayan Tanri vergisi bir
ruhtur.
Biz Turk halklari olarak onun izinden gidersek, onun bizi gormek
istedigi yere ulasabiliriz.
Tarihin her doneminde buyuk sahsiyetler gelir ama onlara
buyuklugu veren kendi milletinin ruhudur.
Kendi ruhunu temsil eden boyle ruhlara gereken saygi
gosterilmezse, bu o millete saygisizliktir.
Saygiyi kendi halki gostermez veya saygisizliga izin verirse, bu
kendine saygisizlik demektir ve milleti alcaltir.
Turk halkina kendi oz ogluna gosterdigi saygi nispetinde saygi
duyulur.
Bu yuzden Ataturk ruhuna uymayan isleri onun namina yapanlar
sadece Ataturk u degil Turk Milleti ni kucultmus olur.
Oysa Turk halkini takdir etmek gerekir ki onun icinden boyle bir
ruh cikmistir.
Bu ruhu kaybetmeyin!
Kazaklarin buyuk sairi ve dusunuru Muhtar Sahanov
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hic kimse senden iyi degildir.
Ama sen ortaya bir sey koymazsan, sende hic kimseden iyi
degilsin.
DONALD LAIRD – AMERIKALI YAZAR
Cabir bin Abdullah ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi :
Bayram gunu Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) ile
namazda beraberdim.
Hutbe okumadan once ezansiz ve kametsiz namaza basladi.
Sonra Bilal ( Radiyallahu Anh ) a yaslanarak ayak ustu durup
Allah a karsi takvali olmaya , ona itaatli olmaya tesvik ederek
halka vaaz ve nasihatte bulundu.
Sonra kadinlarin oldugu yere geldi.
Onlara da vaaz ve nasihat etti ve :
Sadaka verin , zira siz kadinlarin cogu cehennem kutugudur
buyurdu.
Kadinlarin en hayirlilarindan yanaklari kirmizi olan bir kadin
ayaga kalkip :
− Ya Rasulallah ,nicin dedi.
Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ):
− Cunku siz halinizden cok $ikayet eder , kocalarinizin ihsanina
karsi nankorluk edersiniz buyurdu.
Bunun uzerine kadinlar kendi ziynet esyalarini tasadduk etmeye
basladilar.
Bilal ( Radiyallahu Anh ) in elbisesinin icine kupelerini ve
yuzuklerini atiyorlardi.
( Muslim - Ahmed )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Muamma
Evrende nice sir varsa
Hepsinden vermistir haber
Kurani yorumlayip da
Dincilerimiz boyle der.
Bilinmez ne hikmet ise
Hep batili icat eder.
Bir yandan atomu cozer
Bir yandan uzaya gider.
Bizde nurlu kitap varken
Nicin karanliktir kader?
Acep islam uyuklarken
Kuran mi okur kafirler?
Aziz Nesin
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ad kalendas graecas
Grek Kalendasta. (Kalendaslar Romalidir, bu yuzden bu deyim var
olmayan bir tarihi belirtir: cikmaz ayin son
Latin Atasozu
Arabi sevmek iman alameti, bugz ise munafiklik alametidir.
Hakim, Beyheki, Dare Kutni
Ulkeyi terk ediyorum
14 Subat 2014
Ulke gundeminin ne kadar hizli degistigi malum. Siz bu satirlari
okurken su anki gundem muhtemelen gene degismis olacak.
Bu basdondurucu hiz benim gibi usengec insanlara gore degil.
Inanin yoruluyorum. Ben en son Turkiye nin Dunya Kupasi na
katilamayisini tartistigimizi hatirliyorum. Hangi ara o konuyu
isleyip bitirdiniz?
E sen de gundemi takip etme o zaman! dediginizi duyar gibiyim.
Agresiflesmenize gerek yok, musaade edin aciklayayim.
Simdi, eger gundemi takip etmezseniz, her turlu ortamda dut
yemis bulbule donuyorsunuz. Evde, isyerinde, misafir gezmesinde
herkes hararetle tartisirken oylece kalakalmak hic hos degil.
Sosyal hayatiniz sifirlaniyor.
Bu sebeple cozum olarak sakin bir ulkeye yerlesmeye karar
verdim. Turkiye yi terk ediyorum.
Hafta boyunca internette arastirma yaptim. Ihtiyacim olan kucuk
bir Avrupa ulkesiydi. Pek cok secenek arasindan Andorra gerek
nufusu gerek yuzolcumu itibariyla sicak geldi.
Ulke gundeminde neler oldugunu gormek icin Google dan Andorra
gazetelerini arattim. Iki sonuc cikti: Diari d Andorra ve
Bondia.
Diari d Andorra gazetesine tikladigimda sok oldum, cunku acilan
sayfada soyle yaziyordu: Bu alan adi satiliktir! (Inanmayan
internetten kontrol etsin) Dusunun artik gundem nasil
tikandiysa, adamlar yeter deyip isi birakmislar.
Diari d Andorra nin kapanmasiyla meydan Bondia ya kalmis.
Uzulerek fark ettim ki Andorra da tek sesli bir medya var. Basin
susturulmus, sindirilmis, alan adlari satiliga cikarilmis, veya
is guc olmadigi icin kendiliginden susmuslar.
Bondia nin internet sitesine girdim, neyse ki o calisiyor.
Calisiyor ama gazete demeye bin sahit ister. Verdikleri haberler
bizde kadinlarin altin gunlerinde konustuklari turden. Asagida
Google Translate ile cevirdigim, gunun mansetlerini
gorebilirsiniz. Anlam bozukluklari tamamen Andorrali
gazetecilere ve Google a aittir.
Fotograf yarismasi ile MoraBanc duzenlemek takvim 2014 Andorra
Manzaralar
Kesin gundeme bomba gibi dusmustur bu. Butun evlerde sohbetlerin
konusu manzara fotografi yarismasidir.
YANGINLA ILGILI GOZALTINA ALINAN KIRACI
Haberin haber degeri bir kenara, goruyoruz ki kiraci her yerde
eziliyor. Hemen de suclu ilan etmisler, adam bile bile kendi
evini niye yaksin?
Vives geleneksel Noel resepsiyonda guclendirilmesi kardeslik
cagrisi
El kadar ulke, herkes birbirini taniyordur muhtemelen, hala daha
kardesligi guclendirme pesindeler.
DA ve kari$ik bir grup PS Ergen tum yasa degi$ikligi reddetti
Bunu cozemedim ama sanirim orada da ergenler var ve her zamanki
gibi gene bir seyleri reddediyorlar.
Bir araba ve bir moto$iklet arasinda bir carpisma iki kucuk
yaralanmalar
Boyle manset mi olur yahu? Bizim mahallenin Mobese sinde bile
daha agir vakalar var.
Gazeteyi cikaranlarin kendileri de yaptiklari isin oyle elle
tutulur bir sey olmadigini fark etmis olsalar gerek ki soyle bir
ibare koymuslar: Gazeteniz Bondia ucretsizdir.
Sonuc olarak, Andorra bana muthis guzel geldi.
Soyle bir hayal ettim. Yerlesirim Andorra ya, sabahlari on
dakika Bondia ya bakarim, hangi moto$ikletli kaza yapmis, hangi
resim yarismalari baslamis bir goz gezdiririm, ondan sonra butun
gun kafa rahat. Aksam bir misafir geldiginde moto$ikletli
hakkinda iki dakika konustuktan sonra muhabbetimize bakariz.
Ote yandan, ulkede kayda deger bir olay yasanmadigi icin
esimizle dostumuzla, arkadaslarimizla aramizin bozulmasi da
imkansiz hale gelir. Yanginla ilgili gozaltina alinan kiraci
hakkinda ne kadar tartisirsak tartisalim, kanli bicakli
olamayiz. Noel resepsiyonunda kardesligin guclendirilmesi
cagrisini dogru bulanlar Noel resepsiyonunda kardesligin
guclendirilmesi cagrisini gereksiz bulanlari agir sozlerle itham
etmez. Gul gibi gecinip gideriz. Alti ustu azami doksan yillik
omrumuzu iyi, guleryuzlu, mutlu insanlar olarak geciririz.
Dort bir tarafi cennet olmayan, jeopolitik konumu bes para
etmez, sanli bir tarihe sahip olmayan, yer alti ve yer ustu
kaynaklariyla tam bir fiyasko olan mutlu insanlar ulkesi Andorra
ya sevgiler.
http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Akanim kagan yiti yigirmi erin ta$ikmis.
Senin dinin sana, benim dinim bana
(Kafirun 109/6)
Musrikleri gordugunuz yerde oldurun
(Tevbe 9/5)
Haydi bakalim simdi kivrinin durun, yok o nesh edildi, bu menhus
oldu falan.
Sonucta ilah daha ilk anda bir oyle, bir boyle demis.
Daha kendi doneminde bir dedigi bir dedigini tutmamis.
Bir de zamanlar ustu olma iddiasi var.
Bozcaada Yolunda Volvo V40 Testi
24 Temmuz 2013
Gectigimiz hafta Volvo nun yeni uretimi V40 serisi icin #osensin
kampanyasi dahilinde arabayi test etmek icin Bozcaada ya
gidecektik. Arabayi henuz gormeden begenmistim. Sonucta bu bir
arabaydi ve her halukarda belediye otobuslerinden iyiydi.
Yola cikis Hollywood filmlerini aratmayacak bir tempodaydi. Alti
ustu Bozcaada ya gidecektik ama hazirliklar bir rehine kurtarma
operasyonunu aratmiyordu. Yol haritalari, kameralarin kurulmasi,
takip araci, kahve termosu, yol gozlugu, arac kiti... Kampanyayi
yuruten Havas Engage Istanbul hicbir ayrintiyi atlamamisti.
Takip araciyla her daim irtibat halinde olmamizi saglayan bir
telsiz bile verdiler. Iste o an kuskulanip Yasa disi bir seyin
icinde degiliz, oyle degil mi? diye sordum gozlerimi kisarak.
V40 i ilk gordugumde tepkim Belediye otobusune gore oldukca
kucuk oldu. Yillardir belediye otobusunde seyahat edince insan
butun kiyaslamalari ona gore yapiyor. Sofor mahalline
oturdugumda aliskanliktan olsa gerek yasli bir teyzenin gelip
yer isteyecegi tedirginligini yasadigimi itiraf etmeliyim. Cok
sukur boyle bir sey yasanmadi.
Dolmabahce den Bozcaada ya dogru hareket ettik. Ilk olarak hiz
kadranini fotografladim. Bunu 127 km hizla giderken yapmak cok
kolay degil. Kimseye tavsiye etmiyorum. Yanimdan belediye
otobusleri geciyordu. Orada tikis tikis seyahat edenleri gorunce
agladim. Ama onlar guluyordu. Iki gun sonra tekrardan aramiza
doneceksin bakislariyla beni suzduler. Yaptiklari hos degildi.
Yolda V40 in Adaptive Cruise Control sistemini test ettim.
Ondeki araca gore hizi ayarlayan bir sistem bu. Yokus yukari ya
da asagi fark etmiyor, ondeki aracla aranizda sizin
belirlediginiz mesafeyi koruyacak sekilde ilerliyor araba. Gaza
ya da frene kendi basiyor. Buyuk kolaylik seklinde
degerlendirilebilir ama sofor karizmasi dedigimiz olgu yara
aliyor. Yaa cruise control olduktan sonra ben de surerim
seklinde insani yaralayan ifadelere maruz kaliyorsunuz.
Bir de dalginlikla seridinizi asarsaniz direksiyon titriyor ve
sizi gerisin geri seridinize donduruyor. Bunu da 2013 yilina
geldigimiz bugunlerde bir insan haklari ihlali ve kisi iradesine
saygisizlik olarak degerlendirdim. Trafigin emniyeti acisindan
dogru olabilir fakat ozgur irade yerlerde. 1789 Fransiz
Ihtilalinin kazanimlarini birer birer kaybettigimiz hissine
kapildigimi soylemeliyim. Elbette bu ozelligi kapatabildiginizi
veya sinyal verdiginiz zaman devre disi kaldigini belirtmek
lazim.
Sorunsuz bir sekilde yola devam ediyorduk. Canakkele ye dogru
cesitli ilcelerin ve kasabalarin icinden gectik. Burada
etraftaki tabelalara bakinca bir gercegi fark ettim. Istanbul
dan uzaklastikca dukkan isimlerinde bir ozensizlik, bir
vurdumduymazlik goze carpiyor. Mistik Bufe, Ejder Pansiyon,
Cogumlu Solaryum bunlardan sadece birkaci. Ozellikle Ejder
Pansiyon da durup hangi kafayla boyle bir ismi sectiklerini ve
neden hala batmadiklarini sorasim geldi. Fakat yolumuz uzundu.
Gelibolu da arabali vapura binip karsiya gectik. Oradan Bozcaada
ya bizi goturecek vapura binmek uzere Geyikli ye dogru yola
ciktik. Yol uzerinde mola yerimiz Manzara Restaurant ti. Adindan
da anlasilacagi gibi muhtesem bir manzarasi vardi. Ama inanir
misiniz bir kere bile donup bakmadim, cunku yemek daha
onemliydi. Manzara her yerde vardi.
Yolda, kirmizi i$iklarda, benzincilerde, vapurda hep ilgi
odagiydik. Unlu biri oldugum icin ilgiden $ikilmamayi
ogrenmeliydim. Fakat sorular genelde kac beygir, fiyati ne kadar
minvalinde olunca hayal kirikligina ugradim. Daha yeni piyasaya
cikmis bir arabanin benden cok ilgi gormesi uzucuydu. Arabayi
suren ben oldugum icin bana da hayranlikla bakiyorlardi.
Ayagimizi yerden kesiyo iste turunde cevaplarla tevazumu ve
efendiligimi gosterince bana bir kez daha hayran kaldilar.
BOZCAADA
Bozcaada ya vardigimizda aksam olmustu. Hemen otele yerlesip
bizi bekleyen yemek masasina kavusmak icin Cabali Balikcisina
gittik. Harika bir ortamda, adaya ozgu yemeklerle birlikte leziz
bir balik ziyafeti cektik. Yemek yerken baliklarin nasil olup da
bin yillardir ayni ucuz numarayi yiyip oltaya geldiklerini
sorguladim. Bu konuda kendilerini birazcik olsun gelistirseler
su an masada kizarmis halde olmazlardi.
Ertesi gun guzel bir kahvaltinin ardindan kisa bir Bozcaada
turuyla adadaki uzum baglarini, plajlari ve yel degirmenlerini
gorme sansimiz oldu. Uzum baglari neyse de o yel degirmenleri
bana cok ise yariyormus gibi gelmedi. Sanki Biz de ulke
ekonomisine katkida bulunuyoruz, bos durmuyoruz dercesine
yapilmislardi. Cok uzerlerine gitmedim.
Sonunda kisa sure kaldigimiz ve bir daha gelme istegi uyandiran
bu adadan gitme vaktimiz geldi. Esyalarimi toplarken otelin
duvarlarina son kez baktim. Zorla duygusallasmaya calistim ama
beceremedim.
Donus yolu gidise nazaran biraz daha agir tempoda gecti.
Saatlerce araba kullanmis olmaktan mutevellit kendimi tir
soforlerinde gorulen birtakim tuhaf hareketleri yaparken buldum.
Arabadan inip bacaklari ayirarak hafif kambur yurumek, ileride
cevirme var selektorleri yapmak, arabesk dinlemek bunlardan
birkaciydi.
Takip aracinda bize eslik eden Volvo yetkilisi Serdar dan telsiz
vasitasiyla V40 in bir ozelligini daha ogrendim. Dunyada ilk
defa kaputta hava yastigi teknolojisi de V40 ta kullanilmis.
Allah gostermesin bir yayaya carpma durumunda kaputtaki hava
yastigi devreye girip yayanin kazayi en az zararla atlatmasini
sagliyormus. Serdar a Iste simdi gonul rahatligiyla birkac
yayaya carpabilirim, tamam dedim. Bunu yapmamak daha uygun olur,
tamam dedi. Bu bir test surusu ve bunu denemek icin can
atiyorum, tamam diye usteledim. Ic cekti ve Lutfen saga ceker
misin, tamam dedi. Saga cektim, bana kendince hakli sebeplerle
bunu test etmememizin herkesin hayrina olacagi konusunda kafa
sisiren bir nutuk atti. Gonulsuzce kabul ettim.
Gerek kaputta hava yastigi teknolojisi gerekse aractaki
sensorlerin iki kollu ve iki bacakli bir siluet algiladiginda
devreye giren alarm ve otomatik fren sistemi yillar boyu severek
yaptigimiz bir gelenegin tarihe karismasi anlamina geliyordu:
Arkadasin uzerine araba surmek. Bir gelenegin daha yok olusunu
gozyaslari icinde fark ettim.
Sonuc olarak:
Rampayi 6. Viteste 165 km hizla cikma keyfini yasadim.
Havas Engage Istanbul en ufak ayrintiya kadar bizimle ilgilendi.
Son baktigimda takip aracinda Yusuf bana corap oruyordu.
Belediye otobuslerine bir daha binmek istemiyorum.
V40 in iki gunde test edilemeyegini ogrendim. En az 5 yil
kullanmak gerekiyor.
Istanbul a yaklastigimizda arabayi biraz daha kullanmak icin
Nisantasi ndaki partiye Kars uzerinden gitmeyi teklif ettim.
Bunun biraz zaman alacagi ve daha kestirmeden gidersek vaktinde
yetisecegimiz soylendi.
V40 tan ayrilirken son kez donup baktim. Bir daha benim gibi
sofor bulamayacaksin, biliyorsun degil mi? dedim. Sarildik.
http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Plenus venter non studet libenter
Tok karna egitim olmaz.
Latin Atasozu
ALI IMRAN - 7.O, sana Kitab i indirendir.
Onun bazi ayetleri muhkemdir, onlar kitabin anasidir.
Digerleri de mutesabihtir.
Kalplerinde bir egrilik olanlar, fitne cikarmak ve onun olmadik
yorumlarini yapmak icin mutesabih ayetlerinin ardina duserler.
Oysa onun gercek manasini ancak Allah bilir.
Ilimde derinlesmis olanlar, Ona inandik, hepsi Rabbimiz
katindandir derler.
ancak akil sahipleri dusunup anlar.
***
Ayetin baslangici...
ALI IMRAN - 7.Oysa onun gercek manasini ancak Allah bilir.
Ayetin sonu..
ALI IMRAN - 7 ancak akil sahipleri dusunup anlar.
Marx hataliydi.
Din insanligin afyonu degildir.
Afyon;uyusturucu, hissizlestirici,$ikici seyleri akla getiriyor.
Ama din,$iklikla korkunun afrodizyagi,gaddarligin anfetamini
olmustur.
En iyi oldugu durumda ruhlari ayaga kaldirmis,can kuleleri
dikmistir.
En kotu oldugu durumdaysa butun uygarliklari mezarliga
cevirmistir.
PHILLIP ADAMS
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ANNABEL LEE
. . . . . .
Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ulkesinde
Yasayan bir kiz vardi bileceksiniz
Ismi; Annabel Lee
Hicbir sey dusunmezdi sevilmekten
Sevmekten baska beni
O cocuk ben cocuk, memleketimiz
O deniz ulkesiydi
Sevdali degil karasevdaliydik
Ben ve Annabel Lee
Goklerde ucan melekler
Kiskanirlardi bizi
Bir gun iste bu yuzden goze geldi
O deniz ulkesinde
Usudu bir ruzgarindan bulutun
Guzelim Annabel Lee
Goturduler el ustunde
Koyup gittiler beni
Mezari oradadir simdi
O deniz ulkesinde
Biz daha bahtiyardik meleklerden
Onlar kiskanirdi bizi
Evet! Bu yuzden Sahidimdir herkes ve deniz ulkesi
Bir gece ruzgarindan bulutun
Usudu gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yasca basca ileri
Gecemezlerdi bizi
Ne yedi kat goklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hic biri ayiramaz beni senden
Guzelim Annabel Lee
Ay gelir isir, hayalin erisir
Guzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanir beklerim
Sevgilim sevgilim hayatim gelinim
O azgin sahildeki
Yattigin yerde seni...
Edgar Allan Poe
Bir Ihanet Belgesi: Necip Fazil in Genclige Hitabesi..
Ustad diye nitelendirdikleri Kisakurek in Ataturk yazdiktan
sonra ben de yazabilirim diye ortaya doktugu satirlar; sizler ne
dusunursunuz acaba???
Necip Fazil KISAKUREK : GENCLIGE HITABE
Bir genclik, bir genclik, bir genclik...
Zaman bendedir ve mekan bana emanettir! suurunda bir genclik...
Devlet ve milletinin buyuk capa ermis yedi asirlik hayatinda ilk
ikibucuk asrini ask, vecd, fetih ve hakimiyetle susleyici; uc
asrini kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir
asrini Allahin, Kur an inda belhum adal dedigi hayvandan asagi
taklitcilere kaptirici; en son yarim asrini da Isgal ordularinin
bile yapamayacagi bir cinayetle, Turku madde planinda
kurtardiktan sonra ruh planinda helak edici tam dort devre
bulundugunu goren... Bu devreleri, yukseltici ask, curutucu
taklitcilik ve oldurucu kufur diye yaftalayan ve simdi, evet
simdi... Besinci devrenin kapisi onundedimdik bekleyen bir
genclik...
Gokleri cokertecek ve yeni kurbaga diliyle butun dikey leri
yatay hale getirecek bir nida kopararak mukaddes emaneti ne
yaptiniz? diye meydan yerine cikacagi gunu kollayan bir
genclik...
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, irzinin, evinin, kininin,
ocunun davacisi bir genclik...
Halka degil, Hakka inanan; meclisinin duvarinda Hakimiyet
Hakkindir dusturuna hasret ceken, gercek adaleti bu inanista
bulan ve halis hurriyeti Hakka kolelikte bulan bir genclik...
Emekciye Benim sana acidigim ve yardimci oldugum kadar sen
kendine aciyamaz ve yardici olamzsin! Ama sen de, zulum gordugun
iddiasiyla, kendi kendine hakki ezmekte ve en zalim patronlardan
daha zalim istismarcilara yakani kaptirmakta basi bos
birakilamazsin! ; Kapitaliste ise Allah buyrugunu ve Resul
emrini kalbinin ve kasanin kapisina kazimadikca serbest nefes
bile alamazsin! ihtarini edecek... Koku ezelde ve dali ebedde
bir sistemin, askina, vecdine, diyalektigine, estetigine,
irfanina, idrakine sahip bir genclik...
Bir bucuk asirdir yanip kavrulan ve bunca kesfine ve oyuncagina
ragmen buhranini yenemeyen ve kurtulusunu arayan bati adaminin
bulamadigini, Turk un de yine bir bucuk asirdir iste bu hasta
bati adaminda buldugunu sandigi seyi, o mubarek olus sirrini,
her sistem ve mezheb, ortada ne kadar hastalik varsa tedavisinin
ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin Islamda oldugunu
gosterecek ve bu tavirla yurduna, Islam alemine ve butun
insanliga numunelik teskil edecek bir genclik...
Kim var? diye seslenilince, sagina ve soluna bakinmadan fert
fert ben varim! cevabini verici, her ferdi benim olmadigim yerde
kimse yoktur! duygusuna sahip bir dava ahlakini pirildatici bir
genclik...
Can tasima liyakatini, canlarin cani ugrunda can vermeyi cana
minnet sayacak kadar gozu kara ve o nispette strateji ve taktik
sahibi bir genclik...
Buyuk bir tasavvuf adaminin benzetisiyle, zifiri karanlikta, ak
sutun icindeki ak kili farkedecek kadar gozu keskin bir
genclik...
Bugun komik universitesi, hokkabaz profesoru, yalanci ders
kitabi, cikartma kagidi sehri, muzahrafat kanali sokagi, fuhs
albumu gazetesi, saskina dormus ailesi ailesi, ve daha nesi ve
nesi, hasili, guya kendisini yetistirecek butun cemiyet
muesseselerinden aldigi zehirli tesiri uzerinden silkip
atabilecek, kendi oz talim ve terbiyesine, telkin ve temmisesine
memur vasitalara kadar nefsini koruyabilecek, tek basina onlara
karsi durabilecekdestanlik bir meydan savasi icinde ve cetinler
cetini bu isin destanlik savasini kazanabilecek bir genclik...
Annesi, babasi, ninesi ve dedesi de icinde olsa, gelmis ve
gecmis butun eski nesillerden hicbirini begenmeyen, onlara siz
gunesi ceketinizin astari icinde kaybetmis marka
muslumanlarisiniz! Gercek musluman olsaydiniz bu hallerden
hicbiri basiniza gelmezdi! diyecek ve gercek muslumanligin ne
idugu nu ve nasil ini gosterecek bir genclik...
Tek cumleyle, Allahin, kainati yuzu suyu hurmetine yarattigi
Sevgilisinin alemleri manto gibi buruyen etegine tutunacak, O
ndan baska hicbir tutamak, dayanak, siginak, sarinak tanimayacak
ve O nun dusmanlarini ancak kubur farelerine denk muameleye
layik gorecek bir genclik...
Bu gencligi karsimda goruyorum. Maya tutmasi icin otuz kusur
yildir, devrimbaz kodomanlarin viski cektigi kamistan borularla
cigerimden kalemime kan cekerek yirtindigim, kivrandigim ve
zindanlarda curudugum bu genclik karsisinda, uykusuz, susuz,
ekmeksiz, basimi secdeye mihlayip bir omur Allaha hamd etme
makamindayim.
Genc adam! Bundan boyle senden bekledigim manevi babanin
tabutunu musalla tasina, Anadolu kitasi buyuklugundeki dava
tasini da gedigine koymandir!
Surda bir gedik actik; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe ruzgar, artik ne yandan esersen es!...
Allahin selami uzerine olsun...
Necip Fazil KISAKUREK
Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden
yaratmisizdir; onlari bakire, eslerine duskun ve hepsini bir
yasta kilmisizdir.
Vakia/56/35-8.
Cennette cinsel yasama iliskin mustulu haberlerden.
Sufeyla Sahin : Muavenet e yapilan ABD saldirisi.2 Ekim
1992.Bunu sakin unutma!
Katil Amerika!!!
NASIL OLDU?
OLAY SONRASI
GAZILER NE DIYOR?
DAVA SONUCU IBRET VERICI
IRAN NE YAPMISTI?
ACIKLI VE DUSUNDURUCU
SORUSTURMA BILE ACILIRDI
KOMUTAN NE DEDI?
Katil Amerika!!!
Gemi komutani Kurmay Yarbay Kudret Gungor, Vardiya Subay Tegmen
Alper Tunga Akan, Telsiz Astsubayi Serkan Aktepe,
Cavus Mustafa Kilinc ve Topcu Er Recep Akan
Rahmetle aniyoruz...
Yine Muavenet Faciasi nin yil donumu; 5 sehit 22 gazinin trajik
hikayesi...13 yil once meydana gelen olayin sonrasinda bizim
icin bir cok ibret var. Ege de tatbikat sirasinda durup dururken
Amerika tarafindan vurulan Muavenet Firkateyni ni hic unutmamak
unutturmamak gerekir. Yaziyi okuyunca daha iyi anlayacaksiniz.
NASIL OLDU?
2 Ekim 1992 gunu, planlamasinda gercek atisin bulunmadigi
Display Determination Tatbikatindayiz. Dinlenme aninda, yani
herkes uykudayken, tam gece yarisi Amerikan Ucak Gemisi Saratoga
attigi 2 Sea Sparrow Fuzesiyle Firkateynimizi vurdu.
Birer saniye arayla atilan 2 fuzenin biri komutanin bulundugu
kaptan koskunu,digeri kurmay ekibin bulundugu savas harekat
merkezini vurdu.
OLAY SONRASI
Faciadan sonra olanlari kisa basliklariyla hatirlatayim:
Yarali personelimiz helikopterle Saratoga ya ameliyata alindi...
Saratoga dan bir ekip geliyor fuze parcalarini almak istiyor.
Bir assubayimiz Recep Kayaci delilleri yokedecekleri kaygisiyla
parcalari vermedi.
5 sehit 22 yaraliya, koca gemimizin hurdaya donmesine ragmen
tatbikat kesilmedi.
Hic birsey olmamis gibi devam etti.Iste ilk sorgulanmasi gereken
skandal bu...
GAZILER NE DIYOR?
Konustugum hicbir gazi, ornegin olayda bir kolunu ve bir
bacagini yitiren Ustegmen Ilter Ozdil, cigerlerinde hala fuze
parcasi tasiyan Tegmen Uluc Kilic ve diger personel olayin asla
kaza olmadigini soylediler. Sea Sparrow Fuzeleri oyle omuzdan
atilan bir tanksavar roketi degil. Bu basli basina bir sistem.
Bir kac personelin, geminin radar ve bilgisayar sistemlerinin
kombine olarak atisa karar verecegi bir silah sistemi. O sirada
gemiler dost sularda, ortada tehdit yok. Supheli bir gemi
yaklassa dost-dusman tanima araclari (IFF) var. Dahasi cagri
yapar kimlik sorarsin. Bunlarin hic biri yapilmiyor. Gemimiz
dusman olarak seciliyor dogrudan ates ediliyor. Dolayisiyle
olayin kaza olmasina imkan ve ihtimal yok. Olay kaza olarak
gecistirilmeye ve unutturulmaya calisiliyor.
DAVA SONUCU IBRET VERICI
Olaydan sonra sehit ve gazi yakinlari Amerika ya tazminat davasi
aciyor.
Hukumetten en ufak bir yardim gelmedigi gibi bir de yazi
gonderiyorlar.Geminin 19 yasindaki telsiz subayi sehit Serkan
Aktepe nin babasi Ahmet Aktepe: Bize Amerika yi dava etmeyin
diye yazi gonderdiler. Esim oglmuzun uzuntusunden kanser olup
oldu ona ilac parasi bile bulamadim. yaziya ragmen Amerika ya
karsi dava aciliyor 4 sene suruyor...
Gerisini davayi sehit ve gaziler adina acan ve takibeden Avukat
Erkan Pekce den alalim:
Davanin iki senesi bu dava magdurlarla Amerikan deniz Kuvvetleri
arasindamidir, yoksa iki hukumet arasindamidir? Sorusuna yanit
aramakla gecti. Sonucta mahkeme olayin bir political question
yani politik bir sorun olduguna karar verdi!
Avukata gore; Iste tam bu nokta yapilan saldirinin kaza olmadigi
siyaseten yapilmis bir saldiri oldugunun hukuki belgesi
oluyor.Bundan sonra Coninin biri tatbikatta silahini temizlerken
bir mehmetcigi vursa... Olay political question yani siyasi
mesele denip kapatilacak.Ortada hukuki dayanak (ictihad) var
cunku....
IRAN NE YAPMISTI?
Hemen hemen ayni siralarda yine bir Amerikan Gemisi ayni tip bir
fuzeyle bir Iran yolcu ucagini vurmustu.Iran hukumeti yolcularin
tazminatini Amerika dan soke soke aldi.
O zaman Amerika Iran la iki dusman.Biz ise dost ve muttefikiz!
Iran hukumeti vatandasinin hakkini soke soke aliyor, bizimkiler
ise Amerika yi rahatsiz etmeyin diyor. Zavalli sehit ve gazi
yakinlarini koca Amerika yla karsi karsiya birakiyor.
Bir yanda hic bir mudanaasi olmayan Iran.Diger yanda Amerika ya
gobekten bagli, ezik, sahsiyetsiz ve kompleksli bazi
yoneticileriyle Turkiye...
ACIKLI VE DUSUNDURUCU
Ege de yasanan bu olaydan sonra Amerika nin Muavenet e karsilik
olarak Turk Deniz Kuvvetleri ne Knox sinifi 8 firkateyni hibe
ettigi aciklandi. Oysa durum hic de oyle degil.
Avukat Erkan Pekce konusuyor: Bu aciklama dogru degil gemilerden
biri sembolik bir ucretle verildi. Ancak diger yedisi her biri
171 milyon dolardan bize satildi. Ilgili internet sitelerinde
herkes bunun kayitlarini bulabilir! ...Gercekten de FMS yani
Foreign Military Sales (askeri satislar) ile ilgili sayfalarda
bunlar yaziyor.Isin en acikli yani bu gemilerin bir kismi kisa
sure sonra hizmet disi olup hurdaya ayrildi.
SORUSTURMA BILE ACILIRDI
Bu olaydan son sora olay meclise intikal etmeli siyasi
sorusturma acilmaliydi.Hatta Amerika da ateselik yapmis bir
dostum bizimkiler israr etseydi Amerikan Kongresi bile kendi
personeli icin sorusturma acardi.Orada prosedur boyledir ama
bizimkiler ne icerde ne Amerika da sorusturma acilmasini
isetemediler dedi.Maalesef 5 sehit 22 gazinin hesabi ne icerde
ne disarda sorulamadi.
KOMUTAN NE DEDI?
Emekli Oramiral Vural Beyazit yani donemin Deniz Kuvvetleri
Komutani yapmayi dusundugum Muavenet Belgeselinde konusmayi
reddetti. Tuncer cigim olay kazadir.
O firkateyni ( yani Muavenet asil adi Uss Gwyn) bize cok
sembolik bir parayla hibe etmislerdi. Bir kazadir oldu bos ver
karistirma. Bunu yaparsan seni alaya alirlar sen bu isin
uzmanisin yapma... dedi.
Ben 2003 de TV8 de iken bu facianin belgeselini yaptim.Bir kez
bu kanalda yayimlandi.Daha sonra hic tekrar edilmedi.Program
diye takla atan her magazin programini bile defalarca yayimlayan
TV8 nedense bu belgeseli bir daha tekrar etmedi.
Bu olaydan alinacak ders: Baskasindan borc para ve silah alirsan
olacaklara razi olursun. seklinde ozetlenebilir. Ama kazin ayagi
oyle degil. Once durustluk, vatan sevgisi, sahsiyet ve cesaret
lazim. Iste koca Turkiye bunlarin ek$ikligini yasiyor..
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Amac Ankara hukumetine karsi, Yunanistan in yardimiyla, Sultan
in ve Yunanistan in himayesi altinda bir Bati Anadolu devletinin
kurulmasidir... Kemalist kuvvetler bastirilacak; butun Anadolu
Mustafa Kemal in elinden kurtarilacak. Bunun icin kurulacak
gonullu Anadolu ordusunun talim ve silahlarindan Yunan
baskomutani sorumlu olacak, bir miktar yunan subayinin bu orduya
katilmasi saglanacak... Yunanistan, masraflarini karsilamak
uzere cemiyete 100.000 Lira verecek.
Anadolu Cemiyeti nin Istanbul daki Yunan Baskomlserligine
onerisi - 9.12.1921
(Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir orgut olup o asamada
Seyhulislam Mustafa Sabri baskanligi altinda idi)
AKP Mitinginde Bir Monser
26 Mart 2014
Bu yaziyi belli bir elitlik seviyesindeyseniz okuyun, degilse
lutfen reklamlara tiklayip gidin.
Ote yandan beni gozlemlerimi yazmam icin cesaretlendiren yazinin
linki su:
http://sarapvepeynir.blogspot.com/2014/03/akp-mitinginde-bir-capulcu.html
Gectigimiz gun AKP nin Yenikapi mitingine gittim. Ne isim vardi
benim AKP mitinginde?
Bu soruyu soran sadece ben degilim, goruslerimi bilen herkes
ayni soruyu soruyor. Gumushane den enistem bile arayip orada ne
isim oldugunu sordu. Ona cevabim su oldu: SA-NA-NE!!!!
Ama size cevabim bu olmayacak. AKP mitingine gittim cunku
halkimin selametini dusunuyordum. Dedim ki, eger halkin arasina
karisirsam, onlardan biriymisim gibi davranirsam ne kadar cahil
ve seviyesiz olduklarini daha yakindan gorur ve onlari ne kadar
cahil ve seviyesiz olduklari konusunda ikna edebilirdim.
Elbette bu, yani onlardan biri gibi davranma meselesi, sandigim
kadar kolay olmadi. Mitingde dikkat cekmemek adina annemin yer
bezi olarak kullandigi eski gomlegimi giydim. Ustune de uzerinde
tepinerek utusunu bozdugum lacivert bir ceket gecirdim. Ama hem
gomlek hem de ceket Vakko dan oldugu icin, fotografta gorundugu
gibi, en ufak sekilde bozulmadi bile. Saclarimi ozenle dagittim,
tuvaletten sonra elimi yikamadim ve biraz yerde yuvarlanmak
suretiyle ustumu basimi toz icinde biraktim. Yeterince kotu
kokmadigimi, bu sekilde dikkat cekecegimi fark edince tisortume
bir miktar da sarimsak surdum. Artik cikmaya hazirdim.
Taksi ile Yenikapi ya gittim. Aslinda halktan biri gibi gorunme
adina belediye otobusune binmis ama dayanamayip bir durak sonra
kufrederek inmistim. Rahat bir yolculuk oldu.
Miting alani gercekten cok kalabalikti. Dikkat cekmemek adina
yere tukurup bir iki gegirdikten sonra miting alanina girdim.
Oncelikle bu kitleden biraz bahsetmek lazim. Kim bu 1 milyon
insan?
Onlar gormezden geldiklerimiz... Evet, hani bugune kadar
gozumuzun onunde olan ama gormezden geldigimiz, olu taklidi
yaparsak gider dedigimiz insanlar var ya, hani farkina
varmadigimiz, hani iki kelime konusmaktan $ikildigimiz, hani uc
cumle konusunca bayginlik gecirdigimiz...
Iste onlar...
Cocugumuzun bakicisi Sermin Abla...
Sitemizin guvenlik gorevlisi Mustafa...
Tekstil atolyesinde 12 saat sigortasiz calisan Makbule...
Annesi Behiye...
Kardesi Murat...
Kayinbiraderi Hulki...
Eltisi Atiye...
Iski den emekli Muslum amca...
Onlar iste...
Bir CV si olmayan insanlar... Insan usenmeyip bir seyler yazar
degil mi? Yazmiyorlar. CV leri yok, anlatabiliyor muyum?
Onlar birbirleriyle konusmayan insanlar... Aralarinda Afrika
yerlileri misali tuhaf sesler cikararak anlasiyorlar. Birinin hi
dedigini duydum mesela, efendim demekmis, oburu iiih dedi,
istemiyorum anlamina geliyormus. Sevindiklerini zaman bizim
alkis dedigimize benzer tuhaf bir el cirpma hareketi yapiyorlar.
Uzuldukleri zaman iyice kuculuyorlar.
Onlar yanlarinda tek bir gazete tasimayanlar. Evet hicbirinin
koltugunun altinda tek bir, bakin tek bir diyorum, tek bir
gazete yok. Ikiyi ucu gectim, tek diyorum, yok. Onlar telefonla
internete baglanmayanlar, twitter mwitter kullanmayanlar, RT
nedir bilmeyenler, FAV dan haberi olmayanlar, DM den yurumeyi
hic tatmamis olanlar, interaksiyonun bereketini yasamamis
olanlar...
Onlar yorgun bacaklar, nasirli eller. Neutrogena derinlemesine
bakimdan haberi olmayanlar, Dove kremi gorse uzerlerine surup
yagli gures yapacak olanlar...
Onlar beslenemedikleri icin boyu benden kisa olanlar... En son
Japonya ya yaptigim elit seyahatte bunu yasamistim. Ama onlarin
gozler cekik oldugu icin gene sempatiklerdi. Bunlar boyle, tovbe
Tanrim, cuce gulyabaniler gibi, 1 otuz boylari hepsinin.
Japonlarinki genetik ama bunlarinki opera seyretmedikleri icin,
kla$ik muzik dinlemedikleri icin kisa kalmisti. Fark edilmemek
icin biraz egilmek zorunda kaldim.
Otobusle geliyorlar cunku arabalari yok cogunun...
Olsa da benzine paralari yok...
Olsa da nasil calistiracaklarini bilmiyorlar...
Nasil calistiracaklarini bilseler de ayaklari gaz pedalina
yetismez. Cunku kisalar.
Nerede ise tamami geldikleri ilce teskilati tarafindan saglanan
anlik veya devamli yardima muhtac... AKP Esenler teskilati karti
tasiyan bir genc elinde biberonla insanlara su iciriyor ve bir
yandan da agizlarina ekmek sokusturuyordu, onlari en azindan
miting suresince hayatta tutmaya calisiyordu. Muhtemelen pek
cogu mitingden sonra olmustur.
Bunlar bizim Makarnaya, bulgura oyunu satiyorlar! diye
kizdigimiz, asagiladigimiz, yeri geldiginde bir iki tokat
caktigimiz, dersini almazsa uzerlerinde sigara sondurdugumuz
insanlar.
Ama o makarna oyle degerli ki onlar icin. Kendi onunla doyuyor,
cocugunu onunla doyuruyor. Bizim gibi Nusret te yemiyor, steak
den haberi bile yok. Birine yaklasip Hanimefendi surada yarimsar
porsiyon kofte yer miyiz? dedigimde uzayli gormus gibi bakip
benden uzaklasmasi bundandi. Oysa makarna deseydim tipis tipis
gelecekti.
Makarnanin neden onlar icin bu kadar onemli oldugunu nerden mi
anladim? Yanimda getirdigim bir liralik simit ve 50 kurusluk
suya yutkunarak bakmalarindan. Resmen icime duseceklerdi,
dudaklarini dilleriyle islatip yalvaran gozlerle bakiyorlardi.
Simitten bir parca koparip havaya attim, ortalik birbirine
girdi, size su kadarini soyleyeyim, en son bu sahneyi
Uskudar-Eminonu hattinda martilarla yasamistim. Pet sisemden de
avucuma bir miktar su alip yuzlerine serptim, bu onlari bir sure
idare ederdi.
Yalniz bayanlara karsi cok kibarlar. Yoldan bir kadin gectiginde
kafasina bir tane gecirmek yerine yol falan veriyorlar. Beni en
cok sasirtan bu oldu.
Dunyadan haberleri yok, Roma da moda haftasi baslamis
umurlarinda degil, Londra da insasi devam eden opera binasinin
iki senedir hala bitmemesini tinlamiyorlar.
Selfie nedir bilmiyorlar. Birine hocam bir selfie alalim mi
soyle hep beraber dedigimde sen al, ben yanimda ekmek getirdim
diyecek kadar en onemli olaylardan bihaberler. Selfie yi bir
cikolata markasi, yahut bir yiyecek turu zannediyorlar. Neden?
Cunku ben uykumdan feragat edip gecenin bir yarisi Oscar odul
torenini izlerken bu amcamiz aksam 10 da tavuk gibi uyumustur da
ondan. O ozel gecede ben dakikalari sayarken, Ellen in cektigi
fotografla buyulenirken bu amca ruyasinda makarna goruyordu da
ondan.
Derken Tayyip geliyor. Helikopterle once alanin uzerinde bir tur
atiyor, sonra asagiya emirler yagdirmaya basliyor, saflari
$iklastiralim, arkada bos yerler var gibi. Eski imam-hatipli ve
IETT calisani oldugu icin bunlar normal. Normal olmayan ise bu
insanlarin bu kadar itaatkar olmasi. Adam gokyuzunden emir
veriyor, bunlar uyguluyor. Vay be dedim kendi kendime, bu kitle
asagilanmayi cok seviyor. Hemen test etmek icin yanimdaki amcaya
naber lan ibis dedim, soyle bir dondu bakti, nasil gidiyo lan
dumbuk deyince uzerime yurudu ve kacmak zorunda kaldim. Belli ki
baska bir partinin ajaniydi, yoksa hosuna giderdi.
Peki bu insanlar neden mi boyleler? Cunku yonlendirilme disinda
alternatifleri yok. Hayatlari boyunca talimat aliyorlar. Ali
copu at, Hatice yerleri sil, Memduh boslari al... Ac kalmamak
adina itaat etmisler. Oysa ben kimseye itaat etmem, annem copu
dok dediginde, masallah benden saglamsin git kendin dok, derim.
Hemen dokmem yani, bir sorgularim, irdelerim, once bir miktar
kla$ik muzik dinlerim. Boylece uzun boylu ve elit bir insan
olurum.
Sonuc:
Bu mitinge katilanlar cahil ve seviyesiz insanlar, boylar bir
otuz, fakirler ve ancak disaridan yardimla hayatta
kalabiliyorlar. Cok buyuk bir maceraya girdim ama cok onemli bir
ders cikardim: Onlarla iletisim kurmamiz gerekiyor. Biliyorum
iki cumle sonra $ikiliyoruz ama lutfen onlarla konusalim ve
onlara ne kadar cahil ve seviyesiz olduklarini soyleyerek kendi
partilerimize oy vermeye cagiralim. Bunu basarabiliriz.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kendimiz icin yaptigimiz seyler, bizimle beraber olup gider.
Baskalari ve dunya icin yaptiklarimizsa olumsuzdur.
Dan Brown
Allah in Resul u Isa yoksa cehennemde mi?
TEVBE - 31 Onlar Allah i birakip hahamlarini, papazlarini ve
Meryem oglu Mesih i RABleri olarak kabul ettiler.
Halbuki olara da ancak tek Allah a kulluk etmeleri emredilmisti.
Ondan baska tapacak tanri yoktur.
O, onlarin es kostuklari seylerden munezzehtir.
ENBIYA - 98 Hic suphe yok ki siz ve Allah in disinda
taptiklariniz cehennemin odunusunuz.
Oraya gireceksiniz.
ENBIYA - 99 Eger onlar tanri olsalardi, cehenneme
girmeyeceklerdi.
Hepsi orada ebediyyen kalacaklardir.
Asiriliga kacan seyleri seviyorum.
Olcusuz davranislari seviyorum.
Olcusuz dili.
Olcusuz siddeti.
Bu eglenceli.
Ilginic.
Heyecan verici.
Tabiat azgin oldugunda bu hosuma gidiyor.
Bu yuzden dogal afetleri de seviyorum.
Meydana gelen dogal afetler.
Lanet olsun, cok seviyorum.
Gercekten kendimi alamiyorum.
Doga cildirdigi zaman, etraf dagildiginda, insanlar korkup,
mulke zarar geldiginde inanilmaz derecede mutlu oluyorum.
Olaya soyle bakiyorum.
Yuzyillardir insanoglu elinden geleni yapti.
Yikmak kirletlmek ve doga nin duzenini bozmak.
Agac kesme, maden ocaklari, atmosferi zehirleme, okyanus
balikciligi, nehirleri ve golleri kirletme.
Bataklik ve akiferleri kurutma.
Simdi de doga da karsiligini aliyor.
Insanoglu afetlerle kafasina darbe yiyor, hayalari tekmeleniyor.
Bu hosuma gidiyor.
Ne olursa olsun insanoglu na karsi gram acima duymam ben.(2007
Yili nda yaptigi bir gosteri den)
George Carlin
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Allah u Tealaya yemin ederim ki, beni yalniz mu min sever ve
bana yalniz munafik bugzeder.
Hz.Ali
Muftu Hilmi Efendi, Selimiye camii inde hurriyetin ve adaletin
saygi deger temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sagligi icin
guzel bir dua okumus ve hazir bulunanlar sukran duygularini
belirterek duaya katilmislardir.
Edirne Tem in gazetesinden -8.1920
Uzun zamandir senato, meclis, hukumet binalari ve belediyelerin
sahipleriler.
Hakimler arka ceplerinde.
Butun buyuk medya ve haber sirketlerinin sahipleriler.
Her sene milyarlarca dolari lobilesmek icin kullaniyorlar.
Onlar tek birsey istemiyorlar.
Elestirel dusunen vatandas istemiyorlar.
Iyi derecede bilgilendirilmis ve egitim gormus insanlar
istemiyorlar.
Cunku onlarin cikarlarina aykiri.
George Carlin
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Din, siradan insanlari sessiz tutmak icin mukemmel bir alet.
Napolyon
EN AM - 108 Allah tan baska dua ettikleri seylere sovmeyin ki,
onlar da bilgisizlikte asiriya gidip Allah a sovmesinler...
TEVBE - 28 Ey inananlar Allah a es kosanlar mutlaka
pisliklerdir...
Suleyman Celik: SEVR ANTLASMASI NDAN GUNUMUZE
scel...@gmail.com
10 Agustos 1920 de Osmanli Imparatorlugu ile Birinci Dunya
Savasi nin galipleri arasinda, Turk Ulusu nun olum fermani olan
Sevr Antlasmasi imzalandi.
Internette kolayca bulabileceginiz Sevr haritasinda
gorececeginiz uzere Osmanli ya, Sultan in halifecilik oynamasi
icin, kucuk bir yer birakilmaktadir. Gercekte Muslumanlarin
halifesi rolunu oynayarak Ingiltere nin kuklasi olmasi ve onun
Islam ulkelerini somurmesine tinsel aracilik yapmasi
dusunulmustur.
Aslinda Osmanli ya birakilan bolgenin Karadeniz kiyisinda, bir
Pontus Rum Devleti kurulmasi icin Ingiltere soz vermistir. Yani
gercekte Turklere Ic Anadolu da denizi olmayan kucuk bir alan
birakiliyordu.
Turkiye Buyuk Millet Meclisi (Gazi Meclis) 19 Agustos ta aldigi
kararla bu antlasmayi gecersiz saydi. Imzalayanlari ve
onaylayanlari Vatan Haini ilan etti. 7 Ekim de Ankara Istiklal
Mahkemesi Sevr i imzalayan Hadi Pasa, Riza Tevfik, Resat Halis
ve Damat Ferit Pasa yi idama mahkum etti.
Imkansizi mumkun kilan Buyuk Dahi Gazi Mustafa Kemal Pasa nin
onderliginde bir araya gelen Turk Ulusu, Ulusal Kurtulus Savasi
sonunda kendisine bu antlasmayi dayatanlari dize getirerek olum
fermanini kabul etmedigini dunyaya duyurdu. Ardindan Lozan Baris
Antlasmasiyla Sevr tarihin cop sepetine atildi. Ne yazik ki
gunumuzde Lozan tartisilir olmus, onun bir yenilgi oldugunu one
surenler ortaya cikmistir. Boyle sapkinlara Sevr haritasini
gosterin. Baska soze gerek yok.
Ancak emperyalistler kolay kolay pes etmezler. Bizim planlarimiz
uzun erimlidir. Gerceklesmediginde bekletir ve kosullar
olustugunda yeniden ortaya sureriz derler.
Ingiliz Bas Delegesi ve muttefiklerinin sozcusu Lord Curzon
Ismet Pasa ya Lozan da demistir ki bak general, tum
isteklerimizi ret ediyorsun. Bunlari ben cebime koyuyorum. Ulken
harap ve yoksul. Para bizde ve (yaninda bulunan ABD Delegesi
Amiral Bristol u gostererek) bunlarda var. Yarin borc almak icin
gelip onumuzde diz cokeceksin. O zaman cebimdekileri cikarip
hepsini alacagim.
Lord Curzon Ataturk doneminde cebine koyduklarindan zirnik
alamamis, hatta dostlugunu kazanmak icin Krallarini ayagina
gondermislerdir. Fakat ne yazik ki Ataturk ten sonra gelenler
Lozan in kazanimlarini, ozellikle 2.Dunya Savasi sonrasinda
Ingiltere nin yerini alan ABD ye kaptirmislardir.
Sovyetler Birligi nin dagilmasiyla dunyanin tek super gucu olan
ABD hedef buyutmus, mazlum uluslarin ulusal devletlerini toptan
ortadan kaldirmaya karar vermistir. Medyayi, yazarlari, (sozde)
bilim insanlarini, ozellikle yerel isbirlikci/hain etki
ajanlarini kullanarak kuresellesme ve dunya vatandasligi
masallari ile ulusal devletleri cagdisi ilan eden, ulusal
kahramanlari gozden dusurmeye, ulusal refleksleri koreltmeye
yonelik; ote yandan din ve mezhep ayriliklari ile mikro
milliyetcilikleri one cikaran butuncul bir bilgi kirliligi
(desinformasyon) olusturma ve beyin yikama kampanyasi
baslatildi. Yeni planlar yapildi, taktik ve stratejiler
gelistirildi. BOP ve bunun gelistirilmisi GOP bu kapsamda
yapilan planlardir. Bu planlar cercevesinde Sevr benzeri yeni
haritalar servis edilmeye baslandi.
Bu yeni emperyal stratejiyi goz onune alarak, ulkemizde son
yillarda yasananlari, yazilanlari, konusulanlari dusunun ve buna
gore yeni haritalari yeniden degerlendirin.
Ataturk e ve silah arkadaslarina, Rauf Denktas a vb. yapilan
saldirilari buna gore degerlendirin. Ulkenin bolunmez butunlugu
icin canini ortaya koymus, gazi olmus ulusal kahramanlarimizi
intihara surukleyecek derecede, alcakca yapilan saldirilari
dusunun.
Ulusal birligimizi simgeleyen ozdeyislerin ortadan
kaldirilmasini, TC nin resmi dairelerin logosundan silinmesini,
andimizin yasaklanmasini ve en onemlisi bayragimizin yakilmasi,
hatta askeri garnizonda gonderinden indirilmesini, buna karsilik
bolucu teror orgutunun bayragi ile elebasinin posterlerinin her
yere asilmasini toplumun bir tepki vermeksizin sessizce
izlemesini buna gore degerlendirin.
VE TEKRAR TEKRAR IYI DUSUNUN! NEREYE GIDIYORUZ?..
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dunyadaki butun dinler icinde, esrarengiz bir rastlantiyi
goruyoruz:
ezici bir cogunluk sadece ailesinin ait oldugu dini seciyor.
En iyi delile, en iyi mucizelere, en iyi ahlaki yapiya, en iyi
ibadethaneye, en iyi muzige sahip olani degil:
is tezgahdaki dinlerden bir tanesini secmeye gelince, dinlerin
potansiyel erdemleri, aile etkisinin yaninda hicbir sey ifade
etmiyor.
Bu acik bir gercek ve kimse de inkar edemez.
Ama bunun nedensiz dogasini cok iyi bilen biri, bir sekilde
dinine $ikica baglaniyor, hem de oyle bir fanatiklikle ki, baska
bir dine inanani oldurmeye hazir olarak.
Richard Dawkins
Allah i ve Resulunu seven, belaya (hazirlikli olsun) zirh
giysin!
(Beyhaki)
Tabiatin herseyden buyuk ve hersey oldugu anlasildikca tabiatin
cocugu olan insan kendinin de buyuklugunu ve haysiyetini
anlamaya basladi
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Savas bir seruven degildir. Bir hastaliktir. Tifus gibi.
Antoine De Saint Exupery
6 gunde yaratmak
KAF 38.
Andolsun biz, gokleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari alti
gunde yarattik.
Bize hicbir yorgunluk cokmedi.
FURKAN 59.gokleri, yeri ve ikisinin arasindakileri alti gunde
yaratan, sonra ars a istiva eden (ona hukmeden) rahman dir.
Bunu bir bilene sor.
FUSSILLET 9.de ki: gercekten siz, yeri iki gunde yaratani inkar
edip o na ortaklar mi kosuyorsunuz?
O, alemlerin rabbidir.
FUSSILLET 10.o, yeryuzune sabit daglar yerlestirdi.
Orada bereketler yaratti ve orada tam dort gunde isteyenler icin
fark gozetmeden gidalar takdir etti.
FUSSILLET 12.boylece onlari, iki gunde yedi gok olarak yaratti
ve her goge gorevini vahyetti.
Ve biz, yakin semayi kandillerle donattik, bozulmaktan da
koruduk.
Iste bu, aziz, alim Allah in takdiridir.
BAKARA 117.(o), goklerin ve yerin essiz yaraticisidir.
Bir seyi dilediginde ona sadece ol! der, o da hemen oluverir.
Kuran da ki Celiskiler : Kur an daki Celiskileri Elestirel Akil
Yoluyla Sergilemek
Dikkatli bir okuyusla, gorulur ki, Kur an, insan yasaminin her
yonunu, her konudaki hukumleriyle celiskilere bogar. Ornegin,
bir yandan kisi varligina deger verirmis gibi gorunurken, diger
yandan kisiyi kul kertesine indirir. Bir yandan hur lukten soz
ederken, diger yandan hak ve ozgurluk kavramlariyla bagdasmaz
olan seyleri, ornegin kolelik kurulusunu dogal bilir. Bir yandan
kisinin irade serbestisine yer verirmis gibi gorunurken, diger
yandan ozgur dusunceyi kokunden eritir. Bir yandan kadina deger
verirmis gibi gorunurken, ornegin Kadinin da erkek uzerinde
hakki vardir derken, diger yandan onu aklen ve dinen dun ,
sahitlikte ya da miras paylasiminda erkegin yari degerinde ve
her halukarda erkegin egemenligi altinda bir yaratik olarak
tanimlar ve daha nice olumsuzluklarla asagilar. Bir yandan
hosgoru yonlusuymus gibi gorunurken, diger yandan kendi
emirlerine uymayanlari kafir ve cehennemlik sayarak
hosgorusuzlugun en kati sekline yer verir. Biryandan kin ,
intikam gibi seyleri kotulermis gibi gorunurken, diger yandan
cana can, goze goz, dise dis gibi insanlari birbirlerinden en
acimasiz sekilde intikam aldirici kisas uygulamasini getirir.
Bir yandan dinde zorlama olmaz derken, diger yandan farkli
inancta olanlari (velev ki ana baba olsunlar) dusman ya da
dinden cikanlari oldurulmeye layik bilir. Bir yandan Islamin
insanlar arasi sevgi ve saygiya dayali oldugu kanisina
yonelikmis gibi gorunurken, diger yandan Islamdan baska gercek
din yoktur, baska dinlere yonelenler sapiktirlar, Yahudilerle ve
Hiristiyanlarla dost olmayin Allah onlari kahretsin vd...
seklinde, insanin insana sevgisini yok edici zihniyete yer
verir. Bir yandan ...Allah dilemedikce insanlar inanmazlar
seklinde hukum sevk ederek inanmanin Tanri iznine bagli oldugunu
bildirirken, diger yandan inanmayanlara (yani inkarcilara)
lanetler savurur. Ornegin, Kahrolasi insan, ne inkarcidir! der.
Bu ornekleri sonsuza dek cogaltmak kolay.
Denilebilir ki, Kur an daki her bir ayetin ardinda, buna ters
dusen buyruklar yer almistir; pek az hukum gosterilebilir ki,
celismesiz olsun. Durum, Muhammed in Kur an olmayarak soyledigi
sozler, yani hadisler icin de boyledir. Kisi ve toplum
yasamlarinin her yonunu duzenleyen bu buyruklar, celisme cemberi
halinde, insan beynini ters yonlerde isler duruma getirir. Bu
celismeler, bazen Kur an in cesitli sureleri arasinda, bazen
ayni surenin ayetleri arasinda, bazen de bir ayetin tumceleri ve
hatta ayni bir tumcenin kendi sozcukleri arasinda gizlenmistir.
Her ne kadar ilerideki bolumlerde bu celismelere $ik $ik
deginecek olmakla beraber, kisaca bir fikir edinmek uzere burada
birkac ornek daha vermekte yarar vardir.
Celismelerin en tipik orneklerini, Islami hem hosgoru diniymis
gibi gosteren hem dehosgoru ilkesine asla yer vermeyen hukumler
arasinda bulmak mumkundur. Ornegin, biraz once degindigimiz
Bakara Suresi nin 256. ayetinde Dinde zorlama olmaz diye bir
hukum var ki, Islam dinini hosgoru dini seklinde gostermeye
calisanlarin elinde bayrak isini gorur. Buna benzer bir hukum,
bir baska surede, Gasiye Suresi nde soyledir:
Ey Muhammed, sen ogut ver; esasen sen sadece bir ogutcusun. Sen
onlara zor kullanacak degilsin... Kim inkar ederse... Allah
onu... azaba ugratir... Hesaplarini gormek bize dusmektedir
(Gasiye Suresi, ayet 21-26).
Yine bunun gibi Nahl Suresi nde, Eger yuz cevirirlerse, ey
Muhammed, sana dusenin sadece acikca teblig oldugunu bildir
(Nahl Suresi, ayet 82) denilmektedir. Buna benzer bir ayet Sura
Suresi nde soyle der:
Ey Muhammed, eger yuz cevirirlerse bilsinler ki, biz seni onlara
bekci gondermedik, sanadusen sadece tebligdir (Sura Suresi, ayet
48).
Yunus Suresi nde, inkarcilara karsi hosgorulu bir tutum havasi
yaratan su ayet bulunur:
Ey Muhammed, seni yalanlarlarsa, Benim yaptigim bana, sizin
yaptigimi sizedir; siz benim yaptigimdan sorumlu degilsiniz, ben
de sizin yaptiginizdan sorumlu degilim de... De ki, Ey insanlar,
Rabbinizden size gercek gelmistir. Dogru yola giren ancak
kendisi icin girmis ve sapitan da zararina olarak sapilmistir;
ben sizin bekciniz degilim ... (Yunus Suresi, ayet41-108).
Yine bunun gibi musrik lere (puta tapanlara), inkarci olanlara
ve Islama yanasmayanlara karsi bu yeryuzu dunyasinda zorlama
olmayacagi, onlari kendi sorumluluklariyla, kendi gunahlariyla
bas basa birakmak gerektigi, cunku yaptiklarinin cezasini
kiyamet gunu gorecekleri konusunda Kiyamet gunu her ummete bir
sahit getiririz... seklindeki ayetler ve bu ayetler
dogrultusunda hadisler de bulunur. Ornegin, Yahudiler ve
Hiristiyanlarla ilgili olarak Muhammed in, Dinimizde musamaha ve
comertlik bulundugunu, Yahudi ve Hiristiyanlarin bilmelerini
isterdim dedigi soylenir.(1) Ve iste bu tur hukumlere bakarak
sanilir ki, Islam hosgoru dinidir, farkli inancta olanlara ve
baska dinlere karsi saygi dinidir!
Oysa ki, Kur an ayetleri arasinda, yukaridakilere ters dusen
niceleri vardir ki, Islamdan baska gercek bir din olmadigini
aciklamak yaninda, bir de baska din ve inancta olanlara olum
sacmaktan geri kalmaz. Ornegin, Al-i Imran Suresi ndeki, Kim
Islamiyetten baska bir dine yonelirse onunki kabul
edilmeyecektir (Al-i Imran Suresi, ayet 85 vd...) seklindeki
hukumlerden tutunuz da, musrik lerin ( putperestlerin )
oldurulmeleri gerektigine (Tevbe Suresi, ayet 5) ya da ...artik
onlarin (kafirlerin) boyunlarini vurun, parmaklarini dograyin
(Enfal Suresi, ayet 12) seklinde yok edilmelerine ya da
Yahudilere ve Hiristiyanlara karsi Hak dinini (Islami) kabul
etmelerine kadar savas acilmasina ve Islami kabul etmedikleri
takdirde cizye (kafa parasi) alinmasina varincaya kadar dehset
sacan tehditler vardir.
Bu vesileyle hatirlatalim ki, musrikler sozcugu, her ne kadar
puta tapanlar i (yani Tanri ya es kosanlar ) anlatir olmakla
beraber, genel olarak son derece genis anlamda tutulmustur:
Islama inanmayanlari , Kur an i Tanri sozu olarak tanimayanlari,
Muhammed i peygamber saymayanlari (ve hatta kitab ehli diye
bilinen Yahudileri ve Hiristiyanlari) da kapsayan bir sozcuk
olarak kullanildigi olmustur.(2) Ve iste Kur an, bir yandan,
Dinde zorlama olmaz derken, diger yandan butun bu farkli
inanctaki insanlara korku ve dehset sacan hukumleri kapsar.
Seriatcinin kafa yapisi, birbirine ters iki ayri hukmu ayni
zamanda kabule oylesine alismistir ki, Musluman olmayanlarin,
Islama kilic yoluyla sokulmalarini . Dinde zorlama olmaz hukmune
aykiri bulmaz. Ornegin, Diyanet Vakfi nin buyuk ustatlari ,
cihat m (yani vurusmali nitelikteki savasin) Muslumanlara farz
kilindigini bildiren Bakara Suresi nin 216. ayetini aciklamak
amaciyla soyle demekteler:
Cihat hicbir zaman saldin degildir. Cunku, once Islama davet
yapilir, kabul eden Muslumandir. Islami kabul etmeyenden tabi
olmasi istenir. Bunu da kabul etmezse, ancak o zaman savasilir.
Savastaki sirri biz bilmeyiz, ama Allah bilir. Bazi milletler
cezaya mustehak olunca, Allah onlari cesitli belalarla
cezalandirir. Iste onlardan birisi savastir. (3)
Yani demek isteniyor ki, Islama cagrilan, fakat cagriya kulak
asmayan bir topluma karsi savas acmak ve onu kilic yoluyla
Islama sokmak Allah in buyrugudur. Bu buyrugun dinde zorlama
olmaz hukmuyle, hosgoruyle catisir bir yonu yoktur! Seriatcinin
celiskiye yatkindusunce tarzindan daha baska bir yanit beklemek,
elbetteki abestir. Yine bunun gibi Kur an in bazi ayetlerinde,
Muhammed in sadece ogut verici ve mujdeci oldugu, zor
kullanmakla gorevli kilinmadigi, inkarcilari Tanri ya karsi
hesap vermekle ve bas basa birakmakla gorevli oldugu, onlarin
cezalarinin Tanri tarafindan verilecegi yaziliyken, diger bazi
ayetlerinde Islami cihat yoluyla, kilicla, zorla kabul ettirmesi
emredilmistir. Bir iki ornek verelim: Daha once de $ik $ik
belirttigimiz gibi, Bakara Suresi nde, Dinde zorlama yoktur...
(Bakara Suresi, ayet 256) diye bir hukum var. Gasiye Suresi nde
Tanri nin, Ey Muhammed, sen ogut ver, esasen sen sadece bir
ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) diye konustugu yazilidir.
Bunun gibi Nahl ve Sura surelerinde, (Ey Muhammed) sana
dusenin... sadece teblig oldugunu bildir (Nahl Suresi, ayet 82;
Sura Suresi, ayet 48) denilmektedir. Bundan anlasilan o ki,
inkarcilarin cezasini verecek olan Tanri dir. Nitekim Nemi
Suresi nde, Rabbin suphesiz onlar arasinda hukmunu verecektir...
denmektedir (Nemi Suresi, ayet 78). Casiye Suresi nde bu fikri
pekistiren su ayet var:
...Rabbin kiyamet gunu, ayriliga dustukleri seyler hakkinda
suphesiz aralarinda hukmedecektir (Casiye Suresi, ayet 17).
Ayni hatirlatma Gasiye Suresi nde soyle tekrarlanir:
Ey Muhammed sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun. Sen
onlara zor kullanacak degilsin. Ama kim ...inkar ederse Allah
onu en buyuk azaba ugratir. Onlarin donusu bizedir. Suphesiz
sonra hesaplarini gormek de bize dusmektedir (Gasiye Suresi,
ayet 21-26).
Enbiya Suresi nde Muhammed in rahmet olarak gonderildigi,
kisileri Islama cagirmakla gorevlendirildigi ve cagriya
uymayanlari kiyamet gunuyle uyarmasi emredilmektedir:
(Ey Muhammed!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik.
De ki, Bana sadece, sizin ilahinizin ancak bir tek Allah oldugu
vahyedildi. Hala Musluman olmayacak inisiniz? Eger yuz
cevirirlerse de ki, (Bana emrolunani) hepinize acikladim. Anik
size vaat olunan sey (mahserde toplanma zamaniniz) yakin nu,
uzak mi, bilmiyorum ... (Enbiya Suresi, ayet 107-109).
Enam, Kalem ve Mu min surelerinde Tanri, guya inkarcilara
verilecek cezayi kiyamet gununde kendisinin uygulayacagini
bildirerek Muhammed e sadece insanlari uyarmakla gorevli
oldugunu hatirlatir:
Ey Muhammed... senin milletin Kur an i yalanladi; Cezanizi ben
verecek degilim de (onlara) (Enam Suresi, ayet 68).
Ey Muhammed, Kur an i yalanlayanlari bana birak. Biz onlari
bilmedikleri yerden yavas yavas azaba yaklastiracagiz... (Kalem
Suresi, ayet 44-45).
...Ey Muhammed... onlari kiyamet gunu ile uyar... (Mu min
Suresi, ayet 18).
O kiyamet gunu ki, inkarcilarin yureklerini agizlarina
getirecektir.
Bu yukaridakilere eklenebilecek daha pek cok ayete bakilarak,
Tanri nin Muhammed i sadece uyarici olarak gonderdigi, dinde
siddet yoluna basvurulmamasini emrettigi ve inanmayanlarin
hakkindan ileride -kiyamet gununde- kendisinin gelecegini
bildirdigi sanilir. Yani sanilir ki, Muhammed, Islami zor
kullanarak degil, sadece insanlari uyarmak suretiyle yaymakla
gorevlendirilmistir! Tanri onu sadece rahmet olarak
gondermistir!
Ancak, bu ayni Kur an da Tanri nin, yukarida soylediklerini
unut-muscasina ya da inkarlarcasina konustugu, dinde zorlama
yolunu sectigi, musriklere ve kafirlere olum sactigi, onlara
karsi vurusmali sekilde, yani kilicla savasmak uzere Muhammed i
gorevlendirdigi gorulur. Ornegin, Tevbe Suresi nde, ...Ey
Muhammed, inkarcilarla ... savas, onlara karsi sert davran
(Tevbe Suresi, ayet 73) der. Enfal Suresi nde, ...
(inkarcilarin) boyunlarini vurun, parmaklarini dograyin (Enfal
Suresi, ayet 12) diye ekler. Tevbe Suresi nde, ...musrikleri
nerede gorurseniz oldurun (Tevbe Suresi, ayet 5) dedikten sonra,
ehl-i kitab a (yani Yahudilerle Hiristiyanlara vd...) karsi,
Islami kabul etmelerine ya da cizye (kafa parasi) vermelerine
kadar savasilmasini emreder ve soyle der:
Kendilerine kitap verilenlerden Allah a ve ahret gunune
inanmayan, Allah ve Resulunun haram kildigini harani saymayan ve
hak dini (Islam dinini) kendine din edinmeyen kimselerle,
kuculerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin (Tevbe Suresi,
ayet, 29).
Enfal Suresi nde de soyle emreder:
...yalniz Allah in dini (yani islam) kalana kadar savas (Enfal
Suresi, ayet 39).
Yine bunun gibi dinde zorlama olmadigini (ornegin, Bakara
Suresi, ayet 256) ve dilediginin gonlunu acip Musluman yapar
oldugunu soyleyen Tanri (ornegin, Enam Suresi, ayet 125),
kendisine bas egsinler diye insanlari darliga, hastaliklara ve
azaba ugrattigini, kulaklarini sagir, gozlerini kor ettigini,
kalplerini muhurledigini soylemekten geri kalmaz. Bu da yetmez,
bir de vurusmali savas usullerine basvurarak insanlari
birbirleriyle bogazlastirir. Hani sanki bundan baska bir cozum
bulamazmis, yani ikna yoluyla ve guzellikle kendisine inandirma
gucune sahip degilmis gibi! Bu konudaki nice orneklerden biri
soyledir:
Andolsunki, senden onceki ummetlere de elciler gonderdik.
Ardindan boyun egsinler diye onlari darlik ve hastaliklara
ugrattik... De ki, Ne dersiniz: eger Allah kulaklarinizi sagir,
gozlerinizi kor eder, kalplerinizi de muhurlerse bunlari size
Allah tan baska hangi Tanri geri verebilir ... (Enam Suresi,
ayet 42-46).
Evet, ama mademki insanlari dogru yola sokabilecek guctedir,
mademki dilediginin kalbini, gozunu ve kulagini acma olasiligina
sahiptir, o halde neden insanlari dogru yola sokup yeryuzunu
mutluluk diyari haline getirmez bu yuce Tanri? Insanlari
diledigi gibi musrik ya da kafir yapanin bizzat kendisi oldugunu
soyleyen bir Tanri nin, musriktirler , kafirdirler diye bu
insanlari cehenneme atmasinin ya da bogazlatmasinin nasil bir
mantikli yonu olabilir? Yine bunun gibi Kur an in sadece ogut
olarak gonderildigini bildiren ve dileyen Kur an dan ogut alir
seklindeki ifadelerle, kisileri ogut almakta serbest bilen
ayetler yaninda, bu ayni Kur an in korkutma amaciyla
gonderildigini ve ona uymayanlarin cezalandirilmalari
gerektigini belirten ayetler bulunur. Ornegin, Abese Suresi nde
Tanri nin soyle konustugu yazilidir:
... Suphesiz (bu ayetler) degerli ve gucenilir katiplerin
elleriyle (yazilip) tertemiz kilinmis, yuce makamlara
kaldirilmis mukaddes sayfalarda (yazili) bir oguttur; dileyen
ondan (Kur an dan) ogut alir... (Abese Suresi, ayet 11-16).
Ancak, Abese Suresi nde Kur an in ogut oldugunu ve dileyenlerin
kitap tan ogut alabileceklerini soyleyen bu ayni Tanri, bir
baska surede, kitabi korkutmak icin indirdigini bildirmekten
geri kalmaz. Ornegin, Enam Suresi nde soyle yazilidir:
Indirdigimiz bu kitap mubarektir... Mekke ve cevresini onunla
korkutasin diye gonderilmistir (Enam Suresi, ayet 92).
Meryem Suresi nde de su ayet vardir:
Kur an i ... yanlista savasim verip direnen bir toplumu
korkutman icin senin dilinle indirerek kolaylastirdik (Meryem
Suresi, ayet 97).(4)
Ote yandan Kur an a inanmamanin, Tanri yi ve Muhammed i inkar
etmek, yani kafir olmak anlamina geldigi, bunun da cezasinin,
hem bu yeryuzunde hem de obur dunyada cok agir oldugunu bildiren
hukumler var. Sadece Kur an i inkar etmek degil, Kur an in
anlattigi seyler konusunda kuskulanmak da, ayni feci sonucu
dogurur. Bu feci sonucun ne oldugunu Kur an, sayisiz denecek
kadar cok ayetleriyle ortaya koymustur ki, bunlardan biri
soyledir:
Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafiklarla savas ve onlara sert
davran. Yerleri cehennemdir onlarin. Orasi ne kotu bir varis
yeridir (Tevbe Suresi, ayet 73; Tahrim Suresi, ayet 9).
Burada gecen kafir ler deyiminden, Kur an i ve Muhammed i kabul
etmeyenler anlasilir; munafiklar ise, Kur an a ve Muhammed e
distan inaniyormus gibi gorunup, icten inanmayanlardir.Goruluyor
ki, Kur an da Tanri, hosgoruye yer verir gibi gorunen hukumler
yaninda, hosgoru nedir bilmeyen hukumleri, celismeli sekilde.
siralamis gibidir. Fakat, buna ragmen seriatcilar Kur an da
celisme yoktur derler; zira, celismeleri fark edebilecek bir
dusunce tarzina sahip degillerdir; fark etseler de celisme bize
goredir, Tanri ya gore degildir! seklinde
konusurlar.Celiskilerin bir baska sekline ozgurluluk ve
ozgurluksuzluk ya da akilcilik ve akli dislamislik konusunda
rastlariz. Zira, Kur an, bir yandan, Din akildadir, akli
olmayanin dini de olmaz ya da Kitabini oku, bugun kendi hesabim
kendin goreceksin. Kim yola gelirse kendi lehine yola gelmis ve
kim saparsa kendi aleyhine sapmistir (Isra Suresi, ayet 13-15)
ya da Kiyamet gunu adalet terazilerini kuracagiz, hicbir kimse
hicbir seyde haksizliga ugramayacak, hatta hardal tanesi
agirliginda bir isin bile karsiligini verecegiz (Enbiya
Suresi,ayet 47) ya da Kiyamet gunu yaptiginiz seylerin karsiligi
verilir... (Yasin Suresi, ayet 54) ya da Kim iyi bir is yaparsa
faydasi kendisinedir ve kim kotulukte bulunursa zarari
kendisinedir (Fussilet Suresi, ayet 46) ya da Yaptiklarinizdan
dolayi mutlaka sorguya cekileceksiniz (Nahl Suresi, ayet 93) ya
da Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin yaptigi
isler yuzundendir (Sura Suresi, ayet 30) seklinde ayetler sevk
eder. Bu tur hukumlerle kisiye sanki ozgur ve akilci davranis
taniyormus ve sanki onu iyi ve kotu tum davranislarinin
sorumlusu kiliyormus gibi gorunur.(5)
Fakat, buna karsilik bu ayni Kur an, akilciligi ve ozgurlugu
kokunden yok eder nitelikte hukumlere yer verir ki, asil agirlik
bu tur hukumlerdedir. Ornegin, Ahzab Suresi nde, Inanan erkek ve
kadinlarin, Allah ve peygamberinin verdigi kararlar disinda
davranmalari ve karar almalari yaki$ik almaz (Ahzab Suresi, ayet
36) diye yazilidir ki, kisinin tum davranislarinin, en ince
noktasina varincaya kadar, ozgur irade yoluyla degil, gokten
indigi sanilan dondurulmus buyruklarla, vahiy lerle
duzenleneceginin kanitidir. Boyle bir hukmun, biraz yukarida
gordugumuz, Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi
ellerinizin yaptigi isler yuzundendir (Sura Suresi, ayet 30)
seklindeki ayetle uyum saglayan bir yonu olmayip, celiski
yarattigi ortadadir. Simdi muhtemelen soyle denecektir: Tanri ve
peygamber buyruklari disinda davranmayi ve karar almayi
yasaklayan yukaridaki emrin, kisi ozgurlugunu kisitlayan bir
yonu yoktur;cunku, kisi yasamlari esasen kanunlarla sinirlanmis
olarak ayarlanmistir; Tanri ve peygamber emirleri de kanun isini
gormektedir.Evet, ama kanun denen sey, kisinin ozgur iradesinin
tezahur etmis seklidir. Kisi, kendi iradesini ortaya koymak
seklinde kendi yasamini duzenler. Zamana ve ihtiyaclara gore bu
kanunlari degistirir. Oysa Tanri ve peygamber buyruklari,
kisinin ozgur iradesiyle konabilen ya da degistirilebilen bir
sey degildir.Ote yandan kisiyi iyi ya da kotu yapanin Tanri
olduguna dair hukumler vardir Kur an da; ornegin Nah! Suresi nde
soyle der:
Suphesiz Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola
eristirir... (Nahl Suresi, ayet 36, 93; ayrica bkz. Fatir
Suresi, ayet 8; Muddessir Suresi, ayet 31, 42 vd...)
Rad Suresi nde, Allah dileseydi butun insanlari dogru yola sevk
ederdi (Rad Suresi, ayet 31) der. Enam Suresi nde, Allah
isteseydi puta tapmazlardi (Enam Suresi, ayet 107) diye
yazilidir. Yunus Suresi nde, Ey Muhammed! Rabbin dileseydi,
yeryuzunde bulunanlarin hepsi inanirdi.. . (Yunus Suresi, ayet
99) der. Secde Suresi nde, Tanri nin cehennemi insanlarla
dolduracagina dair kendi kendine soz verdigi ve bu nedenle
herkesi dogru yola sokmadigi su sekilde anlatilmaktadir:
Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen
cin ve insanlarla dolduracagima dair benden soz cikmistir (Secde
Suresi, ayet 13).
Kehf Suresi nde, Tanri nin bazi kimseleri gaflete surukledigi
bildirilmektedir: Bizi anmamalari icin gonullerine gaflet
verdigimiz (vs... kisi)... (Kehf Suresi, ayet 28). Bunlara
eklenebilecek daha bircok hukum vardir. Hepsi de kisi
davranislarinin ozgur iradeye dayali olmayip, Tanri nin dilegine
gore ayarlandigini gosterir; bu nedenle bunlar (ve benzerleri)
biraz yukarida belirttigimiz hukumlerle celiski halindedirler.
Ancak, seriat egitiminden gecmis kisiler bu hukumlerde celiski
bulmazlar. Tanri nin adaleti ya da keyfiligi konusunda ayni
celismeler ve ayni tutarsizliklar kendisini gosterir. Ornegin,
Bakara Suresi nde Tanri, Muslumanlarin dostu ve kurtaricisidir;
Musluman olmayanlarin dostu ise seytandir:
...Allah inananlarin dostudur. Onlari karanliklardan isiga
cikarir. Inanmayanlarinsa dostlari seytandir, onlari i$iktan
karanliga goturur. Onlardir ates ehli, onlardir orada ebedi
kalanlar (Bakara Suresi, ayet 257).
Ancak, bir baska surede bu ayni Tanri, kisileri kafir yapan,
karanlikta tutan , inandirmayan , saptiran durumundadir; hani
sanki seytandan geldigini soyledigi seyleri seytana yaptirandir.
Araf Suresi nde Tanri nin insanlara, Sakin seytan sizi aldatip
yoldan cikarmasin!.. seklinde konustugu, fakat hemen ardindan,
Biz, seytanlari inanmayanlara dost kildik (Araf Suresi, ayet 27)
diye ekledigi yazilidir. Fakat, insanlari inanmaz (ornegin, puta
tapar ) yapan da yine bu ayni Tanri dir. Yine bunun gibi Enam
Suresi nde, Allah isteseydi puta tapmaklardi (Enam Suresi, ayet
107) diye yazilidir. Bundan anlasilan su ki, Tanri bir kisim
insanlari puta tapar olmaktan kurtarmis, bir kismini ise puta
tapar olarak birakmistir. Ayni surenin bir baska ayetinde, Tanri
dilediginin gonlunu acar onu Musluman yapar... dilediginin
kalbini dar kilar (kafir yapar)... (Enam Suresi, ayet 125) diye
yazilidir. Ibrahim Suresi nin 14. ayetinde, Allah diledigini
saptirir... ve diledigini de dogru yolaeristirir (Ibrahim
Suresi, ayet 4) denmektedir. Kehf Suresi nde, Allah in dogru
yola eristirdigi kimse hak yoldadir. Kimi de saptirirsa artik
ona dogru yolu gosterecek bir rehber bulamazsin (Kehf Suresi,
ayet 17; ayrica bkz. Isra Suresi, ayet 97) diye aciklanmistir.
Yine bunun gibi Isra Suresi nde, Allah... kimleri saptirirsa
artik onlar icin Allah in katinda dost bulamazsin. Biz onlari
kiyamet gunu yuzukoyun, korler, dilsizler ve sagirlar olarak
hasrederiz. Varacaklari yer cehennemdir. Onun atesi ne zaman
sonmeye yuz tutsa hemen alevini artiririz (Isra Suresi , ayet
97) diye yazilidir.
Goruluyor ki, butun bu ayetlerde, Tanri, diledigini saptiran ,
kafir kilan, kotu yola sokan ya da diledigini dogru yola ileten
durumundadir. Fakat, Tanri, insani kotu yola sokmakla,
saptirmakla, inanmaz kilmakla kalmayip, bir de inanmaz
kildiklarini ve saptirdiklarini, kafir dirler, sapik tirlar,
kotu durler diye lanetlemekte, ornegin, Kahrolasi insan! Ne
inkarcidir. (Abese Suresi, ayet 17) demekte ya da cehennemlere
layik gormektedir. Kuskusuz ki, butun bunlar celismeden baska
bir sey degil! Yine Muhammed in soylemesine gore, Tanri, iyice
anlasilsin diye Kur an i, Arapca ve apacik olarak indirdigini
bildirmis ve ornegin, Onu akil edesiniz diye Arapca indirdik
(Yusuf Suresi, ayet 2); Kusku yok ki, biz, akil edesiniz,
anlayasiniz diye Kur an i Arap diliyle meydana getirdik (Zuhruf
Suresi, ayet 3) seklinde ayetler gondermistir; boylece
kullarindan Kur an i okuyup anlamalarini istemis, dogru yola
girip girmemek konusunda onlari guya serbest birakmistir. Fakat,
bu ayni Tanri, anlasilsin diye Arapca olarak yolladigi Kur an in
anlasilmamasi icin elinden geleni yapandir; kisilerin
kalplerini, kulaklarini kapatandir; ornegin soyle der:
Kur an i anlarlar diye kalplerine ortuler ve kulaklarina da
agirlik koyduk (Isra Suresi, ayet 46; ayrica bkz. Kehf Suresi,
ayet.57).
Yani Tanri, Kur an i anlamasinlar diye kisilerin kalplerine
ortuler, kulaklarina agirlik koymakta! Goruluyor ki, Kur an daki
Tanri, bir soyledigini, diger soyledikleriyle yalanlamaktadir.
Ilerideki sayfalarda buna benzer baska ornekler yer alacaktir.
Kur an da yer alan celismeli ayetler, ayni surenin kendi
icerisinde oldugu gibi, cesitli sureler arasinda da yer almis
durumdadir. Ornegin, Araf Suresi nde, Tanri nin kotuluk emretmez
oldugu bildirilmektedir:
...Allah fenaligi emretmez... Rabbim adaleti emretti (Araf
Suresi, ayet 28-29).
Bunun gibi Nahl Suresi nde kotulugun ve iyiligin kisinin kendi
davranislarindan dogdugu, iyi is yapanin Tanri tarafindan
mukafatlandirilacagi belirtilmektedir:
...inanmis olarak kim iyi is islerse, ona hos bir hayat
yasatacagiz. Ecirlerini yaptiklarindan daha guzeliyle verecegiz
(Nahl Suresi, ayet 97).
Fakat, bunlari soyleyen ve kisiyi kendi davranislarinin
sorumlusu gibi gosteren Tanri, bu soylediklerinin tam tersine
olarak Kehf Su-resi nde soyle konusur:
...Allah in dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadir. (Allah)
kimi saptirirsa, artik ona, dogru yola goturecek bir rehber
bu-z. . . (Kehf Suresi, ayet 17).
Yine bunun gibi Kehf Suresi nde, ...(Allah) kimi saptirirsa
artik ona, dogru yola goturecek bir rehber bulunmaz... (Kehf
Suresi, ayet 17) diyerek, kisileri dogru yoldan cikarip kotuluge
yonelttiginin soyleyen bir Tanri, Nisa Suresi nde, bu
soyledigini inkar edercesine, ...sana ne kotuluk gelirse
kendindendir (Nisa Suresi, ayet 79) diyerek kotuluge yonelmenin
kisiye ait bir is oldugunu bildirmekte ve boylece kendi
kendisiyle celiskiye dusmektedir. Bu celiski yetmiyormus gibi,
Rad Suresi nin 27. ayetinde, ...Suphe yok ki Allah diledigini
sapikliga... sevk eder (Rad Suresi, ayet 27) ya da Ibrahim
Suresi nin 4. ayetinde, Allah diledigini saptirir vediledigini
de dogru yola eristirir (Ibrahim Suresi, ayet 4) diye eklemekle,
bir celiskiden bir baska celiskiye gecmektedir.Yahudilerin,
Hiristiyanlarin ve Muslumanlarin birbirlerine karsi tutumlariyla
ilgili ayetler konusunda da bircok celiskiye tanik olmaktayiz.
Ornegin, Maide Suresi nde, Yahudilerle, Hiristiyanlarin
birbirleriyle dost olduklari ve Muslumanlarin onlarla dost
olmamalari yazilidir:
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hiristiyanlari dost edinmeyin.
Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini
tutarlar). icinizde onlari dost tutanlar, onlardandir... (Maide
Suresi, ayet 51).
Bunun gibi Bakara Suresi nde, Yahudilerin ve Hiristiyanlarin,
Muslumanlara Tanri dan bir hayir gelmemesi icin hemfikir
olduklari belirtilmektedir:
(Ey muminler!) ehl-i kitab dan kafirler ve putperestler de
Rab-binizden size bir hayir indirilmesini istemezler... (Bakara
Suresi, ayet 105).
Buna karsilik Bakara Suresi nde, Yahudilerle Hiristiyanlarin
birbirlerini kafirlikle sucladiklarina dair su ayet vardir:
Hepsi de kitabi (Tevrat ve Incil) okumakta olduklari halde
Yahudiler, Hiristiyanlar dogru yolda degillerdir dediler.
Hiristiyanlar da, Yahudiler dogru yolda degillerdir dediler...
Allah anlasmazliga dustukleri konularda kiyamet gunu onlar
hakkinda hukmunu verecektir (Bakara Suresi, ayet 113).
Yani Maide Suresi nde (51. ayet) Yahudilerle Hiristiyanlarin
birbirleriyle dost olduklari, fakat Bakara Suresi nde (113.
ayet) dost olmayip dusman olduklari bildiriliyor. Goruluyor ki,
iki ayri surenin birbiriyle celiskili iki ayeti var karsimizda!
Musluman olmak ya da olmamak konularini hukme baglayan ayetler
bakimindan ayni celiskiler karsimizda. Bazi ayetler kisilerin
Musluman olup olmamak ya da Muhammed e inanip inanmamak
konusunda serbest olduklari kanisini yaratir; oysa ki, cogu
ayetler, boyle bir serbestinin soz konusu olmadigini, kisiyi
Musluman ya da kafir yapanin, dogrudan dogruya Tanri,oldugunu
ortaya koyar. Ornegin, Zumer Suresi nde, inanmayanlardan ,
kalpleri katilasmis olanlardan soz edilirken soyle denmistir:
Kalpleri Allah i anmak konusunda katilasmis olanlara yaziklar
olsun; iste onlar apacik sapikliktadirlar (Zumer Suresi, ayet
22).
Bundan anlasilan o ki, Tanri ya inanmayanlar sapiklardir ve
sapik olmalarinin nedeni, kalplerinin katilasmis olmasidir. Oysa
kalplerini katilastiran yine Tanri dir; cunku, bu ayni Zumer
Suresi nde, kisilerin kalplerini katilastiranin, kisileri kafir
yapanin Tanri oldugu aciklanmistir:
Allah kimin gonlunu Islama acmissa, o Rabbi katinda bir nur
uzere olmaz mi?.. Allah kimi saptirirsa da ona yol gosteren
bulunmaz (Zumer Suresi, ayet 22-23).
Ayni sekilde Enam Suresi nin 125. ayetinde, Allah kimi dogru
yola koymak isterse onun kalbini Islamiyete acar (onu Musluman
yapar), kimi de saptirmak isterse... kalbini dar ve $ikintili
kilar. Allah inanmayanlari kufur batakliginda birakir (Enam
Suresi, ayet 125) diye yazilidir. Goruluyor ki, Kur an a gore
Musluman olup olmamak, kisinin kendi irade ve istegine degil,
Tanri nin keyfine baglidir. Ancak, bu ayni Tanri, kalbini dar ve
$ikintili kilmak yoluyla kafir kildigi kisiyi, her ne hikmetse,
kufur batakligina atmaktadir.Yine bunun gibi, Yunus Suresi nde,
Tanri nin izni olmadan hic kimsenin Musluman olamayacagi
belirtilmistir:
Ey Muhammed, Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanlarin hepsi
inanirdi ... Allah in izniolmadikca hic. kimse inanamaz. O
akletmeyenlere kotu bir azap verir (Yunus Suresi, ayet 99-100).
Dikkat edilecegi gibi burada Tanri, dilemis olsa yeryuzundeki
insanlarin tumunu Musluman yapabilecekken yapmadigini
bildirmekte ve kendi izni olmadan hic kimsenin Musluman
olamayacagini eklemektedir. Bunu dedigi halde, musluman olmayi
akletmeyenlere kotu bir azap takdir etmektedir! Esitlik ya da
esitsizlik konularinda Kur an da yer alan ayetler arasinda da
benzeri celismelere rastlamaktayiz. Bazi ayetlerde Islamin
esitlik dini oldugu, kisiler arasinda ayricalik tanimadigi,
irkciliga olanak birakmadigi kanisini yaratan hukumler oldugu
soylenir ve ornek olarak, Ey insanlar! Biz sizi kadin erkek
olarak tek nutfeden yarattik... Tanri indinde icinizde en
serefli olaniniz, en dogru olaninizdir seklindeki ayetler
gosterilir. Bunu desteklemek uzere, Muhammed in, Yahudiye ait
cenaze gecerken ayaga kalkarak, Bu bir insandir (ruhtur) dedigi
ve boylece insanlar arasinda din, irk, cins vd... farki
gozetmedigi belirtilir.(6)
Fakat, ote yandan Kur an da, koleligi dogal bir kurulus sayan
(ornegin, Nahl Suresi, ayet 75) ya da Islamdan baska inancta
olanlari asagilayan, hatta Muslumanlar arasinda esitsizlikler
yaratan, ornegin Araplari ustun sayan veya rizik bakimindan
farkli durumlar olusturan, kadinlari esitlik disi kilan hukumler
vardir ki, Muhammed in, Kur an olmayarak koydugu hukumlerle
pekistirilmistir -ki bunlar arasinda insanlari derilerinin
rengine gore degerlendiren ve siyahileri asagi goren sozleri
vardir.(7)
Goruluyor ki, Kur an da, hosgoruye , adalet duygusuna, kisinin
sorumlulugu na ve irade ozgurlugu ne deger verir, esitlik
ilkesini benimser gibi gorunen hukumlere karsilik, butun bunlari
hice sayan, yani Tanri yi keyfilik kaynagi gibi tanitan,
kisileri sorumlu bulunmadiklari davranislarindan dolayi
cezalandiran, esitlik tanimayan hukumler, celismeli olarak yan
yana yer almistir. Ote yandan Kur an in bazi ayetlerinde
Muhammed in peygamber sayilmakla beraber, her insan gibi normal
bir kimse oldugu ve bu nedenle kendisinden mucize beklenmemesi
gerektigi belirtilmis, fakat bazi ayetlerinde mucize yaratir
oldugu bildirilmistir.
Ornegin, Ankebut Suresi nde, .. .Mucizeler ancak Rabbimin
kalindadir. Dogrusu ben sadece apacik bir uyariciyim (Ankebut
Suresi, ayet 50) diye yazilidir. Bu dogrultuda olmak uzere, Isra
Suresi nde Muhammed in, ...Ben peygamber olan bir insandan baska
bir sey miyim? diye konustugu gorulur (Isra Suresi, ayet 90-93).
Bu ayetleri Muhammed, kendisinden mucize bekleyen kimselere,
boyle bir sey beklememeleri icin koymustur. Ancak, Kamer Suresi
nde Muhammed in, iki parmagiyla ayi ikiye yardigi (Kamer Suresi,
ayet 1-2); Tevbe Suresi nde gozle gorunmeyen askerler
marifetiyle desteklendigi (Tevbe Suresi, ayet 40); Rum Suresi
nde Iranlilarin Heraklius tarafindan yenilecegine dair kehanette
bulundugu (Rum Suresi, ayet 2); Necm Suresi nde, mirac sirasinda
Cebrail i gordugu, Tanri katina cikarak onunla gorustugu ve bes
vakit namaz emrini getirdigi (Necm Suresi, ayet 5-15) yazilidir.
Muhammed in Kur an olmayarak soyledigi sozler, yani hadisler
icerisinde de, onun mucizevi isler yaptigina dair olanlar
coktur: Mekke den Medine ye uctugu, kayalari toz haline soktugu,
bin kisiyi bir anda doyuracak gida malzemesi urettigi, yagmurlar
yagdirttigi, agaclara yer degistirtip, uyurken kendisine golge
sagladigi, kurtlan konusturdugu vd... gibi mucize orneklerini,
Ibn-i Ishak, Ibn Hisam, Taberi, Vakidi, Buhari gibi (ve daha
nice) kaynaklarda bulmak mumkundur.
Kur an daki celiskiler, uyumsuzluklar ve tutarsizliklar sadece
farkli surelerin farkli ayetlerinde degil, bazen ayni surenin
kendi ayetleri ya da ayni bir ayetin kendi tumceleri ve hatta
ayni tumcenin kendi sozcukleri arasinda da kendisini gosterir.
Ayni surenin birbirini izleyen ayetleri arasindaki celismelerden
bir iki ornek vermek gerekirse, Nahl Suresi nin 2. ayetini
beraberce okuyalim:
Allah kullarindan diledigine buyrugunu havi vahyini iletip
melekleri indirerek f oyle der: Benden baska Tanri yoktur,
benden sakinin ... (Nahl Suresi, ayet 2).
Diledigi kimselere boylece buyruk indirdigini bildiren Tanri,
ayni surenin 9. ayetiyle, bu keyfiligini pekistiren ve kisileri
egri ya da dogru yola goturenin kendisi oldugunu belirten su
sozleri soyler: Yolun dogrusunu gostermek Allah a aittir. Yolun
egri olani da vardir. Allah dileseydi hepinizi dogru yola
iletirdi (Nahl Suresi, ayet 9). Tanri, herkesi dogru yola
iletmek istememis, sadece diledigi bazi kisileri iletmistir.
Daha baska bir deyimle, dogru yola girip girmemeyi kisinin
iradesine birakmamis, kendisi ayarlamistir. Ancak, bu ayni Nahl
Suresi nin biraz ilerisinde celiski yaratan su ayet yer
almistir:
...Bu dunyada iyi davrananlara iyilik vardir... Allah
sakinanlari boylece mukafatlandirir... onlar kendilerine yazik
ediyorlar. Bu yuzden isledikleri kotuluklere ugradilar... (Nahl
Suresi, ayet 30-34).
Goruluyor ki, bu ayetlerde, uc boyutlu bir celisme soz
konusudur: kisileri iyi ya da kotu yola goturenin kendisi
oldugunu soyleyen Tanri, ayni zamanda onlari sorumlu olmadiklari
davranislar yuzunden mukafatlandirmakta ya da cezalandirmakta
oldugunu aciklamistir. Birkac ayet ileride Tanri, putperestlerin
kendi aralarinda soyle konustuklarini soyler:
Allah dileseydi ondan baska hicbir seye ne biz ne de babalaniniz
tapardi... (Nahl Suresi, ayet 35).
Onlari bu sekilde konusur gostermekle, sorumluluk durumunu yok
kilmis oldugunu unutur ve uc ayet ileride, Allah iclerinden
kimini dogru yola eristirdi... diyerek keyfiligini tekrar dile
getirir. Ve hemen sonra soyle konusur:
Ey Muhammed! Onlarin dogru yolda olmalarina ne kadar oz.en-sen,
yine de Allah saptirdigini dogru yola iletmez (Nahl Suresi, ayet
37).
Dikkat edilecegi gibi, insanlari dogru yolu soksun diye Muhammed
i gonderdigini soyleyen bir Tanri, bu soyledigini unutmuscasina,
Ey Muhammed! Sen onlari dogru yola sokmak istiyorsun, ama ben
onlari saptirmis oldugum icin, artik ne kadar ugrasirsan ugras,
onlari dogru yola iletemezsin. Cunku, insanlari saptiran ya da
dogru yola sokan benim! seklinde konusabilmektedir! Bu da
yetmiyormus gibi, az gecmeden bu soyledigini de cerh edercesine
ve sanki dogru yola sokan ya da saptiran kendisi degilmis gibi,
...Allah yolunda hicret eden kimseleri, andolsun ki, dunyada
guzel bir yere yerlestiririz (Nahl Suresi, ayet 41) diye
eklemektedir. Olacak sey midir bu?! Hic Tanri boyle bir
celismeye dusebilir mi?! Celiskiler, bu ayni sure boyunca
birbiri pesi sira boylece surer gider. Daha once deginmis
olmakla beraber, puta tapmak ya da tapmamak konusundaki
celismelere tekrar goz atmakta yarar var: Kur an a gore puta
tapmak en buyuk gunahlardandir; tapanlar Tanri ya sirk (es)
kosanlardan olup musrik diye cagrilirlar ve cezalari
oldurulmektir.Tevbe Suresi nde, Musrikleri nerede bulursaniz
oldurun (Tevbe Suresi, ayet 5) diye emredilmistir. Ancak, diger
bazi ayetlere gore, puta tapip tapmamak kisilerin elinde olan
bir sey degildir. Onlari puta taptiran (ya da tapmaktan
alikoyan) bizzat Tanri dir. Cunku, Enam Suresi nde, Allah
dileseydi puta tapmazlardi... (Enam Suresi, ayet 107) diye
yazilidir. Nahl Suresi nde de, Ey Muhammed! Onlarin dogru yolda
olmalarina ne kadar oz.ensen, yine de Allah saptirdigini dogru
yola iletmez (Nahl Suresi, ayet 37) diye aciklanmistir.
Goruluyor ki,Tanri, hem diledigini puta taptirmakta hem de puta
tapiyorlar diye lanetleyip, oldurtmektedir. Tanri nin adaleti ve
yuceligi fikrini zedeler nitelikte celismeli ayetler de var Kur
an da: bunlar arasinda Tanri yi hem merhametli ve bagislayan hem
de acimasizliklar icerisinde gosterenleri bulunmakta. Gercekten
de Kur an in pek cok yerinde Tanri nin Rahman (herkese cok
aciyan), Rahim (ozellikle ahrette inanirlara aciyan) ve
bagislayan oldugu yazilidir; ornegin Hasr Suresi nde, ...(Allah)
aciyici olandir (rahman), aciyandir (rahim)... (Hasr Suresi,
ayet 22-24) denilmektedir. Ancak, aciyan ve bagislayan bu Tanri,
cogu kez hic de aciyan ve bagislayan degildir.
Ornegin, Araf Suresi nde, Adem ile Havva nin pismanlik (nedamet)
duyarak, Rabbimiz kendimize yazik ettik, bizi bagislamaz ve bize
merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz (Araf Suresi, ayet
23) diye merhamet dilendikleri gorulur. Fakat, bir sonraki
ayette merhametli ve bagislayan Tanri nin, bu pismanliga ve
yalvarmalara karsi hic yumusamadan, Birbirinize dusman olarak
(yeryuzune) inin. Bir sure boyle yasayacaksiniz (Araf Suresi,
ayet 24-25) diye konustugu yazilidir. Bu acimasiz tutum, Enbiya
Suresi nde biraz dahapekistirilmis gibidir; cunku, orada, Tanri
onlarin nedametini kabul etmemistir; cunku, iclerini ve
gizlediklerini bilmistir (Enbiya Suresi, ayet 111) diye
yazilidir. Pek guzel, ama insanin kalbini acan ya da kapayan,
onu dogru yola sokan ya da saptiran yine Tanri degil mi? Su
durumda Adem ile esinin sapmalarina da, yine Tanri neden olmus
degil midir? O halde onlarin nedamet duymalarini dahi hice
sayarak onlari cezalandirmasi haksizlik ve acimasizlik olmaz mi?
Kur an daki celismeler, sadece sureler arasinda ya da ayni
surenin cesitli ayetleri arasinda degil, cogu zaman ayni bir
ayetin (ya da birbirini izleyen iki ayetin) kendi satirlari ve
sozcukleri arasinda da kendisini belli edebilir. Ornegin, Nahl
Suresi nin 93. ayeti soyledir:
Allah dikseydi sizi tek bir ummet yapardi, ama o, istedigini
saptirir, istedigini dogru yola eristirir. Islediklerinizden,
andolsun ki sorumlu tutulacaksiniz (Nahl Suresi, ayet 93).
Goruluyor ki, ayetin ilk iki tumcesiyle son tumcesi arasinda
celisme yatmakta: ilk iki tumcede kisileri dogru ya da egri yola
sokanin Tanri oldugu yazilidir! Boyle olduguna gore, Tanri nin
kisilere, egri yola sapmis olmalarindan dolayi sorumluluk
yuklememesi gerekirken, yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya
cekileceksiniz diye cezalandiracagi anlatilmakta! Ayni seyi
Maide Suresi nin 41. ayetinde gormekteyiz. Bu ayetin ilk
kisminda munafik larin samimi sekilde Islama bagli olmadiklari,
Yahudilerin de Muslumanligi kabule yanasmadiklari ve bu yuzden
Muhammed in uzuldugu, oysa ki, boyle bir uzuntuye kapilmamasi
gerektigi yazilidir:
Ey Peygamber! Kalpleri inanmamisken, agizlariyla inandik
diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyip
inkara) kosanlar seni uzmesin... (Maide Suresi, ayet 41).
Fakat, bu ayni ayetin devami olan satirlarda, munafiklarla
Yahudilerin, bu sekilde hareket etmelerinin fitneden dogma bir
sey oldugu ve onlari fitneye surukleyenin de bizzat Tanri oldugu
yazilidir. Zira, ayet soyle devam ediyor:
Allah in fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah a karsi
senin elinden bir sey gelmez. Iste onlar Allah in kalplerini
aritmak istemedigi kimselerdir. Dunyada rezillik onlaradir.
Onlara ahrette buyuk azap vardir (Maide Suresi, ayet 41).
Tekrar edelim ki, bu ayetin iki bolumu arasinda celisme vardir:
cunku, ilk bolume gore, Tanri, Muhammed i gonderirken, kisileri
Muslumanliga cagirmasini, eger cagriya uymayacak olurlarsa hic
uzulmeme-sini soylemis, fakat diger yandan da bu kimselerin
kalplerini aritmayip fitneye dusmelerini istemistir. Yani hem
onlari gunahkar duruma itmis hem de cezalandirma yoluna
gitmistir;(8) ustelik de Muhammed e, butun bunlardan dolayi
uzulmemesini soylemektedir! Yine bunun gibi Nisa Suresi nin 78.
ayetinde, ...(Ey Muhammed!) Kendilerine bir iyilik dokununca, Bu
Allah tandir derler. Baslarina bir kotuluk gelince de, Bu senden
derler. (Sen onlara), Hepsi Allah tandir de... (Nisa Suresi,
ayet 78). Goruluyor ki, burada, iyilik ve kotuluk denen seylerin
kaynagi olarak Allah gosterilmektedir. Yaniinsanlarin basina
gelen iyiliklerin ve kotuluklerin Tanri tarafindan verildigi
bildirilmektedir. Ote yandan bir ayet sonra iyiligin Tanri dan,
kotulugun ise kisinin kendinden geldigi bildiriliyor:
Sana gelen iyilik Allah tandir. Basina gelen kotuluk ise
nef-sindendir. Seni insanlara elci gonderdik... (Nisa Suresi,
ayet 79).
Goruldugu gibi, Nisa Suresi nin 78. ayetinin son tumceleriyle,
79. ayetinin ilk tumceleri catisma halinde. Fakat, bir de her
iki ayetin soz konusu tumceleri, kendi iclerinde celismeli
durumda. Cunku, iyilik , kaynagi sayilan ve dilemis olsa her
insani dogru yola sokup iyilikte bulunma gucune sahip olan bir
Tanri nin, kendi kendini kotuluk kaynagi olarak gostermesi
sasirticidir. Ote yandan, iyiligin ve kotulugun kendinden
geldigini soyleyen bir Tanri nin ...Sana ne kotuluk gelirse
kendirdendir seklinde konusmasi daha da sasirticidir. Cunku,
kotu yola girmekten dolayi sorumlulugun kisiye ait oldugunu
soyleyen Tanri, onu iyilik yoluna sokmadigini soylemekle
katmerli sekilde celiskili bir dil kullanmis olmaktadir. Yine
ayni sekilde Rad Suresi nin 27. ayetinde soyle bir tumce
bulunuyor:
...De ki, Kuskusuz Allah diledigini saptirir, kendisine yoneleni
de hidayete erdirir ... (Rad Suresi, ayet 27).
Burada da tumcenin ilk kismina gore, Tanri diledigini sapikliga
suruklemektedir; yani kisinin iradesine yer vermeden keyfi
sekilde onu kendisine kukla ve oyuncak yapmaktadir. Bu durumda
kisi icin, kendiliginden dogru yola yonelmek mumkun degildir.
Biraz once gordugumuz gibi, Tanri nin kotu yola yonelttigini,
Muhammed bile dogru yola yoneltememekte (Nahl Suresi, ayet 37).
Fakat, bu ayni Rad Suresi nin 27. Ayetindeki tumcenin ikinci
kismina gore, Tanri, gonluyle kendisine yonelenleri dogru yola
sokmakta, yani sanki kisinin iradesine itibar etmektedir. Evet,
ama kisinin gonlunu acip Musluman yapan ya da kapayip kafir
kilan Tanri degil miydi? (Ornegin, Enam Suresi, ayet 125). Yine
bunun gibi Nahl Suresi nin 93 ayetindeki tumce, birbiriyle
celisen sozcuklerden olusuyor:
...(Tanri) istedigini saptirir, istedigini dogru yola eristirir;
islediklerinizden, andolsun ki, sorumlu tutulacaksiniz (Nahl
Suresi, ayet 93).
Goruluyor ki, Tanri, hem kisiyi saptiran ya da dogru yola
sokandir (yani ona irade ozgurlugu tanimayandir) hem de onu,
islediklerinden dolayi sorumlu tutmaktadir. Ayetin ic ice girmis
tumcelerinin birinci kismiyla ikinci kismi arasinda catisma ve
celisme var! Butun bunlardan anlasilacagi uzere, celismeler,
sadece insan aklini sasirtici ve islemez hale sokucu degil,
Tanriyi celismeler icerisinde bocalar sekilde gostermek
bakimindan olumsuzluk yaratmakta, daha dogrusu Tanri fikrini,
kisideki deger olculerini ve kutsallik anlayisini zedeleyici bir
nitelik tasimaktadir.
Genel olarak Mekke doneminde indigi soylenen ayetlerle -ki
bunlara Mekki denir-, Medine doneminde indigi kabul edilen
ayetler -ki bunlara da Medeni denir- arasinda da buyuk
celiskiler vardir. Mekki ayetler nispeten yumusak, barisci ve
hosgoruluymus gibi gorunen ve Muhammed i ogut verici ya da
teblig ediciymis gibi gosteren ayetlerdir. Ornegin, Gasiye
Suresi nde, (Ey Muhammed!) Sen ogut ver, esasen sen sadece bir
ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) diye yazilidir. Nahl
Suresi nde, (Ey Muhammed!) Yine de yuz cevirirlerse, artik sana
dusen ancak acik bir tebligdir (Nahl Suresi, ayet 82). Enam
Suresi nde, (Ey Muhammed!) ayetlerimiz hakkinda ileri geri
konusmaya dalanlari gordugunde, onlar baska bir soze gecinceye
kadar onlardan uzak dur... (Enam Suresi, ayet 68). Kafirun
Suresi nde, musriklere karsi Muhammed in, Ben de sizin
taptiklariniza asla tapacak degilim. Evet, siz de benim
taptigima tapiyor degilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim
banadir (Kafirun Suresi, ayet 6) seklinde konustugu yazilidir.
Yine Nahl Suresi nin. 35. ve 37. ayetlerinde peygamberlere
apacik tebligden baska bir gorev ve yetki verilmedigi
aciklanmistir.(9)
Bunlara eklenebilecek daha bircok ornek var. Tekrar edelim ki,
yumusak ve hosgorulu ymus gibi gorunen bu ayetler, Mekke
doneminde indigi kabul edilen ayetlerdendir. Ancak, Medine de
indigi soylenen (yani Medeni olan) ayetler, yukaridaki
ayetlerden cok farklidir. Su bakimdan ki, bunlar, yumusaklik
yerine sertligi, bariscilik yerine saldirganligi ve savasciligi,
hosgoru yerine hosgorusuzlugu ongoren ayetlerdir. Ornegin, Mekke
doneminde Muhammed i teblig edici , ogut verici olmak uzere
gonderdigini soyleyen, Kur an a, (Ey Muhammed!) Sen ogut ver,
esasen sen sadece bir ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22)
seklinde ayetler gonderen ya da musriklere karsi yumusak bir
dille konusarak, Ben de sizin taptiklariniza asla tapacak
degilim. Evet, siz de benim taptigima tapiyor degilsiniz. Sizin
dininiz size, benim dinim banadir (Kafirun Suresi, ayet 6) diyen
Tanri, Medine doneminde korku, dehset ve olum sacar sekilde
soyle der:
Musrikleri buldugunuz, yerde oldurunuz! (Tevbe Suresi, ayet 5).
Mekke doneminde Muhammed i barisciymis gibi gosteren Tanri,
Medine doneminde, Kafirlerle ve munafiklarla savas (cihatta
bulun). Ve onlara kati davran. .. (Tevbe Suresi, ayet 74)
seklinde konusur ve kafirlerle savasmanin, onlari oldurmenin,
ellerindeki mallarini ve mulklerini yagmalamanin, ganimet olarak
almanin, putlarini kirmanin Islami bir gorev oldugunu anlatici
hukumler koyar (ornegin, Bakara Suresi, ayet 191; Nisa Suresi,
ayet 89-91; Tevbe Suresi, ayet 5). Hemen belirtelim ki, Mekki
ayetlerle Medeni ayetler arasindaki celiskiler, herhangi felsefi
bir nedene dayali degildir; sadece Muhammed in Mekke doneminde
zayif durumda olup siddet kullanamamasindan ve Medine ye
gectikten sonra guclenip dehset sacabilir ve savas yapabilir
duruma girmis olmasindandir. Ilerideki sayfalarda bu konuya
tekrar donecegiz.
Dipnotlar
1)Bu hadis icin bkz. Gazali, Ihya-i Ulumi d Din, 1975, c.2,
s.280. 224
2)Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sanli Tercemesi ve Serhi.
c.11, s.281.
3)Diyanet Vakfi nin Kur an cevirisinde, Bakara Suresi nin 216.
ayetinin aciklanmasi boyle yapiliyor
4)Bu ayetlerde gecen korkutma ve korkutucu deyimlerinin Arapca
asli imar ve nezir oldugu, her ne kadar bu deyimleri uyarma ve
uyarici olarak kullanmak mumkunse de, asil agirlikli anlamin
korkutma oldugu konusunda bkz. Turan Dursun, Kur an
An$iklopedisi, Kaynak Yayinlari, birinci basim, Ekim 1994. c.7,
s. 185.
5)Buna benzer sureler ve ayetler icin bkz. Bakara Suresi, ayet
24; Enam Suresi, ayet 2; Araf Suresi, ayet 92-99; Hucl Suresi,
ayet 103; Al-i Imran Suresi, ayet 154; Nisa Suresi, ayet 85;
Kehf Suresi, ayet 16; Nur Suresi, ayet 21; Insan Suresi, ayet
79; Yunus Suresi, ayet 99; Tekvir Suresi, ayet 27.
6)Mahmoud Said Muhammad, age, s.32-36. 236
7)Bu konudaki hadisler icin bkz. Ilhan Arsel, Seriat tan
Kissalar 2, Kaynak Yayinlari, Istanbul, 1997, s.54.
8)Sahih-i..., c.10, s.119-120.
9)128 ayetten olusan Nahl Suresi nin 126., 127. ve 128 ayetleri
haric, geri kalanlari hep Mekke doneminde inmis sayilir.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/22/kuranda-ki-celiskiler-kurandaki-celiskileri-elestirel-akil-yoluyla-sergilemek/
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ic casus, dusman subaylarini kullanmaktir
Sun Tzu dan Savas Sanati
Harice karsi hukukumuzu mudafaa ve varligimizi muhafaza icin en
birinci vazifemiz, ne emel beslediklerini hepimizin bildigi bu
muzir nesriyattan, bu haserattan, Kuvayi Milliye den Anadolu yu
temizlemektir
(ALi KEMAL, Peyami Sabah, 6.5.1920)
Hakimler Kediler Arasindan Secilmelidir
24 Temmuz 2013
Kamuda basortusune serbestlik konusulmaya devam ediyor. Anlam
veremiyorum, boyle bir konunun tartisilmasi dahi abes. Kamu
calisanlari basortusu takmamali.
Oncelikle basortusu bize ait bir kiyafet degil. Disaridan
geliyor hep bunlar. Oysa ki mini etek olsun, askili bluz olsun,
bunlarin mesela binlerce yillik gecmisi var. Gordugun zaman Iste
Anadolu bu! diyecegin turden, simsicak, bozkir kokusunu
hissettigin kiyafetler... En eski Turk devletlerinde bile mini
etege rastlarsiniz. Gizli bir kaynagimdan aldigim bilgiye gore
Orhun Anitlari civarinda yapilan kazilarda sekiz bin yillik mini
etek ve straplez bulunmus. Ama halka aciklanmiyor. Tarihci
Feridun Duzagac in Eski Turk Devletlerinde Etek Boylari
kitabinda bahsi gecer. Son derece samimi bir uslupla yazilmis
enfes bir kitaptir. Okumadim.
Ayrica etrafimizdaki insanlar basortusu takarsa biz de bundan
etkilenmez miyiz? Ben etkilenirim sahsen. Etrafimda uc kisi
basortusu taksin, hop bir bakmissin ben de gecirmisim kafama.
Yazik degil mi bana?
Ote yandan zaten basortusu Kuran da yok. Benim bir arkadasimin
enistesi bakmis. Yokmus. Bulamamis yani. Ilahiyat alimlerinin
dediklerine mi inanacagim yoksa arkadasimin enistesine mi?
Elbette arkadasim enistesine inanirim, obur turlusu arkadasimi
incitir. Bence dostluk dedigin boyle olmali.
BASORTULU ITFAIYECI AYRIMCILIK YAPAR MI
Gelelim kamu calisanlarina basortusu serbestisi getirildiginde
ne olacagina... Az once minik bir beyin firtinasi yaptim ve
aklima bazi sorular takildi:
Basortulu belediye otobus soforu: Basi acik bir yolcu Kaptan
orta kapiyi acar misin dediginde acacak mi? Yoksa sirf basortusu
takmadi diye Dugmeye bassaydin kardesim deyip yoluna devam mi
edecek? Bunlar onemli, benim bu endiselerimi gidermek
zorundasiniz. Sonucta endiseli ve modern bir insanim. Operaya
bayilirim.
Basortulu itfaiyeci: Bir evde yangin ciktiginda Iceride namahrem
vardir dusuncesiyle yangina mudahale etmezlik yapacak mi? Ya da
haremlik-selamlik mantigiyla sadece kadinlarin oturdugu
kisimlara mi su $ikacak?
Basortulu santral gorevlisi: Bir kamu kurumunu aradiginizda
Kadinsaniz 1 e, bulug cagina gelmemis bir erkekseniz 2 ye, bulug
ve uzeri bir erkekseniz No ya basiniz ve derhal o telefonu
kapatiniz diyecek mi? Erkeklerle gorusmeyen bir santral
gorevlisi nasil olur bana aciklar misiniz?
Basortulu hakim: Hakimler dis gorunuslerinde tarafsizliklarini
gosterme adina hicbir isaret tasimamalidir deniyor. Aynen
katiliyorum. Bu yuzden basortululer hakim olmamali. Fakat su
anki hakimler de tarafsiz degiller, bunu da unutmamak lazim.
HAKIM CINSIYETSIZ OLMALI
Bir hakimin kadin veya erkek olmasi cok seyi degistirebilir.
Kocasindan siddet goren bir kadinin $ikayetci oldugu davada
kadin hakimin kadina, karisini aldatan bir erkegin davasinda
erkek hakimin erkege daha yakin davranabildigi bilinen bir
gercektir. Durum boyleyken cinsiyetini gizlemeyen bir hakim de
aslinda tarafsiz gorunme ilkesini ihlal etmektedir.
Peki neden hakimler bu konuda en ufak bir adim atmiyorlar.
Hakime bakiyorsun, apacik erkek. Ustelik erkek oldugunu
gizlemeye de calismiyor. Adeta ben buradayim dercesine bir de
biyik birakmis. Boyle coskun, dolu dolu, evet bu bir erkek
dedirtecek cinsten biyiklar... Erkek hakim ozunde erkek
olabilir, ozel hayatinda tam bir erkek gibi davranabilir ama
burasi mahkeme. Burada tarafsizligini gostermek adina biraz
efemine hareketler yapmasi, ne bileyim Ayy yaa karar veremiycem
sindi ufff s.s. gibi ifadeler kullanmak suretiyle cinsiyetini
gizlemesi gerekmez mi? Diger yanda kadin hakime bakiyorsun, o da
masallah makyajiyla, saclariyla adeta ben kadinim diye
bagiriyor. Tarafsiz gorunme ilkesinden bir gram nasiplenmemis.
Gorunen o ki, sadece basortusu degil hakimin kadin veya erkek,
dolayisiyla insan olmasi durumunda tarafsiz gorunme sansi yok.
Iste bu yuzden diyorum ki, hakimler kedilerden secilmelidir.
PEKI NEDEN KEDILER
Neden kurbagalar, kutup ayilari veya ahtapotlar degil de
kediler? dediginizi duyar gibiyim. Gercekten koseye $ikistiran
sorular bunlar. Ahtapotlari kafadan eleyebiliriz, sekiz tane
kolu olan bir canlinin el altindan neler yurutebilecegini
kestirmek guc. Bir koluyla karari imzalarken kalan 7 koluyla
asagida para saymayacagini kimse garanti edemez. Kutup ayilari
da birkac Eskimo davasina bakabilirler sadece, cografi sartlar
yuzunden. Kurbagalara hic girmiyorum bile, bir kurbaganin
hakimlik yapabilecegini dusunuyorsaniz doktora gorunmenizde
fayda var.
Oysa kediler hakimlik icin idealdir. Bir kere, rusvet
alamayacaklarina eminiz. Cunku kediler nankor hayvanlardir. Be
insafsiz, be vicdansizin kizi, be nankor kedi dizeleri kedilerin
karakteri konusunda saglam ipuclari vermektedir. Bu onlara
herhangi bir iyilik yaptiginizda size en ufak bir geri donus
yapmayacaklari manasina gelir. Bir kediye 100.000 lira para dolu
bir canta verin, donup tesekkur etmez. Hatta icinde kedi mamasi
yoksa cantayi acip bakmaz bile.
Ayni zamanda herhangi bir davada taraf tutmayacagi da kesindir.
Insanlarin aralarindaki anlasmazliklar onu zerre kadar
ilgilendirmez. Kedilerin tek derdi arada sirada surtunecegi bir
bacak, biraz sut ve sobadir. Butun bunlar zaten mahkeme
salonunda bulunabilen seyler.
MART AYLARINDA SORUN OLABILIR
Iste bu yuzden durust ve tarafsizligiyla bilinen kediler hakim
yapilmalidir. Elbette kedilerin iletisim konusunda bazi
$ikintilari var. Hemen her olaya miyav seklinde tepki veren
hayvanlardan bahsediyoruz. Acaba sanigi suclu mu buldu, yoksa
tahliyesine mi karar verdi anlamak tabi ki zaman alacaktir.
Ozellikle mart aylarinda onlari mahkeme salonunda tutabilmek de
kolay degil, bunun farkindayim. Ama mahkemelerin tarafsizligi
adina bu yumurcaklara guvenmeliyiz, cunku adalet sisteminin
guvencesi onlar olacaktir.
Peki kedinin cinsiyeti ne olacak? Erkek bir kedi erkeklerin
tarafini tutmaz mi mesela? dediginizi duyar gibiyim. Gercekten
de mevzunun suyunu cikarmakta ustunuze yok. Kedinin cinsiyeti
onemli degil. Zaten uzaktan bakinca afedersiniz kadin mi erkek
mi oldugunu kimse anlamiyor. Kucagina alip yakindan incelemen
lazim ki goresin. Kusura bakmayin ama koskoca mahkeme baskanini
da kimse kucagina alip disi mi erkek mi diye kontrol edemez.
Ayiptir bu, yuce mahkemeye saygisizliktir.
Hakimin tarafsiz karar vermesi vicdani ve hukuk bilgisiyle degil
tamamen disaridan nasil gorunduguyle ilgilidir. Bu yuzden
basortululerin neden kamuda calismamasi gerektigini en guclu
argumanlarla anlattigimi saniyorum. Umarim yetkililer bunlari
dikkate alir.
http://beyinsizadam.net/
lukas...@gmail.com
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Akraba dusmanligi, akrep sokmasindan beterdir.
Hz.Ali
Fatma Toksoy : Islamiyet oncesi Araplarda evlenme sekilleri
06 Temmuz 2013 Cumartesi 00:01
Helaller ve Haramlar bahsinde kadin-erkek munasebetleri
anlatilinca Islamiyet oncesi donemde yani cahiliye devrindeki
kadin-erkek iliskilerini dolayisiyla o devirdeki nikah
sekillerini aciklamak gerektigini dusundum. Konuya Hz. Aise nin
sozleriyle baslayalim.
Urve b. ez-Zubeyr in haber verdigine gore, Peygamber (s.a.v.) in
hanimi Aise (r. anha) sunlari soylemistir: Cahiliye doneminde
dort cesit nikah vardi. Bunlardan birincisi halkin bugunku
nikahidir. Soyle ki evlenmek isteyen bir adam diger bir adama
velisi bulundugu kizi istemek uzere dunurluk yapardi.
Anlastiklari takdirde kizin velisi mehiri tayin eder, sonra
dunurluk yapan yani evlenmek isteyen kimse o kizla nikahlanirdi.
Diger bir nikah sekli de su idi. Adam karisina hayizdan
temizlendigi zaman falan kimseye bir haber gonder de ondan
(seninle) cinsi munasebette bulunmasini iste derdi. Sonra kocasi
o kadini birakir ve kadinin kendisiyle cinsi munasebette
bulundugu o erkekten aldigi gebelik iyice belirinceye kadar asla
onunla cinsi munasebette bulunmazdi. Kadinin gebeliginin o
adamdan oldugu iyice belli olunca artik kocasi isterse onunla
cinsi munasebette bulunurdu ve evliligini surdururdu. Bunu kisi
sadece cocugun soylu olmasini istedigi icin yapardi ve bu tur
nikaha istibda nikahi- adi verilirdi.
Bir baska nikah sekli de suydu; On kadar erkek bir araya
toplanir ve hepsi de bir kadinin yanina girip onunla cinsi
munasebette bulunurlardi. Kadin gebe kalip cocugunu dogurunca
bir sure gectikten sonra onlara haber gonderir ve hepsini yanma
cagirirdi. (Buna da musterek nikah veya muzamede nikahi
denilirdi. )
Onlardan hicbirisi onun davetine uymaktan kacinamazdi. Hepsi de
onun onunde toplanirdi. Kadin) onlara hitaben; aramizda olan
isimizi biliyorsunuz. Ben bir cocuk dunyaya getirdim der ve bu
cocuk senindir ey falanca! diyerek onlardan hosuna giden birini
ismiyle cagirir ve cocugu ona ilhak ederdi.
Dorduncu bir nikah sekli de su idi; pek cok kimse toplanarak bir
kadinin yanina girerdi. Kadin kendisine gelen kimselerin hic
birinden kacinmazdi. Bu kadinlar fahise kadinlardi. Kendilerine
gelmek isteyen kisilere bir alamet olmasi icin kapilarinin
uzerlerine bayraklar dikerlerdi. Kadin hamile olup da cocugunu
dogurunca daha once kendisiyle cinsi munasebette bulunan
erkeklerin hepsi onun yaninda toplanirlardi. Kadin da onlar icin
cocugun sekil ve semaline bakarak babasini tespit edebilen
mutehassislar cagirirdi. Onlar da kadinin cocugunu cocugun
babasi olduguna kanaat getirdikleri kimseye verirlerdi, o kimse
de cocugu kendisine ilhak ederdi. Artik o cocuk o kimsenin oglu
diye cagirilirdi. Cocuk da bundan cekinmezdi. (Bu nikaha da biga
nikahi denilirdi. )Allah, Muhammed (s.a.v.) i gonderince bugunku
Muslumanlar in nikahi Cahiliyye donemi halkinin butun
nikahlarini kaldirdi. (Sunen-i Ebu Davud Tercume ve Serhi 9.
cilt s. s. 18)
Davudi nin beyanina gore Cahiliyye doneminde uc nikah cesidi
daha vardi;
1. Gizli dostlar, metreslerle surdurulen evlilik hayatidir. Bu
tur evli¬likler halktan gizli tutulurdu. Cahiliyede hur kadinlar
aciktan zina edemezlerdi. Fakat gizli dost edinebilirlerdi. Bu
duruma hidn nikahi veya muhadene nikahi ve bunu yapan kadinlara
da muttehizetu l-hidn denilirdi. Fakat cariyeler a$ikar olarak
zina edebilirlerdi. Bu cariyelere de zaniye ve musafeha
denilirdi. Cahiliyye halki gizlice yapilan zinalarda bir sakinca
gormediklerinden bu tur evlilik hayatini mesru sayarlardi. Allah
Gizli dost da tutmamalari sartiyla Nisa, IV, 25). mealindeki
ayet-i kerimesinde Araplarin bu gizli ve igrenc adetlerinin
oldugunu ve bunun da Allah tarafindan bilindigini belirtmistir.
2. Bir kimsenin bir kadinla bir ay veya bir sene gibi muayyen
bir sure devam etmek uzere evlenmesidir. Bu da mut a nikahi
olarak adlandirilirdi. Mut a nikahinda velilerin onayina gerek
gorulmezdi. Mut a nikahinda kadin kendi klaninda kalirdi.
Kocasina bir mizrakla, bir cadir verirdi. Bu suretle erkek
karisinin kabilesinde bulundukca o kabilenin bir ferdi gibi
sayilir, evlilik surdugu muddetce erkek bu kabileyle hareket
ederdi. Kadin mut a nikahina son vermek istedigi zaman cadirin
kapisini daha once bulundugu yonun tersine cevirirdi. Kocasi
bunu gorunce kendi kabilesine donerdi. Bu evlilikten dogan
cocuklar kadina ait olur ve falanca kadinin cocuklari diye
anilirlardi.
3. Iki kisinin karilarini karsilikli degismeleri neticesinde
meydana gelen evlilik. Buna da bedel nikahi adi verilirdi
Bu nikahlarin disinda asagida anlattigimiz nikah sekilleri de
vardi:
1- Sigar nikahi: Bazi erkekler baslik ve mehir vermemek icin
kizlarini, kiz kardeslerini ve kardeslerinin kizlarini yani
vasisi olduklari kadinlari mubadele etmek degistirmek suretiyle
alirlardi.
2- Analikla evlenmek. Olen kisinin baska kadindan olan en buyuk
oglu analigini yani uvey annesini mehirsiz olarak alabilirdi.
Bunun icin de babasi olur olmez abasini yani ceketini kadinin
uzerine atar ve bu suretle baslik vermeye gerek kalmaksizin o
kadinin nikahli esi olurdu. Boylece isterlerse kadini baskasiyla
evlendirir ve bu yolla mehirin kendilerine verilmesini sart
kosarlardi. Bazen bu gibi kadinlari olunceye kadar
evlendirmedikleri olurdu. Hatta olenin oglu kucuk ise cocugun
uvey annesini, cocuk buyuyunceye kadar bekletir, problemin
cozumunu ona birakirdi... Fakat kadin kocasi olur olmez, cabuk
davranarak kendi kabilesine siginirsa, bu esaretten kurtulurdu.
Uvey oglu daha cabuk davranarak kadinin uzerine elbisesini
atmayi basarirsa artik kadin nikahlanmis olurdu. Bu sekildeki
nikaha makt nikahi denilirdi. Bu suretle uvey annesini alan
kimseye dayzen ve bu evlilikten dogan cocuga da makti veya makit
denilirdi. Allah Nisa Suresi nde Gecmiste olanlar bir yana,
babalarinizin evlendikleri kadinlarla evlenmeyin; cunku bu bir
hayasizliktir, igrenc bir seydir ve kotu bir yoldur. (IV; 22)
diyerek, bu cirkin adeti yasakladi.
3- Iki kiz kardes ile birlikte ve sinirsiz olarak birden fazla
kadinla evlenmek. Islam, birincisini men ederken, ikincisini de
bir takim sartlara baglamistir.
4- Guclu erkeklerin, begendigi kadini sorgusuz sualsiz alarak
nikahlamasina; mahtufat nikahi denirdi.
5- Erkeklerin, savaslarda esir dusen kadinlardan kendi
hisselerine dusen kadinlarla yasamalarina; museyyebat nikahi
denilirdi.
6- Tarihci Strabon bu evliliklerden baska, o donemlerde bir
baska tur evlilik geleneginin bulundugundan bahsetmektedir. Bu
adete gore ailenin servetinin parcalanmamasi icin yalniz buyuk
erkek kardes yani agabey evlenir, diger erkek kardesler
evlenmezlerdi. Fakat bunlar da resmen buyuk kardesin esi olan
kadinla yani yengesiyle serbestce iliskide bulunmak hakkina
sahiptiler. Boylece ayni kadini butun kardesler es gibi
rahatlikla kullaniyorlardi. Hatta bu uygulama yuzunden ilgi
cekici bir olay da anlatilmaktadir bu tarihci tarafindan: Bir
adam kizini on dort kardesi olan bir adama vermisti. Kadin buyuk
kardesin esi olup, gece onunla kalirdi. Diger kardeslerin de
kadindan gunduz faydalanma haklari vardi. Gunduz bu kardeslerden
biri kadinin odasina girdigi zaman asasini kapinin onune
birakirdi. Digerleri bunu gorunce donerlerdi. Kadin bu sonsuz
ziyaretlerden usandigindan gizlice on bes kardesin asalari
seklinde asa yaptirir. Yalniz kalmak istedigi vakitlerde bu
asayi kapisinin onune koyarak eziyetten kurtulma yolunu bulur.
Butun agabeylerinin carsida bulundugu bir gun bu durumdan
istifade etmek isteyen en kucuk kardes hemen eve kostu. Fakat
kapinin onunde bir asa gordu. Durumdan suphelenerek kadinin
babasina haber verdi. Babasi geldi o da kapinin onunde asayi
gordu. Ofkeyle kapiyi actiklari zaman kadinin odada yalniz
oldugu goruldu. Kadin hilesi ortaya cikti.
Bu anlattigimiz nikah sekilleri Islamiyet oncesi yani Cahiliye
doneminde Araplarda uygulanan ve gayet tabii karsilanan nikah
sekilleridir. Bunlardan bugun de uyguladigimiz nikah sekli olan
mehir verilerek bir kisiye nikahlanma sekli haric digerleri
Islamiyet in gelisiyle yasaklanmistir. Kadin- erkek iliskilerine
bir sinir, bir kisitlama getirilmistir Bu koydugu sinirla
kadinin ozgurlugu elinden alinmamistir. Kadin- erkegin iffet
olculeri icerisinde yardimlasmalari ve dayanismalari elbetteki
elzemdir. Kadin kadinligini bildigi, cilve, naz veya karsi cinsi
cekecek sekilde konusmadigi, giyinmedigi ve tutarli, kararli
hareket ettigi muddetce erkeklerle beraber savasabilir, ticaret
yapabilir, yazi yazabilir, okuyabilir. Onun elinden bu haklari
alinmis degil. Eger kadina ve erkege bir yasaklama getirilmisse
bu hem kadinin iffeti ve selameti icin hem de dogacak cocuklarin
nesebinin temiz olmasi icindir. Cunku Islam, sehevi duygularin
tahrik olmadigi kan ve etten kaynaklanan durtulerin galeyana
gelmedigi tertemiz bir toplum kurmayi hedefler... Davetkar bir
bakis, bastan cikarici bir hareket, gosterisli bir taki ve
ciplak bir beden... Butun bunlar bu cilgin hayvani doyumsuzlugu
azdirmaktan, sinir ve irade dizgininin elden cikmasina neden
olmaktan baska sonuc dogurmazlar. Bundan sonra, ya hicbir sinir
tanimayan cinsellik ya da bastan cikarilmasina, tahrik
edilmesine ragmen tatmin olmasina engel olmanin dogurdugu
sinirsel hastaliklar, p$ikolojik kompleksler... Her ikisi de hic
kuskusuz iskence kadar aci verir insana... Iste bu yuzden
Islamiyet; her turlu pislikten arinmis bir toplum kurmak, bu
kiskirtici ve bastan cikarici davranislarin onune gecmek icin
kadin ve erkek iliskilerine sinir koymustur. Kadin ve erkegin
aynen cahiliyedeki gibi evlenmelerinin onunu kesmistir.
Simdi toplumumuza bir bakiniz. Bazi kisilerin yasadigi cinsellik
ve gayri mesru hayat ve gayri mesru iliskiler nasil da cahiliye
donemindeki kadin ve erkeklerin iliskilerine benziyor? Medeniyet
(!) ve kadin ozgurlugu (!) adina bundan yakla$ik 1500 yil yani
15 asir once uygulanan ve o toplumca hos gorulen iliski
sekilleri bu cagda taklit edilerek yeniden tatbik edilmeye
calisilmakta... 15 asir oncesi ve medeniyet? Korkarim yapilan
ozendirici propagandalar ile cahiliye toplumunun dogal
karsiladigi bu iliskileri bizim toplumumuzun dogal karsilamasi
yakindir, MEDENIYET adina(!). .
KAYNAKLAR
Ebu Davud, Sunen, terc. Necat Yeniel; ve dgr., Istanbul 1988ss.
18-19
Gunaltay, M. Semseddin, Islam Oncesi Araplar ve Dinleri, sadel.
M.Mahfuz Soylemez, Ankara 1997
Cuneyt Suavi : Bir haftalik evliyalik.
Televizyonda dini bir program seyrediyorum. Ekrandaki kisi,
Ilahiyat fakultelerinin birinde dekan olmali. Eski asirlardaki
maneviyat buyuklerinden bahsederken:
- Onlar, goz ucuyla da olsa nisa taifesine bakmazlarmis, diyor.
Nerde simdi o buyuk evliyalar?
Duydugum sozler, damarima dokunuyor. Ve her muslumanin yapmasi
gereken bir seyin hic yapilmiyormus gibi gosterilmesi, beni ta
can evimden vuruyor. Biraz dusundukten sonra muthis bir karar
aliyor ve kendi kendime soz veriyorum: Hocanin nisa taifesi
dedigi hanimlara, konusmak icin bile olsa bir hafta boyunca
bakmayacak ve zamanimizda da buyuk evliyalar oldugunu
ispatlayacagim. Program bittikten sonra ekmek almak uzere disari
cikiyorum. Daha merdivenlerden inerken, alt kata yeni tasindigi
soylenen kiracilarla karsilasiyorum. Evde ne kadar kadin, kiz,
coluk, cocuk varsa hepsi kapida. Hanimlardan biri, benim Turkiye
sinirlarini asan sohretimi duymus olmali. Daha gorur gormez:
- Vayyyy!... Cuneyd bey, diyor. Kizlarimin tarifinden tanidim.
Cay icmeye gelecegiz ins.
Ben aldigim karar geregi hemen basimi egerken:
- Hosgeldiniz efendim, diyorum. Ins memnun kalirsiniz
komsulugumuzdan. Duydugum seslerden, kalabaligin icinde bir de
erkek cocuk oldugu anlasiliyor. Ona bakayim derken kazayla
hanimlari gorurum diye gozlerimi kaldiramiyorum yerden. Cocuk,
ablasi olacak kizlardan birine fisildayip:
- Ben sana, bu adamin kendini begenmis bir zuppe oldugunu
soylemistim, diyor. Yuzumuze bile bakmiyor.
Hemen arkasindan yasli bir kadin sesi:
- Vah evladim vah, diyor. Ne kadar da mahcupmus zavallicik.
Anlasilan kucukken cok dovmusler.
Her evliyanin basina gelen $ikintilar benim de basima geliyor
tabi ki. Aceleyle merdivenlerden iniyor ve sokaga atiyorum
kendimi. Metodum gayet basit: Yururken sadece yere bakacak ve
bana dogru yaklasan kisilerin ayakkabilarindan erkek oldugunu
anladigimda, basimi kaldirip rahatca yuruyecegim. Bu buyuk
bulusumu uygulamak uzere daha birkac adim attigimda, neye
ugradigima sasiriyorum. Moda midir nedir bilmiyorum ama,
hanimlarin onunda pantolon var. Altlarinda da aynen benimkiler
gibi ucu kut, tabani genis erkek ayakkabisi veya koca koca asker
postallari. Anlasilan dikkatli olmaliyim. Basimi hic kaldirmadan
giderken, yanimdan gecen kadinlarin seslerini duyuyorum. Bir
tanesi arkadasina hitaben:
- Bu adamda bir tuhaflik var ayol, diyor. Bosuna dememisler dost
basa, dusman ayaga bakar diye.
Diger kadin, daha farkli goruste. Benden uzaklasip duvar dibine
kacarken:
- Benim de gozum tutmadi kardes, diyor. Belli ki capkinin teki.
Yere bakan, yurek yakan cinsindendir mutlaka. Ben, yine evliya
sabriyla ve ayni sekilde yururken, birden ne oldugumu
anlayamadan kendimden geciyor ve ilac kokulu bir yerde gozlerimi
aciyorum. Yattigim yerin etrafinda, beyaz elbiseli genc kizlar
dolaniyor. Verdigim soz geregi hemen gozlerimi kapatarak nerede
oldugumu kestirmeye calisirken, hastanede bulundugumu anliyor ve
basucumdaki hemsirelerin konusmalarina kulak veriyorum.
Kizlardan biri, gozlerimin kapandigini farkedince:
- Yine kendinden gecti zavalli, diyor. Bu ucuncu bayilisi.
Onundeki elektrik diregini gormemis.
Hemsirelerin yaninda bir de erkek hasta bakici olmali. Sinir
sinir gulup:
- Biraz onceki elektrik kesintisi, demek ki bu yuzdenmis, diyor.
Adamin kafasindaki sislige bakilirsa, Allah bilir devirmistir
diregi. Ayaga bir kalkabilsem, ben neyi devirecegimi cok iyi
biliyorum ama ne mumkun. Basim donme dolap gibi donuyor, beynim
feci zonkluyor.
Biraz sonra erkek doktor geliyor yanima. Ve beni gorur gormez:
- Gecmis olsun Cuneyd abi, diyor. Cok fena carptigin icin sag
gozunu bandajladik. Bir muddet tek gozle idare et. Neyse, zor da
olsa biraz sonra cikiyorum oradan. Ama artik akillandigim icin
yere falan bakmak yok. Yeni metoduma gore saglam kalan gozumle
yol kenarindaki apartmanlarin ust katlarina bakacak ve karsimdan
gelen insanlari siluet(goruntu) olarak farkedip yolumu
bulacagim. Planimin oldukca basarili oldugunu dusunurken,
seslerinden anladigim kadariyla manavdan alisveris yapan bir
kadin, yanindaki arkadasina beni gosterip:
- Su terbiyesize bak, diyor. Tek gozlu olduguna aldirmadan
balkondaki kizlari seyrediyor. Obur gozun de kor olsun ins. Can
$ikintisindan sicak sular bosaliyor tepemden. Ne kadar masum
oldugumu nerden bilsin zavalli. Ben, soylenenlere sabretmeye
calisarak yine ust katlara bakarken, sanki o yukseklerden
dusuyormus gibi bir halle tekrar geciyorum kendimden.
Anlasilan yine hastanedeyim. Biraz onceki hemsirelerden biri:
- Hayret ya! diyor. Bu yine ayni adam. Kanalizasyon cukuruna
dusmus bu sefer.
Bir anda anliyorum basima gelen felaketi. Ustum basim
copluklerden beter kokuyor. Butun kemiklerimle birlikte saglam
zannettigim gozum de sizliyor. Hastaneden bir an once kacabilmek
ve eve donup temizlenebilmek icin saga sola bakinirken, bir
turlu goremiyorum etrafimi. Yine ayni doktor:
- Bosuna ugrasma abi, diyor. Morardigi icin obur gozunu de
bandajladik. Bir haftacik sabretmen gerekiyor. Ben, bu sure
icinde ne yapacagimi dusunurken, daha onceki hasta bakici,
hemsirelere laf atarak:
- Cuneyd abi size fena tutuldu, diyor. Baksaniza saatte bir
ugruyor. Bu adama sinirimden atesler basiyor yuzumu. Iyilesir
iyilesmez hastaneye ucuncu kez ugrayip onun gozlerini de
benimkine benzetecegim kesin. Her neyse, beni bir ambulansa
bindirip eve gonderdiklerinde alt kattaki komsularimiza
rastliyorum yine. Sanki beni bekliyorlar kapida. Hanim ve
kizlari, Gecmis olsun dileklerini ayri ayri iletirken, cocuklari
olacak o haylaz velet, yine haince fisildiyor ablasinin
kulagina: Bizim zuppe cezasini bulmus diyerek. Komsularimizin
yardimiyla merdiveni cikip iceri girerken, kendi kendime
verdigim sozu bir hafta boyunca ek$iksiz olarak tutacagim icin
yine de seviniyor ve Evliya sozu, iste boyle olur diye
kasiliyorum. Gozlerim acildiginda, ne yapacagimi simdilik
bilmiyorum. Ama bir haftalik da olsa evliyalik guzel bir sey,
degil mi?
Cuneyt Suavi
![]() ![]() ![]() |
Sanatin vazifesi, tabiati kopya etmek degil, tabiati ifade
etmektir.
Balzac
BENDEN KUR AN DISINDA BIR SEY YAZMAYIN.
- - -
Kim, benden Kur an disinda bir sey yazmissa, onu imha etsin.
Muslim-Zuhd/72(3004) /4137 Ebu Davud-Ilm/3(3647) /4136
Musned-c.3/12,21,39 Darimi-Mukaddime/42
- - -
Zeyd Ibnu Sabit Hz. Muaviye radiyallahu anhuma nin yanina
girmisti.
Hz. Mu aviye ona bir hadisten sual etti.
Zeyd de hadisi ona soyledi.
Hz. Muaviye (orada hazir bulunan bir adama) hadisi yazmasini
emretti.
ZEYD MUDAHALEDE BULUNARAK RESÛLULLAH ALEYHISSALATU VESSELAM,
HADISLERINDEN HIC BIR SEY YAZMAMAMIZI EMRETMISTI dedi.
Bunun uzerine Hz. Muaviye yazilani derhal imha etti.
4106 - El-Muttalib Ibnu Abdillah Ibni Hantab radiyallahu anh
anlatiyor:
Ebu Davud, Ilm 3, (3647).
- - -
Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: Benim hakkimda
yalan soylemeyin. ZIRA BENIM UZERIME YALAN UYDURAN CEHENNEME
GIRER.
5176 - Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor:
Buhari, Ilm 38; Muslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, Ilm 8,
(2662).
- - -
Hadisler hadisciligi yalanliyor.
Buna bakarak Sunni mezheplerin kufre saptigini soylesek abartmis
olur muyuz?
Araplari aldatarak Osmanli Devleti aleyhine kiskirtip isyana
sevkeden Ingiliz casusu Lavrence in, yardimcilari Nuri Said,
Faysal ve Serif Huseyin ile birlikte Sam da Turkleri
katlettikten sonra: Evet onlari isyana ben kiskirtmistim. Ama
boylesine vahsice kan dokeceklerini hic tahmin etmemistim. Bazi
mahalleleri gezerken silahsiz Turk askerlerinin nasil
oldurulduklerine bakamadim; tiksindim bu vahsetten diyerek
itirafta bulunmustur...
(Kaynak: Ilhan Bardakci; Imparatorluga Veda, Hulbe Yayinlari,
Istanbul/1985, s.572)
Okumadan alim, gezmeden seyyah olunmaz.
Anonim
Hadis-i Serif te, Yahudiler, taslarin ve agaclarin arkalarina
saklanacaklar, tas veya agaclar Ey Musluman, ey Allahin kulu,
iste Yahudi benim arkamdadir.
Gel onu oldur. diyecektir.
Ancak Garkat agaci haric.
Zira o, Yahudi agaclarindandir diyecegi ifade ediliyor.
(Buhari, Tecrid, IX, 73; Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tac, I,
25).
Sultanlarla, halifelerle yonetilmis ve yonetilen memleketlerde
vatan icin, millet icin en buyuk tehlike, sultanlarin ve
halifelerin dusmanlar tarafindan satin alinmalaridir.
Bu cogu kez kolaylikla saglanagelmistir.
Meclislerle yonetilen memleketlerde de, en oldurucu taraf, bazi
milletvekillerinin yabancilar adina ve hesabina calinmis ve
satin alinmis olmalaridir.
Millet meclislerine kadar girebilmek yolunu bulabilen
vatansizlara tesaduf etmenin uzak bir ihtimal olmayacagina,
tarihin bu konudaki ornekleriyle karar vermek zorunludur.
Bunun icin millet, vekillerini secerken, cok dikkatli ve kiskanc
olmalidir.
Milletin hatadan korunmasi icin tek guvenilir care, dusunce ve
hareketleriyle milletin guvenini kazanmis siyasal bir partinin
secimde millete rehberlik etmesidir.
Genellikle millet bireylerinin, adayliklarini ortaya atan her
kisi hakkinda karar vermeye yarayacak guvenilir bilgi ve
isabetli goruse sahip bulunacagini kabul etmek, teorik olarak
tasarlansa bile, bunun tamamen dogru olmadigi, deneyimlerin
deneyimleriyle inkar edilmez bir gercek olmustur.
Mustafa Kemal Ataturk
(1927); (Nutuk 11, s.501-502)
Risale-i Nur , Said-i Nursi ye Allah tarafindan verilmistir
Bediuzzaman cevap veriyor , 1960″ adli yazida :